Kapımızdaki Misafir!
İsmim Ercüment, yaşım 33, İzmir’de yaşıyorum ve bir fabrikada vardiyalı olarak çalışıyorum. Karım benden bir yaş büyük, iri göğüsleri ve yuvarlak götüyle, çay bardağı gibi ince belli vücuduyla çok seksi bir kadındır.
Geçen ay köyden aradılar, karımın bir akrabasının oğlu olan Oktay İzmir’e kısa süreli eğitim için gelecekmiş. Ona ucuz bir otel veya pansiyon gibi bir yer ayarlamamızı istediler.
Biz de, çocuk yabancı yerde kalıp zorlanmasın, akrabamızdır, masraf olmasın diyerek bizimle kalmasını önerdik. Kabul ettiler ve Oktay bizde kalmaya geldi. Oktay 17 yaşında, orta boylu, iri yapılı, sarışın ve saf bir gençti. Pek kullanmadığımız küçük odayı onun için düzenledik, hazırladık. Bizimle beraber kalmaya başladı.
Karımın akrabasıydı evet ama, ne de olsa ergenlik çağında bir delikanlıydı. Ben işteyken karımla evde yalnız kalacak olması ilk başta biraz düşündürdü beni… Sonra kişiliğini tanıdıkça içim rahatladı. Efendi, sakin, sesi soluğu çıkmayan, çekingen yapılı bir çocuktu. Gündüzleri okulda, akşamları evdeydi.
Fabrikada birlikte çalıştığım Necati isminde bekar ve çapkın bir arkadaşım var. Gömlek değiştirir gibi sevgili değiştirir, onları nasıl siktiğini bana anlatır sürekli…
Bir gün evli bir kadını siktiğini anlattı. Ben inanmayınca da telefonunu çıkarıp kadını nasıl siktiğinin videosunu izlettirdi. Yatak odasına taktığı gizli kamerayla kayıt yapmıştı. Videonun çözünürlüğü oldukça yüksekti ve ses kalitesi de çok iyiydi. Necati yarağı amına gömdükçe kadından yükselen feryatları, zevk inlemelerini her şeyi kaydetmişti.
Beynimde ampul yandı. Gündüz ben işteyken eve gizli kamera koyabilirdim. Evde neler olup bittiğini naklen izleyebilir, hatta Necati gibi kayıt yapabilirdim. Bunu aklımın bir köşesine yazdım. O gece karımla yatak odamıza çekilince,
“Aşkım, bizim Necati yine sevgili değiştirmiş. Bu sefer evli bir kadın düşürmüş puşt… Kadını nasıl siktiğini de izlettirdi bana, gizli kamerayla kaydetmiş…” diyerek, en ince ayrıntılarına varıncaya kadar karıma videoda gördüklerimi anlattım.
Yatakta böyle şeyleri konuşunca karımın da benim gibi azdığını bildiğim için anlatırdım hep… Yine aynı şey oldu. Ben Necati’nin evli kadını nasıl siktiğini videoda izlediklerimi ballandırarak anlatınca azdı, kudurdu. Daha anlatacaklarım bitmeden biz sevişmeye başladık.
Karımı domalttım, çıkan ‘Şap, şap, şap!’ sesleri eşliğinde Ah’laya Oh’laya sikişiyorduk. Bir ara gözüm kapı altından sızan koridor ışığına takıldı. Tam bizim odanın kapısının altında bir gölgelenme vardı.
Anladığım kadarıyla Oktay bizim yatak odasının kapısındaydı ve bizi röntgenliyordu galiba… Bir an durdum. Sonra da yabancı bir erkek gözünün seksi karımı nasıl hoyratça, bağırtarak siktiğimi izliyor olması fikri hoşuma gitti.
Lanet olsun, çok tahrik edici bir şeydi bu… Hiç bozuntuya vermeden karımı sikmeye devam ettim, hatta daha da artırdım tempoyu… Karımın suyunu çıkarana kadar sikip, böğüre böğüre içine boşaldım.
Necati’nin gizli kamerası varsa, benim de kapının arkasında gizli bir izleyici gözüm vardı. Karımı nasıl zevkten inlete inlete siktiğimi duyabiliyordu. Sikişmemiz bitip yatağa devrildik karımla… Bizim sikiş seslerimiz kesilince gölge birden kayboldu ve koridorun ışığı söndü. Odamızdaki ebeveyn banyosunda duş aldık ve yattık.
Ertesi gün işteydim. Çalışıyordum ama, aklımdan çıkmıyordu kapımızın arkasındaki gölge görüntüsü… Oktay efendi bizi izliyor ve muhtemelen otuzbir çekiyordu. Oğlan çok gençti. Büyük olasılıkla gözü açılmamış, daha milli bile olmamıştı. Konu açıldığında utancından yüzü kızarırdı.
Hiç Oktay’dan beklemediğim bir hareketti bu… Fakat, nedense ona kızamıyordum. Tam aksine bizi sikişirken izlemesi, dinlemesi garip bir heyecan bile vermiş, nedense beni tahrik etmişti.
O gece de karımla yatak odamıza çekilip sikişmeye başladık. Ben yine kapının altında beliren gölgeyi fark ettim. Bizim küçük sapık yine iş başındaydı. Anahtar deliğinden bizi gözetliyor, dinliyordu. Karımın kulağına fısıldayarak,
“Bozuntuya verme aşkım, Oktay bizim kapının önünde, bizi izliyor!” dedim. Karım bunu duyunca paniklese de, ben hiç bir şey yokmuş gibi, karımı sikmeye, amını pompalamaya devam ettim. Karım telaşla fısıldayarak bana engel olmaya çalıştı.
“Ne yapıyorsun? Çocuk kapının önünde bizi dinliyor, sen beni zevkten ciyak ciyak bağırtıyorsun. Yapma artık, kes şunu, sikme beni…”
“Kızım bu yarak kalktı artık, tillahı gelse seni sikmeden bırakmam.” dedim bacaklarının arasında inip kalkarken… Beni engellemeye çalışan ellerini yatağa bastırıp sikmeye devam ettim.
“Off… Yavaş… Canım yanıyor. Ama hayatım, kendimi tutamıyorum, beni çok bağırtıyorsun. Bir de şaplata şaplata, vurdura vurdura sikiyorsun. Çocuk hepsini duyuyor.”
“Siktir et bebeğim, duyarsa duysun. Kardeş değiliz biz, karı kocayız. Tabi ki sikişicez. Yatak odasında ne yaptığımızı zannediyor ki oğlan… Karımı sikiyorum, en doğal hakkım…”
Sevişmeye devam ettik. Yarağı gömdükçe zevke gelen karım da itiraz etmeyi bıraktı artık… Evire çevire, her deliğinden siktim karımı… Sonunda yine ayı gibi homurdanarak, karım zevkten kasıla kasıla, neredeyse bağırarak aynı anda boşaldık.
Sonunda sakinleştik, orgazm kasılmaları bitti. Kapının önündeki gölge hareket etti, ortadan kayboldu. Biz de kalktık ve duşa girdik. Yıkanırken karım,
“İnanmıyorum ya, Oktay efendi çocuk, yapmaz öyle şey! Yanlış görmüş olamaz mısın?” deyince, ben de,
“Hayır canım, yanlış görmedim. Ama sen inanmıyorsan, bunu sana ispatlarım. Ne olduğunu öğrenmenin çok kolay bir yolu var!” diyerek planımı anlattım.
Kamera olayını kabul etti karım… İçin için seviniyordum, bir taşla iki kuş vuracaktım. Hem yaramaz oğlanın bizim kapının arkasında neler yaptığını görebilecektik, hem de ben evi 7/24 kontrol altında tutabilecek, ben işteyken olan biten her şeyi görebilecektim.
Kamera sayesinde evdeki küçük röntgenci sapığın benim sikişe doymayan, her gece yarak isteyen karımla iş tutup tutmadığını görecek, evde bütün gün yalnız kalan ikilinin beni boynuzlama ihtimalinin doğruluğunu test edebilecektim.
Sabah mesaiye gittiğimde, Necati’ye o gizli kamerayı nerden aldığını, markasını, modelini, görüntüyü nasıl cep telefonuma aktaracağımı ve kaydedeceğimi falan en ince ayrıntısına kadar sordum. Necati,
“Vayy, demek yengemle fantezi yapıp kaydedeceksiniz ha?” dedi önce…
“Bakalım, yengende bir deneyelim de… Sonra belki ben de senin gibi evli karı sikerim, lazım olur.”
“Ee, ben de o görüntüleri izlemek isterim ama… Sana ben ilham verdim, hem de yaptığım kaydı sana izlettirdim. Bana borcun var.”
“Siktir lan ibne…” dedim gülerek… “Godoş muyum ben karımı nasıl sana siktiğimi göstereyim. Başka karı olursa tamam… Hadi anlat bakalım şu işi bana, öğreneyim.”
Necati bana kamera hakkında öğrenmek istediğim şeyleri anlattı. O anlatırken benim aklım şeytanlığa çalışıyordu bir yandan…
Karımı sikerken videoya çekip bu zamparaya göstersem… Ben karımı çırılçıplak sikerken, amına götüne koyarken izlese… Bizi sikişirken porno film izler gibi izledikçe siki kalksa ibnenin…
Ne varmış bunda? Videoda siktiğim kadının karım olduğunu söylemem Necati’ye gösterirken, tanımıyor ki karımı… Orospunun birini siktim derim. Nasıl tepki göstereceğini, karım için neler söyleyeceğini heyecanla beklerim. Yatakta benimle çırılçıplak sevişen karımın amına götüne bakıp yarağı kaldırınca ben daha beter kudururum.
Off… Fantezinin dibi amına koyayım. Yoksa ben gerçekten godoş bir koca mıyım? Resmen değişim geçiriyordum. Karımla sikişirken evdeki yabancıya izlenmekten tahrik olduğum gibi, üstüne bir de Necati’ye karımı çırılçıplak gösterme fantezileri kuruyordum. Bunun adı pezevenklik değil de ne?
Neyse… İş çıkışı gidip kameranın aynısından bir tane de ben aldım. Akşam eve gittiğimde Oktay yoktu her zamanki gibi… O gelmeden kamerayı koridora, bizim yatak odasının kapısını net görecek şekilde yerleştirdim, cep telefonumda gerekli ayarlamaları yaptım. Çok heyecanlıydım, çok…
O gece de yine karımla uzun uzun sikiştik. Her ne kadar neler hissettiğini bana itiraf etmese de, olayın heyecanı karımı da sarmış gibiydi. Daha bir ateşliydi, daha çok zevk alıyordu sanki… Bir önceki sevişmemizde olduğu gibi bağırtarak, inleterek siktim karımı…
Hani bırakın kapı arkasını, komşular bile duyabilirdi zevk feryatlarını… Sevişmiyor, yatakta savaş yapıyorduk sanki… İkimiz de alabildiğine tahrik olmuş, alabildiğine kendimizi kapıp koyvermiştik.
Duştan sonra tekrar yatağa geçip telefonumu açtım. Benden sonra küçük havluya sarınıp yanıma uzanan karımla birlikte kamera kaydını izledik. Benim haklı olduğum ortaya çıktı. Video kaydında, biz içeride sikişmeye başladıktan sonra Oktay kapımıza geliyordu hırsız gibi…
Önce eğilip anahtar deliğinden bakıyordu. Küçük anahtar deliğinden ne görebildiğini bilmiyordum. Fakat seslerimizi duyduğu kesindi. Holdeki kamera bizim kapısı kapalı yatak odasındaki seslerimizi bile kayıt altına almıştı. Çok kısık gelse de yine duyuluyordu.
Oktay kapımızın önünde diz çökmüş, gözü anahtar deliğinde iken şortunu biraz indirip yarağını çıkardı ve sıvazlayarak otuzbir çekmeye başladı.
“Vay namussuz piç vay…” diye öfkeyle tısladı karım… “Acıyıp eve aldık, şu yaptığına bak… Utanmadan bizi dinleyip otuzbir çekiyor.”
“Şşşt… Bırak da sonuna kadar izleyelim.”
Karım sustu, videoyu izlemeye devam ettik. Oktay kapının önünde sikini sıvazlayıp durdu dakikalar boyu… Biz sikişimizi bitirirken de avucuna boşalıp kapının önünden çekildi, odasına gitti.
Karım öfkelenmişti, ben engel olmasaydım gecenin o saatinde Oktay’ı evden kovacaktı. Karıma,
“Sakin ol hayatım. Sinirlenmene hiç gerek yok. Ne de olsa Oktay genç bir erkek… O yaştaki biri için bu gayet normal bir ihtiyaç…” dedim.
“Ne geniş adamsın kocacım… İhtiyaç diyorsun da… Oğlan bizi dinleye dinleye otuzbir çekiyor. Belki de beni çırılçıplak yarak yerken görüyor. Hiç mi kızmadın, beni hiç mi kıskanmadın?”
“İlk gördüğümde ben de senin gibiydim. Ama sonradan düşündükçe çocuğa hak verdim hayatım… Hem evden siktir etsen akrabalara ne diyeceğiz? Hem çocuk rezil olacak, hem de biz… Sakin ol lütfen…”
Karım sakinleşti biraz… Ben bir süre daha konuşup onun doğal tepkilerini yatıştırmaya çalıştım. Ben anlattıkça yavaş yavaş fikri değişti, o da benim gibi düşünmeye başladı. Öfkesi iyice yatışınca,
“Şunu başa al da bir daha seyredelim!” dedi. “Madem ki genç delikanlının ihtiyacıymış… Azgın piçin nasıl ihtiyaç giderdiğini bir daha göreyim.”
Karımın bu isteği beni biraz şaşırtsa da, videoyu başa aldım ve yeniden seyretmeye başladık. İlk seyrettiğimizde de heyecanla seyretmiştik, ama ikinci seyredişimizde çok daha farklı bir duygu vardı. İkimiz de tahrik olmuştuk.
İzlerken karım bir bacağını üstüme atmış, amını kıllı bacağıma dayamış sürtünüyordu. Amından süzülen sular kıllarımı ıslatmıştı. Bir yandan da elini sertleşmiş yarağıma atmış sıvazlayıp duruyordu.
Video bitince karım üstündeki yarım havluyu fırlatıp atıverdi. Sonra da beni üstüne çekti, bacaklarını ayırdı. Videonun etkisiyle taş gibi olmuş yarağımı amına soktuğumda vajinasının içleri daha önce hiç görmediğim kadar ıslaktı.
“Ohhh… Sik beni aşkım…” dedi omuzumu dişleyerek… “Azgın piç, beni de azdırdı. Fena halde sikilmek istiyorum şu anda…”
“Sorma karıcım, ben de fena oldum. Ohhh… Amcığın su içinde kalmış.”
“Çok zevk alıyorum çünkü… Ohh… Sik kocacımm… Sik karını…”
“Aşkım, şeyi fark ettin mi? Oğlan daha onyedi yaşında ama, siki benimkinden daha büyük…”
“Evet kocacım, fark ettim. Siki daha büyüktü. Daha pembe beyaz… İştah açıcı… Senin sikin gibi koyu değil. Hadi… Bırak konuşmayı, devam et sen… Sik beni diyorum.”
“Ohhh… İştah açıcı ha? Seni fahişe seni… Seni azgın seni… Al bakalım… Pembesini veremedik ama, koyu renkli yarağı koyayım amcığına…”
Evlilik hayatımızın en sessiz, en kısa fakat en heyecanlı ve tatminkar sikişini yaptık. Karımın bu kadar çabuk orgazm olduğunu hiç görmemiştim. Beş dakika sürmeden ikimiz de boşalıp rahatladık. Nefes nefese yatağa serildik.
Başımı çevirip baktım, karımın gözleri tavandaydı, memelerini okşuyordu dalgın dalgın… Elimi uzatıp benden taraftaki memesini avuçlayıp sıktım, meme ucunu ovaladım,
“Ne düşünüyorsun canım? Oktay’ın sikini mi? Çok mu tahrik etti seni oğlanın yarağı?” diye sordum gülümseyerek… O da güldü, elime vurdu,
“Amann… Sen de az sapık değilsin. Ama evet… Küçücük oğlan sikini sıvazlarken, elindeki alet keser sapı gibiydi. Doğrusu epey şaşırdım. Ağzım açık kaldı.”
Bundan çıkan sonuç ortadaydı. Sikişirken Oktay’ın bizi dinlemesi, belki de yarım yamalak delikten bizi izlemesi ikimizi de müthiş tahrik etmişti. Aklıma daha farklı şeyler geliyordu. Kapıyı aralık bırakıp, sanki farkında değilmişiz gibi kendimizi teşhir etmek daha da heyecan verici olabilirdi.
Ertesi gece yine yatak odamıza çekildiğimizde düşündüğümü uyguladım. Kapıyı hafif aralık bıraktım. Soyunup sevişmeye başlayacağımız sırada, karım,
“Napıyorsun Ercüment, kapıyı kapat! Neden açtın ki?” dedi.
“Bir şey olmaz! Bırak şimdi, amına koduğumun kapısını siktirtme…” diyerek karımı domalttım ve bir anda yarağı geçirip sikmeye başladım.
“Ohhh…” diye bir feryat kopardı karım… Kızışmış amına yarak girince kapı olayına itiraz etmeyi bıraktı. Ama sikilirken bir yandan zevkle inliyor, bir yandan fısır fısır konuşuyordu.
“Aşkım, anahtar deliğinden bakmaya, sesleri dinlemeye benzemez bu… Çocuk her şeyimizi görecek. Beni, karını çırılçıplak görecek. Beni nasıl siktiğini görecek. Sanki porno film seyreder gibi bizim sikişmemizi izleyecek. Sen nasıl bir pezevenksin, sapık kocam…”
“Bırak izlesin canım…” dedim pompaya devam ederken… “Bir kadınla erkek nasıl sikişiyor, görsün. Dedim sana, ihtiyacı var. O da bize baka baka boşalsın zavallı, rahatlasın.”
Belinden tutmuştum karımı, amcığında gidip geliyordum. İkimiz de heyecan içindeydik. Karımı sikerken yan gözle şifonyerin aynasından kapıya bakıyordum.
Derken Oktay’ın geldiğini gördüm. Yarı aralık kapıyı görünce bayram yapmış olmalıydı. Koridorda sessizce yanaşmış, kapının kenarından sinsice izliyordu bizi… O izlerken ben daha da zevke geldim, karımı daha bir iştahla sikmeye başladım.
Karım da Oktay’ın bizi izlediğini anlamış olmalıydı ki, inlemeleri değişmişti. Bir ara karımın amından çıktım. Karımın önüne geçip sikimi ağzına verirken, aynı anda karımın amını götünü Oktay’a teşhir ede ede okşamaya başladım.
“Ohhh… Geldi değil mi? Mmmm…” diye kapıdakine çaktırmadan kelimeleri inlemelerinin arasında boğarak sordu karım… İştahla sikimi yalıyor, boğazına kadar ağzına sokup çıkarıyordu. Ben de yüksek sesle,
“Ohhh… Evettt… Geldi. Evet… Devam et… Em yarrağımı…” diye inlerken aslında karıma yanıt veriyordum. Küçük röntgencimizin kapının önünde bizi izlediğini ikimiz de biliyorduk.
O esnada aynadan kapının eşiğindeki Oktay’ın karanlığın içinde hareketlendiğini, bize bakarak otuzbir çektiğini fark ettim. Offf… Gencecik bir erkek, ben karımı sikerken bizi izliyor ve sikini sıvazlayarak mastürbasyon yapıyordu.
Kapımızdaki Misafir!, resim №2
Beni deli gibi tahrik ediyordu bu durum… Sikimi karımın ağzından çektim ve tekrar arkasına geçtim. Zaten sırılsıklam olan amcığına bir hamlede kaydırdım yarağı… Sert hareketlerle sikmeye devam ettim. Karım orgazm olunca ben de fazla dayanamadım ve içine boşaldım.
Oktay kapıdan uzaklaşınca kalktık. Gidip hala aralık duran kapıyı sessizce kapattım. Karımla duşa girdik. Duşta suyun altında ikimiz beraber yıkanırken karım,
“Ne demeye kapıyı aralık bıraktın kocacım? Oktay bizi sikişirken izledi senin yüzünden…” diye fırça attı bana, biraz kızar gibi oldu.
“Aşkım, hadi itiraf et bana… Sapık oğlanın bizi röntgenlemesinden sen de benim kadar zevk almadın mı? Şimdiye kadar hiç böylesine ateşli sevişmemiştin benimle… Söyle bana… Zevk aldım de…” dediğimde, önce kem küm etti, ama sonunda çok zevk aldığını itiraf etti.
“Tamam canım, peki, ben de zevk aldım. Seninle sevişirken birinin bizi izlemesi acayip tahrik etti beni, ne yalan söyleyeyim.” dedi.
“Ohh… Bebeğim, sen de en az benim kadar azgın bir sapıksın…” diyerek köpükler içindeki vücuduna sarıldım.
O an karıma söylemesem de, aklıma daha ekstrem şeyler gelmiyor değildi. Mesela karımı Oktay’a siktirmek gibi… Fakat bunu nasıl organize edeceğimi ve karımın kabul edip etmeyeceğini bilmiyordum.
Ertesi gece ve ondan sonraki gece sikişirken yine kapıyı aralık bıraktık. Karım da artık iyice alışmıştı Oktay’ın bizi izlemesine… İzlendiğini bilerek daha tutkulu sikişiyordu benimle…
Sikiştikten sonra da kamera kaydından Oktay’ın bizi röntgenleyerek otuzbir çekişini izliyorduk. Videoyu izledikten sonra tahrik olup bir posta daha atıyordum karıma…
Benim kafamı meşgul eden düşünce ise, karımı nasıl ikna edebileceğim, onu nasıl Oktay’a siktireceğim konusuydu. Bir gece sikiştikten sonra yine duş alırken dayanamadım ve
“Aşkım, konuşmamız lazım…” diyerek konuya girdim. Ne diyeceğini, nasıl karşılayacağını bilmediğim için heyecanlıydım biraz… Ama röntgenlenmeye, teşhire alışan ve tahrik olan karımda bir ışık görüyordum, beklentim o yöndeydi.
“Neyi konuşacağız?” dedi karım…
“Bak bu Oktay çok saf… Anladığım kadarıyla bu yaşa kadar hiç kız arkadaşı olmamış. Bence çocuk daha milli de olmamıştır!” dedim. Karım suratıma bön bön bakarak,
“Eee?” dedi.
“Yaşının verdiği bu azgınlıkla orospuya falan gider bu çocuk… Dışarıda hırlısı var, hırsızı var. Hem ayrıca hastalık falan kapar, yani başına iş almasın!”
“Eyvah, aman deyim! Akraba çocuğu, emanet bize… Ne düşünüyorsun peki?”
“Oğlana bu konuda yardımcı olmamız lazım… Sonuçta Oktay yabancı değil, akrabamız, senin akraban ve dediğin gibi bize emanet!” dedim. Karım merakla,
“Peki biz ne yapabiliriz, nasıl yardımcı olacağız?” dedi.
“Biz değil canım… Ona ancak sen yardımcı olabilirsin! Dışardaki kadınlara gitmesine engel olmalısın.” Ne söylemek istediğimi hemen anlayan karım hiddetlendi
“Ah benim pezevenk kocam… Oktay’la sevişmemi mi istiyorsun yani…? Asla olmaz, akrabamız o… Hem sen nikahlı karını nasıl başka bir erkekle paylaşırsın?” dedi.
Sarıldım hemen, sakinleştirmeye çalıştım,
“Aşkım, biraz mantıklı olmasın.” dedim saçlarını okşayarak… “Bizim bunu Oktay’ın iyiliği için yapmamız gerekiyor. Bin türlü zührevi hastalık var dışarıda, eve mikrop mu taşısın dışarıdaki orospulara gidip?”
Karım susmuş beni dinliyordu. Oktay’ın saf bir delikanlı olduğunu o da biliyordu. Aslında karım da ondan saftı, söylediklerime inanıyordu hemen…
Çok sonraları asıl safın ben olduğumu öğrendim. Çıtır oğlanın benimkinden daha uzun yarağını görünce bayılan karım, benim sapıkça fikrime balıklama atlamış meğer… Oktay’la sikişmeyi, onun kocaman ergen sikini yemeyi benden çok istiyormuş aslında… Bense bunu bilmediğim için ikna etme çalışmalarıma devam ediyordum.
“Sevgilim, alacağın sevabı düşünsene… Çocuk ilk defa bir kadınla beraber olacak. Sen onu milli yapacaksın. Abla olarak yol göstereceksin, sikişmeyi öğreteceksin. Sana nasıl dua edecek bir bilsen…”
“Sonra konuşalım bunu, düşünmem lazım, şimdi yatalım!” dedi o gece… Sanki düşünecek bir şey varmış gibi… Sanki oğlanla sikişmeyi çok istemiyormuş gibi…
Ertesi gün fabrikadayken karımdan mesaj geldi,
“Tamam, yapalım. Madem beni siktirmek istiyorsun, siksin beni… Ama nasıl yapacağız?” yazmıştı.
O an nedense havalara uçtum saçma bir şekilde… Karısı başka bir erkekle sikişmeyi kabul ettiği için çok sevinen kaç tane koca vardır ki… Tabii ki bu kadar sevindiğimi ona belli etmedim. Eve gidince plan yapmaya başladık karımla…
“Sen evdeyken nasıl olacak bu iş? Sen evde olursan Oktay rahat davranamaz! Bu iş kapı arkasından röntgen yapmaya, otuzbir çekmeye benzemez ki…” deyince hak verdim.
“Doğru söylüyorsun karıcım. Ben evde yokken, benim yokluğumda rahat rahat, oğlan korkup çekinmeden sikişmeniz lazım…”
“Terbiyesiz…” diyerek güldü karım… “Sikişmemiz lazım öyle mi? Hiç de utanmıyorsun bakıyorum.” Sarılıp dudaklarını kemirdim karımın, uzun uzun öpüştük.
“Utanmıyorum, evet…” dedim gülerek… “Sikişmeni istiyorum aşkım…Karımın başka bir erkekle sikişmesini istiyorum. Çıtır bir erkek… Koca yaraklı bir erkek…”
Karımın oğlanla sikişmesi için iki gün beklemeye karar verdik. İki gün sonra ben gece vardiyasına geçtiğimde, ben evde yokken sevişmeleri gerekiyordu. Ben akşam işe gidecektim, Oktay da bir şekilde benim yatağıma girecek, benim yerimi alacak, bütün gece karımı sikecekti.
“Aşkım, nasıl yapacağım peki? Çocuğa direk gel beni sik diyemem ki… Benim azgın orospunun teki olduğumu düşünecek. Doğal olmalı, spontane olmalı…”
Bu konuda da haklıydı. Oktay’ı şüphelendirmeden karımla sevişmesi için bahane uydurma işi kalmıştı. Birkaç alternatif üzerinde düşündükten sonra bahaneyi de bulduk.
Son günlerde sitede yaşanan hırsızlık olayları vardı. Birkaç gündür evde konuşulduğu için hırsızlık olaylarından Oktay’ın da haberi vardı. Gece karım Oktay’a bir ses duyduğunu ve hırsızdan korktuğunu söyleyip yatak odamıza çağıracak ve birlikte yatacaklardı.
Koridordaki kamerayı da yatak odasına takacaktım ve böylelikle yanlarında olmasam da izleyebilecektim. Plan tamamdı, ikimiz de şimdiden müthiş heyecanlanmıştık. O heyecanla tutuşup bir kez daha seviştik.
Nihayet sabırsızlıkla beklediğim gün gelmiş, gece vardiyasına geçmiştim. O gün mesaiye gitmeden kamerayı yatağın tam üstündeki tavan avizesinin içine yerleştirdim.
Birkaç dakika kamerayı test ettim, mükemmel görüntü ve ses veriyordu. Akşam işe giderken içim içime sığmıyordu. Derken gece karımdan mesaj geldi,
“Duş alıp çıktım canım. Güzelce hazırlanıp genç kocamı çağıracağım!”
“Biraz bekle. Sizi rahat rahat seyretmek istiyorum. Ben sana haber veririm!” diye yazdım. Vardiya amirine rahatsızlandığımı söyleyip izin aldım. Fabrikadan uzaklaşınca arabamı kenara çektim ve
“Tamam, sikicini çağırabilirsin!” yazdım. Hemen telefonumdan kamera bağlantısını açtım. İzlediğimi bildiği için karım ne giydiğini gösterip,
“Nasıl görünüyorum?” dedi. Sesi heyecanlı geliyordu.
Üstüne kısa ve şeffaf geceliğini giymiş, sutyen takmamış, altında ise arkası ipli tanga külotu vardı. Ben de,
“Mükemmel görünüyorsun. Gerdeğe girecek gibi hazırlanmışsın. Yanında olsaydım eğer, şimdiye kadar sikmiştim seni… O tanganın ipini kopartıp amına koymuştum. Hadi çağır oğlanı!” yazdım. Karımın o halini izlemek bile yarağımı kazık gibi etmeye yetmişti.
Karım kapıyı açıp bana, kameraya doğru bakarak,
“Oktaaayyy, bir ses duydum. Ablacım, hırsız var galiba, ne olur çabuk gel!” diye telaşla seslendi. Oktay anında geldi. Yatak odasının kapısından girer girmez karım çok korkmuş bir vaziyette oğlana sarılıverdi.
Önce şaşırdı Oktay… Her gece sevişmemizi izlemişti ve o her gece benim altımda inleye inleye zevkle boşalan kadın şimdi onun kollarının arasındaydı. Hem de üstünde şeffaf gecelikle, yarı çıplak, her yeri meydanda…
Belki de bu yüzden karımın neden hırsız korkusuyla koşarak yanına gitmediğini, neden onu yatak odasına çağırdığını sorgulamadı bile…
“Çok korkuyorum Oktay… Çok korktum ablam…” dedi karım sesi titreyerek…
Telaşla sımsıkı sarılmıştı çocuğa, iri memelerini onun göğsüne bastırıyor, kollarıyla ahtapot gibi sarılıyordu. Oktay bu işe bayılmıştı büyük ihtimalle, ama hırsız korkusu üstün gelmiş olmalıydı ki,
“Nerden geldi ses abla? Ben bakayım hemen!” dedi.
“Balkonda biri var galiba Oktay… Tıkırtılar, sesler duydum, çok korktum!” dedi.
Oktay karımın kollarının arasından istemeye istemeye sıyrılıp balkonun kapısını açtı. Önce karanlıkta, sonra ışığı yakarak balkonu kontrol etti ve içeriye döndü.
“Balkonda kimse yok ablam… Boşuna korkup telaşlanmışsın. Korkma sen, için rahat olsun! Ben odamdayım, yine olursa seslen, hemen gelirim.” dedi. Yarı çıplak karıma utangaç bakışlarla bakıyor, gidip gitmemekte kararsız gibi dikiliyordu karşısında…
“Tüh yaa… Ben şimdi korkudan uyuyamam da… Oktay, sen bu gece burda yatsana!” dedi cilveli cilveli, oğlanın çıplak kolunu tuttu.
“Tamam abla, sorun değil. Ben battaniyemi ve yastığımı getireyim…”
“Ne yapacaksın battaniyeyi yastığı?”
“Yerde yatarım ben abla! Yere sermek için getireceğim.”
“Saçmalama ya, yerde olur mu hiç… Taşın üstünde… Sen de yatakta, yanımda yatarsın!” dedi. Oktay aptallaşmış gibiydi,
“Abla, yerler parke ama… Sen bilirsin. Bari üstüme eşofmanlarımı giyip geleyim…” dedi. Üzerinde şort ve atlet tarzı tişörtle gelmişti. Karım,
“Aaa… Yabancı mıyız canım? Ablanım ben senin… Eşofmanla yatılmaz ki, hem içerisi çok sıcak… Hadi bakim, ablanı dinle, hemen geç yatağa! Kızıyorum artık…” deyince Oktay sıkıla sıkıla geçti yatağa ve örtüyü çekti üzerine… Karım,
“Lamba açık kalsın. Odada ışık yandığını görürse belki hırsız gelmez!” dedi ve çaktırmadan kameraya bakıp bana göz kırptı. Benim onları net izleyebilmem için açık bırakmıştı ışığı… Karım yatağa girip,
“Hadi uyuyalım canım!” dedi. İkisi de bir süre hareket etmeden yan yana sırtüstü yattı. Sonra karım öfleyip püfleyip,
“Çok sıcak oldu ya… Hem hava sıcak, terliyorum, hem de ben üstümde örtüyle yatmayı sevmiyorum!” diyerek doğruldu.
Önce örtüyü üstünden açtı, sonra da ayaklarıyla iterek yataktan aşağıya düşürdü. Tekrar sırtüstü yattığında da geceliğinin önü biraz daha açılmış, sütyensiz, kavun gibi büyük göğüslerinin nerdeyse tamamı meydana çıkmıştı.
Karım yalandan uyumak için gözlerini kapattığında, Oktay da karıma doğru dönmüş, karımın muhteşem göğüslerini izleyerek ona çaktırmadan yarağıyla oynuyordu.
Az sonra karım arkasını Oktay’a dönüp yatmaya devam etti. Kasıtlı olarak arkasını döndüğünden emindim. Biraz da götünü sergilemek istiyordu.
Oktay arkasında olduğundan karımın yüzünü göremiyordu, ama ben tepelerindeki kameradan orospunun hınzırca gülümsediğini görebiliyordum. Karım iyice kudurtmuştu Oktay’ı…
Gerçi onları izlerken benim yarak da kazık gibi olmuştu. Ne zaman ve nasıl sikişmeye başlayacaklarını merakla bekliyordum. Karım bir süre sonra,
“Uyuyamıyacağım galiba, bu hırsız olayı beni çok gerdi. Baksana, vücudumdaki tüm kaslar taş gibi gergin… Oktay, bana biraz masaj yapar mısın canım?” diyerek yüz üstü yattı.
Tanganın ipi götünün arasına girdiği için karımın karpuz gibi yuvarlacık götü çıplak gibi duruyordu. Oktay’ın daha da aptallaştığını görebiliyordum.
“Yapayım abla!” deyip doğruldu, karımın ensesini ve omuzlarını ovmaya başladı…
Oktay karımın yönlendirmesiyle omuzlarından sırtına indiğinde, karım,
“Dur şu geceliği çıkarayım da rahat yap!” diyerek doğruldu, üstündeki şeffaf geceliği çıkarıp attı.
Güya eliyle açıkta kalan göğüslerini kapatır gibi yapıyordu ama… O koca memeleri tek eliyle saklaması ne mümkün… Olduğu gibi meydandaydı her şey… Tekrar yüzükoyun uzanana kadar oğlan karımın memelerini bütün detaylarıyla görmüştü bile…
Şimdi karım üzerinde sadece götünün yanakları arasında kaybolan tanga külotla yüz üstü yatıyordu. Memeleri kapanmıştı bu şekilde, ama tamamen çıplakmış gibi görünüyordu. Oktay kısa bir anlık şaşkınlıktan sonra karımın sırtına masaj yapmaya başladı. Karım,
“Mmmhhh” diye inleyip duruyordu oğlanın parmakları okşarcasına sırtında dolaşırken… Sanki masaj yaptırmıyor da seks yapıyor gibi, zevk inlemesi gibi çıkıyordu ağzından…
“Ohhh… Harikaa… Çok güzel masaj yapıyorsun canım… Oktaycım, ne kadar güçlü ellerin var… Hamur gibi yoğuruyorsun beni… Hadi, şimdi biraz da belime masaj yap!” diyerek Oktay’ı aşağılara yönlendiriyordu.
Oktay karımın belinde biraz fazla oyalanınca, karım elini arkaya atarak çocuğun elini tutup götünün yanağına indirdi ve
“Buralara da yap aşkım, kalçalarımda aşırı bir gerginlik var!” dedi.
Oktay şok olmuş gibiydi. Abla dediği kadın üstünde sadece minik bir tanga külotla önünde uzanıyordu ve ona “aşkım” diye hitap ediyordu. Kısa bir duraksamadan sonra karımın göt yanaklarını ovmaya başladı.
“Mmmhhh… Oh, biraz daha sert yap canım… Ne kadar iyi geldiğini bilemezsin. Öyle uzakta durmasana… Bütün kuvvetini veremiyorsun böyle, bacaklarıma otur da yap!”
Oktay karımın bacaklarına oturup, karımın göt yanaklarını sertçe yoğurmaya başladı. O esnada karım da götünü hafif yükseltmişti. Oktay, tanganın ipine rağmen karımın göt deliğini ve amını görebilmek için karımın göt yanaklarını iyice ayırıyordu.
Off… Çok iyi biliyordum o görüntüyü… Yatakta belini çukurlaştırıp, kalçaları diktiğinde görünen manzara benim diyen erkeği delirtirdi. Pembecik göt deliği ile onun altında dudakları her zaman kabarık, içi her zaman ıslak amcığı arasında kararsız kalırdım sikmek için… Karım,
“Harika yapıyorsun. Hadi, devam et canım, mmmhhhh!” diye inlerken Oktay birden kasılıp kaldı. Hiç hareket etmeden felç olmuş gibi öylece duruyordu. Karım,
“Noldu canım, iyi misin?” diye sordu. Oktay cevap vermeyince karım dönüp baktı ve
“Ahh canım kıyamam sana! Gel hadi banyoya gidip temizleyelim. Utanma canım, bunda utanılacak bir şey yok!” dedi.
Oktay’dan ses çıkmıyordu. Anlaşılan gitgide daha erotik bir hal alan masajın heyecanına, karımın zevk inlemelerine dayanamamış, küloduna boşalmıştı. Oktay aslında o manzaraya çok bile dayanabilmişti. Ben karımı binlerce kez o halde gördüğüm ve siktiğim halde, şimdi izlerken nerdeyse boşalacaktım.
Karım doğrulmuş, yatağın kenarına oturmuştu, Oktay da yanında… Memeleri meydandaydı ve hiç de çekiniyor gibi görünmüyordu. Sanki ergen bir delikanlıyla yatak odamızda çıplak bir şekilde oturulması gayet normalmiş gibi…
“Canım benim… Ablandan tahrik mi oldun sen? Ah, ah… Sen ne zaman büyüdün de tahrik olmaya başladın bakim yaramaz? Kalk bakayım ayağa, geç önüme… Ayy, şortun berbat olmuş, önü sırılsıklam… Ne kadar çok boşalmışsın böyle… Çıkar şunu hemen yıkayalım.”
Elini şortun beline atıp bir anda külotla beraber sıyırıverdi. Şimdi Oktay da çırılçıplak kalmıştı, iki elini önüne atmış, sikini saklamaya çalışıyordu. Karım onun mahcubiyetine aldırmadı bile… Oğlanın ellerini kararlılıkla tutup çekti.
Koca alet boşalmasına rağmen hala sertti. Her gece kapı önünde otuzbir çekerken kamerada izlediği erkeklik organı şimdi burnunun dibindeydi. Parmaklarının arasında evirdi, çevirdi.
“Aaaa… Taşakların bile sperm olmuş canım… Hadi yürü, doğru banyoya… Yıkanman lazım senin, böyle yatamazsın.”
Karım da ayağa kalktı. Üzerindeki tek giysi olan minicik tanga külotla Oktay’ın elinden tuttu, birlikte banyoya girdiler. Ne yazık ki kamera banyoyu görmüyordu ve neler konuştukları da duyulmuyordu, sadece duştan akan su sesi az biraz duyuluyordu. Anlaşılan banyoya da kamera koymam gerekiyordu.
Sanırım karımın çocuğu ikna etmek için fazla uğraşması gerekmeyecekti. Seks yapmaya bu kadar istekli, güzel ve çıplak bir kadının karşısında siki kalkmayacak erkek ancak ölü bir erkek olabilirdi. Heyecanla dakikaları sayarak bekledim.
Umduğum gibi oldu sonuç… Bir süre sonra azgın ikili çırılçıplak bir halde ve el ele tutuşarak yatak odasına döndüler. Yatağa uzandılar ve öpüşmeye başladılar. Daha doğrusu karım Oktay’ı öpüyor, Oktay da acemice karşılık veriyordu.
Öpüşürken Oktay hareketsiz halde yatarken, karımın eli onun tüm vücudunda geziniyor, yarağını ve taşaklarını okşuyordu. O pek beğendiği yarak parmaklarının arasında bir görünüp bir kayboluyordu.
Sanırım karım da en az benim kadar sabırsızlanıyordu o yarağı içine almak için… Ama az önce boşalan çocuğun gücünü toplaması için olmalı, ağırdan alıyordu.
Karım bir süre okşamaya devam ettikten sonra Oktay’ı sırtüstü yatırıp aşağıya kaydı ve sikini ağzına aldı, ona sakso çekmeye başladı. Oktay çıldırmış gibiydi, kıvranıp duruyordu. Az sonra karım sırtüstü yatıp,
“Memelerimi sev! Okşa, öp, yala, em onları!” dedi.
Oktay doğrulup karımın göğüslerine yumuldu, birini okşarken diğerini öpüp yalıyor ve emiyordu. Karım da zevk aldığını göstermek için, “Mmmhhh!” diye inliyordu. Sonra karım,
“Şöyle şuraya geç, göbeğimi de sev!” diyerek Oktay’ı bacak arasına aldı. Biraz da göbeğini öptürüp yalattırdıktan sonra,
“Daha aşağılara in canım!” diye yönlendirip, amını yalattırmaya başladı.
O ne biçim am yalamaydı öyle! Oktay aç bir köpek gibi saldırmıştı amına, karımın adeta iliğini kurutmak istercesine somuruyordu. Karım inleye inleye orgazm olup kıvranırken bile Oktay yalamaya devam ediyordu.
“Yeter, hadi gel canım, sik beni!” deyince Oktay doğruldu ve karımın da yardımıyla yarağını amına yerleştirdi. Hepsini sokunca karımdan derin bir,
“Ohhhh!” çıktı. Oktay hiç beklemeden sikmeye başladı karımı, tren pistonu gibi pompalıyordu karımın amına…
Karımın kısık kısık inlemeleri yüksek sesli çığlıklara dönüşmüştü. Oktay demin karıma masaj yaparken küloduna boşaldığı için şimdi daha uzun süre dayanacaktı anlaşılan… Ama çıkardığı seslerden karımın orgazm olmaya yaklaştığını anlamıştım. Nitekim karım orgazm olup,
“Hadi sen de boşal artık canım!” deyince, Oktay karımın amına birkaç kez daha pompalayıp, böğüre böğüre içine boşaldı ve karımın üstüne yığıldı. Sonunda karımın yardımlarıyla milli olmuştu.
Oktay karımın üstünden kalkınca, karım döller akmasın diye hemen elini amına tutup banyoya koştu. Oktay da durur mu, fırlayıp arkasından gitti. Birlikte duş alıyorlardı anlaşılan… Ya da suyun altında, küvette her ne yapıyorlarsa…
Daha sonra yine el ele geldiler yatağa, sevgili gibiydiler. Yatakta öpüşüp oynaşıyorlardı. Oktay gençliğinin verdiği bitmez tükenmez enerjiyle karımı bir kez daha sikti.
Bu sefer karımı domaltıp sikmiş ve daha uzun süre dayanmıştı. Biraz dinlendikten sonra Oktay bir kez daha sikmek isteyince, karım,
“Gitmen lazım canım, Ercüment abin her an gelebilir, bazen mesaisi erken bitiyor!” dedi. Oktay kalkıp odasına gidince, karım kameraya bakıp gülümseyerek,
“İzledin mi beni kocacım, nasıldım?” dedi.
“İzledim, harikaydın. Şu anda kudurmuş gibiyim. Hazır ol, 10 dakikaya eve geliyorum!” diye mesaj yazdım. Uzanıp telefona gelen mesajı okudu. Gülümseyerek kameraya döndü,
“Ben çarşafı değiştirip duş alacağım, görüşürüz!” dedi.
Telefonu kapatıp eve sürdüm arabayı. Eve vardığımda azgınlıktan ölüyordum, karımın bir başkasıyla sikişmesini izlemek beni müthiş tahrik etmişti.
Karım duşunu almış, yatakta çırılçıplak beni bekliyordu. Hemen soyundum ve karımı domaltıp ben de bir güzel siktim.
Bu olay tabii bir seferle kalmadı, ben gece vardiyasında olduğum her gece sikişmeye devam ettiler. Sabahları işten geldiğimde karımı yatakta çırılçıplak, buruşuk çarşafların ortasında serilmiş buluyordum. Öpe öpe uyandırıyordum,
“Aşkım, ne olur bırak uyuyayım biraz… Oğlan gece mahvetti sike sike…” diye itiraz ediyordu önce karım…
“Ben anlamam. O sikilmiş amcığını bir kerecik de ben sikeceğim. Yoksa uyku tutmaz, biliyorsun.”
“Mmmm… Madem çok istiyorsun, sik öyleyse…” diyordu karım ve bir posta da benimle sevişip boşalıyordu.
Bir sabah yatakta uyanık yatıyordu. Yatak odasına girdiğimde bacaklarını araladı, eliyle amının dudaklarını açarak içini gösterdi bana… Tüysüz, kaymak gibi amcığının kabarıp şişmiş dudak kenarlarında, içlerinde beyaz spermler vardı hala…
“Ne bu aşkım?” dedim hızla soyunurken… Gözlerimi karımın amcığından ayıramıyordum soyunurken, mıknatıs gibi oraya mıhlanmıştım. Uyku mahmuru karım mırıldandı,
“Sen gelmeden az önce Oktay sikti beni…” dedi. “Okula gitmeden… Abla, yolluk ver bana, sabah seksi yapalım seninle dedi, ben de yolluk diye amcığımı verdim bir güzel…”
Yaklaşıp bacaklarının arasına girdim usulca… Oğlanın spermlerini daha yakından görebiliyordum. İşaret parmağımın ucuyla dış dudaklardakini sıyırdım biraz…
“Amın döl içinde kalmış…” diye fısıldadım. “Kirlenmişsin. Banyo yapmadın mı?”
“Yapmadım.” dedi şeytani bakışlarla baktı bana… “Seni bekledim. Belki pezevenk kocam, karısının amını temizlemekten de zevk alır dedim.”
Şakaklarım zonkluyordu. Heyecandan ölecek gibiydim. İyice yaklaştırdım başımı kasıklarına… Spermlerin am suyuyla karışık kokusunu alabiliyordum.
“İyi düşünmüşsün aşkım…” dedim nefesim kesilecekti neredeyse… “Ben temizlerim şimdi amcığını…”
Temizledim. Dakikalarca karımın amını, am dudaklarını, klitorisini dilimle temizledim. Çıtır oğlanın karımın amcığına boşalttığı spermlerini yalayıp yuttum. Tertemiz yaptım. İşim bittiğinde karım saçlarıma asıldı, yukarıya çekti beni, dudaklarıma yumuldu.
“Mahvettin beni…” dedi hırsla… “Hadi gir içime… Sik beni… Pezevenk kocam… Genç ortağından sonra sen de sik… Onun koca yarrağını soktuğu amıma sen de sikini sok… Hadi… Dümbük kocam benim… Karısını başkasına siktiren kocam… Ohhh… Sik karını… Belki amımın içlerinde ortağının dölleri kalmıştır, sikin güzel kayar. Ohhh”
“Orospuu…” diye hırladım. “Azgın orospum… Beni nasıl tahrik edeceğini çok iyi biliyorsun. Fahişem…”
Taş kesilmiş sikimi bir hamlede soktum amına, hunharca, vurdura vurdura, zevkten bağırta bağırta siktim karımı… Aynı anda boşaldık. Karım orgazmın kasılmalarında sarsılırken ben de taşaklarımı olduğu gibi amına boşalttım.
Fırtına geçmişti. Yatakta serilip yattık, kaldık. Karımın iri göğüsleri inip kalkıyordu hala… Yanımda duran elini tutup sıktım,
“Aşkım…” dedim. Başını çevirip bana baktı. “Sizi kamerada izlemek kesmiyor beni artık… Ben de yanınızda olmak istiyorum. Çocuk seni sikerken yanı başınızda uzanıp yakından bakmak istiyorum.” Gülerek elimi sıktı o da…
“Ah seni sapık pezevenk… Bir gün bunu isteyeceğini biliyordum.” dedi.
“Sen? Sen istemiyor musun peki? İki erkeğin arasında kalmayı istemiyor musun?”
“Hem de çok istiyorum. En az senin kadar istiyorum. Gece rüyalarıma giriyor hatta…Sevdiğim iki erkekle aynı anda sevişmek, ortanızda kalmak çok güzel olmalı… Sadece bunu ilk defa senin istemeni, bana açmanı bekledim.”
Yatakta sırt üstü yatarken başımızı yana çevirip birbirimize baktık. Gülümsedik.
Mutluyduk. Güzel ve zevkli günler, geceler bizi bekliyordu.
Bir yanıt yazın