Araplar İle Olan FantazimGoogle Icon

Öyle bir oturmuştu ki, bacakları neredeyse kalçalarına kadar meydandaydı. Giysisinin beyaz ipekli kumaşı incecik ve son derece kaygandı. Eteği kısacıktı. Ensesinden dolanan incecik bir bandın tuttuğu çapraz kumaş parçaları, memelerini örtüyor mu yoksa büsbütün göze batar hale mi getiriyor, tartışılabilirdi.

Otururken aynı kumaştan yapılmış ceketini çıkarınca, sırtı, tüm güzelliğiyle beline kadar meydana çıkmıştı. Yüksek topuklu dekolte ayakkabılarının incecik bantları ayaklarını sarıp, bileklerinde fiyonklarla bağlanmıştı. Renksiz bir ojeyle boyanmış tırnakları nedeniyle büsbütün seksi hale gelen parmaklarıyla topukları, çıplaktı.

Kısacası, bir görenin gözünü bir daha kolay kolay ayıramayacağı bir manzara sergileyerek oturuyordu koltuğunda.

Yanındaki koltukta da kocası oturmuştu. Alçak sesle aralarında konuşuyorlar, çevreleriyle hiç ilgilenmiyormuş gibi görünüyorlardı. Halbuki ikisi de, hemen önlerindeki erkek kalabalığının farkındaydılar. Bir kaç tanesi Türk, çoğunluğu ise genç Araplar’dan oluşan bir kalabalıktı bu.

Aslında Türkler hiç ilgilerini çekmiyordu. Buraya Araplar için gelmişlerdi. Zengin Arap ailelerinin Avrupa ülkelerinde okuyan ve yaz tatili için gelen çocuklarının kaldığı bir moteldi burası.

Haftanın belirli günlerinde açık olan diskosu, bu yüzden, çoğunlukla bu Araplar ve onları avlamaya çalışan orospucuklarla dolu oluyordu. Durumu, bir gün bir dostlarının onları oraya davet etmesiyle öğrenmişlerdi. Hemen de, akıllarının bir köşesine kaydetmişlerdi tabii.

Oraya bir daha ve yalnız başlarına gelmek fikri, bir gece önce yatakta akıllarına gelmişti. Olabilecek şeyleri birbirlerine anlatırken iyice heyecanlanmış ve çılgın gibi defalarca sikişmişlerdi. İşte şimdi de, düşüncesi bile son derece tahrik edici olan şeyleri gerçekleştirmek üzere buradaydılar.

Üstüne dikilen ve giderek cüretlenen bakışlar, yanılmamış olduklarının kanıtıydı yalnızca. Kapkara Arap gözlerinin, saçının telinden başlayıp ayak parmaklarının ucuna kadar her yerinde gezinmesinden son derece tahrik oluyordu.

Peşpeşe yuvarladığı iki viskinin de etkisiyle o da iyice cüretlenmiş, gittikçe daha çok göstermeye başlamıştı Araplara.

İlk başlarda bacak bacak üstüne atmıştı ve sürekli bacak değiştiriyordu. Bu nedenle de, eteği giderek daha çok sıyrılmıştı. Sonra bundan vazgeçmişti. Artık dizleri hafifçe aralık oturuyordu. Bir taraftan da, kocasıyla pistte dans edenleri seyrediyorlardı.

Genç Araplarla orospucuklar, hızlı müziğin ritmine uymuş birbirlerine gösteri yapmakla meşguldüler. Alabildiğine kalabalıktı pist. Kısacası, şimdiye kadar her şey yolundaydı.

Göz ucuyla da, önlerindeki kalabalığın içinden bir kaç kişinin, bacaklarının arasına dalıp gitmiş olduğunu görebiliyordu. Dizleri biraz daha aralıktı şimdi. Neredeyse amını göstermek üzereydi Araplara.

Aslında fazla acele etmemesi gerektiğini biliyor, bu yüzden de hareketlerini kontrol etmeye çalışıyordu. İş fiiliyata dökülmeden, gösterisini biraz daha sürdürmek zorundaydı. Yoksa biri kapıverirdi onu. Halbuki, iş oraya gelene kadar yaşanacak çok şey vardı.

Dans etmek için kocasıyla kalktıklarında kapkara Arap gözleri onları izledi.

Piste doğru yürürken, gözlerin kalçalarına kitlendiğinden emindi. Eteğinin incecik kumaşının, çıplak kalçalarının arasına hafifçe girdiğini biliyordu. Külotsuz olduğunu anlamamak için salak olmaları lazımdı.

Piste çıkıp dans etmeye başladıklarında, yine göz ucuyla Arapların arasından bir kaç tanesinin yerinden kalkıp piste geldiklerini gördü. Çevreleri tekrar sarılmıştı.

Müziğin ritmine kendini kaptırıp dans ederken, Araplara yeni bir darbe daha indirmiş de oluyordu. Üzerine dikilmiş şehvetli bakışlar onu öylesine tahrik ediyordu ki, elinde olmadan daha da tahrik edici oluyordu.

Tüm vücudu kıvrım kıvrım bükülüyor, kalçaları sağa sola, öne arkaya çalkalanıyordu. Çevresindeki erkekleri çıldırtan, siklerinin bir an bile inmesine izin vermeyen usta bir dansöz gibiydi pistte.

Bu arada hala onlara pek yüz vermiyordu. Gözleri çoğu zaman kocasının gözlerindeydi. Onun ne kadar etkilendiğini, yarattığı olayla ne kadar tahrik olduğunu kolaylıkla okuyabiliyordu gözlerinden.

Her zaman olduğu gibi de, bunu son derece tahrik edici buluyor, büsbütün cüretleniyordu. Durmadan tırmanan bir sikilme isteğine kaptırmıştı kendini. Ama yine de, Araplar’la göz göze gelmemeye özen gösteriyordu. Henüz zamanı gelmemişti bunun.

Müzik yavaşladığında, şovunun da şekli değişiverdi hemen. Kocasına sokulup, vücudunu onunkine yapıştırdı. Kocası beline sarılırken de, kollarını onun boynuna doladı. Sonra, müziğin ritmine uyup, yavaş yavaş dans etmeye başladılar.

Karnını, kocasının karnına sımsıkı dayamıştı. Kalçaları kıpır kıpır, durmadan bükülüp kıvranıyordu. Hafifçe terlediği için, eteğin incecik kumaşı, kıçının yarığına iyice girerek, daha da yapışmıştı kalçalarına…

Pistte yalnızca çiftler kalmış, peşlerine takılıp gelen sap Araplar aşağıya inmek zorunda kalmışlardı. Ama göz ucuyla da olsa, hepsinin pistin yakınında kaldığını görebiliyordu. Bırakıp gidemiyordu Araplar. Şehvet dolu kapkara Arap gözlerinin çıplak sırtında, kalçalarında, bacaklarında dolaştığını hissedebiliyordu adeta…

Kocası da her şeyin farkındaydı tabii. Gerçi çevreye çaktırmıyordu ama, karnına dayanan siki taş gibi sertleşmişti. Son derece hoşuna giden, vücudunda dolaşan aç bakışlarla birleştiğinde, kanının tutuşmasına neden olan bir şeydi bu.

Kalçalarının hareketleri giderek daha da azgınlaşıyordu. Amı alev alev yanmaya başlamıştı. Müzik yeniden hızlandığında, ayrılmak zorunda kaldılar. Kısa bir an sonra da, çevreleri tekrar Araplarla doluverdi.

Kendini, horozlarla dolu bir kümesteki tek tavuk gibi hissediyordu. Çevresindekilerin hepsinin kafasındaki tek düşünce onu sikmekti. Bunun iyice bilincindeydi artık ve son derece tahrik oluyordu.

Pist kalabalıklaştıkça, çevrelerindeki Arap çemberi de daralıyordu, bu arada. Birden kocası iyice yanına sokuldu ve kulağına eğilip;

-“Ben tuvalete gidiyorum yavrum…” dedi. “Kısmetin açık olsun.”

Sonra da, onu pistte, Arapların arasında tek başına bırakıp gidiverdi.

Kısa süren bir şaşkınlık çemberi oluşmuştu çevresinde. Kocasının onu uzun süre yalnız bırakacağını kimse tahmin etmiyordu tabii. Bu yüzden, bir süre mesafeli kaldı Araplar. Ama gözleri, müziğin ritmine kapılmış, kıvranıp bükülen vücudundan asla ayrılmıyordu.

Uzun sürmedi bu durum. Kocasının geri dönüşü geciktikçe, çevresi daha çok sarılmaya, çember daralmaya başlamıştı bile. Oyunun ikinci safhasını başlatmanın zamanı da gelmiş oluyordu böylece…

İlk göz göze geldiği Arap, en çok 22-23 yaşlarında, oldukça yakışıklı biriydi. Uzunca bir süre göz göze kaldılar. Sonra oğlanı tepeden tırnağa incelemeye başladı. Üstelik bunu öyle açıkça yapıyordu ki, herkes farkına varabiliyordu.

Beyaz ipekten, bol ve kısa kollu bir gömlek giymişti Arap. Pantolonu da beyaz ve daracıktı. Hafif kalkmış sikiyle taşakları, bütün hatlarıyla belli oluyordu. İçinin büsbütün gıcıklanmasına neden olan bir manzaraydı bu.

Sonra onu bırakıp, diğer Arapları, teker teker incelemeye başladı. Hepsine aynı şeyleri yapıyordu. Önce göz göze geliyor, sonra tepeden tırnağa süzüyordu yani. Gördükleri, ağzının olduğu gibi, amının da daha çok bulanmasına neden oluyordu. İçindeki “horozların arasında tek başına kalmış tavuk” duygusu, artık daha da güçlü bir hale gelmişti.

Buraya ayağını bastığı andan beri üzerinde dolaşan bakışlara karşılık vermesi, Arapları da cüretlendirmişti doğal olarak. Gittikçe daha çok sokuluyorlardı yanına.

Artık, birisinin dokunmasını beklemeye başlamıştı. Tüm sinirleri gerilmişti.
İlk temas, bir Arap elinin kaza havasında kalçasına değmesi oldu ve içini titretti. Sonra bunu yeni dokunmalar izlemeye başladı.

Kaçmadığını, itiraz etmediğini gördükçe, daha da cesaretlendiler Araplar. Artık yalnızca değmekle yetinmiyorlardı. Eller, vücudunun çeşitli yerlerinde uzun süreli kalmaya, hatta okşamaya başlamıştı.

Arkasında, sırtı ona dönük olarak dans eden biri iyice sokulup, uzun parmağını apış arasına soktuğunda ise bayılacak gibi oldu. Bir anda, amının şişip açılmış dudaklarını buluvermişti parmak. Çevresini öyle bir sarmışlardı ki, başkalarının olup bitenleri görmesine olanak vermiyorlardı.

Birden Lambada çalmaya başladı ve hemen karşısındaki uzun boylu Arap onu kapıverdi. İki eliyle birden belinden tutup onu kendine çekmiş, karnını karnına yapıştırmıştı. Yalnızca bir kaç saniye sonra da, taş gibi sertleşen bir Arap siki, tenini yakmaya başlamıştı tabii.

Doğrusu güzel de dans ediyordu Arap. Müziğin kıvrak ritmine uymuşlar, kalçalarını çalkalaya çalkalaya dönüyorlardı. Sonra beklenmedik bir şey oldu ve ikinci bir Arap arkadan gelip sarılıverdi ona. Şimdi ikinci kocaman Arap siki de dayanmıştı vücuduna. Üstelik bu kalçalarının arasına yerleşmişti sanki.

Çıldıracak gibi olmuştu. Lambadanın özelliklerini değerlendirip, onu dans pistinin ortasında sandviç yapmışlardı Araplar. Kalçaları, tam elinde olmayan hareketlerle yalnız sağa sola değil, öne arkaya da çalkalanıyordu artık.

Araplar sanki dans etmiyor, onu herkesin içinde sikiyorlardı. Kendini tutamayacak hale gelmişti. Birden beli gelmeye başladı. Vücudu titriyordu.

Ağzından küçük bir inleme kaçtı. Yalnızca dans ettikleri değil, yakınındaki herkes de belinin geldiğini anlamış oldu böylece.

Araplar sanki dans etmiyor, onu herkesin içinde sikiyorlardı. Kendini tutamayacak hale gelmişti. Birden beli gelmeye başladı. Vücudu titriyordu. Ağzından küçük bir inleme kaçtı. Yalnızca dans ettikleri değil, yakınındaki herkes de, belinin geldiğini anlamış oldu böylece.

Dizlerinin bağı çözülür gibi olmuştu. Neredeyse aynı anda bitti Lambada. Birbirlerinden ayrıldılar. Kafasını toplamaya çalışıyordu ki, müzik yeniden yavaşa döndü ve bir anda kendini başka bir Arap’ın kollarında buluverdi.

İlk göz göze geldiği, genç ve yakışıklı oğlandı bu. İlk bakışta o yarı kalkmış haliyle gözünü çelen siki şimdi kocaman olmuş, boyları da uyduğu için, kasıklarına dayanmıştı. İki eliyle birden onu belinden tutup kendine çekmişti Arap.

Az önceki Lambada macerasının etkisinden hala kurtulamamış olduğu için, bu kucaklanmayı sessizce kabullenmişti başta. Ama, vücuduna dayanan kocaman Arap sikinin yakıcı sıcaklığı, kısa bir süre sonra işin değişmesine neden oldu. Yeniden tutuşmuştu kanı. Kollarını oğlanın boynuna dolayıp, aklını başından alan sikin tadını çıkarmaya koyuldu.

Öteki Araplar, yine pisti terk etmek zorunda kalmışlardı tabii. Kocası da, hala ortalıkta yoktu. Önceden konuştukları için, onun piste geri dönmeyeceğini biliyordu gerçi ama, nerede olduğunu merak etmişti yine de.

Arayan gözlerle bakınırken, birden görüverdi kocasını. Neredeyse kümelenmiş bir halde duran Arapların tam ters yönüne düşen barda, elinde viski bardağıyla duruyordu. Kendisine baktığını görünce, bardağını kaldırdı.

Bu arada dans ettiği Arap da, işi azıtmaya başlamıştı. Elleri çıplak sırtında dolaşıyordu. Başını oğlanın boynuna gömüp, kendini iyice bıraktı. Karnın içinde ateşten bir top oluşmuş gibiydi. Arap sikini kasıklarına bastırdıkça büyüyordu bu top. Kalçaları yine dalgalanıp, çalkalanmaya başlamıştı. Sonra oğlan bir eliyle kıçını okşamaya başladı.

Çığrından çıkmıştı iş artık. Dans mı ediyordu, yoksa pistte ayak üstü sikiliyor muydu, farkında değildi. Oğlanın solukları hızlanmıştı bu arada. Bir eliyle çıplak sırtından, diğer eliyle de, pençe gibi kavradığı kıçından çekerek sımsıkı sarılmıştı ona.

Sonra aklını başından büsbütün alan bir şey oldu birden. Arap, mümkünmüş gibi, sikini daha da çok bastırdı kasıklarına. Hemen peşinden de, adaleli vücudu kasılıverdi. Aradaki kumaşlara rağmen, o kocaman sikin sanki canlanıverdiğini hissetti. Belini getiriyordu oğlan.

Bu kadarı fazlaydı doğrusu. Hafif titremelerle, o da belini getirmeye başladı. Zevkten uçmuş gibiydi.

Yanlarına gelen başka bir Arap onu kollarına alırken, gözlerini indirip kenarda kalan genç oğlanın önüne baktı bir an. Beyaz pantolonunun önü, kocaman bir leke halinde ıslanmıştı Arap’ın. Biraz da bu yüzden olmalı ki, çabucak yürüyüp gitti. Şimdi yeni kollar sarılmıştı vücuduna. Karnına yeni bir sik değiyordu. Tekrar bıraktı kendini.

Müzik tekrar hızlanana kadar geçen süre içinde kaç Arap’la dans ettiğini, daha doğrusu kaç Arap’la ayaküstü sikiştiğini şaşırmıştı. Fakında olduğu tek şey, hepsinin belini getirdiği, bu arada da durmadan kendi belinin geldiğiydi.

Müzik hızlanıp da son dans ettiği Arap’tan uzaklaşınca, pistin yanına kadar gelmiş olan kocasını gördü. Halsiz adımlarla ona doğru yürüyüp pistten indi ve el ele tutuşup, yerlerine döndüler.

Biraz da yorgunluğunun sonucu olarak, tam anlamıyla sereserpe oturmuştu şimdi. Eteği iyice sıyrılmıştı. Dizleri hafifçe aralıktı. Bacaklarının, am sularıyla ıslanan iç taraflarının pırıl pırıl parladığını, kendi bile görebiliyordu.

Alçak bir sesle, uzaktan her şeyi izlemiş olan kocasına, bilemeyeceği ayrıntıları anlatmaya koyuldu. Bir taraftan da, göz ucuyla yeniden gelip hemen önlerindeki koltuklarda toplanan Arap kalabalığını süzüyordu.

Peşini bırakmamakta kararlıydılar Araplar. Kocasına anlattıkları, bir yandan da kanının yeniden tutuşmasına neden oluyordu bu arada. Defalarca beli gelmişti ama olup bitenleri hatırladıkça, amı yeniden sulanmaya başlamıştı.

Başını çevirip üzerinde dolaşan aç Arap gözlerini gördükçe de, daha çok tahrik oluyordu. Dizleri, elinde değilmiş gibi biraz daha aralanmıştı. Artık daha çok gösteriyordu Araplara.

Garsonun tazelediği viskisini içerken, gözlerini kaldırıp Arapları inceledi. Neredeyse hepsiyle dans etmiş, orasını burasını mıncıklayıp okşamalarına izin vermiş, hepsinin sikini kaldırıp çoğunun belini getirmişti.

Bu arada kendi de mahvolmuştu tabii. Belinin kaç kere geldiğini hatırlamıyordu bile. Uzanıp viski bardağını masaya koyarken, dizlerini iyice araladı. Yine amını gösteriyordu Araplara. Son derece heyecan verici bir şeydi bu.

Bir süre sonra, tuvalete gitmek için yerinden kalktığında, yine peşinde birilerinin olduğunu fark etti. Ama pek aldırmadı buna. Yalnızca, kalçalarını çalkalaya çalkalaya yürümeye özen gösterdi, o kadar… Çişi gelmişti ve mutlaka gitmek istiyordu tuvalete.

Oldukça uzun kaldı içeride. Tekrar dışarı çıktığında, başlarda dans ettiği genç ve yakışıklı Arabı kapının önünde bulunca biraz şaşırdı doğrusu. Onun yanından geçmeden yerine gitmesine imkan yoktu. Ama bunu başaramadı.

Oğlan yanından geçerken elini tuttu birden. Sonra da, adeta çekerek bir yerlere götürmeye başladı. Belini getirince pantolonunun önü lekelenen Araptı bu. İtiraz bile edemeden oğlanın onu istediği yere sürüklemesine razı olmuştu. Büyülenmiş gibiydi sanki.

Acelesi vardı Arabın. Belliydi ki, arkadaşlarına yakalanmak istemiyordu. Tuvaletlerin arkasına götürdü onu. Kendini yeteri derecede güvenlikte hissedince de, tuttuğu gibi kollarının arasına aldı.

Ne olduğunu tam anlayamadan, Arap’ın kalın dudaklı kocaman ağzını kendi küçük ağzının üzerine kapanmış buldu. Neredeyse aynı anda oğlanın elleri, birer pençe gibi kalçalarını kavradı. Kıçının yuvarlakları, iri ellerin içinde yoğruluyordu. Arap, dilini de ağzına sokmuştu şimdi…

Kendini bıraktı önce. Sonra da, karnını oğlanın karnına sımsıkı yapıştırıp, kanını tutuşturan öpüşlere karşılık vermeye koyuldu. Tekrar kasıklarına dayanan kocaman sik, bir anda aklını başından almaya yetmişti.

Arap, oracıkta her istediğini yapabilirdi ona. Her şeye, hatta ayak üstü sikilmeye bile hazırdı. Ağzının içinde dolaşıp duran dili, tıpkı bir siki emer gibi emiyordu. Kalçalarını mıncıklayan eller, artık eteğini yukarı sıyırıp, çıplak tenine ulaşmıştı.

Bu, kanının daha da tutuşmasına neden oldu. İçindeki sikilme isteğinin dev boyutlara ulaştığını hissediyordu. Hemen oracıkta siktirmek istiyordu kendini. Kasıklarından başlayıp neredeyse göbeğine kadar çıkan yerini, aradaki tüm kumaşlara rağmen adeta yakan o kocaman Arap sikini mutlaka içine almalıydı.

Oğlan bir adım geriye atıp önünde çömeldiğinde, neyin gelmekte olduğunu anlayarak, büsbütün heyecanlanmıştı. Eteğini tuttuğu gibi, beline kadar sıyırdı Arap. Bacaklarını elinden geldiğince aralayıp, öylece beklemeye başlamıştı.

Sonra zevkten buğulanmış gözlerle oğlanın kıvırcık saçlı başının, yavaş yavaş yaklaşışını seyretti. Kısa bir an öncesine kadar ağzının üstüne bir vantuz gibi yapışmış olan dudaklar, bu sefer de amının alabildiğine şişip, alabildiğine açılmış dudaklarına yapışınca da, derin bir inilti kaçırdı ağzından.

