Dayım Behçet Bana Tecavüz Etti
Sevgilim,
Sana bu mektubu hastaneden, hasta yatağımdan yazıyorum. Başımızdan geçen bunca olaydan sonra, yaralı, sarsılmış, yorgun, üzgünüm.
Biliyorum, sen de çok yıprandın. Beni görmek istememeni anlayışla karşılıyorum. Gazetelerde, haberlerde manşet olduk hepimiz… Bir sürü yalan yanlış ifadeler, çarpıtmalar, yalanlar… Dayı yeğen ilişkisi… Çirkin ifadeler…
Bu mektubu bunun için yazıyorum. Olayları bir de benim gözümle görmeni, beni anlamanı istedim. Bilmiyorum, bu mektup eline geçer mi, okur musun, yırtıp atar mısın? En azından benim içim rahatlayacak, kimseye anlatamadığım gerçekleri anlatmak bana iyi gelecek. Günah çıkarmak gibi bir anlamda, her ne kadar günahlarım bağışlanır gibi olmasa da…
Bu yüzden, her şeyi, ama her şeyi en ince ayrıntısına kadar, hiçbir şey gizlemeden, ayıp, günah, tabu, argo, örtmeden, saklamadan yazacağım sana… Sonra sen ne düşünürsen düşün hakkımda… Umurumda değil artık… Bıktım her şeyden…
Her şey Almanya’da babamın ölümü üzerine genç yaşında dul kalan annemle birlikte Türkiye’ye dönmemizle başladı. İlkokulu yeni bitirmiştim. Kaçarak evlenmiş, Almanya’da mutlu bir yaşantısı olan annem, babamın iş kazasında ölümü üzerine tutunacak bir dalım kalmadı diyerek beni de alıp yurda dönmüştü.
Yüklü bir kaza tazminatı ödenmişti bize… Paraya ihtiyacımız yoktu. Paranın bir kısmıyla iki katlı bir ev satın aldı annem. Annesi ve bekar dayımla birlikte o iki katlı evde yaşamaya başladık.
İlk başta ortama alışmakta Almancı çocuğu olarak, bir yeni yetme ergen olarak çok zorluk çektim. Kırık Türkçem, rahat giyim tarzım, rahat tavırlarım nedeniyle okulda, sokakta dışlandım hep, adapte olamadım, kendi kabuğuma çekildim. Mutsuzdum.
Su gibi geçti yıllar… Serpildim. Uzun sarı saçlarım, bebek gibi yüzüm, etli dudaklarım, biçime giren seksi vücudumla lolita gibi bir şey olmuştum. Oğlanlar rahat bırakmıyordu ama hep ürküyor, kaçıyordum onlardan… Koleji bitirdim, özel bir üniversiteye yazıldım.
Koca evde anneannem, annem, dayım ve ben yaşıyorduk. Dayım erkek güzeli, yapılı, uzun boylu, uzun saçlı, yakışıklı, esprili, anlayışlı, kısaca dünya tatlısı bir insandı. Beni çok seviyor, her derdime ortak olmaya çalışıyordu. Tek kusuru iş sahibi olamaması, annesine bağımlı yaşamasıydı.
Güya müzisyendi. Bir orkestrada gitar çalıyor, iş bulursa gidiyor, bulamazsa evde, kendine benzer arkadaş çevresinde ağustos böceği gibi yaşayıp gidiyordu. Eğlenmeyi, gülmeyi, içki alemlerini çok severdi. Hayrandım ona… Bana yaşıtıymış gibi davranıyor, pohpohluyor, iltifatlar yağdırıyordu. Anneme de aynı şekilde…
Annemle dayım çok iyi anlaşıyorlardı. Babamın ölümüyle kararan annem yeniden çiçek açmıştı sanki… Gülüyor, konuşuyor, hele dayım yanında olunca bambaşka biri oluyordu. Dayımın işe gitmediği geceler biz yattıktan sonra bile baş başa oturur fısır fısır konuşurlar, gülüşürlerdi. Yattığım yerden kahkahalarını duyardım hep… Anneannemse hep sessizdi. Katılmazdı onlara, neşelerine… Asık suratla oturduğu koltuktan ikisini izlerdi hep… Ne düşünürdü onlara bakarken bilmem…
O gecelerden birindeydi yine… Uykumun arasında bir ses duydum sanki, gözlerimi açıverdim. Üst kattaydı odam, uyku sersemi geceliğimle kalkıp sesin kaynağını aradım. Anneannemin odasından horlaması duyuluyordu. Annemin odasına baktım, yoktu. Aşağıya indim sessizce… Yemek odası, salon, mutfak… Annem yoktu. Dayım da…
Dayımın odasına yöneldim. Sesler oradan geliyordu. Bir inleme sesi… Sürekli tekrarlayan monoton bir ses, yatak gıcırtısı gibi bir şey… Kapı aralıktı hafifçe… Bugün gibi aklımda her şey, saniyesi saniyesine, an be an…
Merak ağır bastı. Çıplak ayaklarımla sessizce ilerledim, kendimi göstermeden içeriye baktım. Dayım, ah benim zampara dayım… Karanlık odanın içinde geniş yatakta bir kıpırtı, bir hareket… Bildik sevişme görüntüsü…
Dayım üstte, altında yatan kadının bacaklarının arasına girmiş, çıplak, kaslı sırtı sürekli inip kalkıyor, kalçaları sürekli hareket halinde… Durmadan inip kalkıyor kalçası… Altta yatan, yüzünü göremediğim, kuştüyü yastığa başı gömülmüş kadın ise sürekli inlemede…
Öyle zevk alıyorlar ki ikisi de, kendilerinden geçmişler. Kısmaya çalıştıkları inleme seslerinin, nefes alışverişlerinin duyulmasından endişe duymayı bile unutmuşlar.
Manzara güzeldi doğrusu… Ergenliğimin son demlerini yaşıyorum. Hormonlarım zirve yapmış. Her şeyde seks objesi görüyorum. Kapının önünde mevzi aldım. İçeriyi gözlüyorum. Annemin valizlerinden aşırdığım seks dergilerindeki resimler gibi, almanyadan getirdiği seks videolarındaki gibi bir sahneyi canlı canlı izliyordum.
Üzerlerine örttükleri çarşaf beline kadar sıyrılmıştı dayımın… Hareket ettikçe ince çarşaf bacaklarından kaydı. Şimdi kaslı çıplak kalçalarının loş ışıkta makine gibi inip kalktığını, kadının içine girip çıktıkça kasılıp gevşemelerini daha iyi görebiliyordum. Kadının ikiye ayrılmış bacaklarının titremelerini, boynuna dolanan kolların kasılmalarını da…
Aslında anında geri dönüp yatağıma gitmem gerekirdi normal olarak… Ve her şeyi unutmalıydım. Yaramaz dayımın yaramazlıklarından biri işte… Fakat yapamadım. Onun yerine kapının pervazına dayanmak zorunda kaldım. Öyle tahrik olmuştum ki…
Elim gayrı ihtiyari göğsüme gitti. Avuçlayıp sıktım. Diğer elimse aynı anda kısa tül geceliğimin altına dalmıştı çoktan, külodumun üzerinden yeni tüylenmiş amımı okşamaya başlamıştım bile…
Dediğim gibi yabancı değildim böyle şeylere… Annem seks eğitimimi vereli çok olmuş, her şeyi öğrenmiştim. Hele onun zuladaki porno dergilerine de dadanınca bilmediğim şey kalmamıştı hemen hemen… Gecelerim uykudan önce kendimi okşamayla sona eriyordu.
Bu geceyse burnumun dibinde canlı porno izliyordum dayımın sayesinde… Kukumu okşayan parmaklarım ıslanmıştı bile anında… Suyum akıyordu. Ustalaşmıştım artık… Kızlığımın bozulmasından korkmadan, becerikli parmaklarımla klitorisimi okşayıp duruyordum.
Meme uçlarım pütür pütür kabarmışlar, geceliğime sürtünüp duruyorlardı. Arada ıslak parmaklarımın arasına alıp rahatlatmaya çalışıyordum onları… Tabi daha beter zevk alıyor, azıyordum böyle yaptıkça…
Külodum parmaklarıma engel oluyordu. Sabırsızca iki yandan tutup aşağıya indirdim, ayaklarımı silkeleyip olduğum yere çıkarıverdim. Şimdi daha rahat okşayabilirdim kendimi…
Dayımın temposu giderek artıyordu. Altındaki kadının nefes alış verişleri de sıklaşmıştı. Bacaklarını dayımın beline doladı. Kendini askıya aldı. Dayım ne istediğini biliyor olmalıydı ki, kendini yana atıp sırt üstü yatağa devrildi kadının içinden çıkmadan… Belki iki saniye sürmemişti yaptıkları hareket…
Kadın şimdi dayımın üstüne çıkmış, hatırı sayılır bir uzunluğa sahip olduğunu rahatça görebildiğim koca sikinin üstünde kalçalarını indirip kaldırıyor, kısık kısık inliyordu. Dayım kollarını iki yana açmış, çarmıha gerilmiş isa gibi yatıyordu yatakta… Üstünde inip kalkan kadının verdiği zevkin keyfini sürüyordu.
Bense donup kalmıştım. Ağzım açılmış, biri kukumu, diğeri memelerimi okşayan ellerim hareketsiz vaziyette, hayretle yatağa bakıyordum. Altta yatan kadının üste çıkmak için yaptığı iki saniyelik hareket esnasında kadının yüzünü gördüm hayal meyal…
Annem…
Dayım – Başlangıç (1), resim №2
Nefessiz kalmıştım. Gözlerime inanamıyordum. Benim melek gibi güzel, genç, seksi annem… Babam öldüğünden beri erkeksiz yaşayan, benden sakladığı alman porno dergileriyle, filmleriyle nefsini körleten annem…
Dayımın yatağında, öz kardeşiyle sevişen kadın benim annemdi… Aptallaştım sanki o anda… Havsalam almıyordu bir türlü… Nasıl olurdu böyle bir şey? Nasıl yaparlardı? İki kardeş, aynı yatakta, büyük bir şehvetle, birbirlerinin içine girmiş vaziyette… Ben ne yapacağımı şaşırmış durumda bakarken dayımın fısıltısını duydum,
“Abla… Ahh… Abla ben geliyorum…” Annem kalçalarının hızını arttırarak yanıtladı onu,
“Ohhh… Bekle canım… Biraz daha… Tut kendini… Ohhhh… Çok güzel… Harikasın… Ben de geliyorummm… Ooohhhh… Hadi… Şimdi… Çık içimden…”
Kendini yana attı annem, kasılarak orgazm olurken dayımın damarları fırlamış kocaman sikine yapıştı aynı anda… Eliyle tutup boşalmasına engel olurken, az önce amından çıkan ve loş ışıkta pırıl pırıl parlayan sikin ucunu ağzına soktu. Yattığı yerde kasılmaya başlayan dayımın spermlerini ağzına boşalttı, emdi, emdi…
Yutamadığı spermler ağzının kenarından taşmaya başlamıştı. Yutkunup dilini çıkardı, dayımın erkekliğinden taşaklarına doğru sızan son sperm damlalarını da diliyle yalayıp bir güzel temizledi.
Yorgun argın başını dayımın göğsüne dayadığında hala yalanıp duruyordu pembe diliyle… Kırmızı dudakları pırıl pırıl parlıyordu. Dayım annemin uzun sarı saçlarını okşadı sevgiyle… Başını kaldırıp o ıslak dudaklarını öptü.
“Harikaydı aşkım… Bitirdin beni…” dedi annem.
“Ah ablacım… Asıl sen beni bitirdin. İliklerimi kuruttun bütün gece… Artık halim kalmadı seni sikmeye…” diye cevap verdi dayım… Annemse güldü,
“Merak etme azgın kardeşim. Senin erkekliğin hiç bitmez. Öyle güçlüsün ki… Doyamıyorum seninle sevişmeye… Öyle mutlu ediyorsun ki beni… Bilemezsin…”
Kapının önünde durmuş, yatakta yorgun argın yatan iki kardeşin, iki aşığın seks konuşmalarını dinliyordum. Şaşkınlığım geçmeye başlamıştı yavaş yavaş… Fakat ne yapacağımı bilemiyordum.
Ne düşünmeliydim şimdi? Bir kadın, bir erkek vardı karşımda birbirlerini arzulayan, isteyen, seks yapan, sevişen… Biri dayım, biri annem… Canlarım…
Tam o anda annem dayımın göğsünden başını kaldırdı. Dayımın dudaklarına bir öpücük kondurdu sevgiyle,
“Ben gideyim aşkım…” dedi yine fısıltıyla… “Seninle uyumayı çok isterdim ama annemiz ya da yeğenin, bizi aynı yatakta çırılçıplak uyurken görmesinler.” Dayım annemin ellerini öpüyordu yattığı yerden…
“Ah ablam benim… Ne kadar isterdim seninle birlikte yatmayı, uyumayı… Ne zaman bitecek bu kaç göç, bu korku?”
Annem tekrar eğilip öptü, sonra yatağın yanında, yerde duran geceliğini alıp üstüne geçirdi.
“Yapacak bir şey yok aşkım..” dedi saçlarını toplayıp düzeltirken… “Yaptığımız zaten yanlış bir şey… Herkesten saklamak zorunda olduğumuzu biliyorsun sen de… En azından geceleri bizim… İyi geceler erkeğim, bir tanem… Seni seviyorum.”
“Ben de seni seviyorum ablacım… Hem de çok… Canımdan çok… İyi uykular…”
Annemin kapıya yöneldiğini görünce kendime geldim. Telaşla zıpladım yerimden, geriye dönüp üst katın merdivenlerine yöneldim hızlıca… Nefes nefese odama girip kapıyı ardımdan kapattım. Kendimi yatağa attım.
Annemin odasındaki ebeveyn banyosunun ışığı yandı, su sesi duyuldu. Annem yatmadan önce duşunu alıyordu herhalde… Bir süre sonra tıkırtılar kesildi. Ev derin bir sessizliğe büründü.
Gecenin karanlığında ellerim başımın altında dakikalarca tavanı seyrettim boş boş… Ne düşüneceğimi bilemiyordum. Ne zaman uykuya yenik düştüm, hatırlamıyorum.
Abuk subuk rüyalar gördüm o gece… Islak, beni uykumda azdıran, inleten rüyalar… Dayımın erkeklik organı kovalıyordu beni… Kocaman, devasa… Bacaklarımın arasına girmeye çalışıyordu.
Bakalım başıma neler gelecek bundan sonra, neler olacak diye kocaman bir soru işareti uykumun arasında bile rahat bırakmıyordu beni…
Dayım ve annemin sevişmesine ilk kez tanık olduğum o gecenin sabahında şiş gözlerle kalktığımda her zamanki gibi kahvaltı sofrası hazırlanmış, ev halkı masanın başına oturmuştu bile…
Aceleyle giyinip aşağıya indim. Sessizce bir şeyler yemeye çalıştım. Dayımla annemin birbirlerine bakışları, sevgi dolu konuşmaları, artık bambaşka anlamlar ifade ediyordu benim için…
Bir ara annemin meraklı bakışlarını üzerimde hissettim sanki, başımı öne eğip ona bakmamaya çalıştım. Hala ne yapacağıma karar verememiştim. Kalkmak üzereyken annem biraz durgun bir tavırla,
“Vaktin var mı Gül? Bir şey konuşmam gerek seninle…” diye sordu. Telaşla
“Okula geç kaldım annecim, sonra konuşalım…” diye cevap verip kalktım, kitaplarımı alıp çıktım. Henüz dayımla, ya da annemle baş başa konuşacak halde değildim. Ne söyleyeceğimi, ne tepki vereceğimi bilemiyordum. Okuduğum özel üniversitenin yolunu tuttum.
Son bir iki dersi kırdım, çıkıp caddelerde avare avare dolaştım. Gözümün önünden geceki sahneler, annemle dayımın sevişmeleri, birbirine dolanan çırılçıplak vücutları gitmiyordu bir türlü… Kordonda bir kafeye oturup bir şeyler içtim dalgın dalgın…
Akşam eve gittiğimde dayım yoktu, orkestradan çağırmışlar, işe gitmişti. Sabaha karşı gelirdi artık… Dalgın, sessiz yemeğimi yedim. Televizyon izledim büyüklerle uslu uslu… Oysa aklım başka yerlerde, ne izlendiğinden bile haberim yoktu.
İzin isteyip yukarıya odama çıktım. Geceliğimi giyip yatağıma uzandım. Gözümde yine dün gece izlediğim seks sahneleri dans etmeye başladı. Dayımın erkekliği… Annemin biçimli kalçalarının inip kalkışı… Dayımın bütün döllerini içmesi… Kulaklarımda zevk inlemeleri… Her şey…
Dayanamadım yine, ellerim külodumun içine kaydı, istekle kabaran amımı okşaya okşaya uykuya daldım.
Ne kadar uyudum bilmiyorum. Kapının hafifçe tıklatılmasıyla uyandım. Kapıdaki kimse cevap vermemi beklemeden gecenin sessizliğinde kapımı yavaşça araladı. Koridordan gelen ışıkta içeriye giren kişinin dayım olduğunu gördüm uyku sersemi…
Sessizce odama süzüldü dayım, kapıyı dikkatle kapattı. Uykum açılıvermişti bir anda… Dayım kapının yanından bana bakıyor, uyuyup uyumadığımı anlamak istiyordu.
Daha sabaha çok vardı, bu saatte orkestrada gitar çalıyor olması gerekirdi. Fakat burada, odamda bana bakıyor, fısıltıyla bana sesleniyordu,
“Gül… Uyudun mu?”
Cevap vermedim. Derin nefeslerle sözde uykuma devam ettim. Art niyetim yoktu. Sadece ona ne söyleyeceğimi, nasıl davranacağımı bilemiyordum. Yüzleşmeye hazır değildim henüz… Tilki gibi adımlarla yaklaştı, yatağımın kenarına kadar geldi. Yine seslendi,
“Gül…?”
Yine cevap vermedim. Sırtüstü yatıyordum. Yatak başlığının yanındaki düğmeye bastı, etajerin üzerindeki dekoratif kırmızı gece lambasını yaktı. Şu içinde sıvı olan ve ısındıkça içindeki sıvının hareket ettiği gece lambalarındandı.
Biraz sonra uykuya dalarken seyretmeyi çok sevdiğim gibi kırmızı sıvı hareket etmeye, odanın içinde alevden görüntüler yaratmaya başladı.
Beni daha iyi görebilmek için mi açmıştı ışığı? Kısa tül geceliğim vardı üzerimde… Sütyen takmamıştım adetim olduğu üzere, memelerim rahat etsin diye geceleri kullanmıyordum.
Büyük olasılıkla tül geceliğin incecik şeffaf kumaşından, dimdik duran onsekizlik taş gibi memelerimi, pembecik meme uçlarımı görebiliyordu dayım…
Kırmızı saten yatak örtüsü vardı üzerimde belimden aşağısını örtüyordu. Yatağın kenarına oturdu yavaşça… Bir süre kıpırdamadan durup beni seyretti. Bense uyuyordum (!)
“Ohhh… Gül…” diye inlediğini duydum dayımın…
Sonra da üzerimdeki saten örtünün yavaş yavaş, santim santim aşağıya, ayaklarıma doğru kaydığını hissettim. Ürperdim. İçim bir hoş oldu. Az sonra yatakta boylu boyunca serilmiş, dayımın gözlerinin önündeydim yarı çıplak…
Uyurken sıyrılan geceliğim belimde kalıyordu. Minicik külodumu örtmüyordu bile… Bir bacağımı uzatmış, bir bacağım dizimi kaldırmış vaziyette yatıyordum.
Uzun kirpiklerimin arasından süzdüm dayımı… Gözlerini bütün vücudumda dolaştırıyordu. Yiyecek gibiydi bakışları… Delice parlıyorlardı. İnler gibi konuştu,
“Gül… Uyudun mu bir tanem? Güzel prensesim… Seksi lolitam benim… Ne kadar güzelsin… Ahh… Gül… Gül…”
Dayım – İlk Kez (2), resim №2
Ayaklarımda parmaklarını hissedince kıpırdanmamak için baya efor sarfettim. Ayaklarımı okşayan parmaklar tüy gibi hafif yukarılara çıkmaya başladı. Parmak uçları tenime çok minik dokunuşlarla okşaya okşaya ilerliyordu bacaklarımda…
Kasıklarımda bir ateş yandı. Baldırlarımda dolanan parmaklar bacak içlerimi okşadı, oradan minik külodumun kenarlarını dolaştı. Geceliğimin hafif eteğini kaldırıp göbeğimi okşadı. Uyuduğumdan öylesine emindi ki…
Zevkten kendimden geçmek üzereydim. Tüylerimin diken diken olduğunu hissediyordum. Okuldaki çocuklarla yaşadığım kaçamaklara benzemiyordu bu…
Bir erkeğin yatağımda tenimi okşaması ilk kez yaşadığım bir deneyimdi. Ve bu erkek de dayımdı. Tam gözlerimi açıp kendimi koyvermek üzereydim ki dayım kalkıverdi.
“Lolitam benim… Azgın yeğenim… Tıpkı annen gibisin… İki okşamayla amın sulanıverdi hemen… Külodun sırılsıklam olmuş… Ohhh… Bebeğim benim…”
Uyanık olduğumu anlayacak korkusuyla inleyerek yan döndüm yatakta, uykumda döner gibi, duvardan tarafa çevirdim yönümü… Yuvarlak kalçalarımı görüyordu şimdi dayım…
Sesi kesildi, bir süre bekledi. Ben uyumaya devam edince rahatladı sanırım. Gözlerim açık, ne yapacak diye bekliyordum.
Birden ateş gibi yanan dudaklarını kalçamda hissettim. İnlememek için dudağımı ısırdım. Yine tüy gibi dudaklarını kalçamda dolaştırdı, külodumun kenarlarını öpe öpe tavaf etti. Dudaklarının yanı sıra parmakları da katılmıştı okşamaya…
Yatağım dayımın ağırlığıyla çökünce, arkama uzandığını anladım. Üzerinde giysileriyle uzanmış, kalçalarımı, belimi, bacaklarımı okşuyordu sürekli… Elimde olmadan inledim.
“Immmm…” Bir an durdu, dinledi, sonra devam etti okşamaya… Nefesini ensemde, boynumda hissediyordum.
Yine dudakları bıyıkları boynumda gezinirken, parmakları külodumun kenarından içeriye daldığında, kukumu okşamaya başladığında ne yapacağımı bilemedim.
Sanki her gece beni rahat bırakmayan, delirten o ıslak rüyalarımdan birini görüyor gibiydim. Uykumdaymış gibi “mmmmm…” diye inliyordum.
Duyduğum zevkten bayılabilirdim. Dayanamazdım artık… Dünya umurumda değildi. Kendimi öyle kaptırmıştım ki… Dayım da benden farksızdı aslında…
Aniden yattığım yerde, dayımın kucağında ona dönüverdim, gözlerimi açıp dayıma baktım. Şaşırmış kalmış, aldığı zevkten allak bullak olmuş yüzüyle bana bakıyordu…
“Dayı…?” dedim. Bir şey söyleyemedi dayım… Sadece baktı…
İnce tülün altında kabarmış uçlarıyla iri memelerim inip kalkıyor, koşuya çıkmışım gibi nefes alıp veriyordum. Zevkten aralanan dolgun dudaklarım içimdeki ihtirasın alevinden, nefesimden kurumuştu.
İstemsizce dilimi çıkarıp kuruyan dudaklarımda gezdirdim ucunu, ıslattım. Sanırım dayım için öldürücü darbe olmuştu dilimle yalandığımı görmek…
“Ohhh… Gülll…” diye inleyerek, dudaklarımı yalayan dilimi kapmak ister gibi hızla dudaklarıma kapandı. Uzun uzun öptü dudaklarımı…
Dayım – İlk Kez (2), resim №3
Emiyor, dilinin ucuyla yalıyor, hırsla, şehvetle öpüyordu. Nefessiz kalmıştım, ağzımı açmak istedim, dili ağzımın içine girdi. Dilimi okşuyor, emiyordu.
Eli göğüslerimi okşarken, pantolonlu bacağı çıplak bacaklarımın üstüne atmış, bedeninin yarısı benim üzerime çıkmış, altında eziyordu.
Başta ona katılmadan yatarken nefessiz kalınca dayanamadım, ellerimle uzun saçlarını tutup dudaklarımı kurtardım dudaklarından… Ateş gibi yanıyordu dudaklarım…
Derin bir soluk aldım derin denizlerden yüzeye çıkan dalgıç gibi… Körük gibi nefes alıp veriyorduk ikimiz de…
“Dayı…?” diye fısıldadım nefes nefese… Eğilip tekrar dudağımdan öptü, bu kez hafifçe, sevgiyle…
“Şşşş… Konuşma hiç bebeğim…” dedi.
Tül geceliğimin askılarını tuttu, omuzlarımdan sıyırdı. Sırtımı kaldırıp yardımcı oldum. Gecelik belime indi. Heyecanla dikilen, şehvetle titreyen göğüslerimin çıplak görüntüsüyle göz ziyafeti çekti kendine…
Gözünü ayırmadan üzerindeki gömleğin düğmelerini açtı tek tek… Kılsız, kaslı göğsü meydana çıktı yavaşça… Önünü tamamen açınca tekrar kapandı üzerime… Dudakları boynumda, yanaklarımda, gözlerimde dolaştı. Sonra da dudaklarıma kapandı.
Bu kez sımsıkı sarıldım ona… Körpe bedenim, çıplak göğüslerim onun kaslı erkek bedeninin altında ezilirken vahşice öpüşmeye başladık. Elini göğsüme getirip avuçladı. Ağzının içinde dillerimiz savaşırken zevkle inledim. Parmakları göğsümü okşadıkça zevkten bitiyordum.
Sonra okşaya okşaya aşağıya indi. Karnımı, belimi, kalçamı okşadı. Elini külodumun içine daldırıp kukumu avuçladı. Sürekli inliyordum. Duyulmaktan korkarak ağzımı dudaklarıyla kapattı iyice…
Dayım – İlk Kez (2), resim №4
Orta parmağı klitorisimi okşayınca hele, kendimden geçtim adeta… Sarsıldım. Orgazmın dalgaları sardı bedenimi… Kasıla kasıla boşaldım dayımın altında…
Gözlerim kaymıştı zevkten, bir şey görmüyordum, bayılacak gibi oldum. Kendimden geçmek üzereyken bıraktı beni, yanıma devrildi.
Ona doğru dönüp ellerini tuttum. Yatakta eğilip bükülüyor, kıvranıyor, kasılıp gevşiyordu bedenim… O ise gülümseyerek beni izliyordu. Sonunda bitti fırtına… Elimi tuttu, dudaklarına götürüp parmaklarımı öptü tek tek…
“Harikasın bebeğim…” dedi sevgiyle…
Halsiz halsiz gülümsedim. Dayımsa elimi öpmeyi bırakıp çekiştirdi, aşağıya, hala üzerinde duran pantolonunun önüne götürdü elimi… Kumaşın altındaki sertliği okşayıp avuçladım. Dayım inleyerek kemerini çözdü.
Ne istediğini biliyordum. Ben de fermuarını tutup indirdim. Külodu zorlayan penisini hürriyetine kavuşturdum. Dün gece annemin içine girip çıkarken izlediğim devasa penis şimdi minik parmaklarımın arasındaydı.
Kan damarları boğum boğum penisin bedenini sarmıştı. Pembe beyaz gövdesi, koyu renkli yumruğum büyüklüğünde kocaman başlı, iri, kalın bir penisti. İzlediğim pornolardaki erkeklerin penislerine, yapay erkeklik organlarına benziyordu sanki… Öylesine güzel bir görüntüsü vardı ki…
“Yeter artık baktığın Gülüm…” diye inledi dayım… Fısıldayarak konuşuyordu şehvetten çatallaşmış, boğuk sesiyle… Her zaman beni okşayan yumuşak sesinden eser kalmamıştı.
“Hadi artık… Sev onu… Okşa… Öp…”
Ben de öyle yaptım. Okşadım, dilimi boydan boya gezdirip yaladım, etli dudaklarımla başını öptüm. İzlediğim pornolardaki kızlar gibi yapmaya çalışıyordum elimden geldiğince… Ağzımı kocaman açıp yumruk gibi başını almaya çalıştım. Zorlukla başardım.
Ağzımın içini doldurdu penisi, emdim. Kesik kesik, sessizce inliyordu. Başının altına yastık koyup yükseltmiş, beni izliyordu. Penisini yalayan, hayatının ilk oral seksini dayısına yapan güzel yeğenini… Eli başımda saçlarımı okşuyor, aradan uzatıp göğüslerimi avuçluyordu. İnlemeleri arttı.
“Peçete falan var mı?” diye sordu telaşla…
Tükürüklerimle sırılsıklam ıslanmış erkekliğinin gövdesini parmaklarımla sıvazlarken
“Gerek yok dayı, boşal sen…” diye cevap verdim. “Ben hallederim…”
Ve penisin başını emmeye devam ederken parmaklarımı uzatıp testislerini okşamaya başladığımda bedeni kasılmaya başladı. Telaşla başını ağzıma soktum. İlk salvolar geldi. Tuzlumsu, kekremsi tadını aldım spermlerinin… Yuttum.
Arkadan gerisi geldi… İkiye katlanıp saçlarımdan kavramış, döllerini ağzımın içine fışkırtıp duruyordu koca adam… Ben de ona yetişmeye, spermlerinin hepsini yutmaya çalışıyordum.
Sonunda boşalması, kasılmaları bitti. Son kırıntıları da yalayıp temizledim. Dudaklarımda kalan spermlerle kendimi sırt üstü yatağa attım, yanına uzandım. Dayım da yan döndü. Spermli dudaklarımı öptü.
“Ohhh… Bebeğimm…” diye fısıldadı. “Harikaydın… Nerden öğrendin bu kadar harika oral yapmayı seni? Okulda çocuklarla epey pratik yaptın herhalde…” Güldüm. Saçlarını okşadım.
“İlk kez yapıyorum dayı…” dedim mutlulukla şişinerek… “Annemin sakladığı porno dergilerinde, videolarında gördüm nasıl yapılacağını ezberledim izleye izleye…” Güldü,
“Ah şu senin annenin gizli hazinesi… Zavallı, gizli zannediyor ama, annemden başka herkes görmüş o hazineyi anlaşılan…” dedi. Yüzüme baktı sonra,
“Peki sen de o dergilerdeki gibi kendine oral yapılmasını ister miydin Gül? Dilimi ister misin yavrum?” Heyecanla başımı salladım,
“Oh, evet… Hem de çok isterim dayı… Lütfen… O zevki tattır bana…” diye yalvardım adeta…
“Peki öyleyse…” diyen dayım dudaklarımı öptü, oradan gezine gezine aşağılara indi. Dudaklarıyla birlikte bıyıkları boynumu, memelerimi, karnımı gıdıklıyordu. Sonunda göbeğimin altına, küloduma indi dudaklar…
Zavallı külodum yırtılırcasına sıyrıldı altımdan… Bacaklarımdan çıkarıp attı. Kukumu ilk defa bir erkek görüyordu. İlk defa bir erkeğin eli, dudakları değiyordu oralarıma… İnanılmaz bir zevk duyuyordum.
Dirseklerimin üzerinde doğrulup ne yaptığını görmeye çalışıyordum. Kasıklarımı, bacak aralarımı yalayan dili şehvetle şişmiş, kabarmış, yumruk gibi olmuş amımın dudaklarının arasına ilk değdiğinde titredim, kendimden geçtim. Gözlerim karardı.
Dikkatle, özenle, biteviye yalıyordu kadınlığımı.. Bense zevkten ölüyordum. Dilinin ucunu kadınlığımın girişine sokuyor, klitorisimi yalayıp emiyor, içimden akan zevk sularıyla ıslattığı parmağı arka deliğimi okşuyordu.
Sonra o ıslak, kaygan parmak arka deliğimi zorlamaya başladı. Daracık, hiç ellenmemiş büzüğümün, dayımın ıslak parmağının, amımı yalayan dilinin verdiği zevkle açılıp kapanmaya başladığını hissettim.
Kasılan parmaklarımı iki yanıma uzatmış, çarşafı buruşturuyordum parmaklarımın arasında, ondan güç almaya çalışıyordum.
Dakikalar boyu sürdü o korkunç zevk fırtınası… Sanırım bir kaç kez orgazm oldum kasıla kasıla… En son ıslak orta parmağı minik bir penis gibi arka deliğime girip çıkarken, klitorisimi dudaklarının arasında kıstırıp vahşice emerken son orgazmımı yaşadım ve yalvarmaya başladım…
“Ohhhh… Yeter artık… Yeter dayıcım… Bayılmak üzereyim… Ölmek üzereyim…”
Acıyıp bıraktı beni… Yukarı çıkıp dudaklarımı öptü, öptü… Ben oral seks yorgunu, bihuş, ilk kez yaşadığım dünyevi zevklerden şaşkın, ölü gibi yatarken yatakta, o doğrulup kendini topladı.
Uzun saçlarını düzeltip bana, yatakta çıplak yatan yeğenine baktı, gülümsedi. Parmak ucuyla bir öpücük gönderip döndü, dışarıya çıktı.
Öylece, belime toplanmış geceliğimle, yarı çıplak yatıp kaldım. Yarı aralık kapıdan sol taraftaki merdivenler yerine sağa döndüğünü gördüm bir an… Annemin odasına doğru yönelmişti. Gecenin sessizliğinde annemin kapısının açılırken çıkardığı o tanıdık, gıcırtılı sesini duydum.
Yattığım yerde gülümsedim. Beni incitmekten çekinen dayım, annemi uyandırmaya gidiyordu. Yeğeninin oral seksi yetmemişti ona, biliyordum. Annemin yatağına gidiyordu… Gerçek seksi yaşamaya… Onu da, kendini de mutlu etmeye…
Aldırmadım. Ah, herkesin mutlu olmaya hakkı vardı. Az sonra annemin bastırmaya çalıştığı zevk inlemelerini, yatağının belli belirsiz gıcırtılarını duydum.
Dayım, benim aygır gibi güçlü, yakışıklı dayım, aynı gece yeğeninden sonra ablasını da beceriyordu. Gerçek bir erkekti o…
Bir an gidip yine sevişirlerken röntgenlesem mi diye geçti aklımdan, sonra vazgeçtim. Öylece, belime toplanmış geceliğimle, yarı çıplak yatıp kaldım.
Mutlu mesut, suratımda kocaman bir gülümsemeyle uykuya dalarken emindim ki, bu iş burada kalmayacaktı.
Bu zevk kasırgasının arkası gelecekti.
Sevgilim, mektubum uzadı biliyorum, fakat sana her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatacağıma söz vermiştim. Beni hoş görmelisin. Anlatmaya devam ediyorum.
Dayımla birbirimize oral seks yaptığımız ve bir de gidip annemin odasına kaçamak yaptığı o geceden sonra iki gün görüşemedik. Konser işi çıkmış, güneye gitmişti. Gelmesini iple çekiyordum. Ruh gibi dolaşıyordum ortalıkta… Annemden köşe bucak kaçmaya çalışıyordum. Sanki sevgilisini elinden almışım gibi hissediyordum.
Sonunda bir gün eve girerken yakaladı annem beni… Kolumdan hışımla tuttu,
“Gel bakalım küçük hanım, biraz görüşelim seninle…” dedi dişlerinin arasından…
Korkarak, ne diyeceğini merak ederek arkasına takıldım, salona gittik. Koltuğa oturttu beni… Önümdeki sehpaya bir kol düğmesi, bir külot koydu. Benim zevk sularımdan ağı sarımtırak bir renk almış kirli külodum…
“Bunlar ne Gül hanım?” dedi. Şaşırarak baktım.
“Kirli çamaşırım… Ne var bunda, niye soruyorsun?” dedim.
“Beni aptal yerine koyma kızım. Bu külot senin, biliyorum. Ve ben onu nerede buldum biliyor musun?”
Ahh… İşin rengi anlaşıldı. Aşıkları gizlice dikizlediğim gece geldi aklıma… Geceliğimin altından külodumu sıyırışım, heyecanla ayağımı silkeleyip yere atışım, mastürbasyon yapışım…
Aptal kafam… O heyecanla oracıkta bırakıp gitmiştim ıslanmış külodu… Aklıma bile gelmemişti aramak… Bu badireyi atlatırsam bundan sonra daha dikkatli olmalıydım.
Dayım – Otel Odasında (3), resim №2
“Sanırım biliyorum…” dedim alçak sesle…
“Dayının odasının önünde, yerdeydi. Ağı sırılsıklam ıslaktı. Peki bu kol düğmesini nerede buldum dersin?”
“Nerden bileyim anne? Nerede buldun?”
“Dayının kol düğmesi bu… Onu da senin odanda buldum. Senin yatağının yanında, yerde… Anlat bakalım şimdi… Neler karıştırıyorsun sen? Dayının kol düğmesi senin yatağının yanında ne arıyor? Artı, ıslak külodun dayının oda kapısının yanında ne arıyor? Gerçeği anlatacaksın bana, tamam mı?”
Kolumu tutmuş, sarsıyordu sinirli sinirli konuşurken… Hırsla kolumu çekip kurtardım. Aynı tonda cevap verdim anneme,
“Peki senin bana anlatacağın bir şey yok mu anneciğim?” dedim alaylı bir tavırla, sırıtarak… Şaşırma sırası ondaydı… Afalladı.
“Ne gibi? Ne anlatacakmışım ben sana? Hesap verecek olan sensin küçük hanım…” Yüzsüzlüğü ele aldım iyice… Baskın çıkmalıydım, yoksa işler sarpa saracaktı,
“Bu külot hanımefendi, dayımın oda kapısında çıkarıldı. Evet, suçluyum. Dayımı bir kadınla sevişirken röntgenledim. Dayanamadım, azgın dayımla onun kadar azgın kadını sevişirlerken seyrettim. Dayanamadım, ben de azdım onlara bakarken…Külodumu sıyırıp mastürbasyon yaptım. Peki, hiç sormayacak mısın sevgili dayımla sevişen o azgın, sevişgen kadın kimdi diye?”
Bekledim, kızarıp bozaran annemden ses çıkmadı. Kadının kendisi olduğunu biliyordu elbette… Donup kalmış, bana bakıyordu anlamsız anlamsız…
“Benim sevgili dayım, öz ablasıyla sevişiyordu anne… Seninle… Değme porno filmlerini aratmazdı sevişmeniz… Dayımın altında bacaklarını açmışken, sikinin üstünde zıplarken öyle kendinden geçmiştin ki, kalçalarını öyle çalkalıyordun ki, benim sizi röntgenlediğimi, sizi seyrederken kendimi okşadığımı görmedin bile…”
Yüzü sapsarı oldu bu kez annemin… Dizleri titriyordu, koltuğa oturmak zorunda kaldı. Pişman oldum bir an, dozu fazla mı kaçırdım ne? Yine de devam ettim savunmama…
“Ha, kol düğmesini soracak olursan… Ertesi gece kardeşin ziyaretime geldi. Yeğenine… Konserim var diye uyutmuş seni… Planlı programlı… Meğer o gece, sizi sikişirken izlediğimi, kendimi parmaklayıp mastürbasyon yaptığımı görmüş…
Belki hesap soracaktı, öğüt verecekti, belki de Lolita yeğeniyle seks yapmaya geldi dayım… Ama sonuçta tahrik etti, baştan çıkardı beni… Sevişti… Sonra da senin yanına gitti. Geceyi seninle bitirdi. Bütün gece inledin dayımın altında… Sevişme seslerinizi odamdan, yattığım yerden bile duydum.”
“Ne? Nasıl? Seks mi yaptınız?” Gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
“Evet, seks… Ama merak etme… Dokunmadı bana, kıyamadı. Sadece oral seks yaptık birbirimize… Ama neticede seks yaptık işte… Evet… Benim hikayem bu işte… Annesiyle öz kardeşinin seks yapmasını izleyen kız hikayesi… Peki senin hikayen ne annecim?”
Gözleri dolmuştu annemin… Sustu kaldı. Öylece karşılıklı oturduk bir süre… Sonunda başını kaldırmadan konuşmaya başladı. Uzun uzun anlattı bana…
Dedemin işi nedeniyle ikisi ücra bir bölgede, yalnız, beraber büyümüşler. Çevrede bir tane bile yaşıtları yokmuş. Birbirlerinden hiç ayrılmıyorlarmış. Büyümüşler, ergenlik dönemleri de beraber geçmiş.
Birbirlerini hastalık derecesinde seviyorlarmış. Kanları kaynayan yeni ergenler seksi de beraber keşfetmişler. Doktorculuk, anne-babacılık derken nasıl olduysa, iş gerçeğe dönüşmüş. Her buldukları fırsatta sevişiyorlarmış.
Bir gün yatakta sevişirlerken eve gelen anneannem ikisini çırılçıplak, hem de birbirlerinin içinde eridikleri zirvelerde, orgazm oldukları anda yakalamış. Doğal olarak kadın kıyameti koparmış. Sonrası rezalet…
Dedem günlerce dövmüş ikisini de… Önlem olarak dayımı uzak akrabanın birinin yanına yollamışlar. Annemi de apar topar henüz onyedi yaşındayken babamla evlendirip Almanya’ya gelin göndermişler.
Annem Almanya’dayken ne aramış, ne de sormuşlar. Benim doğumuma bile gelmemişler. Dedemin kalp krizi geçirdiğini sonradan öğrenmiş. Cenazesine bile gelememiş. Annem Almanya’da, dayım askerde, çalışmada, seneler geçmiş.
Babam vefat edince iyice yaşlanan anneannemi zor bela razı edip tekrar buraya, bu kez yanında kızıyla ve bol parayla beraber gelmiş. Paranın ve aldığı evin yardımıyla anneanne biraz yumuşamış, dayımı yanlarına almalarına göz yummuş. İki aşık tekrar birleşmişler. Daha rahat edebilmek için alınan bu müstakil evde benim de gördüğüm gibi mutlularmış.
“Peki, şimdi sorun ben miyim anne?” dedim anlatısı bitince…
Cevap vermesine kalmadan dış kapı açıldı, elinde valizi ve gitar kutusuyla dayım girdi içeriye… Bizi allak bullak olmuş, karşılıklı otururken görünce direkt yanımıza geldi, soran bakışlarla yüzümüze baktı. Anneme,
“Hayırdır abla?” dedi. “Önemli bir şey var gibi? Ne oldu?”
“Biliyor…” dedi annem kısaca… Her şeyi anlatan tek bir kelimeyle… Dayım bana baktı bu kez… Soran bakışları karşısında ben de,
“Biliyor…” dedim gülümseyerek, dayı yeğen yaşadığımız o oral seks gecesini annemin öğrendiğini ima ederek… Dayım derin bir nefes aldı. Yatıştırmaya çalışan bir ses tonuyla,
“Olay anlaşıldı. Peki… Bakın, ne yapalım kızlar? Şimdi, hemen konuşmayalım bu konuyu… Biraz içimize sindirelim, düşünelim. Ben yarın Bodrum’a gidiyorum, bir büyük otelin orkestrasında çalacağım. İsterseniz siz de gelin, hem tatil yapalım, hem konuşalım uzun uzun… Sakin kafayla… En önemlisi etrafımızda annem yokken… Ne dersiniz?”
Annem yüzüme baktı,
“Konuşacak bir şey yok aslında ama… Madem sen öyle istiyorsun… Peki aşkım…” dedi. Aşkım sözcüğünün üzerine basa basa…
Karar verilmişti. O gün hazırlıkla geçti. Valizlerimizi toparladık, bikiniler, güneş kremleri vs. Ertesi gün anneannemi evde bırakıp egzantirik dayımın üstü açık eski arabasıyla yola çıktık.
Bayılıyordum bu adama… Sanki hiçbir şey olmamış, yaşanmamış gibi, şarkılar, fıkralar, molalar… İki kardeş önde, ben arkada, öyle neşeli, öyle güzel bir yolculuk yaptık ki…
Otele geldik. Dayım yalnız kalacağı odayı değiştirmiş, farkını verip suit bir oda tutmuştu bizim kalacağımız dönem için… Çok geniş ikiz yataklı bir oda, yanında tek yataklı benim yatacağım bir küçük bölüm, banyo, lüks mobilyalar falan… Hesapta onlar karı koca, ben de kızları oluyordum oteldekiler için… Duşumuzu aldık, akşam üzeri olmuştu zaten, giyinip yemeğe indik.
İki güzel kadın iki kolunda, yakışıklı dayımla restorana girdiğimizde ilgiyi üzerimize çektik. Annemle üzerimizde sütyene ihtiyaç duymayan iri göğüslerimizi meydana çıkaran degajesi, uzun bacaklarımızın ve kalçalarımızın güzelliğini ortaya seren eteği minicik, dekolte birer abiye kıyafet giymiştik. Yüksek topuklu lame iskarpinler, uzun sarı saçlar ve makyajlarımızla bir manken edasıyla yürüyorduk dayımın iki yanında…
Yuvarlak masa bizim için donatılmıştı restoranda, nefis yemekler, kırmızı şarap, dayım için rakı… Müzik, eğlence, su gibi akan şaraplar, harika bir gece geçirdik. Restoranda çalan arkadaşı piyanistin canlı müziği eşliğinde teker teker ikimizle de dans etti dayım… Kollarında başımı döndürdü.
Hareketli müziklerde hep birlikte dans ettik, oryantal müzik çıktığında masada oturan dayımın karşısında anne kız kalçalarımızı sallaya sallaya, çalkalayarak erkeğimize oryantal dans gösterisi yaptık.
Gece yarısını bir hayli geçe, sallana sallana odamıza çıktık. Yine dayımın kolundaydık, ama bu kez başımız döndüğünden, düşmemek için girmiştik koluna…
Odanın kapısını kartla açan dayım ikimizi de bırakmadı, üçümüz beraber geniş yatağa yöneldik, sırt üstü serildik kaldık. Annem iyice sarhoş olmuş, diline takılan oynak bir şarkıyı mırıldanıp duruyordu mutlulukla… Kıkır kıkır gülüyorduk her şeye…
Dayım kalktı, hafif sendeleyip ayakta durdu, gömleğinin düğmelerini açmaya, üzerinde ne varsa çıkarıp atmaya başladı. Az sonra çırılçıplak kalmıştı. Aleti inik olduğu halde önünde kalın kalın sallanıyordu kıpırdadıkça… Çok güzel görünüyordu gözüme…
Bize baktı. Benim onu izlediğimi görünce elimden tutup kaldırdı, sarılıp öptü sımsıkı, sonra işi ilerletmeden beni de soydu. Zaten bir elbise vardı üzerimde, bir de külodum… İpek elbiseyi omuzlarımdan sıyırıp yere bıraktı. Önümde diz çöküp külodumu sıyırdı, tüylü üçgenime ıslak bir öpücük kondurdu.
Ayağa kalktığında önündeki erkekliği de kalkmış, sertleşmişti. Yine sarıldı. Penisi önüme batıyordu. Dudaklarımı öptü, göğüslerimi okşadı hayran hayran… İkimiz de çıplak kalmıştık. Bir tek annem vardı giyinik olarak… Dayım seslendi,
“Abla, hadi sen de soyun canım, yatalım…” dedi anneme… Annem dirseklerinin üzerinde doğrulmuş bize bakıyordu. Peltekleşen dilini zorlukla döndürerek,
“Heyy… Siz… Ne yapıyorsunuz böyle çıplak çıplak..?” dedi. Bir yandan da gülüyordu halimize… Biz de ona gülüyor, kıkırdaşıyorduk sürekli…
Dayım eğildi, annemi evire çevire üzerindeki elbiseyi, çamaşırlarını çıkardı. Ben de ayakkabılarını çıkardım ayağından. Yatağa uzattık. Dayım yanına uzandı annemin… Beni de kendi yanına çekti.
Erkeğimiz ortamızda, çırılçıplak yatıyorduk üçümüz de… Dayım bana eğildi, uzun uzun, dillerimizi de karıştıran bitirici bir öpücükten sonra döndü, anneme sarıldı, onu öpmeye başladı.
Alkolün etkisinde olan annem de dayıma karşılık vermeye başladı. Dayımın haşin öpüşleri, üzerindeki ağırlığı, her yerini okşayan elleri azdırmıştı annemi… Zevkle inledi. Yattığı yerde kıpırdandı, bacaklarını araladı, dayımı kendine çekti.
Hala öpüşüyorlar, birbirlerini yiyorlardı. Dayımın heybetlisi bacaklarının arasında, çıplak kadınlığına, karnına baskı yapıyordu. Annem ıslandığını gördüğüm kadınlığına dayımın siki her değdiğinde inliyordu sürekli…
Bir ara inleyerek başını çevirdiğinde beni gördü. Yanıbaşlarında uzanmış, iki kardeşi izliyordum merakla, aşırı tahrik olmuş bir vaziyette… Elim apış aramdaydı. Bastırıyor, sıkıyordum. Zonklamasını durdurmak istercesine avucumun içine almıştım şeftalimi… Islanmıştım.
“Levent… Dur… Yapma… Gül… Yanımızda…” diye inledi. Dayım boynunu emerken zorlukla yanıtladı,
“Ohhh… Abla… Duramam ablacım… Duramam… İçine girmem lazım… Bütün gece delirttiniz beni… Seni sikmeden bırakamam… Ohhh… Güzel kadınım benim… Çok güzelsin… Harikasın…” Başını çevirip bana baktı, baştan aşağıya süzdü,
“Kızın da aynı senin gibi abla… Tıpkı senin genç kızlığın… Ayıramıyorum, sen zannediyorum ona baktıkça… Şunun güzelliğine bak… Senden almış bu güzelliği, seksiliği… Gel buraya Gül… Yaklaş…”
Dayımın beğenisinden, hayranlığından koltuklarım kabarmış, gururlanmıştım. Onun gibi yakışıklı, olgun bir erkeğin beni beğenmesi hoşuma gidiyordu. Uysal uysal dediğini yaptım. Saten çarşafın üzerinde kayarak yanlarına yaklaştım. Uzanıp dudaklarımı öptü dayım… Saçlarımı haşince tutmuş, eme eme öpüyordu körpe dudaklarımı…
Annem altında kıpırdandı,
“Heyy… Hadi devam et… Beni bırakma…” dedi o alkolle peltek, fakat arzuyla boğuklaşan sesiyle… Sanki az önce benden utanan o değilmiş gibi… Şehvet, seks güdüsü her şeyi unutturuyor işte böyle…
Dayım zorlukla dudaklarını ayırdı benden… Doyamıyor gibiydi. Benimse başım dönüyordu. Şaraptan, mutluluktan, zevkten… Elimi tuttu, penisine götürdü,
“Sikimi tut canım…” dedi.
Böyle adlı adınca söylemesi de ayrı tahrik ediyordu beni… Tuttum sikini ben de… Parmaklarımla kalınlığını kavramaya çalıştım. Annemin bacaklarının arasında dizlerinin üzerinde duruyordu dayım… Siki taş gibi olmuştu. Damarlarının zonkladığını hissediyordum parmaklarımda… “Eğil ve yala onu… İyice ıslansın…” dedi.
Yine uysalca emrini yerine getirdim. Eğilip dayımın sikini bol tükürükle beraber yaladım. Her yerini… Sırılsıklam yaptım. “Yerine sok şimdi…”
Şaşırarak yüzüne baktım,
“Ne? Nasıl dayı?” Elini uzatıp göğsümü okşadı, sıktı.
“Yerine sok dedim sana canım…” Annemin yüzüne baktı. Gözleri bekleyişle, arzuyla, şehvetle kısılmıştı annemin… Heyecanla, dudakları titreyerek bekliyordu altında…
“Baksana, nasıl istiyor anneciğin… Nasıl bekliyor…”
Elini annemin içinden sular akan kadınlığına götürüp bir iki parmağını içine soktu, çıkardı. Bana gösterdi. Parmakları su içinde kalmıştı. Annemin zevk sularıyla ıslanmıştı parmaklar… Yaladı onları…
“Hadi bir tanem… Bize katıl… Yardım et bana ve annene… Elindeki şeyi anneciğinin ıslak amına sok… Bu gece doyurayım onu… İki gecedir sikimi yemiyor annen… Özlemiştir… Sikimi yemeden uyuyamaz ablam…”
Ablası yine mırıldandı, elini uzatıp dayımın göğsünü okşayarak,
“Ohhh… Evet aşkım… Senin sikini yemeden uyuyamam ben… Hadi sok bana onu… Doyur beni… Sik beni… Lütfeenn…”
Annemin dizini tutup yatırdım, bacağını biraz daha aralamasını sağladım. Dayım yanaştı. Sikini tutup annemin kadınlığına götürdüm. Başını sürttürdüm biraz… Az önce yaladığım alet, annemin am dudaklarında, klitorisinde kayarak dolaştı.
Annem zevkle inledi. Başı yastığa düşmüş, gözleri kapalı, az sonra yaşayacağı zevkin beklentisiyle inleyerek koca sikin içine girmesini bekliyordu.
“Biraz daha sürt lolitam… Anneciğin biraz daha zevk alsın. Ohhh… Seksi ablam benim… Aşkım…”
Birkaç kez daha sürttüm penisini. Annemin amından iyice sular akıyor, yatağı ıslatıyordu artık… Dayımın kalın aleti yararak girdi annemin dudakları şişmiş kadınlığına… Santim santim soktu içine… Annem inliyor, başını sağa sola çeviriyor, dudaklarını ısırıyordu yarak içine girerken…
Yarıdan sonra parmaklarım engel olmaya başlayınca elimi çektim. Dayım bir hamlede ablasının amına soktu sikini… Sonra gidip gelmeye başladı. İnleterek, bağırtarak sikiyordu annemi…
“Yoruldum…” dedi biraz sonra…
Kalktı annemi bir hamlede çevirip yatağın üzerinde domalttı. Annem kukla gibi her istediğini yapıyordu. Aldığı korkunç zevkin hatırına o leb demeden leblebiyi getiriyor, ne isterse ikinciyi söyletmiyordu. Dayım annemi belinden tutup arkadan girdi kadınlığına… Annemin inlemeleri arttı. Dayımın da…
Kalçalarını tokatlaya tokatlaya girip çıkıyordu arkasında… Kasıkları terden ıslanmış kalçalarına çarptıkça şaklama sesi otel odasında yankılanıyordu. Bir yandan da elini uzatmış, alttan klitorisini ovalayıp duruyor, annemi zevkten bağırtıyordu.
Bir an sikini çıkardı, eğilip annemin açılıp kapanan arka deliğini yaladı, somura somura emdi, ıslattı. Sonra kalın siki bir hamlede arka deliğine sokuverdi annemin… Annem acıyla inledi,
“Ahhh… Canım yandı… Acıttın aşkımm…“ Sanırım anal sekse alışkındı annem… İnlemesine rağmen sanki daha kolay girmişti arkaya… Dayım annemin arka deliğinde, yine aynı hızla, hoyratça sikiyordu annemi…
“Hadi Gül… Bebeğim… Bebekken yaptığını yap… Annenin memesini em… Hadi bebeğim…”
Şaşırdım önce… Nasıl bir sapıktı bu adam? Sonra düşününce nedense makul geldi söylediği… Öyle ya… Birbuçuk yıl boyunca emmişim bu memeleri ben… Annem anlatırdı hep, dişlerim çıktıktan sonra bile emmeye devam etmişim.
Dayım tutup sertçe yatırınca mecburen dediğini yapmak zorunda kaldım. Yatakta sırt üstü yatıp, kalçalarımı oynata oynata annemin altına girdim. Domalmış vaziyetteki annemin aşağıya sarkan memesini kavrayıp ucunu cork cork emmeye başladım. Annem iyice çıldırdı. Feryatları arttı.
Dayım bacağımdan tutup kendine çekti biraz beni… Elini bacaklarımın arasına götürdü, benim klitorisimi okşamaya, parmaklarının arasında sıkmaya başladı. Annemin meme ucu ağzımda emerken boğuk boğuk inlemeye başladım ben de…
Dayımın parmakları bir klitorisimde dolaşıyor, bir am dudaklarımı okşayıp arka deliğime iniyor, ıslak parmağını minik deliğime batıra batıra okşuyordu deliğimi…
En sonunda elini bir yapay penis gibi kullanıp orta parmağını göt deliğime sokup çıkarırken aynı anda başparmağıyla da klitorisime baskı yapmaya başladı. Sanki gerçek bir erkek penisiyle anal seks yapıyordum, arkamdan beceriyordu beni erkeğim… Zevkten kıvranıyordum. Artık annemin memesini emmeyi falan unutmuştum.
Otel odasında kasırga hüküm sürüyordu sanki… Sevgili dayım, sikici aygırımız, ana kız ikimizi birden beceriyordu. Ablasını sikiyle, beni de eliyle… Hangimiz önce geldi, hangimiz feryat figan orgazm olup diğerlerini ateşledi bilmiyorum. Yan odalarda kalan varsa sanırım uyuyamamışlardır gürültümüzden…
Sonunda fırtına bitti. Oda sessizliğe büründü. Üçümüz de yatağa serilip kaldık. Dayım ortamızda, hepimiz sırt üstü yatmış vaziyette, soluk alıp vermelerimiz duyuluyordu sadece… Bir de klimanın mırıltısı…
“Sizi seviyorum.” dedi dayım mutlulukla… “İkinizi de çok seviyorum. Siz olmadan ölürüm ben…”
Annemle sözleşmiş gibi aynı anda dayıma döndük… O da sanki bunu bekliyormuş gibi kollarını açıp kucakladı ikimizi… Göğüslerimiz dayımın bedenine dayanmış, bir bacağımızı bacağının üzerine atmış, başımızı onun geniş, kaslı göğsüne, bir elimizi karnına koymuş vaziyette uykuya daldık.
Dayım kıpırdandıkça hala ıslak olan am dudaklarımın, onun bacağına yapışıp gıdıklandığını, huylandığımı hatırlıyorum bir de… Bebek gibi uyudum dayımın kollarında…
Bugünlük de bu kadar sevgilim… Gerisini yarın yazayım sana…
Dayım ve annemle beraber sevişip uyuduğumuz o gecenin sabahı geç saatte bir sarsıntıyla uyandım. Ah, bizimkiler uyanmışlardı bile ve sabah seksi yapıyorlardı. Annem altta yatan dayımın üzerine çıkmış, tüm hızıyla zıplayıp duruyordu. Dudaklarını ısırıyordu zevkten… Gözleri yarı kapalı, kendinden geçmiş vaziyetteydi.
Dayım başını yana çevirdi ve benim uyandığımı, onları izlediğimi görünce gülümseyip elini uzattı çağırır gibi… Çarşafın üzerinde kayarak uzandım. Dudaklarından öptüm dayımı…
Saçlarımı bileğine dolayıp kendine çekti sımsıkı, göğsüne bastırdı… Yercesine öpmeye başladı. Memelerim eziliyordu göğsünde… Dayımın haşin öpüşü, yukarıdan inip kalktıkça üzerinde zıpladığı sikin verdiği zevke kapılan annemin inlemeleri, minik feryatları ateşlendirdi beni yine…
Dudaklarımı koparırcasına dayımın dudaklarından ayırıp başımı çevirdim. İki bedenin birleşip ayrıldığı noktaya diktim gözümü… Çok güzel görünüyordu. Annemin tüysüz kadınlığının dudakları aralanmış, klitorisinin pembe pembe kabardığını görebiliyordum. Islaktı…
Yukarıya kadar, sikin başına kadar yükseliyor, titreyerek bir an durduktan sonra tekrar yavaş yavaş gömülüyordu, dayımın kalın siki annemin pembecik amının içinde yara yara kayboluyordu. İçinden sular akıyor, dayımın erkekliğini, kasıklarındaki siyah kılları ıslatıyordu.
Daha rahat izleyebilmek için kendimi yukarıya çektim. Dayımın başına yasladığım göğsümün ucu dayımın dudaklarına denk gelmişti. O da fırsatı kaçırmadı. Meme ucumu emmeye başladı. Bir yandan ellerini uzatmış, annemin memelerini oğuşturuyor, uçlarını sıkıyordu.
Daha fazla dayanamayan annemin inlemeleri arttı, inip kalkmalarının şiddeti çoğaldı. Dayım da beni bırakıp kalktı, annemi çevirip yatakta domalttı. Poposunu kaldırıp heyecan ve sabırsızlıkla bekleyen annemin arkasından giriverdi. Dizleri titreyen annemi becermeye başladı sert hareketlerle… Sonunda boşaldı annem… Kendini yatağa bıraktığında hala titriyor, kasılmaları devam ediyordu.
Dayım da kendini yatağa attı. Boşalmamıştı. Siki dimdik, mor şapkasıyla peri bacası gibi dikilmiş, tavana bakıyordu ıslak ıslak… Elimi uzatıp okşadım annemin amından çıkan güzel sikini…
Haksızlık bu diye düşündüm. Beni yataklarında tad verici, iştahlandırıcı bir baharat, ana yemeğin yanında bir lezzet verici bir garnitür, resmin arkasında derinlik kazandıran bir fon gibi görüyorlardı. Kullanıyorlardı beni… Kendileri doyasıya seks yaptıkları halde, ben sadece oralla yetinmek zorunda kalıyordum. Hırsla,
“Ben de istiyorum” dedim bir anda…
Birbirlerine baktılar önce, sonra bana çevirdiler bakışlarını, anneme “Yalanıp durmaktan bıktım. Ben de içime istiyorum bunu… Senin tattığın zevki ben de yaşamak istiyorum.” Annem,
“Beğendin mi yaptığını Levent?” dedi. “Sana Gül’ü bu işe karıştırmayalım demiştim.” Dayım sabırla gülümsedi,
“Artık çok geç abla…” dedi. “Artık karıştırmaması mı var? Kızın görmediği şey kalmadı. İki kardeş, kızının yanında sikiştik, o bana, ben ona oral seks yaptık. Bir tek içine girmem mi kaldı sorun olarak?’
“Onlar başka… Bir nevi seks dersi verdik biz ona… Öğretmen gibi, deneyimli ustalar gibi… Ama içine girmek? Yeğeninin kızlığını mı bozacaksın? Sikecek misin onu? Asla… Benim minik kızım o… Sen de benim için kocamsın. Onu sikmene, hele benim yanımda, asla izin veremem.”
Annemin sesi gitgide hırçınlaşıyordu. Bir anda anlamıştım nedenini… O sesindeki hırçınlık kendini ele vermişti. Kızı da olsam, kıskanıyordu beni kardeşinden… Beni sikmesini istemiyordu. Yataktan kalktım. Çırılçıplak, yatağın ayakucunda ellerimi belime koyup ikisine de kafa tuttum,
“Ne farkı var ikisinin arasında anne, anlayamıyorum. Sonuçta ensest ilişki sizin yaşadığınız… Dayım seni, biricik ablasını sikiyor işte… Yeğenini sikmesinin ne zararı var? Çok istiyorum, anla beni… Zamanı geldi artık… O zevki ben de tatmalıyım… Ne olur annecim… Lütfen dayı…”
“Hayır…” diyerek başını iki yana salladı annem… “Dayınla olmaz. İzin veremem.”
“Peki, öyle olsun…” Sinirle gidip dolaptaki eşyalarımın arasından bikinilerimi bulup birini üstüme geçirdim.
“Ben yüzmeye gidiyorum. Madem dayım olmuyor, ben de beni sikecek, o zevki yaşatacak birini bulurum elbet… Siz sevişmenize devam edin, bana çok gördüğünüz yasak ilişkinizin tadını çıkarın…”
Dayım – Cankurtaran (4), resim №2
Kapıyı çarpıp çıktım. Gözlerim dolmuştu sinirden… Hızla yürüdüm, deniz kenarına indim. Kendimi suya attım. Sabahın o saatinde soğuktu deniz suyu, irkildim ama yüzmeye devam ettim. Sürekli kulaç atıyordum hırsımdan… Epey açıldığımı neden sonra fark ettim. Şezlonglarda yatan, denize girip çıkan insanlar ufacık görünüyordu. Dalgalar biraz yükselmiş miydi ne?
Geri dönmeye karar verdim. Bu kez karaya doğru yüzmeye başladım. Daha doğrusu yüzmeye çalıştım. Kulaç attıkça yerimde sayıyordum. Sanki bir güç açığa doğru çekiyordu beni… Olamaz… Tekrar çabaladım. Tekrar… Gücüm tükenmeye, nefesim kesilmeye başladı. Paniğe kapıldım. Sonra bacağımda müthiş bir sızı, bir kasılma… Kramp…
Bir bu eksikti diye geçirdim içimden… Gücümün kalan son zerresiyle “İmdat” diye bağırdığımı hatırlıyorum hayal meyal… Sonra suya batmaya başladım. Gözümün önünden kısa yaşamım, annem, dayım, yaşadıklarım, bir film sahnesi gibi, ağır çekim geçiyorlardı. Işık, deniz yüzeyindeki güneş ışığı uzaklaşmaya başladı benden. Uğraştım, yukarıya çıkmak istedim. Sonra kendimi kaybedip yavaş yavaş dibe süzülmek üzereyken bir kolun beni çektiğini hissettim…
Tam o deyimdeki gibi, yılana sarılır gibi sarıldım o kola ve sahibine… Yarı baygın beni yüzeye çeken o güçlü kollar sımsıkı sarıldı bana, suyun üzerinde tuttu. Sonra yanımızdaki bembeyaz, pırıl pırıl parlayan teknenin farkına vardım.
Bir süre teknenin yanında tutunup kendime gelene kadar bekledik. Bir süre sonra onun yardımıyla tekneye çıktım. Nefes nefeseydim. Lüks teknenin uzun deri koltuğuna uzunlamasına serildim kaldım. Kurtarıcım üzerime eğilmiş,
“İyi misiniz?” diye soruyordu.
Dişlerim birbirine çarpıyor, titriyordum. Soğuk deniz suyunun içinden çıkmıştım ve şok geçiriyordum. Az buz değil, ölümden dönmüştüm. O, olmasaydı şu anda suyun dibinde boğulmuş olacaktım.
Ellerim, dudaklarım titreyerek konuşmaya çalıştım. Durumumu anladı ve uzun koltukta yanıma uzanarak beni kollarıyla, bacaklarıyla ahtapot gibi sardı, kendine bastırdı.
“Tamam, hiç konuşmaya çalışma. Şimdi kendine gelirsin. Aksi gibi teknede hiç örtü falan da yok…” diyerek beni sakinleştirmeye çalışıyordu.
Sert hatlı yakışıklı yüzünü, yanık tenini fark edebildim o anda… Deniz gibi mavi gözleri endişe dolu, telaşla bakıyordu bana… Vücudunun ağırlığını bana bastırıyor, benim üşüyen, titreyen gövdeme kendi alev sıcaklığını geçirmek için çalışıyordu. Bu arada elleri bacaklarımda, belimde, sırtımda, omuzlarımda hızlı hızlı dolaşıyor, kan akışını sağlayıp ısınmamı sağlıyordu.
Büyük bir memnuniyetle sarılıp sıcaklığını hissetmeye çalıştım. Biraz sonra kendime gelmiştim dediği gibi… Titremelerim azalınca ıslak saçlarımı geriye atıp gözlerime baktı o deniz gözleriyle,
“Sanırım gidebiliriz artık, biraz kendine geldin gibi…” dedi.
Rahatsız olmuş gibi, çekilmek ister gibi tedirgindi sesi… Bana yapışmış bedeninden mayosunun önündeki sertliği hissedince tedirginliğinin nedenini anladım. Kaslı kollarının arasında denizden aldığı minicik bikinili güzelin çıplak bedeni vardı ve penisi otomatik olarak kan dolmuş olmalıydı. O halimle erkeği böylesine etkileyebilmek hoşuma gitti, şımarıkça nazlandım,
“Lütfen, biraz daha kalabilir miyiz? ”
Minnetle baktım o gözlere, aralık duran dudaklarına… Bedenime yapışmış duran kaslı vücudundan yayılan sıcaklık içimi ısıtmıştı ve o sıcaklık kaynama noktasına yaklaşıyordu artık… Önündeki sertlik de cabası… Neden yaptığımı hala bilemiyorum, dayanamadım, uzanıp bir öpücük kondurdum o dudaklara,
“Teşekkür ederim…” diye fısıldadım. “Hayatımı kurtardın…” Gözlerinde bir anlayış, bir gülümseme, biraz şaşkınlık,
“Ne demek, görevim…” dedi. “Otelin cankurtaran şefiyim. ”
Beni saran kaslı güçlü kolların arasında, boğum boğum kaslı sert erkek bedenin ağırlığı altında mutluluk ve yaşama sevinciyle doldu içim…
“Görevin ya da değil, sen olmasaydın şu anda boğulmuştum. Canımı sana borçluyum.” dedim. Dudaklarını tekrar öptüm. Bu kez uzunca… Bıraktığımda deniz gözlerde fırtına kopmuştu. Bana bakıyordu, dudaklarıma, gözlerime… Öksürüp boğazını temizledi,
“Şey, denizden yeni kurtuldun, şok geçiriyorsun. Bunu yapmak zorunda değilsin.”
“Şok geçti. Beni kurtardın, ısıttın. Şu anda sana minnet duygum var sadece…”
Boynuna sarıldım bu kez, öpmeye başladım. Bu kez o da dayanamayıp bana katıldı. Dudaklarımız birbirini ezmeye, hırsla emişmeye başladık. Uzun uzun öpüştük. Onun da, benim de ateşimiz gittikçe artıyordu.
Dayım – Cankurtaran (4), resim №3
Eli alışkın bir biçimde sırtıma uzandı, bikinimin fiyongunu buldu parmaklarıyla, bağcığını çözüverdi. Göğsümü sıkan bikininin ince kumaşın baskısından kurtulan iri memelerim kabarmış uçlarıyla meydana çıkıverdiler. Hayranlıkla baktı bir an,
“Ohh, öyle güzel ki…” dedi nefesini koyverdi. “Dün gece yemekte gördüm seni, nefesim kesildi. Denize inmeni sabırsızla bekledim. Güzelliğini izlemek, olursa kendimi sana gösterebilmek için… Ama şu işe bak… Şu anda kollarımdasın…” Elini araya uzatıp incitmekten korkar gibi okşadı memelerimi… Kıvrandım.
“Dudakların gibi göğüslerinde de deniz tadı mı var acaba, ne dersin?” dedi uçlarını parmaklarının arasında ezerken… Elektrik çarpmış gibi oldum, şehvetle gerindim kollarının arasında… Aralanan dudaklarımdan bir inilti koptu,
“Ohhh… Bilmiyorum. Tadına baksana…” diyebildim.
Eğildi, ucuna bir öpücük kondurdu. Sonra diğerini öptü. Öperken dilinin sıcaklığını hissettim. Islaklığını… Dokundurup çekiyor, beni zevkten inletiyordu. Bir birisiyle ilgileniyor, bir diğerine geçiyordu. Elleriyle memelerimi okşayıp avuçlarken, dudaklarının arasına alıp emdi uçları. Uzun sarı saçlarından tutup yay gibi gerildim, başımı arkaya attım, kıvrandım.
“Ohhh…” diye inliyordum sürekli… Elinin biri memelerimi bırakıp aşağılara indi okşaya okşaya… Bikini altında, üçgenimi zorlukla örten minicik kumaşın üzerinde dolaştı parmaklar… Tutup sıktı. Zevk tavan yapmıştı, ıslandığımı hissedebiliyordum. Aynı anda göğüslerimi emerken, bikini altına giren parmaklar o ıslaklığı okşadı, kaygan kaygan klitorisimde dolaştı.
“Aaahhh…” diye bir çığlık koptu benden… “Harika…” diye inledim. Elini çıkarıp parmaklarını bana gösterdi. Zevk suyumdan ıslanmıştı parmakları… Ağzına götürüp dilini göstere göstere yaladı onları…
“Çok tatlıymış…” dedi beni baştan çıkarmak, delirtmek ister gibi… İnledim,
“Peki, oramda deniz tadı yok mu? Tadına bakmayacak mısın?” diye kıvrandım işveli işveli… Güldü,
“Bakmamı ister misin? Dilimin ucuyla şöyle bir bakabilirim…” dedi.
“Ohhh… Evet… İstiyorum… Dilini istiyorum.” Diye kıvrandım. Elimi uzatıp mayosunun üzerinden sertliğini avuçladım. Bu kez inleme sırası ondaydı.
“Ama sen bana bakarken, ben de senin tadına bakmak istiyorum.” Elimi mayosunun içine sokup sopa gibi olmuş, bana batıp duran sertliğini parmaklarımın arasında sıktım. İkiye katlandı sanki,
“Mmmm… Çok hızlısın. İsteklisin bakıyorum güzelim…” dedi. Sikini okşayarak mayonun içinden çıkarmaya çalışırken, şehvet dolu sesimle,
“Şikayetçi misin yoksa?” dedim. Anlaşılan bakire olduğumu gizlemem gerekecekti. Elimi tuttu,
“Değilim ama, rahatsızım.” Başını kaldırıp otele doğru, otelin önlerinde müşterileri eğlendirmek için dolaşıp duran diğer teknelere baktı.
“Her an biri gelebilir. Şimdiye kadar gelmemeleri mucize…” Gözlerimin içine baktı, “İşimden olmak istemiyorum. Ne dersin prenses? Bunu daha sakin bir yerde yapalım mı?”
Oyuncağı alınmış çocuk gibi dudaklarımı büzdüm. Öyle istiyordum ki onu… Fakat doğru söylüyordu. Dalga yoktu ama bu kadar açıkta emniyette değildik gerçekten… Her an biri gelebilir, her an otelden biri tekneyi merak edebilir, bizimkiler beni aramaya çıkabilirdi.
Sessizliğimi evet olarak algılayan deniz gözlü gülümsedi, bana sarılmaya devam ederek doğruldu, elini uzatıp motoru çalıştırdı. Gürleyen motorun ileri hareketiyle sarsıldık, kıyıya doğru ilerlemeye başladık. Bikinimin üstünü giyip kendime çeki düzen verdim, deniz gözlümün yanına oturdum, beline sarıldım.
“Adım Metin bu arada…” dedi sesini duyurmaya çalışarak… Doğru ya, adını bile bilmiyordum adamın…
“Ben de Gül… Hayatımı sana borçluyum”
“İkide bir bunu söyleyip durma. Seni öyle bırakacak halim yoktu ya…” dedi gülerek. İçim ısındı onun gülümsemesiyle, dudaklarını öptüm, koltuğunun altında biraz daha sarıldım kurtarıcıma…
“Nereye gidelim dersin? Benim kaldığım personel odası olmaz, seni öbür abazalarla paylaşamam”
“Bizim odaya gidelim, annemler ya havuzdadır, ya denizde…” dedim sabırsızlıkla elimi yakışıklı cankurtaranımın gergin karın kaslarında dolaştırırken…
“Daha rahat ederiz. Sana uzun uzun teşekkür etmek istiyorum” diye ilave ettim şeytanca gülerek… Tırnaklarımı mayosunun taş gibi olmuş önündeki kabarıklığın üzerinde gezdiriyordum.
Güldü o da… Elimden tutup uzaklaştırdı mayosundan, tekneye gaz verdi, hızla ileri atıldı tekne… Kısa sürede kıyıya varmıştık bile… Ben atlayıp deniz kenarında şezlongta yatan annemden odanın kartını almak, Metin de tekneyi bağlamak ve diğerlerine talimat vermek için ayrıldık birbirimizden…
İkimiz de sabırsız bir telaş içindeydik. Ben daha odaya girip saçıma bir iki tarak, dudaklarıma bir iki ruj darbesi vurmuştum ki odanın kapısı çalındı bile… Üzerimdeki ıslak bikiniyi sıyırıp banyoya fırlatıverdim. Üzerimde sadece ayak bileğimdeki altın zincirle, çırılçıplak kapıyı ardına kadar açtım heyecanla…
Metin kapıyı tıklatan eli havada kalmış, şaşkınlıkla bana, çıplaklığıma baktı bir an… Gülümseyerek o elini tutup içeriye çekip kapıyı kapattım. Parmak uçlarımda kalkıp boynuna sarıldım, dudaklarına yumuldum. Hırsla öpüştük kapının önünde… Dakikalarca… Nefes nefese ayrıldığımızda dudaklarımız hala birbirine değiyor, ılık nefesini, sıktığı ağız spreyinin kokusunu alıyordum.
“Tanrıça gibisin bebeğim… Harikasın… Lolitaların tanrıçası varsa o sensin…” dedi dudaklarımı dilinin ucuyla yalarken…
Kıvrandım kollarının arasında… Cevap vermedim. Üzerine geçirdiği tişörtün eteklerini tutup başından yukarıya sıyırmaya, çıkarmaya çalışırken yardımcı oldu bana…
O klasik gösterişli cankurtaran bedeni ışıl ışıl parlıyordu parmaklarımın ucunda, burnumun dibinde… Bir adım geri çekilip hayranlıkla baktım o bedene… Avuçlarımı geniş göğsünde, karın kaslarında gezdirdim. Parmaklarımın temasıyla ürperen ve kendini kasan bedeni, karnındaki baklavaları daha bir belirgin hale getirmişti. Eğildim, ayağına giydiği kısa şortu iki yanından tutup kaslı bacaklarından aşağıya sıyırdım.
Teknede batıp duran erkekliği kocaman, yay gibi yukarıya kıvrık, meydana çıktı. Diz çöküp şortu ayaklarına kadar indirirken sertlik alnıma çarpıp duruyordu. İki elimle tutup zaptetmeye çalıştım yaramazı… Harika, nefis bir şeydi parmaklarımın arasındaki erkeklik organı… Dayımınki de güzeldi ama, elimdeki genç erkek penisi daha bir başkaydı sanki…
Dudaklarım titreyerek öptüm başını… Dilimi gezdirdim şapkasının kenarlarında… Erkeğim inledi, saçlarımdan kavrayıp kendine çekti sabırsızca, ben de ağzımı kocaman açıp almaya çalıştım. Dudaklarımı o şeklinde olabildiğince açıp zorlukla başardım bunu… Koca bir yumruk gibi doldurdu ağzımı erkekliği… Ağzımın içinde emdim, dilimle yaladım.
Bir süre devam ettim bereket tanrısına tapınmaya… Dilimin her darbesinde elimle tuttuğum dizlerinin titrediğini duyuyordum. Sonunda saçımı tutup ağzımdan çıkardı sikini… Başımı iki yandan tutup yavaşça yukarıya çekti, kaldırdı, kendine bastırdı çıplak bedenimi, sımsıkı sarılıp öpmeye başladı…
Az önce yalayıp tükürüklerimle ıslattığım penis şimdi karnıma batıyordu. Mutlulukla, iyice yaslandım ona… Sertliği daha çok battı, aramızda eziliyordu. Ezilen sadece onun siki değildi. Öylesine kendine çekiyor, bastırıyordu ki, benim memelerim de onun göğsünde eziliyor, içimi yakan ateşe benzin döküyordu sanki…
Öpmeyi bırakmadan eğildi, kuş gibi kaldırıp kucağına aldı beni, yatağa götürdü. Dayımla annemin geniş yatağının üzerine bıraktı yavaşça… Dudaklarımdan yavaş yavaş aşağılara indi, memelerimle ilgilendi tek tek, uzun uzun…
Sonra karnımda, sonra kasıklarımda dolaştı. Dudakları istekle şişip aralanmış amımla ilgilenmeden bacaklarımın içlerini öptü, yaladı… Dizlerime, ayaklarıma kadar indi. Ayak parmaklarımı öptü tek tek… Dilini aralarında dolaştı. Birini alıp bacaklarının arasındaki sertliğe bastırırken diğerini alıp ayak parmaklarımı emdi, sonra aynı şeyin tersini yaptı.
“Hadi artık…” diye sabırsızlandığımı belirttim. Yanıyordum alev alev… “Dayanamıyorum… Başla…”
Gülümsedi. İki eliyle tuttuğu sağ ayağımın başparmağı ağzının içinde emip yalarken gözleri gözlerimdeydi… Ayaklarımla ilgilenmeyi bırakıp tekrar yukarıya çıktı, öpe yalaya tekrar dizlerime, bacak içlerime, amıma geldi.
Bacaklarımı aralayıp hayranlıkla tüysüz, yumruk gibi kabarmış, tümsek gibi olmuş amımı izledi bir zaman… Ben kıvranmaya başlayınca başını kasıklarıma gömdü. Dilinin ucunu klitorisimde hissettiğimde ceryan çarpmış gibi oldum.
“Ahhh… Güzell…” diye bir inilti koptu ağzımdan… Dilinin ucuyla okşadı klitorisimi, sonra dudaklarıyla… En sonunda kabarmış şeyimi vantuz gibi emmeye başladı. Şimşek gibi çakan ilk orgazmımı yaşattı bana bu hareketi… Ben kasılıp dururken bırakmadı beni… Klitorisimi emmeye devam etti.
Zevkle kıvranıyordum yatakta, dudaklarının altında… Elimi uzun saçlarına geçirmiş, başını bacak arama çekiyordum. Bacaklarımı açabildiğim kadarıyla ikiye ayırmıştım. Daha çok, daha çok yalasın istiyordum. Ağzı deli gibi çalışıyordu amımda…
Gözlerini benden ayırmadan, beni nasıl delirttiğini izlerken, dili, dudakları amımın her yerinde dolaşıyordu. Sularım akıyordu, hissediyordum. Parmaklarını da katmıştı işe… Amımdan akan suyla ıslanan kaygan parmakları am dudaklarımın arasında, sularımla ıslanmış arka deliğimde dolaşıyor, çıldırtıyordu.
Dışarıdan duyulmasına aldırış etmediğim zevk feryatlarım iyice yükselmeye başlayınca bıraktı amımı yalamayı, doğrulup bacaklarımın arasına girdi. O uzun, kalın sikini belinden tutup ıslak amıma sürttü.
Ateş gibi yanan sikinin sıcaklığını am dudaklarımın arasında, klitorisimde hissedince deli oldum. Bacaklarımı iyice aralayıp girmesini istedim. Girmedi, sikini boylu boyunca ıslak amıma sürtüp kedi fareyle oynar gibi oynadı benimle…
“Ohhh… Yeter artık… Sok şunu…” diye tısladım dudaklarımın arasından… Ellerimi kalçalarına götürüp kendime çekiyor, tırnaklarımı batırıp kendime çekmeye çalışıyordum. Kalçalarım oynayıp duruyordu altında… Haşmetli sikinin bir an önce içime girmesini istiyordum.
Artık bekaret falan umurumda değildi. Bunu düşünecek, geriye dönecek noktayı çoktan geçmiştim. Zaten sabah odadan öfkeyle çıkarken bunu amaçlayarak çıkmamış mıydım? İşte istediğime kavuşmak üzereydim, hayalim gerçek olmak üzereydi.
Metin üzerime eğildi, dudaklarımı öperken erkekliğini tutup başını am dudaklarımın arasına bastırdı. Heyecanla misafirimi bekliyordum. Belini ileri itti bacaklarımın arasında, sikini biraz daha baskıladı. O kadar ıslanmama rağmen zorlanıyordu kalın siki…
“Uff… Çok darsın bebeğim…” dedi kulağımı öperken… “Fazla sevişmemişsin anlaşılan…” Boynuna sarılıp kendime çekerken inledim,
“Evet aşkım… Fazla sevişmedim… Hadi gayret, yap şunu… Sok şunu içime… Delirtme beni…” dedim. Fazla sevişmemek mi? Aptal şey… Bir erkeğin sikini hiç içime almadım ki, o zevki hiç tatmadım ki ben…
İleri geri yapa yapa amımı alıştıra alıştıra santim santim ilerledi içimde… Başı girmişti içime… Ben dudaklarımı sıkmış, başımı boynuna gömmüş beklerken o bir anda kalçalarını atıverdi. Kalın erkeklik organı amımı yararak, zarımı parçalayarak dibime kadar girdi. Şimşek çaktı sanki gözlerimde…
“Ahhhh…” diye bir çığlık kopardım. Bacaklarımın arasında bir odun parçası vardı sanki… İçimi doldurmuş, am dudaklarımı germişti. Bir sızı vardı oramda, yakıyordu. Gözlerimden yaş geldi,
“Ne oldu bebeğim? Canın çok mu yandı? Sanki bakireymişsin gibi…” derken üzerimden doğrulmuş, bedenini ve içimdeki sikini geriye çekip birleştiğimiz noktaya bakıyordu Metin…
Tamamen çıkardığı siki kanla kaplıydı. Benim kızlık kanımla… Bembeyaz çarşafın üzerindeki kan damlaları artıyordu git gide… Gözümdeki yaşlarla sarıldım bekaretimi alan ilk erkeğime…
“Evet bebeğim, kızlığımı sen aldın. Hadi şimdi devam et işine… Merak etme, dayanırım.”
“İnanamıyorum Gül… Öyle rahat, öyle bilinçli, tecrübeli hareketlerin vardı ki… Senin kız olabileceğin aklıma bile gelmedi inan…” Güldüm,
“Ne bu şimdi şaşkın? Bakire olduğum için övüyor musun, orospu gibi kendimi sana verdiğim için hakaret mi ediyorsun? Sana, bugüne sakladım işte bekaretimi, sana vermek için… Hadi aşkım, devam et şuna… Bitir işini…”
Devam etti. Kanlı erkeklik organını tekrar soktu içime… Zorla da olsa gidip gelmeye başladı. Kasıklarımdaki sızı azaldı gitgide… Aldığım zevk arttıkça arttı… O özlediğim, merak ettiğim, heyecanla beklediğim, bacaklarımın arasında, içimde bir penisin gidip gelmesi, içlerimi, vajinamın duvarlarını okşaması hissini tattım. Verdiği zevki duydum iliklerimde…
Ve o zevk gittikçe çoğaldı, çoğaldı… Beni zirvelere taşıdı. Metin içimde deli gibi gidip gelirken benim gözlerim karardı. İlk kez vajinamda bir erkeğin organıyla orgazm olmanın tadını tattım. Erkeğimle beraber, aynı anda boşaldık. Sikini amıma gömüp bacaklarımın arasında kasılırken içimi yakan döllerini püskürttü bekaretimi alan erkek… Dakikalar sürdü sanki boşalmamız… İnleye inleye, zevkten kasıla kasıla…
En sonunda hafif yumuşayan sikini içimden çıkarıp yana devrilirken dudaklarımı öpmeyi ihmal etmedi. En büyük hayalim gerçekleşmiş, mutlulukla, orgazm sarhoşluğuyla gözlerimi açtığımda annemi gördüm.
Annem… Üzerinde bikinisiyle, elinde havlusuyla, yatağın ayak ucunda durmuş bizi izliyordu. Arkasında da dayım…
Sıradışı zevkler yaşamak isteyen Olgun Soft Çiftler ve Bayanlar davetinizi bekliyorum Antalyadayım ama davet ederseniz gelirim