Çorap Fantazisi
Eşimden boşanalı iki sene oluyordu. 38 yaşında, oğluyla oturan yalnız bir kadındım. Emir, yaşamın bana sunduğu tek armağandı sanki.. Onsuz düşünemiyor, konuşamıyor, hiç bir şey yapamıyordum. Onu her şeyden herkesten çok seviyordum.
O sıralarda lisede resim öğretmeniydim. İşimi seviyordum, hemen hemen oğlum yaşında çocuklarla haşir neşir olmak, oğlumu tanımama da yardımcı oluyordu. Bununla beraber 16 yaşında bir çocuğun dünyasında nasıl fırtınalar koptuğunu hala tam olarak bilmiyordum.
Ergenlik heyecanlarını onlarla paylaşmaya çalışıyordum mümkün olduğunca… Aramızda fazla bir mesafe olmamasına gayret ediyordum. Zaten diğer despot öğretmenler sayesinde çocuklar kendilerini yeteri kadar tutsak hissediyorlardı. Bari resim derslerinde dilediklerince özgür olsunlar…
Ergenlikte anne oğul ilişkisiyle ilgili kitaplar raflarımdan dolup taşıyordu. Anneyle oğlu arasında çok garip, her seferinde farklı yaşanan, aşkla, masumiyetle, saflıkla ve tutkuyla örülü kopmaz bir bağ vardı…
Çocuk, ergenlik çağında kendi bedenini ve dürtülerini tanıyordu. Karşı cinsle ilgili tanımlamalarını da ilk olarak annesiyle yapıyordu… Ve çoğu zaman ona karşı gizliden gizliye bir aşk, bir tutku besliyordu. Hele internette okuduğum ensest hikayelerle bu konuyu sık düşünür oldum.
Acaba Emir de bana karşı böyle hisler besliyor olabilir miydi? Konu zihnime öyle bir takıldı ki bir türlü aklımdan çıkaramıyordum. Bu düşünce bana pek çok şeyi birden yaşattı. Onun o masum bakışlarını düşündüm. Birden jetonum düştü. Uzun zaman geçirdiği banyoda mastürbasyon yapıyordu mutlaka… Mastürbasyon yapıyordu ama, acaba yaparken kim bilir neler düşünüyordu.
Beni düşünüyor muydu acaba? Hadi canım neremi görmüştü ki düşünsün?..
Yok canım… Beraber banyoya girip her bir yerlerini yıkayan bendim. Beni yüzlerce kez çırılçıplak görmüştü. Tabi o zaman detayları pek hatırlamayacak kadar küçüktü…
Acaba her yerimi hatırlıyor olabilir miydi? Her yerimi… Bunları düşünürken yatakta sırtüstü döndüm, geceliğimin önünü çözüp göğüslerimi avuçlarıma aldım.
Memelerim gençliğimden beri kocamandılar. Hiç üşenmeden kalktım, gardrobun önüne dikildim. Aynanın karşısında durmuş göğüslerime bakıyordum. Geceliği olduğu gibi çıkarttım.. Yan döndüm. Popomu elimle destekleyip kaldırdım. Acaba Emir benimle ilgili neler düşünüyordu?
Bunu kesin olarak öğrenmeye karar verdim, ama önce küçük öğrencilerim üzerinde bir deneme yapmam gerekiyordu. Geceliğimi giydim, yatağa uzandım. Sanırım monoton hayatıma kendi kendime renk katmaya başlamıştım.
Çoraplar, resim №2
Ertesi sabah yataktan sanki daha dinlenmiş, daha dinç, daha mutlu kalktım. Emir`in servisi çok erken geliyordu, o yüzden hemen odasına gidip onu öperek uyandırdım. Gözlerini ovuşturdu
“Anne çok garip bir rüya gördüm” dedi. Yatağın kenarına oturdum
“Çabuk çabuk anlat yoksa servisi kaçırırsın” dedim.
Hızlıca ve heyecanla anlatmaya koyuldu.
“Çok yüksek bir binanın tepesindeydik senle ben… Sen bir sandalyede oturuyordun ben de yıldızlara bakıyordum. Sonra bana “Canım, çorabımı giydirir misin?” diye sordun. Elinde o okula giderken giydiklerinden ince siyah bir çorap vardı. Ben de ayaklarını tutup çorabını giydirmeye başladım.”
Bir süre hiç bir şey söyleyemedim. O ise gözlerini kocaman açmış benden bir yorum beklercesine masum masum bakıyordu. Gerçekten göründüğü kadar masum muydu acaba? Bana ince siyah çoraplarımı bacaklarıma giydirişini anlatmasının altında başka bir neden olabilir miydi? Yutkunarak,
”Bu kadar mı?” diyebildim. Çorap giydirmekle kalmış mıydı bu yaramaz?
“Evet” dedi. “Bu kadar… Ne anlama geliyor acaba?”
“Sen gecikmeden çabuk fırla! Annenin seni ne kadar çok sevdiğini anlatan bir rüya görmüşsün. Ama eğer servisi kaçırırsan annenin ne kadar kızabileceğini de görürsün, hem de gerçekten!”..
Poposuna bir şaplak indirdim. Kıkırdayarak banyoya koştu. Emir gittikten sonra yatak odama yöneldim. Yapılacak işlerim vardı… Okul eve yakın olduğundan dersten on dakika önce çıksam yetişiyordum. Eve de Emir`den çok önce geliyordum. O yüzden bol bol zamanım vardı.
Bir an gördüğü rüya aklıma düştü. Acaba ayaklardan ve bacaklardan mı hoşlanıyordu Emir? Acaba benim çoraplı ayaklarıma çaktırmadan bakıyor muydu? Acaba onları okşamak, öpmek mi istiyordu? Heyecan ve utanç duyguları bedenimde çarpışıyordu.
Çorap çekmecesinden koyu siyah-kahverengi külotlu çorabımı çıkardım. Onu elimle genişlettim. Yatağa serdim. Buruşma yapmasın diye bacaklarıma krem sürdüm. Külodumu çıkardım. Çorabı özenle giydim ve ayak bileklerimden belime kadar elimle iterek gerdirdim.
Dolabımı açtım. İşte orada asılı duruyordu: Senelerdir giymediğim derin yırtmaçlı daracık bordo renkli mini eteğim…
Aceleyle içine girdim. Fermuarı biraz zorlandı. Ama aynanın karşısına geçtiğimde bunun o kadar da önemli bir durum olmadığını heyecanla gördüm. Hatta daha seksi olmuştum bir kaç kilo alınca…
Etek vücut hatlarımı zorluyor, belimi, popomu, bacakları olduğu gibi gözler önüne seriyordu. Hele popomun her bir kıvrımı gözüküyordu.
Omuzları açık bej renkli bluzumu içime sutyen giymeye gerek duymadan üstüme geçirdim. Göğüslerim dışarı fırlamıştı sanki… Koca göğüs uçlarımın çıkıntısı belli oluyor, biraz dikkatli bakıldığında koyulukları da görülüyordu..
On santim topuklu parlak gül kırmızısı terliklerimi ayağıma geçirdim… Aynanın karşısına geçip dikkatle baktım. O güne kadar okula dizimin hizasını geçmeyen eteklerle, kalın gömlekler ve gayet kapalı elbiselerle gitmiştim… Ve bugün tam anlamıyla bir kaltak gibi gözüküyordum..
Çoraplar, resim №3
Üstüme uzun lacivert pardösümü aldım önünü kapadım ve okulun yolunu tuttum.
Hademeye günaydın dedim. Umursamaz gözlerle başını salladı. Planım tıkır tıkır işliyordu. Pardösünün altında neler olduğunu bilse bu yaşlı hademe hemen oracıkta kalpten gidebilirdi ama hiç bir şey anlamadı.
Sınıfa girdim. ayağa kalkan öğrencilere oturun der gibi başımı salladım. En öndeki sıranın önünde durdum. Hepsi ilgiyle yüzüme bakıyorlardı.
“Günaydın çocuklar… Bugün dersimizde çok zevkli bir konu işleyeceğiz.” dedim.
sınıftan neşeli bir uğultu yükseldi. Pardösünün kuşağını usulca çözdüm, önü kendiliğinden iki yana açıldı.
“Kadın vücudu çizeceğiz” dedim. Ön sıradaki bir öğrencinin gözleri pardösünün içinde fırlamış göğüslerime takılmıştı. Bütün öğrencilerime tek tek baktım. kız mevcudu olmayan, azgın ergen erkeklerden oluşan yirmi kişilik bir sınıftı…
Çıt çıkmıyordu sınıfta… Ellerimi karnımda dolaştırıp belime koydum. Göğüslerimin iriliğinin altını çizmiş oluyordum böylece… Ve küçük azgınların tüm dikkati göğüslerimdeydi. Heyecan verici… Tahrik edici… Islandığımı hissettim. Gülümseyerek,
“İleride üniversitelerde resim dersinde insan anatomisi çizmeyi öğrenmek için çıplak modeller olduğunu göreceksiniz. Kadın ve erkek modeller… Çırılçıplak soyunurlar ve öğrenciler etraflarında çizim yaparlar.”
Sınıftan bir uğultu yükseldi, kikirdemeler, utangaç mırıltılar… Elimi havaya kaldırıp susturdum yaramazları…
“Tabi, çıplak dediysem, bu sizin yaşınız için erken henüz… Ama size o havayı yaşatmak istedim. Bugün size ben modellik yapacağım arkadaşlar…” dedim.
Pardösüyü çıkardım. Sandalyeyi sınıfın ortasına getirdim ve bacak bacak üstüne atıp oturdum. Bluzumun iki düğmesini daha açtım, sütyensiz diri göğüslerimin üst kısmının açılmasını, iyice meydana çıkmasını sağladım.
“Modellik yapacağım derken, çıplak demek istemedim tabi ki… Üzerimde giysiler olacak. Siz bana bakarak ana hatları yakalamaya çalışacaksınız.”
Hepsi de müthiş heyecanlanmıştı ve ben de bu heyecanı onlarla paylaşıyordum. Tenim ateş gibi olmuştu ama oyunumu da sonuna kadar oynayacaktım.
“Evet çocuklar” dedim “Hepiniz bir kadını canlı olarak, yakından çıplak görmediniz henüz, biliyorum. Ama herhalde az da olsa kadın vücudunun neye benzediğini biliyorsunuz.”
Kafalarını hayır anlamında iki yana salladılar. Hemen hepsi ben bakışlarımı başka yöne çevirdiğimde vücuduma dikkatle bakıyor, sonra onlara döndüğümde bakışlarını kaçırıyorlardı. Utanmışlar ve acayip heyecanlanmışlardı. Ben de aynı durumdaydım ve bu gün içlerinde kopan fırtınalara ortak olmaya kararlıydım.
“Ayağa kalkıp yanıma gelin bakayım.” dedim. Hepsi bir anda zil sesini duymuşçasına fırladılar. Etrafımda ergen erkeklerden ufak bir ordu vardı. Arkada kalanlar parmaklarının üstüne basıyor, birbirlerini ite kaka bana bakmaya çalışıyorlardı.
“Şşt itişmeyin. Bu gün herkes istediği kadar bakacak” dedim.
“Şimdi modeliniz olarak beni iyice yakından incelemenizi istiyorum. Bazı kıvrımları doğru çizebilmeniz için bana dikkatle bakın. Her yerime… Omuzlar, kollar, bacaklar…”
Bunları söylerken bacağımı bacağımın üstünden indirip eteğimi popoma kadar sıyırdım. Bazıları kafalarını bir hayli yakınıma uzatmışlardı. İçlerinden bazılarının pantolonunun önünde kocaman şişkinlik fark ettim.
Çoraplar, resim №4
Bir süre o azgın ergen bakışlarının vücudumun her kıvrımında, bacaklarımın kuytularında dolaşmalarına izin verdim. Daha sonra hepsini yerlerine oturttum.
“Şimdi, altlıklarınızı ve kağıtlarınızı alıp çizmeye başlayın. Blok ders yapacağız, teneffüs yok.”
Kağıtlarını altlıklarına kıstırdılar. Ben de öndeki sıranın üstüne sandalye koydum.
“Çocuklar, yardım edin de şunun üstüne çıkayım.” dedim.
Üçü yarışırcasına öne atıldı. Biri elimi tuttu. Diğer ikisi de yaptığım şeyden cesaret almış olmalılar ki bacaklarımdan kavradılar. Hepsi de alttan açılmış olan eteğimden bacaklarımı ve popomu dikizliyorlardı. Hemen hepsinin önü kocaman olmuştu.
Terlikleri ayağımdan çıkardım. Bacaklarımı olabildiğince araladım. Parlak çoraplı bacaklarıma baktıklarını gördükçe ateş gibi oluyordum, heyecanlanıyordum.
“Bacaklara, çizgilere dikkat edin” dedim. “Ve göğüsler… Göğüslerimi rahatça görebiliyor musunuz? Kıvrımları belli oluyor mu?”
Göğüslerimi altlarından tutup kaldırdım. Tam o anda hafif hafif bir tenin tene vurma sesi geldi. pıt pıt pıt! Ritmi bazen hızlanıyor bazen yavaşlıyordu. Küçük haylazlardan biri arka taraflarda mastürbasyon yapıyordu.
Heyecandan ölebilirdim. Bu yaptığım delilikti. O anda sınıfa herhangi biri girecek olsa okuldan bile atılabilirdim. Bedenime yapışan aç bakışlara biraz daha izin verdim. En az onlar kadar heyecan duyuyordum.
İçlerinden bazıları resim çizmeyi bile bırakmışlar, gözleriyle beni yiyecek gibi bakıyorlardı. Elleri sıranın altındaydı. Sonunda yeteri kadar kendimi teşhir ettiğime karar verince yavaşça bacaklarımı topladım. Terliklerimi giydim. Yine iki üç çocuğun yardımıyla sandalyeden aşağı inip onu yerine koydum.
“Hocam daha bitirmedik…” uğultuları yükseldi. Vücudumu seyretmeye doymamışlardı anlaşılan…
“Bu günlük bu kadar yeter çocuklar… Vücut çizgilerine yeteri kadar baktınız. Haftaya başka bir konuyla devam ederiz” dedim.
Çizdiklerini kontrol ettim. Hiç birinin resminden bir şey anlaşılmıyordu. Eğer doğru düzgün çizilmiş bir desen olsaydı hemen ellerinden alıp toplayacaktım. Pardösümü giydim ve sanat tarihi kitabından konu anlattırarak abuk subuk bir ders işledim. Zil çalınca da yine hızlı adımlarla evin yolunu tuttum.
Straplez buluzumu ve eteğimi çıkarmadım eve girince… Çorap ve terlikleri de… Hemen yemek yapmaya koyuldum. Oğlum eve geldiğinde her şey hazır olmalıydı. Birkaç saat sonra anahtar sesi geldi.
“Merhaba anne ben geldim” diye mutfağa daldı.
“Merhaba bir tanem nasılsın?” dedim.
Ama ondan ses gelmedi. Kafamı çevirdim. Gözlerini topuklu ayakkabılarıma ve ayaklarıma dikmiş, öylece bakıyordu. Her zamanki giysilerim yerine, sınıftaki oğlanlara sergilediğim halimi görünce şaşırmıştı biraz…
“Anne çorabın kaçmış.” dedi neden sonra…
Ayağımı havaya kaldırdım. Çorap topuktan bileğe kadar kaçmıştı. Bu her zaman olabilirdi evet ama normal olmayan Emir`in bakışlarıydı. Gözleri açıktı ve sanki kalbi boğazında atıyordu. Hızlı hızlı soluyordu. Tanrım oğlum ayaklarıma bayılıyordu. Heyecandan ölecek gibi bir hali vardı.
“Ya, sorma canım. Bacaklarım belki güzel görünüyor ama… İnce çorap giymenin de böyle sorunları var işte…”
Kafamı lavaboya çevirdim. Bir ayağımı terlikten çıkardım ve sözüm ona üstüyle diğer ayağımın topuğunu kaşımaya başladım. Oğluma çoraplı ayaklarımı olduğu gibi sergiliyordum. Gözünü ayırmadan beni izlediğine emindim.
“Evet anne, bacakların gerçekten güzel görünüyor. Kaçık da olsa çoraplarla çok güzel yine de…” dedi kısık bir sesle…
Bütün bir mutfak faslı böyle geçti. Ben mini etekli çoraplı bacaklarımı sergiledim, Emir de yanımdan ayrılmadı hiç, bahaneler bulup sürekli yanımda gezdi.
Yemeğe oturmadan önce üzerimi değişip yine mini etekli, askılı, göğüs dekolteli ince kumaştan yazlık bir elbise giydim üzerime… Çoraplarımı değiştirmedim ama…
Çoraplar, resim №5
Yemekten sonra sanki çok yorulmuş gibi kanepeye uzandım. Elbisemin eteğini olabildiği kadar yukarıya sıyırdım ve Emir`i çağırdım.
“Ayaklarımı biraz ovsana canımın içi, çok ağrıyorlar.” dediğimde onun hakkındaki düşüncelerimde yanılmadığımı fark ettim.
Ne yapacağını bilemedi, heyecanını bastırayım derken iyice batıyordu, çok şirindi…
Sağ ayağımı hafif hafif yoğurmaya başladı. İki elinin avuçlarıyla ovuyordu ayağımı. Sonra sanırım yavaş yavaş cesareti arttı. Parmaklarımı tek tek okşuyor, onların bittiği yerleri, ayağımın ortasındaki boşluğu özenle ovuyordu. Topuğumu iki eline alıyor, parmaklarının ucuyla daireler çiziyordu sanki hep bu anı beklermiş gibiydi.
“Kırmızı ojelerin de siyah çorabın altında çok güzel görünüyor anne…” dedi, ayak parmaklarımı okşarcasına sıkıp sıkıp bırakırken…
“Mmm… Sadece çorap değil, ojeli ayakları da seviyorsun demek…” diyebildim. Başını salladı yanıt vermeden, bıraksam ayaklarımı dudaklarına götürüp öpecek gibi hayranlıkla bakıyordu masaj yaparken…
Harikaydı ve aman tanrım vajinam sulanıyordu. Oğluma ayaklarımı ovduruyordum ve senelerdir hiç yaşamadığım şeyleri yaşıyordum.
Derinden derine bunun hayatımdaki dönüm noktalarından biri olduğunu hissediyordum… İki ayağımı da çılgınca ovmuştu ama hiç yorulmuşa benzemiyordu. Bıraksam saatlerce ayaklarıma masaj yapabilirdi, biliyordum bunu…
”Aslanım benim… Öyle iyi geldi ki masajın… Acaba bundan sonra her akşam annenin yorgun ayaklarını ovar mısın?” diye sordum.
Gözleri parladı. Ve sonra o ana kadar aklıma getirmemek için çok zorlandığımı şeylerin bir anda beynime hücum etmesine yol açan şeyi çekine çekine söyledi:
“Annem… Elbette, her akşam, her gün masaj yaparım ayaklarına… Senin… Şey, ayakların çok güzel kokuyor…”
Bütün gün ayaktaydım. Ayaklarım gerçekten kokuyor olmalıydı. Ve bu onun hoşuna gidiyordu. Müthiş heyecanlanmıştım.
“Güzel mi? İtici bir koku değil mi sence?”
“Asla anne, ayaklarının kokusunu çok seviyorum.”
“Yaaa… Çorap ve topuklu ayakkabı giymemden hoşlanıyor musun peki?” dedim,
“Evet anne ayaklarını çok seviyorum. Özellikle de çoraplı ayaklarını” deyiverdi.
“Aaa… Kaçık çorapla oturuyorum geldiğimden beri…” Gözlerini bacaklarımda, baldırlarımda dolaştırdı, çorabımın kaçık olan kısmını sever gibi okşadı,
“Kaçık da olsa çok yakışıyor sana…” dedi fısıldayarak…
“Ama olmaz ki böyle canım..” dedim, ”Odamdaki çorap çekmecesini aç ve oradan en beğendiğin çorabı kap da gel. Seninle şu kaçmış çorabı değiştirelim”.
Hemen fırladı. O çıkar çıkmaz elimi ateş gibi yanan vajinama götürdüm, dudakları şişmiş ve kabarmıştı. Kadınlığımın içinden oluk oluk sıvı geliyordu. Emir`in ayak seslerini duyar duymaz toparlandım…
“Anne hangisini seçeceğimi bilemedim” dedi.
Bir elinde gül kırmızısı süper ince külotlu çorabım diğer elinde de siyah parlak ince gül desenli külotlu çorabım vardı.
“Önce hangisini giyeyim?” dedim, kırmızıyı uzattı…
Sandalyeye oturdum. Bacaklarımı yana doğru uzattım, popomu hafifçe kaldırıp çorabı aşağıya sıyırdım. İçimde külot olmadığından eteğimi siper ederek çorabı yavaş yavaş çıkarttım. Emir dikkatle beni izliyordu..
“Rüyan gerçek oluyor baksana…” dedim gülümseyerek. Kırmızı çorabı uzattım, “Hadi, çorabımı sen giydir bakalım.”
“Peki annecim… Hemen…”
Anında önümde diz çöktü. Elleri titriyordu. Kırmızı çorabı sıvayıp önce bir ayağıma, sonra da diğerine geçirdi. İki bacağımın dizlerine kadar giydirdikten sonra ayağa kalktım,
“Tamam canım, biraz geriye çekil sen, gerisini ben hallederim.”
Emir, iki adım geriye çekilip parlayan gözlerle beni izlerken çorabı çekiştirerek giymeye koyuldum.
Çoraplar, resim №6
Bunu yaparken doğal olarak eteğim sıyrılmıştı ve kadınlığımı bir an için açıkta bırakmıştım. Emir`in bunu fark ettiğini hemen anladım. Kaçamak bakışları, nefesinin birden hızlanması beni müthiş heyecanlandırıyordu. Yaşı küçük de olsa, tahrik ettiğim bir erkek tarafından dikizlenmek muhteşemdi…
Çorabın buruşukluklarını düzelttikten sonra ağır adımlarla oğlumun yanına geldim, etrafında döndüm. Elbisemin etek kısmını parmaklarımla tutup poz verir gibi yukarıya doğru sıyırmıştım.
“İstediğin oldu mu canım? Kaçık çoraptan kurtulduk işte…”
“Evet anne…” dedi gözünü benden ayırmadan… “Kurtulduk.”
Yine bedenim ateş gibi yanıyordu, kendimi fahişe gibi hissediyordum. Canım yavrum oracıkta bana bakıyordu, eşofmanının kabaran önünü eliyle kapamaya çalışıyordu…
Duygularıma hakim olamıyordum artık..
Müziksiz, erotik bir dans yapıyordum onun önünde… Kıvrılıyor, bükülüyor, etrafımda dönüyordum. Dönerken eteğim havalanıyor, belime kadar açılıyordum. Annesinin külotlu çoraplı poposu olduğu gibi Emir`in gözleri önündeydi…Başımı çevirip omuzumun üstünden oğluma baktım…
Eliyle önünü kapama gereği duymuyordu artık.. Ve penisi neredeyse eşofmanı yırtıp dışarı fırlayacaktı.. Sanırım oğlumun kocaman bir erkeklik organı vardı. Ve o kocaman erkekliğinin benim için kalktığı düşüncesi bütün bedenimi alev alev yakıyordu… Çıtayı bir aşama ilerlettim bu yüzden, dans etmeyi bırakıp,
“Emir…? Önünde ne var senin öyle oğlum?” diye sordum.
“Şeyy…” diye kekeledi. Emreden bir sesle,
“Hımmm… Sen sertleşmişsin bebeğim. Sakın bana penisinin benim için kalktığını söyleme. Çabuk eşofmanını ve külodunu çıkart bakayım!” dedim.
Dediklerimi tereddüt etmeden yaptı. Kabarmış, sertleşmiş erkekliği serbest kalır kalmaz baş kaldırdı. Yerinden adeta fırladı.
Bu kez ben ona bakakaldım. Yaklaşık 16 santim boyunda kocaman mor bir başı olan, genç ve pembe tenli, damarlı, kusursuz bir alet yükseliyordu kasıklarından…
“Mmm… Evet, sertleşmişsin gerçekten…” dedim yutkunarak… “Benim için mi havalandı bu azman şey…” Eliyle sikini tuttu rahatlatmak istercesine… Sıvazladı…
“Evet anne… Senin için… Çorapların için… Çorabının içindeki güzellik için kalktı… Fena halde zonkluyor. Ne yapacağımı bilemiyorum.” Sevgiyle baktım ona, yanakları kızarmış, dudakları titriyordu.
“Ben biliyorum canım…” dedim. “Penisine kan dolmuş. Böyle kalmaması lazım… Yoksa seni hasta eder. Onu rahatlatmak lazım…”
Çorabın vajinamın üstüne denk gelen yerini tırnağımla yırtım. Sonra da, ellerimi yemek masasına dayadım. Belimi büktüm, popomu dışarı çıkarıp parmaklarımın üstünde hafifçe yükselerek,
“Sanırım banyoda neden saatler boyu kaldığını anladım. Yoksa böyle bir şey mi hayal ediyordun?” dedim.
“Şeyy… Evet anne…” diyebildi zavallım… Gözleri olabildiğince açılmış, her yerimi hafızasına kazımak ister gibi bakıyordu bana… Bir erkeğin sikmeyi çok istediği bir kadına baktığı gibi…
”Hadi Emir… İşte, saatlerce banyoya kapanıp hayaller kurduğun şey önünde… Gel bakayım yanıma…” deyiverdim…
Taş gibi olmuş penisi elindeydi. Yavaşça arkama doğru yaklaştı. Aletinin sıcaklığını tenimde hissedince titredim. Sertliğini vajinama bastırmaya başladı ama nasıl sokacağını bilemedi, bacakları titriyordu…
Penisini elimle tutup başını dosdoğru amıma soktum. Islak amıma rahatça girdi. Kalçamı da ona doğru bastırıp yarağını köküne kadar içime kaydırdım…
O anda yüksek sesle çığlık attığımı hatırlıyorum… Bu neredeyse üç senedir vajinama giren ilk erkeklik organıydı. Ve o da oğlumun taş gibi sert, sıcak yarağıydı. Oradan çıkmıştı ve tekrar oraya giriyordu…
”Ohhh… Emir becer beni oğlum… Oohh, çok güzel sikiyorsun bebeğim… Sikinin damarlarını hissediyorum. Hadi, dibine kadar bastır. Becer anneni… Ahhh…” diye yalvarırken o başına kadar çıkıp ikinci kere soktu. Artık bu işin nasıl yapıldığını öğreniyordu..
“Tamam canım… Şimdi hızlanabilirsin. Ohhh… Git gel hadi bebeğim…”
Seri kalça hareketleriyle beni sert bir şekilde sikmeye başladı. Orada, salonun ortasında, yemek masasına dayanmış kendimi oğluma siktiriyordum…
Birden daha da hızlandı. Hareketlerinden anladım ki yavrucuğum boşalmak üzereydi… Amımın dudaklarını kastım ve içindeki yarağı sıktım.. Emir inleyerek içime boşalırken ben yükseldim. Sıcak spermleri vajinamı yakarak içime dolarken kasıla kasıla, neredeyse haykırarak orgazm oldum.
Doğru banyoya gittik beraber… Küçüklüğünde olduğu gibi çırılçıplak her yerini köpüklerle yıkadım, temizledim.
Bugün farklıydı ama… Bugün ben de çırılçıplak yanındaydım, tekrar sertleşmeye başlayan penisi çıplak tenimi yakarak okşuyordu. Güzel, biçimlenmeye başlamış erkek bedenini ellerimle keseledim, daracık kalçalarını sevdim, kalkmış erkekliğini okşadım. Yılan gibi kaygan bedenlerimizle birbirimize sarılıyor, her yerimizi okşuyorduk bıkmadan, usanmadan…
Birbirimize sımsıkı sarılmış, tek beden olmuştuk. Yukarıdan akan ılık suyun altında köpükler tepeden ayaklarımıza süzülüyordu. Dudaklarımız birleşmiş, arzuyla öpüşüyorduk.
Sonunda istemeye istemeye çıktık banyodan… Kurulandık. Yatağa çırılçıplak uzandık, birbirimizi okşaya okşaya dinlendik bir zaman… Rahatlamış, gevşemiştim. Yıllar süren seks orucundan sonra bu sevişme çok iyi gelmişti bana… Elbette hiç milli olmamış oğluma da… Ben bunları düşünürken Emir’in
“Anne… Çorap getireyim mi? Giymek ister misin?” diye sormasıyla kendime geldim. Çekinerek soruyordu. Bir defa boşalmak ona yetmemişti anlaşılan… Aslında bana da yetmemişti, kendimi hala aç hissediyordum. Gülümseyerek sarıldım,
“Çok mu istiyorsun çorap giymemi canım?” dedim. İstediği öyle belliydi ki, taş gibi erkekliği bana batıp duruyordu.
“Evet, çok istiyorum…” dedi.
“Dur sen… Gözlerini kapat. Ben aç demeden açma…”
Emir gözlerini kapatırken ben yataktan kalktım. En alt çekmecenin arkasına sakladığım çorap poşetini çıkardım. Siyah file jartiyer çoraplarını, onunla uyumlu jartiyerimi, kırmızı tanga külodumu, takımı olan sütyeni aldım içinden, hepsini aceleyle giydim.
Gardrop aynasına baktığımda karşımdaki kadın bir öğretmen değil, seks için yanan bir fahişeydi sanki… Etajerden kırmızı rujumu alıp dudaklarıma sürdüm, parlattım. Şimdi tam olmuştum. Yatağa döndüm, Emir koluyla gözlerini kapatmış yatıyordu. Çıplak… Siki yarı kalkmış…
“Tamam canım…” dedim. “Gözlerini açabilirsin.”
Beni gördüğünde parlayan gözleri içimi bir hoş yaptı. Arzuyla, istekle, tahrik olarak bakıyordu bana… Bir anne değil, bir kadındım şu anda onun gözünde… Seksi, şehvetli bir kadın…
“Offf… Muhteşemsin…” diye fısıldadı. Rahatlatmak istercesine elini sikine götürdü, az önce yarı kalkık duran siki bir anda taş kesilmişti.
Yatağa, yanına uzandım. Ellerimi iki yanıma koydum. Emir’e baktım. Onun bakışları her yerimde dolaşıyordu. Sadece ipler ve üç tane minik tül üçgenden oluşmuştu külot sütyen takım… O üç küçük üçgenin ancak meme uçlarını ve amımın çizgisini kapatabildiği çıplak bedenimin her yerine baktı uzun uzun…
“Harikasın…” diyerek elini ayaklarıma uzattı sonra… Hayran hayran, incitmekten korkarcasına file jartiyer çoraplı ayaklarımı, bacaklarımı okşadı. Ayak parmaklarımdan başlayan yolculuğu bacaklarımın her santimini okşadıktan sonra dizlerime, baldırlarıma, bacak içlerime yükseldi.
Jartiyer çorabımın dantellerini okşadı uzun uzun… Bu arada ben de elimi uzatmış, onun taş kesilmiş, kan dolmuş sikini okşuyordum. Jartiyerin dantelinden sonra bacaklarımın çıplak kısmını okşadı, üçgenime ilerledi.
Parmakları am dudaklarımı okşuyordu şimdi… Tüy gibi okşaması gitgide delirtiyordu beni, zevk veriyordu. Şehvetle inledim,
“Ohhh… Bebeğimm…” Elini tutup rujlu dudaklarıma götürdüm. Orta parmağını ağzımın içinde ıslattım, sonra da kasıklarıma götürdüm. Bir elimle am dudaklarımı aralarken, diğer elimle ıslak orta parmağını klitorisimin üzerine koydum.
“Burası sertleşmiş anne… Sanki şey gibi…” Parmağını yavaşça oynatınca ben zevkle inledim.
“Ohhh.. Evet canım… Şey gibi… Minicik, minyatür bir sik gibi değil mi? Klitoris bu aşkım… Kadınların en çok zevk aldığı yer… Hadi yavaşça okşa onu… Çok hassas ama, canımı yakma sakın…”
Dakikalarca okşadı amımı, klitorisimi… Zevk sularım yatağa süzülmeye başladı. Hele akıl edip parmaklarını am dudaklarımın içine kaydırması, vajina girişimi okşamaları delirtiyordu artık… Yılan gibi kıvranıyordum yatakta…
“Ohhh… Yeter bebeğimm… Yeter artık… Dayanamıyorum. Hadi gir artık içime… Sik beni… Ohhh… Lütfen sik anneni yavrum…”
Anında yaptı istediğim şeyi… Bir hamlede araladığı bacaklarımın arasına girip o güzel sikini sokuverdi içime…
“Ahhh… Çok güzelll…” diyerek kollarımı boynuna sardım. Jartiyer çoraplı bacaklarımı da beline… Dibime dayanmıştı sikinin başı…
“Hadi, pompala beni aşkım… Git gel içimde… Anneciğin sikilmek istiyor… Ohhh… Çok özlemişim bunu… Çokkk…”
“Ben de bunun hayalini kurdum anne… Mmm… Beklediğim kadar varmış… Çok zevk alıyorum. Harikaa…” diye diye sikiyordu beni…
Bir yandan beni sikiyor, bir yandan elini uzatıp beline doladığım bacaklarımı, jartiyer çorabımı okşuyordu. Hele boynuna sarılıp yatakta yuvarlanmama, üstüne çıkmama bayıldı iyice… Yattığı yerde iki elimle iki bacağımı okşarken ben üstünde yaylanıp duruyor, kalçalarımı değirmen taşı gibi çeviriyordum.
“Aahhh… Geliyorum annemm…” diyerek belime sarıldı, penisini içime sapladı. İçime akan döllerin sıcaklığı beni de kendimden geçirdi bir anda… Zaten iyice yükselmiştim, zirvelerde geziyordum. O döl sıcaklığı son nokta oldu, ben de haykırarak orgazm oldum onunla beraber… Aynı anda…
Yaptığım şeyden kesinlikle pişman değildim.. Bu muhteşem bir deneyim olmuştu…
Artık cinsel açlığımı gidermek için yabancı erkek aramama gerek kalmadı. Boşandığım babası gibi bir pisliğin kahrını çekmek zorunda değilim.
Kimsenin şüphelenmeyeceği bir hayatımız var. Gündüz, dışarıda anne oğul gibiyiz, geceleri ise yatağımda oğlumun orospusuyum.
Porno filmler izliyoruz beraber… O ne derse yapıyor, ne isterse giyiyorum.
Ben ona seksi, kadınlığı öğretiyorum, o bana gençliğinin gücünü veriyor.
Bir yanıt yazın