Karizmatik EniştemGoogle Icon

Babamın maddi durumunun iyi olmasından kaynaklı olarak her zaman her istediğim olmuş, evin en küçük oğlu olduğum için hep el üstünde tutulmuştum. Ben 18 yaşındayım, benden büyük abim ve ablam var.

Masmavi gözlerim, uzun selvi gibi boyum ve ipek gibi hafif kaslı fiziğimle her girdiğim ortamda dikkat çeken biriydim. Her istediğime çabucak ulaştığım için hayattan erken yaşta sıkılmaya başlamıştım. Hayatım artık monotonlaşan bu döngüde devam ederken, bir akşam annemin,

“Yarın eve erken gel, ablanı istemeye gelecekler!” cümlesiyle her şeyin değişeceğini bilemezdim.

Sevgili eniştemi, hayatımı değiştiren adamı ilk kez o gece gördüm.

Kapıdan girdiğinde deve gibi boyu ve kaslı fiziğiyle beni bile gölgede bırakacak cinstendi. İlk intibam hiç de iyi sayılmazdı. Açıkçası karizmasına sinir olmuştum ve ben onun yüzüne nasıl baktıysam, o da bana aynı şekilde kaşlarını çatmış bir şekilde bakıyordu.

Evimizden içeriye girdiğinden beri bir kere bile güldüğünü görmemiştim. Gerçekten çok yakışıklı ve karizmatik olmasına rağmen, sert ve korkutucu bir bakışı vardı. Ve arada bir başımı çevirdiğimde o sert bakışları üstümde yakalıyordum.

Neden olduğunu bilemiyordum ama ölçer, tartar gibi sık sık bana bakıyordu. İster istemez kendimi tedirgin hissediyordum. Biricik ablamı bizden ayıracak olması da ona karşı bilinç altı bir öfke duymama neden oluyordu.

Sonraki günlerde ben her zamanki gibi arkadaşlarımla geceleri yine içkili alemlere akmaya devam ediyordum. Eniştemi görmüyordum ama sık sık ablamla gezip tozmasına bozuluyordum.

Geceleri yattığımda aklıma hep o geliyor, ailemize karışacak yabancı biri olması, hele bu yabancının ablamla sevişecek olması fikri beni sinir ediyordu.

Yine bir gece arkadaşlarımla dışarı çıkmıştım. Değişiklik olsun diye hiç gitmediğimiz bir yere gidelim dediler. Ben de,

“Tamam çocuklar, ben size uyarım!” dedim, ama türkü bara götüreceklerini bilmiyordum. Türkü bara girerken arkadaşlarıma çok pis sövüyordum. Hiç gelmediğim, görmediğim bir ortamdı.

Mezelerimiz ve içkilerimiz geldiğinde etrafı süzmeye başladım. Kafamı biraz çevirdiğimde şaşırıp kaldım. Orada eniştemi göreceğim aklımın ucundan bile geçmezdi.

En dip köşede iki arkadaşıyla koyu sohbete dalmış, rakısını yudumluyordu. Onu görünce ister istemez gerilmiştim. Yine de görmezden gelmek en doğrusu diye düşündüm. Kendi kendime

"Batu, rahat ol, kafana takma şu herifi!” diye telkinlerde bulunuyordum…

Arkadaşlarım da benim gibi alem adamı olsa da içtiğimiz bira, kokteyl gibi şeylerdi. Türkü bar raconu aslan sütüne pek alışık sayılmazdık. Bir kaç dubleden sonra hepimiz kafayı bulmaya başladık.

Etrafıma bakınırken yan masalardan birinde yüzü bana dönük güzelce bir kız dikkatimi çekti. Karşısında oturan adamla kadeh tokuşturuyor, konuşuyordu.

Bir ara nasıl olduysa göz göze geldik. Aslında yanında erkek varsa normalde yapmazdım ama, kıza piç sırıtışımı göstererek öylesine bir göz kırptım. Genelde takıldığımız eğlence mekanlarında her zaman yaptığım bir şeydi bu…

Benimle yaşıt kızlar çapkın göz kırpmama umursamadan gülümser, başını çevirir geçerlerdi. Kızın yanında erkek yoksa, ya da flört etmek istiyorsa olayı ilerletir, eğlenceli saatler, hatta günler yaşardık. Göz kırpmamın sonu arabada ya da ev müsaitse evde sevişmeyle biten çok olayım vardı.

Karizmatik Eniştem, resim №2
Ama o gece Türkü bar ortamında olay benim alıştığım gibi gelişmedi. Göz kırptığım kızın yüzü asıldı, karşısında oturana bir şeyler söyledi. Daha ne olduğunu anlayamadım, birkaç saniye sonra adam oturduğu sandalyeden büyük bir öfkeyle kalkar kalkmaz direkt benim üstüme yürüdü,

“Senin belanı sikerim orospu çocuğu… Ulan ibne… Benim masamdaki karıya bakacak erkek daha anasının amından çıkmadı!” dedi.

Beni iki eliyle yakamdan tuttuğu gibi ayağa kaldırıp duvara yaslamıştı. Öyle hırsla çekiştiriyordu ki, üstümdeki gömleğin yakaları ayrılmış, düğmeleri saçılmış, darmadağın oluvermiştim.

Ben neye uğradığımı şaşırmış, olanlara anlam veremiyordum. Şaşkın gözlerle ve başım dönerek adama bakıyordum öylece… Beraber geldiğim arkadaşlarım da şok olmuş, hatta korku dolu gözlerle sadece izliyorlardı.

Adam tam bir orman vahşisiydi. Analı avratlı bacılı küfürler savurmaya devam ederek sol eliyle yakamdan tutarken, kürek gibi sağ elini kaldırıp yumruğu yüzüme patlatmak üzereydi.

"Şimdi sıçtım işte…” diye geçirdim içimden… Bari burnumu dişlerimi kırmasa diye dua etmeye başladım. Tipimi kaydırırsa felaket olurdu. Çaresizce gözlerimi kapatmış, yiyeceğim yumruğun acısını düşünüyordum.

Tam o anda adamın yakamı tutan elinin sökülürcesine çekildiğini hissettim. Gömleğin yakası da cart diye yırtıldı o arada, adamın elinde kaldı. Eniştemin aşırı gür ve davudi bir sesle,

“Bırrak ulan çocuğu, hırbo…” diye gürlediğini ve hemen ardından tok bir kemik sesi duydum.

Gözlerimi hafif araladığımda adam yerde yatıyordu. Ağzı burnu kan içindeydi. Başımı hafif kaldırınca karşımda öfke dolu gözlerle adama bakan eniştemi gördüm. Gözleri dönmüş, öfke ve hışımla,

“Oğlanın bacısına küfredince ucu bana dokundu lan gevşek… Senin yarın kadar, oturduğu yerden ne yaptı ki sana pataklamaya kalktın, küfür ettin?” diye saydırıp duruyordu adama…

Adamın cevap verecek hali kalmamıştı ki, eliyle ağzını kapatmış öylece toparlanmaya çalışıyordu. Az önce arslan gibi kükreyen herif kediye dönmüştü.

Eniştem gerçek arslandı şimdi… Ayaklarının altında yatan adamı bırakıp başını bana çevirdi, göz göze geldik. Bana bakınca gözlerindeki o öfkenin bir anda sönümlendiğini, koruyucu bir ifade belirdiğini fark ettim. Bileğimden tuttuğu gibi beni çekti ve arkadaşlarıma da,

“Sorun yok çocuklar, siz eğlencenize devam edin! Biz Batu’yla çıkıyoruz.” diyerek beni apar topar çuval gibi çekiştire çekiştire dışarıya çıkardı. Bardan çıktığımızda otoparka sürükledi konuşmadan… Rakının verdiği cesaretle,

“Bırak beni!” diye diklendim ve kolumu çektim. “Çocukmuşum gibi davranma bana…” Eniştem tekrar bulutlanan öfkeli gözlerle bana bakıp,

“Kes sesini Batu, şımarıklığı bırak, hemen arabaya bin! Ben senin yumuşak babana benzemem, ona göre…” diye bağırdı.

Sesi o kadar sert ve otoriterdi ki, tırstım, hiç bir şey diyemedim ve anahtarındaki kumandayla kapısının kilidini açtığı lüks arabasına bindim. Arabayı çalıştırıp yola çıkınca beni eve bırakacağını anladım.

“Niye karıştın ki sen? Ben başımın çaresine bakardım!” diye sesimi biraz yükselttim. Anında başını çevirdi, bana yan bakarak,

“Ulan, ben olmasam adam ağzına sıçacaktı. Yanındaki tıfıllar da öylece bakıp kaldılar, korumadılar seni… Bana teşekkür edeceğine hala boş boş konuşuyorsun!” dedi.

Bir şey diyemedim, sustum. Adama vurmadan önce beni bırakması için attığı nara kulaklarımda çınladı. Tek yumrukta yere devirdiği kabadayı geldi gözümün önüne… Beni sertçe, pençeleri canımı yakarak bileğimden tutup çekişi, adamın elinden kurtarışı… Ürperdim, tüylerim diken diken oldu. Yola devam ederken,

“Tamam, teşekkür ederim. Minnettarım. Ama eve gidemem!” dedim.

“Neden?” diye sordu.

“Evdekiler arkadaşlarımda kalacağım diye biliyorlar!” dedim. “Bu saatte, hem de sarhoş, üstüm başım yırtık, perişan vaziyette eve gidersem bir sürü sorguya çekecekler beni…”

“Bak, bu konuda haklısın işte…” dedi. Ters bir bakış atıp yolu değiştirdi, kendi evine doğru sürmeye başladı.

Sesimi çıkarmadan giderken oturduğum deri koltukta içim geçmiş, uyuklamışım. Evinin otoparkına geldiğimizde arabanın durduğunu, sonra da benim oturduğum taraftaki kapının açıldığı duydum.

Yarı uykulu bir haldeydim, gözlerimi açamıyordum. Sonra bir anda bacaklarıma ve sırtıma inen kollarla neye uğradığımı şaşırdım. Sızdığımı düşündüğünden beni kollarına almış, çocuk gibi taşıyordu. Utandığım için uyuyormuş gibi yapmaya devam ettim.

Güçlü kollarıyla sımsıkı tutup kucakladığından başımı onun geniş göğsüne dayamıştım. Beni uzun boyuma rağmen bez bebek gibi taşırken üstündeki kaliteli marka gömleğinin düğmeleri açılmıştı. Yanaklarımda onun hafif kıllı çıplak göğsünün dokunuşunu, teninin sıcaklığını hissediyordum.

Sürdüğü erkek parfümünün müthiş kokusu iliklerime kadar işlemişti resmen… Bu ağır koku ona ayrı bir hava katıyor ve kendimden geçmeme sebep oluyordu. Neler oluyordu bana böyle, bir türlü anlamıyordum…

Yaşım daha onsekiz olmasına rağmen kendimi bildim bileli, kamışa su yürüdüğü günden bu yana kızlara ilgi duyan, çok kız becermiş, çok kadınla seks yapmış bir erkektim. Bu yakışıklı, sert, maço herif neden bu kadar etkiliyordu beni? Bir erkek olarak onun yanında, hatta şu anda kucağında, neden bir şey düşünemez hale geliyor, elim ayağım birbirine dolanıyordu?

Kapılar açıldı, kapandı, evine girdik. Sırtım yatağa değdiğinde beni yatağa yatırdığını anladım. Önce ayakkabılarımı çıkardı, sonra omuzlarımdan tutup kaldırarak gömleğimi sıyırdı.

Ardından da kasıklarımda parmaklarının okşarcasına temasını hissettim. Fermuarımı indirmeye çalıştı, pantolonumu çıkarıp beni baksır külodumla bıraktı. Uyuma numarası yapmaya devam edecektim ki,

“Uyumadığını biliyorum, numara yapmana gerek yok!” dedi. Gözlerimi hafif açtığımda ilk defa etli erkek dudaklarının kıvrıldığını ve gülümsediğini gördüm. Yüzüm utançla kızarırken,

“Beni çocuk gibi taşıdığın için utandım, numara yaptım. Uyumadığımı nasıl anladın?” diye sordum.

“Seni taşırken kalp atışların, nefesin hızlanmaya başladı, ordan anladım!” dedi. “Masal prensesi gibi yüzünü de yasladın bana iyice…” Daha yeni eniştem olmasına rağmen beni bu kadar iyi tanımasına, ilgisine sinir olmuştum,

“Ben gidiyorum doktor bey!” deyip yataktan fırladım. Kolumdan tuttuğu gibi tekrar yatağa attı beni,

“Gidemezsin! Ben izin vermeden adımını dahi atamazsın!” dediğinde iliklerime kadar titrediğimi hissettim.

Bu adamın üzerimde bu kadar çok otorite kurmasına deli oluyordum. Ben ki, kimseye önem vermeyen, kimseden korkmayan, başına buyruk, dik başlı bir ergen erkek olarak bu adam karşısında adeta dut yemiş bülbüle dönüyordum. Yine gür bir sesle,

“Duşunu al önce ve yat zıbar!” dediğinde uysalca kafamı salladım. “Banyo koridorun sonunda, ışığı yanıyor. Havlular dolapta…”

Odadan çıktığında ben de banyoya gittim, duş alıp kurulandım, tekrar odaya geldim. Yatağa girdim ve düşünmeye başladım. Düşüncelerim aklımı yitirmeme sebep olacaktı. Her nedense, bu herifi her gördüğümde kalbim yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlıyordu.

Bu hissi daha önce hiç yaşamamıştım ve ne olduğunu bilmiyordum. Türkü barda sırf onun dikkatini çekmek, benim varlığımı ona hissettirmek için o kıza bulaştığımı kendime bile itiraf edemiyordum. Onu ilk gördüğümden beri aklımdan bir an olsun çıkarıp atamamıştım.

Aklımda hep, her zaman o vardı. Ve ona olan öfkem… Neden?

Bana böyle hissettirmeye, üstümde baskı kurmaya hakkı yoktu, onunla konuşmalıydım. Sinirle yataktan fırladım. Evi çok büyük olmadığı için hemen karşımdaki, kapısının altından ışık sızan odanın kapısını araladım. Ama gördüğüm manzara ile donup kaldım.

Eniştem… Yatakta çırılçıplaktı, sırt üstü yatmış uyuyordu. Bir kolunu yüzüne, tam gözlerinin üstüne koymuştu. Gece lambasının loş ışığına rağmen hatları belli olan kaslı vücuduna ve bacaklarının arasında inik haldeyken bile epey kalın ve heybetli duran yarağına bakarken yutkundum.

İlk defa böyle oluyordum. Hiç bir erkeğe karşı böyle şeyler hissetmemiştim. Beni ona çeken bir şeyler vardı. Onu çırılçıplak, bir heykel gibi düzgün hatlara sahip erkek bedeniyle savunmasız yatarken görünce bunu fark ettim.

Ona olan öfkemin sebebi ablamla nişanlanması ve ablamla evlenecek olması değildi aslında… Daha çok, aslında onu beğendiğimden, hatta itiraf edeyim, onu gizli gizli arzuladığımdan olabilir miydi?

Arzulasam ne olacak ki? Öylesine ümitsiz bir vakaydı ki yaşadığım… Ablamın nişanlısı… Ailemizin yeni üyesi… Abimden sonra yeni abim… Sert, maço, zengin, erişilmez bir erkek… Ve üstelik ben de erkeğim…

İçimde kaynayan alevlerin söndürülemeyecek olması, arzularımın giderilemeyeceği gerçeğiydi beni öfkelendiren… Gözlerimin dolduğunu, hatta bir iki damla yaş süzüldüğünü hissettim. Elimin tersiyle o yaşları silip yavaşça içeriye girdim.

Aklımda bir sürü şey beynimi kemirirken yatakta çırılçıplak yatan erkeği daha yakından görebilmek için biraz daha ilerleyip yatağa yaklaştım. İçimde beliren ona dokunma isteğine karşı koyamıyordum.

Elimi hafifçe kaldırıp korka korka göğsüne götürdüm, tüy hafifliğinde dokundum önce… Baktım hala uyuyor, tepki göstermiyor, okşamaya başladım. Neredeyse sabah olmak üzereydi. Bu saatte uyanıp tepki veremez diye düşünüyor ve derin derin nefes alışverişine bakarak rahat davranıyordum.

Ben okşadıkça uykusunda sixpack yapmış karın kaslarının gerildiğini, ürperdiğini hissettim. Durup biraz bekledim, uyanmamıştı, devam ettim. Göğsündeki hafif kıllı teninde dolaştım, sonra aşağıya indim. Kasık kıllarını almamıştı, simsiyah pırıl pırıl bir çalı kümesi gibi görünüyordu.

Eniştem hala uyuyordu. Geniş göğsü derin nefeslerle inip kalkıyordu. Heyecandan nefesim kesilerek parmak uçlarımla kasıklarındaki o çalılığı okşadım, kalın sikinin tenine dokundum, damarlarında akan kanın sıcaklığını hissettim. Tam o anda kalın erkek sesi duyuldu,

“Ne yapıyorsun lan? Şurada uyumaya çalışıyoruz, ufaklığın yaptığına bak amına koyayım… İlla bana niyetimi bozduracak!” dedi. Kolunu yüzünden çekince ne yapacağımı bilemedim.

Delici bakışlarla gözlerime bakarken öylece donup kalmıştım. Yattığı yerden doğruldu. Bileğimden tutup,

“Gel buraya!” deyip beni aniden altına çekti. Bir eliyle boğazımı kavradı. Hafif sıktığı için nefes almakta zorlanıyordum. Burun buruna geldik. Üstüme eğilmiş, gözlerimin içine bakarak sordu,

“Derdin ne senin yavrum? Gecenin bu saatinde üstünde külotla odamda ne işin var senin? Ne diye oramı buramı okşuyorsun, yarrağı sıvazlıyorsun? Kendini bana siktirmek mi istiyorsun?” diye sordu.

Cevap veremeden gözlerine bakmaya devam ediyordum. Ama yakın temastan dolayı damarlarımda hızla akmaya başlayan kanımın aşağıda, kasıklarımda toplandığını hissetmeye başlamıştım. Şakaklarım zonkluyordu, yanaklarımın kızardığına emindim.

Eniştem çırılçıplaktı. O kaslı erkek vücuduyla baskı yapıyordu üstümde… Bacaklarının kaslarını, kıpırdanmamı ve kaçmamı önlemek için kasıklarıma bastırdığı kasıklarındaki erkeklik organının sertliğini apış aramda duyumsuyordum. Tenimi yakan sıcaklığını hissettiğim sikiyle aramdaki tek engel benim ince külottan ibaretti.

“Odama girmen neyse de… Sikimi okşaman kötü oldu Batu… Bak, nasıl kaldırdın yarrağı? Hissediyor musun sertliğini? Senin yüzünden kalktı bu yarak…”

İçimden (Lütfen, lütfen sikim kalkmasın!) diye dua ederken sikimin hareketlenmesine engel olamadım. Sikim bağımsızlığını ilan edince onun bunu hissetmemesi tabii ki de imkansızdı.

Sertleşmeye, kıpırdanmaya başlayan sikim yüzünden çıplak bedeninin altında heyecanlandığımı, alabildiğine tahrik olduğumu anlamış olmalıydı. Utancımdan yüzüm şekilden şekle girerken gözlerimi kapattım ve sesim kırık bir şekilde,

“Ş-şey… özür dilerim. B-Ben… İstemeden oldu…” diye aklıma ilk gelen şeyi söyledim. Ondan suratıma bir tokat beklerken kendimi iyice bırakmıştım. Türkü bardaki herifi bir yumrukta yere indirdiği gibi beni de mahvedecekti şimdi…

Ama suratıma tokat vurmak yerine bir anda dudaklarımda onun nefesini hissettim. Ardından sert dudakları benim heyecandan yarı açılmış, kuruyan dudaklarıma dokundu. Bir kadını öper gibi öpüşüyordu benimle… Benim 18 yıllık sefil hayatımda yaşadığım en heyecanlı ve tahrik edici öpüşmeydi.

Karizmatik Eniştem, resim №3
Ne yapacağımı bilemeden istemsizce gözlerimi açtım ve dudaklarımı iyice araladım. Kırmızı kalın dudakları dudaklarımın her bir köşesini istila ederken dilinin ucuyla da okşuyordu.

Heyecandan kuruyan dudaklarımı nemlendiren ıslak dilinin okşamaları kanımı kaynatıyordu. Çok büyük bir haz duyuyordum. Bu da ister istemez zevkten inlememe sebep oluyordu. Öpüşürken ellerimi omuzlarına koydum ve onu kendime daha da çektim.

Dudaklarımdan sonra boynumu da öpüp yalamaya başlamıştı. Ona neden hayır diyemiyordum? Niye engel olmak gelmiyordu içimden?

Hayatımda yaşadığım en müthiş andı bu benim için… Sayısını unutacak kadar çok kızla sevişmiştim. Ama hiç birinde şu an olduğum kadar heyecanlanmamıştım. Enişteme teslimiyeti çoktan kabul etmiştim ve vücudum ona aşırı şekilde karşılık veriyordu.

En tahrik olduğum erojen yerlerimde, boynumda, kulak memelerimde dolaşıyordu dili ve dudakları, zevk alıyordum, sıcak nefesinden huylanıyordum. Kulağına usulca,

“B-ben… Daha önce hiç olmadı… Yani… Bir erkekle…” dedim. Anında boynumu yalamayı bırakıp sinsice bir bakış attı ve

“Demek bana sakladın kızlığını?” dedi. Bunu söylemesi kendimi bakire bir kız gibi hissetmeme sebep oldu.

“Ne? Nasıl yani? Kızlığım mı?” diye kekeledim.

“Evet canım. Kızlığını alıcam senin… Bu gece benim olacaksın. Ne zannediyordun? Çırılçıplak altımdasın… Bana teslim olmuşsun, benimle öpüşüyorsun. Ardından ne geleceğini bilmen lazım… Seni sikmek istiyorum. Kızlığını bozmak istiyorum canım…”

Beni çevirip yüzüstü yatırdı. Ensemi öpüp emerken yavaşça boxerimi de çekip çıkardı. Altında çırılçıplak kalmıştım. Başımı yana çevirip gözlerimi kapattığımda,

“Aç gözlerini yavrum!” dedi.

“Utanıyorum enişte!” demekle yetindim. O da,

“Enişten yesin seni… Bu güzel götünü siksin enişten… Bundan sonra benim yanımda hissedeceğin en son şey utanma duygusu olacak. Seni gördüğümden beri aklımdan çıkmıyorsun erkek güzeli… Biliyor musun, bu anın hayalini çok kurdum!” dedi.

Böyle söylemesi nedense rahatlamama sebep olmuş, gergin vücudum hemen gevşemişti. Ben de itiraf ettim sonunda,

“Ben de seni ilk gördüğümde hayran oldum. Ablamı elimizden alacaksın diye sana kızdığımı sanıyordum ama, değilmiş. Hep aklımda sen vardın.”

“Duygularımız karşılıklıymış. Şimdi sakin ol ve kendini bana bırak!” dedi. Heyecandan cevap bile veremedim.

“Off… Çok güzelsin bebeğim…” diye inledi eniştem… Sanırım çıplak bedenimin her noktasında dolaşıyordu gözleri… Ürperdim.

“Gerçekten mi? Sahiden öyle mi düşünüyorsun?” dedim. Kendini sevdiği erkeğe beğendirmeye çalışan utangaç bir genç kız gibi…

“Evet canım. Gerçekten öylesin. Ablanı da çok siktim ama, inan en az onun kadar güzel ve seksisin. Tam bir lolita gibisin, tazecik, çıtır çıtır, taş gibisin. Şu tüysüz, yuvarlacık kalçalarının diriliği ablanda yok dersem inan bana…”

Vücudumun tazeliğine, güzelliğine, kalçalarımın yuvarlak hatlarına övgüler düzmesi hoşuma gitmişti. Liseli bir kız gibiydim, içim kıpır kıpır olmuştu iltifatlarını duyunca… Ama aklım söylediği cümlede kaldı,

“Ne? Ablamı siktin mi?”

Ne kadar salakça bir soruydu. Bu karizmatik herifle beraber olan kadın kendini siktirmeden durur mu hiç? Ablamı bırakın, ben bile hasta olmuştum herife… İlk fırsatta altına yatmış, kendimi ona bırakmıştım çırılçıplak… Eniştem güldü,

“Evet canım… Senin kıymetli ablan da en az senin kadar azgın fahişenin teki… Evet, ablanı siktim. Hem de bu yatakta… Senin şu anda uzandığın yatakta sikiştik ablanla… Her deliğini siktim ablanın… Ne amını bıraktım, ne götünü, ne ağzını… Her seferinde altımda inlete inlete, bağırta bağırta siktim ablanı…”

“Off eniştee… Bu kadar ayrıntı vermesen ablam konusunda…” diye mızıldandım.

Ama o ayrıntılar beni büsbütün ateşlemişti. Demek ablamı siktiği gibi beni de sikecekti bu yatakta… Hem de zevkten inleterek, bağırtarak sikecekti… Alev alev yanmaya başlamıştım bu düşüncelerle… Aklımı okumuş gibi konuştu eniştem,

“Başına gelecekleri bil diye söyledim canım… Ablanı siktiğim gibi seni de sikeceğim bu yatakta… Erkeğim diyorsun, sikin kalkıyor ama, ablandan daha güzelsin sen… Şu parlak güzel götünü görüp de seni çatır çatır sikmeyen erkek erkek değildir.”

Karizmatik Eniştem, resim №4
Yine boynumdan başladı öpmeye, sırtımdan aşağıya indi dudaklarıyla… Belimde dolandı. En sonunda götümün yanaklarını iki eliyle ayırıp deliğimi yalamaya başladı. İlk defa böyle bir şey yaşıyordum, ama inanılmaz keyif alıyordum.

Eniştem ıslak ve sıcak diliyle deliğimi kurcalarken şehvetle sarsıldım. Dilinin temasıyla o güne kadar ellenmemiş deliğim ister istemez açılıp kapanmaya başlamıştı. Böyle bir şey yaşayacağım ölsem aklıma gelmezdi. Yakışıklı bir erkek her yerimi okşuyor, götümü yalıyor, bense altında şehvetle kıvranıyordum.

Ne kadar süre yaladığını bilmiyordum. Deliğimi, kalçalarımı yalıyor, hafif hafif dişleyerek ısırıyor, acıyla karışık zevk duygusu tüm benliğimi ele geçiriyordu. Kendimden geçtiğim anda bıraktı yalamayı,

“Hadi biraz da sen beni hazırla!” demesiyle kendime geldim. Zevkimi yarım bırakmasına bozulmuştum biraz…

Yatağa sırtüstü yattı ve bir eliyle ensemden tutup yüzümü yarağına yaklaştırdı. Eniştemin erkeklik organını görünce korkmaya başlamıştım. Fiziğine yakışır bir şekilde yarrağı da kocaman olmuştu. Az önce uyurken dokunduğum yarı sert alet şimdi kasıklarının ortasında etten bir kule gibi yükseliyordu.

O güzel görüntü istemsizce yutkunmama sebep oldu. Hayranlık ve huşu içinde eniştemin muhteşem sikini elime aldım. Biraz okşadıktan sonra yavaşça eğildim ve kokusunu içime çektim. Mis gibi kokusu yarrağına da sinmişti.

Elimden çok kız geçmiş, istisnasız hepsine sikimi yalatmıştım. Şimdi bir erkek olarak eniştemin yarağını ellemekten tiksinir miyim diye korkarken tam tersi oldu. Elimdeki güzel şeyi öpüp yalamak için büyük bir arzu duyuyordum.

Yarrağının başına hafif öpücükler kondurarak öpmeye başladım. Dilimin ucuyla mor şapkanın etrafını yalarken tepkisini görebilmek için erkeğin gözlerinin içine bakıyordum. Gözlerinde öyle bir arzu vardı ki, onu öyle görünce kendimden geçtim, büyük bir istekle yarrağına yumuldum.

Emziğine kavuşmuş bir bebek gibi yarrağını emmeye başlamıştım. Deli gibi, iştahlı bir şekilde sakso çekiyordum.

Onun da pençe gibi eli götümdeydi. O pençeyle kalçalarımdan tuttu ve arkamı kendine çevirdi, 69 olduk. Götümün yanaklarını iki eliyle aralayıp deliğime dil darbeleri atmaya başlamıştı bile. O her dil darbesi attığında ben de yarrağını daha bir iştahlı emiyordum. Şapur şupur sesler çıkıyordu ağzımdan…

Ardından beni bir anda çekip yatağa yüzüstü yatırdı. Ensemden bastırıp yüzümü yatağa gömdü.

“Kaldır güzel götünü şimdi havaya, iyice yükselt!” diye komutlar veriyordu.

Karizmatik Eniştem, resim №5
Dediklerini harfiyen yaptım. Tükürdüğünü işittim sonra, yarrağına tükürüp ıslanmasını sağlamış olmalıydı. Sokaklarda tükürenleri gördüğümde midem bulandığı halde, o anda müzik gibi geldi o ses… Gelecek zevklerin habercisi gibiydi.

“Normalde korunmam gerekir. Anal seks yaparken hep prezervatif takarım. Ama sen yabancı değilsin. Bu gece sikimde senin sıcaklığını hissetmek istiyorum!” dedi.

Sonra götümün yanakları arasında sikini sürtmeye başladı. Usulca kaydırıyordu.
Yarrağı arada bir deliğimi yokluyor, ama içime girmiyordu. Yavaş yavaş deliğime baskılarının şiddeti artmaya başladı. Deliğime her bastırdığında ben kendimi kasıyordum ve deliğimi büzmeye başlıyordum.

Yarrağının başı çok büyüktü ve zorluyordu beni. Peş peşe bastırmaları o kadar çoğalmıştı ki, artık yorulmuştum. Zaten içime sokmuyor, sadece sikinin gövdesiyle deliğimi okşuyor diye düşündüğüm için kendimi iyice saldım.

Artık yarrağının başı deliğime giriyor, hemen ardından bir vakum sesiyle geri çıkıyordu. Ama gerisi henüz girmemişti. İçimden harika diye düşündüm. Çok zevk alıyordum. Biraz kurumaya başlayınca yukarıdan tükürüğünü bırakıyor, giriş çıkışı kolaylaştırıyordu.

Eniştemin tükürükleriyle kayganlaşan muhteşem sikinin başı ıslak deliğime girip çıkıyor, zevk inlemelerim istemsizce yükseliyordu. Götünden siktiğim kızların nasıl zevk aldıklarını bizzat kendim deneyerek öğreniyordum yavaş yavaş…

Dediğim gibi tam kendimi salmış, işin zevkini çıkarıyordum ki… Birden ensemden bastırıp hızlıca yüklenince, sikinin köküne kadar götüme girdiğini müthiş bir acıyla hissettim. Çırpınıp bağırıyordum, ama ensemden bastırdığından yüzüm yatağa yapıştığı için sesim çıkmıyordu.

“Şşş sakin ol, tamam, geçti artık. Rahat bırak kendini!” diye bana telkinlerde bulunarak, ensemi ve omzumu ısırıp, öpüyordu.

Öylece kaldık ikimiz de… Eniştemin taşaklarını taşaklarımda hissediyordum. Siki köküne kadar kaymıştı içime ve durmuştu. Acıyla kilitlenmiştim resmen, kendimi kastığım için yarrağı içimde hapsolmuş, kımıldayamıyordu.

Karizmatik Eniştem, resim №6
“Benimsin artık, kızlığını bozdum, bundan sonra sadece bana aitsin!” diye kulağıma fısıldıyordu.

Kovboy filmlerinde ehlileştirdiği vahşi atı sakinleştirmeye çalışan bir vahşi batı kovboyu gibiydi eniştem… Aynı onlar gibi yapıyor, kulağıma sıcak nefesiyle beraber sakin bir sesle yatışmamı söylüyordu. Bu sözlerle gerçekten biraz sakinleştiğim için kendimi serbest bırakmaya başladım. O da bunu hissetmiş olacak ki,

“Şimdi yavaşça çıkarıp sokacağım. Canın acırsa söyle, olur mu aşkım?” dedi. Ben daha cevap vermeden yarrağını yavaşça içimden çekip tekrar yavaşça köküne kadar geçirdi. Ağzımdan koca bir,

“Ahhhh! Eniştee…” çığlığı çıktı. Eniştem beni yavaş yavaş sikmeye başlamıştı artık. Kendime inanamıyordum, altında resmen bir kadın gibi yarak yiyordum ve bundan da zevk alıyordum.

Ne kadar süre bu şekilde sikti bilmiyorum, artık kendimden geçmiştim. Götüm de iyice alışmıştı. Hızlı hızlı sikerken Şap, şapp, şapp sesleri odanın içinde yankılanıyordu. Kontrol tamamıyla ondaydı, deli gibi sikmeye başlamıştı.

Artık alıştığımdan hiç kasmıyordum kendimi. O arkamda kocaman yarrağıyla göt deliğimi talan ederken benim sikimden de zevk suyum sızıyordu.

En son ata biner gibi üstüme binmişti eniştem, o şekilde götümü havaya dikmiş, kasıklarıyla kalçalarımı döverek, şaplatarak sikiyordu beni… Her köklediğinde koç yumurtası gibi iri ve kıllı taşakları resmen benim taşaklarımı dövüyordu.

Bir süre sonra birden durdu. Saçlarımdan çekerek kafamı çevirip dudaklarıma bir öpücük kondurdu ve

“İçine boşalmak istiyorum bebeğim!” dedi nefes nefese… Ben zaten çoktan teslim olmuştum, inleyerek,

“Boşal aşkım!” dedim. “Boşal… Ne istersen yap bana…” Köklemeleri yeniden başlayıp iyice hızlandığında altında zevkten çıldıracak gibiydim.

En sonunda köküne kadar sokup boşalmaya başladığında eniştemin yarağının kalp gibi atışlarını deliğimde hissettim. İçimi de döllemişti, artık tamamıyla onun olmuştum. Yarrağı içimdeyken üstüme yattığında ben de çoktan yatağa boşalmıştım.

İçimde bir müddet o şekilde kaldıktan sonra yarrağını çıkarıp yanıma uzandı ve beni yayla gibi geniş göğsüne çekti. Saçlarıma öpücük kondurduğunda kendimi o kadar huzurlu hissettim ki anlatamam.

Onun kollarında kendimi aşırı şekilde güvende hissediyordum. Çırılçıplak ve sarmaş dolaş uyuduk.

Karizmatik Eniştem, resim №7
Ertesi gün öğleye doğru uyandık. Birlikte banyoya girdik. Duşun altında beni bir posta daha sikti. Duşun bataryasına ellerimle kapanıp domalmış vaziyetteyken saç kremini boca edip içime girdi.

Tükürükten daha iyiydi bu… İstekle açılan götümün deliğinde yağ gibi kayıyordu kremli kalın siki… Aynı anda arkama girip çıkarken elleriyle kalçalarımı yoğuruyor, mıncıklıyor, kaba etlerime şaplatarak vura vura sikiyordu beni…

Kalçalarımı okşayan elleri her yerimde dolandı sonra… Göğüslerimi okşadı, kız gibi kabarmış meme uçlarımı, karnımı…

Ardından sikildikçe sertleşen sikimi avuçladı saç kremi bulaşmış parmaklarıyla… Vajina gibi sıcak ve kaygan parmaklarının arasında sikimi sertçe sıvazlayınca şehvetle kendimden geçtim.

Off… Böyle bir zevk olamaz. Arkamda sürekli gidip gelen eniştemin muhteşem siki götümün deliğini okşayarak zevklere gark ediyor, aynı anda ateş gibi sıcak kremli eliyle sikimi sıvazlıyor, başını ovalıyor.

Dizlerim titriyordu zevkten, dudaklarımdan inlemeler dökülüyordu istemsizce…

“Ohhh… Harika… Aşkımm… Erkeğim… Sik beni…” Eğilip kulağıma hırladı şehvetten boğuklaşmış sesiyle,

“Ateşli fahişem benim… Azgın orospum… Nereni sikeyim senin… Söyle bana…”

“Götümü sik… O koca yarağınla git gel içimde… Götümü parçala… Öyle zevk alıyorum ki şu anda… Delirtiyorsun beni sen… Ohhh…”

Dakikalarca sikti beni eniştem… Önce beni boşalttı. Ben kasıla kasıla boşalıp spermlerimi yerlere akıtırken, erkeğimin muhteşem sikini götümün deliğinde sağmaya başladım doğal olarak…

Benimle beraber o da kasıldı. Belimden kavrayıp kendine çekti beni, kasıkları kalçalarıma yapıştı. Son bir köklemeyle homurtular çıkartarak spermlerini kanalıma bıraktı.

İşimiz bittikten sonra bu kez gerçekten yıkandık. Hırpalanmış göt deliğime duş başlığıyla su tutup rahatlattı. Ikındıkça eniştemin götüme akıttığı spermleri bacaklarımdan aşağıya süzülüp duş teknesindeki köpüklü sulara karıştı. Birbirimizi duş şampuanıyla köpükledik, okşaya okşaya temizlendik.

Karizmatik Eniştem, resim №8
Yine havlularla birbirimizi kuruladık çıkınca, giyinip evden ayrıldık. Beni eve bıraktı. Annem ikimizi beraber görünce şaşırdı. Eniştem,

“Dün gece karşılaştık Batu ile, üşütüp hasta olmuş sanırım. Derece koydum baktım, bayağı ateşi vardı. Grip ilacı falan verdim, şimdi daha iyi!” diye açıklama yaptı.

Anneme bunları söylerken dik dik gözlerimin içine bakarak sinsice sırıtıyordu. Elimde olmadan güldüm ben de… Gece yaşadıklarımız, sabah banyoda bana yaptıkları film şeridi gibi gözümün önünden geçti.

Evet, derecesini arkama koyup ateşime bakmıştı eniştem…

Ona olan yangınımı, ateşimi söndürmüştü derecesiyle…

Sanırım ablamdan sonra ben de onun karısı, hatta isterse seks kölesi olacaktım.

One comment

  1. Merhaba cesurca Reelde Sıradışı zevkler yaşamak isteyen Olgun Soft Çiftler ve Bayanlar 0534 337 99 65 davetinizi bekliyorum akşam 7den sonra detaylı konuşalım

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir