Deli Kaynım Beni DelirttiGoogle Icon

Adım Sinem. 27 yaşında altı yıllık evli bir kadınım. Zihinsel özürlü kaynımla aramda geçen olayı paylaşmak istiyorum. Çünkü kimseye anlatamıyorum ve içimde tutmak da ağır geliyor bana… Hikayem bundan iki sene önce Mayıs ayında geçiyor.

Tatil için kocamla beraber memleketlerine, ailesinin yaşadığı şirin köylerine gittik. Köyde yaşayan kaynanam, kayınbabam ve kocamdan küçük olan zihinsel özürlü kaynım (İlhan), geleceğimizden haberleri olduğu için baya hazırlık yapmışlar, bizi bekliyorlardı. Gittiğimizde bana gösterdikleri yoğun ilgi, alakaya şaşırmıştım. Daha sık gidemediğimiz için utandırmışlardı beni… Hele kaynım,

“Yengem geldi, yengem geldi!” diye diye ortalığı velveleye vermişti.

Doğrusu bu ilgi çok hoşuma gitmişti. Yemekler yenildi, çaylar kahveler içildi, sohbetler edildi. Fakat kocamla ben yorgunluktan mahvolmuştuk. Sonunda yatmak için izin isteyip, odamıza gittik, yattık uyuduk.

Sabah temiz havanın etkisiyle erkenden uyandım. Pencereden baktığımda kayınım İlhan hayvanları dere kenarına götürüyordu. Ben de üstümü giyinip dışarı çıktım. Kaynanam inekleri sağmış, sütü kaynatmak için ateşe koymuştu. Beni görünce gülerek,

“Güzel gelinim uyandın mı yavrum, günaydın!” dedi.

“Günaydın anneciğim!” deyip, ateşin önünde muhabbete koyulduk. Kaynanam, maddi manevi bazı sıkıntılarının olduğunu anlatıyordu. Ben de,

“Maddi sıkıntılar halledilir de, manevi sıkıntı nedir anneciğim?” dedim. Başladı anlatmaya,

“Biz yaşlandık, kızlar uğramaz oldu, siz İstanbul’da, biz burda kala kaldık öyle… İlhan’ın durumunu biliyorsun kızım. Gitmediğimiz doktor kalmadı, ama hiçbir faydası yok. Geçim kaynağımız hayvanlar, onlar da bakım ister, yaşlandık artık bakamıyoruz, İlhan da anlamıyor, hayvanları suya götürüyor hepsi o kadar!” diyerek içini döktü. Sözü bitince de,

“Neyse… Hadi gel bir çay koyalım, kahvaltı yaparız!” dedi ve kalktık hazırlık yapmaya başladık.

Kocam da uyanmış elini yüzünü yıkadıktan sonra sofraya geldi. Kahvaltıdan sonra kocama,

“Biraz gezelim tarlalarda falan…” dedim. Kabul etti ve bahçeye indik. Dalından domates salatalık yemek kadar lezzetli bir şey daha yoktu. Çok hoşuma gitmişti…

Akşam olmuştu, ama benim içim de kaynıyordu, temiz hava ve organik yiyecekler bende adeta afrodizyak etkisi yapmıştı ve canım öylesine seks istiyordu ki, anlatamam. Yatağa girer girmez, ben hemen yapıştım kocamın dudaklarına ve sevişmeye başladık. İkimizin de orgazm olduğu güzel bir sevişmeden sonra, gayet huzurlu bir şekilde yattık, uyuduk.

Deli Kaynım Beni Delirtti, resim №2
Sabah yine erkenden uyandım. Yıkanmak için banyoya girdim. Kimse uyanmadan yıkanmalıydım, çünkü köy hali, derme çarpma bir banyoları vardı. Eskiden orası mutfakmış, ama sonra etrafını hasırlarla kapatarak banyo yapmışlar.

İşin açıkçası bu iptidai banyo şekli beni bir hayli tedirgin ediyordu. İyi ki ani su ısıtıcıları vardı, su ısıtmak zorunda kalmamıştım. Hemen aceleyle soyunup suyun altına girdim.

Bir kaç dakika sonra sanki bir gölge görür gibi oldum. İrkilip şampuanlı gözlerle sağa sola baktım, bir şey göremedim. Kim olabilir ki bu saatte, yanılmışım diyerek devam ettim. Banyomu yapıp, hızlıca giyinip yattığımız odaya gittim.

Ama banyonun olduğu yerden bir takım sesler duydum. Merak ettim, pencereden baktım. Bir de ne göreyim, kaynım İlhan banyo yaptığım yerin arka tarafından çıkıyor.

Birden afalladım. Ne yapacağımı şaşırdım kaldım. Banyo yaptığım sırada beni mi röntgenlemişti bu çocuk? Nasıl olurdu böyle bir şey?

Öğleden sonra banyo yaptığım yerin arka tarafına gidip baktım. Gerçekten oraya konulan buğday torbalarının hemen yanında, bir parmak genişliğinde bir aralık vardı. Artık hiç şüphem kalmamıştı, kaynım beni dikizlemişti.

Utana sıkıla geri geldim. Herkes dışarıdaydı. Ne yapacağımı bilmiyordum. Kaynıma da kızamıyordum. 24 yaşında genç bir erkekti. Belki zihinsel olarak eksikti, ama sonuçta o da bir erkekti, onun da cinsel ihtiyaçları vardı. Onun için pek kızamadım ve kimseye de bir şey söylemedim.

Aradan birkaç gün geçmişti. Hissediyordum, İlhan’ın bana bakışları çok değişmişti. Bunun farkındaydım, ama ne yapabilirdim? Ne diyebilirdim ki? Sonuçta zihinsel engelliydi. Kocam olarak abisi, ailesi kızmasınlar, çocuğa bir kötülük gelmesin diye mecburen susup olayı örtmem gerekiyordu, ben de öyle yaptım.

Gece olmuştu. Herkes derin uykuya dalmış, uyuyorlardı. Benim ise uykum kaçmıştı. Uyumaya çalışıyordum, ama bir türlü uyuyamıyordum. Kocam horlamaya başlamıştı bile.

Birden dış kapının gıcırdamasını duydum. Doğrulup ön cepheye baktığımda, İlhan’ı banyonun arkasına giderken gördüm. Ne yapıyor bu deli bu saate orada diye düşünerek bakmaya devam ettim.

Merak işte, yatıp uyusana, sana ne? Ama dedim ya merak işte, beni rahat bırakmadı, peşinden yavaşça dışarı çıkıp, çitlerin aralıklarından baktığımda, adeta şok oldum.

İlhan donunu indirmiş, kendini tatmin ediyordu. Hemen oradan ayrılmak istedim, hatta iki adım geri attım. Fakat birden vazgeçtim, biraz daha seyretmek için geri döndüm. Bu kez daha dikkatli bakmaya başladım.

İlhan tam karşımda yan durmuş, hızlı hızlı mastürbasyonuna devam ediyordu. Biraz daha bekledim alacakaranlıkta ve İlhan kasıla kasıla boşalmaya başladı. Ama asıl şoku işte ondan sonra yaşadım.

Penisinde kalan spermleri temizlemek için döndüğünde, avlunun ışığı vücudunu tam olarak aydınlattı. Ve ben hayatımda gördüğüm en büyük ve kalın erkeklik organını gördüm.

Gözlerim faltaşı gibi açılmıştı ve gözlerimi oğlanın aletinden ayıramıyordum. Dehşet bir şeydi, gerçekten inanılmazdı. İnternette çok penis gördüm, ama böylesini hiçbir yerde görmemiştim bu yaşıma kadar…

İlhan donunu çekerken ben de hemen geri içeriye girdim. Odaya geldiğimde kocam halen horluyordu. Hemen sırtımı ona dönüp uyumaya çalıştım. Ama gördüğüm manzara, otuzbir çeken kaynım İlhan’ın erkeklik organı bir türlü aklımdan çıkmıyordu.

İlerleyen günlerde İlhan’ın penisi adeta beynimde saplantı haline gelmişti. Tanrım, nasıl bir şeydi o şey öyle? Bir kadın nasıl içine alabilir onu?

Bunları her düşündüğümde içimde yükselen seks dürtüsüyle sırılsıklam oluyordum. Ama kocama bir şey belli etmiyordum. Sadece hemen odama girip kapıyı kilitliyor, İlhan’ın penisini düşünerek masturbasyon yapıyordum.

Bir akşam üstüydü, evin telefonu çaldı. Telefonu kocam açtı. Tedirgin bir sesle,

“Ne zaman oldu, nasıl oldu? Yaşıyorlar mı?” diye konuşunca, herkes ne olduğunu şaşırarak merakla ayağa fırladı. Kocam,

“Tamam geliyoruz!” deyip telefonu kapattı. Hepimiz merakla ne olduğunu beklerken kocam anlattı: Amcaları tarladan gelirken traktörün römorku devrilmiş ve amcaları altında kalmış. Durumu çok ağırmış, kan da lazımmış. Kocam,

“Hemen hazırlanıp çıkalım!” dedi. Ben de hazırlanmak istedim tabi, ama kocam, “Sen burada kal aşkım, İlhan’a göz kulak ol, biz gideriz! Duruma göre sana haber veririm!” dedi.

“Hayır, ben de geleceğim!” dedim,

“Olmaz!” deyip kestirip attı. Kocama gizlice,

“Kendine gel, ben burada yalnız kalamam, korkarım!” dedim. Kocam da,

“Korkma, bir şey olmaz. Hem İlhan burada ya! Sen ona dikkat et, o da seni koruyup kollar, merak etme.” dedi ve aceleyle çıktılar. Gidecekleri köy traktörle yarım saat sürüyordu, binip gittiler…

Gece saat onbire geliyordu, daha haber almamıştım. Patlamak üzereydim ki, evin telefonu çaldı. Hemen fırladım açtım. Arayan kocamdı,

“Bu gece gelemiyoruz, durumu çok ağır, tıp fakültesine havale ettiler ve oraya gidiyoruz!” dedi.

“Peki ne zaman geleceksiniz?”

“Bilmiyorum, belli değil!”

“Bari annem gelsin!”

“Annem de yengemlerde, gelen giden çok, yengem ilgilenecek durumda değil!”

“Tamam!” deyip kapattım telefonu. İlhan yere uzanmış televizyon seyrediyordu, dünyadan haberi yoktu. Bana dönüp,

“Annemler gelmiyorlar mı?” dedi.

“Hayır!” dedim. Hiç konuşmadan tekrar filmi seyretmeye devam etti. Ben divanda oturdum, düşünüyordum. Saat baya geç olmuştu,

“İlhan yatağına geçip yat istersen!”

Hiç konuşmadan kalktı ve yerine geçti, gömleğini ve kot pantolonu çıkararak, sadece donuyla ve atletiyle yatağa uzandı, üstünü örtmeden… Ve o dev yarak donunun içinde, karşımda öylece duruyordu. İnik hali bile çok büyüktü…

Ben de orada divanda uzandım, ama uykum gelmiyordu, gözüm hep ondaydı. İçimi karışık duygular kaplamıştı. Amım içimi kaplayan şehvet duygusuyla ıslanmıştı ve istemsiz hareketler yapıyordum. Elim çoktan pijamamın içinde amıma varmıştı bile. İki parmağımı amımın içine sokup çıkarıyordum.

Birden İlhan’ın bana baktığını gördüm, kaşıyormuş gibi yapıp elimi çektim hemen… İlhan’a baktım, bu sefer o sokmuştu elini donuna ve gözlerimin içine bakarak yarağıyla oynuyordu.

Deli Kaynım Beni Delirtti, resim №3
“Napıyorsun İlhan, çek elini ordan!” diye bağırdım.

Hemen elini çekip bakışlarını kaçırdı. Sonradan üzüldüm çocuğa bağırdım diye ve telafi etmek için onunla konuşmaya başladım. Kısa cevaplar veriyor, gözünü benden kaçırıyordu…

“İlhan seninle bir şey konuşmam lazım!”

“Nedir yenge?” dedi ve bana baktı.

“İlhan sen neden evlenmiyorsun?”

“Babam erken diyor!”

“Erken değil canım… Tam evlenecek yaşta bir erkeksin ve evlenmen lazım!”

“Babam kimse seni almaz diyor!”

Yüzüne baktım, bir anda acıdım çocuğa.. Bu zeka seviyesiyle hiç bir kadınla beraber olamayacak, seks yapamayacaktı ömür boyu… Bilinçli olarak ne olduğunu bilmese de biyolojik olarak bedeni o zevki arıyordu işte… Külodun içinde yatan canavarın görüntüsü geldi aklıma yine… Ürperdim. İçim bir hoş oldu.

“O yüzden mi pipini okşuyorsun?” dedim. Bakışlarını kaçırdı ve cevap vermedi.

“Ben seni geçen gün gördüm, banyonun arkasında sikini okşuyordun!” deyince,

“Yalan söylüyorsun!” diye yanıtladı beni, birden doğrulup oturdu. Kalkıp bana bir şey yapacak diye bir an ödüm koptu.

“Hayır, yalan söylemiyorum gördüm, sikini okşuyordun!” Ben tekrarlayınca durgunlaştı. Korkmam yersizdi aslında, beni çok severdi İlhan… Yüzüme baktı,

“Peki yenge, babama söyleyecek misin?”

“Söyleyim mi?”

“Hayır söyleme, babam beni dövüyor!”

“Daha önce dövdü mü?”

“Evet, bir kere tarlada yakaladı ve çok dövdü!”

Bunları konuşurken amım nasıl karıncalanıyordu anlatamam. Şeytan dürtüyordu, işte sana fırsat, değerlendir diyordu.

Deli Kaynım Beni Delirtti, resim №4
“Peki söylemeyeceğim, ama karşılığında senden bir şey isteyeceğim, sen de onu yaparsan kimseye söylemem, yoksa abine de, babana da söylerim!”

Yüreğim göğsümden çıkacak gibiydi,. Nefes alamıyordum, boğazım düğümleniyordu. Daha şimdiden içimi suçluluk duygusu kaplamıştı. İlhan,

“Nedir yenge?” deyip kalktı, pantolonunu giymeye çalıştı.

“Hayır giyinme. Senin banyo yapmanı istiyorum, çok kötü kokuyorsun. Ama önce içerden sana temiz iç çamaşır alalım!” deyip dolaba yöneldim, ona bir külot ve atlet çıkardım,

“Hadi bakalım, şimdi doğru banyoya!”

“Yıkanınca babama demeyecek misin?”

“Önce seni bir yıkayalım, sonra konuşuruz!” dedim ve banyoya girdik.

Atletini çıkartıp attı oraya, suyu kıvamına getirip donla altına girdi. Ben ona bakıyorum. Tamamen ıslanınca yarağı olduğu gibi yapıştı dona, bütün hatlarıyla görünüyordu.

“Donunu da çıkar, seni lifleyeceğim!” dedim.

Hiç itiraz etmeden çıkardı. Aman Tanrım, bu ne ya? dedim kendi kendime. Yarağı kıllı, kirli, ama kocaman bir şeydi! İlhanı lifleyip iyice yıkadım. Arada elim kazayla değiyor gibisinden yarağını elliyordum.

Deli Kaynım Beni Delirtti, resim №5
Ve yarak kısa sürede kalkmaya, uzamaya ve kalınlaşmaya başladı… Kendime inanmıyordum, hayatımda hiç kocamı aldatmamıştım, fakat şimdi öz kardeşiyle aldatmanın planlarını yapıyordum. Yarağını tutup,

“İlhan bu neden böyle oldu?” diye sert çıkmaya başladım.

“Bilmiyorum yenge, annem yıkayınca da oluyor!” demez mi!

“Nasıl bilmiyorsun?” dedim.

“Bilmiyorum işte, sorma bana!”

“Peki otuzbir çekmesini nasıl öğrendin?”

“Asım öğretti!” dedi. Asım komşularıymış, ama evleri biraz uzaktaymış.

“Peki, hiç bir kadınla yaptın mı o işi?”

“Hayır yapmadım!”

“Nasıl yapılacağını biliyor musun?”

“Bilmiyorum!”

“Peki ben sana öğretsem… Kimseye söyler misin?”

“Hayır söylemem!”

“Bak ama, eğer söylersen, ben de senin otuzbir çektiğini babana söylerim. Askerlere de söylerim, seni hapse atarlar!”

“Yok yenge, valla söylemem!”

“Peki!” dedim. İlhanı kurulayıp çıktık. Dış kapıyı kilitleyip, yattığım odaya geçtik… Ben de soyunup, yatağa sırtüstü yattım ve

“Bak İlhan, bir kadını yapmak için, önce onu yalaman gerekiyor!” Geldi elimi kolumu yalamaya başladı.

“Oraları değil, burayı yalayacaksın!” diyerek amımı gösterdim ve “Aynı köpeğin su içtiği gibi, dilini amımın içinde gezdirmen lazım!”

Hiç beklemeden yumuldu amıma ve yalamaya başladı. Ben zevkten uçmak üzereydim. Başından tutup amıma bastırdım,

“Daha hızlı yala! Daha hızlı!” diye diye şiddetli bir şekilde orgazm olup boşaldım. Ama ne boşalma, anlatılamaz! İlhan halen yalamaya devam ediyordu.

“Yeter bu kadar! Şimdi de senin sırtüstü yatman lazım!”

Dediğimi yaptı. Yarağını elime alıp sıvazlamaya başladım. Ama avucuma sığmıyordu ki, içime nasıl girecekti? Nasıl alabilirdim içime onu? Hem almak için sabırsızlanıyordum, hem de bana bir şey olur diye çok korkuyordum. Bütün cesaretimi toplayıp, ata biner gibi üstüne diz çöktüm. O sadece olacakları bekliyordu.

Elimi bolca tükürükleyip yarağının başını iyice ıslattım. Benimki zaten ıslak olduğu için, yarağının gövdesinden kavrayıp yavaşça amıma sürtmeye başladım. Yok böyle bir delilik ya, kendime inanamıyorum, zevkten uçuyordum adeta.

Biraz zorladıktan sonra yavaş yavaş amımın dudaklarını gerildiğini hissettim. Ve biraz sonra daha şiddetli bir acı ile durdum, kafası içimdeydi. Hem içimden çıkarmak istemiyordum, hem de hepsini almaya korkuyordum. O an aklıma çantamdaki nemlendirici krem geldi ve

“Sen kıpırdama!” dedim, gidip getirdim ve yarağına baştan aşağıya iyice sürmeye başladım. Sonra yine yarağını amıma almayı denedim.

Bu defa biraz daha rahat oluyordu galiba. Biraz daha, biraz daha derken içimde yer kalmadığını anladım, inanılmaz zorluyordu rahmimi… Ama daha hepsi girmemişti, elimi attığımda daha üç parmak kadarı dışarıda duruyordu. Ben ise kıpırdamaya korkuyordum.

Biraz o şekilde gitgelden sonra inanılmaz bir orgazm daha yaşadım. Yarağına da alışmaya başlamıştım, artık yavaş yavaş da olsa oturup kalkabiliyordum. Benim sıvımın ve kremin de etkisiyle, yarak içimde kayıyordu adeta. Sonra hızlanmaya başladım. Yarak beni zorluyordu, ama istiyordum da…

Bir süre sonra ayağa kalkıp,

“İlhan, sen hiç köpekleri filan sikişirken gördün mü?” diye sordum.

“Gördüm!” dedi.

“Hadi şimdi beni o köpeklerin yaptığı gibi yap canım! Yalnız pipine bolca tükür ama!” dedim ve ellerimle duvara dayanıp domaldım.

İlhan yarağını tükürükleyip arkadan amıma girmeye çalışıyordu. Ve işte kafası içimdeydi. Ama çocuk durmadı, birden öyle bir abandı ki… Gözlerim karardı ve istemeden de olsa bastım çığlığı. İlhan sesimden korkup durdu. Kendime geldiğimde,

“Tamam devam et, ama yavaş yavaş!” dedim.

Dediğim gibi yavaşça gidip geliyordu, ama ben zor duruyordum ve tutunduğum duvardaki beyaz alçıyı söküyordum. Kendimi geriye ittirerek, tamamını içime almak istiyordum. Sonunda taşaklarının kalçalarıma çarptığını hissedince daha çok hızlandım. O da aynı anda hızlanmaya başlamıştı…

Korunmuyordum ve içime boşalmaması gerekliydi. Ama iş işten geçmişti, son darbelerdi, ben kopmuştum, hiçbir şey umurumda değildi ve aynı anda boşaldık.

Duvara tutunmaktan kollarımda derman kalmamıştı, aşağıya kayarak dizlerimin üzerine çöktüm, İlhan da yarağını çıkarmadan benimle birlikte kaydı ve üstüme yığıldı kaldı.

İçime öyle bir boşalmıştı ki, yarağı içimde olduğu halde etrafından dölleri süzülüyordu. Yarağı kendiliğinden küçülüp amımdan çıkınca, İlhan ayağa kalktı ve

“Bu otuzbir çekmekten daha güzeldi yenge… Bundan sonra bana hep sen öğret” dedi.

“Peki, ama kimsenin bilmemesi lazım. Sakın ha! Yoksa baban seni, abin de beni öldürür!”

“Yok yenge… Ben kimseye söylemem, ama sen de söyleme, nolur!”

“Tamam canım! Hadi gel yanıma uzan!”

Gelip yanıma uzandı. Hiç kıpırdamadan yatıyordu. Elimi inmiş yarağına atıp biraz okşayıp sevdikten sonra, yarağı yine kazık gibi oldu.

“İlhan bir daha sikmek ister misin?”

“Evet yenge, hadi yapalım!”

O gece sabaha kadar dört kere siktirdim kendimi İlhan’a… Oğlan işi iyice öğrenmiş, ustalaşmaya başlamıştı. Bir özelliği de durmak dinlenmek nedir bilmiyordu. Bıraktığımızda vajinam tutuşmak üzereydi neredeyse…

Ertesi gün telefonun sesiyle uyandığımda, saat öğleni bulmuştu. Hemen yataktan fırladım telefonu açtım. Kocam arıyordu,

“Niye açmıyorsun telefonu, neredesin, bir saatten fazladır arayıp duruyorum!” dedi. Ben de,

“Bütün gece uyuyamadım, sabah da erken kalktım, uykusuz olduğum için divanda uyuya kalmışım!” demek zorunda kaldım.

“İlhan napıyor, orda mı?” dedi.

“Nerede bilmiyorum, sabah hayvanları saldı sonra da eve gelmedi, ben de kapıyı kilitleyip uyudum. Amcanın durumu nasıl?” dedim.

“Bilmiyoruz, daha bir gelişme yok, yoğun bakımda olduğu için içeriye almıyorlar, sadece yaşadığını biliyoruz!” dedi.

“Ee, gelmeyecek misin?” diye sorduğumda,

“Sanırım gelemiyoruz!” dedi.

İçten içe çok sevinmiştim bu habere, ama üzülmüş gibi yaptım, geçmiş olsun dileyip telefonu kapatım. Sonra dışarıya çıkıp İlhan’a seslendim, ama ses yoktu, nerede olduğunu da bilmiyordum.

Banyoya gidip duş alıp pencerenin karşısına oturdum ve İlhanın gelmesini bekledim. Akşam olmuştu, ben yemekle uğraşırken kapının zorlandığını duydum.

“Kim o?” diye sorduğumda, İlhan,

“Ben geldim yenge, kapıyı aç.” dedi. Açtım ve

“Nerdesin sen sabahtan beri?” diye kızdım. Nasıl kızmam? Başbaşa kalabileceğimiz saatler boşu boşuna geçip gitmişti. Hiç konuşmadan içeriye girdi,

“Ben acıktım!” dedi. Dünden beri hiçbir yememişti garibim.

“Nerdeydin?” dedim,

“Hayvanlarla beraberdim, onları otlattım, şimdi hepsini götürüp ahıra soktum!” dedi. Ben de gülerek,

“Pipiyi de okşadın değil mi?” dedim.

“Hayır artık yapmıyacağım onu, seninle daha güzel oluyor!” dedi. Gülerek,

“Bak seeen… Neden daha güzel?”

“İşte… Sen çok güzel kokuyorsun! Hem sen okşayınca hoşuma gidiyo yenge…” Yemeğini koydum, yemek yedikten sonra çay içtik,

“İlhan, hadi yatalım artık canım…” dedim. Gözleri parladı bunu söyleyince, bana baktı. Uslu bir çocuk gibi,

“Tamam yenge!” dedi ve yatağına doğru gitti. Onu bu gece de istiyordum, hem de daha çok. “İlhan, yine yanımda yatmak ister misin?” dedim. Kafasını sallayarak,

“Evet yenge!” dedi. İçimi yine bir heyecan sarmıştı.

“Tamam, o zaman benim odaya gidelim!” dedim.

İkimiz de çırılçıplak soyunarak yorganın altına girdik. Elimi yarağına attım ve okşamaya başladım. Yarağı hareketlenmeye başlamıştı. Kocaman şey ellerimin arasında gittikçe büyüdü, gece beni delirten halini aldı kısa sürede…

Ağzıma almak istiyordum bu kocamanı, ama hayatımda hiç yapmadığım için tiksiniyordum. İnternette hep görüyordum, hep ağızlarına alıyorlardı, ama cesaret edemedim, biliyorum midem kaldırmazdı.

Okşamaya devam ettim, taş gibi olmuştu elimde. Bu sefer ben sırtüstü yatarak bacaklarımı iki yana açtım ve üstüme çıkmasını söyledim. Bacaklarımın arasında yerini almıştı, fakat bir şey yapamıyordu.

Yine ben yarağını kavrayarak amıma sürtmeye başladım. Sırılsıklam olmuştum ve zevk sularımla yarağını ıslatıyordum. Öyle içime girmeyeceğini bildiğim için yine avucuma tükürükleyip onun yarağını iyicene ıslattım ve yavaşça içime girmesini söyledim,

“Sakın zorlama, ben dur deyince de dur!” dedim.

“Tamam yenge!” dedi.

Eliyle yarağını tutarak içime sokmaya çalışıyordu, ama başaramıyordu. Ona yardım edip bacaklarımı iyice açıp havaya kaldırdım ve elimi yandan uzatıp yarağını tutup amımın hızasına getirip, tam deliğime denkledim,

“Şimdi yavaşça gir!” dedim…

Dediğimi yaptı. Yarağının başı içimdeydi ve dün geceki kadar canım yanmamıştı. Biraz daha girdi,

“Dur!” dedim. İçim yanmaya başlamıştı ve amımın duvarını zorluyordu yine. Biraz bekledikten sonra ellerimi kalçasına atıp sıkıca tutarak kendi kalçalarımı oynatmaya ve yarağını içime almaya çalışıyordum.

Çoğunu almıştım. Zaten ıslanmıştım, onun da etkisiyle daha da kayıyordu içime ve sonunda nihayet yine kasıklarımız birleşmişti. Tamamı içimdeydi ve benim gözlerim kapanmış, nerdeyse dudaklarımı koparıyorudum ısırmaktan. Onu serbest bıraktım ve

“Şimdi istediğin gibi yapabilirsin!” dedim.

İçime sokup çıkarmaya başladı. Kafasına kadar çıkarıp, dibine kadar sokuyordu. Her girdiğinde ben yine uçuyordum. Tamamen içime girmesi için bacaklarımı iyice havaya kaldırıp yanlara doğru açtım.

İlhan kudurmuştu, deli gibi girip çıkıyordu. Ben kaç kere boşaldım bilmiyorum. Nefes alışları hızlanmıştı. Onun boşalmasını istemiyordum, daha da hızlanmasıyla onu içimden çıkardım… Zavallı yüzüme öyle mazlum mazlum bakıyordu ki, sanki ‘Neden?’ diye sorar gibiydi.

“Çok yoruldum, biraz bekle!” dedim.

Yarağı dimdik duruyordu, inmesin diye biraz okşadım. Yine onu içimde istiyordum, ama domalacaktım, o şekilde daha iyi sikiyordu. Önünde domaldım ve arkama geçmesini istedim.

Diz çöküp tekrar sikini tükürükleyip içime öyle bir girdi ki, gerçekten bayılacağım sandım. Hem acı, hem zevk ikisi bir aradaydı. Bu sefer bütün kontrol ondaydı ve istediği gibi sikecekti.

İlhan sanki az önce onu yarı yolda bıraktığım için intikam alır gibi, beni sıkıca belimden kavrayıp sert ve hızlı bir şekilde sikmeye başladı. Ben yine doruktaydım.

İlhanın nefes alışları hızlanmıştı ve son hamlesini yaptığında, içimde bir yerlerin yırtıldığını hissettim, ama aldığım o zevk bana hiçbir şeyi umursatmıyordu. Dölleriyle yine içimi doldurmuştu. Ben uzanınca, yarağı içimdeyken o da üstüme yığıldı kaldı.

Biraz dinlendikten sonra hemen banyoya gittim. İçimdeki dölleri çıkarmak için çömeldiğimde, döllerle karışık biraz da kan aktığını gördüm. Elimi amıma attığımda, amımın kıç tarafına yakın yerinde çok kötü yanan bir bölge hissettim. Amımı yırtmıştı, ama beni de dünyanın en mutlu kadını yapmıştı.

Ertesi gün kaynanam eve geldi. Ondan sonraki gün de, amcalarının komadan çıktığını ve hayati tehlikeyi atlattığını öğrendik. Çok sevinmiştik. Kocam da eve geldi. O gece kocam benimle sikişmek istiyordu, ama amımın genişliğini hissetmesinden korktuğum için yalan söyledim,

“Sen gittiğin gün adet oldum. Maalesef iki gün seks yok sana aşkım…” dedim. İki gün geçti ve amım normalleşir gibi olmuştu ve kocamla sikişebilirdim artık. Kocam,

“Bu gece çok ateşlisin! O kadar sulandın ki, içine girip çıkarken hissetmiyorum bile!” dedi.

Ah bir bilse… Kardeşinin koca sikinin amcığıma gire çıka genişlettiği için bir şey hissetmediğini bir öğrense… Sanki günlerce sevişmemiş, kol gibi aletle gecelerimi geçirmemiş gibi bütün azgınlığımla kocamın üzerine çıkıp, onu iyice kudurttum.

“İn, boşalıyorum!” demesine rağmen daha çok hızlanıp, kocamın içimde boşalmasını sağladım.

Artık her şey tamamdı. Bundan sonra hamile kalsam da, kocam kendisinden olduğunu sanacaktı. Nasıl olsa aynı fabrikanın ürünü… İçimdeki ha kocamın, ha kardeşinin çocuğu, ne fark eder ki…

4 comments

  1. Şu an Antalyadayım ama Sıradışı zevkler yaşamak için Soft Çiftler ve Bayanlar 0534 337 99 65 whatsappdan davetinizi bekliyorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir