Gurursuz Pezevenk
Evliliğinde on yılını geride bırakmış, sekiz yaşında evlat sahibi bir erkeğim… Egenin bir ilçesinde belediyede memur olarak çalışıyorum. Görev yerim zaman zaman değişip o bölümden bu bölüme geçse de, işim genel olarak bir masada oturmak diyebilirim.
Genel olarak son derece sıkıcı, rutinlere boğulmuş bir hayatım var. Dış görünüşümün de beni gören birinin ne kadar sıkıcı bir hayatım olduğunu hemen anlayacak şekilde sıradan, zevksiz ve renksiz olduğunu söyleyebilirim.
Böyle olduğunun gayet farkındayım, ama nasıl düzeltebileceğim konusunda da hiçbir fikrim yok.
Ve tüm bunların üstüne karım beni büyük ihtimalle aldatıyor. İnsan elinde böyle bir şeyi ispatlayacak somut bir kanıt olmasa bile güçlü bir şekilde hisseder.
Ben de karımın bana karşı tutumundan ve değişen alışkanlıklarından dolayı bunu hissediyordum.
Büyük ihtimalle oğlumuzun ilkokul öğretmeniyle, onunla değilse de bir şekilde okulla ilgili biriyle aldatıyordu beni… Oğlumuzun sınıf annesi olduktan sonra varsa yoksa sınıfla ve sınıfın dertleriyle ilgilenmeye başlamıştı. Uzun saatler evden uzakta olmasının, evde olduğu zamanlarda da sürekli elindeki telefonla ilgilenmesinin başka bir açıklaması olamazdı.
Bunun farkındaydım, ama ne yapabileceğim hakkında hiç bir fikrim yoktu. O yüzden de bir süredir moralim çok bozuktu. Bir de, arabadaki yol arkadaşım Avni vardı. Avni birkaç ay önce piyangodan çıkmıştı diyebilirim.
Avni de belediyede memur olarak işe başlamıştı. Bir süre işe kendi imkanlarıyla gidip gelmeye çalışmış, ama işe sürekli geç kalmaya başlayınca müdür bey çözüm olarak onu benim arabama yamamayı bulmuştu.
Ben işe kendi hususi arabamla gidip geliyordum. Arabam yirmi yıllık, eski püskü bir şeydi, ama ayağımı yerden kesiyordu. Müdür bey nasıl olsa yolumun üstü olduğunu, arabama bir de Avni’yi almamda bir sorun olmayacağını söylemişti bana. Ben de onaylamıştım. Avni’yle yol arkadaşlığımız böyle başlamıştı.
Aksi gibi, koca belediyede benden daha silik, daha renksiz bir kişi varsa o da Avni’ydi. Hani hoş sohbet, esprili, ne bileyim, sosyal gücü yüksek biri falan olsa neyse de, o da yaşadığı sıkıcı hayatın ta kendisi olup çıkmış, can sıkıcı adamın tekiydi. Az konuşan, konuştuğunda da ilgi çekici bir şey söylemeyi başaramayan biriydi.
Ayrıca, ona baktığımda (Ben de dışarıdan herhalde böyle görünüyorum) diye düşünmekten kendimi alamadığım için biraz da sinirlerimi bozuyordu.
Arabada birlikte gidip gelirken Avni’yle pek konuşmazdık. Selamlaşır, bir iki kalıplaşmış laf eder, sonra sus pus giderdik işte. Bunun üzerine bir de karımın beni aldattığına dair şüphelerim başlayıp da benim moral iyice çökünce, arabada neredeyse hiç konuşmaz olmuştuk.
Biraz garip bir durum olduğunu biliyordum. Sonuçta bu adamla kaç aydır hafta içi her gün aynı arabada yolculuk ediyorduk, ama birbirimizle doğru düzgün konuşmuyorduk. Ama bir de bunu dert edecek değildim. Bir sabah yine benim arabayla mesaiye giderken, Avni bana,
– “Dostum, bu aralar pek bir asık suratlısın. Ağzını bıçak açmıyor. Bilmeden bir kabahatim mi oldu, kalbini mi kırdım?” dedi. Avni’den hiç beklemediğim bir soruydu bu… Ama artık nasıl somurtuyorsam, o bile rahatsızlık hissetmişti.
– “Yok Avni, seninle alakalı bir mesele değil. Aile meseleleri!” dedim.
– “Ha, aile önemlidir tabii…” diye lafa başladı. Sonra her ailede bazen sorunlar olduğunu, önemli olanın karşılıklı sevgi saygı falan olduğunu, yazarken bile içimin şiştiği o basmakalıp lafları söyleyip durdu.
Lan ben karımın beni aldattığından şüpheleniyorum, hatta eminim, adam kalkmış bana bin yıllık boş lafları tekrar ediyor. Artık nasıl bunaldıysam, bir anda ağzımdan kaçıverdi,
– “Arkadaşım, aile sevgi saygı filan, geç bunları… Konu öyle bir şey değil. Karım beni aldatıyor!” deyiverdim.
Tabii der demez pişman oldum. Bu kadar mahrem bir sorunu bu adamla paylaşmış olmak beni daha da bunalttı. Resmen boynuzlandığımı itiraf etmiştim elin adamına… Arabanın içinde sessizlik oldu. Aksi gibi trafik de sıkışmıştı. Araba ilerlemiyor, yol bitmiyordu. En sonunda sessizliği bozup,
– “İçimi kemiren şey buydu işte… Ne yapacağımı bilemiyorum. Aramızda kalsın ama… Bunu sakın kimseye söyleme!” dedim. Avni,
– “Merak etme. Sırrın bende güvende!” dedi. Arabada yine bir sessizlik oldu. Sonra “Peki sen böyle bir şey yapıyor musun? Ya da hiç yaptın mı? Karını aldattın mı yani?” diye sordu.
– “Hayır, hiç yapmadım. Evliliğimiz ne kadar silik ve tekdüze olsa da karıma asla böyle bir şey yapmadım.”
– “Belki de yapmalısın!” dedi Avni. Bundan sonra söylediği her şey, ondan böyle bir şey beklemediğim için belki de, beni çok şaşırttı.
– “Bazen evlilikler çıkmaza girer. Ama ailedir, çocuktur, hatta maddi sorunlardır derken o evliliği sonlandırmak istemezsin. Böyle durumlarda evlilik kurumunun biraz dışına çıkmak insana nefes aldırabilir. O yüzden, belki diyorum, sen de böyle bir şey yapmalısın!”
Kaç aydır aynı arabada beraber yolculuk ettiğim bu ezik tip karımın beni aldatmasına karşı benim de karımı aldatmamı öğütlüyordu resmen. Ve tuhaf bir şekilde mantıklı şeyler söylüyordu.
Ya da bilemiyorum, belki de o sırada içinde bulunduğum durum yüzünden söylediklerinin mantıklı olduğuna inanmak istemiştim.
– “Bak Semihcim… Karın mutluluğu dışarıda arıyor olabilir. Ona çok sert tepki verip, evliliğini yıkarsan uzun vadede çok yorucu olur. Ama arada sırada küçük kaçamaklar yapıp içindeki stresi boşaltırsan, belki ileriye dönük daha sağlıklı kararlar verebilirsin.” diyordu.
Ben de ona hak vermeye başlamıştım. Hele ki bir de son söylediği beni gerçekten ikna etmişti.
– “Sonuçta tarih boyunca bütün toplumlar zinaya karşı ağır yaptırımlar getirmeye çalışmış. Ama tarihin hiçbir döneminde başarılı olamamış. Şu yolda giden diğer arabalardaki insanlara bak. Erkek olsun, kadın olsun, içlerinde eşlerini aldatanlar illa ki vardır. Hep vardı, hep olacak. Eğer sana iyi gelecekse bir de sen dene. Bir eksik, bir fazla, ne olmuş yani?”
– “Haklı olabilirsin de, ben o işlerden de hiç anlamam. Elime yüzüme bulaştırırım!”
– “Ben sana bir iyilik yaparım. Bunca zamandır beni arabanda götürüp getiriyorsun, kahrımı çekiyorsun. Sana kadın da ayarlarım, ev de… Ama o kadar yapabilirim, parasını sen verirsin. Merak etme, kazık yemezsin!” dedi.
Yuh artık, beni ikna etmesi yetmedi, Avni şimdi de resmen benim için pezevenklik yapacağını söylüyordu. Çok şaşırmıştım, ama bana ne… Teklifi kendi yapmıştı, o yüzden bir de bunu dert edecek değildim.
Ama para mevzusu önemliydi tabii. Senelerce sürdürdüğüm bu sıkıcı hayatın tek getirisi olan birikimlerimi sikimin keyfi için çarçur edemezdim. Avni’yle pazarlık yaptık. Nerede olur, ne zaman olur, kaç paraya olur diye konuştuk.
Ayrıca böyle bir şey için ortadan kaybolacaksam nasıl bir mazeret bulmalıydım gibi meseleler de vardı elbette… Bu işi Avni’nin oturduğu mahallede, onun tanıdığı bir kadınla ve kadının evinde yapmaya karar verdik.
Tuhaf bir şekilde, ben fiyattan dolayı yan çizer gibi oldukça Avni sanki benim bu işi yapmamı çok istiyormuş gibi fiyat düşürmeyi kabul ediyor,
– “Tamam, öyle olsun. Tamam, o kadar yapalım!” diyor, nadiren, “Yok, o kadar düşersek kesinlikle olmaz!” diye itiraz ediyordu.
Kaç aydır yanımda sessiz sedasız oturan adam benimle kırk yıllık pezevenkmiş gibi orospu pazarlığı yapmıştı resmen… Hemen o hafta sonu cumartesi gecesi için anlaştık. Karıma da hafta sonu belediyenin işi için görevli olarak Ankara’ya gitmem gerektiğini söyledim. Pazar akşamı dönecektim.
Orospu karım her zamanki gibi uzak duruyordu benden… Sikiştiği herif iyi doyuruyor olmalıydı kahpeyi, ama aldırmadım. Geceleri karım yatakta bana götünü dönmüş uyurken ben tavana bakıp sikimi sıvazlayarak hafta sonu yaşayacaklarımı hayal ettim.
Ve beklenen gün geldi. Küçük bir valiz hazırladım karıma göstermelik, evden çıktım. Arabayla Avni’yi her sabah aldığım ve her akşam bıraktığım yerin oralarda bir yer bulup park ettim. Avni de yine her zamanki yerde beni bekliyordu.
Bu sessiz, sakin, sünepe kılıklı adamın kendi mahallesinde bir orospu bulup, bir de üstelik arkadaşına ayarlayacak kadar iş bitirici olmasına şaşırmıştım aslında…
Adamı benden bile silik bir tip olarak görmüştüm hep, ama benim beceremeyeceğim ne marifetleri varmış meğerse, diye düşündüm. Takdir ettim kendisini…
Bir kaç sokak arkada bir apartmana girdik. Bir kaç kat çıkıp bir dairenin ziline bastık. Kapıyı eli yüzü düzgün, ama kayda değer bir güzelliği olmayan, orta boylu, balık etli, siyah kıvırcık saçları omuzlarına dökülen, otuzlu yaşlarında, gayet sıradan bir kadın açtı. Üzerinde sıradan, günlük bir kıyafet vardı. Kullandığı ucuz parfüm kokusu kışkırtıcıydı.
Ne yalan söyleyeyim, karşımda dış görünüşüyle ben orospuyum diye ilan eden bir kadın bekliyordum. Onun yerine böyle sıradan bir ev hanımı görmek beni daha çok heyecanlandırdı. Bende pek öyle beceriler yoktu ya, yine de sanki bir ev hanımını ayartmayı başarmışım gibi bir his oluştu.
Ama sonra aklıma kendi karım geldi. O da aslında dış görünüşüyle hiçbir iddiası bulunmayan sıradan bir kadındı. Belki de karımı ayartıp siken her kimse, o da evli barklı bir ev hanımını ayartmanın heyecanı için yapıyordu bunu… Aramızdaki tek fark, benim bu işi para vererek becermemdi.
Kadın bizi gülümseyerek içeri buyur etti. Sıcak kanlı bir havası vardı. Üzerindeki elbise günlük de olsa, balık etli bedenini sımsıkı sarıyor, yuvarlak hatlarını ortaya seriyordu. Biraz kısa eteğinin altında bacaklarını saran ince siyah çorapları göz alıcıydı.
– “Hoş geldiniz. Ben Gülseren!” diyerek kendini tanıttı.
– “Ben de Semih… Memnun oldum.” diyerek kendimi tanıttım. Sonra, sanki bir orospuya değil de az tanıdığım birinin evine misafirliğe gelmişim gibi bir süre holde salak salak birbirimize bakakaldık. Kadın silkelendi sonra, Avni’ye dönüp,
– “Avniciğim, dikilme öyle, misafirimize terlik ver!” dedi. Avni,
– “Tabii ki, hemen!” dedi ve oradaki bir dolaptan terlik çıkartıp ben durumun şaşkınlığıyla daha itiraz edemeden ayağıma uzattı. Ben de terlikleri giyip teşekkür ettim.
Bizim Avni’ye bak sen… Kadına epey müşteri buluyor olmalı ki, terliklerin yerini bile ezbere biliyordu. Gülseren sonra bana döndü. Şuh ve ağdalı bir sesle,
– “Kocacığım… Hemen mi başlamak istersin, yoksa oturup bir çay içelim, sohbet edelim mi?” diye sordu.
Kadının iri göğüslerinin dekoltesi, siyah çoraplı bacakları, kıvrımlı vücudunun yanında şehvet dolu ses tonu epey tahrik ediciydi.
Bu gece bu kadınla yatacak, bütün hafta sonu bu seksi yaratıkla sevişecektim elbette ama sabırsızdım. Çayla çorbayla uğraşamazdım, bir an önce bu kadını yakından tanımak, elbisenin altındakileri görmek istiyordum.
– “Hemen başlayalım!” dedim boğuk ve heyecanlı bir sesle… Gülseren,
– “İşte gerçek bir erkek. Bayılırım böyle erkeklere!” diyerek yaklaştı bana, koluma girdi.
Gülümsüyordu. Dudaklarına kıpkırmızı bir ruj sürmüştü. Etli dudakları öpülmek istercesine aralanmıştı, kırmızı rujunun etli dudaklarındaki görüntüsü içimi hoplattı. Sanki ilk kez geneleve girmiş yeni yetme delikanlı gibi heyecanlıydım.
Bu konularda çok tecrübeli değildim. Genelevde bir orospu nasıl davranır ondan da emin değildim. Ama kadın ya çok iyi rol yapıyordu, ya da az sonra sikilecek olmaktan gerçekten memnuniyet duyuyordu. Gülseren Avni’ye döndü ve
– “Avniciğim sen mutfağa geç, kapıyı da kapat. İstersen çay demle iç, istersen dolaptan soğuk bir şey al iç. Biz gel diyene kadar mutfaktan çıkma ama!” dedi.
Haydaa, bana kadın bulduğu yetmezmiş gibi, ben işimi bitirene kadar bekleyecekti demek bizim pezevenk Avni…
Demek ki işler böyle yürüyor diyerek şaşırdığımı belli etmedim. Böylece Avni mutfağa geçti, biz de yatak odasına girdik. İçeri girer girmez Gülseren üstünü çıkarırken,
– “Kocacığım, bana kadın olduğumu hatırlat erkeğim…” gibi laflar etmeye başladı. Ben de soyunmaya başladım. İkimiz de çırılçıplak kalınca yorganı açtı ve
– “Gel kocacığım, yatağı senin için hazırladım!” dedi. Yatağa girdik. Gülseren ikimizin üzerini örttü. Sonra sarılıp öpüşmeye başladık. Bu arada sikim tabii çoktan kazık gibi olmuştu.
– “Ne kadar güzel sikin varmış senin böyle… İçime almak için sabırsızlanıyorum erkeğim benim… Hadi karın yap beni!” dedi.
Tekrar birbirimize sarılıp öpüşmeye başladık. Gülseren çok ateşli, çok hevesli öpüşüyordu. Hafif bir tombulluğu olduğu için sevişirken etleri dolu dolu ellerime geliyor, bu da hoşuma gidiyordu.
Memeleri de kocamandı. Kafamı gömüp o memeleri yalamaya dillemeye başladım. Ben bunu yaparken ellerini kafama koyup daha fazlasını istiyormuş gibi hafifçe kafama bastırıyordu.
Bence rol falan değildi. Kadın halinden çok memnundu, benimle istekle sevişiyordu.
Başlangıçta yorgan üzerimizdeydi, ama hem çok terleyip hem de havasız kaldığımızdan Gülseren yorganı alıp bir kenara fırlattı.
– “Gel hadi!” dedi, aşırı bir istekle ve yüksek sesle… Sikim zaten kazık gibiydi. Normalde olduğundan daha sertti, daha büyüktü.
On yıllık evliliğimde kendi karımla sevişirken nadiren bu kadar sert ve büyük olmuştu. Lakin daha yirmi dakika önce tanıştığım Gülseren beni hemen bu hale getirmişti.
Sevişirken normalden daha fazla kan dolmuş ve büyümüş sikim çok doğal bir şekilde, adeta kendi kendine Gülseren’in amının içine girdi.
– “Ohh… Çok güzell… Harikasın… Sikin içimi yardı…” diyerek inledi Gülseren, bacaklarını belime sardı.
Islak vajinasının içinde sikim kolay ilerlemişti, ama yine de amcığı epey dardı. Sikimin her tarafını kapladığını hissediyordum. Sikimin başından, gövdesinden, her tarafından zevk alıyordum. Onun da büyük keyif aldığı belliydi.
Sikim amının içine tamamen girerken göz göze geldik. Memnun, şu anda çok zevk aldığını belli eden bir ifadeyle gülümsüyordu. Gözleri şehvetle yarı kapanmış, burun delikleri açılıp kapanıyordu. Ben ileri geri pompalamaya başlayınca,
– “Sik aslanım, sik erkeğim!” gibi sözler söylüyor, durmadan zevkle inliyordu.
Tam ben gaza gelmiş iyice hızlanmaya başlamıştım ki, Gülseren,
– “Sik aşkım, şu gavat Avni’nin sikemediği karısını sik, erkeğim benim!” dedi. Bir anda durdum. Ne demek istediğini anlamaya çalıştım. Gülseren,
– “Durma, sik hadi. Avni gavatsa gavat, sana ne? Erkeğim benim… Sen altındaki orospuyu sikmeye bak!” dedi.
– “Nasıl? Avni senin kocan mı???” dedim şaşkınlıkla.
– “Aaa… Haberin yok muydu? Pezevenk beni satmaya utanmadı da sana karısı olduğumu söylemeye mi utandı yoksa?” dedi gülerek, sonra kapıya doğru,
– “Söylemedin mi nasıl bir godoş olduğunu lan Avni?” diye seslendi. Avni’nin kapının girişinden, o ezik sesiyle,
– “Daha söylemedim karıcığım…” dediğini duydum.
Refleksle, hatta biraz panikle Gülseren’in amından çıkıp arkamı döndüm. Avni mutfaktan çıkmış, yatak odasının kapısına kadar gelmişti. Kim bilir ne zamandır bizi seyrediyordu.
Şaşkınlıkla, ne yapacağımı bilemez bir halde Avni’ye baktım. Neyin içine düştüğümü anlamaya çalıştım. Avni’nin her an için bana saldırabileceğini düşünerek kendimi hazırladım.
Evet, Avni kadını kendisi satmış, hatta beni buna ikna etmek için bayağı bir dil dökmüştü. Ama altımdaki kadın gerçekten onun karısı ise belli olmaz, belki üzerime saldırmaya kalkabilirdi.
Belki de bu bir tuzaktı. Aklımdan bin tane senaryo geçti bir anda… Şantaj, tehdit, gasp… Ama Avni,
– “Semihciğim neden durdun? Lütfen karımı sikmeye devam et… Parasını verdin, o senin şu anda!” dedi. Gülseren de,
– “Evet Semihciğim, parasını verdin, mal senin. Hadi istediğin gibi sik beni. Çok güzel gidiyorduk, beni mahrum bırakma. Bu godoş da sikemediği karısı nasıl sikilirmiş görsün!” dedi. İçim rahatlamıştı bir parça ama yine de şaşkınlığım geçmemişti,
– “Siz ciddi misiniz?” diye sordum. Avni,
– “Ciddiyiz Semihciğim. Lütfen karımı sikmeye devam et!” dedi. Gülseren de,
– “Ciddi olmayacak bir şey mi kaldı? Çatır çatır sikiyorsun işte. Hatta o kadar güzel sikiyorsun ki, bu gavat beni satmasaymış sana yine de bedava verirdim. Hadi erkeğim, hadi kocacığım sikmeye devam et!” dedi.
– “İyi madem!” diyerek tekrar Gülseren’e döndüm ve “Domal o zaman!” dedim.
Gülseren hemen heyecanlı ve istekli bir hareketle yatakta doğrulup sonra da yüzü kocasına gelecek şekilde domaldı. Ben hemen,
– “Yok, bu gavata baka baka sikemem seni. Duvar tarafına dön!” dedim. Gülseren,
– “Peki kocacığım!” diyerek yüzü duvara bakacak şekilde domaldı. Tam amına girip sikecektim ki, Avni’nin arkadan bizi seyrediyor olacağı aklıma geldi.
– “Yok, böyle daha kötü oldu. Bu herif götüme bakarken sikemem seni!” dedim.
– “Haklısın erkeğim. İstersen kovalım Avni’yi. Siktirsin gitsin dışarıda takılsın. Karısının nasıl sikildiğinin hayalini kursun sadece!” Avni itiraz eder gibi oldu, kalmak istiyordu,
– “Ama karıcığım, böyle konuşmamıştık…” gibi şeyler geveledi. Bunu duyunca Gülseren sinirlendi,
– “Ne karıcığımı lan godoş? Sen beni Semih’e sattın. Şu anda ben onun karısıyım. Sen sadece beni satan şerefsiz bir gavatsın. Semih ne derse o olur!” diye bağırdı. Avni yalvarırcasına bana baktı ve
– “Semih lütfen… Sen karımı sikerken seyretmeme izin ver lütfen!” derken ağlayacaktı.
Onun böyle aciz, ağlamaklı tutumu beni sinirlendirdi. Bir insanın silik, renksiz bir hayatı olması başka bir şeydi, bu kadar gurursuz, namussuz, şerefsiz, üstelik de ağlak bir gavat olması başka bir şeydi. Sinirlenmiştim,
– “Bu ne samimiyet lan gavat? Semih bey diyeceksin bana!” diye kızdım. Avni hemen,
– “Özür dilerim Semih bey, lütfen affedin beni, haddimi aştım. Ama lütfen… Yanınızda kalıp karımı sikmenizi seyretmeme izin verin!” dedi.
– “Karın mı? Bu kadın şu anda benim karım lan şerefsiz piç… Sattın ya bana. Gülseren hanım diye hitap edeceksin. Bu ne labualilik lan, göt?”
– “Tekrar özür dilerim, Semih bey. Lütfen, siz Gülseren hanımı sikerken kalıp seyretmeme izin verin! Nasıl siktiğinizi göreyim. Amına girip çıkarken bakayım.”
Avni ne tür bir manyak çıkmıştı anlamamıştım. Aşağılanmayı seven, bundan zevk alan Cuckold insanlar olduğunu duymuştum, ama bu gavat bambaşka bir seviyeydi.
– “Tamam lan kal… Ama burası olmaz. Git mutfağa gir ve çıkma. Sadece sesimizi dinleyebilirsin. Ayrıca çay demle, masaya aperatif bir şeyler çıkar. Bal, kaymak, ceviz, fındık… Ne bulursan koy masaya… Bu orospuyu siktikten sonra gelip kahvaltı edeceğiz. Sen de bize servis yapacaksın!” Avni çocuk gibi sevindi resmen ve gülümseyerek,
– “Peki Semih bey, nasıl isterseniz! Hemen hazırlıyorum.” diyerek mutfağa yöneldi. Arkasından,
– “Ben orospu karını sikerken evde kalmana izin verdiğim için teşekkür et lan şerefsiz godoş!” dedim. Avni hemen koşa koşa kapıya geldi ve
– “Siz karım Gülseren hanımı sikerken benim de evde kalmama izin verdiğiniz için teşekkür ederim Semih bey!” dedi.
– “Tamam lan, uzatma. Git mutfağa kahvaltı hazırla. Ben şimdi orospu karını sikeceğim!” dedim.
Avni alttan aldıkça ben daha çok sinirleniyor, şerefsizliğinin bir sınırını bulmaya çalışıyordum, ama herifte gerçekten hiç gurur yok gibiydi.
– “Tamam Semih bey!” deyip mutfağa gitti. Tekrar yüksek sesle bağırdım,
– “Hadi gene, iyiliğim üstümde… Sen duyasın diye bağırta bağırta sikicem orospunu… Sen de inlemelerini dinleye dinleye otuzbir çek mutfakta…”
Ardından o kadar süre domalmış halde beni bekleyen Gülseren’in ağzına verdim yarağı… Eme eme tekrar büyüttü ağzında, ardından ıslak yarağı kadının ıslanmış amına geçirip sikmeye devam ettim.
Gurursuz pezevenkle orospu karısı beni öyle bir havaya sokmuşlardı ki… Sanki pornoda oynayan herifler gibi kasnaklaya kasnaklaya siktim karısını… Evirdim, çevirdim, misyonerde siktim, bacak omuzda siktim.
Amına boşaldım. Ardından biraz dinlenip tekrar ağzına verdim. Sertleşince bir posta da götüne koydum.
Daracık göt deliğine girerken zorlandım ama öyle istekliydi ki kadın, bana mısın demedi. Pısırık herifin anal seks yapmadığı belli oluyordu. Osurta osurta götünden sikerken alttan elini amına atmış, parmaklayıp zevkini arttırıyordu.
Gerçekten bağırıyordu dar amcığına, götüne girip çıkarken… Değil kocası, apartmandakiler bile duymuştur bağırmalarını…
Karısıyla sevişmemiz bitince çırılçıplak kalktık, mutfakta bizi bekleyen Avni’nin bizim için hazırladığı aperatif kahvaltı sofrasına oturduk. Tam da dediğim gibi, ballar, kaymaklar, cevizler, ne istesem vardı masanın üzerinde…
Avni kızarmış dilimlerin üzerine kaymağı balı sürüp karısına veriyor, karısı kucağıma oturmuş, ağzıma veriyordu. Gülerek, şakalaşarak güzel bir kahvaltı yaptık beraber…
– “Kocacım, yeni kocama bal kaymak sür bakim…” diyordu Gülseren, Avni hemen hazırlayıp veriyordu karısına…
Ballı lokmayı bitirince ardından cevizi bala batırıp dudaklarıma süre süre ağzıma sokuyordu kadın… Sonra da ballı dudaklarımı diliyle yalamaya koyuluyor, delirtiyordu beni…
Öyle seksi hareketler yapıyordu ki, ister istemez sikim kalkıyor, kucağımda çırılçıplak oturan kadının ıslak amcığına sürtünüp duruyordum.
Gülseren de sikimi amına klitorisine sürttüre sürttüre yaylanıyordu kucağımda, şehvetle kikirdeyip duruyor, keyfini çıkarıyordu.
– “Ee, ne diyorsun bakalım arkadaşım? Rahatladın mı biraz? Boynuz stresini yenebildin mi?” diye sordu Avni…
Karısının dudaklarını kemiriyordum o sırada, daha doğrusu o beni… Zorlukla kurtardım dudaklarımı,
– “Evet, iyi geldi valla…” dedim. “Senin karın bir harika dostum…”
– “Öyledir benim karım… Seksidir, seks için ölür. Sen de iyi becerdin hani… Öyle değil mi aşkım? Arkadaşım Semih güzel sikti seni…” Karısı şuh bir kahkaha atıp dudaklarımı, yanaklarımı, boyunlarımı öptü arsız arsız…
– “Evet, çok güzeldi.” dedi sonra gülümseyerek… “Bak, iki kere boşalttı beni, yarağı hala altımda kıpır kıpır… Bundan sonra Semih’i isterim hep, öbür göbekli herifleri getirme evimize… Ne sevmesini biliyorlar, ne sikmesini… İki sokmada boşalıyorlar. ”
– “Ooo, işler iyi desenize…” dedim sırıtarak… Gülseren çıngır çıngır bir kahkaha patlattı,
– “Yok yaa… Ara sıra yapıyoruz, arkadaşının siki bana yetmeyince, mecbur kaldık. İndirsene şortunu Avni, Semih de görsün bana ne yedirdiğini…”
Biz çıplaktık ama Avni kıçına şort geçirmiş, öyle oturuyordu masada… Kalkıp şortunu indirince neden yanımızda çıplak durmadığını anladım. Sırıtmamak için kendimi zor tuttum. On santim yoktu siki, o da az önce boşaldığından iyice küçülmüş düğme gibi kalmıştı.
– “Konuyu anladım.” dedim. “Benim öyle bir sorunum yok, gördünüz ikiniz de… Ama, yine de…” diyerek sustum.
– “Avni anlattı canım… Karın seni boynuzluyormuş. Senin karın manyak herhalde…” Elini alta uzatıp sikimi tuttu, parmaklarının arasında sıktı,
– “Bu sikini her gün yemeden duramazdım ben olsam… Harika siktin beni… Karının elinde bu yarak varken neden dışarıda arıyor ki mutluluğu?”
Bunları söylerken kucağımdan aşağıya kaymış, bacaklarımın arasına girip arasına diz çökmüştü. Sikimi ağzına alıp yalamaya başlamıştı bir çırpıda… Zevkle öne kapandım biraz, saçlarından tutup kasıklarıma gömdüm başını…
– “Ne bileyim ya, siktir et orospuyu…” dedim sikimi yalayan kadına… “Ne yapsam bilemedim. Çekip vursam mı… Boşansam mı? Böyle salağa yatıp devam mı etsem…? Seviyorum aslında karımı, ama orospu beni boynuzlu yaptı çıktı. Kaltak…”
– “Boş ver arkadaşım…” diye atıldı Avni… “Madem seviyorsun, aldırma, kafana takma… Bak Gülseren bana neler yapıyor, sen de gördün. Ama onun mutluluğu için her şeye razıyım. Gerçi benim yarak ufak diye oluyor bunlar ama, ne yapayım… Hem zevkli de oluyor aslında… Yaşadıklarımız hoşuma gidiyor, fena tahrik oluyorum.”
Yanı başımızda durmuş, gözleri parlayarak karısının bana yaptığı oral muameleyi izliyordu. Minik pipisi seyrettiklerinin etkisiyle yuvasından çıkmış, iki parmağının arasında çekiştirip duruyordu bize bakarak…
– “Nasıl hoşuna gidiyor lan? Karının amını götünü siktim gözünün önünde… Şimdi de benim yarağı ağzına verdim yalıyor. Yahu hiç biraz olsun kıskanmıyor musun?”
– “Tam aksine dostum… Sizler benim yapamadığımı yapıyorsunuz, karımı mutlu ediyorsunuz. O mutlu olunca ben de seviniyorum.” Karısı sikimi bir an ağzından çıkarıp kahkahayı patlattı,
– “Evet canım… Boynuzlu kocam benim… Arada bir seni de mutlu ediyorlar, onu da söyle bari tam olsun… Hem boynuzlusun, hem de sikilmekten de zevk alıyorsun.”
– “Ya, orasını karıştırma işte… Sen nasıl zevk alıyorsan götün sikilirken, ben de alıyorum. İkimizinki de göt değil mi? Adamların siki nasıl zevk veriyor sana? Seni siken herif arkanda gidip gelirken pompalarken kendinden geçiyorsun. Ben de öyle zevk alıyorum.”
– “Yani… Mantık olarak doğru aslında kocacım… Fiziki olarak erkek de olsa kadın da olsa göt işte, erojen nokta bir yerde… Ama ne bileyim… Kocamın benim yanımda götünü siktirmesi… Beni siken adamların bir de seni domaltıp sikmesi…”
Şaşkın şaşkın karı kocanın sohbetini dinliyordum. Bizim Avni meğer pezevenk olduğu gibi aynı zamanda pasifmiş de… Karısını sikmek için soyunduğumda bana nasıl yiyecek gibi baktığını, ben nikahlı karısının amına sokup çıkarırken, pompalarken ağzı sulanarak bizi izleyişini hatırladım.
– “Avnicim, şimdi karının mis gibi amcığı varken sana bakamam kusura bakma…” diyerek güldüm. Sikimi yalayıp duran Gülseren’i tutup kaldırdım, ıslak sikimin üstüne oturttum.
Yüzü bana dönük vaziyette, eliyle yarağı amına hizaladı orospu, sonra dudaklarını ısırarak yavaşça alçaldı. Az sonra köküne kadar almıştı benimkini… Oturup kalkmaya başladı.
– “Ohh… Çok güzell” diye inlerken gözleri kayıyordu. “Çok güzel sikiyorsun aşkımm… Sik beni… Ohhh…”
Sandalyeden kalktım, kadını kucağımda yatak odasına taşıdım sikimi çıkarmadan… Arada kollarım yorulduğunda Gülseren’in sırtını duvara dayıyor, bir iki pompalıyor, sonra tekrar devam ediyordum.
Odaya girip yatağa attım. Domaltıp arkadan amına soktum tekrar, belinden tutup sikmeye devam ettim.
https://m.vk.com/video-211619126_456240406
Kocası da yanımızdaydı. Ben karısını domaltmış sikerken yanımıza uzandı, karısının altına girdi 69 pozisyonunda… Başı yatakta karısının bacaklarının arasına girmiş, nasıl siktiğimi izliyordu heyecanla…
– “Ohh… Nasıl Avni? Güzel sikiyor muyum karını oğlum?” Avni eli çocuk pipisi kıvamındaki sikini sıvazlarken bana cevap yetiştirdi,
– “Çok güzel sikiyorsun ortak… Karımın amcığına girip çıkıyor yarrağın… Of, karımın ıslak amcığına nasıl da giriyor taş gibi yarak…” Gülseren şehvet dolu sesiyle kocasına seslendi,
– “Sen de klitorisimi yala pezevenk kocam… Ortağın amıma koyarken sen de amcığımı yala… Hadi… Köpek gibi yala amımı…”
Dakikalarca siktim Avni’nin karısını… Daha önce boşaldığımdan bu kez uzun sürdü sikişimiz… Avni karısının klitorisini yalarken sikimi amdan çıkarıp kocasının ağzına veriyor, biraz emmesine izin veriyordum. Ardından çıkarıp Gülseren’in götüne sokuyordum ıslanmış yarağı… Ciyak ciyak bağırıyor, zevkle inliyordu kadın,
– “Ahh… Bitiriyorsunuz beni… Off… İkiniz birden deli ettiniz. Dayanamıyorum… Geliyorum… Ohhh…”’
Orgazm kasılmaları başlayınca ben de dayanamadım artık… Belinden kavrayıp son bir kez bütün hışmımla kökledim amcığına, kasnaklayarak spermlerimi vajinasına attırmaya başladım…
İşimiz bitince kalktık, banyoda köpükledik birbirimizi, duşumuzu aldık. Karısı kurulanırken ben içeriye döndüm tekrar.
– “Nasıl Semih? Kaç posta siktin karımı, boşaldın. Rahatladın mı?” diye sordu pezevenk Avni…
– “Hem de nasıl…” diye yanıtladım, tatlı bir yorgunluk vardı üstümde…
– “Şimdi sen de karını boynuzlamış oldun, zevkini aldın. Artık kafaya takma… Gidince karınla konuş açık açık… Ne yapmak istiyor, öğren… Dünyanın sonu değil birileriyle sikişmesi, inan bana…”
– “Bilmiyorum ya, gidince bakarım artık… Hatta şimdi hemen gidip konuşmak istiyorum.”
– “Nasıl? Bütün gece kalacaktın ya… Öyle anlaşmıştık?”
– “Yok, bu kadarı bana yetti. Bir an önce eve gitmek istiyorum.” Gülseren de geldi yanımıza, gitmek istediğimi duyunca canı sıkıldı,
– “Neden gidiyorsun aşkım? Beni beğenmedin mi yoksa? Hani bütün gece beraber yatacaktık?” Sarılıp minik havluyla örttüğü sıcak sudan pembeleşmiş vücuduna sarıldım, dudaklarını öptüm.
– “Hayır canım, tam aksine… Her şey çok güzeldi. Sadece karımla konuşup hesaplaşmak istiyorum bir an önce…”
– “Peki, tamam… Sen nasıl istersen kocacım… Ama beni ihmal etme tamam mı? Haftada bir iki uğra en azından… Beni de mutlu et… Kocamın pipisine muhtaç bırakma beni…”
– “Merak etme… Sık sık gelirim seni sikmek için… Hem karımla anlaşamazsak gelir size yerleşirim belki de… Belli mi olur…? Beni kabul edersen tabi…” Tekrar sarılıp öptü beni,
– “Ne demek aşkım, başımın üstünde, amımın içinde yerin var…” dedi gülerek… Kocası da sırtımı sıvazladı,
– “Ortak, benim karım senin de karın bundan sonra… Nasıl istersen…”
Giyinip vedalaştım, Avni ile birlikte çıktık evden… Hala kararsızdım, ama eskisi gibi karamsar değildim. Avni’nin dediği gibi, karımın başka bir erkekle sikişmesi dünyanın sonu değildi gerçekten… Yaşamak lazımdı… Arabanın yanına geldiğimizde Avni,
– “Dur Semih, o karımı sikmek için verdiğin parayı geri vereyim sana… Mahallede orospuya gideceğine inandırmak için almıştım senden…” diyerek cebine davrandı, elini tutup engel oldum.
– “Siktir et parayı pulu Avni…” dedim gülümseyerek… “Sayenizde ufkum açıldı. Sen Gülseren’e bir şeyler al o parayla, hiç önemli değil…”
Vedalaştık, o eve dönerken ben de arabaya binip evin yoluna koyuldum. Karımla konuşmam gerekiyordu.
Evin önüne geldiğimde akşam karanlığı yeni çökmüştü. Aşağıdan baktım, ön tarafta hiç ışık göremedim.
Karım oğlanla beraber annesine mi gitti acaba diye düşünerek yukarıya çıktım, anahtarımla kapıyı açıp girdim. Bizimkiler gelene kadar bir iki kadeh içki alıp dinlenmek istiyordum. Kafamı toplamam lazımdı.
Tam kapının yanındaki elektrik düğmesine uzanmak üzereydim ki uzun koridorun en sonundaki yatak odamızın ışığının yandığını fark ettim. Ardından sesleri duydum ve donmuş gibi öylece kalakaldım.
“Ohhh… Yavaşş… Erkeğimm… Aşkımm… Aahh…”
Karımın zevk inlemeleriydi duyduğum sesler… Aralarda bir erkeğin boğuk ve şehvet dolu inlemeleri… Eski yatağımızın bilindik gıcırdamaları… Sürekli bir vurma sesiyle hepsi birbirine karışıyor, koca evin içinde yankılanıyordu.
İlk anda bütün kan beynime hücum etti sanki… Bacaklarım titriyor, şok geçirmiş vaziyette, sabit gözlerle yatak odasının ışık sızan kapısına doğru bakıyordum.
Karım… Benim sevgili karım, yatak odamızda, bizim yatağımızda bir erkekle sikişiyordu. Bana am vermeyen, yatakta sırtını dönüp yatan, günlerce, haftalar boyu seks yapmak için beklediğim, beni hep yalvartan karım… İçeride bir erkekle beraber oluyordu.
Çoraplı ayaklarımla, ses çıkarmadan yavaşça mutfağa süzüldüm. Titreyen ellerimle dolaptan viski şişesini çıkarıp bardaksız koca bir yudum aldım. Her zaman buzla, kolayla içtiğim viski yudumu boğazımı yakarak geçti. Ardından bir yudum daha… Bir daha…
Şaşkın şaşkın mutfak bankosuna dayanıp öylece durdum. İçeriden gelen sesleri hala duyabiliyordum. Benim gelmeyeceğimi düşünen karım yokluğumu fırsat bilip alabildiğine rahat davranıyordu anlaşılan…
Mutfakta yemek yediğimiz masayı fark ettim sonra… Loş spot lambasının ışığının aydınlattığı masada mükellef bir sofranın kalıntıları vardı. Bir rakı kadehi, ayaklı bir şarap kadehi, buz kovası, şişeler, yarım bırakılmış tabaklar… Benim aşıklar yemeklerini tam bitirmeden sikişmeye başlamışlardı gördüğüm kadarıyla…
Bir süre öylece durdum. İçeriden gelen sesleri dinliyordum. Ardından alkolün damarlarımda dolaşmaya başladığını hissettim. Ve beynime dolan kanın aşağılara, kasıklarıma doğru indiğini…
Karım içeride biriyle sikişiyordu. Müthiş zevk aldığı belliydi inlemelerinden… Onun beyaz, kaymak gibi vücudunun zevkle kıvranmaları, her zaman bakımlı tuttuğu amcığının içine yabancı bir erkeğin sikinin girip çıktığı görüntüler… Hepsi şimşek gibi beynime dank etmeye başladı.
Benim Gülseren’i kocasının yanında siktiğim gibi, karım da demek ki aynı anlarda başka bir erkekle sevişiyordu. Ben nasıl yabancı bir bedende mutluluğu aradıysam, karım da yabancı bir erkeğin kollarında arıyordu aynı şeyi…
Neden bu hale geldiğimizi düşünebilecek, irdeleyecek durumda değildim. Bu arada, büyük bir panikle fark ettim ki, içeriden gelen sesler yüzünden olmalı, sikim yavaş yavaş sertleşmeye başlamıştı.
Ben de Avni gibi mi olacaktım yoksa? Birisi içeride karımı inleyerek, bağırtarak sikerken, ben neden tahrik oluyordum?
Elimdeki şişeden bir fırt daha çekip bankoya bıraktım. Yavaşça, istemsizce mutfaktan çıktım, sessizce yatak odasına doğru yürümeye başladım. Karımla ayda bir de olsa sevişirken çocuk görmesin, duymasın diye sımsıkı kapattığımız yatak odasının kapısı ardına kadar açıktı.
Koridorda yerlerde parça parça savrulmuş karımın eteğini, bluzunu, dantel sütyenini, bir erkek gömleğini, pantolonu, baksır külodunu fark ettim. İyice azmış olmalıydılar, soyuna soyuna, öpüşe sevişe gitmişlerdi yatak odasına…
Yatağın gıcırtısı, şehvet dolu inleme sesleri hala yankılanıyordu evin içinde… Yaklaştım. Açık kapının kenarından içeriye baktım.
Tepedeki avizeden yayılan loş ışığın yanında yatağın iki yanındaki apliklerden vuran kırmızı ışıklar iki çıplak bedeni aydınlatıyordu. Evet, karım bizim yatağımızda biriyle sevişiyordu. Kendilerinden geçmişler, dünyayı görecek halde değillerdi.
Karım çırılçıplak vaziyette, altındaki erkeğin göğsüne ellerini dayamış, sürekli oturup kalkıyordu. Geniş ve diri kalçaları değirmen taşı gibi sağa sola çeviriyor, arada ileri geri yapıyordu.
Erkeğin elleri karımın ince belini kavramıştı. Sürekli hareket halindeydi ikisi de… Karım oturup kalkıyor, erkek alttan belini kaldırıp indiriyordu. Yatak altlarında biteviye gıcırdıyordu. İkisinin kasıkları çarpıştıkça bir şaplama sesi, inlemeler, solumalar…
“Off… Harikasın bebeğim… Daracık amcığın var. Bitiriyorsun beni…” diye homurdandığını duydum erkeğin…
“Ben de bittim sevgilim… Ne olur boşal artık… Yetmedi mi daha? Kaç saat oldu yatağa gireli…” diye yanıtladı karım…
“Sana doyulur mu kadınım… Off… Kurban olurum sana…”
Yüzünü göremiyordum orospu çocuğunun… Ama bariton tınılı tok erkek sesi bir yerlerden tanıdık geliyordu. Ne yapacağımı şaşırmış, öylece duruyordum yatak odasının kapısının önünde… İster istemez elimi kalkmış sikime götürdüm.
Külodumun içinde baş kaldıran aletim rahatsızlık vermeye başlamıştı artık… Kendime inanamıyordum. Tıpkı Avni gibi bir koca olmuştum. Karım yatak odamızda bir erkekle sikişiyordu ve ben onları izleyerek kalkan sikimi rahatlatmaya çalışıyordum.
Fermuarımı indirdim, aradan elimi külodumun içine soktum, sertleşen sikimi parmaklarımla tutup sıktım.
Öylesine dalmış, kendimden geçmiştim ki, farkında olmadan kapının eşiğini geçmişim neredeyse… Pozisyon değiştirmek için altında yatan erkeğin üstünden doğrulan karımla bir anda göz göze geliverdik.
“Ayy… Semiihh…” diye bir çığlık attı, gözleri fal taşı gibi açılmış bana bakıyordu. Altındaki erkek ne olduğunu anlamak için doğrulunca da adamın kim olduğunu görüverdim. Anında bende film koptu.
Hassiktiirr… Ulann…? Başkan…?
Benim yatağımda, benim karımı siken adam hiç de yabancı değildi. Koskoca belediye başkanıydı. Anlı şanlı ilçe belediye başkanımız Kemal bey…
Manzara inanılacak gibi değil, mümkün değil böyle bir şey olamaz…
Başkan benim yatağımda sikini havaya dikmiş çırılçıplak, karım deseniz o da öyle… Amı götü meydanda… Az önce içinden başkan yarağı çıkmış ıslak amcığıyla yatakta…
Bense yatak odasının kapısında, elimi sikimden çekmeyi bile akıl edemeden, ağzım bir karış açık, öylece duruyorum, yataktaki şahıslara bakıyorum.
Öylece kaç saniye durduk bilmiyorum, sonunda kendime gelir gibi oldum,
“Şeyy… Başş…. Başkanım…” diye kekeledim.
İlk başta benim gibi şaşırıp kalan başkan da toparladı vaziyeti… Yastığı eline alıp hala havaya dikili duran bilek kalınlığındaki yarağının üstüne kapadı önce, ardından boğazını temizleyip bana seslendi,
“Şey… Erken geldin demek? Neydi adın? Hah Semihciğim… Bu kadar erken beklemiyorduk seni…? Ankara’dan döndün demek?” dedi o seçimlerde, nutuklarda kullandığı kalın, tok erkek sesiyle…
Amına koduğumun çocuğu, sanki makamında ziyaretine gelmişim gibi hiç bozuntuya vermiyor o çıplak haliyle… Sanki karımı sikerken yatağımda basmamışım gibi… Sanki az önce karım o bilek gibi yarrağının üstüne çıkıp kalçalarını çalkalamıyormuş gibi… Çırılçıplak yatağımda yatarken bile hala yakışıklı, hala karizma piç…
Elimi telaşla külodumun içinden çıkarıp fermuarımı çektim, neredeyse hazırola geçtim adamın karşısında…
Tabi, çakal zampara fark etti manzarayı hemen, gözleriyle takip etti beni… Önümdeki kabarıklık hala ayan beyan meydanda… Bunu görünce suratına yavşak bir sırıtış yayıldı. Kendisi de rahatlamış, yatağın sahibi gibi yayılmıştı yattığı yerde…
“Ee… Evet başkanım… İş erken bitti de… Erkenden evime geleyim dedim…”
“Tabi canım… Senin güzel eşin söyledi ama… Ankara’da bizim belediyenin ne işi olduğunu ben hatırlayamadım şimdi… Sen pazartesi odama gelip raporunu verirsin, değil mi Semihcim?”
‘Güzel eşim‘ yatağın kenarına çekilmiş diken üstünde… O da pikeyi çekmiş üstüne, çıplaklığını kapatmaya çalışıyor utanarak…
“Emredersin başkanım… Tabii ki… Pazartesi…”
Hala kekeliyordum bizim karizma başkanın karşısında… İbnenin evladı, karımı siktiği yetmiyor gibi, pazartesi beni sorguya alıp beni de sikecek… Belediyenin en üst katındaki makam odasında hazır olda benim ifademi alışı, sorguya çekişi gözümün önünde canlandı bir an, sırtım ter içinde kaldı. Ne diyeceğim adama?
Zamparalık yapmak için karıma yalan söyledim başkanım. O sırada ben belediyedeki iş arkadaşımın karısını sikiyordum. Hatta o da hem seyretti, hem bize katıldı sikerken, üçlü grup seks yaptık başkanım…
“Semih’ciğim… Gördüğün gibi bizim de işimiz vardı güzel eşinle… Yarım kaldı. Rica etsem, bizi salonda beklesen olur mu?”
Bir karıma baktım, bir başkana… Yıldırım hızıyla olayı tarttım şöyle bir… Siktiğimin orospusu… Ben oğlanın öğretmeniyle sikişiyor zannederken o koskoca başkana siktiriyormuş kendini…
Kafamda deli sorular… Ne zaman gördün belediyenin başkanını? Görmeyi bırak, ne zaman ayarladın da adamın altına yattın a orospu? Yalvar yakar, binbir nazla bana kendini siktiren kaltak karım, ne zaman, nasıl böyle ateşli bir fahişe oldu? Asıl önemli soru… Ben şimdi ne yapmalıyım?
Adama çıkışamam, çalıştığım belediyenin başkanı… Bir telefon etse, anında benim telefona personel müdürlüğünden mesaj gelir, “İşinize son verilmiştir.“ Belediyeye torpille girmişim, elimden bir bok gelmez, işsizler ordusuna katılırım artık…
Başkanın üstüne saldırıp dövemem, benden daha iri yarı, dalyan gibi herif… Altına alıverse siker atar beni… Silahım yok, mutfaktan bıçak alıp bıçaklayayım desem tavuk kesemem zaten, nerde kaldı adam keseyim…
Üstelik, şimdi inmiş vaziyette ama, beni fark ettiklerinde önümdeki kabarıklığı da gördü herif, fermuarımın açık olduğunu, onlara bakarak sikimi sıvazladığımı anladı çoktan… Yani, kısaca sümsük, edilgen pezevengin tekiyim başkanın nazarında…
“Şey… Tabi… Emredersiniz başkanım…” dedim süklüm püklüm…
Gülümsedi, önündeki yastığı kaldırıp yatak başlığına dayadı, kendisi de yaslandı arkaya… Karımın üstündeki pikeyi de çekip aldı. Yatakta çırılçıplaktı ikisi de…
“Ama istersen gitme Semih, burada kal… Gördüğüm kadarıyla karını sevişirken izlemek hoşuna gidiyor senin, tahrik oluyorsun… Ne kadar zamandır burdasın Semih?”
“Bilmem ki, yarım saat filan oldu başkanım…” Karıma döndü gülümseyerek, elini tutup kendine çekti,
“Güzelim, hadi şu sikimi yala biraz da sertleşsin. Öyle sikeyim seni… Baksana, kocan bizi izlemekten mutlu olacak sanki… Yarım saattir seni nasıl siktiğimi seyrediyormuş. Bizim sevişmemizi izlerken siki kalkmış kocanın… Öyle değil mi kocası?”
Ne diyeceğimi şaşırdım. Piç herif, açık açık benim yanımda karımı sikmekten söz ediyor. Karıma sikini yalatacakmış. Benim namuslu ev kadını karıcığım Başkanın koca sikini yalayacakmış… Hem de benim önümde… Ulan bu nasıl bir şey…? Pezevenk miyim ben?
Sanırım öyleyim… Pezevengin tekiyim ben… Benim güzel, sevgili, nikahlı karımı siken iktidar sahibi, güçlü adama tek kelime edemedim. Sustum kaldım.
O sıra nikahlı karım çırılçıplak bizi dinliyordu zaten… Bir yandan da başkanın karın kaslarını okşuyor, kırmızı ojeli parmakları onun simsiyah göğüs kıllarında dolaşıyor, adamın meme uçlarını filan öpüp duruyordu.
Sonra aşağılara indirdi o parmaklarını, kasıklarındaki kıvırcık kılları okşadı. Kalın erkeklik organını kavradı, okşayıp sıvazladı.
Aslında Başkanın yarağı sertleştirmek için karımın yalamasına gerek yoktu ki… Başkanın yarrağı taş gibi olmuş zaten, durduğum yerden kan damarlarının şiştiğini, parmak gibi kabardığını görebiliyordum.
Karım başkanın sikini okşarken bana dikilen gözlerinde şeytani bir bakışla yavaşça eğildi, yüzünü kasıklarına gömdü, adamın kucağına yayıldı uzun sarı saçları…
Kemal başkan eliyle tutup karımın saçlarını arkaya topladığında kalın yarağının başını karımın ağzında gördüm. Diliyle yalıyordu mor başını, arada dudaklarını aralayıp ağzına alıyor, baya hararetli bir oral seks yapıyordu başkanıma…
“Ohhh… Yala bebeğim… Yala sevgilim… Yarrağımı yala, ağzına al… Güzel yala… Bak kocan da seni izliyor. Oral seksten sana not verecek, ona göre güzel yala… Ohhh…”
Bunu duyan karım erkeğin sikini ağzından çıkarıp bana baktı, sessizliğini bozdu,
“Sakıncası yok di mi aşkım? Senin yanında, senden başka bir erkeğin sikini yalıyorum…” Bakışlarını başkanın gözlerine dikti,
“Hem de adam gibi, sapına kadar erkek gibi bir erkek…” dedi. Kemal başkana olan hayranlığı hem sesine, hem bakışlarına yansımıştı.
Yani, karıcığıma ne diyebilirim ki… Yatak odamıza aldığı, yatağımızda kendini siktirdiği adam seçim kazanmış, ağzı laf yapan, yakışıklı, dalyan gibi, yürüyen karizmanın teki…
Bense onun maaşlı elemanı, düz lise mezunu, süklüm püklüm, sessiz sedasız, hiç bir özelliği olmayan, karısı acıyıp am verirse sikebilen, vermezse susup otuzbirini çeken sümsüğün tekiyim. Aynı kefede, aynı siklette değiliz ki…
“Ne sakıncası olacak hayatım?” diyerek gevrek gevrek güldü başkan… “Sana söyledim. Benim seni sikmem kocanın hoşuna gidiyor. Sen benim üstümde zevkten yılan gibi şehvetle kıvranırken tahrik oluyor kocan…”
“Öyle mi diyorsun?”
“Öyle diyorum, kesinlikle… Sen zevkten çığlık attıkça kocanın siki fena kalkıyor. Takılma ona sen… İstediğini yapabilirsin. Hadi devam et, yarrağımı yala, ağzına al, em beni…”
“Peki sevgilim… Sen nasıl istersen…” diyerek şuh bir kahkaha attı karım…
“Uslu kızım benim… Aferin, her dediğimi yapıyorsun. Ben de güzel sikicem seni, zevkten bağıracaksın birazdan… Kocan bizi izlerken amına götüne koyacağım senin… Off… Harikasınız ikiniz de… Kocan pezevenk, sen azgın… Her zaman denk gelmez böylesi… Hadi başla bakiimm…”
Karım sevgilisinin dediğini yaptı. Uzun uzun, şapır şupur yaladı başkanın yarrağı… Şapkasından köküne kadar gezindi durdu diliyle… Taşaklarını bile ihmal etmedi.
Yani, amına koduğumun karısı benim siki böyle yalasa ben çoktan patlamıştım. Başkan bana mısın demiyordu bu kadar yalanmaya… Arada yarağı belinden tutup karımın yanaklarına pat pat vuruyor, ağzına sokup yanaklarını avurtlarını şişirerek içeride gezdiriyordu.
“Yavrum, yeter bu kadar yaladığın…” dedi sonunda… “Ağzını siktiğim yeter, biraz da amına koyayım senin…” diyerek doğruldu. Karımı belinden tutup önünde bana doğru domalttı. Arkasında yerini aldı.
Sanki büyülenmiş gibi önümde yaşanan seks sahnesini izliyordum. Herifçioğlu, karımı kukla gibi yapmış, evire çevire sikiyordu. Bana aldırdıkları bile yoktu hiç… Karımın ağzı burnu dağılmış, rimelleri gözlerinden akmış, dudaklarına sürdüğü kırmızı ruj çenesine kadar bulaşmış vaziyetteydi. Tam bir orospuydu şu anda…
Öyle tahrik edici bir manzaraydı ki… Dayanamadım artık… Pantolonu, tişörtü ne varsa fora ettim, bir kenara fırlattım. Ben de onlar gibi çıplaktım şimdi… Başkanın dediği gibi, bugün hayretle öğrendiğim gibi, ben karısının sikilmesinden zevk alan bir kocaydım.
Sikim kalkmış, taş gibi olmuştu. Elimi yalayıp ıslattım, ıslak avuç içiyle sikimi sıvazladım biraz… Dayanılacak gibi değildi.
Yatakta birbirlerine giren karım ve sevgilisinin beni görecek, görseler bile aldıracak halleri bile yoktu zaten… Seks fırtınasına kapılmış gidiyorlardı. Başkan önünde domalmış duran karımın kalçalarına sağlı sollu iki tane şaplak attı, ardından bir kaç tane daha… Beş parmağının izi kalmıştı nazik beyaz teninde…
“Ayy… Ayyy…” diye çığlık attı karım… “Yapmaa… Canım yandı.” Ama cilveli orospu, canının yanmasına aldırış etmiyordu sanırım, kısrak gibi kişniyordu kalçalarına şaplak yedikçe… Kırmızı parmak izleriyle kaplanmış kaba etlerinin hazla titrediğini görebiliyordum. Başkan boğuk bir sesle karıma seslendi,
“Sikmek istiyorum seni bebeğim… Harikasın… Sikebilir miyim seni? İzin verir misin, yarrağımı geçireyim mi artık?” Karım yüzünde ihtiraslı bir gülümsemeyle bana baktı. Yatağın kenarında çırılçıplak vaziyette sikimi sıvazladığımı gördü. Gözleri şehvetle kısılarak sikicisine cevap verdi,
“Kocama sormam lazım aşkım… Kocam izin verirse sikebilirsin beni… Onun namusuyum ben…”
“Sor öyleyse siktiğimin fahişesi… Sor kocana boynuzlu pezevengin karısı… Yarağımı yemek için izin iste pezevenk kocandan…”
Yuh artık, laflara bak… Normal bir erkek için cinayet sebebi olabilecek karımın sözleri bende sadece afrodizyak etkisi yaratıyordu. Kıskançlık sinirleri alınmış bir domuzdan farkım yoktu o anda…
Hatta karım ve sevgilisi tarafından aşağılanmak, küfürlerini işitmek sikimin daha da sertleşmesine sebep oluyordu. Artık zonklamaya başlamıştı benim alet…
Evet, gurursuz bir pezevenktim ben… Hemen önümde karımın sikilmesinden zevk alıyordum, tahrik oluyordum. En az kendim sikmiş kadar hem de…
“Kocacım? Ne diyorsun? Başkanın siksin mi karını? Kemal bey güzel yarağını geçirsin mi bana? Beni kadını yapsın mı? Hadi söyle, dayanamıyorum artık… Sikilmek istiyorum.”
“Sik… Siksin…” diye kekeledim heyecandan karılmış bir sesle… Öksürerek boğazımı temizledim,
“Evet, siksin seni… Başkanıma feda olsun. Amına koysun senin… Orospu karım benim… Seni istediği gibi sikebilir başkanım… Amına da koyabilir, götünü de sikebilir. Nasıl isterse öyle siksin.”
“Aferin Semih…” diyerek bir kahkaha patlattı başkan… “Gittikçe gözüme giriyorsun oğlum… Pazartesi hatırlat bana, seni terfi ettireyim ben… Sen gözüme giriyorsun, ben karına giriyorum. Bak şimdi… Bir kadın nasıl sikilir göstereyim sana… İyi bak ama…”
Karımın belinden tuttu iki eliyle, sıkıca kavradı, yavaşça kendine doğru yaklaştırdı. İkisi de dizlerinin üstünde, domalmış vaziyette duran karımın arkasına rampa etti kalkmış yarağını…
Ben de bir iki adım yan tarafa kayıp başkandan tarafa geçtim. Şimdi yatağın yan tarafında tam ikisinin hizasındaydım. Böylece başkanın kalın yarağının karımın amına girişini rahatça izleyebilecektim.
Karımın am dudakları kurabiye gibi şişmişti. İçinin pembeliğini görebiliyordum. Islanmış, zevk suları taşıyor, bacak içlerinde aşağılara doğru süzülüyordu.
Yukarı doğru kalkan haşmetli sikini bir eliyle aşağı doğru bastırmak, isyankar yarak başını karımın amcığına, ıslak yarığına dayamak zorunda kaldı başkanım… Biraz iteleyince tüfeğin namlusunu yuvasına yerleştirdi.
“Ohhh… Çok güzel… Devam et aşkımm…” diye inledi karım…
“Acele etme bebeğim… Yavaş yavaş sikicem seni… Zevkini çıkarta çıkarta sikicem.”
Dediği gibi yavaş yavaş ilerliyordu. Belini santim santim oynatıyor, iki ileri bir geri, yavaş yavaş gömüyordu yarağını…
“Ahhh… Harikaa…” diye diye zevkle karşılıyordu karım… Islak amını yararak giren kalın yarak kendinden geçiriyordu onu…
Kutsal bir ayindeymişim gibi huşu içinde, dikkatle, sikimi okşayarak onları izliyordum. Karımın gözleri kapanmıştı zevkten, burun delikleri açılıp kapanıyor, dudakları aralanmış nefes almaya çalışıyordu.
Sonunda erkeğin kasıkları karımın kalçalarına yapıştı. Ellerinin parmakları karımın belinde kasılarak olabildiğince kendine çekti karımı… Bastıra bastıra… Bütün gücüyle kasnakladı karımı, yarrağını tam anlamıyla karıma köklemiş vaziyetteydi.
Ardından santim santim kendini geriye çekti. Başı am dudaklarının arasında görününce durdu, tekrar kökledi. Tekrar çekti yavaşça, tekrar kökledi sakin sakin… Sürekli yapıyordu bunu, sürekli karımı inletiyordu.
Başkan bir süre sonra karımın amcığında git gellerin hızını arttırmaya başladı. Gergin karın kaslarının iyice kasıldığını, karımın kalçalarına vuran kasıklarının şapladığını görüyordum.
Eve ilk girdiğimde duyduğum o sesler tekrar yükseliyordu yatak odamızda… Başkan kökledikçe çıkan şaplama sesleri, karımın iniltileri, erkeğin solumaları, altlarındaki yatak bazasının şikayetçi gıcırdamaları, hızlandıkça duvara vuran yatak başlığının tak tak vurmaları…
“Nasıl Semih? İyi sikiyor muyum karını dostum?” diye sordu bir ara başkan… Gözümü bile kırpmıyordum bir şey kaçırmamak için… Yine de güçlükle yutkundum, cevap veremedim ilk önce… Karım gibi benim de nefesim kesilmiş durumdaydı.
“Harika sikiyorsun aşkımm… Ohhh… Devam et… Zevkten ölüyorum…” diye inleyerek benim yerime cevap verdi karım… “Semih, sen de ağzıma ver şu sikini… Tam pornolardaki gibi sikin beni… Biriniz içime sokun, biriniz ağzıma verin…”
Off… Körün istediği bir göz, karım verdi iki göz durumu… Kemal başkanın karımı sikmesini izlediğim yetmiyor gibi bir de aralarına katılabilecektim. Yine de onaylayacak mı diye başkana baktım izin istercesine… Anladı hemen,
“Tamam oğlum… Azgın karın ne istiyorsa o… Yanaş bakayım ortak… Sikini karının ağzına ver… Ulan köftehor… Kıymetimi bil… Hem terfi ettiricem seni, hem eşinin ağzına sokmana izin veriyorum. Benim gibisini bulamazsın ha…”
Hemen yatağa, karımın yanına geçtim. Zonklayan sikimi karımın açılan ağzına soktum. Çılgınca yalamaya, emmeye başladı sikimi… Uzun sarı saçlarını bileğime doladım, zevkten kendimden geçtim.
Karımı ortamıza almıştık Kemal başkanımla… Başkan arkadan amına vurdukça karımı bana doğru itiyor, ağzına verdiğim sikim boğazına kadar giriyordu karımın… Bir zaman böyle devam ettik. Sonunda karım sikimi bir anda ağzından çıkardı,
“Ohhh… Dayanamıyorum… Geliyorummm…” diye feryat ederek kasılmaya başladı. Orgazm sarsıntıları devam ederken ben de ağzında ıslanmış sikimi hızla sıvazlayarak otuzbir çektim. Spermlerim adeta fışkırdı, şişen taşaklarımın yükünü ağzına yüzüne boşalttım.
Başkan da bizim ardımızdan son bir kökledi karımın amcığına… Sonra da lap diye çıkardı karımın amından… O da eliyle sıvazlayarak karımın sırtına, beline, kalçalarına yağdırdı döllerini…
“Of ulan orospular, bitirdiniz beni…” diyerek kendini sırt üstü yatağa bıraktı.
Karım da halsiz melalsiz kendini onun yanına attı. Başını erkeğin göğsüne dayamış, bacağının birini onun bacaklarının üstüne atmıştı. Hala orgazm kasılmaları devam ediyor, bacak kaslarınının seyirdiğini görebiliyordum. Sırtındaki, kalçalarındaki beyaz sperm damlaları yol yol aşağılara süzülüyor, kırmızı ışıkta pırıl pırıl parlıyordu.
Bense orospu karımın suratından sıyırdığım elimdeki sperm bulaşıklarını yere damlatmamaya çalışarak çıktım, banyonun yolunu tuttum. Lavaboda ellerimi yıkarken gözüm aynaya ilişti.
Banyo aynasından yansıyan gurursuz pezevenk şaşkınlıkla bana bakıyordu.
Mrb ben Koray mersin Antep adana maraş Hatay Osmaniye çevrelerinden her yaştan bayanlar arayın tanışalım