Kocam Hak Etti
Tam yazlık için toplandık gideceğiz, kocam her zamanki gibi,
“Benim işlerim yoğun, haftaya gelirim!” diye son dakikada sattı beni.
İşi de yok ki. Cebinden üç kuruş çıkmasın diye gelmiyor. Bir ümitle bayır aşağı giden evliliği toparlarız ümidi ile annemlere de ‘Siz eve dönün, yazlığı kocamla bana bırakın, baş başa kalalım’ demiştim. Kocam ile baş başa geçecek on gün. Belki baş başa iken evliliğimiz kurtulur ümidindeydim.
Yine kavga ettik. Bindim arabaya, ağlaya ağlaya tek başıma yola çıktım. Cebimde benzini dolduracak kadar para anca var. Sormadı da paran var mı diye…
İki günde anca geçti sinirim. Telefonlarına cevap vermedim. Bu köy gibi yer de tek başına kalınca ne kadar sıkıcı… Herkes ya okuldan ya da şehirden yarı tanıdık. Annemin bıraktığı yemekleri yiyerek, tek başıma denize girerek geçti günler.
Suyun içinde eski bir tanıdıkla karşılaştım. Adamın dershanesinde çalışmıştım bir dönem. Oğlu da dershanede öğrencim olmuştu. Sahile döndüğümde kurulanırken arkamdan bir gölge yaklaştı ve
“Hocam?” dedi. Deminki adamın oğlu, Yağız.
Sarıldık, öpüştük. Havadan sudan konuştuk. Yağız dershanede de yağızdı, ama beş yılda 1.90 boyunda, 90 kiloda bir üniversite son sınıf öğrencisi olmuş. Kolları bacaklarım kadar kalın. Akşam kahveye çağırdı. Gittim.
Ertesi sabah da denizin içinde denk geldik Yağız’la. Akşam tekrar kahve. Eve dönerken annesi ile karşılaştık. Kadının yüzü düştü. Oğluna bir şeyler fısıldadı. Yağız da,
“Tamam ya anne!” diye söylendi.
“Ne oldu? Annen neye kızdı?” diye sordum.
“Ya eski konular hocam!” diye geçiştirdi.
Ertesi gün denizde iken bu sefer babası seslendi, oğluyla bir süre konuştular. Yağız’ın eve gitmesini istemiş olmalı ki, alı al moru mor iki kelimeyle vedalaştı benimle, toplanıp gitti. O akşam Yağız beni kahveye de çağırmadı. Ben mesaj attım.
“Ne oldu Yağız?” diye.
“Ya pardon hocam, annem babam eski konulara takıldılar yine!” diye cevap yazdı. Bunun üzerine telefon açtım, konuştuk. Ailesinin bana karşı takındığı üstenci tavıra bozulmuştum doğrusu…Ne konusu, ne eskisi derken, biraz da ben zorlayınca olay çözüldü.
“İşin aslı şu hocam. Ben size aşıktım. Hatta babama da söyledim. Aramızdaki yaş farkını ileri sürüp kızdı köpürdü bana… Bunun üzerine bir ay sonra da sizin nişan haberi gelince moral olarak çöktüm.”
“Ah canım benim… Aslında bir şeyler sezmiştim ben, senin hareketlerin, bana bakışların… Ama pek üzerinde durmadım, çünkü ergenlikte böyle şeyler oluyor. Geçici, saman alevi, platonik sevgiler diye düşünmüştüm.”
“Ah, değildi hocam. Seni çok sevdim ben. Hayrandım sana, çok seviyordum.”
“Yağız… Sana anlatmadım ama… Ben de o evliliği bitirmek üzereyim, bugün ben de moral olarak çökmüş vaziyetteyim aslında…”
“Yani… Eğer kızmazsan pek üzüldüm diyemem hocam. Sosyal medyadan takip ettim seni… Sana layık biri değildi o pislik herif…”
“İşte senin gördüğünü ben görememişim o dönemde… Pislik olduğunu bilemedim.”
“Sen gittin evlendin, ben kırık kalple kaldım. Yıllar boyunca uzun süreli ciddi bir ilişkim olmadı bu yüzden… Hep sizin konunuz açıldı ailede. Düzgün ilişkim olmamasının sebebi olarak sizi görüyorlar!” diye açıkladı.
“Anlıyorum Yağız. Ne diyebilirim. Görüşmesek iyi olur o zaman!” dedim.
“Ama ben hala seviyorum. Hatta eskisinden daha çok!” yanıtını alınca cevap veremedim. Gözlerim doldu. Ağlamak üzereydim. Onun bana olan sevgisi, benim berbat ötesi aşk yaşamım… Uzun bir sessizlikten sonra telefonu kapattım.
Sonraki iki gün bunu düşünmekten başım çatladı. Evden hiç çıkmadım bir an bile…
Kocamı aradım. Yine aynı boş laflar. İş kuracakmış da, çok zengin olacakmışız da. Ben fedakar değilmişim de. Zaten üç gündür annemden kalan yemeklerin dibini kazıyordum. Bir de tutmuş,
“Seni özledim!” diyor yılışık yılışık. Ben hiç özlemedim. Yatağa girince iki dakikada boşalan çükünü de, şiş bira göbeğini de, kokan ağzını da…
Yağız öyle mi? Baklavaları var karnında, siyah gözleri parlıyor, kollarında yüzerken şişen kaslar sert sert. Bir de bana aşık çocuk, hayran bana… Kaç yıl geçmiş aradan, hala unutamamış beni… Ah, ne kadar harika bir duygu bir kadın için…
Yağız’ın anlattığı ergen platonik aşkı ben gelince ete kemiğe bürünmüştü anlaşılan…Denizde minik bikinimle uzanırken, vücuduma güneş kremi sürerken bana yönelttiği bakışları geldi gözümün önüne… Hiç de platonik diyemezdim doğrusu o erkeksi, istek dolu, beğeni dolu bakışlara…
Ah, Yağız o kocaman gövdesiyle gelse şimdi kapıma. Şu kanepeye devirse beni bir çırpıda… Islak mayosundan çok büyük olduğu belli olan sikini soksa içime… Amım karıncalandı iyice, o kadar çok zaman geçti ki adam akıllı sikilmeyeli… Libidom tavanlarda geziyordu. Mastürbasyon yaparak uyuyakaldım.
Sabah mesajına uyandım. “Hocam yoksun sahilde. Kahvaltı ederiz diye simit filan almıştım!” diyordu Yağız.
“Annen kızmasın diye gelmedim!” diye cevapladım.
“Annem döndü, ama babam geldi sahile!” Karnım da bir aç, bir aç ki… Telefon kulağımda mutfağa gittim, dolapta iki zeytin, bir damla reçel kalmış.
“Gel istersen, bende kahvaltı ederiz. Çay demleyeyim!“
“Başka bir şey lazım mı hocam, kahvaltılık filan?“
“Ben de tam çıkacaktım, dolap boş aslında!“
“Tamam geliyorum, çıkma sen!“
Çayı ocağa koydum. Acele ile üstüme bir penye, bir etek geçirdim. Sanki gündelik gibi, ama şık ve dekolte biraz, seksi… Hafif bir ruj biraz allık, gözüme ince bir kalem çizgisi.
Kapı çaldığında daha saç tarıyordum. Marketi satın almış. Sucuklar, salamlar, adını bilmediğim peynirler, reçeller. Bir poşet de kendi evlerine alışveriş yapmış, meyveler, kutular onu da dolaba soktu. İkimiz güle oynaya omlet, sucuklu yumurta yaptık, sofra kurduk.
Pehlivan gibi yedi. Sucuklu yumurtayı, simitleri, balları. Taşı sıksa suyunu çıkarır gibi kalın bilekli kolları, kocaman elleri, sert sert pazuları… Off… Baktıkça, ayrıntıları gördükçe fena oluyorum.
Kahvaltı bitti, ortalığı toplamama bile yardım etti. Kocam olacak öküz kalkıp televizyonu açar, başını çevirip bakmaz, sofrayla ilgilenmezdi bile.
“Kahve yapayım mı hocama?” diye sormaz mı bir de…
“Anlar mısın ki?” dedim. Yaptı da. Ben de onu seyrettim yaparken… Yan yana, omuz omuza duruyorduk mutfakta. Altında deniz şortu, üstünde kolları dar gelen bir penye.
Lisedeki öğrencim değil, bana aşık genç bir adam bu. Bana hayran, beni isteyen, bıraksam hemen şuracıkta yatırıp sikecek olan bir erkek… Benim 1.70 boyumla, minyon yapımla yanında kısa kaldığım bir erkek, bir adam. Bana baktı bir süre. Baktığını hissedince ben de başımı kaldırıp gözlerinin içine baktım. Bakıştık.
İçim kıpır kıpırdı. Evde yalnızdık, ikimiz baş başa… Dul adayı, fiilen dul bir kadındım, onca sevişmeye rağmen genç bir kız gibi heyecan içindeydim. Dudaklarım titriyordu, nefes almaya çalışıyordum. Yağız bana doğru eğildi. Etli dudağı dudağıma yapıştı.
“Yağız… Sen ne yapıyorsun?” dedim neden sonra dudaklarımı kurtarıp…
“Hocam dedim ya, aşığım size!” dedi.
Gittim içeri oturdum. Elim ayağım titriyordu. Elinde kahvelerle geldi. Hiç konuşmadan içtik kahveleri. O yakıcı gözler üstümde. İlk defa bir erkek kahve yaptı bana. Kocamın dört yıldır yapmadığı mutfak işini yaptı bu genç adam. Dört yıldır yapmadığı alışverişi yaptı.
Geldi yanıma oturdu. Elimi tuttu tekrar. Yaklaştı. Biraz daha… Hala dudaklarım titriyor. Neredeyse öpecek beni… Kalktım. Fincanları mutfağa götürüp yıkadım. Biraz bekledim. Gelse sarılsa dur demem artık. Ama velet hala ‘Hocam’ diyor bana.
Telefonuma baktım, kocama attığım günaydın mesajı okunmamış. Sözde iş bulacak, öğle olacak neredeyse, tembel köpek, bu saatte uyuyordur.
Dönüp içeriye girdim. Ben ayaktayım, Yağız oturuyordu. Otururken kalın koyu renk bacakları kıllarla kaplı. Deniz şortunun önündeki kabarıklık iyice belli. Gözümü o kabarıklıktan zorla alıp yüzüne baktım. Nereye baktığımı görmüştü, muzip muzip gülümsedi.
“Aşkın liseden beri azalmadı mı hiç?” diye sordum.
“Hiç! Tanıdığım her kızdan sonra arttı daha da!” dedi.
Ne güzel bir cümle bu. İçeriye dolan sabah güneşinden daha aydınlık. Arkamı döndüm, pencereye gittim. Açık tül perdeleri yavaş yavaş kapadım. Daveti anladı. Son perdeyi kaparken arkamdan gelip sarıldı. Offf…
“Yağız…” dedim boğuk bir fısıltıyla, sesim karıncalanarak… O da aynı şekilde arkamdan kulağıma fısıldadı,
“Hocam…” Sesindeki şehveti, arzuyu hissedebiliyordum. Dudakları kulağımda, boynumda dolaştı. Arkama dayanan sertliğini de hissettim bu arada…
Kollarının arasından çıkmadan ona döndüm. Uzun boylu yarimin kollarında barbi bebek gibiydim. Parmak uçlarımda yükselerek şirin suratını kendime çektim ve hırsla dudaklarına yapıştım. O da öpüşmeye devam ederek kalçalarımdan kaptığı gibi beni havalandırdı ve kanepeye oturdu.
Kucağındaydım. Konuşmadan saldırdık birbirimize. Boynundan tutarak dudaklarını yedim. Onun büyük, kalın parmaklı elleri penyemin içine girip sırtımı okşadı.
Sıyrılan eteğimden küloduma değen sertlik kıpırdamaya başladı. Zamanı gelmişti artık… İkimizin de dayanacak halimiz kalmamıştı. Önce üstlerimizden kurtulduk. Sutyenim penyem ile beraber kenara fırlatıldı.
“Denizde gördüğümden beri aklımda bu göğüsler!” dedi.
“Biliyorum küçük azgın…” dedim gülümsemeye çalışarak… İçimdeki şehvet duygusu git gide çağlamaya başlamıştı. “Nasıl baktığını gördüm. Saçımdan tırnağıma kadar süzdün beni… Sikecek gibi bakıyordun.”
“Ah… Ahlaksız sevgilim. Peki eve gidip mastürbasyon yaptığımı da biliyor musun?”
“Seni bilmiyorum ama, ben yaptım. Şu şortunun içinde bana kabaran koca şeyi hayal ederek kendimi becerdim.”
“Keşke söyleseydin. İkimiz de hayal kurmak yerine sevişebilirdik.”
“Yanındayım işte… Hayale gerek yok. Hadi seviş benimle…”
Koca eli ile mememin birini yandan sıktı, dudakları ile ucuna yapıştı. Göğüs ucumu emerken üzerinde oturduğum siki şortunu ve külodumu geçip içime girecek kadar şişmişti.
“Ohhh…” diye zevkle inledim, iki elimle saçlarından tutup başını göğsüme yapıştırdım. Uzun uzun yaladı çıplak, diri, uçları kabarmış memelerimi…
Elimi aşağıya indirip eteğimin yandan fermuarını açınca anladı ve durdu. Kucağından kalktım, biraz onun yardımıyla kalçalarımı kıvıra kıvıra eteğimden kurtulduk. Ben doğrulunca o da oturduğu yerde kıçını kaldırıp şortunu çekiştirdi ve indirdi. Tekrar kucağına oturmadan önce bir çırpıda külodumu da çıkarıp attım.
Onun gözü benim kılsız, kaymak gibi amımda, benimki ise önünde kasıklarından yükselen kuledeydi. Gerçekten 1.90 boyuyla orantılı çok büyük bir kule duruyordu önümde…
Penisi esmer teninden daha koyu, başı ise koyu mor. Kocamınkinin veya üniversitede ağzıma aldığım ilk sevgilimin sikinden büyük. Onlar bunun yanında oyuncak gibi kalır. Göbek deliğine değecek neredeyse. Genç kız olsam gördüğümde korkardım, dudağım uçuklardı. Pornolardaki zencilerin kara yılanları gibi bir alet…
Yeniden kucağına otururken kökünden tutup aramıza yerleştirdi. Göbeğime kadar uzanan sıcacık bir balta sapı. O kadar sert ve büyük ki. Ağzında göğsüm. Oh, kocamın beceriksizlikleri yüzünden düştüğüm duruma bak.
Kocamın hataları, aptallıkları, sevgisiz nobran hareketleri sonrası bu adamın, çıtır delikanlının kucağındayım. Ama şikayetçi değilim. Pişmanlık da duymuyorum. Tam aksine, büyük bir zevk içindeyim.
Bir an önce sikilmeliydim. Ne kadar zor olsa da bu azmanı içime almaya kararlıydım. Amcığımın ıslak dudakları onun muhteşem sikinin köküne sürtündükçe göğüslerimi daha sert emdi. Alev gibi sike sürtünerek bile orgazm olabilirdim.
Kalçamı kaldırıp dizlerimin üstünde yükselince yine göz göze geldik. Hiç konuşmadan birbirimizin dudaklarını ısırarak saldırdık tekrar. Kalçalarımı alttan tuttu. Beraberce azman sikinin mor başını sular damlayan amıma nişanladık. Gözlerimiz birbirine kilitlendi.
Geri itekledim erkeğimi. Sikinin yanan gövdesini tutarak kendimi yavaşça üzerine bıraktım. İkimiz de inledik. Onun sebebini bilmiyorum, ama ben içime saplanan balta sapı nedeniyle inledim. Bir kadının organı bu balta sapını alacak kadar genişler mi?
Genişliyormuş. Ter bastı bir anda… Dudaklarımı ısıra ısıra santim santim indim aşağıya, amımı yara yara giren baltayı köküne kadar almaya çalıştım.
Belini oynattıkça aklım gitmeye başladı. Ben yıllarca sikilmemişim. Bu nasıl bir doluluk? Amımın kaymak gibi dudakları sikinin kökündeki kıllara yapıştı. Oh, sonunda hepsini alabilmiştim.
“Yağız… Dur, bekle ne olur…” diyerek öylece kaldım. “Bekle, biraz alışsın sikine… Çok büyük sikin var canım… Hiç böylesini yemedim ben…”
Beni dinledi, biraz öylece durup bekledi. Vajinamda sikinin kasılmalarını hissedebiliyordum. Zevk sularım artmaya, içimdeki azman aleti yağlamaya başladı. Kalçalarımı milim milim sağa sola oynatıp şöyle bir yokladım. Evet, koca yarak içimde kaymaya başlamıştı.
Konuyu anlayınca elleri kalçalarıma yapıştı yine. Aslan pençesini geçirmiş gibiydi etime, çok kuvvetliydi. Oyuncak bebek gibi indirip kaldırmaya başladı sikinin üstünde… İçime girer çıkarken yine ağzı mememi sardı. Tamamını yutmak ister gibi emiyordu.
Aynı anda hem vajinamda hareket eden kalınlık, hem de göğüslerimin vakum gibi emilmesi… Beynimde şimşekler çaktı. Gözlerimi kapattım, kendimi ona teslim ettim.
Elleriyle kalçama yapışmıştı. Sikini eldiven gibi saran dar kadınlığımın elverdiği ölçüde, olabildiğince zıplatıyordu. Amımdan çıkan su seslerini, şapırtıları duyabiliyordum.
Amım böyle sulandığında kocamın sikini hissetmem zor olurdu. Zaten o da fazla dayanamazdı ya… Biraz girip çıkınca boşalmaya başlardı pezevenk… Ben zevkimi alamadan, orgazm olamadan…
Bu balta sapını ise hissetmemek, unutmak mümkün değil. Amımı yarmaya devam ediyordu.
Belim bıkınım, bütün kaslarım gerildi bir anda. Kulağımda ziller çalmaya başlarken orgazmdan belim kasıldı, spazmlar geçirerek, kasıla kasıla, içimdeki kalın yarağı istemsiz ve ritmik kasılmalarla yoğurarak öylece kaldım üstünde.
Çalan zil telefonummuş meğer… Soran gözlerle baktı. Başımı sallayıp aldırma işareti yaptım. Bu muhteşem anın zevkini bozamazdım asla… Amımdaki kasılma bitene kadar bekledim. Mor başı içimde kalp gibi atıyordu. Siki içimde oynadıkça elektrik çarpıyordu sanki, bir akım yayılıyordu bütün bedenime…
Bitince hiç istemeden sikinden kalktım. İçime girdiğinden daha büyük duruyordu siki. Önünde diz çöküp bu gerçek erkeğe teşekkürümü sunmak istedim.
Kocam böyle bir adam olsa bu durumlara düşmezdim. Ama hak edene canım feda. Am sularım ile kaplı sikin başı ağzıma zor sığdı. Oradan köküne inerken uzunluğunu daha iyi anladım. Hele o koç taşağı gibi büyük koyu renk iki dev top. Onları da öperek tekrar başa döndüm teşekkür için…
Mor mantarı güzelce dillerken yukarıya baktım. Siyah gözleri daha da parladı. Emince kafasını geri attı. Gövdesini kavradım. Bileğim kadar derler ya. Aynen öyle bu koca şey… Elimde genişlemeye başladı sanki.
“Oghh!” diye inlerken geri çekildim. İlk döl dalgası dudaklarıma çarptı. Diğeri bir metre havada süzüldü. Kalanlar elimden fıskiye gibi akarken bana karşı hep saygılı ve kibar davranan öğrencim öküz gibi böğürüyordu.
Uzanıp boynumdan yakaladı. Dudağımın kenarındaki dölü eli ile alıp dilini ağzıma soktu. Kocaman bir et parçası, amıma da girmeli bu dil. Siki elimde inmeye başlayana kadar öpüşmeye devam ettik. Ter içindeydik ikimiz de. İki elim ise bir bardak dolduracak döl doluydu.
“Ben bir duş alayım!” dedi.
“Ben de odamdaki klimayı açayım!” deyince güldü.
Yağız alt kattaki duşa girerken, ben de yukardaki duşa girmeden yatak odasının klimasını açtım. Aynı anda odaya dönmüştük. Beline bir havlu sarmış. Ben daha kurulanıyordum. Havluya sarılmamı istemedi, çekip üzerimden attı. Elindeki biralardan birini uzattı. Bizde olmaz içki. Marketten almış demek.
“Ben içmem biliyorsun…”
“İç aşkım, hem sıvı hem güç, ikisine de ihtiyacın olacak!”
Hayatımda ilk defa içtiğim bira acı geldi. Geğirecek gibi oldum. Güldü. Başucumda duran bardağa boşalttı. Böyle içmem daha rahat olurmuş. Yine acı geldi, ama daha rahat içtim. İçtikçe de dediği gibi hem rahatladım, hem kendime geldim.
Önünde dikilen sikini tutturmuş tatlı tatlı öpüşürken o da göğüslerimi okşuyor,
“Çok sert ve büyükler! Harika göğüslerin var.” diye övüyordu. Sevişme sonraları benim öküzden hiç böyle iltifatlar duymamıştım ki… İçim içime sığmıyordu.
Telefon yine çaldı. Açtım. Kocam. Demin de o aramış. Niye açmamışım? Annesinde kahvaltıda imiş. Yeni kalkmış. Annesi kocamın yanına dönmemi söylemiş.
Yağız yanımda, bana sarılmış tüm bunları duyuyordu. Kapat diye işaret etti. Kapatamadım. Bir şeyler gevelerken elimden aldı kapattı. Telefon yine çalmaya başladı. Yine kocam. Yağız,
“Açma, açınca seni üzüyor. Kimse seni üzemez, izin vermem!” dedi. Telefona uzandım, ama aldı uzağa koydu.
“Yapma!” dedim.
“Alabilirsen al!” diye üstüme çıktı gülerek. İki kolumu iki yana açtı. Dili dilimi yakalayarak öptü. Sonra koca dilini siki gibi emdirdi. Boynumu ısırır gibi yalarken telefon hala çalıyordu.
Kollarımı bırakıp iki göğsümü aynı anda sıkarken telefonumun çalma sesi bitmiş, mesaj biplemeleri başlamıştı. Göbeğimden aşağıya inerken durdu ve kalktı. Telefonu eline alıp baktı. Sessize aldı herhalde.
“Amını yemek istiyorum!” dedi bana dönerek…
“Oh, ye hadi!” dedim. Dili değdi bızırımın çevresine. Sonra dudakları am dudaklarımı emdi. Biraz yaladıktan sonra,
“Telefonunu ister misin? Anlat kocana!” deyip telefonumu uzattı.
Tamamen kapamış telefonu… Kocam iyice çıldırmış olmalıydı. Ne telefon, ne mesaj hiç bir şekilde erişemiyor, kusamıyordu üstüme…
Bu durum daha da hoşuma gitti. Kalçamı yükselttim. Anladı. Amıma daha hızlı saldırdı.
“Ye amımı Yağız. Az önce siktiğin amımı ye!” dedim.
“Çok ahlaksızsın hocam… Ama gerçekten çok tatlı amcığın! Yemelere doyamıyorum.”
“Yarağınla tatlandı. Amcığım senin sayende gerçek yarak gördü!”
“Pembe amcıklı aşkım benim. Karım… Şu koca memelerin nasıl sallanıyordu sikerken!”
“Ohh… Memelerimin kocaman olması hoşuna gidiyor değil mi? Senin sikin gibi, kocaman… Ye Yağız, bitir amımı. Ah tam orası, bırakma!” dedim. Dilini hızlandırarak bızırımı ezmeyi sürdürdü. Sonra ara verip,
“Anlat kocana aşkım… Sanki kocan buradaymış gibi, yanımızda sikişmemizi izliyor gibi… Anlat ona, amına ne yapıyorum?” dedi.
“Kocacım, sevgilim amımı yiyor! Koca diliyle amımı sikiyor, etli dudaklarıyla bızırımı emiyor. Ohh… Boynuzlu kocam benim… Erkeğim kocaman sikiyle genişlettiği amımı yiyor şimdi de… Ohh! Dili bile senin sikinden büyük… Ahh! Yine orgazm olacağım! Erkeğim amımı yiyerek orgazm edecek beni. Ahh!
Parmağını soktu amıma. Ağlıyorum zevkten, dolma gibi kalın parmağı da adeta yarak gibi. Saçlarımı savurtarak başımı sağa sola sallıyor, sürekli inliyordum. Dudaklarını amımdan ayırmak için çırpınırken ağlar gibi yaşlar süzülüyordu yanaklarımdan.
Güç kalmayan kollarımla boynunu itekleyerek bu zevk işkencesinden kurtuldum. Kızarmış gözleri ve parlamış dudakları ile bana bakıyordu alttan. Üzerime doğru geldi ve
“Evlen benimle. Karım ol aşkım!” dedi. Boynuna sarıldım.
“Hep böyle sikeceksen beni, hiç yataktan çıkamayız!”
“Dur bakalım karıcığım. Bu bir şey değil. Daha yeni başladık!”
Bunu söylerken balta sapı yarağı yeni orgazm olmuş sızlayan am dudaklarıma değiyordu. Tüm devliğine rağmen başı içime kolayca girdi. Biraz belini yerleştirince yine ter bastı göğsümü.
Geri çekildi, bir bacağımı omzuna alıp diğerini yana açtı. Bel hareketi ile siki dibimi bulunca çığlığı bastım. Her içime bastırdığında siki daha büyük geliyordu.
Parlak siyah gözleri ile bana bakıyordu. Tam bir aygır gibi dövüyordu amımı. Amım sızladı genişledi, ama bir yandan da su içinde kaldı.
“Aşkım yavaş, sikin çok büyük!” dedim.
Önce yavaş girdi çıktı. Sonra hızlandıkça hızlandı. Beynim vücudum odayı terk etti. Amım zaten uyuşmuş. İçine giren dev yarağa uyum sağlamak zor. İçimden çıktığında,
“Dur biraz!” diye yalvardım. Dudaklarım kurumuştu. Zorlukla nefes alıp verebiliyordum. Doğrulup baş ucumdaki biradan bir yudum aldım, kalanını o içti.
Sonra dört ayak üzerine çevirdi.
“Bu göt minik bikinin içinde, suda ne güzel parlıyordu. Orada herkesin içinde sikmek istedim seni!”
Dev avuçları ile iki yana ayırdı götümün yanaklarını. Siki amımın yolunu kendiliğinden buldu. Sonra iki eliyle götümün yanaklarını öyle sıktı ki, bağırdım,
“Ahhh, çürüteceksin!” diye.
“Çürüsün!” diyerek sikini sertçe soktu amıma. Ben bağırdıkça hızlanarak sertçe sikmeye devam etti.
“Karım olacak mısın hocam?” diye sordu.
“Hocam demeyeceksen olurum!” dedim. Ahhhhh. Dibine kadar giren sik göbeğime kadar bir tünel açtı sanki içimde. Durdu, sırtımı öptü.
“Tamam aşkım, Sema’msın artık. Bu göt, bu am, bu koca memeler benim artık!” dedi.
“Senin olsun. Benim her şeyim senin Yağız, durma, sik beni!” diye inledim. Bu sefer ev telefonu çalmaya başladı. Arayanın kim olduğunu ikimiz de tahmin ediyorduk.
“Sik beni Yağız. Hadi, sevdin mi amımı?” dedim.
“Daracık amcığın aşkım!” dedi. Telefon tekrar çalmaya başladı.
“Ohhh, genişlet aşkım. Duy bak öküz herif, Yağız amımı genişletiyor!” dedim.
“Ohh, götün ne güzel aşkım!”
“Götümü de sikeceksin. Aç telefonu öküz duysun. Nasıl karı sikiliyormuş öğrensin!”
Kollarımda güç kalmamıştı, iyice yığıldım. Siki içime saplıyken omuzlarımdan kolayca geri çekti, havalandırdı. Siki içimde ayağa kalkınca mor başı bir yerlerime değdi. Çarpıldım sanki.
O halde beni dolap aynası önüne getirip vücudumu kendine çekti. Bir eli göğsümü sıkarken diğer eli amımı önden okşadı. Aynaya baktığımda perişan halde olduğumu gördüm. Gözlerimin makyajı akmış, göğüslerim sıkılmaktan kızarmıştı.
Amıma yavaşça ama derine derine kökleyerek giriyordu. Ayakta sikiyordu beni. Bir canavarın siktiği deniz kızı gibiydim. Her şeyimle onundum…
“Sikine oturacağım aşkım, sik beni, sikinde zıplatarak sik beni!” dediğimde içimden isteksizce çıktı.
Sırtımı boynumu öpüp yatağa sırt üstü uzandı. Dev siki gün ışığı dolu odada parlıyordu. Amımda su kalmaması lazım normalde, ama sularım bacak aramdan damlıyordu. Elim ve dudaklarım ile sikini dolaştım. Sonra da,
“Bekle biraz!” dedim.
Telefonumu açıp abimi aradım. Yağız’a sus işareti yaptım.
“Abi, birazdan kocam olacak öküze boşanacağımı söyleyeceğim. Haberin olsun. Gece de arabaya atlar size gelirim!” dedim. Aileme sürpriz olmadığından iki dakikadan fazla sürmedi telefon konuşmam.
“Annemlere geldiğimde söyleriz!” deyip kapadım.
Yağız uzanıp uzun uzun öptü dudaklarımdan. Dilimin darbeleri ile kısa sürede aynı sertliğe ulaşan sikini bu sefer daha rahat içime aldım. Tam yerleşince yine inledim. Kalan ömrümü bu siki yiyerek geçirmek istiyordum. Üstünde yavaş yavaş oturup kalkarken gözüm aynadaki yansımamıza takıldı.
“Her yerimi morartmışsın bebeğim. Yarın ne giyeceğim?” dedim.
“Giyme bir şey, çırılçıplak dolaş evde… Ben yarın da gelip sikeceğim!”
“Yarın sikemeyeceksin aşkım!”
“Niye?”
“Yarın eve dönüyorum. Haftaya geldiğimde sikişecek bir yer buluruz!” dedim.
Yağız üzülmüştü,
“Bir hafta nasıl dayanacağım?”
“O zaman sesini çıkarma ve bir haftalık sik beni!” diyerek sikinden kalktım.
Yatağın başından güç olarak amımı yüzünün bir iki santim üstüne getirdim. Koca dili iki deliğim arasında gezerken beynim tamamen kayboldu. Hele o güne kadar hiç bir el dil sik değmemiş göt deliğime dili değince aklım gitti.
Sonraları başıma uzun süre bela olacak, ama sadece çirkin bir iftira diye reddedeceğim hareketi de o an, aldığım korkunç zevkle yaptım.
Kocam yüzünden bu hallere düşmüştüm, cezasını çekmeli diye düşünüyordum. Telefonuma uzanıp kocamı aradım. Kocam hemen,
“Neden açılmıyor bu telefon? Günlerdir evde değilsin bir de!” diye bağırmaya başladı.
“Evde değilim, paramız yok diye sen gönderdin! Telefonu niye açmıyorum, biliyor musun?” dedim.
“Benimle düzgün konuş!” dedi.
“Konuşamam!” dedim. O sırada şaşkınlıktan amımı yalamayı bırakmış Yağız ile göz göze idik.
“Konuşamam, çünkü az evvel hayatımın sikişini yaşadım. Senin küçük pipinle veremediğin bütün zevkleri tattırdı bana… Şimdi de o yarağın üstüne oturmaya gidiyorum tekrar!” dedim. Kocam çıldırmıştı,
“Sen ne diyorsun ulan orospu? Amına koduğumun fahişesi… Kiminle sikişiyorsun sen?” diye bağırırken ona aldırmadan sevgilimin her zaman kalkık duran yarağına oturdum.
İnleye inleye sikinin üstünde oturup kalkmaya başladım. Zevk suyum yine akıyor, kasıklarımız birbirine vurdukça şapırtılar yükseliyordu.
“Ohh… Evet? Duydun mu amcığımdan gelen sesi? Ohh… Sevgilimin siki kocaman, at yarağı gibi. Yarım saattir sikiyor, hala taş gibi. Sen hayatında bu kadar dayanamadın değil mi? Hiç bu kadar uzun sikemedin beni değil mi?”
“Nerdesin ulan orospu? Söyle bana, kiminle sikişiyorsun? Cevap ver…”
“Ohhh… O koca yarakla siktikçe amım genişledi. Ahhh… Bak ne diyor erkeğim? Amım daracıkmış benim… İçi pespembeymiş, sanki hiç sikilmemiş gibiymiş!” dedim. Yağız kıpırtısız ve şaşkın dururken bağırdım,
“Hadi aşkım tokatla götümü. At yaraklım benim!” diye. Götümün yanaklarına inen tokat seslerine, kocamın,
“Fahişe, orospu, bittin sen!” sesleri karışırken ben abartarak yüksek sesle inliyordum.
“Ahh, ımm, yarağa bak kol gibi, ahhh!”
Yağız da abartılı inlemelerimle daha da sertleşmişti. Alttan köklediği yarağı ile eş zamanlı tokatlar götümün yanaklarına inip kalkıyordu. Odada şüphe duyulmayacak sert sevişme sesleri çınlıyordu. Hepsini telefonda küfür eden öküz kocam da duyuyordu.
“Kısrak gibi kıvranıyormuşum üstünde. Öyle söylüyor sikicim. Ohhh, kocan seni hiç sikememiş diyor. Sikemedi küçük sikiyle aşkım. Dağıt amcığımı. Ohhh, prezervatifsiz sikiyor hem de. Özlemişim sıcak sikin temasını. Erkeğim şimdi dölleyecek beni. Sen beceremiyordun. Ahh! Götümü de sik. Bakire götümü de sik!” deyip telefonu kapayıp fırlattım.
Aklım yerinde değildi. Doğrulmaya çalışan Yağız’ı yatağa itekleyip üzerinde zıplamaya başladım. Sikine her inişimde içim parçalanır gibi acıyordu. Ama amımda yepyeni yerler varmış zevk veren. Bağırıp çırpınırken Yağız beni zapt etmeye çalışıyordu.
“Sikemeyecek misin, yoruldun mu?” diye bağırdım. “Hadi kocam olacak öküze yıllardır dölletmediğim amımı dölle. Becer beni. Hocanı becer, karın yap, orospun yap!”
Yağız hırsla doğrulup altına aldı beni. Doksan kilonun altında nefessiz kalmışken piston gibi giriyordu siki. Bir yandan da,
“Amına koduğumun gavatı, karını sikiyorum. Benim orospum artık!” diye bağırıyordu.
“Karın yapacaksan dölle beni aygırım. Daha sert sik beni, ölüyorum, ahhhh!” dedim.
“Boşalamıyor muydu amına? Erkek değilmiş gavat…”
“Evet aşkım yıllardır dölsüz amım! Ödlek pezevenk, hep kaputla girdi amıma…” dediğimde Yağız da çıldırmıştı artık.
Nefes alamıyordum altında. Parmakları sarıldığı sırtıma batarken ben omuzlarına yumruk atmaya çalışarak çırpındım. Zaman durdu. Ruhum gitti içimden. Karanlıkta sadece içimi dolduran beyaz beyaz sıcak köpükler vardı.
Üzerimden biraz doğrulduğunda göğsüm terden göğsüne yapışmıştı. İçimden çıktığında amıma doğru baktı. İçimden akanları o gördü, ben hissettim.
Kocam arabasız. Taksi bile tutsa, ki parası yok tutamaz, beş saatten önce gelemez. Evi toplayıp çarşafları makineye atıp bir saat içinde evden çıktık. Yağız’a kalsa götümü de sikecek haldeydi.
Kocam olacak şerefsiz, abimi ve babamı aramış. Onlara benim azgın bir orospu olduğumu söylemiş.
Yaptığı şey boşanma davasını hızlandırmak ve kendini iyice rezil etmekten başka işe yaramadı. Karısının başka bir erkekle sikiştiğini iddia eden boynuzlu bir kocadan başka bir şey değildi. Nasıl ezik bir erkek olduğunu mahkeme kayıtlarına kendisi yazdırdı pezevenk…
Benimse toplum içerisinde saygıdeğer bir kadın olduğumun, nasıl ağırbaşlı, namuslu bir hoca olduğumun yüzlerce şahidi vardı.
Ankaraliyim. Varmi. Amcicigini. Gotunu. Yalatip. Siktirecek. Fistik. Nalik. Etlilerr 5469677920
Karısını siktirmek isteyen beyler arasın İstanbul 05551623625