Karımın Yengesi Selma
Adım Bülent. 35 yaşındayım, yaklaşık 10 yıllık evliyim, güzel bir evliliğim ve bir de oğlum var. Çocuğumuz doğduğunda bakması kolay olsun diye kayınpederlere yakın bir mahalleye taşınmıştık. Eşimin tüm akrabaları birbirlerine yakın oturuyorlardı. Biz de artık onlara yakındık.
İşte her şey bundan sonra başladı. Artık evimiz yakın olduğu için akrabalarla sürekli görüşür olmuştuk. En çok da eşimin dayısı ve yengesi Selma ile görüşmeye başlamıştık. Yengem çok samimi ve candan davranıyor, çocukla ilgileniyor, yardımcı oluyordu sürekli… Onlarla o kadar sık görüşüyorduk ki, son zamanlarda en az haftada iki kere ya biz onlarda, ya da onlar bizdeydi.
Bu ziyaretler aynı zamanda benim Selma yenge ile yakınlaşmama sebebiyet olmuştu. Selma yenge ile kafa yapısı olarak uyuşuyorduk, çok iyi anlaşmaya başlamıştık. Benden on yaş kadar büyüktü. Dayım da beni çok seviyordu. Eşimin aile tarafı fazla içkici değildir, ama dayım bendendi ve sürekli beraber ufak ufak içiyorduk.
Ailede bir tek yengem sigara içerdi, bir de ben… Ev içinde sigara içilmediğinden biz yengemle balkonda sigara içerdik. İşte bu sigara içmelerimiz esnasında yengemle yakınlaşmalarımız artmaya, samimiyetimiz ilerlemeye başladı.
E tabi, baş başa kalınca her konudan konuşmaya başlıyorsunuz zamanla… Hele bir de baş başa kalan iki karşı cins olunca… Hele bu karşı cins sarışın, güzel, yeşil gözleriyle, balık eti vücuduyla bir afeti devransa… Bu durumda her ne kadar olmaz dense de bir elektriklenme doğuruyordu. “
Yengemle çok yakın iki dost gibi olmuştuk. Adını koyamadığım, ama bizi birbirimize yakınlaştıran bir çekim gücü vardı sanki… Hatta o kadar ki, bazen artık kimseye söylemeden buluşmalarımız başlamıştı. Tabi bu buluşmalar iki sevgili buluşması gibi değildi başlarda ve gizli bir buluşma da değildi. Ya bazen ben onu arıyor,
“Yenge müsaitsen, bir kahveni içmeye geleceğim!” diyordum, ya da bazen o arıyordu,
“Bırak artık bu kadar çalışmayı… Hadi gel, bir kahve içelim! Kafan dağılsın biraz…” diyerek beni davet ediyordu. Bir gün canım çok sıkkındı, ödeme olarak aldığım büyük bir çekin sıkıntısı olmuştu. Bu sırada yengem aradı. Sorun olduğunu, canımın çok sıkıldığını anlatınca,
“Ah, kıyamam sana… Bana gel canım, bir kahve molası ver!” dedi. Zaten o akşam onlarda olacaktık, yemeğe davet etmişlerdi. Öğleden sonra 14:00 gibi gittim yengeme. Oturup konuşmaya başladık. Canımı sıkan olayın ne olduğunu sordu, ben karşılıksız çek olayından bahsettim. Yengem çok üzüldü,
“Dert etme bu kadar, ben yardımcı olurum sana!” dedi. Paraları vardı, aslında yengemin esas ailesinden büyük miktarda miras kalmıştı. Çok sevinmiştim, hatta o kadar sevinmişim ki, bu yüzüme bile yansımış. Yengem de bana,
“Hah işte, yengem sen hep böyle gül! Seni üzgün görmeye dayanamam ben canımın içi…” dedi. Artık çok rahatlamıştım ve yengeme,
“Yenge, öyle bir rahatlattın ki beni… Üstümden yük kalktı bir anda… Hadi bir kahve daha içelim!” dedim.
Sadece para olayı değildi bu… O eve her yalnız gittiğimde, balkona her sigaraya içmeye çıktığımızda, baş başa kaldığımızda çok heyecanlanıyordum ve adeta ateş basıyordu. Son zamanlarda yengeme olan yakınlığım ve ilgim iyice artmaya başlamıştı.
O kadar ki, bazen özel konular hakkındaki konuşmalarımız esnasında aletimin sertleştiği bile oluyordu. Sözünü hiç sakınmaz, konu cinsellik bile olsa hiç çekinmeden sohbete devam ederdi. Üstü kapalı açık saçık fıkralar anlatırdı bazen, lastikli cümleler havada uçuşurdu. İster istemez onun dudaklarından müstehcen şeyler duymak beni tahrik ediyordu.
Onun bu tavırları öyle hoşuma gidiyordu ki… Yengem de gördüğüm kadarıyla bana karşı çok yakın davranıyordu. Konuşurken elimi tutar, kolumu dizimi okşardı sürekli… Ben bir şey konuşurken ağzımın içine bakardı yeşil gözleriyle…
Yengem kahvelerle geldi ve yanıma oturdu. Elini elimin üzerine koyarak,
“Hallolmayacak mesele yok, yeter ki sen üzülme yakışıklı prensim!” dedi.
Pamuk gibi beyaz ve yumuşak elinin sıcaklığı bende yine hareketlenmelere sebep olmaya başlamıştı. Tam elini çekeceği zaman tuttum ve çekmesine engel oldum.
Benim o hareketim sonrası sanki donup kalmıştı yengem… Sadece birbirimizin gözlerinin içine bakıyorduk. Sessizliği dudağımdan çıkan iki kelime bozdu,
“Bırakma elimi!” dedim. Ben öyle deyince yengem elimi daha bir sıkı tuttu ve
“Sen istemediğin sürece bırakmam!” dedi. Ok yaydan çıkmıştı artık. İkimiz de olacakları biliyor ve istiyorduk.
“Yenge…!” diye fısıldadım. Heyecandan dudaklarım kurumuştu. Aynı tonda kısık sesle yanıt verdi bana…
“Canım…” Yengem de benden farksızdı. İki liseli ergen gibiydik o anda…
Sonra yine bir sessizlik kapladı ortamı. Dudaklarımı yengemin dudaklarına yavaşça yaklaştırmaya başladım. Nefes alıp vermeleri çok hızlanmıştı. Dudaklarımızdan önce nefeslerimiz birbirine karışmıştı bile…
Ardından etli dudaklarını usulca öpmeye başladım. Öpüşmelerimiz karşılıklıydı ve ufak dudak temasları şeklindeydi. Sonra tamamen kenetlendi dudaklarımız… Uzun bir öpüşmenin ardından nefessiz kalmıştık adeta. Dudaklarımız ayrıldığı zaman, dilimden dökülen kelimeler,
“Seni seviyor ve istiyorum yenge!” olmuştu. Yengem,
“Ben de seni seviyorum. Hem de çok… Ve ben de seni istiyorum!” deyince tekrar öpüşmeye başladık.
Yengem iki eliyle başımı tutarak beni kendi üzerine çekti ve koltuğa yatabildiği kadar yattı. Tuhaf bir pozisyon almıştık koltukta, yarımız koltuğun dışında, diğer yarımız ise koltukta yatar vaziyetteydi ve sevişmeye başlamıştık.
Bir yandan öpüşürken, bir yandan da sol elimle yengemin eteğini yukarıya kadar kaldırmış, bacağından kalçalarına kadar okşuyordum. Diğer elim iri göğüslerinde geziniyordu. Yengem ise sırtımı ve saçlarımı okşuyordu.
Sonra yengem yavaşça benim gömleğimin düğmelerini çözmeye başladı. Şimdi ellerini kıllı göğsümde dolaştırıyordu. Bense biran önce yengemin amına girmek istiyordum.
Biraz üzerinden kalkarak, pantolonumu baksır külodumla birlikte dizlerimin altına kadar indirdim. Ardından yengemin eteğini yukarıya iyice toparlayıp, külodunu yana sıyırdım. Bir an durup baktım.
Tertemizdi yengemin amcığı… Bir tane kıl, tüy yoktu. Pırıl pırıl parlıyor, aralanan dudaklarının arasından içinin pembeliği göz alıyordu. İçinden süzülen zevk sularını içmek istedim. Başımı kasıklarına gömdüm bir anda, o ıslaklığa dudaklarımı yapıştırdım.
“Ohh… Bülent… Ne yapıyorsun sen çılgın?” diyerek saçlarımı kavradı. Dudaklarımı çekmeden yalamaya devam ederken,
“Dayanamadım yenge… Çok güzel görünüyor. Tadına bakmak istiyorum.”
“Vaktimiz az bebeğim. Hadi, birileri gelmeden başla artık… İçime gir. Seni istiyorum.”
Doğruldum ve yarağımı amına dayadım. Amı çoktan sırılsıklam olmuştu. Yarağımı yavaşça sokmaya başladım. Sanki ilk defa sikilen bakire bir kız kadar dardı amı ve alevler içerisinde yanıyordu.
“Uhh… Çok darsın yenge…” diyerek boynunu öptüm amına girerken… Kollarını boynuma doladı,
“Dayın fazla kullanmadı canım…” diyerek kendine çekti sımsıkı… Uçları kabarmış memeleri benim göğsümde eziliyordu.
Yavaşça girip çıkıyordum o sıcacık ve sırılsıklam amına. Her defasında daha çok giriyordum ve yengem o sırada altımda inliyordu. Yavaşça hızlanmaya başladım. Benim hızlanmamla beraber yengemin inlemeleri de hızlanıyordu.
Genç bir kızla sikişmek kadar zevk veriyordu yengemi sikmek. Ve ben daha fazla dayanamayarak içine boşalmaya başladım. Tüm döllerim içine boşalıncaya kadar durdum içinde. Yarağımı amından çıkarttığımda döllerim de amından dışarıya doğru süzülmeye başladı.
Yengemin üzerinden kendimi yana bıraktım, kalktı, amını tutarak banyoya gitti. Öylece oturuyordum koltukta, üzerimi bile toplamamıştım.
Banyodan su sesi geliyordu, ama yengem gelmek bilmiyordu. Üzerimi toparlayarak banyoya gittim, kapıyı çaldım. Yengemin ağladığını fark edince kapıyı açarak içeriye girdim. Yengem klozette oturuyordu.
“Git, ne olur çık!” dedi. “Nasıl yaptım bunu ben? Olmaması lazımdı. Yapmamalıydık, sevişmemeliydik.” Yanına giderek elinden tuttum ve ayağa kaldırdım. Çenesinden tutarak yüzünü bana baktırdım,
“Bunu bize yapma lütfen… Muhteşem bir şey yaşadık ikimiz… Her şey harika, her şey çok güzel… Sen benim kraliçemsin. Sana hayranım, seni seviyorum!” dedim ve öpmeye başladım.
Ağlaması devam ediyordu, ama gözlerinin yaşı yanaklarını ıslatırken yengem benimle öpüşmeye de devam ediyordu. Kucağıma alarak yatak odasına yöneldim. Kucağımdan yatağa bıraktım. Yanına yatarak,
“Seni seviyorum!” dedim tekrar…
“Ben de!” diye cevap verdi ve tekrar sevişmeye başladık.
“Beraber olduk diye üzülmeyeceksin değil mi?” dedim her yanını öpücüklere boğarken… “Çok seksisin, çok güzelsin. Seninle sevişmek harika… Çok zevk alıyorum inan…”
“Ben de canım… Ben de zevk alıyorum. İnan, öyle özlemişim ki sevişmeyi… Öyle hasret kaldım ki bir erkeğin kollarında doyuma ulaşmaya… Bilemezsin… Ohhh… Sev beni aşkım… Kollarında ez beni…”
Bir yandan sevişiyor, bir yandan da birbirimizi soyuyorduk. Kısa süre sonra ikimiz de çırılçıplak kalmıştık. Bir ara dizlerimin üzerinde kalktım ve yengeme baktım.
Yenge dediğim kadın altımda sere serpe yatıyordu ve yaşına rağmen çok diri bir vücuda sahipti. Elbette vücudunda deformeler vardı, ama bu seksi kadına adeta hasta olmuştum.
Ben öyle dururken elini uzatıp yarağımı kavradı ve okşamaya başladı. Ben de bu sırada bir çocuğu çıkartmasına rağmen halen daracık olan o güzel amcığını okşamaya ve parmaklamaya başladım.
Bir süre sonra bacaklarının arasına girerek, yarağımı tekrar amının dudakları arasına yerleştirdim ve sokmaya başladım. Yengemin dizlerinden tutarak bacaklarını iyice iki yana ayırmış, yarağımı daha çok sokmaya çalışıyordum amının içine.
“Ohh… Çok güzell…” diyerek ellerini göğsümde, kollarımda dolaştırıyor, gözleri yarı kapalı vaziyette içine giren aletin zevkini çıkarıyordu. Yengemin iniltileri odayı kaplamıştı.
Üzerine doğru eğilerek yarağımı çıkarttım o sıcacık yerden ve zamanın pek yıpratamadığı göğüslerine yumuldum. Bir yandan göğüslerini okşarken, diğer yandan onları öpüyor, emiyor ve ısırıyordum. Yengem çıldıracak gibi inliyordu.
“Ohh… Bebeğim… Erkeğim… İçime gir lütfen… Sikini çıkarma… Seni içimde hissetmek istiyorum.”
“Ahlaksız kadın seni…” dedim gülümseyerek… “Seni sikmemi istiyorsun öyle mi?”
“Evet canım… Terbiyesiz sevgilim… Evet, beni sikmeni istiyorum. Hadi… Sik beni ne olur… Amıma sok o güzel sikini…”
“Merak etme yavrum… İstediğin kadar sikeceğim seni… Amcığın çok tatlı… Zaten seni sikmeden bırakmam ben… Her istediğinde sikerim seni…”
Konuştuğumuz her kelime bizi daha da baştan çıkartıyor, tahrik ediyordu. Ve tekrar yarağımı amına soktum.
“Omhh… Harikaa… Sik aşkımm… Sik beni bebeğimm… Ohhh… Köklee…” diye inliyordu yengem…
Hızlanarak, yavaşlayarak tempolu bir şekilde girip çıkıyordum amcığına… Kasıklarımı bastırıp sertleşmiş klitorisini eziyor, sikimi vajinasında sağa sola sürttürerek zevkini arttırıyordum.
Bir süre bu şekilde devam ettim sikmeye… Sonra tekrar içinden çıkarak, yengemi önümde domalttım. Yarağımı tutup arkadan yengemin amına soktum ve kalçalarından tutarak hızlıca girip çıkmaya başladım amına…
Yengem bu pozisyonda daha bir zevk almaya başlamış, inlemeleri gittikçe artmaya başlamıştı. Ben ise daha da hızlanıyordum. Bazen üzerine doğru abanıp, altta sallanan göğüslerini okşuyordum.
Artık yengem inlemiyor, adeta bağırıyordu. Tekrar boşalacaktım, ama tutmaya çalışıyordum kendimi, çünkü yengem de gelmek üzereydi. Derken yengem inlemeler eşliğinde boşalmaya başladı. Ben de durmadım ve iyice hızlanarak yengemin içine boşalmaya başladım.
“Ahh… Geliyorumm… Ohhh… Çok güzell…” diye inlerken, bacaklarının titrediğini görebiliyordum. Elleriyle çarşafları buruşturuyor, zevkten kendinden geçiyordu.
Sonunda kasılmalarımız, kısık zevk feryatlarımız bitti. Bir süre öylece içinde hareketsiz kaldım. İkimiz de ter içinde kalmış ve sırılsıklam olmuştuk. Böylesine zevk verici bir seks yaşamamıştım şimdiye kadar.
İkimiz de yatakta perişan şekilde yatıyor ve dinleniyorduk. Birbirimize dönük vaziyette yatarken, ellerimiz birbirimizin vücutlarında geziniyor, sanki birbirimizi keşfediyorduk. Bir ara tekrar göz göze geldiğimizde, ikimizden de aynı anda,
“Seni Seviyorum!” kelimeleri çıktı. Gülmeye başladık.
“İkimizin de eşleri var biliyorsun.” dedi sonra biraz ciddileşerek… “Ama yine de buluşup zevk almamıza engel değil bence… Ne dersin aşkım?” Uzanıp öptüm,
“Ben de aynı şeyi düşünüyorum sultanım…” dedim. “Burada kalması yazık olur. Dediğin gibi, çok zevk aldık, her şey harikaydı. Bırakalım, gittiği yere kadar gitsin. Kendimizi gereksiz zorlamayalım.”
Saate baktığımızda, saatin 18:00’e geldiğini fark ettik ve telaşlı bir şekilde giyinmeye başladık. Zamanı unutmuşuz. Dayım her an gelebilirdi.
Ben hemen salona geçtim ve ortalığı toparlamaya başladım. Yengem de o sırada yatak odasını toparlıyor, sevişirken buruş buruş olmuş çarşafları değiştiriyordu. Ben işimi henüz bitirip koltuğa oturmuştum. Daha yengem salona gelmemişti ki, kapı açıldı ve dayım içeri girdi. Beni görünce,
“Ooo Bülent, sen geldin mi ya?” dedi. Çok heyecanlanmıştım ve ayağa kalkarak,
“Hoş geldin dayı!” diyebildim.
“Ne o, erkencisin oğlum?” filan derken, o sırada yengem içeriye girerek dayıma,
“Hoş geldin!” dedi. Dayım sehpada duran kahveleri görünce,
“Ohh, kahveler filan, muhabbet iyiydi galiba!” dedi ve güldü. Biz de işi hemen muhabbete vurduk tabi… Dayım yengeme,
“Ee, akşam için hangi güzel yemeklerini yaptın bakalım?” deyince, yengem,
“Valla bir şey yapmadım, bugün kendimi iyi hissetmiyordum. Kırıklık vardı üstümde, bütün öğleden sonra yatakta yattım. Pizza filan söyleriz diye düşündüm…” dedi.
Bunları konuşurken yüzüme bakıyordu gülümseyerek… Evet, yengem yatakta yatmıştı ama, yanında ben vardım. İkimiz birlikte muhteşem bir sevişme yaşamıştık dayımın yatağında…
Derken eşim ile çocuk, sonra dayımların kızı geldi. Pizza söyledik, muhabbet filan, oturuyorduk. Ama dayımın yüzüne bakmaya adeta utanıyordum. Dayım benimle kendi oğluymuşum gibi konuşuyordu. Hatta bir ara,
“Bak Tanrının işine, bizim oğlumuz olmadı, ama sen de bizim oğlumuz oldun, dimi Selma?” dedi. Yengem de,
“Tabi canım!” dedi. Nasıl bu adamın yüzüne bakacaktım, daha birkaç saat evvel karısı altımda inliyordu ve birbirimizi zevkin doruklarına taşıyorduk.
Şimdiyse hiçbir şey olmamış gibi muhabbet ediyorduk. Yengemle de göz göze gelemiyorduk, eminim ki o da aynı benim gibi düşünüyor olmalıydı.
Bu ilk zor gece en sonunda bitmişti ve kalkacaktık artık. Evden çıkarken tabi öpüşme faslı filan derken, önce dayımla, sonra yengem ile kapının önünde öpüştük. Yanağımdan öperken kulağıma,
“Seni seviyorum!” diye fısıldadı. Ben de öbür yanağını öperken,
“Ben de seni!” diye cevap verdim.
Tüm suçluluk psikolojisine ve zorluklara rağmen, yengemle tuhaf bir ilişkiye başlamıştık artık.
Yine de her şeye rağmen ikimize de iyi geldi ve bu ilişkiyi devam ettiği yere kadar götüreceğiz.
Bir yanıt yazın