Benim Masum Baldızım
Özel bir hastanede doktor olduğum için giyimime, temizliğime, saçıma, tıraşıma her zaman dikkat ederim. Karım ile iki yıl önce evlendik. Karım 27 yaşında.
Karımın ablası, yani baldızım Çağla ise 30 yaşında, ince yapılı, beyaz tenli, mavi gözlü, kumral saçlı, gayet güzel bir kadındır. Çocuk doğurmuş olmasına rağmen vücudu genç kız gibidir.
Kocası ile aralarının pek de iyi olmadığını anlamak zor değil, çünkü devamlı kocasını çekiştirir. Zaten bacanağım işe yaramaz adamın tekidir.
Bundan bir yıl kadar önce, baldızım bir gün çalıştığım hastaneye gelmişti. Muayene ettim, sonra da öğlen beraber yemek yedik. Sohbet etmeyi seviyorduk. Yemek sırasında da çeşitli konulardan konuştuk.
O sohbet sırasında baldız, zaman zaman aklına gelen boşanma fikrinden bahsetti. Çocuk yüzünden kararsız kaldığını söylüyordu. Ben bu konuda olumlu ya da olumsuz hiç yorum yapmadım. Sorunlarını kendisi çözmeli diye düşünüyordum.
Zaman içerisinde baldızımın hastaneye gelip gitmeleri sıklaştı. Öyle ciddi bir rahatsızlığı da yoktu, ama ihtiyacı oldukça geliyor, farklı branşlardaki doktor arkadaşlarıma muayene oluyordu. Geldiğinde öğlenleri beraber yemek yerken sohbet ediyorduk.
Varlıklı büyüdükleri için karım da baldızım da zaten biraz havalı kadınlardı. Baldızımın dışarıdan oldukça mesafeli görünen bir yapısı vardı. Fakat dışarıya karşı bunca soğuk ve erişilmez görüntüsüne rağmen, benimle sıcak iletişim kuruyor, kahkaha atıyor, şakalaşıyordu. Onu aileden birisi olarak görüyordum ve benimle olan muhabbetine o gözle bakıyordum.
Kayınvalidemin evinde ailecek görüştüğümüz zamanlarda baldız evde rahat tavırlar sergiliyordu. İçine sütyen giymediği apaçık belli olan incecik bluzlarının altından göğüs uçları belli oluyordu. Hele biraz serin olsun, biraz koyu bir sohbete girelim, her an kumaşı yırtacak gibi irileşiyordu o meme uçları…
Elbette bir erkek olarak sürekli gözüm göğüs dekoltesine, giydiği bluzun, tişörtün kumaşını geren sivri meme uçlarına takılıyordu ama evde kimse -bana göre- bu düpedüz teşhirciliğin üstünde durmuyordu. Ne ailesi, ne de karım…
Genelde mini ve şık giysiler tercih ediyordu. Kalkarken, otururken eteğinin sıyrılmasından, külotlarının görünmesinden de pek rahatsız olmuyordu. Bu durum bana biraz abartılı geliyordu, fakat beni ilgilendirmeyen şeylere yorum yapmıyordum. Güzele bakmak sevap demişler, ben de sergilediği güzellikleri izlemekle yetiniyordum.
Benim Masum Baldızım, resim №2
Baldızım ve bacanağım yüzük takmayı çok sevmiyorlardı. Hastaneye geldiğinde parmaklarını yüzüksüz gören birkaç doktor arkadaşım baldızımın bekar olup olmadığını sormuştu. Diyorum ya hoş kadındı, evli bekar demeden erkeklerin ilgisini çekiyordu. Bu durumu kendisine söylediğimde,
“Yahu ben genç kız mıyım, neden soruyorlar?” dedi ama gördüğü ilgi hoşuna gitmişti. Güldüm,
“Sen ne diyorsun Çağla? Manken gibi kadınsın, genç kızlara taş çıkartırsın sen…” dedim. Gözlerini gözlerime dikerek teşekkür ettiğinde içimde bir şeyler uyanmadı değil doğrusu…
Hastaneye geliş gidişleri sıklaştıkça baldızla samimiyetimiz de iyice artmıştı. Sanki sadece benimle konuşmak için geliyor gibiydi. Hastaneye gelmediği zamanlarda ise sürekli bana mesaj atmaya, halimi hatırımı sormaya başlamıştı. Ben de her zaman aynı mesafe ile karşılık veriyordum.
Evliliğimizin başından beri karım ayda bir iki kez iş seyahati için şehir dışına gidip birkaç gün içinde geri geliyordu. Baldızımla samimiyetimiz arttıkça karımın evde bulunmadığı zamanlarda evime gelmeye başladı.
“Sen doktor adamsın, böyle şeylerle uğraşacak vaktin yok. Kardeşim yokken sana bakmam lazım…” diyordu.
Akşamları iş çıkış saatinde kendi evine gitmeden önce bizim eve gelip bana yemek yapıyor, etrafa bir çeki düzen veriyordu. Hatta bazen beraber yemek yiyorduk, evine öyle geçiyordu. Kocasının bu duruma bakış açısını bilmiyordum, ama merak da etmiyordum.
Karımın iş gezisinde olduğu bazı hafta sonları baldız çocuğu ile kocasını kayınvalidesinin evine gönderip bana geliyordu. Beraber film izliyor, kahve içiyor, sohbet ediyorduk. Akşam olunca evine gidiyordu.
Baldız sutyen takmayı sevmediği için benim evime geldiğinde de askılı tişörtün altında sutyen olmadan geziniyordu. Bazen beraber şarap içiyorduk. İçtikçe keyifleniyor ve daha da rahat davranıyor, frikikler veriyordu. Ben yine bu duruma tepkisiz kalıyordum.
Bu böyle aylarca devam etti. Karımla arası iyiydi ama özel konuları iki kız kardeş olarak çok da paylaşmıyorlardı. Mesela karım özel hayat konusunda ketum olduğu için ablası da olsa kimseye hiçbir şey sormaz, özel olan şeyleri de hiç konuşmazdı. Baldızım yine bende olduğu bir cumartesi biraz da şarap içtikten sonra,
“Sizin aranız nasıl?” diye sordu. Beni ve karımı kastediyordu. Ben sadece,
“İyi, ne olsun, normal karı koca ilişkisi işte..!” dedim. Baldız cevabımdan tatmin olmadı, ama kendisi anlatmaya başladı,
“Ben kocamla mutlu değilim doktor…” dedi.
“Bunu zaten biliyorum canım… Mutlu olsan bu saatte burada benimle ne işin olurdu?” dedim ama yüzüme bakıp,
“Cinsel olarak da mutlu değilim!” diye eklemesini beklemiyordum.
“Üniversite ne güzeldi!” dedi, kocasıyla üniversite biter bitmez tanışıp evlendiklerini biliyordum.
“Gezmek eğlenmek istiyorsan iki üç ayda bir tatil ayarlayın, kocanla gidip gezin baldız… Eğlenceli bir hayat için üniversite öğrencisi olmaya gerek yok!” dedim.
“Ben onu demiyorum ki! Üniversitedeyken gittiğim her yerde ilgi görürdüm. Numaramı isteyen erkekler olurdu, hayatım daha heyecanlıydı… Bugün eve kapanmış mutsuz bir ev kadınıyım sadece…” diye devam etti. Ben de,
“Hala ilgi görüyorsun baldız. Hastanede seni soran doktor arkadaşlardan bahsetmiştim!” dedim.
“Kim ne yapsın beni, ben genç kız mıyım?”
Bunu daha önce de söylemişti ve ben şaşırmıştım. Gayet güzel ve alımlı bir kadındı, vücudu da genç kız gibiydi. Bunu ona söyleyince,
“Gerçekten mi söylüyorsun, yoksa nezaket mi gösteriyorsun?” dedi ve birden ayağa kalktı, belinin eskiden daha ince olduğunu filan söyledi. Bir yandan da belini gösteriyordu.
İçinde sutyen olmadığı için parmak gibi kabarık göğüs uçları yine ortadaydı. Belinin zaten ince olduğunu söyledim. Göğüslerinin de eskisi gibi olmadığından yakındı. Ben de,
“Daha nasıl olsunlar istiyorsun? Göğüslerin mükemmel, taş gibi… Baksana, sütyen olmadığı halde nasıl dimdik duruyorlar…” dedim ama bu konuşma da biraz tuhaf olmuştu. Ve de gittikçe tuhaflaşıyordu.
Kararsızlığımı yüzümden görmüş olacak ki,
“Göğüslerim iyi mi diyorsun yani?” diye sordu. Üstelemesi övgü beklediğini gösteriyordu. Ben de,
“Belin de ince, vücudun da hoş, göğüslerin de gayet iyi bence! Sen mükemmel bir vücuda sahip, harika seksi bir kadınsın.”
“Ya bacaklarım?”
“Bacakların da iyi… Bence bunları bana sorman bile abes… Sen gayet güzel bir kadınsın. Yirmili yaşlarda görünüyorsun!” Hoşuna gitmişti,
“Kız kardeşim seninle evli olduğu için çok şanslı!” diyerek beni övdü. Ben teşekkür ettim, ama baldız devam etti,
“Hem kibar, hem yakışıklı, hem de akıllı adamsın enişte… Bir de bendeki kocaya bak!” dedi. Kocasından gıcık aldığı belliydi. Ben de,
“Zamanla diyaloğunuz, ilişkiniz düzelir belki! Zamana bırak bazı şeyleri…” dedim.
“Hiç sanmam, öküzün teki herif… Biliyor musun ne istiyorum. Evli olmasam, bekar olsam keşke! Şöyle senin gibi hoş bir sevgilim olurdu belki benim de…!” dedi. Ben yine teşekkür ettim.
Üniversitedeyken görüşüp seviştiği eski sevgilisinin birkaç gün önce kendisini aradığını söyledi. Şok oldum. Gerçi aralarında olmaması gereken bir şey geçmemiş, ama yine de onun gibi ciddi, ağırbaşlı bir kadından bunu beklemiyordum.
Evliliği ile ilgili olarak niyeti bozmak üzere olduğu belliydi. Görüşseler, eski sevgilisinin kendisini eskisi gibi güzel bulmayacağını düşündüğünü söyledi.
“Vücudumun önceki halini o bilir en iyi!” dedi.
Yine şaşırmıştım. Çünkü baldız üniversite biter bitmez, 23 yaşında evlenmiş olduğu için evlilik öncesinde pek de bir şey yaşamamış olduğunu düşünüyordum. Bunu dile getirdim.
“Okulda sevgiliydiniz zaten, okul bitince de evlendiniz. Başka biri olmamıştır hayatında…” Baldız hafifçe gülümsedi ve
“Ne diyebilirim ki… O yıllarda epey hızlıydım. Kocam da bunu bilerek evlendi benimle…” Çapkın bir gülümsemeyle gözlerini üzerimde gezdirdi sonra,
“Eğer o yıllarımda seni tanısaydım asla kaçırmazdım!” dedi. Kadınların ilgisine alışık olduğum için bu tarz konuşmaları iyi biliyordum ve sanırım ok yaydan çıkmıştı. Ben sessiz kalınca geldi ve iki bacağını iki yana açarak kucağıma oturdu.
Ne yapmam gerektiğini bilemiyordum, çünkü kucağımdaki kadın benim baldızımdı. Diğer taraftan gittikçe sıcaklığı artan sohbetimizden sonra gelip mini eteğini sıyırarak kucağıma oturması ilgimi uyandırmıştı.
Daha önce onunla vakit geçirirken hiç hissetmediğim bir heyecan hissettim. Boynumu kokluyor, ellerini vücudumda gezdiriyor, dudakları dudaklarımın üzerinde, nefesimi içine çekiyordu. Seks açlığı çeken, isterik bir kadın vardı kucağımda…
Acele etmemeye çalışıyordu, fakat bir yandan da kendisini tutamıyor gibiydi. Bense sakince olacakları bekliyordum. Ben pek karşılık vermediğim için daha da hırslanıyor gibiydi. Üzerindeki tişörtü bir anda çıkarttı ve göğüslerini serbest bırakıverdi.
O güne kadar ince kumaşların altında sütyensiz diri memelerini çok görmüştüm elbette… Az çok nasıl bir sertliğe ve büyüklüğe sahip olduklarını biliyordum. Ancak o anda kucağıma oturmuş, sertleşen sikimin üzerinde kasıklarını hissederken çıplak memelerini burnumun dibinde görmek… Yine her zamanki gibi kabarmış meme uçlarıyla harika görünüyorlardı.
Artık kendimi tutamadım ve onları koklamaya, sırtını okşarken göğüs uçlarını öpmeye başladım. Mini kot eteği çok büyük olmayan götünün üzerine kadar sıyrılmıştı. Zaten güzel olan el ve ayaklarındaki bordo ojeleri ile mükemmel görünüyordu. Bordo G-Stringi de beyaz götünü daha da çekici gösteriyordu.
Hep kullandığı parfümü ile teninin kokusu beraberce beni çıldırtmıştı. Bacakları ince, kaymak gibi pürüzsüz ve beyazdı. O şekilde kucağımda uzun süre öpüştük ve birbirimize dokunduk. Sonra ayağa kalktı ve eteğini çıkarttı. Artık üzerinde sadece külodu vardı.
Bir yandan boynumu öpüyor, bir yandan kemerimi çözüyordu. Beni soydu ve çoktan sertleşmiş sikimi eline aldı, sonra istekli, şaşkın ve beğenmiş gözlerle elindeki sikime bakıp,
“Offf… Enişte… Kalın bu, çok kalın!” dedi, sanki daha da heyecanlanmıştı. Bu zamana kadar kaç kişiyle sevgili olduğunu merak ettim ve sordum. Düşündü,
“Üniversiteye ilk gittiğim sene üç erkek arkadaşım oldu, hatta sonra onların birbiriyle yakın arkadaş olduklarını fark ettim! Onlardan sonra dört kişiyle birlikte oldum ama sevgili gibi değildi!” dedi.
Üniversite bitene kadar iki ayrı sevgilisi daha olmuş. Üniversite bitince de şimdiki kocasıyla evlenmiş. Sikimi kastederek,
“Bu şey hepsinden daha kalın! Tanıdığım, altına yattığım bütün erkeklerden…” dedi. Bir yandan sikimi ağzına alıyor, arada durup anlatıyor sonra devam ediyordu.
Baldızımla böyle bir duruma gelmemize çok şaşırmıştım, inanamıyordum. Onun çok daha masum olduğunu sanıyordum. Hatta şöyle söyleyeyim, her zaman baldızımın karımdan daha masum olduğunu düşünmüştüm.
Çağla, her gece yatakta evire çevire siktiğim, sekste ustalaşmış, sikimi her deliğine almakta çok becerikli olan karımın yanında pek masum, pek hanım hanımcık görünürdü gözüme…
Onun için anlattıklarına inanamadım. Saçlarından tutup gırtlağına daha sert girişler yapmaya başladım. Çıtkırıldım tarzından beklenmeyecek kadar dirençli şekilde saksoya devam etti, gözünden yaş geliyor, salyaları akıyor ama devam ediyordu.
O şekilde bir süre gırtlağını siktim. Bir yandan da göğüslerini okşuyor ve sıkıştırıyordum. Lastik top gibi dipdiriydi memeleri… Parmaklarımın arasında iki irice top gibiydi, zorlukla kavrayabiliyordum. Zevkten inleyip duran baldızıma,
“Bir yerlerin kızarırsa sorun olmaz mı bebeğim? Kocan morlukları görürse?” diye sordum.
“Hiçbir yerimi göstermem ben ona! Bırak şu erkek müsveddesini, beni hak etmiyor o…” diyerek kocasını tekrar aşağıladı.
Bu beni daha da sert davranmaya itti. Arada götünün yanaklarını tokatlıyordum. Bembeyaz götünün pembe-kırmızı renk almaları beni daha da tahrik ediyordu. Ne yaparsam yapayım itirazsız bir şekilde kabul ediyor, her yaptığımdan zevk alıyordu. Meme uçlarını sıkıştırınca canının çok yandığı yüzünden belli oluyordu, ama hiç itiraz etmiyordu.
Birkaç dakika içerisinde makyajı akmış, ağzı yüzü salya içinde kalmış, memeleri ve götünün yanakları kıpkırmızı olmuş, bacaklarında ise parmaklarımın izi görünüyordu. Benim sert sevişmeyi sevdiğimi anlamıştı.
Bir süre sonra baldızı kucağımdan indirip koltuğa oturttum ve ayağa kalkıp sikimi yeniden ağzına verdim. Ellerini arkada, bel hizasında tutmasını ve sikimi ben söyleyene kadar ağzından çıkarmamasını söyledim.
Gırtlağına kadar sokuyordum, arada öğürüyor ama devam ediyordu. Sikim ve taşaklarım salya tükürük içinde kalmıştı. Ben tamam diyene kadar devam etti. Her zaman geç boşaldığım için uzun uzun gırtlağını siktim, boşalmak gibi bir niyetim yoktu.
Sikimi ağzından çekip oturdum ve baldızı kucağıma aldım. Baldız külodunu yana çekerek sikimi amına aldı, dudaklarını ısırarak yavaş yavaş oturdu. Çok uzun zamandır sikişmemiş gibi hevesle kendini bana siktiriyordu.
Baldız içindeki sikin verdiği zevkle inlerken ben de boynunu yalıyor, teninin kokusunu ve tadını alıyordum. Kadınların en kolay orgazma ulaştığı pozisyon olduğu için o şekilde uzunca bir süre devam ettim ve zirveye ulaşmasını bekledim.
Yükselmeye başlayan inleme sesleriyle sarsılması sona yaklaştığını gösteriyordu ve titreyerek orgazm oldu. Mutlu, yorgun, hayran gözlerle bana bakıyordu.
Altıma geçmesini söyledim. Yeni orgazm olduğu halde ikiletmeden sırt üstü yatıp bacaklarını ayırdı. Islak kadınlığı harika görünüyordu. Elimi uzatıp zevk suyuna batırdım, dudaklarımın arasına alıp parmağımdan tadına baktım. Gözleri parlıyordu,
“Hadi…” dedi sabırsızca…
“Ne?” dedim gülerek… “Daha yeni boşaldın azgın kadın…. Bu ne heves?”
“Sikinin tadına bakmak istiyorum. Hadi, gir içime… O kalın sikini içimde istiyorum.”
Bacaklarının arasına yerleşip sikimi gövdesinden tuttum, kabarmış klitorisine sürttüm boylu boyunca…
“Ohhh… Çok güzel…” diyerek inledi, kol kaslarımı okşayan ince uzun parmakları kasıldı, uzun tırnaklarının kollarıma battığını hissettim.
“Şşş… Yavaş gel bebeğim… Her yerimde tırnak izlerin olmasın, dikkat et baldız… Kız kardeşine anlatamam sonra…” diyerek ikaz ettim.
“Mmm… Tamam… Ama ne yapayım, çok zevk alıyorum şu anda… Hadisene, içime sok şunu… Sik beni…”
Bir süre bacakları omzumda baldızı siktim. Bacakları ve ayakları inanılmaz seksiydi. Altımda inleyerek kıvranmaları beni çok tahrik ediyordu. Ama bitişi başka pozisyonda yapmaya niyetliydim, domalmasını söyledim. Arkasına geçip amına kökledim.
Bir elimle bileğini belinin üzerinde tuttum, diğer elimle de götünün yanaklarını tokatlayarak amını sikmeye başladım. Göt yanaklarının birkaç gün içerisinde moraracağı belliydi. Canı da yanıyordu, ama bu onu daha da tahrik ediyor gibiydi…
15 – 20 dakika da bu pozisyonda siktim. Baldızı iki kez daha orgazm etmiştim. Ben de bitmeye yakın hırıltılar içerisinde son sert darbelerimi vurdum ve içerisine boşaldım. Öyle çok boşalıyordum ki, uzun zamandır öyle bir şey yaşamamıştım.
Hem bedenim hem ruhum rahatlamıştı. Birkaç dakika öylece içinde kaldıktan sonra inmek üzere olan sikimi amından çıkardım. Baldızın önüne geçtim. Sperm ve amının sularına bulanmış sikimi ağzına verdim, yalayarak temizlemesini istedim. Yalıyor ve emiyordu…
Elimi amına attığımda döllerimin dışarı doğru aktığını hissettim. Ama yıkamaya gitmesine izin vermedim.
“Kocanın yanına böyle gideceksin.” dedim. “Amcığının içinde döllerimle… Bacanağın yanındayken spermlerimin bacaklarından aşağı süzülmesini istiyorum.”
O şekilde giyindi. Sonra banyoya geçtik, ben sikimi yıkadım, baldız da elini yüzünü yıkadı, saçına başına düzen verdi.
Gitmesi gerekiyordu. Koridorda bana sarıldı, öptü, gözlerimin içine baktı ve
“Bunu daha önce niye yapmadık ki? Ama merak etme, bundan sonra sık sık yaparız!” deyip mutlu şekilde evine gitti.
Bense halen baldızımla yaşadıklarıma şaşırıyordum, fakat devamının gelecek olmasına da çok seviniyordum 🙂
Varmi. Ankarada. Balkutusunu. Yalatacak. Olgun seven. Turbanli evli. Bayanlarrr 5469677920 hadi. Askim. Ozel. Acik