Tüm vücudu elektrik çarpmış gibi titremişti. Sonra Arap, dilini sokuverdi amına. Sarsıla sarsıla beli gelmeye başladı. Parmaklarını oğlanın kıvırcık saçlarına geçirmiş, kendine sımsıkı çekmişti. Kalçaları, deli gibi kıvrılıp bükülüyor, çalkalanıyordu.

Kendini topladığında, Arap yeniden ayağa kalkmıştı. Sonra ellerini omuzlarına koyarak, onu önünde çömelmeye zorladı. Ne istediği belliydi ve o da, bunu, büyük bir zevk duyarak yerine getirmeye hazırdı. Oğlanın pantolonunun önünü çözmeye çalışan parmakları, telaşlı ve titrektiler.

Pantolon kumaşı kurumuştu ama, oğlanın donu hala ıslaktı. Sonunda başardı istediğini ve aklını başından alıp duran o kocaman Arap sikini çıkardı dışarıya.
Gerçekten de, kocaman bir şeydi elindeki sik. Nemli ve yapış yapıştı, doğal olarak. Hafif hafif okşarken, yüzünü yaklaştırıp oğlanın taşaklarını yalamaya başladı.

Cin çarpmışa döndü Arap. Bacakları titriyordu. Kaybedilecek zaman kalmamıştı. Dans ettiklerinde, pantolonunun içinde belini getirmişti oğlan. Diline gele tuzlu tatla burnuna dolan koku, aklını başından alıyordu. Onun için kalkmış bir sikten, onun için fışkıran erkek tohumlarının bir kere daha boşa gitmesine izin veremezdi.

Ağzını alabildiğine açıp, dudaklarını, sikin dev bir mantara benzeyen başı üzerine kapadı birden. Ağzının içindeki, hem taş gibi sert, hem de kadife kadar yumuşaktı. Üstelik alev alev yanıyordu.

Arap iki eliyle onu omuzlarından tuttu ve ağır hareketlerle ağzını sikmeye başladı. Olanı anlatabilecek başka bir kelime gelmiyordu aklına. O kocaman sik, yumuşacık dudaklarının arasından kayarak ağzına girip çıkıyordu. Çıldırtıcı bir şeydi bu. Am gibi olmuştu ağzı.

Burnundan derin nefesler alarak, hırsla, sanki içini boşaltmak istermiş gibi emiyordu oğlanın sikini. Bir eli de bacaklarının arasına gitmiş, parmakları, artık vıcık vıcık bir hale gelmiş olan amıyla oynamaya başlamıştı.

Birden fışkırtmaya başladı Arap. Tohumları, peşpeşe gelen dalgalar halinde ağzının tavanına, gırtlağına çarpıyordu. Bir damlasını bile kaçırmak istemiyordu bu yakıcı sıvının. Daha da hırsla emiyordu şimdi o kocaman Arap sikini.

Yutkundukça boğazından aşağı inen bellerin, mide borusunu ısıttığını duyuyordu.

Birden onun da beli geliverdi. Bütün vücudu sarsılıyordu. Ama ağzındaki siki emmeyi, bir saniye için bile olsa bırakmadı. Son damlayı yutana kadar da sürdürdü bunu.

Birden onun da beli geliverdi. Bütün vücudu sarsılıyordu. Ama ağzındaki siki emmeyi, bir saniye için bile olsa bırakmadı. Son damlayı yutana kadar da sürdürdü bunu.

Aslında belki tersini yapması gerekirdi ama, Arap boşalmış sikini ağzından çekip, onu orada yalnız bırakarak gözden kaybolduğunda hiç kızmadı. Yavaşça ayağa kalkıp, tuvaletlerin ön tarafına dolandı. Bir an önce kocasının yanına dönmek istiyordu.

Şimdi kalçalarını daha da çok çalkalıyordu yürürken. Arap oğlanın belinin tadını hala dilinin üstünde, damağında hissediyordu. Koltuğuna yerleşirken, eteğinin alabildiğine sıyrılmasına, bacaklarının kasıklarına kadar meydanda kalmasına dikkat etti.

Artık Araplar, amının kıllarını görebiliyorlardı. Bacaklarını biraz aralayacak olsa, amının şişmiş dudaklarını da görebileceklerdi. Sonra hafifçe eğilip, olanları kocasına anlatmaya koyuldu.

Kocası, gecikmesinden bir şeyler olduğunu anlamıştı tabii ki. O yüzden de, son derece heyecanlıydı. Hem yaşamış olduklarının tadını bir kere daha çıkarmak hem de kocasını iyice tahrik etmek için, başına gelenleri en ince ayrıntısına kadar anlattı.

Her şey o kadar tazeydi ki, hiç bir şeyi unutmuyordu anlatırken. Oğlanın belinin keskin tadını hala ağzında, kokusunu burun deliklerinin içinde hissediyordu.

Bu arada, karşısında oturan ve ondan başka hiç bir yere bakmayan Araplar’ı da unutmuyordu elbette ki. Dizleri gittikçe aralanıyordu. Her biri tepeden tırnağa sik haline gelmiş olan Araplara alabildiğine gösteriyordu artık…

Böylesine bir manzaraya ne kadar dayanabilecekleri de belli değildi. İçlerinden biri ya da birkaçının, kocasını filan boş verip, her an yanına sokulabileceklerinin farkındaydı. Bunu, daha da tahrik edici buluyordu. Gözlerine baktığında, kocasının farklı duygular beslemediğini de anlıyordu.

Olay, alabildiğine tırmanıyordu ve ikisi de bundan şikayetçi değillerdi. Aksine, her şeyi akıp gitmeye bırakmışlardı. Sonunda ortaya çıkacak durumu kabullenmeye, peşin peşin hazırdılar.

Çok beklemeleri gerekmedi. Lambada macerasını yaşadığı iki Arap, birlikte gelip, öyle ciddi bir girizgaha bile gerek görmeden oturuverdiler yanlarındaki boş koltuklara. Sonra da, sanki kırk yıldan beri tanışıyorlarmış gibi, sohbete koyuldular. İkisi de, oldukça iyi İngilizce biliyordu.

İki çift kara göz, şimdiye kadar olduğu gibi, yine üzerinde dolaşmaya başlamıştı. Tek fark, Arapların şimdi dokunulabilecek kadar yakında olmalarıydı. O da, Arapları seyrediyordu. Özellikle de, pantolonlarının önündeki kabarıklıklardan alamıyordu gözlerini.

Dans ederken biri önden biri arkadan vücuduna dayanan sikler şimdi yine kalkmış, iştahını gittikçe daha çok kabartan bir manzara sergiliyorlardı. Amı alev alev yanıyordu yine.

Aslında bacaklarını alabildiğine açıp, Araplar’a göstere göstere amıyla oynamak geliyordu içinden ama, bu kadar ileri gitmeye cesaret edemiyordu doğrusu.

Buna karşılık, koşulların izin verdiği ölçüyü zorlayarak, teşhirciliği sürdürmekten de vazgeçemiyordu. Bacakları sürekli hareket halindeydiler. Dizleri açılıp kapandıkça, Araplar amının kıllarını, hatta zaman zaman şişip aralanmış dudaklarını bile görebiliyorlardı. Bu da, gittikçe daha çok tahrik olmasına neden oluyordu.

Kocası hesabı ödemek için garsona seslendiğinde, biraz telaşlandı adamlar. Gideceklerini sanmışlardı anlaşılan. Uzun boylu Arap;

-“Gitmek olur mu şimdi..?“ dedi, “Ne güzel eğleniyorduk. Daha dans edecektik.”

Gülümseyerek onlara “motelde kalıp kalmadıklarını’’ sordu. Sonra da, ne istediğini açıkça ortaya koyan bir sesle devam etti;

-“Hadi o zaman odanıza götürün bizi… Eğlenmeye de, dans etmeye de orada devam edelim.“

Biraz şaşırmıştı Araplar. Aralarında hızlı hızlı bir şeyler konuştular önce. Bir taraftan da, kocasına garip garip bakıyorlardı. Uzun boylu Arap;

-“Hepimiz mi..?” diye sordu, “Yani dördümüz bir arada mı?“

Bu arada kocası da, hesabı ödemişti. Yavaşça kalktı yerinden. Sonra, yüzünde hafif bir gülümsemeyle, Arapların gözlerine baktı sırayla… Fısıldar gibi bir sesle;

-“Hadi, bir an önce gidelim…” dedi.

Havuza yakın bir yerlerdeydi Arapların odası. Hepsinin önünde yürüyordu. Attığı her adımda çalkalanan ve etek kumaşının aralarına girmesi yüzünden çıplakmış kadar tahrik edici görünen kalçalarında dolaşan üç çift gözün tenini yaktığını hisseder gibiydi. Arapların yarı şaşkınlığına karşılık, kocası gibi o da, içeride neler olacağını biliyor ve sabırsızlanıyordu.

Zengin çocukları oldukları için olmalı, Arapların odası koskocamandı. İki tane büyük yatak ve bir kanepeyle koltuklar vardı içerde. Uzun boylu Arap, içeri girer girmez köşedeki dolaptan bardaklar almış ve herkes için viski doldurmaya başlamıştı.

Diğer Arap ise, masanın üstünde duran kocaman bir portatif teyple uğraşmaya başlamıştı. Kocasına göz kırpıp, banyoya girdi ve kapıyı kitledi. Hazırlık yapmak istiyordu.

Bacaklarının iç tarafı, neredeyse dizlerine kadar am sularıyla ıslanmıştı. Amı, sikilmeye tam anlamıyla hazırdı yani. Küçük çantasını açıp, içinden kayganlaştırıcı krem tüpünü çıkardı ve parmağına biraz sıkıp, sikilmesini son derece istediği ikinci deliğini de hazırlamaya koyuldu.

Götü, parmağının ilk temasıyla birlikte açılmaya başlamıştı bile. Kayganlaştırıcının kayganlığıyla parmağı içine kayınca, tüm vücudunun titrediğini hissetti. Kısa bir süre sonra, küçücük götüne kocaman bir Arap sikinin gireceğini biliyor ve bunun düşüncesiyle bile çıldıracak gibi oluyordu.

Parmağına tekrar tekrar krem sıkıp, götünü iyice kaygan bir hale getirdi. Sonra kendini tutamadı ve öbür elini de amına götürüp, bızırıyla oynamaya başladı.

Bir anda geldi beli. Götünün açılıp kapandığını, parmağını koparacak gibi sıkıştırdığını hissettikçe deliriyordu. İçerde onu bekleyen sikleri hatırlamasa, banyoda saatlerce kalabilir ve kendiyle oynayabilirdi. Zorlukla toparlanıp, ellerini yıkadı. Sonra kapıyı açıp odaya döndü.

Kocası koltuklardan birine oturmuştu. Araplar ise kanepenin üzerinde yan yana oturuyorlardı. Viski servisi yapılmıştı ve teypten yükselen yavaş müzik odayı doldurmuştu. Biri akıl edip ışıkları da azaltmıştı bu arada.

Kısacası, her şey, biraz sonra yaşanacaklara uygun bir hale getirilmişti. Bu arada, Arapların hala pek rahat olmadıklarını da sezmişti. Kocasının varlığı yüzünden rahatsız oldukları açıkça belliydi.

Masanın yanına gidip, viskisinden koca bir yudum aldı önce. Sonra da, tam orta yerde dans etmeye başladı.

Hareketleri, ilk başlarda hafif sallanmalar şeklindeydi. Kocasının yüzüne baktıkça karnına yayılan sıcaklık, Arapların donup kalmış yüzleriyle alev alev yanan gözlerini gördükçe giderek artıyordu.

Bu da, dansına yansıyor ve hareketleri giderek daha cüretleniyordu. Bir elini saçlarının arasına sokmuş, diğeriyle, incecik ipekli kumaşın üstünden karnını okşamaya başlamıştı. Kalçaları sağa sola, öne arkaya çalkalanıyor, kıvrılıp bükülüyordu.

Dışardaki, o çılgınlık yapmasını engelleyici kalabalık yoktu burada nasıl olsa. Her istediğini yapabilecek bir duruma gelmişti artık. Karnını okşayan elini giderek daha aşağıya indirmeye başlamıştı.

Parmakları, eteğinin incecik kumaşı üstünden amına değdiğinde, tüm vücudu zevkle ürperdi. Sonra öbür elini de arkadan kalçalarına indirdi ve o baştan çıkarıcı yuvarlakları okşamaya başladı.

Arapların yüzleri şehvetle gerilmişti iyice. Oturdukları yerde kıpırdanıp duruyorlardı. Pantolonlarının önü, birer çadır gibi kabarmıştı. Kocasının da Araplardan pek farkı yoktu bu arada.

Dışarda kendini kaptırdığı, üç erkeğin gözleri önünde amıyla oynama arzusunu yerine getirebilecekti artık. Tek istediği, Araplar’ın acele edip oyunu bozmamalarıydı.

Kalçalarını okşamayı bırakıp, orta parmağını aralarına soktuğu zaman, heyecanı son derece yükselmişti. Parmağını giderek daha aşağı kaydırıyordu. Sonunda, ince kumaşın üstünden götünü buldu.

Bu arada dans etmekten de vazgeçmemişti. Aksine, şimdi kalçalarının kıvrılıp bükülmeleri daha da artmıştı. Gerçi artık vıcık vıcık bir hale gelmiş olan amıyla götünde dolaşan kendi parmaklarıydı ama, bunu herkesin önünde yapmak, ona son derece tahrik edici geliyordu.

Üstelik, biraz daha göstermek istiyordu onlara. Birkaç adım geri atıp, yataklardan birinin ayakucuna oturdu. Sonra, vücudunu geri bırakıp, yatağa uzandı ve dizlerini karnına doğru çekti.

Kalçaları, yatağın tam kenarındaydı. Eteği, beline kadar sıyrılmıştı ve kocasıyla Araplar’ın gözleri önünde, bir tabak gibi açmıştı kendini.

Üç erkek, artık susamış bir ağız gibi aralanmış amıyla, götünün pembe deliğini olduğu gibi seyredebiliyorlardı.

Tekrar kendiyle oynamaya başladı.

Kalçaları, yatağın tam kenarındaydı. Eteği, beline kadar sıyrılmıştı ve kocasıyla Arapların gözleri önünde, bir tabak gibi açmıştı kendini.

Üç erkek, artık susamış bir ağız gibi aralanmış amıyla, götünün pembe deliğini olduğu gibi seyredebiliyorlardı. Tekrar kendiyle oynamaya başladı.

Sağ elinin orta parmağı amının dudakları arasına girmiş, bızırını okşuyordu. Sol elini de kalçalarının altından geçirmiş, parmağı yeniden götünü bulmuştu. Hafifçe açılmıştı götü. Am suları ve kayganlaştırıcı kremle alabildiğine kayganlaşmıştı. Yavaşça bastırdı ve parmağı içine kayıverdi.

Araplar, donmuş kalmışlardı. Kocası ise yerinden kımıldamadan, alev alev yanan gözlerle seyrediyordu onu… Ama bu normaldi doğrusu… Kocası, elbette ki oynamak istediği oyunu bozmayacaktı.

Şimdi Arapların da, sandığından daha sabırlı olduklarını anlıyor ve mutlu oluyordu. Bir süre sonra, tam istediği gibi sikileceğinden emindi artık. Önemli olan, ondan öncesinin zevkini çıkarmaktı ve en azından şimdilik, bunu bozmak niyetinde görünmüyordu Araplar.

İki eli de hareket halindeydi. Sağ elinin orta parmağı, sürekli bızırının üstündeydi ve küçük hareketlerle aklını başından alıyordu. Sol elinin parmağı ise, artık küçük bir sik gibi, götüne girip çıkıyordu. Aldığı müthiş zevk, yarı kapalı gözlerle izlediği Arapların yüzündeki ifadeye gördükçe, üçe, hatta beşe katlanıyordu sanki.

Birden, beklemediği kadar şiddetle beli geldi. Aniden iyice halsizleşmişti. Yatağı üstünde öylece kalıverdi.

Onu yeniden kendine getiren, değişen müzik oldu. Biri yavaş müziği değiştirmişti. Şimdi odayı dolduran, Lambadanın fıkır fıkır ritmiydi.

Araplar’la ilk bağlantıyı da Lambadayla kurmuştu zaten. Gecenin bundan sonraki gelişmesi de, yine Lambadayla olacaktı anlaşılan. Araplar’dan biri gelip, iki yanında halsiz halsiz duran ellerinden birini tutarak onu ayağa kaldırmaya çalıştığında da, bu düşüncesinde yanılmadığını iyice anlamıştı.

O anda en çok istediği şey bir an önce sikilmekti. Amından, götünden, ağzından, her yerinden sikilmek istiyordu. En çok istediği de, iki Arap vücudunun arasına sıkışıp sandviç olmak, aynı anda hem amından hem götünden sikilmekti.

Şimdi Araplardan biri elinden tutmuş onu çekiyor ve lambada yapmaya çağırıyordu. Eğer Araplar sikişin ayakta başlamasını istiyorlarsa, buna bir itirazı olmazdı. Yattığı yerden doğrularak ayağa kalktı ve kendini bir anda, tam beklediği ve umduğu gibi, iki Arap vücudunun arasında buluverdi.

Pistte olanlar tekrarlanmaya başlamıştı. Yine, kalkıp taş gibi olmuş bir Arap siki kasıklarına dayanmış, öbürü de kalçalarının arasına girmişti. Tek fark, şimdi herkesin kendini daha rahat hissetmesiydi.

Onun fazla dikkatini çekmeye karşı duyduğu korku gibi, Arapların kocasından duydukları rahatsızlık da yok olup gitmişti. Onu, kocasının önünde sikebileceklerini artık anlamışlardı Araplar.

Bir taraftan da, tekrar lambadanın kıvrak ritmine uymuş, dans ediyorlardı. Ön tarafında olan uzun boylu Arap, kalçalarını iki yandan kavramıştı. Arkasındaki ise iki eliyle, memelerinin hemen altından tutmuştu.

Ama çok sürmedi bu durum. Kalçalarındaki Arap elleri, eteğini sıyırmaya başladılar. Bir anda kıçı çıplak kalıverdi. Sonra eller, iki yandan arkasındaki Arapla aralarına girdi ve çıplak kalçalarını avuçlayıverdi. Neredeyse aynı anda, arkasındaki de ellerini biraz kaldırmış ve memelerini avuçlamıştı.

Geri dönülemeyecek, durulamayacak bir noktaya gelmişlerdi hepsi de…

Gözlerini çevirip, hala oturduğu koltuktan kımıldamamış olan kocasına baktı. Gözleri, alev alev yanıyordu kocasının. Hiç bir şeyi kaçırmamaya özen göstererek, dikkatle izliyordu olup bitenleri. Bu, onun için ek bir tahrik unsuru oluyordu. Arapların arasında eridiğini hissediyordu sanki.

Arkasındaki Arap onu bırakıp uzaklaştığında, büyük bir boşluk hissetti. Sonra gözünün ucuyla, onun soyunmakta olduğunu fark etti. Rekor sayılabilecek bir hızla soyunuyordu Arap. Sonra, yeniden sokulup, ona arkadan sarıldı.

Az önce pantolon kumaşıyla birlikte kalçalarının arasına giren o kocaman Arap sikini, şimdi olanca sıcaklığı ve çıplaklığıyla hissedebiliyordu. Çıldırtıcı bir temastı bu. Aklı başından gitmişti. Kalçaları, müziğin ritmine uyarak, deli gibi çalkalanıyordu artık. İki yanından gelen eller, memelerini de yeni baştan avuçlamıştı.

Sonra da, soyunma sırasının kendisine geldiğini düşünen önündeki Arap uzaklaştı ondan ve arkadaşından daha da çabuk soyundu.

Durum şimdi biraz farklıydı tabii. Arkasındakini tam izleyememiş ve şimdi kalçalarının arasına girmiş olan sikini görememişti. Gerçi bunun kocaman bir sik olduğunu anlıyordu ama, önündeki manzarayı görünce, tüm vücudunu yeni bir ateş dalgasının sardığını hissetti.

Belki de şimdiye kadar gördüğü en büyük sike bakıyordu şimdi. Arap ona sokulup yeniden sımsıkı sarıldığında, o kocaman sik amının dudaklarına sürtünerek bacaklarının arasına girdi birden. Küçük bir çığlık kaçtı ağzından ve beli gelmeye başladı.

Bacakları halsizleşmiş, vücudunu taşıyamaz olmuştu. Biri, iki yandan tutup giysisini sıyırıverdi. Şimdi ayakkabıları dışında çırılçıplak kalmıştı.

Arapların onu tutarak yatağa doğru götürdüklerini fark ediyordu. Sonra üçü birlikte, yatağın üstüne yuvarlandılar.

Araplar öyle bir noktaya gelmişlerdi ki, artık onları kimse durduramazdı. Kocasının gözleri önünde, sikmek üzereydiler onu. Dört Arap eli birden, her tarafında dolaşıyordu.

Önden ve arkadan vücuduna değen kocaman sikler, onu şehvetten çıldırma noktasına getirmişti. Bir an önce sikilmek istiyordu artık. Dayanamayacaktı beklemeye. Arapların da pek farkı yoktu, anlaşıldığı kadarıyla…

Uzun boylu olanını sırtüstü yatırıp, üzerine çıktı bir anda. Elini aşağıya götürüp, o kocaman siki dibinden kavradı ve şişmiş başını amına dayadı.

Akıl almayacak kadar ıslanmıştı amı. Alabildiğine açıktı. Başını çevirip, hala koltukta oturmakta olan kocasına baktı. Göz gözeydiler. Sonra, yavaş yavaş oturmaya başladı. O kocaman Arap siki içine kayıyor, amının derinliklerine gömülüyordu.

Gözlerini kocasının gözlerinden ayıramıyordu. Tüm siki içine alıp, adamın iri taşaklarının kalçalarına yapıştığını hissettiği anda, beli gelmeye başladı.

Amının, dibine kadar içine giren Arap sikini sımsıkı sardığını hissediyordu. Kocasının gözleri alev alev yanıyordu sanki. Kımıldamadan oturuyor ve sikilişini seyrediyordu kocası.

Son derece uçurucu bir şeydi bu. Onun varlığı, içindeki kocaman sikten aldığı zevki alabildiğine arttırıyordu. Büyülenmiş gibiydi. Hareket etmeden, öylece oturuyordu. Altındaki Arap, iki eliyle belinden kavramıştı onu…

Sonra, kalçalarında dolaşan elleri hissetti. Öteki Arap, fazla kalamamıştı oyunun dışında. İri elleri, kalçalarının o baş döndürücü güzelliklerini yoğuruyordu sanki. Şimdi heyecanı, daha da artmıştı. Artık asıl istediğine kavuşmasına çok kalmamış olduğunu anlıyordu.

Uzun Arap parmağının, götünün am suları ve kremle iyice kayganlaşmış deliğine ilk değişi, tüm vücudunu ürpertti. Götü parmağın altında açılıverdi. Bu, açık bir davetti Arap için. Bir anda sokuverdi parmağını.

Gözlerini kapayarak inledi hafifçe. Arap, şimdi sokup çıkarmaya, küçük götünü parmağıyla sikmeye başlamıştı. Bir süre sonra içine, o parmaktan kat kat büyük kocaman bir Arap sikinin gireceğini biliyor ve bunun düşüncesiyle bile yeniden beli gelecekmiş gibi oluyordu. Artık kocasını unutmuştu.

Arap öbür eliyle onu sırtından itip arkadaşının üzerine yatmaya zorladığında, düşlediği anın gelmekte olduğunu anladı. Hareketlerinden anladığı kadarıyla, arkasına geçiyordu Arap. Sonra yavaşça çekip çıkardı parmağını.

Kendini elinden geldiğince bırakmaya, götünü içine girecek olan siki alabilmek için gevşetmeye çalışıyordu. Altındaki Arap da, şimdi ellerini kalçalarına kaydırmış ve onları tutup, birbirinden ayırmıştı. Götü iyice açılmıştı.

O kocaman Arap sikinin ateş gibi yanan başını götünde hissedince, çıldıracak gibi oldu. Adamın bekleyecek hali kalmamıştı. Yavaş yavaş sokmaya başladı götüne…

O kadar büyüktü ki, hafifçe canını acıtıyordu sik. Ama verdiği zevk her şeyi bastırıyordu. Neredeyse bütün gece boyu onun için kalkmış olan o kocaman Arap siki, işte sonunda götüne giriyordu. Tüm vücudu zevk dalgalarıyla titriyordu.

Sonunda, dibine kadar geçirdi Arap. Artık götü de tıpkı amı gibi sikle dolmuştu. Daha fazla tutamadı kendini. Sarsıla sarsıla belini getiriyordu.

Sonra Araplar onu sikmeye başladılar. Bütün bir gece boyu kendisi için kalkık kalan iki kocaman Arap siki, amıyla götüne birer piston gibi girip çıkıyordu. İnlemeleri, giderek çığlıklara dönüşmeye başlamıştı.

Tüm gecenin hırsını çıkarmak istercesine sikiyordu Araplar onu… Kocasının gözleri önünde, iki deliğinden birden sikiliyordu. Gözlerinin önünde yıldızlar çaktırıyordu Araplar… Kendini iyice koyvermişti ve peş peşe beli geliyordu artık.

Yine de, altındaki Arap patlayıp, belini amının en dibine fışkırtmaya başladığında cin çarpmışa dönüverdi.

Neredeyse aynı anda, götündeki Arap siki de fışkırmaya, bellerini karnının içine doldurmaya başladı.

Beyninin içinde dinamit patlamış gibi oldu birden. Uzun bir çığlık kaçırdı ağzından. Yığıldı kaldı.

Altındaki Arap patlayıp, belini amının en dibine fışkırtmaya başladığında cin çarpmışa dönüverdi. Neredeyse aynı anda götündeki Arap siki de fışkırmaya, bellerini karnının içine doldurmaya başladı. Beyninin içinde dinamit patlamış gibi oldu birden. Uzun bir çığlık kaçırdı ağzından. Yığıldı kaldı.

Tekrar kendini topladığında, yatağın üstünde yalnızdı. Araplardan biri ayağa kalkmış, bardağına yeniden viski dolduruyordu. Öteki Arap da, anlaşıldığı kadarıyla banyoya gitmişti.

Kocası ise, hala kımıldamadan oturuyordu. Zavallıcık, artık iyice zor durumda olmalıydı. Gece başladığından bu yana defalarca belini getirmişti ama, kocası yalnızca aşırı tahrik olmakla kalmıştı.

Önce oturduğu yerde kalabalık bir Arap topluluğunu tahrik edişine tanık olmuştu kocası. Sonra da, pistte kendini Araplara mıncıklatmalarını, bedenine sürtünmelerini ve birçoğunun kollarında peş peşe belini getirişini izlemişti.

Arada kalkıp tuvalete gittiğinde başına gelenleri de, geri döndüğünde en ince ayrıntısına kadar anlatmıştı kocasına. Hepsinden sonra da, bu odaya gelmişler ve önce önlerinde çılgın bir şov yapmış, sonra da iki Arap birden, kocasının gözleri önünde onu, amından, götünden sikmişlerdi.

Artık kocasıyla ilgilenmesi gerekliydi.

Yataktan kalkıp, kocasının oturduğu koltuğa doğru yürüdü. Daha ayağa kalktığı ilk anda, kocasının sikinin pantolonunun önünü bir çadır gibi kabartmış olduğunu fark etti. Sonra yeniden göz göze geldiler. Ve şimdi onun önünde durduğunda da, hala göz gözeydiler.

Araplar (5), resim №2
Kocasını fazla bekletmemesi gerektiğini düşünüyordu. Yavaşça, onun oturduğu koltuğun önünde diz çöktü. Elleri, aceleci hareketlerle kalkıp taş gibi olmuş sikini ondan ayıran pantolonun fermuarına uzanıp, indiriverdi.

Don giymemişti kocası. O her gece yiyip de bir türlü doyamadığı sik, şimdi yine ellerinin altındaydı. Sol eliyle dibinden kavrayıp dışarı çekti. Başı çatlayacak gibi şişmişti. Neredeyse zonkluyordu. İri ve bembeyaz bir damla belirmişti, tam deliğinin üstünde.

O kadar iştah açıcıydı ki, kocasının siki…

Önce dilini uzatıp o beyaz damlayı yaladı. Sonra da ağzını açıp, dudaklarını, kocasının sikinin neredeyse mosmor olmuş kafasına yapıştırdı. Başını aşağı bastırdıkça, alev alev yanan, kadife kadar yumuşak, ama taş kadar da sert sik, ağzının derinliklerinde kayboluyordu.

Kocasının belinin gelmek üzere olduğunu, ağzındaki sikin kasılmalarından anladı. Sonunda, bütün gecenin hırsını almak üzereydi kocası. Sonra birden fışkırtmaya başladı. Yakıcı bel dalgaları, ağzının tavanına ve gırtlağına çarpıyordu.

Deli gibi emerek, bu tuzlu ve baş döndürücü erkeklik sıvısını yutmaya koyuldu. Peş peşe salvolarla, sanki hiç bitmeyecekmiş gibi fışkırtıyordu kocası. Birdenbire onun da beli geliverdi.

Hala taş gibi sert ve dimdikti ağzındaki sik. Gözlerini kaldırıp tekrar kocasıyla göz göze geldi. Tanrım, en az kendisi kadar uçuk bu adamı ne kadar çok seviyordu.

Ellerini uzatıp, kocasının kemerini çözmeye başladı. Artık, bir an önce sikişmek istiyordu onunla. Pantolonundan sonra gömleğini de çıkararak, kocasına çırılçıplak bırakması yalnızca saniyeler sürdü, bu yüzden.

Sonra ayaklarını, onun iki yanından koltuğa basıp, kucağına oturdu. Az önce ağzını dolduran o kalkmış sik, şimdi amının dudakları altında ezilmişti.

Elleri, kocasının omuzlarındaydı. Göz gözeydiler yine… Kalçaları ileri geri hareket ediyor ve gerçek erkeğinin tenini ateş gibi yakan siki, Arap belleriyle vıcık vıcık bir hale gelmiş olan apış arasında dolaşıyordu.

-“Ne kadar güzel siktiler beni, biliyorsun değil mi?” dedi, hafif bir sesle.

Türkçe konuştuğu için, Arapların anlamasından korkusu yoktu. Hoş, bütün olup bitenlerden sonra anlasalar da bir şey fark etmezdi ya.

Kocası, az önceki sorusunu başını hafifçe sallayarak yanıtlamıştı. Gözleri yine alev alev yanıyordu. Onun heyecanlanmış olduğunu görmek, çok hoşuna gidiyor, daha çok tahrik olmasına neden oluyordu. Konuşmayı sürdürdü:

-“Ne kadar büyüktü sikleri, gördün mü aşkım? İkisi birden soktuğunda, karnımın için sikle dolup taştı sanki…”

Araplar (5), resim №3
Kocasının elleri, kalçalarını avuçlamıştı şimdi. Sağ elinin orta parmağı, kıçının yarığına girip, götünü bulduğunda içi titredi. Az önceki Arap sikinden sonra, küçük götü hala tam toplayamamıştı kendini. İçinden sızan beller nedeniyle de, alabildiğine kaygandı.

Fazla dayanamayacaktı. Elini götürüp kocasının sikini kavradı ve kalçalarını kaldırıp, onun yine zonklamaya başlayan başını amının dudakları arasına soktu.

Vıcık vıcıktı amı. Yavaşça oturdu, kocasının sikinin üstüne. Bir anda kayboldu sik içinde. Kılları birbirine karıştı. Amından sızan Arap belleri, kocasının taşaklarına damlıyordu artık.

-“Araplar amını bollaştırmış.” dedi kocası.

Sanki beynine gitmişti bu sözler. Derinden bir “Ohhhh” çıktı ağzından ve kocasının siki üstünde oturup kalkmaya başladı. Memeleri, kocasının ellerinde erimişti sanki. Gözleri kapalıydı.

Sonra sırtını okşayan elleri hissederek, daha da heyecanlandı. Araplardan biri arkasındaydı. Koltuğa dizlerini dayayıp, vücudunun belden yukarı kısmını kocasının vücuduna yapıştırdı.

Şimdi kalçaları, tüm ihtişamı ve baştan çıkarıcılığıyla ortadaydı. Kocası da memelerini bırakmış ve yeniden ellerini kalçalarına götürmüştü.

Sırtındaki Arap elleri de aşağıya inmişti. Dört el birden dolaşıyordu kıçının yuvarlaklarında…

-“Ohhhh, götüme sokacak…” diye fısıldadı kocasının kulağına…

Araplar (5), resim №4
Deli gibi öpüşmeye başladılar. Ağızları alabildiğine açıktı. Dudakları birbirine vantuz gibi yapışmış, dilleri birbirine dolanmıştı. Bu arada Arap da iyice sokulmuştu arkasına. Kocaman sikinin başını götüne dayadığında, tepeden tırnağa titredi. Kocasının dilini hırsla emmeye başladı.

Götü açılmış, içine girmeye çalışan Arap sikine hazır hale gelmişti. O kadar kaygandı ki, hiç zorlanmadan ve tek bir harekette sokuverdi Arap. Kocasının elleri, kalçalarıyla adamın karnı arasında sıkışıp kalmıştı. Titremeleri sarsılmaya dönüştü aynı anda. Kocasının ağzının içine inledi.

Yine beli geliyordu.

Yeni eller dolaşmaya başlamıştı üzerinde. Ağzını kocasından kurtarıp gözlerini açtı. Öteki Arap da yanlarına gelmişti şimdi. Koltuğun arkasında ayakta duruyordu. Siki çelik bir yay gibi kıvrık ve dimdikti. Zevkten buğulanmış gözlerini bu ağız sulandıran manzaradan alamıyordu. Dudaklarını yaladı.

İyice sokuldu Arap koltuğun baş tarafına. Artık o kocaman sik, yüzüne değiyordu. Ağzını açıp bekledi. Biraz daha sokuldu Arap ve sikinin başını dudaklarının arasına sokuverdi.

Yatağın üstünde onu siktikten sonra yıkanmamıştı. Birbirine karışmış bel ve am sularının tadı ağzını, kokusu burnunu doldurdu bir anda.

Şimdi üçüncü bir sik girmişti vücuduna. Ağzı da, amı da, götü de, sikle dolmuştu. Sonra üçü birden sikmeye başladılar onu.

Koltuğun arkasında ayakta duran Arap, iki eliyle omuzlarından kavramış, sikini ağzına sokup çıkarıyordu. Tıpkı gecenin erken saatlerinde, tuvaletlerin arkasındaki Arap gibi, bu da ağzından sikiyordu onu.

Arkadaşı da, götünü sikiyordu acımasızca. O koca Arap sikinin götünden en ucuna kadar çıktığını, sonra da yeniden dibine kadar girdiğini hissediyordu.

En altta kalan kocası ise gerçi pek hareket edemiyordu ama, kalçalarını, götüne girip çıkan sikin hareketlerine uydurarak ileri geri oynatıp, o yardımcı oluyordu kocasına…

Çılgın bir şeydi bu. Zevkten mahvolmuştu. Artık durmadan geliyordu beli. Zaman kavramını yitirmiş gibiydi.

Kocasıyla götünü siken Arap, neredeyse aynı anda fışkırtmaya başladılar. Karnının içi, iki deliğinden birden içine dolan bellerle, ateş kesilmişti adeta…

Sonra bir anda ağzı da bellerle, fışkırması bitmek bilmeyen Arap belleriyle doluverdi.
Sanki beyninde büyük bir patlama oldu o esnada…

Gözleri karardı. Kendinden geçti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir