Komşumun Azgın KarısıGoogle Icon

Ben 45 yaşında, erken emekli olmuş biriyim. İkinci evliliğimi yeni yaptığım dönemde yan daireye evli bir çift taşındı. Bir akşam hoşgeldinize gittik, tanıştık. Kadir 31 yaşında, karısı Hülya ise 29 yaşındaymış ve çocukları yokmuş.

O günden sonra karım Hülya ile samimi olmuş, sürekli bir araya geliyorlardı. Hafta sonları ise dördümüz görüşüyorduk, dördümüz birlikte yemek yiyor, kadınlar içmese de Kadir benimle rakı içiyordu.

İlerleyen günlerde karımla Hülya iyice samimiyeti artırmış, bir araya geldiklerinde konuyu sekse kadar getirmişler. Karım seks konusunda benim çok iyi olduğumu, her gece iki kere sikmeden bırakmadığımı anlatmış.

Hülya da kendi seks durumlarının iyi olmadığını, hatta sırf bu yüzden Kadir’den boşanmayı bile düşündüğünü anlatmış. Tabii karım bunları bana anlatıyordu, ben de gözlerimi kapayıp Hülya’yı hayal ederek karımı sikiyordum…

Aradan altı ay kadar geçmişti, ben Hülya Kadir’den boşanacak diye beklerken, karım beklediği lüks hayatı yaşatamadığımı bahane ederek benden boşandı. Yani ikinci evliliğim de bitmiş ve yalnız kalmıştım.

Yalnız olduğum için de Kadir’lere gidemiyordum. Ama Kadir bana bazı akşamlar rakı içmeye geliyordu. Kadir çakırkeyf olunca Hülya ile devamlı tartıştıklarından bahsediyor, ben de Hülya’yı düşünüp hayal kuruyordum. Hülya aklıma geldikçe yarağım kalkıyor, kuduruyordum…

Yine bir gece Kadir bana rakı içmeye geldi. Zaten geldiğinde çakırkeyfti, mahalledeki biranede demlenip gelmiş. Benle de rakı içince iyice kafayı buldu ve konuyu yine karısına getirdi. Karısının seks hastası olduğunu ve sekse doymadığına kadar anlattı.

Kadir bunları anlatırken benim içim gidiyordu. Birkaç dubleden sonra Kadir iyice zom olmuş, nerdeyse sızmak üzereydi. Tuvalete gitmek için ayağa bile kalkamadı. Kalkmasına yardım ettim, yalpalaya yalpalaya tuvalete gidip geldi.

Vakit gece yarısını çoktan geçmişti. Kadir daha içmek isteyince,

“Yeter bu kadar, hadi seni evine götüreyim de yat uyu!” dedim. Koluna girdim karşıya götürdüm, zile bastım. Kapıyı gecelikle açan Hülya,

“Aaa, Şahin abi, ne oldu buna, bu ne hal?” dedi. Ben de,

“Sorma, bugün çok efkarlıydı, rakıyı fazla kaçırdı!” dedim. Hülya,

“Abi gücüm yetmez, yardım et yatağa yatıralım şunu!” dedi.

“İyi tamam!” dedim, bir elim Kadir’in kolunda, bir elim belindeydi. Hülya da öbür koluna girince kollarımız birbirine temas etmiş, bu durum bile yarağımın kalkmasına ve eşofmanımın önüne çadırı kurmaya yetmişti.

Birlikte Kadir’i yatak odasına götürüp yatağa sırt üstü yatırdık. Hülya önce Kadir’in gömleğini çıkarttı, tabii ben de yardım ediyordum.

Sıra pantolonuna geldi, Kadir’in ayakları aşağı sarkık durumda yatıyordu. Hülya Kadir’in kemerini çözdü, pantolununu aşağı doğru çektiğinde küloduyla birlikte sıyrıldı ve Kadir’in küçücük siki göründü, başparmağım kadar anca vardı. Hülya ile göz göze geldik,

“Ay çok özür dilerim abi!” deyip Kadir’in külotunu geri yukarı çekti. Ben de Kadir’in ayaklarını kaldırıp yatağın üzerine koydum ve

“Ben gideyim!” deyip dış kapıya yöneldim. Hülya arkamdan gelip kolumu tutarak,

“Gitme, bir kahve yapayım!” dedi, koluma girip beni mutfağa götürdü. Kahveyi ocağa koyarken eli ayağı titriyordu, artık birşeylerin olacağını anlamıştım. Zaten Hülya kahve yaparken gecelikten belli olan tanga külotlu götüne bakmak yarağımı yeniden kaldırmıştı.

Kahveyi getirdi. Çok yakın oturmuştu, dizi dizime değiyordu ve titrediğini hissediyordum. Benim de ondan kalır halim yoktu, üstelik yarağım çadırı kurmuş dışarı çıkmak için çırpınıyordu. Kahvemi içip,

“Ben gideyim artık!” diyerek kalktım. Hülya da kalktı ve önümdeki kurulu çadıra bakıp gülümseyerek,

“Bu halde gitmene gönlüm razı olmaz!” deyip eşofmanımın üstünden yarağımı kavradı. Ben artık durur muyum, ensesinden çekerek dudaklarına yumuldum. Dillerimiz birbirini kırbaçlar gibi emişiyorduk. Elimi amına atmamla,

“Oohhh!” diyerek bir nefes aldı. Külodu sırılsıklamdı. O da halen eşfofanımın üstünden yarağımı okşuyordu. Ayakta biraz yiyiştikten sonra,

“Kadir uyanır, ayıp olur!” dedim. Hülya ise,

“O normalde bile uyanmaz, bir de içmiş ki boğazını kessen uyanmaz!” deyip tekrar dudaklarıma yumuldu.

Mutfakta biraz daha yiyiştikten sonra elimden tutup salona götürdü. Çekyatı açtı ve geceliğini çıkardı, üzerinde bir külot bir sütyen kalmıştı. Aylardır arzuladığım kadının vücudu yarı çıplak halde karşımdayadı.

“Harika vücudun var Hülya, çok seksi ve güzelsin!” diye iltifat edip öpmeye devam ettim.

Hülya elini bu sefer eşofmanımın içine daldırmış sonra da boxerimin içine sokmuş yarağımı sıvazlıyordu. Sütyeninin kopçasını açarak o muhteşem memelerini çıkartıp emmeye başladım.

Meme uçları şişmiş, kiraz gibi olmuştu. Ellerimi de belinden aşağıya indirmiştim, götünün yanaklarını okşuyordum. Hülya zevkten inliyordu…
Hülya’yı sırt üstü yatırdım, ayak tarafına geçip külotunu sıyırdım.

“Offf, bu ne güzel am, tertemiz, tam yalamalık. Ulan Kadir bu am yalanıp sikilmez mi!” dediğimde, Hülya,

“O bu amın kıymetini bilmiyor, bu am senin artık, istediğin kadar yala sik!” dedi. Klitorisine yapıştım, dilimi am deliğine sokup yalıyordum. Hülya da yarağımı yalamak isteyince hemen soyunup 69 pozisyonuna geçtim.

Yarağımı ağzına alıyor, taşaklarıma kadar deli gibi yalıyordu. Ben de amını yalamaya devam ediyordum, klitorisini emiyor, dilimi amına sokuyordum, ellerim de boş durmuyor, götünün yanaklarını yoğuruyordum.

Amı zevkten iyice sulanmış, suyu ağzıma akıyor, hepsini yalayıp yutuyordum. Hülya kendinden geçmiş, yarağımı yer gibi emiyordu. Bir anda çığlık atarak bacaklarını kastı, amı daralıp dilimi sıkarak titreyip orgazm oluyordu.

Nerdeyse bir dakika kadar sürdü bu titremeleri. Sonra yavaş yavaş kendini bırakmaya başladı. O kadar karı sikmiştim, ama bu kadar şiddetli orgazm olanı ilk defa görüyordum ve çok hoşuma gitmişti.

Hülya beni kendine çevirdi, iki eliyle yüzümden tutarak dudağımdan öptü. Gözlerime baygın baygın bakıyordu, belli ki çok mutlu olmuştu. Ama ben halen o güzelim amına girmemiştim.

Dudaklarını, çenesini, gıdığını, kulak memelerini emiyordum. Hülya tekrar kıvranmaya başladı. Memelerine indim, memelerini öpüp, okşuyor, mıncıklıyordum. Yarağım da ıslak amının üzerine sürtünüyordu. Hülya zevkten tekrar kudurmuştu, beni kendine çekip kulağıma,

“Hadi aşkım, yarağını içimde hissetmek istiyorum. Ama yavaş gir, canımı acıtma!” dediğinde yarağımın büyüklüğünden gözünün korktuğunu anlamıştım.

Yarağımın kafasını am dudakları arasına yerleştirip önce aşağı yukarı sürttüm, sonra başını am deliğine hafiften bastırdım. Beni sıkıca kucaklamış, dudakları boynumdaki kaslarıma yapışmış, hafiften ısırıyordu.

“Hazır mısın aşkım?” diye fısıldadım. Dişlediği yeri bırakmadan kafasını evet anlamında salladı. Birden yarıya kadar geçirdim. Çığlık atmamak için dişlediği yeri bırakmıyordu.

Biraz daha yüklenip köküne kadar soktuğumda ise iyice dişlerini geçirmişti boynuma. Benim de canım yanıyordu, ama bu daracık isterik amı sikmek daha zevkliydi. Yavaş yavaş çekip tekrar giriyordum. Dişlediği yeri bırakıp derin bir,

“Oohhhh!” çekti, ardından, “Aşkım, sakın biriyle evlenme, bundan sonra ben varım, sana karılık yaparım!” dedi.

“Tamam, bundan sonra ben de senin kocanım!” deyip amına girip çıkmaya devam ettim. Hülya zevkten inliyor, yarağımı geri çekip tekrar soktuğumda amını iyice öne çıkarıp daha da derinlere girmemi sağlıyordu.

Birden ayaklarını belimin üzerinden bağladı. Dudaklarımı kemirir gibi öperek, vücudumu iyice kendine yapıştırarak yine titremeye başladı. Orgazm oluyordu. Amı daraldı, amı yarağımı içinde vakum varmış gibi emiyordu.

“Hadiii, sen de gel, doldur döllerini amıma!” deyince ben de hırıldayarak boşalmaya başladım. Aynı anda gelmenin zevkini yaşıyorduk. Bütün ağırlığımla üzerine yığıldığımda Hülya halen titriyordu.

Yavaş yavaş kolları yana düştü, ben de yarağımı amından çıkarıp yanına devrildim. Kolumun üzerine yatırdım, o da yüzünü göğsüme koydu. Göğsümün her tarafını öpüyor, kokluyor, teşekkür ediyordu.

Bir süre öylece yattık. Öpüşüp elleşiyorduk. Elinin birini aşağı kaydırarak yarağımı tekrar okşamaya başladı. Az sonra elinde taş gibi olmuştu yarağım. Aşağı inerek yalamaya başladı, ben de sırtını ve bacaklarını okşuyordum.

Memelerini bacaklarıma sürtüyor, yarağımın başından taşaklarıma kadar yalıyordu. Sonra yukarı kaymaya başladı, yarağımın dibinden dilini hiç çekmeden göbeğime, göğüslerime ve boynuma gelmişti. Kulağıma,

“Seni seviyorum kocacığım!” diyerek dudaklarıma yapıştı.

“Ben de seni seviyorum karıcığım!” dedim.

Amı göbeğime gelecek şekilde üstüme yatmıştı, az aşağıya kayıp yarağımı amının dudakları arasına alarak sürtünmeye başladı. Götünü ve belini kullanarak bir yukarı bir aşağı hareket ediyordu.

Sonra ellerini göğsüme koyarak oturur vaziyete geldi, bir eliyle yarağımı kavrayıp ateş gibi yanan amının deliğine hizalayıp yavaş yavaş oturmaya başladı. Bacakları yanlarımda, diz çökmüş vaziyetteydi.

“Orospu, beni mahvediyorsun!” dememle dibine kadar oturdu, klitorisi yarağımın dibinde aramızda sıkışmıştı. Orospu kelimesi onu çılgına çevirmişti, deli gibi oturup kalkmaya başladı.

Ben de boş durmuyor memelerini avuçlayıp yoğuruyor, alttan da pompalayarak sikilmesine yardım ediyordum. On dakika sonra artık bitmek üzereydi, bunu anlayabiliyordum, orgazm olacağı zaman kendinden geçiyordu.

Yine klitorisini aramızda sıkıştırarak iyice oturdu, götünü dairesel çevirmeye başladı. Yarağım amının iç kısmının her yerine sürtünüyor, sürtündükçe de ayrı bir zevk veriyordu. Beni de mutlu edebilmek için elinden geleni yapıyordu.

“Orospuuuu, bitirdin beni, fahişe, kaltak!” diyerek memelerine iyice asılıyordum. Yine çıldırtmıştım onu, göğsümdeki elleri yumulmaya başladı, tırnaklarını batırıyor, bir kedi gibi tırmalıyordu.

Yine titremeye başladı, amı daraldı, sanki yarağımı içeriden emiyordu, öyle bir orgazm oluyordu ki, bütün vücudu kasılıyor, titriyordu. Amının daralıp vakumlamasına ben de dayanamadım ve içine fışkırtmaya başladım. Döllerimi içinde hissettiğinde,

“Canım benim!” diyerek memelerini göğsüme değdirerek dudağımdan öpüp üzerime yığıldı. Beş dakika kadar öylece kaldıktan sonra biraz da yan yana yattık, birer sigara içtik. Vakit gecenin dördü olmuştu, birbirimizin telefon numarasını kaydedip ben evime geçtim.

Ertesi gün akşama kadar uyumuşum ki kapımın ziliyle uyandım. Kapıyı açtım, Kadir, elinde bir tepsi ile içeri girdi. Bir tabak et sote, yanında pilav, salata,

“Bunu Hülya gönderdi!” dedi. Teşekkür edip mutfağa koydum, salona geçtik oturduk.

“Yemek getirmene hiç gerek yoktu!” dedim.

“Hülya ısrar etti!” dedi ve aralarında geçen konuşmayı anlattı,

Şahin abi yalnız kaldı, yemek yapmayı becerebiliyor mu bari, yazık adama, sen hiç sordun mu?” demiş. Kadir de

Yok hiç aklıma gelmedi!” demiş.

“Sen nasıl adamsın, neredeyse her akşam gidip yeyip içiyorsun, ortalığı da öylece bırakıp geliyorsun!” diye çıkışmış.

“Yahu ben ne anlarım ev işlerinden, o kadar düşünüyorsan git temizle!” demiş. Hülya da,

“Giderim temizlerim, o benim abim!” deyip yemeği göndermiş. Ben rakı hazırlıyordum ki, Kadir,

“Ben bugün içmesem, dün çok kaçırmışım, başım ağrıyor!” dedi. Ben de ona kahve yapıp getirdim verdim. Bana,

“Yarın gündüz evde misin?” diye sordu.

“Yok, gezmeye gideceğim, akşama anca gelirim, niye ki?” dedim.

“Yedek anahtarın varsa ver bari, yarın Hülya bir temizlik yapsın!” Ben dünden razıydım, ama biraz naz yaptım,

“Gerek yok be, ben hallediyorum!” dedim. Kadir ısrar edince, “İyi, tamam!” dedim.
Kadir pijamamın yakasından göğsümdeki tırmalanmış yerleri görmüş.

“Hayırdır kavga mı ettin, bu ne böyle?” deyip pijamamın yakasını iyice ayırdı. Tabii boynumdaki ısırığı da gördü ve

“Bu ne yaa?” diyerek güldü. Kendi karısının yaptığını bilmiyordu gavat, ama bir kadının yaptığını anlamıştı.

“Sorma, dün seni eve bıraktıktan sonra biraz dolaşmak için dışarı çıktım. Eskilerden tanıdığım bir orospu vardı, ona denk geldim, orospu çok isterik, doymuyor!” dedim.

“Belli zaten, baksana seni yemiş bitirmiş!” deyip güldü. Kahvesini bitirince yedek anahtarı da alıp gitti. Yarım saat sonra Hülya’dan mesaj geldi,

Aşkım, yarın sabah Kadir işe gidince orospun temizliğe geliyor, haberin olsun!” deyip öpücük emojisi göndermiş.

Gel bakalım orospu, bekleyeceğim!” yazıp patlıcan emojisi gönderdim…
Hülya dediği gibi ertesi gün sabah Kadir’i işe gönderip geldi. İçeri girince sinsice gülümseyerek,

“Kadir anlattı, demek dün orospuya gittin ha?” dedi. Ben de pijamamın yakasını açıp,

“Evet, orospu beni bu hale getirdi!” deyince gülüştük. Direkt yatak odama geçip sikişe başladık.

Sonraki günlerde Hülya işi daha da ilerletti. Artık Kadir evdeyken bile canı yarak isteyince,

“Şahin abiye şu kurabiyeleri, börekleri verip geleyim!” diyerek gelip hızlı bir sikişten sonra gidiyor.

Hülya eskiye nazaran çok daha mutlu, cıvıl cıvıl bir kadın oldu.

Kadir’in bu kadar kör olmasına şaşırıyorum, belki de ilişkimizi biliyor ve ses çıkartmıyor gavat…

Hülya ile fırsat buldukça sikişmelerimizin haricinde haftada iki sefer kendi evi gibi benim evi de temizlemeye geliyordu. Tabii temizlik bahaneydi, rahat rahat saatlerce sikişiyorduk.

Hatta o günlerde akşam yemeğini de benim evde yapıyor ve akşam Kadir işten geldiğinde akşam yemeğini üçümüz benim evde yiyorduk. Sanki Hülya ile ben karı kocayız da Kadir de komşumuz gibi bir hava oluyordu…

Bir cuma öğleden sonra Hülya gelmiş, bir posta sikiştikten sonra yine bende yemek yapıyordu. Yemeğin yanında meze türü şeyler de hazırladı ve

“Bu akşam ben de içeceğim, seninle kadeh tokuşturmak istiyorum!” dedi. Ben de Kadir’i mesaisi bitmeye yakın aradım,

“İşten çıkınca direkt bize gel, yemeği bizde yiyeceğiz!” dedim.

Kadir akşam geldi, Hülya yemekleri servis yaptı. Bu arada ben de rakıları dolduruyordum. Hülya’nın da bardağını uzatıp doldurttuğunu gören Kadir şaşırmıştı,

“Hayırdır Hülya, sen sadece düğün veya özel günlerde bir iki kadeh içerdin?” dedi. Hülya da,

“Bugün canım size eşlik etmek istedi, hadi beyler, şerefe!” deyip kadehini kaldırdı, biz de kaldırdık. Hülya tek yudumda bardağı yarı etmişti, ben,

“Hoop hop, ne oluyor, yavaş git, böyle içersen yerlerde sürünürsün!” dedim, hep birlikte güldük. Yemeğimizi yeyince mutfaktan kalkıp salona geçtik.

Ben ortam biraz neşelensin diye telefonumdan oyun havalarından oluşan bir playlist buldum ve sesi müzik setine aktardım. Müzikle birlikte ortam daha da güzelleşti. İkinci bardaklar bittiğinde Hülya iyice çakır keyif oldu. Bu arada playlistteki müzik otomatik olarak oryantale geçti. Hülya yerinde duramıyordu, Kadir’e,

“Hadi oynayalım!” dedi. Kadir de, “Ben ne anlarım oryantalden be, sen oyna!” dedi. Hülya kalktı ve salonun ortasında başladı döktürmeye.

Bu nasıl bir oryantal oynamak? Kadın dansözlere bin basardı. Vücudu elektrik çarpmış gibi titriyor, göğüsleri, beli, götü hepsi ayrı ayrı oynuyordu. Göğüsleri askılı bluzundan fırlayacak gibi oluyordu. Biz Kadir’le pür dikkat seyrediyorduk.

Hülya oynayarak bir ara Kadir’e yaklaştı, sırtı Kadir’e dönük, geriye doğru eğildi, yani dansözlerin bahşiş alma pozisyonuydu. Sonra geldi aynısını bana da yaptı. Ben cebimden para çıkartıp memelerinin arasına sıkıştırdım ve

“Harikasın Hülya!” diye iltifat ettim.

Hülya sonra oynayarak yine ortaya gitti, zaten kısa olan eteğini hafiften yukarı çekti, diz üstü yere oturdu. Bembeyaz bacakları ortaya çıkmıştı. Belini kırarak geriye yatarak her tarafını titretip kıvırıyordu.

Kıvırdıkça eteği iyice sıyrılıyor ve tangası görünüyordu. O anda Kadir olmasaydı Hülya’yı o pozisyonda sikmeyi çok isterdim. Neyse, ortantal müzik bitince Hülya da oyunu bitirdi, gelip yerine oturdu. Memelerinin arasındaki parayı çıkarıp Kadir’e göstererek,

“Senin gözünde hiç mi değerim yok, sen de taksaydın, zaten geri verecektim!” diyerek Kadir’i utandırdı. Ben hemen lafa girdim,

“Ya adamın aklına gelmemiştir, sanki sürekli dansöz mü oynatıyor!” dedim. Kadir sevindi bu lafıma ve

“Ne anlarım ben bu işlerden, hayatımda hiç dansöz görmüşlüğüm var mı ki!” dedi. Hülya parayı bana uzattı. Ben alıp tekrar memelerinin arasına soktum ve

“Sakın bir daha bunu yapma, içimden geldi!” dedim. Hülya bardağını uzatıp,

“Şahin abi, benim bardağım boş, nasıl sakisin?” dedi. Ben de,

“Yeter, fazla kaçırma!” dedim.

“Koy be abi, bugün içip sarhoş olmak istiyorum!”

Kadir’e baktım ne yapayım gibisinden, Kadir kafasıyla onay verince doldurdum. Kadir’in bardağını da doldurmak istediğimde bardağın ağzını eliyle kapattı ve

“Benim için yeter bu kadar, sabah erken kalkacağım, Veli abiyle balığa gideceğiz!” dedi. Veli abi dediği kişi bizimle aynı kattaki diğer komşumuz oluyor.

“Aslında gidip yatmam lazım! Uykumu alayım. Yoksa saatin alarmını bile duyamam.”

“Oldu mu yani, daha yeni başladık, saat daha 23:00!” dedim. Hülya bana kaş göz ediyor, bırak gitsin diye. Ben de numaradan üzülmüş gibi,

“Peki sen bilirsin Kadir, ama ne güzel içiyorduk!” dedim.

“Ya siz devam edin keyfinize bakın, bu eğlenceyi bozmak istemiyorum!” deyip kalktı. Ben Kadir’i kapıya kadar eşlik edip uğurladım.

Ben kapıyı geri kapatır kapatmaz Hülya koşarak gelip boynuma sarıldı ve koridorda öpüşmeye başladık. Götünün yanaklarını avuçladım ve

“Amına koyduğumun orospusu, o ne biçim oryantal oynamaktı öyle, ne biçim figürlerdi onlar, çıldırttın beni, tangana kadar gördük, seni o an oracıkta sikmek istedim ama Kadir var diye yapamadım!” diyerek memelerini boynunu öpüyordum.

Koridorda biraz yiyişip elleştikten sonra salona geçtik. Hülya bardağından iki yudum aldı ve

“Aşkım, senin dansözün sana istediğin figürü yapar, şu parçayı tekrar bul!&
amp;quot; dedi.Ben istediği o oryantal parçayı bulmaya çalışırken Hülya,

“Bir dakika bekle!” deyip yatak odama gitti. Az sonra geldiğinde tamamen soyunmuş, ama tişörtünü beline bağlamış halde geldi. Bu arada ben de o müziği bulup başlattım. Hülya hemen oryantale başladı. Aman Tanrım, nasıl da kıvırıyor, anlatılamaz.

Benim yarak anında kalktı tabii. Zaten Hülya oynarken bana yaklaşıyor, ben de bazen memelerini elliyor, bazen amını avuçluyor, bazen de götüne tokat atıyorum. Bu yaptıklarımdan Hülya da zevk alıyordu, amı iyice ıslanmış, suları elime geliyordu…

Hülya aynı figürü yine yaptı, dizlerinin üzerinde belini kıvırarak geriye yatarak oynuyordu, ama bu sefer külotsuzdu. Bana,

“Aşkım demin Kadir vardı sikemedin, ama şimdi bu am senin!” diyerek sikmem için davetiye çıkarıyordu. Durur muyum, bir çırpıda çırılçıplak soyundum, zaten yarağım kazık gibi duruyordu.

Hülya o pozisyondayken memelerini, göbeğini yalayarak amını avuçlamaya başladım. Hülya da zevke gelmiş inliyordu. Geriye doğru kaykıldığı için amı iyice daralmış parmağım bile girmiyordu. Onu bu pozisyonda sikmeliydim, Hülya da bunu istiyordu.

Dizlerimin üzerinde yanaştım, dizlerini biraz araladım. Yarağımı kökünden kavradım, yarağımın başını sürterek amının suyuyla iyice ıslattım. Yarağımla klitorisine şap şap vuruyordum. Hülya iyice sabırsızlanmış,

“Hadiiiii, sik şu orospu dansözünü!” diye kıvranıyordu. Yarağımın başını am deliğine denk getirip Hülya’nın üzerine doğru yükselerek bastırdım ve zorlayarak yarıya kadar girdim. Hülya,

“Ahhh!” diye bir çığlık attı.

“Ne oldu orospu?” dediğimde,

“Bir şey olmadı aşkım, sanki bekaretimi veriyormuşum gibi hissettim. Sok hadi, sik beni!” dedi.Bir kez daha bastırıp yarağımı köküne kadar soktuğumda, “Ohhhh!” diye inledi. Sikmeye başladığımda,

“Demin beni böyle mi sikmek istemiştin aşkım?” dedi.

“Evet, aynen böyle!” deyip sikmeye devam ettim.

Yaklaşık on dakika sonra Hülya’nın vücudunun heryeri kasılmaya başladı. Orgazm oluyordu. Amı, içindeki yarağımı vantuz gibi emmeye başladı. Ben de dayanamayıp döllerimi amının derinliklerine boşaltmaya başladım…

Öylece kala kaldık, ağrlığımı vermiyordum, Hülya altımda pelte gibiydi, dizleri acımıştı. Yarağım içinde küçülünce amından çıktım. Ayağa kalkıp belinden tutarak Hülya’yı da kaldırdım. Hülya halen kendine gelememişti. Koltuğa yanıma oturttum ve

“Harikaydın orospu dansözüm!” dedim. Hülya da,

“Aşkım sen benden daha iyiydin, bir am bu kadar güzel mi sikilir ya? Sen sikerken dünyam değişiyor, sanki bulutların üzerindeymişim gibi hissediyorum kendimi!” diyerek dudaklarımı öptü…

Öpüşüp elleşerek, sohbet ederek, birbirimize iltifatlar ederek birer duble daha içtik. Hülya bu arada elleyerek yarağımı yeniden kaldırınca Hülya’yı kucakladığım gibi yatak odama götürdüm. Yatakta rahat bir şekilde bir kez daha sikiştik.

Bu arada saat gecenin üçü olmuştu. Kadir balığa gidecekti ve bildiğim kadarıyla balığa erken gidilirdi. Kadir saatini kaça kurdu bilmiyordum, ama uyandığında Hülya’nın yanında olmadığını görürse kızabilirdi. Onun için Hülya’yı göndermem gerekiyordu.

Hülya’nın giyinmesine yardım ettim, saçı başı düzeltmeye çalışsam da halen dağınıktı. Hülya sarhoş olduğu için dairelerinin kapısından girene kadar yardım etmeliydim.

Ben sadece bir şort giydim, gecenin bu saatinde gören kimse olmaz diye rahattım. Hülya’nın beline sarılarak koluna girdim. Benim daireden çıktık. Hülya’ların daireye yöneldiğimiz anda Veli abilerin dairesinin kapısı usulca açıldı.

Kafamı o tarafa çevirdim ki, Veli abinin karısı Fatma hanım, kapıyı hafif aralamış bize bakıyordu. Ama Hülya onu görmedi. Ben biraz paniklemiştim, Hülya’dan anahtarı alıp aceleyle kapısını açtım, aceleyle içeriye soktum. Hülya,

“Aşkımmmm, ben doymadımmmm!” deyip beni öpmeye çalıştı. Ama ben hemen anahtarı Hülya’ya verip kapıyı çektim.

Geri kendi daireme geçmek için döndüğümde Fatma hanım demin aralık olan kapısını biraz daha açmıştı ve kapının ağzında tül bir gecelikle dikiliyordu.

Göz göze geldiğimizde (Sizi yaramazlar!) der gibi kafasını sağ sol yaptırdı ve (Siz görürsünüz!) dercesine de işaret parmağını göstererek dudaklarını büzüp kafasını aşağı yukarı salladı.

Ben de boynumu yana büküp (Lütfen yapma!) der gibi acı acı bakarak daireme girdim.
Ama içime de bir korku düşmüştü, acaba Fatma hanım birilerine anlatır mı diye. Hadi ben bekar bir erkeğim, ama Hülya çok zor durumda kalırdı.

Sonra düşündüm de, Fatma hanımın gecenin bu saatinde, hem de gecelikle kapıya çıkıp bizi öyle görmesi tesadüf olamazdı. Büyük bir olasılıkla durumu çoktan anlamış ve günlerdir bizi takibe almıştı.

Fatma hanım Hülya ile ikimizi inkar edemeyeceğimiz bir şekilde yakalamıştı. O gece gözüme uyku girmedi, sabahı zor ettim. Kadir’in Veli abiyle erkenden balığa gittiğini bildiğim için sabah 09:00’da Hülya’yı aradım, ama açmadı.

Dün gece içtiği için halen uyuyor olmalıydı. Beş dakikaya bir arıyordum, ama açmıyordu. Nihayet bir iki saat sonra Hülya beni aradı ve

“Hayırdır aşkım, çok aramışsın, birşey mi oldu?” diye sordu. Ben durumu izah ettim, Fatma hanımın bizi dün gece gördüğünü ve başımızın belada olduğunu anlattım ve

“Yani haberin olsun, hazırlıklı ol canım!” dedim. Hülya,

“Yaaa?” diyerek panikledi. Ben de,

“Sakin ol, bakalım Fatma hanımın tavrı ne olacak!” dedim ve telefonu
kapattım.Sonradan Hülya’dan öğrendim, ben telefonu kapattıktan sonra Hülya giyinip kahvaltısını yapmış. Sonra ağzını aramak için Fatma hanımı kahve içmeye davet etmiş. Fatma hanım da,

(İsabet oldu, ben de sana gelecektim zaten!) demiş. Kahveleri içerken Fatma hanım lafı dolandırıp mevzuya girmiş,

(Bak Hülya, Şahin’le olan ilişkini biliyorum. Hiç inkar etmeye kalkışma. Epeydir sizi gözlemliyordum ve dün gece de gözlerimle gördüm!) demiş. Hülya kızarmış, ağlamaklı bir şekilde,

(Abla lütfen kimseye anlatma!) demiş. Fatma hanım da biraz yüklenmiş konuya. Hülya iyice bocalamaya başlayınca, Fatma hanım,

(Şahin’de ne buluyorsun da kocanı aldatıyorsun Hülya?) diye sormuş.

(Abla madem biliyorsun, açık konuşacağım. Kocamdan istediğim ilgiyi göremiyorum, ayda bir beraber oluyoruz, ben de bir kadınım, benim de isteklerim var, Şahin benim hayatıma renk kattı, kadın olduğumu anladım!) demiş. Fatma hanım,

(Seni çok iyi anlıyorum Hülya, kocasını aldatan tek kadın sen değilsin, çevremde birçok kadın var kocasını aldatan. Yani açıkcası Veli de senin kocan gibi, ayda bir yapar, onda da oldu bittiye getirir, bense orgazm olmaya hasret kaldım. Ben de fırsatını bulsam Veli’yi aldatacağım, ama güveneceğim bir erkek yok!) demiş. Hülya,

(Abla seni anlıyorum. İşte Şahin de benim için tam bir erkek, her seferinde üç dört sefer orgazm oluyorum. Lütfen herşey aramızda kalsın, sen benim biricik ablamsın!) demiş.
Fatma hanım biraz yumuşayıp lafı paylaşıma getirmiş ve

(Hülya’cığım sizi çok kıskanmıştım ve herkese de anlatacaktım. İyi ki seninle konuşmuşuz. Şahin’i ben de arzuluyordum ve birçok kez kendimi göstermeye çalıştım. Bu yüzden de dün gece sizi yakalamış oldum. Bu konular kesinlikle aramızda kalacak, ama üçümüzün arasında kalacak!) demiş. Hülya sevinçten,

(Ablam benim, seni çok seviyorum!) diyerek boynuna sarılmış, yanaklarından öpmüş. Fatma hanım,

(Yalnız bir isteğim olacak ve bu isteğimi geri çevirmeyeceksin Hülya!)

(Ablacığım sen iste yeter ki, ne istersen yaparım!)

(Şahin’i arada bir ben de istiyorum!) Hülya biraz bozulmuş,

(Bilmem ki abla, nasıl olur?)

(Sen bilirsin, ben şu an çıkar giderim, artık sen karar ver!)

(Peki abla, ama Şahin bu duruma ne diyecek? Kabul eder mi ki?)

(Eder eder, erkek milleti bulduğu amı kaçırır mı sanıyorsun?)

(Tamam ablacığım, sen nasıl istersen, ben Şahin’e söylerim, yeter ki duyulmasın! Birer kahve daha içerek bunu kutlayalım!)

(Tamam kız sen beni kırmadın, ben de seni kıramam, yap kahveleri orpospu!) deyince gülüşerek birbirlerine sarılmışlar…

Kahveleri içtikten sonra Hülya lavaboya gitmek için izin istemiş ve hemen bana mesaj yazmış,

(Aşkım, Fatma abla şu anda yanımda, konuşuyoruz, korkulacak bir şey yok, sonra anlatırım!) diye. Mesajı okuyunca rahatlamıştım. Fatma hanım saatine bakıp,

(Hülyacığım, kocalarımız balıktan saat 19:00’dan önce gelmez, hemen Şahin’le konuş, bana haber ver, bugünü değerlendireyim!) demiş ve evine gitmiş. Hülya hemen bana geldi, herşeyi anlattı ve

“Yani işin özü, Fatma abla seninle sikişmek istiyor, hem de bugün!” dedi. İçimden tabii çok sevindim bu habere, ama belli etmemek için,

“Olur mu yaa, sen varken ben başka kadın siker miyim hiç!” diyerek naza çektim kendimi.

“Aşkım sus payı olarak kabul ettim, başka çarem yoktu. Fatma abla haber bekliyor, ben gidip haber verince buraya gelecek, lütfen pot kırma, elinden geleni yap!” diyerek gitti.

Az sonra Fatma hanım kapımı çaldı. Ben mutfakta hazır kahve yapmış içiyordum. Açtım kapıyı, Fatma hanım duşunu almış, heryerini gıcır gıcır yapmış, kokular sürünmüştü.

“Buyrun içeriye Fatma hanım!” dememle içeri daldı, terliklerini içeride çıkarttı. Mutfağa yönlendirdim ve

“Fatma hanım kahve içer misiniz?” dedim.

“Hanım kelimesini bırak lütfen Şahin, sadece Fatma de! Kahveyi Hülya’da iki fincan içtim, ama seninkinden bir yudum alırım!” dedi, oturduk.

Uzattım fincanımı ve benim yudumladığım yerden içerek rujunu bulaştırdı ve geri verdi fincanı. Ben de rujunun iz bıraktığı yerden yudumladım. Olay gayet net idi, benimle sikişmek için gelmişti.

“Fatmacığım, ne güzel kokuyorsun, kokun da senin kadar güzel!” diyerek eğilip boynunu koklar gibi yapıp hafiften öptüm. Refleksle irkilir gibi yaptı, ne de olsa kocasından başka bir erkek öpüyordu.

“Teşekkür ederim canım!” dedi. Ben de kendime çekerek dudaklarına yapıştım. Fatma hanım hafif titrek şekilde karşılık veriyordu.

Ayağa kalktım, Fatma hanımı da kaldırdım, ayakta tekrar öpüşmeye başladık. İki elimle götünü avuçladım, kendime çekerek yarağımı amının üstünden göbeğine doğru bastırdım. Fatma hanım, “Immmm!” diyerek zevk aldığını belli ediyordu.

Biraz öpüştükten sonra elinden tutup yatak odama götürdüm. Bir çırpıda üzerinde na varsa yırtarcasına çıkarttım, sadece tangası kalmıştı.

Ben tamamen soyundum. Benim yarak çoktan kazık gibi olmuştu. Sanırım uzun zamandır kalkık yarak görmediği için olsa gerek,

“Aaa, bu ne böyle?” diyerek yarağımı avuçladı. Ben sarılıp boynunu kulak memesini emiyordum. Fatma hanım,

“Ohhhh canım!” diye fısıldıyordu. Yatağa sırt üstü yatırdım, öpmeye dudaklarından başlayıp boynundan memelerine indim, memelerini hem mıncıklıyor hem de ağzıma alabildiğim kadar alıp somuruyordum.

Oradan koltuk altlarına geçtim, yalıyor, nefesimi veriyordum. Fatma hanım kuduruyordu, zevkten dört köşe olmuştu. Oradan yalayarak göbeğine indim. Göbeğinden dilimi hiç kaldırmadan amına indim.

Tangasını çıkardım. Bu nasıl güzel bir amdı, sanki hiç doğurmamış, bembeyaz, kız amı gibiydi. Kıl tüy yoktu, kaymak gibi yapmıştı. Klitorisini yalıyor emiyordum, arada bir dilimi am deliğine sokuyordum.

Fatma hanım zevke gelmişti, amından şarıl şarıl zevk suları ağzıma doluyor, hepsini yalayıp yutuyordum. Saçlarımdan çekiyor yüzümü amına iyice bastırıyor, amını aşağı yukarı oynatarak daha güzel yalamamı sağlıyordu. Fatma hanım kendinden gecmişti,

“Şahin… Şahin… Ohhhh, çok güzel, ımmmm!” diyerek kasılmaya başladı. Titriyor, yüksek sesle inliyor ve orgazm oluyordu. “Ohhhh!” diyerek yarım dakika kadar da öyle titredi ve kendini bıraktı.

Vücudu hamur gibi olmuştu. Yüz üstü çevirip ayak bileğinden başladım yalamaya. Yalayarak yavaş yavaş yukarıya çıkıyordum. Baldırlarının iç kısımlarını okşuyor, götünün yanaklarını yoğuruyordum.

Dilimi amından göt deliğine kadar gezdirip yalıyordum. Fatma hanım yine zevkten kıvranıyordu. Yalayarak biraz daha yukarıya çıkıp belini, sırtını, omuzlarını öpüp yaladım. Ensesinden öpüp, kulak memesine nefesimi verekek,

“Çok tatlısın aşkım!” dedim. O da,

“Aşkım sen daha tatlısın!” deyip inlemeye devam etti.

Bu arada yarağım götünün yanakları arasından aşağıya kayıp amına değiyordu. Fatma hanım da götünü yukarı aşağı hareket ettiriyor, amını yarağıma sürttürüyordu. Sonra Fatma hanımı ve sırt üstü çevirdim, 69 olduk.

Ben klitorisini ve amını yalıyordum, Fatma hanım da benim yarağımı gövdesinden kavramış ağzına almaya çalışıyordu. Önce kafasını sonra da gövdesini yavaş yavaş almaya başladı.

Sikim ağzına büyük geliyordu ama yine de zorluyor, beni memnun etmek için hepsini almaya çalışıyordu. Ağzından çıkartıp nefes alıyor, sonra tekrar ağzına alıyor, emiyordu. Ben de,

“Aşkım amın çok güzel ve tatlı!” diyerek amını yalamaya devam ediyordum. Klitorisini emiyor, dilimi amının içine sokup çıkartıyordum. Fatma hanım yine,

“Immmm, ohhh, ımmm!” diyerek kasılıp titremeye başladı. Yarağımı zevkten gırtlağına kadar alıyordu. Bir kez daha orgazm olurken bende de dayanacak hal kalmamıştı, aynı anda ağzına boşalmaya başladım.

“Ohhh aşkım, harikasın!” diyerek bütün döllerimi boşalttım. Döllerimin yarısı direkt boğazından midesine inmiş, yarısı da ağzının içine dolmuştu ve hepsini o zevkle yuttu.

69 pozisyonunda birkaç dakika kaldık. Sonra doğrulup yanına uzandım, kolumun üzerine yatırdım. Bir elimle de memelerini okşuyordum. Fatma hanım başını göğsüme koymuş, göğsümdeki kıllarla oynuyordu. Biraz dinlenip kendimize gelince,

“Hadi aşkım, duş alıp birer sigara içelim!” dedim. Kalktık, birlikte duş aldık. Kurulanıp, ikimiz de çıplak halde salonda sigaralarımızı içtik.

Yan yana oturmuş iki sevgili gibiydik, devamlı öpüşüp elleşiyorduk… Çok geçmeden benim yarak tekrar kalkınca Fatma hanım elini atıp okşamaya başladı. Okşarken de,

“Karın anlatırdı da inanmazdım, gerçekten dediği kadar varmış. Ama biliyor musun, karın tam salakmış, ben olsam bu yaraktan asla vazgeçmezdim!” deyip gülümsedi.

“Boşver şimdi eski karımı, yeni karım sensin artık!” dedim. Biraz cilveleştikten sonra tekrar yatağa geçtik, başladık sevişmeye. Dudaklarından başladım öpmeye, öpüşerken memelerini avuçlayıp mıncıklıyordum. Memelerine indim, hem avuçlayıp hem de meme uçlarını emip yalıyordum. Fatma hanım,

“Ohhh aşkım, canım benim, bundan sonra bırakmam seni!” diyordu…

Aşağılara inerek amcığını yalamaya başladım. Aynı zamanda yanlardan ellerimi altına sokarak götünün yanaklarını mıncıklıyordum. Fatma hanım yılan gibi kıvranıyor, inliyor, amının zevk suyu akıyordu.

“Aşkım çok tatlı amının suyu!” dedikçe daha da kuduruyordu.

Kollarımdan tutarak yukarı çekti. Birbirimizin dudaklarını adeta kemiriyorduk. Öpüşürken belimi oynatarak yarağımı amının üzerinde yukarı aşağı sürtüyordum. Fatma hanım da beliyle aynı hareketi yapıyor, amını yarağıma amına sürttürüyordu… Kulağıma,

“Hadi aşkım, dayanamıyorum, seni içimde hissetmek istiyorum!” diye fısıldadı. Biraz doğruldum, yarağımı tutarak önce klitorisine şap şap vurdum, sonra da amının dudakları arasına sürttüm. Fatma hanım kudurmuş gibi,

“Hadi, ne olur, gir içime!” diyordu. Yarağımın başını am deliğine denk getirip yüklenmemle köküne kadar soktum, aynı anda Fatma hanımdan da, “Ahhhh!” diye bir çığlık geldi. Biraz hareketsiz bekledim.

Bu arada Fatma hanım omuzlarımı ve pazularımı okşuyordu. Yavaş yavaş içinde hareket etmeye başladığımda nefes nefeseydi. Bense boynunu ve kulak memesini emiyordum.

Biraz doğrulup hızlanmamla birlikte, “Ohhhh!” diyerek belini ve götünü kıvırmaya başladı. Fatma hanım iyice zevke gelmiş,

“Orospu Hülya haklıymış, doyulur mu bu yarağa! Immm!” diye inliyordu. Artık kudurmuş gibi sikişiyor ve yediği yarağın tadını çıkartıyordu. Boynuma sarılarak beni yine kendine çekti, dudaklarımı, boynumu kemiriyordu. Birden,

“Hadiiiii, dayanamıyorum artık, döllerini içime boşalt, doldur amımı!” diyerek yine orgazm olmaya başladı. Bana öyle bir sarılmıştı ki, nerdeyse nefesim kesilecekti. Onun bu denli yoğun orgazm olması beni de çileden çıkarttı, ben de boşalmaya başladım.

Boşalmam bitince üzerine yığılıp kaldım. İkimiz de nefes nefese kalmıştık. Birkaç dakika kadar öyle kaldık, sonra ben üzerinden kayıp yana devrildim. Yine koluma yatırdım. Gözlerimizi kapatmış, birbirimize sarılmış, rahatlamanın tadını sesszice çıkarıyorduk ki uyumuşuz…

Salondaki telefonumun çalmasıyla uyandım, kalkıp salona gittim. Baktım Hülya arıyor, hemen açtım. Hülya,

“Aşkım saat 18:30 oldu, Fatma ablaya baktım, evinde yok, hala senin orada mı?” dedi.

“Burada, hemen gönderiyorum!” dedim. Telefonu kapatıp Fatma hanımı uyandırdım. Fatma hanım duş bile almadan alelacele giyinip gitti…

O gittikten sonra ben duşumu aldım, giyindim. Markete sigara almaya gidecektim. Tam kapıdan çıktım ki Veli abi ve Kadir’le karşılaştım. Ellerindeki sepetlerde epeyce balık vardı.

“Ooo, balık avınız bereketli geçmiş!” dedim. Veli abi,

“Rakıyla balık ne gider ama, değil mi Şahin? Hanım temizleyip pişirsin sana da göndereyim!” dedi. Ben de,

“Hep birlikte gelsenize bana, benim evde pişirip yeriz. Rakı da benden olsun!” dedim, kabul ettiler.

“Ben sigara alıp geliyorum!” dedim, onlar evlerine girdiler. Marketten sigara ve rakı alıp eve döndüm.

Bir saat geçmeden karılarıyla birlikte geldiler. Temizlenmiş balıkları tepsiyle getirmişler. Kadınlar direkt mutfağa geçip fırına koydular tepsiyi. Yanına salata, meze falan hazırlıyorlardı.

O sırada biz erkekler de salonda rakılarımzı hafiften yudumlayarak sohbet ediyorduk. Hülya ve Fatma hanım mutfaktan bana bakıp bakıp fingirdeşiyor, göz kırpıyor, öpücük atıyor, aralarında fısıldaşıyorlardı.

Bir ara Fatma abla bana göstererek Hülya’nın memesini tişört üstünden birkaç kez avuçlayıp yalıyormuş gibi yapıp bıraktı. Ben daha şaşkınlığımı atlatamadan bu sefer de Hülya elini Fatma hanımın eteği üzerinden götüne attı, avuçlayıp bana göz kırptı.

Kocalarının sırtı mutfağa dönük olduğu için bu yaptıklarını sadece ben görüyordum, ama müthiş tahrik olmuştum…

Neyse, balıklar pişti, hep birlikte yedik, biz erkekler ikişer duble rakı daha içtik. Veli abi ve Kadir ertesi gün iş var diye fazla oturmak istemiyordu. Veli abi,

“Bize müsaade!” deyip kalkınca Kadir de kalktı. Fatma hanım da,

“Ohh ne ala! Yahu buraları böyle mi bırakacağız, ayıp olur!” dedi. Hülya da,

“Evet ya, ortalık darmadağın!” dedi. Ben,

“Önemli değil, ben hallederim!” dediysem de, Kadir,

“Şahin abi yarın evde misin?” diye sordu. Ben ne için sorduğunu anlamıştım,

“Yok, yarın sabahtan çıkacağım, çarşıda işlerim var, akşama anca gelirim!” dedim. Kadir de,

“Tamam o zaman, Hülya’da yedek anahtar var zaten, yarın sen çarşıdayken hanımlar gelir ortalığı toparlarlayıp giderler!” dedi.

Ben onay verince vedalaşıp hep birlikte gittiler. Ben de ortalığı öylece bıraktım, zaten uykum da gelmişti. Yarın olacakları düşünerek yattım uyudum.

Ertesi gün sabah ben saat 9:00 gibi uyandım. Duşumu alıp ocağa çay koydum ki Hülya aradı.

“Uyandın mı canım?” dedi.

“Evet canım, uyandım, çayı bile koydum!”

“Tamam, Fatma abla da yanımda, hemen geliyoruz!” deyip kapattı. Az sonra ellerinde kahvaltılıklarla geldiler. İçeri girip daire kapısını kapatınca sırayla dudağımı öpüp kırıta kırıta mutfağa geçtiler. Kahvaltı yapmamışlar, onun için evlerinden kahvaltılık bir şeyler de getirmişler. Ben kızdım,

“Burada birşey yok mu da getiriyorsunuz?” dedim. Fatma hanım da,

“Bundan sonra ikimiz de senin karınız, sana bakmamız lazım!” deyince gülüştüler.

Hep birlikte mutfakta kahvaltımızı yapmaya başladık. Ben,

“Dün akşam balık pişirirken yaptığınız o hareketler neydi öyle, kudurttunuz beni orospular!” deyip bir elimi Hülya’nın, diğer elimi de Fatma hanımın memesine attım. Fatma hanım ellerimi çektirip,

“Dur hemen azma, önce rahat rahat kahvaltımızı yapıp evi bir toparlayıp temizleyelim, akşama kadar vaktimiz var!” dedi.

Uslu uslu yaptığımız kahvaltıdan sonra bunlar evi toparlamaya mutfaktan başladılar. Ben de çayımı alıp salona geçtim. Tişört ve eşofmanlarla temizlik yaparlarken kırıta kırıta dört dolanıyorlardı mutfağın içinde…

Mutfakta temizlik bittikten sonra Hülya bana Türk kahvesi getirdi. Kahveyi verirken eğildiğinde memelerine gözüm takıldı. Hülya ile iki gündür sikişmemiştik. Verdiği kahveyi sehpaya bırakıp bileğinden tutup çektim.

Hülya kucağıma oturur vaziyette düştü. Hemen dudaklarına yumuldum. Hülya da acıkmış gibi beni öpüyordu. Elini yarağıma atıp kalktığını hissedince,

“Hadi sik beni!” dedi.

“Aşkım, Fatma hanım var, nasıl yapacağız?”

“Aşkım biz anlaştık, bugün benimsin. Kocalarımız sabah işe gidince Fatma abla bana geldi, uzun uzun konuştuk!” dediğinde ben şaşırmıştım. Fatma hanım,

(Şahin dün benimle sikişti, bugün sıra senin!) demiş. Benim yarak zaten kalkmış, kuduruyordum. Hülya’yı kucakladığım gibi yatak odama doğru götürdüm. Fatma hanım bizi yatak odama giderken gördü, fakat hiç istifini bozmadan sigarasını ve kahvesini içmeye devam etti.

Biz içeri girer girmez hemen çırıl çıplak soyunduk, yattık yatağa başladık sevişmeye. Hülya da boş durmuyor tam istekle karşılık veriyordu. Dudaklarından memelerine indim, adeta ısırıyordum. Hülya zevkten inlemeye, altımda kıvranmaya başladı.

Oradan amına indim, Hülya çoktan zevke gelmiş amının suları akıyordu. Dilimi amının içine sokuyor, klitorisini emiyordum. Klitorisini emerken de çenemle amına bastırıyordum. Hülya çıldırmış gibi saçlarımı yolarak kendine çekiyor, iyice amına bastırıyordu. Fazla dayanamadı, kasılarak orgazm olurken,

“Ohhhh, erkeğim, aşkııımmmm! Immmmm!” diyerek inliyordu. Bense kıvranmalarına aldırış etmeden amını yalamaya devam ediyordum…

Hülya yavaş yavaş kendini bıraktı pelte gibi yığıldı kaldı. Saçlarım halen elindeydi, yukarı doğru çekti beni ve memelerinin üzerine yatırdı. Kadının orgazmdan sonraki vücudu pamuk gibi oluyor, bu da çok hoşuma gidiyor.

Hülya ile yatmış dinlenirken gözüm dolabın aynasına kaydı ve kapıda bizi izleyen Fatma hanımı gördüm. Yatak odasına Hülya’yı kucağımda getirdiğim için kapıyı kapatmamıştık. Hülya’nın kulağına,

“Fatma hanım kapıda bizi gözetliyor!” dedim. Hülya hemen doğrulup, melodili bir şekilde,

“Fat-ma ab-laaa!” diye seslendi.

“Ya çok özür dilerim Hülyacığım, biliyorum sıra senindi bugün, ama o kadar güzel inliyordun ki dayanamadım!” Hülya elini uzatarak,

“Gel ablam, gel bu koç ikimize de yeter!” dedi.

“Kız gerçekten mi diyorsun? Zaten fena azdım sizi izlerken!”

“Gerçekten, gel ablam, boş ver sırayı, nasıl olsa akşama kadar bol bol vaktimiz var!”

Fatma hanım da bir anda soyunup yanımıza uzandı. Ben dün gece yatarken hayalini kurduğum şeyi şu an gerçekte yaşıyordum. O sevinçle iki kolumu açım, ikisini de kollarıma yatırdım.

Ben sırt üstü yatıyordum, ikisi de bana dönük, birer bacaklarını bacaklarımın üzerine attılar. Yarağım hiç inmemişti, ikisi de dizleriyle yarağımı aralarında sıkıştırıp oynuyorlardı. İkisinin de birer eli göğsümde dolaşıyordu.

Demin Hülya orgazm olduğu için Fatma hanımla ilgilenmeye başladım. Dudaklarını öperken bir elimle de memelerini hamur gibi yoğuruyordum. Elimi amına attığımda amı çoktan sulanmış, zevk suları elimi vıcık vıcık etmişti.

İkisinin arasından aşağıya kaydım ve Fatma hanımın amını yalamaya başladım. Bir damlasını ziyan etmeden amının sularını yalayıp yutuyordum. Bir ara gözlerim yukarıya kaydığında şok oldum, ikisi dudak dudağa öpüşüyor, birbirlerinin memelerini okşuyorlardı.

Bunu görünce çılgına döndüm ve Fatma hanımın amını ısırasım geldi. Daha da iştahlı yalıyordum ki, Fatma hanım kasılarak titremeye başladı. Orgazm olurken,

“Ooohhh, canlarımmmm!” diye avazı çıktığı kadar bağırınca,

“Bağırma orospu, milleti başımıza toplayacaksın!” diye ikaz ettim, Hülya da anında elini Fatma hanımın ağzına kapatmıştı. Bir kadın bu kadar mı şiddetli orgazm olur, orgazm olurken Hülya’nın kemiklerini kıracak kadar sıkı sarılmıştı.

Bir müddet sonra Fatma hanım kendini saldı. Beni de yukarı çekip yine aralarına aldılar. O şekilde sessiz kalarak birkaç dakika kadar yattık. Fatma hanım göğsümün kıllarıyla oynayarak,

“Olamaz böyle birşey, ben bu yaşıma kadar böyle bir zevk yaşamadım!” deyince,

“İyi güzel de öyle bağırma orospu, alt ve üst komşuları düşün, hatta yandaki apartmandan bile duyacaklardı!” dedim.

“Duysunlarrrr, kimseden korkum yok!” dedi. Hülya da,

“Ne olur abla, kendini düşünmüyorsan beni düşün, kurban olayım!” diyerek boynuna sarılınca Fatma hanım,

“Tamam canım!” dedi. Biri sağımda öbürü solumda yatarlarken göğsümün üzerinde el ele tutuştular. Benim yarak bu arada inmiş pörsümüştü,

“Orospular kalkın birer sigara içelim!” dedim. Kalktık, üçümüz de çıplak vaziyette mutfağa geçtik, sigaraları yaktık. Ayakta dikilmiş sigaralarımızı içerken, ben,

“Fatmacığım lütfen birdaha bağırma öyle, duyulursa beni bırakın siz zor durumda kalırsınız!” dedim.

“Tamam, özür dilerim! Elimde olmayarak aldığım zevkten dolayı kendimi kaybettim, hayal bile edemeyeceğim bir şeydi bu!” Sonra da Hülya’ya dönüp,

“Bunda senin de payın çok Hülyacığım. Bundan sonra üçümüzün arasında kıskançlık ve sıra olayı olmasın, üçümüz sınırsızca herşeyi yaşayalım. Ne dersin?” dedi.

“Ablam çok haklısın, sen benim büyüğümsün, sen ne dersen ben varım. Biraz önce seninle yaşadığım olay benim de çok hoşuma gitti!” deyince, Fatma hanım Hülya’nın dudağında bir öpücük kondurdu. Ben de,

“Üçümüz daha çok zevkler yaşayacağız, yeter ki ağzınızı sıkı tutun. Yine de eskaza duyulur da başınıza iş açılırsa unutmayın ki arkanızda ben varım, hem de ölümüne. İkinizi de alır götürürüm, üçümüz birlikte yaşarız!” dedim. Fatma hanım,

“İşte erkek dediğin böyle olur, kadına huzur veriyor, kurban olurum canım benim!” diyerek boynuma sarıldı, dudaklarımı öptü. Sonra da Hülya’nın dudaklarına bir öpücük kondurup,

“Bundan sonra üçümüzün arasında sınır yok, bundan sonra herkes istediği gibi sevişip karşısındakini mutlu edecek!” dedi. Hülya da,

“Ablam benim, seni çok seviyorum!” deyince, Fatma hanım hemen Hülya’yı yüzünden tutup kendine iyice çekerek dudaklarına yumuldu, dakikalarca ateşli bir şekilde öpüştüler. Resmen vantuz gibi emiyorlardı birbirlerinin dudaklarını ve dilini…

Onları öyle görünce benim yarak hemen kalktı tabii. Öpüşmeleri bitip de Fatma hanım yarağımın kalkmış olduğunu görünce yarağımın gövdesinden tutarak, Hülya’nın da kolundan asılarak bizi yatak odama doğru çekmeye başladı. Odaya girince Fatma hanım bana,

“Aşkım, tamam sırayı ve sınırları kaldırdık, ama bugün ilgini ağırlıklı olarak Hülya’ya vereceksin!” dedi. Ben de,

“Tamam canlarım, siz paylaşmayı bildikten sonra hiç problem yaşamayız!” dedim ve yatağa geçtik. İkisine de sarılıp bir onun bir öbürünün dudaklarını öpmeye başladım. Beni sırt üstü yatırdılar. Dudakları ve elleri vücudumun her yerinde geziniyordu.

Ben henüz hiç boşalmamıştım, yarağım kemik gibiydi. Fatma hanım aşağıya inerek yarağımı ağzına alıp yalamaya başladı. Taşaklarıma kadar yalıyordu.

Ben de Hülya’yı çevirip amını ağzıma oturur şekle getirip yalamaya başladım. Çıldırmış gibi yalıyor, amını adeta kemiriyordum, Hülya’nın amından akan zevk suları direkt ağzıma akıyordu. Fatma hanım bir süre sonra yarağımı yalamayı bıraktı ve

“Gel orospu!” diyerek Hülya’yı biraz daha aşağıya çekip amını yarağıma hizaladı. Yarağımı eliyle ayarlayıp,

“Hadi canım, al amına, otur üstüne!” demesiyle Hülya birden oturdu. Köküne kadar almış ve oturup kalmıştı. Bu arada Fatma hanım da yüzü Hülya’ya gelecek şekilde amını ağzıma verdi ve Hülya ile öpüşmeye başladı.

Hülya da artık yavaş yavaş yarağımın üzerinde zıplıyor, tadını çıkartıyordu. Ben de Fatma hanımın amını yalayarak Fatma hanımı zevke getiriyordum ki, çok geçmeden amının suları ağzıma akmaya başladı.

Hülya da zıplamayı iyice hızlandırmıştı. Bir süre sonra pozisyon değiştirdik, Hülya’yı altıma alıp yeniden girdim amına, amının derinliklerine kadar abanıyordum. Fatma hanımı da 69 olacakları şekilde Hülya’nın üzerine çektim.

Fatma hanım Hülya’nın klitorisini yalıyordu ve amını da Hülya’nın ağzına dayamıştı. Ben artık bitmek üzereydim ki, Hülya çığlık atmaya başladı, her yeri titriyordu, bunu farkeden Fatma hanım da titremeye başladı.

İkisinin aynı anda orgazm olması beni çılgına çevirdi ve ben de Hülya’nın amının derinliklerine fışkırtmaya başladım. Üçümüz de aynı anda patlamıştık.

Hülya, Fatma hanımın altındaydı ve yüzünde halen Fatma hanımın amı dayalı olduğundan nefes alamıyordu. Hülya çırpınmaya başlayınca hemen Fatma hanımı üzerinden kaldırdım. Yine ben ortada olacak şekilde uzanıp kaldık ve dinlendik. Saat 14:00 olmuştu,

“Hadi kızlar, banyoya!” diyerek ikisini de kaldırdım. Üçümüz birlikte duşa girdik, güle oynaya birbirimizi yıkadık. Banyodan çıkınca kahve yaptılar. Mutfakta kahvelerimizi içerken, Hülya,

“Abla sen haklıymışsın, böyle zevki ben de ilk defa yaşadım ve çok hoşuma gitti, aynı senin gibi ben de bağıracaktım kendimi zor tuttum!” dedi. Fatma hanım da,

“Canım benim!” diyerek dudağına bir öpücük kondurdu. Kahvelerimiz bitince Hülya Fatma hanımın elinden tutup yatak odasına götürdü.

Ben mutfakta kalıp bir sigara yakmıştım ki az sonra inleme sesleri geldi. Sigaramı söndürüp ne oluyor diye bakmaya gittim, birbirlerini yiyorlardı. Biraz seyrettim, benim yarak yine dimdik oldu. Hülya beni görünce elini uzatarak,

“Gel aşkım bize katıl, ama bu sefer ilgini ablama ver!” dedi. Yine ortalarına yattım, önce onlar beni yedi. Sonra Hülya’ya yaptıklarımızın aynısını Fatma hanıma da yaptık.

Biraz dinlenip yeniden duşumuzu aldık, sigara içtik. Bu arada saat 17:00 olmuştu. Yatak odamı toparlayıp, temiz çarşaf serdiler. Sonra da evde başka toparlanacak yer kaldı mı diye gözden geçirdiler. Sonra da öpüp vedalaşıp gittiler, kocaları gelmeden akşam yemeği yapacaklarmış daha.

Az sonra ben de çıktım, dışarıda biraz vakit geçirdim. 19:30’da Veli abi aradı beni ve

“Nerdesin Şahin?” diye sordu.

“Çarşıdayım abi, lokantaya gidiyordum!” dedim.

“Dışarda birşey yeme, Fatma ablan bir sürü yemek yapmış, eve gelince haber ver, sana da getirelim!” dedi.

“Tamam abi!” dedim. Yarım saat sonra eve geldim, arayıp Veli abiye haber verdim. Az sonra Fatma hanımla birlikte geldiler, birkaç tabak yemek getirmişler.

“Abi niye zahmet ettiniz, ben lokantada yerdim!” dedim.

“Lokanta yemeği başka, hanım elinin değdiği yemek başka!” dedi.

Teşekkür edip getirdikleri yemekleri alıp mutfağa götürdüm. O sırada kapı çaldı. Fatma hanım kapıya koştu. Kadir ve Hülya gelmiş. Hülya da revani tatlısı yapmış, bir tabak da bana getirmişler. Ben,

“Woaww, en sevdiğim tatlı!” diyerek teşekkür ettim. Veli abi,

“Bizimkiler evi iyi temizlemiş mi, bir bakalım!” deyince Kadir’le birlikte mutfağa falan bakındılar. Temizliği beğenmişlerdi, karılarına teşekkür ettiler. Karılarına ben de teşekkür ettim ve

“Size birer parfüm borcum olsun!” dedim. Fatma hanım da,

“Ay ne olacak canım, Hülya ile arada bir gelir temizleriz!” dedi. Bu arada hepsi ayakta duruyordu, ben,

“Oturun, çay içelim!” diye teklif ettiysem de,

“Sağol, başka zaman içeriz!” deyip hep birlikte gittiler.

Fatma hanım bir süre sonra mesaj attı,

"Tatlının hepsini ye, yarın lazımsın!” deyip öpücük emojisi göndermiş. Ben de ona öpücük emojisi gönderdim. Ardından Hülya’dan da mesaj geldi,

"Bir tabak tatlı daha getireyim mi?” deyip kahkaha emojisi göndermiş. Ben de,

"İki azgın deli birbirinizi buldunuz!” diye yazıp öpücük emojisi gönderdim.

O günden sonra çoğu zaman, özellikle pasta börek yaptıklarında kahvaltıyı üçümüz birlikte yapıyoruz. Tabii kahvaltıdan sonra da soluğu yatakta alıyoruz 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir