Baldızımla Bitmeyen GeceGoogle Icon

İsmim Cem. 35 yaşındayım, evliyim ve İsviçre’de yaşıyorum. Malum bizim buralar kışın bol karlı ve soğuk geçiyor. İşte yine böyle sert geçen bir kış mevsiminde Avrupa’nın başka bir şehrinde yaşayan ve bizden 600 km uzaktaki akrabaların düğünü vardı. Akraba dediysem karımın akrabaları…

Çok uzak olduğundan ben gitme taraftarı değildim. Üstelik karım da hemşire olduğu için hasta kayınvalidemin yanında kalması gerekiyordu.

“Tek başıma gidemem hayatım. Kusura bakma ama, bir düğün için o kadar uzun yolu yalnız başıma çekemem.” dedim. Kayınvalidem hasta yatağından atıldı,

“Bizim aileden giden olmazsa akrabalar darılır, küser oğlum. Karın gidemiyor benim yüzümden, bari Mine’yi yanına al. Hem sen yalnız gitmemiş olursun, hem Mine de akrabalarımızı görür, hediyemizi verir.” dedi.

Baldızım Mine 26 yaşındaydı, başından kısa bir evlilik geçmiş, baba evine geri dönmüştü. Balık etli, iri memeli, harika bir kadındı. Hayallerimi süslerdi hep… Onunla beraber uzun yolculuk yapma fikri bana da cazip geldi aslında…

Karım da annesine katıldı, yanıma baldızımı alıp gitmem için ısrar etti. İstemez gibi gönülsüz davrandım fakat ısrarlarına dayanamadım 😉 Sonunda baldızımla birlikte arabama atlayıp yola çıktık.

Giderken yolda trafik normal seyrindeydi, hiç bir sorunla karşılaşmadık. Sohbet, muhabbet, gayet güzeldi. Düğün için hazırlanmış olan baldızın memelerini açıkta bırakan dekoltesi, frapan mini eteği, açılan uzun nefis bacaklarını dikizleme olayı derken o uzun yolun nasıl geçtiğini anlamadım bile…

Avrupa’da yaşayan Türk’lerin düğünlerinde gösteriş eksik olmaz. Düğün lüks bir mekandaydı. Canlı müzik, birbirinden güzel yemekler, tatlılar ve tabii ki su gibi içki vardı.

Düğünde baldızımla yedik, içtik, eğlendik ve bol bol dans ettik. Aramızdaki bütün samimiyete rağmen az da olsa süregelen resmi enişte ve baldız ilişkisi her kadehten sonra biraz daha kayboluyordu.

Baldızım sanki karımın eksikliğini gidermek ister gibiydi. Konuşup gülüşüyor, içimi titreten şuh kahkahalar atıyor, konuşurken farkında değilmiş gibi, elleri sürekli bir yerlerime dokunuyordu. İyice neşelenmişti. Yerinde duramıyor, slow müzikler çalarken sürekli elimden tutup beni dansa kaldırıyordu.

Dans ederken vücudunu bana yapıştırıyor, o kocaman memeleri aramızda eziliyordu. Tabii benim yarak da istem dışı sertleşiyordu. Kafalarımız bir milyon olmuş, seksi baldızımla dans ederken sanki ayakta ön sevişme yapıyor gibiydik.

Karıma bir hayli benzeyen baldızımın iç gıcıklayıcı danslarıyla kendimden geçiyordum ben de… Bitmesini hiç istemediğim güzel anlar yaşıyordum. Fakat gecenin ilerleyen saatlerinde düğün bitti. Biz de maalesef akrabaların bize hazırladığı evlerinde haremlik selamlık şeklinde, ayrı odalarda yatmak zorunda kaldık.

Ertesi gün kalkıp kahvaltı ikramından sonra tekrar yola çıktık. Zürih’e geri dönerken yarı yolda korkunç bir kar fırtınasına tutulduk. Radyodan otoyollar kapandı anonsu geçiyordu. Baldızla konuştum, ne yapalım diye. Baldız hiç duraksamadan,

“Enişte, yola devam edip otobanda mahsur kalacağımıza, gidip bir otelde kalalım. Pazar günü fırtına biter, biz de yola devam ederiz!” dedi.

Bu fikir benim de kafama yatmıştı. Karıma telefon açtım ve durumu anlattım. Fırtınanın telefon hatlarını da etkileyebileceğini, aradığında ulaşamazsa merak etmemesini söyledim.

Sonra da otel aramaya başladık. Ama yola çıkmış olan birçok kişi aynı şeyi düşünmüş olmalı ki, o civarda gezdiğimiz otellerde hiç boş oda bulamadık. Karamsar karamsar aranırken, ahşaptan küçük dağ bungalowlarından oluşan turistik bir tatil köyü bulduk. Boş olan son bungalowu da biz kiraladık.

Üşümüştük, hemen resepsiyondan anahtarı alıp kalacağımız bungalowa gittik. İçeri girdiğimizde ikimiz de şaşırdık. İki oda vardı. Bir odada çift kişilik bir yatak, karşısında yanan bir şömine. Bitişik oda ise bildiğimiz sauna gibi yapılmıştı, içi buhar dolu ve sıcaktı. Baldızım,

“Enişte bu ne ya? Aynı yatakta yatacağız galiba!” derken hafiften sırıtıyor gibiydi. Ben de,

“Kızım burayı bulduğumuza şükredelim! Ne var, bir kenarda sen yatarsın, diğer kenarda ben…” dedim.

Onun ne düşündüğünü tam olarak bilmiyordum. Fakat baldızımla aynı yatakta yatacak olmam beni müthiş heyecanlandırmıştı. Belki düğünde dans ederken olduğu gibi yine yaklaşabilir, temas edebilirdik birbirimize… Hatta belki de daha ileri de gidebilirdik, belli mi olur?

Çantalarımızı bıraktıktan sonra, baldıza,

“Ben saunaya giriyorum!” dedim. “Hazır bulmuşken fırsatı kaçırmayayım, biraz tadını çıkartayım, yorgunluğa da iyi gelir…”

Şömine yandığı için odanın içi sıcaktı zaten… Üzerimi çıkarıp elbisemi dolaba astım. Havluyu belime doladım, en son baksır külodumu da havlunun altından çıkarıp dolaba koydum. Elimden geldiğince spor salonunda çektiğim eziyetlerin ödülü olan gelişmiş kaslarımı gösteriyordum baldızıma…

Bu arada baldızım üstündeki mini etekle yatağa uzanmış, meraklı bakışlarla beni izliyordu. Hiç çekinmeden odanın ortasında yarı çıplak soyunuveren kaslı enişte ilgisini çekmiş olmalıydı mutlaka… Yattığı yerden sıyrılan mini eteğinin altından görünen beyaz küloduna bakmamaya çalışarak diğer odaya, sauna bölümüne girdim.

İçerideki buhar ve sıcaklık iyi gelmişti. Yatakta uzanmış olan 26 yaşındaki iri memeli baldızımı, mini eteğinin altındaki uzun ve güzel bacaklarını, beyaz külodunu düşündükçe içim bir tuhaf oluyordu. Yarağımın sertleştiğini hissettim. Vücudumu yıkarken kalkmış yarağımı da şampuanla sıvazlıyor, baldızımı doya doya siktiğim hayaller kuruyordum.

Birden saunanın kapısı aralandı. Baldızım içeri girdi. Buhardan dolayı net görememiştim ama sanırım baldızım çırılçıplaktı. Onun da gözü buhara alışınca yanıma geldi. Gerçekten doğru görmüşüm, anadan üryan karşımdaydı kız…

Karşı karşıya durduk öylece… Bakıştık. Birbirimizi aç gözlerle süzdük. İkimiz de çırılçıplak… Benim şampuanlı sikim taş gibi, mızrak gibi dikilmiş vaziyette… Yaklaştı iyice, etli dudaklarını öpercesine kulağıma yaklaştırdı. Kısık, erotizm yüklü, buğulu bir sesle,

“Benimle sevişmek istediğini biliyorum enişte!” dedi.

Başımı çevirip gözlerinin içine baktım. Kısılmış gözlerindeki şehvet dolu ifade, baygın bakışları her şeyi anlatıyordu.

“Evet, istiyorum, hem de çok! Ama tek sevişmek isteyen ben değilim galiba…” dedim.

“Doğru eniştem… Tek isteyen sen değilsin.” dedi.

Bunu duyar duymaz baldıza sarılıp dudaklarına yapıştım. Çılgınca öpüşüyorduk. İri memelerini yine bana yapıştırmıştı. Benim de kazık gibi sert yarağım onun göbeğine, bacaklarına ve amına değdikçe deli oluyordum. Öpüşürken aynı zamanda da elimi belinden aşağıya indirmiştim, götünün yanaklarını yoğuruyordum.

Ne kadar öpüştük bilmiyorum, baldız dudaklarını dudaklarımdan çekip,

“Hadi enişte, daha fazla vakit kaybetmeyelim, yıkanıp yatağa geçelim!” dedi.

Çabucak yıkanıp çıktık. Kurulanıp yatağa geçtiğimizde baldız hemen sırtüstü uzanarak bacaklarını ayırdı ve

“Hadi enişte, gel!” dedi.

Baldız bir an önce sikilmek istiyordu, anlıyordum onun ızdırabını… Eh, kolay değildi tabii… Başından çok kısa süren bir evlilik geçmişti. Tam yarağın tadını aldığında da boşanmışlardı.

Karımın anlattığına göre baldızım boşandığından bu yana kimseyle görüşmüyordu. Yani tahminim doğruysa baldız uzun zamandır kimseyle sikişmemişti.

“Acele etme baldız, tüm gece vaktimiz var!” dedim ve bacaklarının arasına geçtim.

Baldız hemen amına gireceğim diye beklerken, ben o beni çıldırtan iri memelerine yumuldum. Memelerini yoğurup sırayla değiştire değiştire emerken, yarağım bacaklarının iç kısımlarına değiyor, bu da baldızı iyice kudurtuyordu.

On dakika boyunca memelerini kızartana kadar yaladım, emdim, acıtmayacak şekilde ısırdım. Baldızın kıvranmalarına ve inlemelerine bakılırsa ilk orgazmını çoktan olmuştu bile… Sürekli,

“Hadi, gel!” diye inliyor, kollarımdan tutup beni üstüne çekmeye çalışıyordu.

Memelerinden sonra öpüp yalayarak göbeğine, oradan da amına indim. Kılsız, kaymak gibi pürüzsüz amı çoktan ıslanmıştı ve am dudakları orgazm sularıyla parlıyordu. Dilimi amının dudaklarına değdirdiğim an baldızın inlemesi inanılmazdı.

Dilimi amında biraz gezdirdikten sonra klitorisini dudaklarımın arasına alıp emmeye başladım. Baldız sara nöbeti geçiriyor gibi çırpınıyordu. Durmadım tabii, iki parmağımı vıcık gibi ıslanmış amına sokup amını parmaklarımla sikerken klitorisini emmeye devam ettim. Sonunda baldız ellerini saçlarıma geçirip asılarak,

“Yeter enişte! Durrr, bittim ben!” diye bağırınca klitorisini emmeyi ve amını parmaklamayı bıraktım.

Parmaklarımı amından çıkardığımda am suyuna bulanmış parmaklarım parlıyordu. Kafamı kaldırdığımda ise baldızın gözleri kaymıştı ve burnundan nefes alıyor, yaprak gibi titriyordu.

Bacak arasında dizlerimin üzerinde durdum ve baldızın kendine gelmesini bekledim. Baldızın titremesi geçip nefes alması tekrar düzene girince, ilk söylediği şey,

“Enişte… Neler yapıyorsun bana öyle, zevkten öldürecek misin beni?” oldu. Ben de gülümseyip,

“Baldız dur daha başlamadık bile! O boşandığın sümsük kocanla hiç ön sevişme yapmadınız mı?” dedim. Baldız suratıma aptalca bakarak,

“Ne diyorsun sen enişte, ne ön sevişmesinden bahsediyorsun? Üç aylık evliliğimde bir kere olsun orgazm oldum mu ki? Neden boşandım sanıyorsun sen?” dedi.

Boşanma sebebini bilmiyordum tabii, ama şimdi seksten kaynaklandığını öğrenince gerçekten üzülmüştüm talihsiz baldızımın durumuna…

Hemen yanına uzanıp dudaklarına şefkatle yumuldum, bu sefer öncekine nispeten daha sakince öpüşüyorduk. Memelerini de nazikçe okşuyordum. Baldız da göğsümdeki kıllarla oynayarak elini yavaş yavaş yarağıma doğru indiriyordu.

Eli sonunda yarağıma geldiğinde gövdesinden nazikçe kavradı. Sanki eli yarağımı keşfetmeye çalışıyormuş gibi bir iki sefer kökünden başına kadar indi çıktı. Az sonra ince uzun parmakları taşaklarımla buluştu. Bir süre de taşaklarımla oynayıp tekrar yarağımı aldı eline… Baldız yarağımla oynarken, dudaklarımı dudaklarından çekip,

“Sen de benimkini yalamak ister misin aşkım?” diye sordum. Baldız bunu dememi bekliyormuş,

“İstemez miyim aşkım, hiç sormayacaksın sandım!” diye muzipçe gülümseyerek aşağı kaydı.

Önce yarağımı inceleyerek başına öpücükler kondurdu. Sonra da yalayıp başını ağzına aldı. Hepsini alıp alamayacağını dener gibi her ağzına sokup çıkardığında biraz daha fazlasını alıyordu ağzına…

Baldızın daha önce hiç sakso çekmediğini anlamıştım. Çok acemiceydi. Utandırmamak için hiç karışmıyordum, sakso konusunda insiyatifi ona bırakmıştım. Ama elim boş durmuyordu, baldızın göt yanaklarını okşuyordum sürekli…

“Amını ver ağzıma baldız!” deyip bacaklarından tutup baldızı üzerime çektim, 69 pozisyonuna getirdim. Artık baldız yarağımı emerken ben de amını yalıyordum.

Tabii amını yalarken de götünün yanaklarını okşuyor, arada sırada bir parmağımın ucuyla göt deliğine hafifçe yoklama çekiyordum. Parmağım göt deliğine dokunduğunda baldız amını ağzıma bastırıyor ve yarağımı daha bir iştahla yalıyordu.

Parmağımı ikinci boğumuna kadar göt deliğine soktuğumda baldızın amının sularını ağzımda hissetmemle ben de baldızın ağzına patladım. Galiba daha önce ağzına kimse boşalmadığı için baldız neye uğradığını şaşırmıştı. Öğürerek yarağımı ağzından çıkardığı gibi ağzındaki döllerimi yarağıma ve taşaklarıma tükürdü.

Baldızın öğürmeleri geçene kadar bekledim. Sonra baldızı üzerimden indirip havluyu istedim. Baldız uzanıp havluyu verdiğinde bana kötü kötü bakıyordu. Ben yarağımı ve taşaklarımı havluyla silerken,

“Niye boşalacağını haber vermedin?” diye hesap sordu bana…

“Ne bileyim, döl yutmayı seviyorsundur diye düşünmüştüm!” dedim. Baldız ters ters bakarak,

“Daha önce hiç yarak yaladım mı ki?” dedi. Baldızın elini tutup,

“Özür dilerim aşkım, bir dahaki sefere haber veririm! Hadi şimdi gel güzelce yıkanalım, sonra asıl sevişmemize başlayalım!” dedim.

Birlikte güzelce yıkanıp tekrar yatağa geldik. Benim yarak daha yıkanırken tekrar kalkmıştı. Baldız yine sırtüstü yatıp bacaklarını ayırdı, hemen amına girmem için… Ama ben girmedim, baldızın yanına sırtüstü yatıp, elimle yarağımı kaldırdım,

“Sen üste çık aşkım!” dedim.

Baldız şaşırmıştı, galiba kısa süren evliliğinde tek sikiştiği pozisyon misyoner pozisyonuydu. Hemen üstüme çıkıp yarağımı amının girişine denk getirdi,

“Ohhhhh!” diye inleyerek yarağıma oturdu. İnleye inleye, biraz da zorlanarak sonunda köküne kadar aldı.

Uzun zamandır yarak görmeyen amına giren yarağımın tadına varmak için bir süre hareketsiz bekledi. Sonra gözlerime utangaç gülümsemelerle bakarak ufaktan salınmaya, hafif hafif ileri geri, yukarı aşağı yapmaya başladı. Ben yarağımı oynatmadan yatıyordum altında, sadece memelerini okşuyordum.

Baldız bir süre yavaş hareketlerle amındaki yarağın tadını çıkardıktan sonra hızlanmaya başladı. Öne eğilip dudaklarını dudaklarıma, memelerini de vücuduma yapıştırdı. Gittikçe hızlanarak kaldırıp indiriyordu belini. Ben baldızı değil, baldızın amı yarağımı sikiyordu.

Az sonra da çılgınlar gibi hızlandı ve inleye inleye, kasıla kasıla orgazm oldu. Baldız orgazm olurken amı sanki yarağımı sağıyor gibiydi. Kasılmaları sona erdi, birden üstümde tamamen hareketsiz kaldı. Yine burnundan nefes alıyordu.

Bir süre kendine gelmesini bekledim. Kendine gelip dudaklarıma teşekkür öpücükleri kondururken, ben yarağımı amından çıkarmadan dönüp baldızı altıma aldım. Ve bacaklarını omzuma alarak sikmeye başladım.

Baldız altımda iki büklüm olmuş, amına her köklediğimde çığlık atıyordu. Sikerken memelerini de yoğuruyordum. Çok geçmeden baldız bir kez daha orgazm oldu, ama ben sikmeye devam ediyordum. Baldız,

“Yeterrrr! Durrrr!” diye bağırarak altımdan kurtulmak için debelenmeye başlayınca durdum, içinde hareketsiz bekledim.

Baldız sakinleşince bacaklarını omzumdan indirip amından çıktım. Yanına uzanıp dudaklarını öpmeye başladım. Öpüşürken baldızın eli yarağıma gitti, kontrol edercesine yokladı. Yarağımın halen taş gibi sert olduğunu hissedince öpüşmeyi bırakıp,

“Enişte hiç inmez mi bu?” diye sordu. Ben de gülümseyip,

“İner aşkım iner de, önce senin o götünün tadına bakmak istiyor!” dedim. Baldız ters ters bakıp,

“Aklına bile getirme enişte, hayatta girmez oraya… Hem daha önce hiç yapmadım ordan!” dedi. Ben yine gülümseyerek,

“Girer aşkım, merak etme sen, ben sokarım. Ablan da ilk seferinde girmez, alamam, çok acır falan diyordu, şimdi her sikiştiğimizde götten de yemeden duramıyor!” dedim.

Aslında götten sikilmeyi çok merak ettiğini, fakat çok acıyacağından korktuğunu itiraf edince, baldızı ikna etmem zor olmadı. Baldızı yüzüstü yatırdım, ensesinden öperek, sırtına, beline, oradan da götüne indim.

Götünün yanaklarını ayırıp göt deliğini yalamaya başladığımda baldız inlemeye başladı. Hele ki dilimi göt deliğinin içine sokup çıkardığımda baldız zevkten çıldırıyordu.

Bir süre göt deliğini yalayıp dilleyerek baldıza götten sikilirken alacağı zevkin haberini, avansını verdim. Gidip hamamdan kremli şampuanı alıp geldim. Baldızı yatağın üstünde dört ayak pozisyonuna getirdim. Yarağımın başına ve baldızın göt deliğini güzelce şampuan sürdüm.

“Kendini kasma aşkım, ilk başta biraz acıyacak, fakat alışınca müthiş zevk alacaksın!” diye telkin ederek arkasına yanaştım. Yarağımın başını dayayıp hafif hafif yüklenmeye başladım. Biraz yüklenip geri çekiyordum. Her seferinde baldız,

“Uff, acıyor!” diyordu, ama o kadar acı olacaktı tabii, sonuçta ilk defa götten sikilecekti. Böyle böyle birkaç seferden sonra baldızın canını çok yakmadan yarağımın kafasını sokmayı başarmıştım.

“En zor kısmı girdi aşkım, artık gerisi kolay!” diyerek epey bir sabırla köküne kadar sokmuştum. Baldız hala,

“Acıyorrrr!” diye inliyordu.

“Hepsi bu kadardı aşkım, bak alamam diyordun ama köküne kadar aldın işte!” deyip içinde biraz hareketsiz bekledim. Sonra hafif hafif gidip gelmelere başladım.

Yarağımın çok azını çekip geri sokuyor, alıştıra alıştıra, acele etmeden sikiyordum baldızın götünü… Bir süre sonra baldızın götü sikilmeye alışmıştı. Ben de artık ufaktan hızlanmaya başladım. Tempoyu gittikçe artırıyordum. Bir elimi de alttan amına atmıştım, klitorisini okşuyordum.

Baldızın acı dolu inlemeleri zevk çığlıklarına dönüşüp orgazm olunca, artık ben de kendimi tutmayı bırakıp böğürerek götünün içine boşaldım. İkimiz de burunlarımızdan nefes alıyorduk.

“Aşkım çıkma içimden!” deyince, götünden çıkmadan yana devrilip 66 pozisyonunda kendimize gelene kadar yattık.

Sonra kalkıp temizlenmek için hamama girdik. Baldız götten sikilmeyi çok sevmişti, yarağımı yıkadıktan sonra ağzına alıp sertleştirdi ve bir kez de hamamda götten siktirdi.

Hamamdan çıkıp yatağa geçtiğimizde, ben artık yatıp uyuruz diye düşünürken, baldız beni sabaha kadar uyutmadı. Yarağımı kaldırdıkça sikiştik.

Ertesi gün öğleden sonra uyanınca ikimiz de açlıktan geberiyorduk. Resepsiyonu arayıp yiyecek bir şeyler sipariş verdim. Yemekleri anca yarım saate hazırlayıp getirebileceklerini söylediler. O yarım saati biz tabii sikişerek değerlendirdik.

Yemekler gelip te karnımızı doyurduktan sonra kaldığımız yerden sikişmeye devam ettik. Akşama doğru otobanların açıldığı haberi ikimizi de üzmüştü. İstemeye istemeye yola çıktık.

Birkaç ay sonra baldızı kayınvalidemin bulduğu saftirik bir herifle evlendirdiler. Ama baldız ne yapıp ediyor, haftada bir iki kez gelip kendini bana siktirip gidiyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir