Karımın Orospulukları
Çocukluğumda aile fertlerimizin bana taktığı ‘Minik’ lakabı üzerime yapıştı ve bu yaşımda bile ailede herkes bana o şekilde hitap eder.
Kastamonu’nun adını söyleyemeceğim bir ilçesine bağlı bir köyündeniz. Gezmek, bazen sağlık işleri, bazen akraba ziyareti dışında köyden pek çıkmayan, hayvancılık ve çiftçilik yapan bir ailenin üyesiyim.
Karım Nilgün şu anda 26 yaşında, ben 32 yaşımdayım. Evleneli 6 yıl oldu, ama çocuğumuz yok. Karım da benim gibi köyümüzde yaşayan bir ailenin kızıdır.
Öyle mankenler gibi çok güzel değildir, ama yeterince güzel ve oldukça hoş bir yüzü vardır. Her zaman neşeli ve canlı olması benim de herkesin de hoşuna gider.
Açık öğretimde işletme okuyup üniversite diplomamı aldım, ancak köy işleri ve aile geleneğinden ötürü iş aramaya hiç fırsatım olmadı. Nilgün de lise mezunudur. Lise bitiren nadir kızlardandır köyümüzde…
İlçede lisede okurken Nilgün’ün okuldan erkek arkadaşları olurdu, duyardık, pek hoş karşılanmazdı bu durum köyümüzde. Ancak erkek arkadaşları ile yanyana görünmediği için çoğu konu dedikodu olarak kalırdı.
Hafta sonları Nilgün ilçeye dil kursuna giderdi o yıllarda. Ben de ilçeye üniversiteye hazırlık kursuna giderdim. Bizim köyden minibüsle bir saat mesafede ilçe…
Minibüste ve ilçede sık sık denk gelirdik Nilgün’le. Zaten köyden tanıştığımız için rahat rahat sohbet ederdik. Sürekli gülen güzel yüzü ve gözleri beni çok etkilerdi. Zaman içinde kendisine açıldım ve sevgili olduk. Köyde değil ama ilçede elele dolaşıyorduk, imkan olunca öpüşüyorduk.
Yine deneme sınavına gireceğim bir hafta sonu Nilgün de benimle geldi. Deneme sınavının yapılacağı dersaneye gittiğimizde kimse yoktu. Meğer internete bakmadığım için görmemişim, sınav iptal olmuş. Bu yüzden sınıf boşmuş. Yine de sınavın olacağı sınıfa gittik, kimse yoktu.
İlk kez bir ortamda yalnız kalmıştık. Nilgün’ü hemen öpmeye başladım, o da karşılık verdi. Öpüşürken götünü avuçladım, hiç ses çıkartmadı. Aldığım bu cesaretle memelerini ve tüm vücudunu elbisesinin üstünden okşamaya, avuçlamaya başladım…
Daha önce hiçbir kadınla beraber olmamıştım, Nilgün’ün canlı neşeli ve ateşli hali beni çok tahrik etmişti.
Nilgün de öpüşürken elini pantolonumun önüne atıp sikimin sertliğini kavrıyordu arada… Kumaş pantolon giydiğim için rahatlıkla tutabiliyordu sikimi. Nilgün bana,
“Fermuarını açmak ister misin?” deyince biraz şaşırdım, ama hemen açtım fermuarımı, zaten çok sıcak olmuştu külodumun içi…
Kalbim de yerinden fırlayacak kadar atıyordu. Nilgün elini fermuar açıklığından içeri sokup külodumun kenarından sertçe çekerek sikimi dışarı çıkartmaya çalıştı.
Ben öyle kocaman siki olan biri değilim. Ergen olunca çok ölçmüştüm, yaklaşık 12 cm uzunluğu olan, orta kalınlıkta bir sikim var.
Nilgün eliyle çıkarttığı sikimle ileri geri oynarken bir yandan da öpüşüyorduk. Yavaşça önümde eğilince, ne yapacağını anladım. Sikimi ağzına alacaktı.
Başım döndü, gözümün önünde yıldızlar çaktı, çok aşırı heyecanlanmıştım. Daha ağzını yaklaştırırken, eliyle sikimi ileri geri yaptığı için boşalmaya başladım.
Nilgün kıvrak bir hareketle yana çekildi ve döllerim ona değmeden yere aktı. Eliyle bana 31 çekmeye devam etti boşalmam bitene kadar. Bir yandan da kahkahayla gülüyordu.
Aslında çok utanmıştım. Ama çok da hoşuma gitmişti. Nilgün de çok neşeliydi, onun neşesi beni rahatlattı, kendimi kötü hissetmeme engel oldu. Nilgün çantasından çıkardığı kağıt mendille sikimi silip,
“Miniği yerine koyalım!” dedi. Sikimi güzelce içeri koyup fermuarımı kapattı. Eline gelmiş olan döllerime bakıp,
“Su gibi, ne güzel şeffaf!” dedi. Elini kokladı, “Kötü de kokmuyor!” dedi ve elini de mendile sildi.
“Aşkım, sikime minik dedin ya… Gerçekten küçük mü sikim?” Gülümsedi,
“Yani…” dedi, ellerini iki yana açtı. “Büyük olduğunu söyleyemem kuşum… Ama önemli değil, idare ederim ben… Seni seviyorum.”
Sonra da yanağımdan öptü, elimden tuttu ve dersaneden dışarı çıktık. O gün benim için bir ilk olmuştu.
Sonradan evde gece düşününce Nilgün’ün sikimle bu kadar rahat olması, ben teklif etmeden sikimi ağzına almayı kendi düşünmüş olması, bunu daha önce de dedikoduları olan erkek arkadaşlarıyla da yaptığından şüphelendim.
Açıkçası rahatsız oldum. Döllerimi incelerken söyledikleri filan… Sevgilimin başka yarak gördüğü ve boşalttığını düşünmeme sebep oldu. Acaba başkalarının yarakları benimkinden daha büyük müydü, ya da benim gibi hemen boşalmamışlar mıydı?
Sevgilimin ağzında başka yaraklar olduğu düşüncesi beni hem utandırmış, hem de sikimi kaskatı sert yapmıştı. Bunları düşünürken elimle de onun küçük dediği sikimi oğuşturmaya başladım ve aynı şey oldu, külodumun içine hemen boşaldım.
O günden sonra Nilgün’le zaman zaman boş yerlerde buluşmaya devam ettik. Fırsat oldukça sikimi ağzına aldı ve hep boşalttı beni.
Amını sikmeyi hiç teklif etmedim, zaten fırsat da olmuyordu. Ağzına alınca diliyle sikime öyle baskı yapıyordu ki, kısa sürede istemsizce boşalıyordum. Nilgün hep şefkatle,
“Güzel oldu!” falan diyordu.
Kendisi de mutluydu, ama öyle seks azgınlığı şeklinde bir hali olmuyordu. Yine de benim için çok çok güzeldi. Nilgün’le evlenmek istiyordum. Bir yılın sonunda annemlere,
“Nilgün’ü isteyelim!” dedim. Nilgün’e de evlenme teklif ettim,
“Ne pahasına olursa olsun seninle evlenmek istiyorum!” dedim. Çok şaşırdı ama çok da sevindi. Annemler başta pek razı olmadılar, çünkü Nilgün köyde adı çıkmış bir kızdı. Annemler,
“Emin misin oğlum? Bak, bu kız için bir sürü söylenti var. Yarın öbür gün bu dedikodular seni çok üzer!” dediler. Ablam da aynı şeyleri söyledi, hatta bir gün ablamlardayken yine aynı konu açılınca, ablamın kocası Hasan eniştem ,
“Ya bırakın Miniği, gelmiş 26 yaşına, ilk kez sevgilisi olmuş, evlenecek işte. İlçede ev tutarlar, bu köyün dedikodusundan kurtulmuş olurlar!” dedi.
Hasan eniştem ilçede valiliğe servis çekiyordu, senelerdir ihale yapılır her sene o kazanırdı. Otobüsü ablamın üzerineydi, her yıl ihale için beraber giderler, ablam imzaları atardı. Ablam köyde, eniştem ise haftanın beş günü ilçede kalırdı. Durumları iyi sayılırdı. Ablam,
“Peki, bunlar ilçede tutacakları evin kirasını nasıl denkleştirecekler?” dedi. Eniştem,
“Biz yardım ederiz, Miniğe de ilçede belki iş buluruz, tarlayı ve hayvanları da satar isterse!” dedi. Bu fikir köyden kurtulmak için de çok iyiydi. Bu konuşulanları sonra Nilgün’le de paylaşınca o da çok sevindi.
Nihayetinde bundan altı yıl önce köyümüzde düğünümüz oldu. Annemler onay vermese de, ablamın,
“Artık modern düşünün, bırakın bu köylü kafasını! Genç kız, flört etmeyecek mi hiç? Bir kızı elli erkek ister, biri alır gider…” diyerek desteği işimize yaradı.
Düğün gecesi Nilgün’le ilk kez birlikte oldum gerçek anlamda, gerdeğe girdik. Hafif toplu olmasına karşın vücudunda hiç selilüt yoktu. Taş gibiydi karım… Zaten güzel yüzü ve gülümsemesi çok hoştu.
Nilgün gerdek gecemizde çok ateşli değildi. Sikiştik üç kez, ama hiç öyle hikayelerde yazıldığı gibi ‘deliler gibi sikiş’ filan olmamıştı. İlkinde çok çabuk boşalsam da, sonraki iki seferde ilkine nazaran biraz daha uzun sikişmiştik.
Çarşafta kan lekesi yoktu ve Nilgün hiç acıma belirtisi de göstermemişti ilk siktiğimde. Olayın heyecanıyla birşey sormadım ve sarılıp uyuduk. Sabah olunca Nilgün’e,
“Sen daha önce yapmış mıydın?” dedim. Nilgün biraz mahcup,
“Kızdın mı?” dedi.
“Yok ama söyleseydin keşke!” dedim. Nilgün de,
“O zaman aramız bozulur diye çekindim. Hem, ne pahasına olursa olsun evlenmek isteyen sendin. Ama merak etme, hiç kimseye aşık olmadım!” dedi. O gözleri beni benden almıştı, sarıldım karıma,
“Olan olmuş, önemli değil!” dedim. İlçede ev tuttuğumuz için artık rahattık. Geçmişte karımı kim siktiyse, ya da kimler siktiyse artık burada yoklardı.
Yine de karım (Hiç kimseye aşık olmadım!) derken, sanki birden fazla erkekle sikişmiş anlamını çıkartmıştım. Bu düşünce ne zaman aklıma takılsa, hem utanıyordum, hem de sikim kazık gibi oluyordu.
Bu şekilde üç yıl geçti. İlçede iş bulamadım, ancak köy işlerini de köye minibüsle gidip gelerek yapıyordum. Hayvanları ve tarlayı satmamıştım. Nilgün de evimin hanımlığını yapıyordu. Ne zaman sikmek istesem hep kabul ediyordu, hiç nazlanmıyordu. Ağzına alıyor, domalıyor, her pozisyonda beni memnun ediyordu.
Kendisi hiç orgazm olmuyordu, bunu anlıyordum, ama bu konuyu hiç konuşmuyorduk. Üç yıl boyunca sürekli içine boşalmama rağmen hamile kalmamıştı Nilgün…
Kiramızı eniştemler ödediği için en çok onlarla görüşüyorduk. Eniştem zaten hafta içi ilçede olduğu için bizim evde kalıyordu çoğu zaman. Karım, ablam Seval’i çok seviyordu ve araları çok iyiydi.
Eniştem 40 yaşındaydı ve çok matrak, neşeli adamdı. Eniştemin bizim evde olması bizi rahatsız etmiyordu, Nilgün’e de farklı gözle bakmazdı hiç. Ablamın bir oğlu vardı. Tekrar ikinci çocuğu istemişler ve ablam hamile kalmıştı.
İlk hamileliği çok zor geçmişti ablamın, arada düşük de yapmıştı, bu yüzden bu kez doktor hep yatak istirahati vermişti ablama. Karım da bazen köye ablamın yanına gider gelirdi yardımcı olmaya… Bir gün köyden döndüğünde yüzü allak bullaktı, düşünceliydi.
“Ne oldu?” dedim. Seval ablam karıma önce eniştemi anlatmış.
Hamilelik başladıktan sonra doktor cinsel ilişkiye girmeyin demiş. Eniştem de ilçede yollu bir kadına gidiyormuş her hafta… Para veriyormuş kadına, faturalarını da ödetiyormuş kadın…
Aslında şaşırmadım, çünkü eniştem çok matrak, çok fırlama ve durumu iyi bir adamdı. Ablamı ve yeğenimi çok severdi. Ama aylarca seks yapamadan duracak bir tip değildi. Seval ablam, karıma,
“Hasan’ı evde tut Nilgün, gitmesin o orospuya. Kadın sağıyor Hasan’ı, parasız bırakacak bizi, sizin kiranızı da ödeyemeyiz bir süre sonra!” demiş. Karıma sordum,
“Nasıl enişteyi evde tutacakmışsın? Ne yapman gerekiyormuş?” diye.
“Belli değil mi? Bir kadın bir erkeği nasıl evde tutar?” dedi karım. Sustum, bir şey diyemedim. Ertesi gün köye gidince Seval ablama uğradım. Olanları ondan da dinledim ve
“Peki, nasıl olacak ki?” dedim. Ablam,
“Ya anlamazdan gelme. Hasan’la sevişemiyoruz işte. Eniştenin işi çok stresli, kocama hak veriyorum. Doğanın kanunu, adamın rahatlamaya ihtiyacı var!” dedi.
“Eee?” dedim. Ablam,
“Eee’si kardeşim. Beş altı ay bir süreç bu… Bu kadar zaman o kadına gitmeden evde nasıl tutulacak enişten, belli… Nilgün kadınlığını kullansın işte!” dedi.
“Abla ne demek istiyorsun? Yani karım eniştemle mi sevişecek?”
“Anladın sonunda. Bırak bu köylü kafasını, Nilgün’ün erkeklere yabancı olmadığını bütün köy biliyor. Sen de biliyorsun. Hem enişten kötü biri değil, size çok yardımı oldu.”
“Orası öyle abla da… İnkar edemem eniştemin desteğini… Onun yardımları olmadan köye dönmek zorunda kalırız. Ama abla, karımı sikecek yaa…”
“Gerekirse sikiversin oğlum… Bir orospu yuvamızı mı yıksın yani? Hem Nilgün tamam dedi bu işe… Sen de tamam dersen Nilgün halleder, merak etme!”
“Karım kabul etti mi bu saçmalığı?”
“Saçmalık değil bir kere… Oğlum, Nilgün’le kaç yıldır konuşuyoruz… Karını yatakta tatmin edemiyormuşsun işte… Herkesin erkekliği güçlü olacak diye bir şey yok.”
“Ne yapayım abla? Allah böyle yaratmış işte… Benim ne suçum var?”
“Tamam ablam… Bunda utanacak bir şey yok. Bu süreç Nilgün’e de iyi gelir hem… O da bir kadın sonuçta… Gencecik kadın, seninle hiç orgazm olmamış bu zamana kadar… Bir gün gelecek, birilerine siktirecek kendini… Hazır enişten varken doyursun karını… Böylece Nilgün’ün de gözü dışarda olmaz!”
Demek Nilgün anlatmıştı ablama kendisini yatakta tatmin edemediğimi. Oysa karımla sikişmelerimiz benim içim çok zevkliydi. Belki de sikim küçük geliyordu karıma. Ya da geçmişte beraber olduğu erkeklerden daha çok zevk almıştı.
“Peki abla, sen enişteme nasıl izin veriyorsun? Benim karım da olsa, başka bir kadınla sevişmesi…”
“O orospuya gideceğine evinde bizim gelini sikecek, yabancı değil ki Nilgün… Enişten aygır gibi zaten, hem senin karına yeter gücü, hem bana… İçim rahat o yüzden… He de bu işe, hepimiz rahatlayalım.”
“Tamam abla! Senin istediğin gibi olsun.” dedim, fazla uzatmadan… Ablamdan çıkıp minibüse bindim, ilçeye yola çıktım.
Aynı karım gibi benim de kafam karışmış, afallamıştım. Gözümün önüne eniştem karımı sikerken geldi. Daha öncelerde olduğu gibi sikim kazık gibi oldu bu düşünceyle… Karımı başka birinin siktiği düşüncesi sikimi çok fena kaldırıyordu ve bundan da utanıyordum.
Eve gidince karımla uzun uzun bu konuyu konuştuk. Karım,
“Sorun yok, ev kiramızı Hasan abi ödüyor. O parasız kalırsa köye dönmek zorunda kalırız ve buna hayatta tahammül edemem. Ayrıca sen de istemezsin ablanların yuvası yıkılsın!” dedi. Ama kafama takılan bir konu daha vardı.
“Sen ablama bizim seks hayatımızla ilgili özelimizi niye anlattın?”
“Ablan benim de ablam sayılır, ona anlattım tabii, ne olacak ki?”
“Seni tatmin edemediğimi söylemişsin!”
“Bunu sen de biliyorsun, ama ben bunu dert etmiyorum ki… Sen hayatımın aşkısın ve hep öyle kalacaksın bir tanem!” dedi.
Karımın bu sözleri çok hoşuma gitti. Ona olan sevgim aşkım daha da arttı. Gülen gözleri ve bana olan hem şefkatli hem sevgi dolu hali çok hoşuma gidiyordu.
Aynı gece yatmaya gittiğimizde karım yatağa çırılçıplak yattı. Pürüzsüz bembeyaz güneş görmemiş teni çok tahrik ediciydi.
Biraz öpüşüp hemen sırt üstü yatırıp sikmeye başladım. Ben sikerken karım bana bakıyor, yanaklarımı saçlarımı okşuyordu. Ben de süreyi uzatmaya çalışıyordum. Karım aynı şefkatli haliyle,
“Boşal hadi, zorlama kendini boş yere!” dedi. O anda yine gözümün önüne eniştemin karımı sikerken hayali geldi. Karıma bunu söyledim,
«Eniştemin altına da böyle yatacak mısın? Onunla da böyle sikişecek misin?»
«Evet canım aynen böyle sevişeceğiz. Ablam anlattı eniştemin siki epey kalın ve büyükmüş. Merak ediyorum nasıl olacak acaba?»
Karım bunları söyler söylemez deli gibi tahrik oldum o anda… Hemencecik boşaldım karımın amının içine…
Karım kalkıp banyoda temizlendi ve tekrar çıplak geldi. Yatakta biraz konuştuk. Bana,
“Senin zevk alman bana yetiyor aşkım, ben her zaman seninim, Hasan abi de canımız ciğerimiz, ona o gözle bakmam zaten, merak etme sen. Adamı rahatlatırım o kadar!” dedi. Bu konuşmalar beni azdırmıştı yine,
“Ağzına alsana!” dedim. Karım her zamanki gibi hiç itiraz etmeden yeni boşalmış küçük sikimi ağzına alıp emmeye başladı.
Diliyle sikimin kafasına masaj yapıyordu. Çok tahrik olmuştum, ama sikim bir türlü sertleşmiyordu. Karım taşaklarımı da yalıyordu, ama sertleşemedim bir türlü…
Tekrar sikimi ağzına aldı karım, bir yandan da götümü okşuyordu. Parmağıyla da götümün deliğini elliyordu. Sonra o parmağını ağzıma soktu, daha önce hiç yapmamıştı bunu, ama hoşuma gitti karımın parmağını emmek…
“Güzel mi?” dedi karım. Cevap veremedim. Sonra da yaladığım parmağını göt deliğime yavaşça soktu, bir yandan sikimi emiyordu. Çok farklı bir histi, sikim anında kalktı. Şaşırdım, otomatik birşeydi sanki.
“Böyle yapmayı nerden biliyorsun?” dedim. Karım gülerek,
“Söylenmez böyle şeyler… Kadınların küçük sırları… Keyfine bak sen!” dedi.
Hem tek parmağını göt deliğime sokup çıkartıyordu, hem de sikimi emiyordu. Çok dayanamadım ağzına boşaldım karımın. Hayatımda ilk kez arka arkaya bu kadar çabuk iki kez boşalmıştım. Müthiş bir rahatlamaydı. Şükrettim doğru kadınla evlenmişim diye…
Sabah olunca karıma,
“Peki, eniştemin tüm bunlardan haberi yok. Ya seninle birlikte olmayı kabul etmezse?” diye sordum.
“Aşkım böyle şeyler teklif edilmez ki, yaşanır. Zorlayarak olmaz, zaman ister. Sen onu bana bırak bir tanem. Bizim için, senin için herşeyi yaparım ben… Merak etme o iş bende… Bu akşam enişten bize gelecek, biliyorsun. Sen planlarımızı çok belli etme yeter!”
İçim çok rahatlamıştı, bu konu bir aksilik olmadan çözülecek diye…
Akşam için karım hem yemek yapmış hem de makyaj yapmıştı. Güzel yüzü sadece güzel değil, çok seksi görünüyordu. Uzun bir eteği vardı, bizim evde şehir yaşantısı pek olmadığı için öyle seksi kıyafetler yoktu.
Uzun eteğin üst tarafından aşağı doğru düğmeleri vardı. Düğmelerin alttan üç tanesi açıktı, oradan teni görünüyordu. Üzerine de ince bir kazak giymişti, ama içinde sutyeni yoktu. Kazak olduğu için meme uçları biraz belli oluyordu. Ama hareket ederken kazak içinde yuvarlak güzel memeleri şahane sallanıyor, sutyensiz olduğu anlaşılıyordu…
Akşam saat sekiz gibi de eniştem geldi. Karımı görünce,
“Ooo çok güzel olmuşsun Nilgüncüğüm!” dedi.
Eniştem, 1.80 boylarında, biraz göbekli, 90 kilo civarında, bana göre oldukça iridir. Ama çok matrak, neşeli ve kendine güveni olan biridir. Valiliğin servisini çektiği için çok üst kademe bürokratları da tanır. Bu da onu karizmatik yapar. Karım neşeyle,
“Çok sağol abicimm! Senden başka gören yok nasıl olduğumu…” diyerek boynuna sarıldı, parmak uçlarında yükselerek eniştemi yanaklarından öptü. Eniştem biraz şaşkın,
“Ne o kız, senin bu kocan hiç iltifat etmiyor mu sana? Bak Minik, kulaklarını çekerim!” dedi.
Karım boynuna sarılınca o da doğal olarak karımın incecik beline sarılmıştı. Birbirlerine yapışık gibi durdular bir an, sonra sanki istemeyerek kolunu çözdü kollarını, ayrıldılar.
Karım görevini başarıyla yapmaya başlamıştı. Sofraya doğru yürürken kalçalarını kıvırtıyor, yürüdükçe açılan eteğinin açık düğmelerinden bacaklarının çıplak teni görünüyordu. Eniştem de fark etti. Arkasından baktı.
Eniştem ilk kez karıma öyle bakmıştı. Sofrayı kurduktan sonra karım yemekleri servis yaparken, eniştem karımın kazak içinde sutyensiz memelerini de fark etmişti. Karım yemekten çabuk kalktı,
“Az yiyeceğim artık, kilo vermem lazım!” dedi.
Biz sofradayken karım karşımızdaki koltuğa oturdu. Koltuğa oturunca, eteğinin açık düğmelerinden bacağının yan tarafı külodunun hizasına kadar açıldı, süt gibi beyaz teni görünüyordu.
Eniştem bir yandan yemek yiyor bir yandan gözlerini karımdan alamıyordu. Ben de ondan farksızdım, acaip tahrik edici bir manzaraydı. Bacak bacak üstüne atan karımın sergilediği çıplak bacaklar, verdiği frikiklere baka baka karnını doyuran eniştem… Yemekten sonra karım,
“Tatlıları getireyim!” deyince, eniştem de,
“Ben de bir tuvalete gideyim!” deyip kalktı. Kalkınca, pantolonunun içinde kalkmış olan siki çok belli oluyordu. Eniştemin karıma sikini kaldırması beni de çok etkilemişti. Eniştem tuvalete gidince karımın dudaklarına bir öpücük kondurup,
“Aşkım harikasın. Çok fena oldum, seninle yatmak için sabırsızlanıyorum!” dedim. Karım kıkırdadı ve
“Hoşuna gitti mi miniğim?” dedi. O sırada tuvaletin kapısı açılınca konuşmayı kestik.
Eniştem tekrar yanımıza gelince tatlılarımızı yedik. Kalorifer de çok yandığı için ev sıcaktı. Karım,
“Ben çayları koyayım, o arada üzerimi değişeyim, çok sıcak oldu!” dedi. Eniştem,
“Ben de pijamamı giyeyim!” dedi. Karım yatak odamızın kapısını kapatmadan kazağını çıkartmıştı. Eniştem de koridorda kendi odasına giderken karımı arkası dönük ve sırtı çıplak olarak gördü. Karıma biraz bakıp beni kontrol edince, ayıp olmasın diye bakmayı kesip odasına girdi.
Birazdan karım üzerine bol tişört, altına tayt gibi daracık bir eşofman giyerek, eniştem de pijamalarıyla geri döndüler. Karım yine sutyensizdi. Meme uçları kabarmıştı, kumaşın altında görünen rengi çok belirgindi. Tişörtün bol kolundan da memelerinin yanı görünüyordu.
Salonda çaylarımızı içip sohbet ettik. Eniştem hep karıma bakıyor, pijamasından da kalkmış siki belli oluyordu. Durmadan şakalar yapıyor, karıma iltifatlar yağdırıyordu. Karım da eniştemle birlikte kahkahalar atıyordu.
Pek benimle konuşmuyorlardı. Biraz iki muhabbet kuşunu izledim, orada kendimi fazlalık gibi hissettim. Görebiliyordum, karım enişteme karşı cinsel cazibesini sonuna kadar kullanıyordu.
Bize çay koyuyor, eğiliyor memelerini, domalıyor dar eşofmandan diri kalçalarını gösteriyordu adama… Mutfağa gidip gelirken kalçalarını değirmen gibi çalkalayarak kırıtıyor, şuh kahkahalar ardı ardına patlıyordu.
Gece yarısına doğru uykum gelmeye başladı. Karım eniştemle sohbet ederken gözüyle bana git anlamında işaret yaptı. Ben de anladım durumu ve kalkıp,
“Ben uyumaya gidiyorum, size iyi geceler!” dedim. Eniştem de gülerek,
“İyi geceler de, bu saatte tavuk gibi uykuya yatılır mı oğlum?” dedi. Karıma baktı şöyle bir, gözleri velfecir okuyarak her yerini süzdü, “Taş gibi karını yalnız bırakıp uyumaya gitmek ne ayak lan? Gerçi ablan birşeyler anlatmıştı ama…” Karım da güldü,
“Aman abii… Ablamın anlattıklarının hepsi doğru ama, o benim miniğim, kalbimin tek aşkı o! Ne yapalım, idare ediyoruz işte…” dedi.
“Senin Miniğinden bu gece de sana fayda yok, baksana bu saatte yatmaya gidiyor!” Benim yüzüm kızardı sanırım, ama duymazdan gelip,
“İyi geceler!” dedim tekrar. “Ne yapayım, çok yoruldum bugün, fena uykum geldi, yorgunluktan ölüyorum.” Karım da,
“İyi geceler aşkım, yatmadan önce yatak odamızın kapısını kapat!” dedi.
Hasan abi bunu duyunca karıma farklı bir bakış attı. Biliyordum. Eniştem artık karımı bir akraba, kardeş veya yeğen gibi görmüyordu. Benim sevgili, seksi karımı sevişilecek bir kadın olarak görüyordu.
Yatak odamıza gidince kapıyı kapattım, ama aklım karım ve eniştemdeydi. Çok da tahrik olmuştum. Bütün gece karım bize vücudunu sergilemiş, verdiği manzaralarla eniştemin sikini kaldırmıştı.
Ayrıca karımı yatakta tatmin edemediğimi eniştem de biliyordu. Karım ablama, kaltak ablam kocasına her şeyi anlatmıştı. Bütün bunları, içeride yalnız başlarına kalan karımla eniştemin neler yaptıklarını düşüne düşüne, benim küçük sikim de kazık gibi olmuştu.
Kulağım salondaki seslerdeydi. Yarım saat kadar daha gülüşmeleri geldi. Sonra sesler kesildi. Hiç ses gelmiyordu artık. Sikişiyorlar mıydı anlayamadım. Çok merak ettim, kapıyı açıp bakmak istedim, ama gecenin sessizliğinde kapıdan çok ses çıkacak diye cesaret edemedim. Yaklaşık on dakika sonra eniştemden,
“Oooaaaahhh!” diye bir ses geldi. Tam anlamadım, ama sanırım boşalma gibiydi. Ben boşalırken hiç ses çıkarmam, o yüzden anlayamadım tam olarak…
Birkaç dakika sonra banyonun kapısı açıldı. Ardından eniştemin odasının kapısının kapanma sesi geldi. Ben de yatak odamızdan sessizce çıktım, koridora baktım. Eniştem kapısını kapatmıştı, odasının lambası yanıyordu. Az sonra lamba sönünce ben banyoya bakmaya gittim.
Banyonun kapısı açıktı, karım banyodaydı. Üzerinde tişörtü yoktu, yani üst kısmı çıplaktı, ama altında eşofmanı duruyordu. Lavaboda ağzını çalkalıyordu.
Üst kısmı çıplak vaziyette çok hoş görünüyordu karım. Lavabonun aynasından göz göze geldik. Dudağındaki ruj yanaklarına kadar bulaşmıştı. Gözündeki rimeli hafif akmıştı. Yanına yaklaşıp arkasından sarıldım, kısık sesle,
“Ne oldu?” dedim. Karım bana dönüp,
“Ne olmuşa benziyor aşkım?” dedi gülerek…
“Sikti mi seni? Onu soruyorum.”
“Böyle mi sorulur geri zekalı? Yok, yapmadı! Beni sikmedi. Herkes senin gibi mi? Senin herkül enişten bir kadını on dakikada sikip bırakır mı sence?”
“Eee?”
“Avans verdim biraz eniştene… Sana yaptığım gibi yaptım. Sikini vakumladım, ağzıma boşaldı!”
“Haa, o ses oydu demek ki!”
“Evet aşkım!” dedi ve beni öptü dudaklarımdan, az önce eniştemi boşalttığı dudaklarıyla… Eniştemin karımın ağzını sikmiş olması beni çok tahrik etti. Karıma,
“Gel yatalım! Ben de istiyorum seni…” dedim, hızlıca yatağa götürdüm.
Odamızın kapısını özellikle açık bıraktım. Karım çıplak soyunup yatağa girdi. Hemen bacakları arasına yerleştim. Sikmeye başladım karımın amını. Amında gidip gelirken bir yandan da sordum,
“Nasıldı?” diye.
“Güzeldi!” dedi karım.
“Benimkinden büyük müydü siki?”
“Sen benim miniğimsin, miniğimi kimselere değişmem!”
“Yani?”
“Yanisi, enişten güçlü bir erkek. İkinizin sikini kıyaslatma bana, gece gece moralini bozma!”
“Peki sence eniştem o kadına gitmeyi bırakacak mı?”
“Hiç merak etme!” dedi karım ve ben onu bacaklarının arasında sikerken kollarını belime sarılıp elini kalçalarıma götürdü. Yine parmağını götüme soktu. Şimşek çaktı sanki beynimde… O anda boşalmaya başladım ve ben de,
“Oooaaahhh!” diye bağırdım eniştem duysun diye… Ona nispet yapar gibi… “Bak, ben de karımı sikebiliyorum. Ben de erkeğim…” der gibi…
Eniştem karımın ağzını sikmişti ve karım bundan rahatsız olmamıştı. Tam aksine, kendisi boşalmasa bile eniştemin koca sikini yaladığı, döllerini yuttuğu için çok mutluydu…
İşin aslı ben de çok tahrik olmuştum ve çok güzel boşalmıştım. O rahatlamayla hemen kıçımı dönüp yastığa başımı koydum.
“İyi geceler aşkım…” dedim uykulu uykulu…
“Beni boşaltmayacak mısın?” dedi karım sinirli sinirli…
“Dedim ya, çok yorgunum, bir de boşaldım artık, iyice bittim. Yarın yaparım olmaz mı aşkım?”
“Pezevenk herif… İşini bitirip kıçını dönüyorsun hep… İşte bu yüzden kabul ettim ablanın teklifini… Bugüne kadar da iyi dayandım sana…”
Sabah olunca karım iç çamaşırsız olarak evlendiğimizde giydiği geceliği giydi, mutfağa gitti. Gecelikten karımın memeleri, amı, götü, heryeri belli oluyordu. Hiç, ama hiç bir şey yoktu, yılan gibi çırılçıplaktı şeffaf geceliğin içinde…
“Aşkım? Böyle mi dolaşacaksın evin içinde? Eniştem?”
“Ne varmış, böyle dolaşırsam ne olur? Gece enişten her yerimi gördü, mıncıkladı, koca sikini ağzıma verdi. Şimdi çıplak görünce bir şey mi değişecek? Ablan ne dedi? Kocamı evde tut, yoksa batıracak bizi diye yalvardı. Bırak adamı iyice azdırayım, o orospuya gitmesin.”
Kahvaltıyı hazırlayınca eniştem de geldi. Eniştem karımı dudağından öperek,
“Günaydın canım!” dedi. Benim de yanağımdan makas alıp,
“Günaydın minik!” diyerek neşe içinde sofraya oturdu. Kahvaltımızı yaparken eniştem masanın altından karımın bacaklarını okşadı. Arada bana bakarak tepkimi ölçüyordu. Kahvaltıdan sonra da işe gitmek için ayakkabısını giyerken,
“Aman Seval ablanıza söylemeyin bunları!” diye tembihledi. Karım,
“Söylemeyiz abiciğim, merak etme!” dedi. Eniştem,
“Bak hala abi diyor!” dedi. Karımın götünü avuçlayıp dudağından öperek, “Dün gece vermedin ama… Akşama görüşürüz!” deyip çıktı evden. Eniştem gidince, karıma,
“Artık eniştem o kadına gitmez herhalde… Öyle değil mi aşkım?” dedim.
“Sen merak etme, o iş bende dememiş miydim?” dedi gülerek…
Karım Nilgün’ün benimle evlenmeden önce sevgilileri olduğunu, onlara sakso çektiğini ve sikiştiğini biliyordum, ama evliyken ilk kez benden başkasına, enişteme sakso çekmiş, ağzını siktirmişti.
Karımın bu durumu beni de çok tahrik ediyordu. İstemsizce sikim kalkıyordu karımı başkalarının altında hayal ederken. Karım beni yatakta çok memnun etmesine karşın kendisi zevk almıyordu, ama bana karşı hep sevecen ve sevgi doluydu.
Ertesi gün ben köydeki işlerimi bitirip minibüse binerek ilçeye, eve doğru yola çıktım. Yolda hep eniştemle karımı düşünüyordum, yol boyu sikim kazık gibiydi. Sevgililik dönemimizden beri karımı başka erkeklerle düşünmek beni çok etkiliyordu.
Eve döndüğümde karım yemeği yapmış, sofrayı hazırlıyordu. Yüzü yine makyajlıydı. Kalorifer yine sonuna kadar açıktı. Kış ortasında ev fırın gibiydi.
Karım üzerine yazlık askılı tişört giymiş, içine sutyen giymemişti. Altında da eskiden dil kursuna giderken giydiği uzun siyah etek vardı. Kısa etekleri olsa güzel olurdu, ama şehir hayatı bize çok uzaktı.
“Yine çok güzelsin!” dedim. Karım da,
“O senin güzel görüşün aşkım!” dedi.
«Tişörtün de çok sexy!”
“Amaaan, olduğu kadar işte, bizde imkan mı var daha güzellerini alalım!” dedi biraz hayıflanarak.
“Olsun, böyle de harikasın!”
“Ama dur şöyle yapayım…” dedi, üzerindeki siyah eteğin bel kısmından başladı katlamaya içine doğru. Etek aynı etekti, ama katlayarak boyunu dizine kadar kısalttı. Bel kısmı pot yaptı, ama bacakları dizine kadar açılmış oldu eteğin.
“Nasıl?”
“Güzel bacakların gün yüzüne çıktı aşkım!” Karım boy aynasında kendine bakarken,
“Aşkım, dün gece eniştem sadece ağzına mı verdi? Yapmadı dedin ama, gerçekten hiç sikmedi mi seni?” dedim, ama derken sesim titredi heyecandan. Karım da fark etti heyecanımı,
“Seni tahrik ediyor değil mi?” dedi. Utanarak, fısıltıyla neredeyse,
“Yalan yok, ediyor! Hem de çok…” diyebildim.
“Utanma aşkım, beni de tahrik ediyor bu durum… Eniştenle yaşadığım şeyler… Senin bunu bilmen, ama ses çıkarmadan kabullenmen… Ama hiç unutma aşkım, sen benim kalbimin miniğisin ve herzaman öyle kalacaksın!” dedi.
Yine akşam saat sekiz gibi eniştem geldi.
“Hoş geldin enişte…” dedim kapıyı açınca… Eniştem yarım ağızla bana
“Hoş bulduk minik” diyerek doğru içeriye yöneldi. Karımı mutfakta görünce yanına gidip arkasından sarıldı. Sanki kocasıymış gibi, evin erkeğiymiş gibi…
“Hoş geldin aşkım…” diyerek cilvelendi karım…
“Hoş bulduk yavrum, yakıyorsun yine ortalığı!” deyip elini tişörtünün altından çıplak memelerine götürüp okşadı. Memelerini avuçlayıp ellerken de bana dönüp,
“Naber minik, neler yaptın?” dedi.
“İyilik enişte, köy işleriyle uğraştım işte!” dedim.
“Ya buradan iş bulamadın bir türlü… Sana valilikten iş ayarlamaya çalışayım mı?”
“Bilmem ki enişte…”
Eniştem bir yandan benimle konuşuyor bir yandan karımın memelerini ve götünü avuçluyordu. Karım da şahane gülümsemesiyle bir yandan tencereyi karıştırıyordu. Karım da, eniştem de çok rahatlardı.
Ben de açıkçası rahatlamıştım, çünkü ikisinin yakınlaşması benim için gergin bir konuydu. Eniştem karımın bacaklarını okşarken eteğini fark etti ve
“Ne bu kız, amma katlamışsın! Uzun etek mini etek olmuş.” dedi. Karım da,
“Abi sen geleceksin diye yaptım. Olsa kısacık etekler giyeceğim senin için, ama başka bu boy eteğim yok ki!” dedi. Eniştem de bana,
“Alsana oğlum şu kıza düzgün, seksi bir şeyler!” dedi.
“Enişte durumları biliyorsun. Kiramızı da siz ödüyorsunuz zaten… Köydeki işlerden gelen para yetmiyor böyle şeyler almaya…” Eniştem sırıtarak,
“Demek yetiştiremediğin tek yer orası değil?” deyip kafasıyla yatak odamızı işaret etti. Karım kıkırdadı ve
“Abii… Kocişimi utandırma!” dedi.
“Ya deminden beri eteğin altından senin çıplak amını okşuyorum, ondan utanmıyor da gerçekleri dile getirince mi utanıyor kocişin?” O an anladım ki karımın altında külodu yok,
“Aşkım içine külot giymedin mi yoksa?” dedim. Eniştem de,
“Bak şuna, adam karısı donsuz mu değil mi haberi yok!” dedi kahkaha atarak. Karım da bana dönüp eteğini yukarı kaldırdı, çıplak amını gösterdi,
“Yok aşkım baaak!” dedi gülerek. Hep beraber gülüştük. Amında hiç tüy yoktu, belli ki gündüz iyice traşlamıştı. Yemekte karım servis yaparken eniştem bana,
“Bak kayınço, seni çok severim, amacım seni üzmek değil… Ama biliyorsun ablan rahatsız bu aralar, sikemiyorum ablanı… Sen de Nilgün’le yatakta zayıf kalıyormuşsun biraz…
“Şey, orası doğru enişte…” diyebildim.
“Artık modern dünyadayız oğlum… Ben elin orospularıyla, senin karın da elin adamlarıyla yatağa girmesin, değil mi canım? Birbirimizi idare edeceğiz artık…” dedi. Kıpkırmızı olan yüzümle,
“Haklısın enişte!” deyiverdim. Karım da,
“Tamam abi sorun yok, zaten kocamla konuştuk bunları!” dedi. Bu konuşma beni oldukça rahatlattı, aramızda gizli saklı olmaması ve dışarıda
n bunların bilinmeyecek olması güzeldi. Yemek bitince karım meyveler için mutfağa gitti. Eniştem de,
“Çok sıcak bu ev!” deyip üzerini değişmeye odasına gitti. Karım dönünce,
“Aşkım merak etme herşey yolunda, eniştemiz artık hep bizde!” dedi eliyle eteği üstünden amını işaret ederek.
Eniştem odasından salona üzerinde sadece baksır külotla döndü. İri yarı bir adamdı, hafif göbekli, göğsü ve sırtı çok kıllıydı. Karım ise çok narin kalıyordu enişteme göre. Eniştem yürürken siki bol paçalı baksırın içinde sallanıyordu, işemek için açık olan ön tarafından bazen siki görünüyordu.
Kalkık değildi penisi, ama yine de o haliyle bile çok heybetli görünüyordu. Karımın da gözü takılıyordu eniştemin önüne. Eniştem karımın baktığını fark edince,
“Kızım gördün ya dün gece, ilk kez görüyormuş gibi bakmasana!” dedi gülerek…
Meyvemizi yerken eniştem karımı kucağına çekip dizine oturttu, eliyle soyduğu meyveleri karımın ağzına verdi. Bir yandan da karımın külotsuz eteğinin altından amını parmaklıyordu.
Karımın gözleri kapanıyordu arada, belli ki çok zevkleniyordu. Benimle sikişirken almadığı zevki eniştemin parmağından alıyor gibiydi. Tuhaf geldi bana, ama çok tahrik oluyordum gördüklerimden. Elimi pantolonumun önüne götürmeye korkuyordum, o an boşalırım diye…
Meyveler bitirince kanepelere geçip televizyonu açtık. Dizi seyrederken karımla eniştem yanyana ve sarılarak oturdular. Hem öpüşüyorlardı hem de arada karım eniştemin kıllı göğsünü öpüp memesini yalıyordu. Gece saat onbiri geçince eniştem,
“Yatalım artık!” dedi. Ben dün geceden bildiğim için,
“Tamam ben gidiyorum. Kapımı kapatayım mı yine?” dedim. Eniştem,
“Yok, sizin yatak iki kişilik, daha rahat, biz orada yatacağız!” dedi. Karım da sevinerek,
“Aaa… Çok sevindim buna… Ne güzel!” dedi.
Eniştem ayağa kalktı, karımın da ayaklarını yerden kesip çocuk gibi kucağına aldı. Karım öyle hafif de değil, ben hiç öyle kucağıma almamıştım, ama eniştem çok kuvvetli adamdı bana kıyasla. Karım başını eniştemin omzuna koydu, beraber yatak odasına giderken bana gülücük atıp öpücük yaptı.
Salonda yalnız kalmıştım. İçerden de sesleri duymak için sessizce bekliyordum. Yine hiç ses gelmiyordu. Çok tahrik olduğum için uydudan kanallardan erotik birşeyler bulmaya çalıştım.
On dakika geçmedi yatak odamızın kapısı açıldı. Eniştem çıkıp salona geldi. Televizyona baktı, porno izlediğimi görünce güldü,
“Napıyorsun kerhaneci?” dedi. Sonra da, “Hadi git de bize prezervatif alıver eczaneden!” dedi.
“Enişte bu saatte eczane kapalıdır!” dedim.
“Oğlum prezevatifsiz olmaz, ben öyle dışarı çek boşal filan yapamam. Baksana ablan yine hamile, riske girmeyelim, nöbetçi eczaneye git!” dedi.
“Tamam!” dedim, yatak odamıza pantolonumdan cüzdanımı almaya gittim. Karım yatakta sırt üstü çırıl çıplak yatıyordu. Bana gülümseyerek,
“Enişten beni sikecek diye prezervatif mi alacaksın kocacım?” dedi.
“Evet!” dedim. Karım da,
“Söyledim enişteye, içime boşal bir şey olmuyor diye, ama yine de kabul etmedi.” dedi.
“Tamam aşkım, dert etme. Ben nöbetçi eczaneden alırım hemen!” dedim. Karım,
“Acele etmene gerek yok. Eniştenin yarın servisi yokmuş, gece uyumasa da olurmuş. Geç çıkacakmış yarın sabah evden. Bir de hiç almadık biz, ama varsa büyük boy bir şey al. Sikime olmadı bu filan diye canı sıkılmasın adamın!” dedi. .
“Senin de zevkin yarıda kalmasın değil mi?» dedim
İkimiz de güldük buna. Eniştemin sikinin büyük olması komiğimize ve hoşumuza gitmişti. Nasıl bir şeyse artık eniştemin yarağı, karım büyük boy al diye talimat veriyordu.
Evden çıkıp nöbetçi eczaneye gittim, sıra vardı bekledim. Ateşi olan çocuklar için millet ilaç alırken, ben eczacıya utanarak prezevatif sordum. Eczacı hiç umursamadan,
“Var oradaki raflarda!” dedi. Raflara baktım, çeşit çeşit vardı. Kokulu, tırtıklı, meyveli filan vardı, süper ince yazanı vardı. Ama boy yazmıyordu hiç birinde. Eczacıya utanarak sordum,
“Büyük boy var mı?” dedim. Eczacı gülerek,
“Yok öyle birşey, hepsi aynı, merak etme olur!” dedi.
Karım kiraz çok severdi, ben de kiraz kokulu olanı aldım. Ama çok pahalıydı. Eve yürürken eniştem karımı siksin diye yaptığım şeyden hem utanıyor hem de karanlıkta kalkmış sikimi oğuşturuyordum.
Eve dönünce kapıyı anahtarla açtım. Yatak odasına yürürken, karım odadan çıktı, yine çırıl çıplaktı.
“Ver aşkım!” deyip elimden kutuyu aldı. Diğer eliyle sikimi pantolon üzerinden tutup,
“Ooo ne olmuş buna böyle!” deyip dudağımdan öptü. Sonra, “Seninle de ilgileneceğim yarın sabah!” deyip yatak odamıza eniştemin yanına döndü ve kapıyı kapattı.
Ben de salona geçtim, erotik film arayacaktım ama vaz geçtim. Boşalırsam, karımı sikemem sabah diye. Salon yatak odasına uzak kaldığı için ve odanın kapısı da kapalı olduğu için hiç ses gelmedi. Ben de uyuya kalmışım…
Sabah olunca köye gitmek için hazırlanmam gerekti, eşyalarım yatak odamızda olduğu için, odaya girmem lazımdı. Kapıyı tıklattım. Eniştem içerden,
“Gel!” dedi. Kendi yatak odamıza izinle girdiğim için biraz gururum kırıldı, ama yaşadığım tahrik ve heyecan gururumdan çok fazlaydı. Odaya girdiğimde karım yine çıplaktı ve başını eniştemin göğsüne koymuş, bir eli yorganın altında sanırım eniştemin sikinde veya taşaklarındaydı.
Baş ucumuzdaki komodinin üzerinde nikah resmimizim olduğu çerçeve vardı. Çerçevenin kenarına kullanılmış prezervatif takılmıştı, oraya atmışlar aceleyle belli ki. Ters kaldığı için prezervatiften akan döller çerçevenin üzerindeydi. Eniştem,
“Ne var?” dedi.
“Köye gideceğim, giyineceğim de…” dedim. Karım,
“Acele etme aşkım, bugün geç git, hep beraber kahvaltı yapalım!” dedi. Eniştem de,
“Bırak hayvanların beklesin bugün oğlum, geç yesinler!” dedi.
“İyi!” dedim. Karım yataktan çıplak olarak kalktı, geceliğini giydi iç çamaşırsız olarak ve mutfağa gitti. Eniştem de kalın yarağını yerleştire yerleştire külodunu giyerken,
“Nilgün müthiş bir şey, ulan kerata, çok şanslısın!” dedi.
“Biliyorum enişte! Gerçekten çok şanslıyım.”
“Sende bir numara yok sanıyordum, ama neler öğretmişsin, neler yapıyor öyle yatakta… Her erkeğin hayali senin karın. İyi ki köyden çıkmışsınız, tam modern çağın kadını Nilgün. Ablan, yanlış anlama başımın tacı, ama Nilgün sikilmek için yaratılmış ve kendisi de bunun farkında!”
“Öyledir enişte, hoşuna gittiğine sevindim!”
“Gitmez mi!” dedi, sonra da, “Dün gece ne kadar verdin dedi prezevatife?” dedi.
“Önemli değil enişte!” dedim.
“Olur mu lan, hem sana boynuz takacağım hem de paranı mı yiyeceğim?” dedi sırıtarak. Cebinden bir tomar para çıkardı, cebime koydu ve
“Biraz sevindir karını, güzel bir şeyler al, yetmezse iste benden, çekinme!” dedi.
Kahvaltıyı hep beraber yaptık. Eniştem kahvaltıda karımı dünkü gibi ellemedi. Sanırım gece bol bol sikmişti ve çok rahatlamıştı.
Bense gözümü karımın çıplak tenine, giydiği geceliğin altından vücuduna bakmaktan alamıyordum. Yüzündeki sikilmiş ifade de beni çok tahrik ediyordu. Kahvaltıdan sonra eniştem evden çıkarken,
“Köye gideceğim, ablana bir bakayım, gel seni de götüreyim!” dedi.
“Yok enişte ben biraz daha evde kalacağım!” dedim. Karım da gülünce eniştem anladı durumu,
“Sizi gidi çifte kumrular, bakın ne güzel oldu!” dedi, yanağımdan makas aldı, “Hadi biraz gayret!” deyip çıktı evden.
Eniştem gidince mutfakta karıma sarıldım, başımı geceliğinin arasından çıplak memelerinin arasına soktum, yaladım. Götünü avuçladım ve
“Çok istiyorum seni!” dedim. Karım da çok heyecanlandı. Saçlarımı okşayıp dudaklarıma yapıştı, dilini ağzıma soktu. Yapmazdı öyle öpmezdi hiç. Öpüşmeyi bıraktığımızda, ona,
“Sikti mi eniştem?” dedim. Karımın yüzü kızardı biraz ve
“Gıcıklık olsun diye mi böyle sordun, yoksa pis pis konuşmak mı istiyorsun?” dedi.
“Hoşuma gidiyor, heyecanlanıyorum!” dedim. Karım,
“Offf, ben de aşkım! Evet sikti enişten… Hem de ne sikme… Kol gibi yarak var adamda… Tam bir erkek… Her seferinde perişan etti beni!” dedi.
İkimiz de heyecandan titriyorduk, hızla yatak odamıza gittik. Çerçevenin üstünde kalan prezevatifi alıp çöpe attım. Hızla soyunup yatağa geçtim. Karım da geceliği çıkartıp hemen yatağa geldi.
Yan dönüp karıma sarılırken bacağıma birşey takıldı. Yatağın içinde de iki tane kullanılmış prezevatif vardı. Aldım onları, karımla birbirimize bakıp gülüştük.
“Kutuyu bitirmeseydiniz bari!” dedim. Karım,
“Üç tane kullandık, enişte azgın boğa gibi!” dedi. Çok tahrik oluyordum karımın bu sözlerinden.
“Anlat, nasıldı, bahset biraz, siki büyük mü, nasıl sikiyor?” dedim. Sik sözcüğünü hiç kullanmazdık karımla. Ama artık çok hoşumuza gidiyordu.
“Büyük, çok büyük siki var kocacım… Dedim ya sana, kol gibi yarağı… Hem de hemen inmiyor, çok güzel sikiyor. İçimin genişlediğini hissettim. Baksana yakından, eniştenin siktiği amıma bak, ne hale getirdi aşkım!” dedi.
Delirmiş gibiydik. Hiç karımın amını yalamamıştım. O heyecanla sikilmiş amına doğru indim. İçi pembe, dışı ince çizgi gibiydi, deliğinde hafif açıklık vardı.
Daha önce böyle yakından bakmadığım için nasıl sikildiğini anlayamadım, ama eniştemin yarağını sokmuş olduğunu bilmek heyecanıyla yalamaya başladım karımın amını… Saçımdan tutarak başımı amının üstüne çekti,
“İçini değil üstünü yala!” dedi. Arada kafamı sağ sol yapıp inliyordu. Hayatımda ilk kez karımı zevkten inletiyordum. Bir süre sonra beni yukarı çekip,
“Gel, miniği sok artık, yazık ona da, bütün gece sırasını bekledi!” dedi. Karım bunları söylerken halen gözleri kayıyordu. Hemen amına yerleştirdim kazık gibi olan sikimi, ama hareket etmedim, çünkü etsem boşalacaktım hemen ve bu güzellik hiç bitmesin istiyordum.
“Sikim minik mi gerçekten?” dedim. Karım bir eliyle yüzümü avuçlayıp diğer elinin de iki parmağını ağzıma sokup,
“Minik, minnacık, küçücük, bamya gibi! Enişten erkekse sen nesin bilmiyorum!” dedi.
Vücudu altımda kıvranıyordu. Ben de bu sözlerle amını sertçe sikmeye başladım. Karım deli olmuştu, o hali beni boşaltmak üzereydi, sadece bir dakika içinde gidip gelirken, karım,
“Hem de boynuzlusun!” dedi. Boynuzlusun derken son hece kısık sesle çıktı karımın ağzından, ardından, “Ohhhh!” diye inledi. Götüme şaplaklar atarken orgazm olduğunu anladım, vücudu titredi,
“Boynuzlu pezevenk seniiiiii!” diye bağırdı. O anda ben de akıtmaya başladım karımın içine. Ben de birşeyler diyecektim, ama nefesim kesildiği için diyemedim.
Hayatımda ilk kez karımı orgazm edebilmiştim. Hem de ikimiz aynı anda boşalmıştık. Çok büyük bir zevkti ve altı yıllık evliliğimizin en güzel, en heyecanlı sevişmesiydi.
Karımın güzel gülen yüzünde mutluluk ifadesi ve seksten sonra ilk kez rahatlamış hali vardı üzerinde. Ben de hayatımda ilk kez gerçek erkek gibi hissetmiştim kendimi. Gülümseyerek, karıma,
“Demin neler oldu ya öyle?” dedim.
“Konuşup utandırma lütfen. Çok güzel oldu. Demek ki minik olması sorun değilmiş. Seval ablan sağ olsun, enişteyle bize yol verdiği için!” dedi.
Yataktan kalkınca yüzümüzde gülümsemeler ile etrafı topladık. Eniştemden kalan döllü prezervatifleri attık.
Eniştemin karımı sikmesi sayesinde karımla aram çok güzel ve çok hoş olmuştu.
O hafta eniştem hep bizde kaldı. Karı koca gibi olmuşlardı, birbirlerine sarılarak televizyon izliyorlardı. Sofrada yemeğe başlamak için akşam evin gerçek erkeğinin, eniştemin eve gelmesini bekliyorduk.
Eniştemin bana verdiği paranın küçük bir kısmıyla enişteme prezervatif almıştım ve epey bir para artmıştı. Cuma öğleden sonra karımla çarşıya çıktık,
“Alışveriş yapalım!” dedim.
“Paramız var mı ki?” dedi karım.
“Var, eniştem verdi!”
“Aldın mı sen de?” Karım kızacak sandığım için,
“Aldım, ama prezervatif parasını ben vermiştim, kızma bana!” dedim. Karım,
“Yok, neden kızayım, iyi etmişsin!” dedi gülümseyerek… “Eniştemden para da aldığına göre… İşte şimdi gerçek bir pezevenk oldun.”
Çarşıda biraz dolaştık. İlçede kadınlar için dekolteli kıyafet satan tek dükkan vardı. Oraya baktık, çok güzel, ipek elbiseler vardı, ama çok da pahalıydı. Vaz geçtik. Dükkanda bir erkek tezgahtar ve bir kadın tezgahtar vardı. Kadın tezgahtar bizimle ilgileniyordu. Anladı tabii köyden olduğumuzu ve
“Fiyat olarak daha uygun şeyler var!” dedi. Kot etek gösterdi, upuzun yere kadar.
“Yok, uzun istemiyoruz!” dedik. Kadın gülerek,
“Tamam, ne aradığınızı daha iyi anladım!” dedi. Kısa bir kot etek buldu ve karıma,
“Siz bunu deneyin!” dedi.Karım kabinde kot eteği üzerine denerken, kadın tezgahtar da bana,
“Kot eteğin üzerine de gömlek ve ceket bakalım, kombin olsun!” dedi.
“Fiyatı?” dedim.
“En uygunlardan yaparız!” dedi.
Karım kabinden eteği ile çıktı o arada. Etek dizinden bir karıştan fazla yukardaydı. Hiç güneş görmemiş beyaz baldırları bacakları şahane görünüyordu. Aynada bakarken,
“Çok mu açık?” dedi. Tezgahtar kadın,
“Yok, yaşınıza uygun, vücudunuza da çok uygun, çok yakıştı!” dedi. Ben de,
“Harika olmuş!” dedim. Dükkanın ön kısmındaki erkek tezgahtar da gözünü karımın bacaklarından alamıyordu. Benim varlığım hiç engel olmuyordu adamın karıma bakmasına. Alışkındı böyle şeylere belli ki. Kadın tezgahtar,
“Üzerine pamuklu, beyaz, kolları dantelli bir gömlek var!” dedi. Karım çok sever dantelli şeyleri,
“Ay ne güzel!” dedi. Kadın,
“Bunu da deneyin!” dedi. Karım kabinde giyinip geldi ve
“Bu olmadı galiba?” dedi.
Kadın tezgahtarla karıma baka kaldık. Çünkü gömlek dar olduğu için üstten düğmeleri ilikleyememiş, sadece göbeğinin üzerindeki iki düğme ilikliydi. Sütyeninden memeleri açıkta görünüyordu. Lekesiz bembeyaz memelerinin arası parlıyordu. Kadın da,
“Evet bu küçük gelmiş, çok güzel dekolteniz var, başka birşey bakalım!” derken gözüm erkek tezgahtara takıldı. Adam da karımın sutyenli memelerine bakıyordu. Adam karıma baktıkça ben de tahrik oluyordum, acaba siki karım için kalkıyor mu diye…
Bu sefer V yaka ince bir bluz getirdi kadın. Karım bunu da denedi. Üzerine tam oturdu, V yakadan göğüs dekoltesi çok güzel görünüyordu. Kadın satıcı ceket bakarken, karım bana,
“Benim sutyenler hep aynı, yok ki başka!” dedi.
“Alırız!” dedim. Kadın satıcı kırmızı bir ceket getirdi, modern birşeydi, ön tarafı kısa, arka tarafı uzun, değişik bir ceketti.
Giyip önünü tek düğme ilikleyince aynı bluz gibi V yaka oluyordu, tam denk gelmişti, ceketin alt kısmı yoktu, krop deniyormuş, arka kısmı da poposuna kadar uzundu. Hayatımızda böyle bir tasarım ceket ne giydi karım, ne de bizim köyde giyeni gördük. Onu da almaya karar verdik.
“Peki, bu kombine uygun sutyeni nerede bulacağız?” dedim. Kadın da,
“Burada bulamazsınız, Kastamonu’ya giderseniz orada iççamaşırı mağazası var, oradan alırsınız!” dedi. Karım da bana,
“Tamam sonra alırız, evde zaten enişte varken sutyen giymiyorum, biliyorsun!” dedi.
Erkek satıcı arkamızdaymış, duymuş tabii, gülümsüyordu bize. Biz de biraz utanarak da olsa ona gülümsedik. Karımın siyah potinleri bu kıyafetin altında uygun değildi. Kadın satıcı,
“Az ileride spor mağazası var, oradan renkli bir spor ayakkabı alırsanız, çok uygun olur. Kıyafetler üzerinizde kalsın, ayakkabının uygunluğunu daha iyi anlarsınız!” dedi. Biraz pazarlık yapıp aldıklarımızı ödeyip çıktık dükkandan…
Çıktık ama karımın kısacık kot eteği ve üzerindeki V yaka bluz yolda herkesin ilgisini çekiyordu. Bakmayan erkek neredeyse yoktu. Karımın kulağına yaklaştım ve
“Herkes sana bakıyor fark ettin mi?” dedim. Karım,
“Evet farkındayım, peki senin hoşuna gidiyor mu bana bakmaları?” dedi. Zaten çok tahrik oluyordum, ama karımın bu sorusuyla daha da hoşuma gitti başka erkeklerin karıma bakması.
“Gidiyor aşkım!” dedim. Karım,
“Benim de aşkım!” deyip koluma girdi ve “Baksınlar ama senin kolundayım aşkım!” dedi yanağıma öpücük kondurdu. İlçede de olsak bu davranışlar yadırganıyordu, ama yine de ilgi çekmek ikimizin de hoşuna gitmişti.
Spor mağazasına varıp içeri girince dükkan sahibi adam bizi karşıladı. Sadece spor ürün sattığı için kadın ürünü çok az ve kadın satıcı yoktu.
“Bayan spor ayakkabı bakıyoruz!” dedim. Adam baştan aşağı süzdü karımı, memelerine bakmamaya çalıştı, ama bacaklarına uzun uzun baktı. Kot eteğe bakar gibi yapıp,
“Tamam, birkaç modelim var, hem spor, hem fiyat olarak size uygun!” dedi.Kutuları getirdi. Karımı tabureye oturup ilkini ayağına denemek için çıkardı. Karım oturunca kısa olan eteği iyice yukarı toplandı. Biraz kalın ama bembeyaz, pürüzsüz, hiç selülitsiz düzgün bacakları neredeyse küloduna kadar açıldı.
Karım tabii alışkın olmadığı için o boyda kısa etekle nasıl hareket edilir tam bilemiyordu. İlk ayakkabıyı giydi karım, ayağa kalkıp aynaya karşı geçti. Dükkan sahibi adam da bir ayna daha getirip ayaklı olarak yere karımın yanına koydu ve
“Yandan da bakın!” dedi.
Karım görmüyordu, ama adamın yere koyduğu küçük ayaklı aynadan arkadan bakınca karımın bacaklarının arası ve külodu görünüyordu. Adam hem aynadan karımın külodunu izliyor, hem ayakkabı hakkında konuşuyor, hem gülümsüyordu.
Benim anladığımı da anladı, ama hiç istifini bozmadı. Hatta gözüyle bana işaret yapıp (Aynaya bak!) der gibi hareketler yapıyordu. Ben de,
“Karıcığım bu olmadı!” dedim, adam evli olduğumuzu anlasın diye. Karım da,
“Evet olmadı, başka model var mı?” diye sordu adama.Adam bu sefer kutudan başka ayakkabı çıkardı. Karım onu da giymeye çalıştı, küçük gibiydi, tam bağlayamadı. Adam,
“Ben yardımcı olayım!” dedi. Karımın önünde yere çömelip ayakkabısını bağlamaya başladı.
Karımın bacakları adamın burnunun dibindeydi, ama bacakları kapalı olduğu için arasını görmüyordu. Adamın ayakkabıyı bağlamaktan çok orada olmak istediği çok belliydi, işi uzatıyordu. Karım da arada bana bakıp gülümsüyordu.
Karım bana göz kırpıp soru sorar gibi bir harekette bulundu. Ne sorduğunu anlamasam da, (Ne yapayım, bacaklarımı açayım mı?) diye sorduğunu düşündüm. Ben de gülümseyerek kafamla (Olur!) gibi bir işaret yaptım.
Karım da çantasına bakar gibi yapıp hafifçe bacaklarını araladı, adam ayakkabısını bağlarken… Kalın olan baldırları hafifçe aralanınca adam karımın külodunu görmeye başladı. Keşke karım o anda külotsuz olsaydı diye düşündüm.
Adam ter içinde yarım saat karımın bacaklarını ve külodunu görerek birkaç model ayakkabı denettirdi ve sonunda bir tane aldık. İkimiz de bu alışverişten keyif almıştık.
Eve vardığımızda karım,
“Beğenilmek çok güzel bir duygu!” dedi.
“Başkalarının seni istemesi, canının çekmesi benim de hoşuma gidiyor aşkım!”
“Biliyorum kocişim, minik kocişim!” deyip elleriyle boynuz işareti yapıp, “Möö!” deyince kahkahayla gülüştük. Akşam her zamanki gibi saat sekizde eniştem geldi. Karımı yeni kıyafetleriyle görünce ağzı kulaklarında,
“Bu ne kızım ya, harika olmuşsun!” dedi. Sütyensiz memelerini V yaka bluzdan avuçlayarak bana dönüp, “Aferin sana! Böyle şeyler al işte karına, güzelliği ortaya çıksın!” dedi. Karım da,
“Abi bu kıyafete göre hiç iç çamaşırım yok, ondan sutyensiz giydim. Ama dışarda sutyensiz giyemem!” dedi. Eniştem de,
“Giyersin sutyensiz de, burada olmaz tabii, ilçe dışında ancak… Yine de haklısın, uygun şeyler alın!” dedi, cebinden saymadan epey para çıkardı. Hepsini karımın bluzunun içine soktu. Karım,
“Çok teşekkür abi!” diyerek eniştemin dudaklarından öptü, bir eliyle de hep bana yaptığı gibi alttan eniştemin sikini tuttu. Eniştem,
“Dur kız. O iş kocanın önünde olmaz. Modern olduysak o kadar da değil!” dedi. Bana da,
“Minik, sen sofrayı kur bugünlük!” dedi. Sonra karıma, “Sen gel!” dedi, karımı yatak odamıza götürdü.
Ev havalansın diye balkon camı açıktı. Cereyan yapınca yatak odası kapısını tam kapatmadıkları için yavaşça açıldı. Ben mutfaktayken yatak odasından şap şap şap sesleri gelmeye başladı.
Yavaşça yatak odamıza biraz yaklaştım. Karım domalmıştı ve koridordan sadece yüzü ve sallanan memeleri görünüyordu. Cesaret edip daha fazla yaklaşmadım, ama belli ki eniştem arkasındaydı ve karımı sikiyordu.
Eniştem güçlü ve yapılı olduğu için karımın belinden çok sert çekiyordu pompalarken. Her köklediğinde karım gözünü kısıyor, sonra açıyor ve memeleri sallanıyordu.
Ben bakarken karım beni fark etti, ama hiç bozuntuya vermedi eniştem benim izlediğimi anlamasın diye. Sonra da bana göz kırptı hınzırca.
Çok tahrik olmuştum, sikimi fermuardan çıkartıp koridorun duvarına yaslandım, karımın eniştem tarafından sikilişini izleyerek sikimi sıvazlamaya başladım. Karım arada sırada bana bakıp göz kırpıyordu.
Aslında sikiliyordu, ama öyle kendinden de geçmiyordu. Eğleniyor gibiydi daha çok. Amında eniştemin yarrağı işlerken karım bana göz kırpıp gülücükler yapıyordu çaktırmadan… Bir ara karım enişteme,
“Saçımı çek!” dedi. Eniştem iki saniye durup karımın saçlarını eline dolayıp hayvan gibi arkadan abanarak pompalamaya devam etti. Karımın kafası yukarı kalkmıştı saçı çekildiği için ve bana yüzünü çeviremiyordu, ama yüzünde gülümseme vardı. Karım,
“Napıyorsun abi şimdi?” dedi, amacı eniştemi konuşturmaktı aynı bana yaptığı gibi. Eniştem,
“Sikiyorum seni!” dedi. Karım,
“Tamam ama kimi sikiyorsun?” dedi. Eniştem de,
“Seniii!” dedi. Karım yüzünü zar zor bana doğru çevirip,
“Kimin karısını sikiyorsun abi?” dedi. O an öyle utandım ki, karımın ağzından çıkan bu sözlerle. Bilmekle görmek aynı şey değildi. Bu durumdan tahrik olup heyecanlandığım için de çok utandım.
“Offf, Miniğin karısını sikiyorum, amına koduğum kaltağı seni! Kayınçomun karısını sikiyorum… Amına götüne koyuyorum karısının…” deyip hırslandı iyice.
Karım gözlerini kapatmış sadece yüzünde gülümseme vardı, benim izlediğimi bilerek eniştemi provoke ediyordu. Eniştem,
“Ahh… Sen var ya sen… Mükemmel bir fahişesin, ooarhhhhh!” diye bağırarak boşaldı. Ben de hemen koridordan mutfağa geçtim, sofrayı salona kurdum. Eniştemle karım elele geldiler salona. Karım, enişteme,
“Aşkım sen otur, yemek yerken ben sana masaj yapayım!” dedi. İlk kez karım benden başkasına aşkım demişti. Şaşırdım, biraz üzüldüm, ama çok da hoşuma gitti.
Yemekte de karım enişteme hep şımarıklık yaptı, ona erkeğim dedi, aşkım dedi, kocam dedi bana bakarak hep. Eniştemin çok hoşuna gidiyordu karımın ona davranışı…
Yatma vakti gelince yine bizim yatak odamıza gitmek için ayaklandılar. Eniştem bana,
“Minik, yarın eşyalarını al bu odadan, benim eskiden kaldığım odaya geç!” dedi. Ben,
“Anlamadım?” dedim.
“Artık bu oda Nilgünle benim odamız, sen de misafir odasında yatarsın!” dedi. Giderlerken karım da bana dönüp dilini çıkararak,
“Gerçek erkekler karılarıyla yatar!” dedi. Yatak odasına girip kapıyı kapadılar, ben de misafir odasına gidip yattım, gece geç vakte kadar onların sikiş seslerini
dinleyerek uyudum.
Sabah kalktığımda yatak odamızdan yine inleme ve sikiş sesleri geliyordu. Bir süre sonra eniştem,
“Senin bu kocan tam gavat!” dedi. Daha bir şeyler diyecekti sanırım, ama dayanamadı boşaldı bağıra çağıra… Karım deliler gibi gülüyordu. Artık iyice anlamaya başlamıştım, karım aslında çok büyük cinsel haz almıyordu eniştemle sikişmekten. Ama heyecan onu çok tahrik ediyordu.
Ben mutfakta kahvaltı hazırlarken odadan çıkan eniştem duşa girdi. Karım da mutfağa geldi. Karıma sordum,
“Sen duş almayacak mısın?” diye. Karım gülerek,
“Senden sonra alırım bir tanem!” dedi.
Gece boyu ve sabah çok tahrik olmuştum zaten bu teklifi bekliyordum, karıma yapışıp dudakların öpmeye başladım, aynı onun bana yaptığı gibi dilimi ağzına soktum. Birbirimizin götünü avuçladık.
Eniştem duştan çıkıp bizi mutfakta yiyişirken bulunca, gülerek,
“Durun lan ben varken olmaz. Ben buradayken Nilgün benim kadınım Minikciğim!” dedi.
“Tabii ki enişte!” dedim. Eniştem kahvaltıya kalmadan ayakkabılarını giyip çıkmaya hazırlanırken, karım bana,
“Eniştemiz dün çok yoruldu, yardım et de ayakkabılarını bağla!”dedi. Ben de gülerek eğilip eniştemin ayakkabılarını bağladım. Eniştem yanağımdan makas alıp,
“Aferin sana gavat!” dedi gülerek. Hep beraber gülüştük.Eniştem gidince kahvaltıyı bekleyecek halim yoktu. Karım da hemen,
“Gel!” dedi, koşarak yatağımıza gittik. Etrafta duran kullanılmış prezevatifleri alıp attık, çarşafı düzelttik. Hemen karımı altıma aldım.
Onunla yüzyüze sikişmek, gözlerini görmek, konuşmak, dinlemek çok hoşuma gidiyordu. Kalorifer çok açık olduğu için çok terlemişler ve eniştemin ter kokusu yatağa, çarşafa, yastığa ve karımın üstüne sinmişti. Tam sikimi karımın amına sokacakken, karım,
“İn bak aşağı… Enişten daha yeni sikti. Biliyorum, hoşuna gider!” dedi. Haklıydı, karımın sikilmiş amı çok zevk veriyordu.
Aynı daha önceden öğrettiği gibi amının üstünü yalamaya başladım. Bu sefer amının deliği sanki daha büyüktü. Demek eniştemin yarağını yedikten sonra karımın amı hemen kapanmamıştı.
“Ben yalarken sen anlat!” dedim.
“Senin güzel karıcığını sikti enişten. Uzun uzun sikti aşkım. Seninkinden büyük sikiyle, amımı yara yara sikti aşkım. Bana fahişe dedi, orospu dedi. Terleri yüzüme akarak sikti aşkım. Miniğin karısını sikiyorum dedi aşkım!”
Karım şehvet dolu sesiyle bana bunları anlatırken eliyle de saçlarımı tutup başımı sağa sola çevirerek amcığını istediği gibi yalatıyordu. Kısa sürede, “Ooaahhh!” deyip orgazm oldu, rahatlamış olarak yatağa uzandı. Ben doğruldum ve
“Devam edelim mi?” dedim. Karım kalkmış ve kıpkırmızı olmuş sikime bakıp,
“Gel hadi, zaten bir dakikalık işi var!” dedi.
Hemen bacaklarını ikiye ayırıp karımın amına soktum. Ama farklıydı bu sefer, eniştemle sanırım yeni sikiştiği için amı geniş gibiydi. Amı eskisi gibi kavramıyordu sikimi. Şaşırmış ifademi anladı ki, şakadan üzülmüş gibi yapıp,
“Ne oldu, minnacık sikin amımın içinde kayıp mı oldu?” dedi. Güldüm,
“Yani… Biraz içi genişlemiş gibi!” dedim.
“Karıcığını eniştene beğendirip peşkeş çekerken bunu istemiyor muydun bir tanem? Namus sıkıntısından kurtulmak güzel olmadı mı aşkım? Eniştenin orospusu olmam sana zevk vermiyor mu? Gurursuz kocam benim, gavat kocam benim, boynuzlu kocam benim…” diye saydırırken, benim sikim zonkluyordu.
Amının içinde sabit duruyordum. Karım sikilmiyordu, ama o da çok zevk alıyordu bunları bana söylemekten. Az önce yalayıp boşalttığım için kıvranmıyordu altımda. Karımın sorularına kısık sesle,
“Evet, evet, evet!” diyordum.
“O ayakkabıcı beni siksin istedin değil mi içinden. Senin yapamadığın erkekliği başkaları yapsın istyorsun değil mi aşkım? Ama merak etme ben senin gibi gurursuz değilim, sen kimle dersen sadece onunla sikişirim, kimin orospusu olmamı istersen onun olurum!” deyince, bu sözler beni iyice kendimden geçirdi.
Bir iki ileri geri yapıp karımın amına boşaldım. Zaten hamile kalmadığı için korunmamıza da gerek yoktu. Karımın üzerinden kalktım, derince iç çekip,
“Uçurdun yine bizi!” dedim.
“Ben de çok zevk aldım, ikidir kadın olduğumu anlıyorum seninle. Kimseyle böyle güçlü orgazm olmadım!” dedi. Bu övgüler beni mest etmişti.
“Eniştem sikerken de böyle zevk alıyor musun?” dedim biraz kıskanarak.
“Saçmalama, o sadece kocaman bir adam, güçlü bir erkek. Onunla olan sadece seks. Ama sen kalbimin miniğisin, hayatımsın, aşkımsın, seninle olan çok başka, çok çok daha güzel!” dedi.
Akşam konuştuğumuz üzere sabah yatak odamızdan eşyalarımı toplayıp misafir odasına taşıdım. Artık yatak odamız karımla eniştemindi…
Hafta sonu olunca karımla köye ablamın yanına gittik. Servis işi olmadığı için eniştem de köyde ablamın yanındaydı. Karım yine ablama ev işlerinde yardımcı oluyordu.
Dördümüz de eniştemin karımı siktiğini biliyorduk, ablam da enişteme bildiğini itiraf etmiş ve artık dördümüz arasında gizlimiz saklımız kalmamıştı. Ancak yemek vakti gelince ablam enişteme göz işareti yapıp, bana döndü ve
“Bir konu var!” dedi. Ortam biraz ciddiydi,
“Ne oldu abla?” dedim.
“Siz evleneli üç sene oldu. Köyde dedikodu başladı, neden çocukları yok diye! Herkes soruyor bana ne zaman ‘Hala’ olacaksın diye!” dedi. Karımın da yüzü kızarmıştı bu soruya ve
“Abla bizde herşey normal, neden olmuyor bilmiyorum!” dedi. Ablam da bana,
“Oğlum, köyde adın ‘Dölsüz Mustafa’ diye çıkmaya başladı. Doktora gidin de hanginizin ne kusuru varsa tedavi olun!” dedi. Bu konuşma bizi iyice strese sokunca, eniştem,
“Ya tamam yeter üzme çocukları, giderler doktora, boşver tamam artık!” dedi. İçeriden bir şişe rakı getirdi, “Şöyle bir keyiflenelim, iki karım da burada!”
Ortam bir anda gevşedi, rahatladık, gülüştük hep beraber. Eniştem rakıları koydu bardaklara, karım mutfaktan meyve ve kuruyemiş getirip servis yaptı. Ablama hamile olduğu için meyve suyu verdik. Eniştem,
“Hadi kadeh kaldıralım, Mustafa’nın şerefine!” dedi. Öyle deyince karım kahkaha attı,
“Yok, şerefine olmasın kocişimin, haysiyetsizliğine olsun!” dedi. Hep beraber bastık kahkahayı.
Beni rakı pek çarpmaz, ama eniştem daha ikinci dublede çarpılmaya başladı. Karım mutfağa gidip gelirken eniştem her fırsatta karımın götünü elliyor, memelerini avuçluyor,
“Şuna bak, şu güzelliğe bak!” diyordu…
Üçüncü dubleden sonra eniştem iyice zıvanadan çıktı. Telefonundan oyun havası açıp,
“Hadi dansöz oynatalım!” dedi ve karıma kalkıp oynamasını söyledi.
Karım gerçekten çok güzel oryantal oynar, köyde düğün filan olunca sahnede herkes karıma hayran olur hep. Karım odanın ortasına geçip oynamaya başladı, ama üzerinde köy işi bol eşofmanı ve kazağı olduğu için sexy görünmüyordu. Eniştem,
“Böyle olmuyor, git içerden Seval’in kıyafetlerinden seç!” dedi. Ablam da,
“Nilgün dolapta çok var, enişten bana almıştı ama artık giyemem bu kiloyla!” dedi. Karım bana,
“Sen de gel beraber seçelim!” dedi, birlikte ablamların odasına gittik, dolapları, çekmeceleri karıştırmaya başladık beraber…
İkimiz de çok şaşırdık, ablamın neleri varmış öyle, file çoraplar, şeffaf sutyenler, fantazi gecelikler, jartiyer takımları, kısacık etekler, tanga külotlar falan. Ben biraz utandım, ama karım bayıldı,
“Seval abla modern bir kadın!” dedi. Hemen soyunup jartiyer takımı ve file çorapları giydi karım. “Tamam!” dedi.
“Ee, sütyen külot giymeyecek misin?” dedim.
“Giymeyeceğim, başkasının külodu giyilmez!”
“Sen bilirsin!” dedim. Üzerine sutyen de giymedi. Üst kısmı tamamen çıplak, sutyensiz memeleri ve altında file çoraplarla salona geri döndüğümüzde, ablam,
“Oooo, çok yakışmış kız!” dedi. Eniştem de,
“Vaayyy, harika olmuşsun!” dedi. Karım da oryantal müzikle dans ederek eniştemi tahrik etti, arada ablama yaklaşıp dans etti. Ablam bir ara,
“Bakayım şunlara!” deyip karımın memelerini avuçladı ve
“Ooo taş gibiler, kadın halimle benim bile canım çekti!” dedi. Karımın poposu bembeyaz, selülitsiz, ama dolgun çok güzeldi, ben de çok tahrik olmuştum…
Karım yorulana kadar oryantal dans yaptı, eniştemi çıldırttı. Vakit gece yarısına gelince eniştem ablamla bana,
“Siz burada yatarsınız!” deyip karımla birlikte yatak odasına geçtiler. Aslında ben de gidip bakmak istiyordum ne yapıyorlar diye. Ablama söylediğimde,
“Ayıp, öyle şey yapılmaz!” dedi. Mecburen salonda kaldım, ama hiç ses gelmiyordu yatak odasından.
Bir süre sonra tuvalete gitme bahanesiyle kalktım. Yatak odasına yaklaşınca kapının açık olduğunu gördüm. Eniştem sırt üstü yatmış, karım eniştemin önünde yatakta çökmüş sikini yalıyordu. Eniştemin siki inikti.
Koridordan biraz izledim. Karım uzun zamandır yalamasına rağmen eniştemin siki sanırım alkolün etkisinden kalkmıyordu. Eniştem de sanki uyukluyor gibiydi, gözleri kapalıydı.
Kapıya yaklaştım ve karıma el salladım. Karım bana baktı, sinirli görünüyordu, alnı yüzü terlemişti. Eliyle eniştemin sikini sıvazlarken, (Bundan hayır yok!) der gibi kafasını sağa sola salladı. Bana da komik geldi ve sessizce güldüm. Ama karım kızgındı, bana eliyle (Siktir git!) işareti yaptı.
Biraz bozuldum öyle yapmasına ve salona döndüm. Ama güçlü erkek olarak bilinen eniştemin de sikinin kalkmayışı nedense hoşuma gitmişti…
Salonda ablamla köy işlerinden, hayvanlarımızdan, tarladan falan konuşurken karım içeri geldi, eşofmanını ve tişörtünü giyinmişti. Ablam,
“Ne oldu kız?” dedi. Karım sinirli bir şekilde,
“Evde erkek yok ki, kocan siki kalkmadan sızıp kaldı, götünde pireler uçuşuyor, ben de giyinip geldim!” dedi.
“O nasıl söz kız, çok ayıp! Ama anlıyorum seni, sen cıvıl cıvıl canlı genç bir kadınsın, doymak istiyorsun. Kardeşim yetersiz, bunu da biliyorum. Ama enişten de yaşı kırkını geçti, sürekli servis çekip yoruluyor, her zaman senin gibi genç kadını doyuramaz!” dedi.
Karımın moralinin bozuk olduğunu gören ablam,
“Anlaşılan bu gece yarak yemeden moralin düzelmeyecek senin, Mehmet’i arayım mı?” dedi. Mehmet, eniştemin yeğeni olur. Karım hiç düşünmeden,
“Ara abla!” dedi. Ben de,
“İyi olur!” dedim. Ablam Mehmet’i aradı, kısa bir hal hatır sorduktan sonra,
“Yavrum, askere siftahsız gitme diye Nilgün ablan bu gece sana kıyak yapmak istiyor!” dedi. Biraz konuştular, ablam, “Hı hı, tamam!” deyip kapattı.
Karımla birlikte merakla ablama baktık, ne oldu gibisinden. Ablam da anlattı Mehmet arkadaşlarıyla kahvede okey oynuyormuş. Evleri müsait değilmiş, ama kahvenin arka kısmında kahveci Bekir abinin yattığı bir oda varmış. Kahve zaten birazdan kapanacakmış. Mehmet orayı ayarlamış,
“Nilgün abla kahveye gelirse sevinirim.” demiş. Karım bunları duyunca sevinçle,
“Bir dakika bekleyin!” deyip içeri koşarak gitti.
“Teşekkür ederim ablacığım, eniştemin sayesinde evliliğimiz çok güzel olmuştu, ama işte bugün böyle sıkıntı oldu, ama sayende halloldu!” dedim.
“Kuzum, siz evlenmeden önce de söylemiştim, Nilgün seni donunda sallar diye, ama sen çok istemiştin. Yine de iyi kız, seni de mutlu ediyor anladığım kadarıyla!” dedi.
“Ablacığım çok iyi anlaşıyoruz her şeyde, ben çok mutluyum!”
“Aferin, karınla uyumlu olman çok güzel!” dedi.
Az sonra karım yanımıza geldi. Ablamın file çoraplarını giymiş, altına kırmızı diz üstü etek giymiş, üzerine de siyah bir ceket giymişti. Ceketin altında ne gömlek ne de sutyen vardı. Eteğinin altında da külot yoktu. Ablam,
“Oooo, çok seksi oldun Nilgüncüğüm!” dedi. Karım da,
“Sağol abla, çok teşekkür ederim, sayende!” dedi.
Ablam bizi uğurladı. Karım koluma girdi ve evden çıkıp kahvenin yolunu tuttuk. Kahveye girince ise çok şaşırdık. Biz sadece Mehmet olacak kahvede diye beklerken, Mehmet’in okey oynadığı üç arkadaşı daha vardı.
Kahveci Bekir abi de çay ocağında bira açıyordu, ki bizi kapıdan girerken görünce karıma bakıp şaşkınlıktan elindeki açacağı yere düşürdü. Masada oturan gençler de karıma baka kaldılar.
Ama olan olmuştu bir kere, karımı o halde görmüşlerdi ve bu dakikadan sonra geri çıkıp gitmek saçma olacaktı. Mehmet hemen kalkıp yanımıza geldi,
“Nilgün abla hoş geldin! Mustafa abi hoş geldin! Size çay mı, bira mı getireyim?” dedi.
“Bira olsun!” dedim. Karımla beraber boş bir masaya oturduk, ikimiz de heyecanlıydık ve birbirimze bakıp gülümsedik. Karımın çektiği bu ilgi çok hoştu,
“Herkes sana bakıyor aşkım!” dedim.
“Beğenilmek o kadar güzel ki aşkım, moralim düzeldi. Tek başıma olsam korkarım, utanırım, ama sen yanımdayken kendimi güvende hissediyorum kocacığım. Küçücük bedenin, minicik sikinle, gurursuzluğunla başkası adam değil der sana, ama senin en büyük aygırdan daha kocaman yüreğin var bir tanem, bu yüzden işte seni çok seviyorum!” dedi. Karımın elini tutup,
“Hayatımın aşkısın!” deyip elini öptüm. Ben karımın elini öperken karım da çoktan bacaklarını aralayıp külotsuz amını Mehmet’in okey arkadaşlarına gösteriyordu. Mehmet biraları alıp masamıza geldi ve
“Nilgün abla, Seval ablamın dediğine göre bana kıyak yapacakmışsın?” dedi. Karım da,
“Yaparım tabii aslanım, sen vatan görevi için gerekirse canını vereceksin, ben sana bir kere am vermişim çok mu?” dedi.
Mehmet bu sözden aldığı cesaretle karımın bacağına elini attı. Arkadaşlarından hafif bir uğultu çıktı o anda… Biralarımızdan birkaç yudum içtikten sonra Mehmet karımı elinden tutup kaldırdı, kahveciye,
“Bekir abi, senin odaya geçiyoruz!” dedi. Kahveci Bekir abi de,
“Oğlum bu gece senin gecen, her yer senin!” dedi.
Ben yerimde kaldım. Karımla Mehmet kahvenin arkasına geçerken diğer gençler gülüşüyordu, Mehmet de arkadaşlarına dönüp karımın poposuna çimdik attı. Karım çimdiklenince, “Ayyy!” dedi, ben de gençler gibi güldüm duruma…
Karımla Mehmet arkadaki odaya girdikten birkaç dakika sonra güm güm güm ses gelmeye başladı. Bekir abi odaya bakıp geri geldi ve
“Yatağın başı duvara çarpıyor, ses oradan geliyor!” dedi. Ben masamda biramı içiyordum, sikim kazık gibiydi, diğer gençlerin bana bakması çok utandırıyor, aynı zamanda çok tahrik ediyordu. Bekir abi çay ocağından,
“Mehmet hırsını atıyor!” dedi bana doğru bağırarak ve “Yani avradını sikiyor!” diye ekledi. Gençler yine gülüştüler…
İçeriden gelen gümbürtü çabuk kesildi, hepimiz anladık ki, sikiş kısa sürmüştü. Biraz bekledik, ama odadan çıkmadılar. Bekir abi gidip kapıdan içeri baktı tekrar, ama onun da yüzü kıpkırmızı olmuştu. Bize doğru dönüp gençlerden birini çağırdı yanına, birşeyler söyledi, o genç de,
“Tamam abi!” deyip çıktı gitti kahveden. Bekir abi tekrar içeriyi izlemeye başladı, bir yandan da pantolonun üzerinden sikini okşuyordu…
Kahvede kalan iki genç de benim masama geldi. Biri,
“Mustafa abi, biz de askere giderken Nilgün ablaya bir tur binebiliriz değil mi?” dedi.
“Saçmalamayın lan!” dedim. Dedim ama çok da tahrik olmuştum bu söze. Aynı genç,
“Abi sen zaten dölsüzmüşsün, sonuçta birilerine verecek Nilgün abla, bize versin bari!” dedi. Çocuğumuzun olmaması duyulmuştu tabii köyde.
Biz konuşurken, az önce Bekir abinin yolladığı genç geldi, elinde küçük yuvarlak plastik bir şişe vardı. Şişeyi Bekir abiye verdi. Bekir abi de odaya girince ne olduğunu merak ettim, ben de masadan kalkıp odaya doğru yürüdüm.
Odanın kapısına gelince, Mehmet, domalmış olan karımın göt deliğine o şişeden döktüğü yağı sürüyordu. Karım istemiş ki,
“Yağlamadan olmaz, acır!” diyordu. Benim de kapıda olduğumu görünce karım, öpücük yapıp,
“İzle aşkım, sen izlerken çok daha heyecanlı olacak!” dedi. Bekir abi de bu arada pantolonunu indirmiş, kalkmış sikiyle oynuyordu.
Mehmet, domalmış duran karımın göt deliğini iyice yağladıktan sonra sikini dayayıp yavaşça abandı. Ben de karımı götten hiç sikmemiştim, eniştem de…
Ayrıca hayatımda ilk kez karımı sikilirken tam anlamıyla görecektim. Bekir abi heyecanımı fark edip,
“Rahat ol, ilk turu Mehmet karının amına atmış. Bir de götten siksin, iyice rahatlasın çocuk!” dedi.
Artık dayanacak gibi değildim, ben de pantolonumu indirip sikimi çıkarttım. Mehmet karımın götüne sikini sokunca karım çok zorlanmadı, yağ işe yaramıştı demek. Yüzünde zevk alma ifadesi vardı,
“Offf, ne güzel! Kaç yıldır götten sikilmiyordum, özlemişim!” diyordu. Mehmet karımı tam domaltamadığı için siki arada sırada karımın götünden çıkıyordu. Karım,
“Mehmetciğim tırman üzerime!” dedi. Mehmet,
“Peki abla!” deyip doğruldu. Ayakta hafif eğilip tekrar karımın götüne soktu sikini ve “Ohhhh!” deyip oturdu karımın götüne. Siki köküne kadar karımın götünün içindeydi.
Bekir abi sikini sıvazlayarak, Mehmet’e,
“Ulan, eşşek siker gibi oldu, pompalasana oğlum!” dedi. Mehmet de,
“Nilgün abla… Nilgün ablaaaa…” diye diye pompalarken birden titremeye başladı, hemen çıkardı sikini karımın götünden, sırtına boşalmaya başladı. Karım,
“Aaa, hemen mi? İkinci postan olduğu için biraz dayanırsın sanmıştım Mehmetciğim!” dedi.
Bekir abi belinde duran çay ocağı havlusunu çıkartıp karımın sırtındaki Mehmet’in döllerini sildi. İçimden, (Ulan Bekir abi o bezle bardakları kuruluyorsun!) dedim.
Bekir abi karımın sırtını temizledikten sonra, karıma,
“Nilgün, şimdi de benim yarrağımı ye… Bakalım beğenecek misin?” dedi. Karım başını çevirip bana kararsız baktığında ben sikimi sıvazlıyordum ki,
“Şerefsiz seni, karını sikmeleri hoşuna gidiyor değil mi? Seni gavat seni!” dedi.
“Evet, çok hoşuma gidiyor aşkım! Deli gibi tahrik oluyorum.” dedim. Gerçekten böyle bir heyecan, böyle bir zevk hayatımda almamıştım. Bekir abi,
“Oyyyy nasıl konuşma o öyle!” deyip karımı tutup güzelce domalttı, Mehmetin açmış olduğu göt deliğine bir seferde soktu yarağını.
Bekir abinin siki hemen girdi karımın götüne. Mehmet de bu arada sikini temizlemiş,
“Ben bittim, size iyi eğlenceler, teşekkür ederim Nilgün abla!” deyip giyinmeye başladı.
Bekir abi ise bütün gücüyle karımın belinden elleriyle kendine çekip en sert şekilde kökleyerek sertçe götünü sikiyordu. Karım,
“Ohhhh, kökle Bekir abi, götüm ne zamandır böyle yarrak görmüyordu, ohhhh, sert sert kökle!” dedikçe, Bekir abi de,
“Amına kodumun orospusu seni… Meğer sen neymişsin böyle!” diyerek keyifleniyordu…
Karım hafif balık eti olduğundan Bekir abinin parmakları karımın beline saplanmış gibi duruyordu. Bekir abinin parmakları bembeyaz olmuştu sıkmaktan. Karım da hırpalanmaktan yorgun düşünce ellerini yatağa koyup yüzünü yatağa yapıştırdı, sadece götü havada duruyordu.
Bekir abi de sikini itekleyebildiği kadar itekleyip köküne kadar karımın götüne geçiriyordu arkadan. Karım devamlı zevkle inliyordu, ama orgazm olmamıştı, daha önce altımda orgazm olduğunu bir kez gördüğüm için artık iyi anlıyordum. Yine de götünü siktirmekten, hem de bana izletmekten çok zevk aldığı belliydi…
Bekir abi on dakika kadar siktikten sonra sikini çıkartmadan durdu. Karım,
“Bekir abi durma devam et!” dedi, sonra da bana bakıp,
“Aşkım, karının götünü mü sikiyorlar?” dedi. Karımın bu sözüyle nefesim kesildi. Yutkundum ama cevap veremedim. Bekir abi de bana dönüp,
“Senin namusunu sikeyim, pezevenk!” dedi gülerek.
“Sik abi!” diye mırıldanabildim sadece… Karım gülerek,
“Nerde onda namus Bekir abi!” deyince artık heyecandan halim kalmamıştı, sikimi okşarken boşalmaya başladım yere. Neyse ki Mehmet odadan çıkmıştı da görmedi düştüğüm durumu… Karım poposunu hareket ettirip Bekir abinin sikini götünün içinde hareket ettiriyordu. Bekir abi,
“Ulan orospu, sen nasıl çıktın bizim köyden, ne orospuluklar varmış sende!” deyip tekrar sertçe karımı götünden sikmeye başladı. Arada bir de karımın poposuna tokat atıyordu. Bekir abi de artık dayanamadı ve sikini çıkartmadan karımın götünün içine boşalmaya başladı.
“Orospuuuuu!” diye bağırıyordu boşalırken.
“Abi çocuklar duyacak içeriden!”
“Ulan gavat, duymadıkları ne kaldı? Daha ne duyacaklar?” dedi.
Karımın da artık gücü kalmadı ve yatağa yüzü koyun serildi. Bekir abi de üzerinde yatarak kaldı karımın. Siki halen karımın götündeydi. Karımın gözleri kapalıydı, ama gülümseyerek,
“Bekir abi halen içimde kasılıyor, iyice sönene kadar çıkartma!” dedi.
Bekir abi yüzünde memnun ifadeyle karımın üzerinde yatmaya devam etti bir süre daha. Ben de pantolonumu toparladım.
Mehmet iki kez sikmişti karımı, Bekir abi bir kere uzun uzun götünden sikmişti karımı. Ben de 31 çekerek boşalmıştım, hepimiz mutluyduk.
Bir iki dakika sonra Bekir abi yavaşça doğrularak yumuşamış sikini karımın götünden çıkardı. Plop diye bir ses geldi, karımın göt deliğinden döller çıktı. Bekir abi yine aynı havluyla temizledi karımın götünü ve
“Ben şimdi çıkacağım odadan, siz çıkmayın, yoksa bu gençler zıpkın gibi, onlar da siker Nilgün’ü… Onlar gidince ben haber veririm, Nilgün sen de dinlen!” dedi.
Bekir abi çıkar çıkmaz, uyur gibi görünen karım hemen sırt üstü dönüp,
“Dayanamayacağım artık, gel hadi!” dedi. 31 çekerek boşaldığım için,
“Sikim kalkacak gibi değil!” dedim.
“Tamam zaten ondan hayır yok, gel yala!”
“Hemen!” dedim ve karımın bacakları arasına yumuldum, götünden akan döllerin izi halen bacaklarındaydı. Amı da çok ıslak, vıcık vıcıktı. Ama amı güzel kokuyordu, bilmiyorum, farklı bir koku vardı.
Aynı karımın bana öğrettiği gibi amının üstünü yalamaya başladım. Karım yine saçlarımdan tutarak başımı sağa sola hareket ettirip dilime yön veriyordu. Vücudu yay gibi gerilmişti, arada mırıldanıyordu,
“Köpek seni!” diyordu, “Erkeğin de amcık ağızlısı oluyormuş, harika yalıyorsun!” diyordu. Daha bir dakika olmadan karım kasılmaya başladı,
“Oaarrhhh!” diye bağırarak belini havaya kaldırdı, bacaklarını kapatıp arada kalan başımı sıkarak orgazm olmaya başladı. Bir kaç uzun saniye öyle kaldı ve
“Offf, bu ne ya, harikasın aşkım ya!” dedi. “Çok güzel oldu, çok yoğun orgazm oldum erkeğim!” deyince ben de çok sevindim.
Gururumu okşamayı çok iyi biliyordu karım. Dudaklarımı öpüp,
“Bundan sonra da beni sikerlerken izle hep aşkım, harika oluyor bir tanem!” dedi.
Gerçekten de karımı izlerken 31 çekip boşalmak onu sikmekten çok daha farklı ve güzel bir zevk vermişti bana…
Biz Bekir abinin odasında bekledik. Kahvedeki gençler gidince Bekir abi yanımıza geldi ve
“Kahvede kimse kalmadı, kahvenin ışıklarını söndürüp kapıyı da kilitledim…” dedi.
“Eh, biz de gidelim artık!” dediğimde, Bekir abi,
“Gitmeyin, kalın biraz daha… Nilgün’ün tadı damağımda kaldı, duşumuzu alıp devam edelim!” diyerek duşun olduğu yeri gösterdi. Karım bana (Ne yapalım?) der gibi bakınca,
“Tamam, olur!” dedim. Bekir abi hemen karımı kucaklayıp duşa götürdü, birlikte yıkanıp geldiler. Sabah olup gün ışıyana kadar dinlene dinlene karımı üç posta daha amlı götlü sikti,
“Bak ulan dölsüz gavat, iyi izle, bu karı böyle sikilir!” diye diye, bana hakaret ve küfür ede ede…
Eniştemin yeğeni olduğu için Mehmet aileden sayılırdı. Ama Bekir abi aileden değildi, yani karımı artık aile dışından başka bir erkek de sikmiş oldu. Bu durumu öğrenirse eniştem uygun bulmaz, bize kızar diye düşündüm.
Sabah karımla birlikte kahveden çıktık, ablama (İlçeye gidiyoruz, sonra konuşuruz!) diye mesaj atıp minibüsle ilçedeki evimize gittik.
Pazar gününün çoğunu karım evde uyuyarak geçirdi. Mehmet o kadar değil de, kahveci Bekir abi çok yormuştu karımı…
Hafta içi servis işinden döndükçe eniştem bizde kaldığı için ve yatak odamız da eniştemle karımın olduğu için beraber yatıyorlardı. Bazı geceler eniştem canı çektikçe karımı sikiyor, ben de kendi odamdan onları dinleyip 31 çekip boşalıyordum.
Haftalar bu şekilde geçti. Ablamın doğum yapmasına da çok az kalmıştı. Eniştem de servisten sonra köye ablamın yanına dönüyordu, doğum her an olabilir diye… Evde karım artık yaraksız kalmıştı. Bazı geceler ben sikiyordum karımı, ama karım her seferinde,
“Siksene! Siksene!” diyordu ben onu sikerken.
“Sikiyorum ya!” diyordum, ama karım,
“Adam gibi sik bir kere de!” diyordu.
Bir türlü istediği tatmini yaşayamıyor, bu da onu gergin ve stres dolu bir kadın haline getiriyordu. Bir sabah ben köye gitmeden önce kahvaltıda konuştuk karımla. Karım,
“Enişte artık gelmez bize, karısıyla, çocuklarıyla ilgilenir!” dedi.
“Evet, zaten ablam da müsaade etmez, çünkü bu konuya sadece hamileliği süresince izin vermişti!” dedim.
Ayrıca evde ablamın jartiyerlerini, file çoraplarını, tangalarını, şeffaf sutyenlerini, mini eteklerini falan gördüğümüz için onların aslında renkli seks hayatları olduğunu tahmin ediyorduk. Eniştem benim tam tersime çok güçlü siken, kendine güveni olan, her kadının arayacağı cinsten bir erkekti. Karıma,
“Bugün şehre gidelim mi? Köyde bir arkadaşıma söylerim, hayvanlara bakar. Eniştemin verdiği para ile sana biz de aynı ablamınkiler gibi çamaşırlar çoraplar alalım mı?” dedim. Karım sevinçle,
“Ben de modern şehirli kadınlar gibi olurum, çok güzel olur bir tanem!” diye cevapladı.
Ablamlardan son gece çıkarken üzerinde kalmış olan kırmızı kısa eteğini giydi. Üzerine de tişört, içine de klasik sutyenini giydi. Artık yaz geldiği için sutyensiz de olsa kazak giyecek hava yoktu.
İnce çorabı olmadığı için eteğinin altında çıplak bacakları çok hoş duruyordu. Hayatımızda hiç deniz bilmediğimiz için ve karımın da hiç çıplak tenine güneş değmediği için baldırları bacakları bembeyazdı.
“Bu etekle herkes sana bakacak aşkım, yine tahrik olacağız!” dedim.
“Olalım bir tanem, sen zevk aldıkça ben, ben zevk aldıkça sen alıyorsun, seni çok seviyorum. Erkeğim diyen hiçbir erkek beni senin kadar mutlu edemez!” dedi.
Bir kez daha Nilgün’le evlenerek ne kadar doğru seçim yaptığımı anladım, çok mutluydum. Evden çıkıp şehire giden minibüslerin durağına yürürken yolda insanlar karıma sikecekmiş bakıyordu.
Bembeyaz bacakları güneş vurdukça kırmızı mini eteğinin altında parlıyordu. Bazen elele yürüyen çiftlerden erkek olanlar karımın bacaklarına bakıyor, o anda yanında olan kadın erkeğin elini çekiştiriyordu karıma bakmasın diye…
Durağa minibüs gelince bindik, şöförün arkasındaki sıraya oturduk. Minibüs dolunca ve şöför aynadan bakınca karımın bacaklarını hemen fark etti. 60 yaşlarında bir adamdı şöför. Dönüp,
“Kızım, orada oturma istersen, rahatsız olursun, ayakta da binenler olacak ileride, sen en öne gel!” dedi. Ben de,
“Tamam geç karıcığım!” dedim. Şöför, karıcığım sözünü duyunca,
“Tövbe, tövbe!” diye mırıldandı. Karım inip, ön kapıdan tekrar bindi ve şöförün yan koltuğuna oturdu.
Yol boyu ihtiyar şöför hem yanındaki karımın bacaklarına baktı, hem de aynadan bana… Anlamaya çalıştı meseleyi, ama çözemedi. Son durağa gelene kadar yolda yolcular teker teker indi. En son biz inecekken, şöför bize,
“Bu kıyafetle gezilir mi? Evli barklı insanlarsınız!” dedi. Ben de,
“Abi hoşumuza gidiyor, modern insanlarız!” dedim. Şöför de,
“Ya sizde namus yok mu? Olur mu öyle şey?” derken lafı bitmeden karım inadına,
“Yok abi bizde namus! Hayattan zevk almaya bakıyoruz.” dedi. Adam kalakaldı bir an. Sonra,
“Öyle desenize madem!” deyip otomatik kapıyı kapattı, biz inemedik. Tekrar motoru çalıştırıp minibüsü hareket ettirdi.
“Abi inecektik biz!” dedim.
“Tamam, geri getireceğim sizi buraya, merak etmeyin!” dedi. Karım da başıyla (Sorun yok!) der gibi işaret etti bana. Nereye gittiğimiz bilmeden giderken, 60 yaşındaki şöför abi, adı Bayrammış, karısının iki sene önce vefat ettiğini, yalnız yaşadığını filan anlattı.
“Size kötü konuştum, ama kusura bakmayın, sizinkisi de iş tabii haklısınız, herkesin ekmek parası…” filan dedi.
Yarım saat sonra ormanlık bir yerde minibüsü kuytu bir yere çekti. İlçeden gelene kadar topladığı hasılatı alıp saymadan bana uzattı,
“Yeter mi?” dedi.
“Anlayamadım?” dedim.
“Yeter mi bir posta için?” dedi. Karım hemen ordan,
“Yeter abi, tamam!” deyip parayı Bayram abiden alıp bana verdi.
O an anladım ki şöför Bayram abi karımı orospu sanıp, beni de pezevengi olarak görüp paramızı ödemişti. Ben parayı alınca Bayram abi,
“Sen in, etrafa bak, gelen giden olursa haber et!” dedi. Karımı sikerken nöbet tutmamı istemişti. Yüzüm kıpkırmızıydı. Karım ise gülerek,
“Ee hadi in, bekleme, daha işimiz var!” dedi bana…
Ben iner inmez arkamdan otomatik kapıyı kapattı Bayram abi. Kendisi de koltuğundan kalkıp karımı elinden tutarak arka dörtlü koltuğa geçtiler. Arka camların perdesini kapattılar, bir şey görünmez oldu.
Bir süre sonra minibüs yaylanmaya başladı olduğu yerde. Çok merak ettim, ama göremiyordum. Minibüsün ön tarafına geçip kenarda duran büyük taşlardan birini yuvarlayarak getirip üstüne çıktım. Ön camdan arkası görünüyordu.
Bayram abi dörtlü koltukta sırt üstü yatmış, karım yarağı amına alıp üzerine oturmuş hopluyordu. Saçlarını dağıta dağıta hoplarken ön camdan beni görünce bana göz kırptı, tişörtünü ve sutyenini çıkarttı.
Artık Bayram abinin sikinin üstünde hoplarken memeleri de sağa sola uçuşuyordu. Bayram abi de karımın memelerini tutup avuçluyordu karımı hoplatırken…
Karımı sikilirken görünce, hem de bunun için para almış olduğum için o kadar heyecanlandım, o kadar tahrik oldum ki, nöbet işini unutup ben de sikimi fermuardan çıkartıp sıvazlamaya başladım.
Karım yarağın üzerinde hoplayarak sikilirken iyice terlemeye başladı, yaz sıcağında artık bana bakıp göz kırpmıyordu, hatta gözleri kapalıydı. Yavaş yavaş yüzü kızarmaya başladı. Vücudu gerildi.
Bunu daha önce amını yalarken de görmüştüm, karım orgazm olacaktı. Sağ elinin parmaklarını kendi ağzına götürüp ısırmaya başladı karım, kıpkırmızı olmuştu yüzü, sonra zıplaması hafifledi, bacakları titremeye başladı. Bayram abi 60 yaşında olmasına karşın karımı kucağında hoplata hoplata sikerek orgazm etmişti.
Karımın gergin sırtı hafif kamburlaştı, iyice rahatlamış ve Bayram abinin siki amındayken bana bakıp öpücük yaptı. Bayram abi karımın yanağına hafifçe tokat attı, gülüştüler, ama ne konuştukları duyulmuyordu.
Bayram abi bu sefer karımı yukarı doğru iteklemeye başlayınca adamın henüz boşalmadığını anladım. Karım yine başlamıştı hoplayarak sikilmeye, artık gözleri açık olduğu için bana bakıyordu. Dudaklarını ısırıyor, arada eliyle harika işareti yapıyordu bana… Karımın çıplak memeleri Bayram abinin elinde avuçlanıyor, bir yandan da amı sikiliyordu.
Daha önce de farklı şeyler yaşatmıştı karım bana, ama bu sefer para almış olmamız herhalde çok fena etkilemişti beni ve dayanamayıp 31 çekerek boşaldım minibüsün kaportasına…
O esnada Bayram abinin poposu yattığı koltuktan kesildi. Öyle güçlü kasıldı ki, 60 kiloluk karımı da kaldırmıştı yukarı beliyle. Hareket etmez oldu her ikisi de. Karım gözlerini kapattı. Adam karımın amının içine boşalmıştı.
Ben hemen taşın üzerinden inip geri kenara yuvarladım taşı, minibüsün yan tarafına geçtim, izlediğim anlaşılmasın diye. Otomatik kapı açıldı. Bayram abi, karıma,
“Damlatma orospu, batırma minibüsü!” dedi. Karım eli bacak arasında amını sıkıca tutarak indi, çok mutluydu. Bayram abi de pantolonu ve donu dizinde, siki açıkta olarak indi.
Adam 60 yaşındaydı ama siki sağa sola su hortumu gibi sallanıyordu. Bizim köyde büyük baş hayvanların siki öyle sallanır sağa sola. Eniştemin, kahveci Bekir’in, yeğen Mehmet’in sikleri gibi değildi. İnik hali bile kalın bir su hortumuna benziyordu. Yusyuvarlak, kafası gövdesi aynı, epey kalındı Bayram abinin siki…
Şaşırdım ama belli etmedim.Karım ağaçların arasına çömeldi önce, eliyle kapattığı amını açınca amından Bayram abinin bembeyaz dölleri aktı. O kadar çoktu ki, karımın bacakları arasında yerde duran yapraklar görünmez oldu döllerden.
Hala amından döl damlamaya devam ediyordu. Karım biraz ıkındı, eliyle amını parmaklayarak bir miktar daha döl çıkardı amından, sonra da ayağa kalkıp kenara çekildi. Bayram abi de gelip, karımın amından yere akan döllerin üzerine işemeye başladı.
“Her sikişten sonra mutlaka işemek lazım, hem de izleri silmiş oluruz!” dedi. Bayram abi benim şaşkınlığımı görünce,
“Ne oldu?” dedi.
“Bayram abi nasıl o kadar çok döl çıktı?” dedim.
“Dört aydır karı sikmiyorum!” dedi.
“İyi de, azmaya başlayınca 31 çekiyorsundur?” dedim.
“Yok, ben 31 çekmem, sadece karı sikerim, başka da işim olmaz. Ama her zaman seninki gibi sermaye düşmüyor. Genelev var, ama hepsi pasaklı, hiç gitmem kerhaneye. Sen telefon numaranı ver, çok memnun kaldım, yine ararım sonra!” dedi.
Karım o esnada üstünü başını düzeltmiş, dağınık saçlarını toparlıyordu. Ben de telefon numaramı verdim Bayram abiye. Adam prezervatif kullanmadan karımın içine döllerini akıtmıştı.
Karım da, ben de şaşkın ama mutluyduk, elele tutuşup minibüse bindik. Bayram abi bizi tekrar Kastamonu’ya götürdü. Biz inerken de,
“Arayacağım mutlaka!” deyip karımın poposunu pandikledi. Karım da,
“Sağol, iyi olur!” dedi. Minibüs yanımızdan uzaklaşınca, karıma,
“Nasıldı?” dedim.
“Böyle şey hayatımda yaşamadım aşkım, tam doldurdu, müthiş bir gerginlik oldu içimde!” dedi. Bu sözlerle kıskandım gerçekten Bayram abiyi. Karım yüz ifademi fark etti ki,
“Aşkım, sen bakma ona buna… Sana aşığım ben… Senin yaptığını kimse yapamaz. Herkes şeref der, gurur der, namus der, sakınır karısını yaşatmaktan… Sende hiçbiri yok. Senin sayende ikimiz de hayatımızı zevkle yaşıyoruz, çok teşekkür ederim hayatıma girdiğin ve minik kocam olduğun için!” diyerek beni yine mest etti. AVM’ye girerek gezinmeye başladık. Karım,
“Kurt gibi acıktım!” dedi. En üst katta hamburgerciler vardı. Hamburger menü denen şey çok pahalıymış, ama Bayram abinin verdiği paralar bize rahat rahat yetti. Ben de çok acıkmıştım. İştahla yediğimi gören karım,
“Nasıl, karının parasını yemek güzel mi?” dedi.
“Güzel olmaz mı! Ben şimdi pezevenk mi oldum?” dedim gülerek.
“Ee zaten neydin ki?” dedi karım da. “Şimdiye kadar para almadan pezevenklik yapıyordun. Bugün parayla yapmış oldun.” Gülüştük.
AVM’de daha önce ilçede bize tarif edilen iç çamaşır mağazasına gittik. Fiyatlar beklediğimizden uygundu. İlçede olsa aynı şeyler çok pahalı oluyordu,
“Bizi kazıklıyorlarmış!” dedik karımla. Dantel siyah ve kırmızı külot, iki çift siyah ince çorap, bir çift file çorap, bele takılan bir jartiyer takım aldık.
Satıcı kadın çok memundu tabii bizden. Sutyenleri gösterdi. Meğer ne çok çeşit varmış. Memeleri sıkıştıran cins aldık, normalden çok büyük görünüyordu o zaman. İnce tül sutyen vardı, ondan aldık, tülün içinden meme uçları görünüyordu. Şeffaf askılı aldık, askısız straplez denen sutyenden de aldık. Karımın yüzünden mutluluk akıyordu.
Dükkandan çıkınca elimizde bol bol kutu ve poşetler vardı. Şehirliler gibi olmuştuk. AVM’de diğer vitrinlere bakmaya devam ettik. Bir mağazada hem erkek hem kadın kıyafetleri vardı. Vitrindeki keten pantolonlar tam istediğim, özendiğim şeylerdi. İçeri girerken bir kadın satıcı çıktı,
“Yemekten sonra az işim var, biraz geç gelirim!” dedi. İçerdeki gençten bir delikanlı da,
“Tamam tamam ben burdayım!” dedi. Satıcı delikanlı sonra da bize, “Hoşgeldiniz, nasıl yardımcı olayım?” dedi.
Pantolonlara bakacağımı söyledim. Beraber pantolon seçtik. Deneme kabininde denedim, hepsi bol geldi. Daha küçük bedenlerini denedim, ama bu iş zormuş gerçekten. İnanın pezevenk olmak alışveriş yapmaktan çok daha kolay ve zevkliydi.
Ben kabinden tekrar çıkınca karım bayan kısmında birşeylere bakıyor, satıcı gençle konuşuyordu bir yandan. Ben de yanlarına gittim. Mayolara bakıyorlarmış. Gencin yakasındaki isimlikte Ahmet yazıyordu.
“Ahmetciğim, biz denize gitmeyiz ki, yüzme bile bilmiyoruz. Gerek yok sağol!” dedim. Karım,
“Aaa, belki artık gideriz fırsat olunca!” dedi.
“Paramız da yetmez!”
“Sen kazanırsın!” dedi karım gülerek.
“Peki!” dedim, zaten kazanmıştık, paramız vardı. Nilgün bazı mayolar seçti,
“Bunları deneyeyim!” deyip kabine girdi. Kabinden mayoyla çıkmasını Ahmet de, ben de beklemiyorduk. Ama karım dükkanda başka kimse olmadığı için çok rahattı.
“Nasıl?” dedi. Mayo yüzücü mayosuymuş, karımın çıplak beyaz bedeni mayonun kapatmadığı yerlerden harika görünüyordu. Ahmet baka kaldı biraz, yüzü kızardı ve
“Yani ben pek anlamam, diğer bayan arkadaş anlar aslında, ama o da hemen gelmeyecek!” dedi. Karım,
“Mayo çok rahatsız ama, eziyet gibi!” dedi. Bikini denen iç çamaşırına benzeyen deniz kıyafetlerine baktı. Bir takım seçip,
“Bunu deneyeyim!” dedi.
Giyip geri gelince çok şaşırdık. Bikinin üstü üçgen şekilli, sadece meme uçlarını ve halkalarını kapatacak kadardı, karımın yusyuvarlak beyaz memeler neredeyse açıkta kalmıştı.
Bikini altı önden çok aşağıdaydı. Göbeğinden bir karış aşağıda amının hemen üstündeydi, arkası ise normal külot gibiydi. Tenine yapıştığı için amının şekli açıkça belli oluyordu dışardan. Ahmet gözleri ışıldayarak,
“Bu çok yakıştı işte! Harika görünüyor!” dedi. Karım da sevindi Ahmet’in bu tepkisine. Karım,
“İkiniz de beğendiniz yani?” dedi bize bakış atarak. Bikini çok açık sarıydı. Karım,
“Başka rengi var mı? Başka rengine bakalım!” diyerek kabine doğru yürümeye, bir yandan da bikini üstünün askısını çıkartmaya başladı. Kabine girerken de,
“Sen getiriver Ahmetciğim!” dedi. Ahmet,
“Hemen hanımefendi!” deyip aynı bikinin açık kırmızısını buldu. O sırada dükkana çocuklu bir kadın girince, Ahmet hemen kadına gidip,
“Abla sayım var, kapalıyız!” diyerek kadını dışarı çıkartıp kapıyı da kapattı. Elinde bikiniyle karımın olduğu kabine gitti.
Ben de arkasından gittim. Kabinin kapısı açık, karım çırıl çıplaktı. Ahmet bana dönüp baktı şaşkın şaşkın.
“Devam et sen Ahmet!” diye cesaret verdim, kabine girdi Ahmet. Kabin küçüktü, ama sarıldılar birbirlerine. Ahmet karımın boynunu öpüyor, aynı zamanda götünü avuçluyordu. Karım, Ahmet’e beni gösterip,
“O da seyredecek!” dedi. Ahmet hiç umursamadan,
“Fark etmez benim için! Yeter ki seni sikeyim.” deyip karımın çıplak bedeninin her yerini okşamaya devam etti. Zor hareket ettikleri için kabinden çıkıp dükkanın arka tezgahlarına doğru geçtiler.
Kotların katlı durduğu masa tezgahın üzerine oturttu karımı Ahmet. Karım zaten çırıl çıplaktı, Ahmet de hemen pantolonunu ve baksırını çıkardı. Karımın bacaklarını iki yana ayırıp sikini karımın amına hızlıca soktu.
Karımın amı çoktan ıslaktı heyecandan. Ahmetin sikine de bakınca, inceydi benim ki gibi, ama uzundu, epey uzundu hatta. Artık ben de çeşit çeşit yarak görmüştüm. Dahası her yaştan erkek her çeşit sikiyle karımı sikiyordu. Ahmet’in ilk köklemesiyle, karım,
“Aaahhh, nerelere ulaştın sen ya!” dedi. Yüzyüze sikişiyorlardı, Ahmet bu sözle çok daha hızlı ve köküne kadar sokup çıkararak sikmeye başlayınca, karım eliyle Ahmet’i bacağından iterek,
“Dur, o hepsini sokma, acıtıyorsun. Yeniden bakire kız gibi oldum resmen. İlk kez o kadar içeri sen değiyorsun!” dedi gülerek. Ahmet gururlandı bu sözle ve bana dönüp pis pis güldü.
Karım Ahmet’i itip sikini amından çıkarttıktan sonra, Ahmet’i tezgaha sırt üstü yatırdı. Sırtını Ahmet’e, yüzünü bana dönüp eliyle Ahmet’in sikini kılavuzlayıp amına sokup üzerine oturdu.
Hayatımda bundan güzel manzara görmemiştim. Ahmet’in siki taşaklarına kadar karımın amına gömülmüş ve karımın yüzü bana dönüktü. Karımın yüzünde şehvet vardı.
Hemen karımın dudaklarına yapıştım. Karım sikilirken öpüşmek ne harika bir duyguymuş. Karım hafif zıpladıkça Ahmet’in yarağının üzerinde, nefesi ağzıma do
luyordu…O pozisyonda öpüşmek pek pratik değildi, bıraktık öpüşmeyi. Karım hem sikilip, hem de bana,
“Senin izlemen, senin gözünün önünde sikilmek çok güzel aşkım. Miniği çıkarsana pantolondan!” deyince, Ahmet yattığı yerden, “Offf!” dedi. Karımın sözleri Ahmet’i de tahrik etmişti. Sikimi çıkartıp,
“Ağzına alsana aşkım!” deyip masanın üzerine çıkmak istedim ama, karım beni geri itip,
“Onu erkeklerle yapıyorum biliyorsun!” deyip Ahmet’in siki üzerinde oturarak ileri geri yapmaya başladı. Ben de ikisini izleyerek sikimi sıvazlamaya başladım. Karım,
“Aferin sana gavat kocam!” derken bana komut verip aşağılamaktan çok haz alıyordu. İşin aslı ben de çok zevklenmiştim, sadece hemen boşalmaktan korkuyordum, sikimin ucu kıpkırmıızydı.
Karım şehvet içindeydi, ama arada Ahmet’in uzun siki yüzünden acı belirtisi oluyordu yüzünde, zevkleniyor, ama orgazm olacak gibi değildi. Vücudunda o orgazmdan önce oluşan gerginlik yoktu.
Karım bana bakıp yardım ister gibi bacaklarını iyice iki yana ayırdı Ahmet’in yarağı amının içindeyken. O an ne istediğini anladım, kalbim çok fena attı, amını yalamamı istiyordu ve orgazm olmaya ihtiyacı vardı karımın.
İçinde yarak varken bunu yapmayı aslında istiyordum, ama başka birinin sikine yaklaşmak aklımda olan bir şey değildi. Erkekliğim tam yeterli olmasa da hiç pasiflik gibi şeylere ilgim yoktu. Gerçi Ahmet’i bir daha nerde göreceğim diye de düşü
ndüm.Ben tereddüt edince, karım,
“Hadi, yakışır sana!” dedi. O heyecanla başımı karımın bacakları arasına sokup amının üstünü yalamaya başladım, zaten biliyordum karımı nasıl orgazm edeceğimi. Ahmet’in yarağı da karımın amının içinde ve burnumun dibindeydi. Siki gömülü olduğu için karımın amına, sadece taşakları dışardaydı.
Karımın amının üstü harikaydı, bızırı dilime çok belirgin gelir olmuştu. Karım saçlarımdan tutup sağa sola yapmaya başlayınca, ben de kendi sikime 31 çekmeye başladım. Karım hareketsiz durarak zıplamayı kestiği için Ahmet’in de sesi çıkmıyor, yattığı için de beni görmüyordu…
Karım başımı amının sütünde saçlarımı çekerek gezdirirken vücudu gerilmeye başladı, anlamıştım kısa sürede orgazm olacaktı.
“Aşkım harikasın!” diyordu bana, arada Ahmet’e de, “Erkeğim sen de çok güzel sikiyorsun!” diyordu.
Elleriyle başımı bu sefer yukarı aşağı hareket ettirmeye başlayınca karımın bızırını dilimde daha iyi hissettim. Ama yukarı aşağı yapınca dilim arada Ahmet’in sikine de değer olmuştu. Karım çok az Ahmet’in üzerinde geri çekilince Ahmet’in siki biraz daha açıkta kaldı. Karım,
“Hadi aşkım ikimizi de getir!” deyip başımı kaçıramayacağım şekilde sıkıca tutup, dilimi hem kendi amının üstüne, hem de Ahmet’in yarağına sürtmeye başladı.
Bu çok farklı bir histi, hem karımın amı harikaydı, hem am suyunun tadını Ahmet’in gergin siki üzerinden alıyordum. Ahmet de inlemeye başlamıştı ben bunları yaparken. Karım,
“Hadi kocişim, hadi miniğim, daha güçlü bastır dilinle!” diyor ve kafamı iyice bastırıyordu, hem amına hem Ahmet’in sikine.
Karımın bacakları iyice kasıldı, “Aayyyyy!” diye ince bir çığlık atıp titremeye, sarsılmaya başladı. Ahmet de,
“Geliyorum!” diye kısık bir ses çıkartarak, siki kasılıp gevşemeye başladı. Burnumun dibinde karımın amını döllüyordu. Ben de dayanamayıp elimde tuttuğum sikimle yere boşaldım.
Bir süre sakinleşmeyi bekledik üçümüz de… Sonra karım doğruldu, yarağın üzerinden kalktı ve masadan indi. Ahmet’in dölleri de amından yere aktı. Tezgahtaki kotlarla amını sildi, sonra özenerek Ahmet’in sikini sildi aynı kotla. Ahmet gülerek,
“Bu kotları satarken sizleri hatırlayacağım!” dedi. Üzerimizi giyinip toparlanınca, Ahmet, “Bu iki bikiniyi de alın, hediyem olsun, stoktan silerim, zaten iki yıldır satılmıyor, bunları giyecek cesaret yok kimsede!” dedi.
Karım teşekkür ederek Ahmet’in dudağına ateşli bir öpücük kondurdu. Çıktık dükkandan… Son kalan parayla da taksiye binelim dedik, minibüse binemeyecek kadar yorgunduk.
Elimde bol bol alışveriş kutularıyla ve poşetleriyle taksinin kapısını açıp önce karımı bindirdim. Taksici de bagajı açıp, bana,
“Kutuları poşetleri koy bagaja!” dedi, sonra da arabaya bindi. Benim binmemi beklemeden gidecekti ki,
“Dur, ben de geliyorum!” dedim. Taksici,
“Aaa pardon, ben seni kapıcı sandım!” dedi. Karım kahkahalarla güldü bu duruma. Para bitip kendime kıyafet alamadığım için köylü görüntümden ötürü taksici beni karıma yakıştıramamıştı.
Eve varıp birlikte güzel bir duş aldıktan sonra kendi yatak odamızda karımla sarılarak, mutlu, özgür ve rahatlamış olarak uyuduk 🙂
Yaşadıklarımızdan karım da ben de çok mutlu olmuştuk. Karım benim gavatlığımdan ve gurursuzluğumdan zevk alıyor, ben de başka erkeklerin karımı sikmesini izleyerek tatmin oluyordum. Tüm bunların sonunda da karımın bana olan aşkı daha da artıyor, ben de karımı daha çok seviyordum.
Tekrar şehre gitmek, para harcamak artık mümkün değildi, çünkü daha önce eniştemin verdiği parayı harcamıştık. Karım o gün aldığı seksi iç çamaşırlarını evde benim için giyiyor, heyecanla sikişiyorduk, ama elbette karım pek tatmin olmuyordu benim sikmemden…
Bir akşam köyden ilçeye döndüğümde eniştemle karşılaştım, eniştem de köye gidecekmiş. Enişteme,
“Görüşemiyoruz epeydir, bize gelsene!” dedim.
“Yok, ablan izin vermiyor artık!” dedi. Köyde de kahveci Bekir anlatmış herkese o gece karımı nasıl siktiklerini. “Çok adınız çıktı, siz de bir süre köye gelmeyin!”
Haklıydı eniştem, köylü kafası modern hayatı anlayamamış ve karımı orospu yerine koymuşlardı. Karımdan orospu, fahişe, kaltak diye bahsetmeye başlamışlar. Bunları anlatırken eniştem oldukça mutsuzdu.
“Enişte dert etme, bağnaz kafalar işte, modern açık görüşlü insanlar değiller ki!” dedim.
“Yok oğlum ondan değil… Sıkıntı var, bu ay da sizin kirayı ödeyemedim. Bu sene servis ihalesini de alamayacağım galiba!”
“Aaa, neden ki?”
“Bu öyle ayak üstü konuşulacak bir mesele değil. Size gidelim, yarım saat oturup anlatayım, ama ablana söyleme!” dedi.
“Tamam!” dedim, beraber bizim eve gittik. Karım kapıda eniştemi görünce çok sevindi.
“Hasan abimmm!” deyip dudaklarına yapıştı eniştemin.
“Dur kız zilli, bunun için gelmedim!” diyerek karımın eşofmanı üzerinden amını avuçladı eniştem… Karım da baktı eniştemin morali bozuk,
“Gel abi geç salona, anlat bize!” dedi. Eniştem de oturup anlattı meseleyi…
İlçede valiliğin servis işleri için yılda bir ihale yapılırmış, o ihale günlerine ablamla giderlermiş. Otobüs ablamın adına kayıtlı olduğu için, ablam imzaya gidiyor diye biliyorduk hepimiz. Meğerse durum farklıymış.
“O bizim evde gördüğünüz kısa etekler, açık bluzlar, jartiyerler, şeffaf sutyenler, file çoraplar falan neden var sanıyorsunuz? Satın alma müdürünün odasına Seval girer, bacaklarını götünü açar imza işini hallederken, müdür de kapıyı kapatıp Seval’in heryerini mıncıklar, öpüşüp yiyişirlerdi!” dedi.
Bunları duyunca ben de karım da çok şaşırdık. Demek karımı siken eniştem, kendi karısını da siktiriyormuş meğer… Karım ortamı yumuşatmak için,
“Ne var ki bunda abi, Seval ablam kaşarlığını kullanmış!” dedi. Eniştem de modern görüşlü biri olduğu için,
“Elbette sorun yok, ama aylık ödemelerin olduğu günlerde de muhasebe müdürü en son durağa kadar bekler, herkes inince Seval’i otobüste arka koltukta siker
di!” dedi. Bu sefer ben lafa girdim,
“Aman enişte bunda ne var ki? Bak yeri geliyor Nilgün’ü bir günde iki kişi sikiyor, ablamın yaptığında bir şey yok!” dedim.
“Yok anlamıyorsunuz, bunlarda sorun yok. Mesele şu, satın alma müdürü değişti, yerine oldukça muhafazakar bir adam tayin oldu ve bu adamın o taraklarda bezi yok. Ayrıca Seval hamile kalınca muhasebe müdürü de artık istemiyorum demişti!” dedi.
Evet, mesele şimdi anlaşılmıştı. Sorun büyüktü ve ucunda parasızlık vardı, çünkü ev kiramızı eniştemler ödüyordu. Karım lafa girdi,
“Peki, ben denesem şansımı, olmaz mı?” dedi.
“Yavrum muhasebecide sorun yok, ama yeni gelen satın alma müdürü seni öyle açık saçık bir kıyafetle görse odasına bile almaz!”
“Abi benim lisedeyken bir sevgilim vardı, babasının iki karısı vardı, hatta adam bazen başka kadınlara da giderdi. Sen yeni gelen adama muhafazakar diyorsun, ama onların düşüncesine göre dört kadına kadar helal değil mi?”
“Öyle de, sen zaten evlisin!”
“İyi de adam bunu nerden bilecek ki? Sen beni yeğenin olarak tanıştır, köyden geldi de, gerisine karışma!” dedi göz kırparak. Eniştemin gözleri parladı,
“Ulan Nilgün, bu işi yaparsan, sizi tatile Antalya’ya bile gönderirim!” dedi. İkisi de sevinçliydi, ama benim kafama takıldı biraz, karımın ailemiz için kendini siktirmesi sorun değildi, ama nasıl yapacaktı o adamla?
Aynı hafta karım ilçedeki tesettür mağazasından başörtüsü, türban, içine bone, yazlık pardesü, uzun düz dar eşofman aldı. Cuma günü ihale için evrak teslimi vardı, hep beraber satın alma müdürüne gittik.
Ben eniştemin küçük kardeşiymişim gibi, karım da yeğenimiz gibi tanıttık. Karımın yüzü dışında her yeri tamamen kapalıydı. Gözlerinde simsiyah rimel, yanaklarında kıpkırmızı allık vardı. Evrakları yeni gelen satın alma müdürü Muhittin beye verdik. Ama Muhittin bey karımla pek ilgilenmedi.
Sonra eniştem söze girdi, yeğeninin başından bir evlilik geçtiğini, kocasının alkolik ve kumarbaz biri olduğundan boşandığını, şimdi de evsiz ve zor durumda kaldığını, servis işi olmadan da bizlerin de ekonomik olarak çok zorlandığımızı filan anlattı.
Yeğenine de hayırlı birini aradığımızı, ev işlerinde iyi olduğunu filan söyledi. Ben de onaylıyordum eniştemin söylediklerini, ama karıma koca aradığımızı söylemek beni çok tahrik ediyordu, sikim yine kazık gibi olmuştu o ortamda… Muhittin bey bizi dinledikten sonra karımı tepeden tırnağa süzdü ve
“Evet Nilgün kızımız talihsiz bir evlilik yaşamış, sevaptır tabii!” dedi biraz da acıyarak. Ama adam bizi çok sevmiş ki, “Sizin gibi değerli insanlara yardımcı olmak lazım!” deyip tüm onay imzalarını attı.
Çok kolay olmuştu servis ihalesini alma işi… Muhittin bey imzaları atttıktan sonra,
“Bizim ev merkezde, hanım evde dört çocuğumuzla ilgilendiği için burada yaşadığım lojmana gelemiyor. Lojmanda da eve kadın eli değmeyince zor oluyor, Nilgün kızımız hafta içleri lojmanıma gelsin, ev işlerine baksın, ben de bir yandan ona bir kısmet çıkar mı bakayım!” deyince karım hızla kalkıp Muhittin beyin elini öperek,
“Çok teşekkür ederim, sayenizde kurtulurum ben de. Merak etmeyin sizi memnun ederim!” dedi. Muhittin bey biraz şaşırarak,
“Tamam kızım, memnuniyet hepimizin olsun!” dedi ve lojmanındaki evinin anahtar
ını verdi.İhale evrakını alıp valilikten çıkınca üçümüz de çok neşeliydik. Çok kolay olmuştu servis işini çözmek. Karım, enişteme,
“Peki muhasebe müdürü nasıl biri?” dedi. Eniştem gülerek,
“Ulan zilli, konu yarrak olunca hemen sorarsın değil mi? Ama onunla sen olmazsın artık, çünkü Muhittin beyin bunu duyması uygun olmaz. İlçede işe başlayan yeni bir orospu varmış, onu bulur götürürüm muhasebeciye ayda bir, ben hallederim merak etme onu sen!” dedi.
Ertesi gün karım lojmana gitti. Muhittin beyin evini temizleyip yemekler yapmış. Akşam Muhittin bey gelince çok beğenmiş, harçlığını verip yollamış karımı.
Karım bu şekilde haftanın üç günü lojmana gider olmuştu, hem de elimize biraz para da geçiyordu. Nilgün ev işi yapmaktan yoruluyordu, bu yüzden ben köyden gelince akşam yemeği ben yapıyordum bizim evde… Akşam yemeği yerken, karıma sordum,
“Nasıl gidiyor aşkım?”
“Artık Muhittin bey eve gelince başım açık iş yapıyorum, dar eşofmanımla da temizlik yaparken Muhittin bey belli etmeden hep bana bakıyor. Hatta hava sıcak olduğu için bazen kıyafetimi çamaşırlarımı banyoda değiştirip, ortada bırakıyorum.”
“Ne yapacak çamaşırını kirli külodunu adam?”
“Bakıyorum, çamaşırların yeri, şekli değişiyor her seferinde… O da güya bana belli etmeden dantel külotlarıma bakıyor banyoda… Sikine mi sürüyor, otuzbir mi çekiyor sapık, bilemem…”
Çok tahrik olmuştum bu sözlerden. Karım da anladı ki tahrik olduğumu,
“Muhittin beyin kuması, kapatması, metresi olmam, beni sikmesi hoşuna gider mi aşkım?” dedi. Yüzüm kızarmış, sikim kazık gibi olmuştu. Karım sikimi pantolonumdan çıkartıp sıvazlamaya başladı,
“Aşkım, o makam sahibi muhafazakar adam senin karına sahip olsun mu? Senin namusunu siksin mi?” diye diye bana 31 çekti.
Karım benim zayıf yerimi çok iyi bilerek çok çabuk boşalttı beni. Sandalyede titredim resmen boşalırken. Karım sonra da dudaklarımı öpüp,
“Tam bir orospu çocuğusun kocacığım, ama seni çok seviyorum!” dedi. Orospu karım beni yine çok mutlu etmişti…
Bir sonraki hafta, karım Muhittin bey eve gelince sürekli tahrik edip, başında erkeği olmadığını söyleye söyleye Muhittin beyi etkilemeyi başardı ve Muhttin bey eve imam çağırdı. Bizler de davetliydik, karımın yeğenleri olarak bilindiğimiz için.
İmam nikahı kıyıldı Muhittin beyle karım arasında. Nikahtan sonra yeni evlileri baş başa bırakıp eve döndük. Eniştem çok keyifliydi. Servis rakamı da bu sene çok yüksek olarak imzalanmıştı. Sabah olunca karım beni aradı. Ben de hemen,
“Nasıl geçti?” dedim. Karım,
“Güzeldi, ama çok yoruldum!” dedi. Muhittin bey viagra almış, gece boyu beş posta sikmiş karımı.
O haftayı karım, Muhittin beyin evde hizmetçisi, yatakta da imam nikahlı orospusu olarak geçirdi. Orada olup izleyemediğim için karım sabah bana telefonda anlatıyor, ben de 31 çekip boşalıyordum. Hafta bitince karım,
“Memlekete gideceğim!” bahanesiyle Muhittin beyin lojmandaki evinden ayrıldı. Eniştem de söz verdiği gibi bize Antalya tatili için anlaştığı otelin rezervasyonunu gönderdi.
Hayatımızda ilk kez deniz görüp, deniz tatili yapacak olmanın heyecanıyla bavulumuzu hazırladık. Karım daha önce şehirdeki mağazadan hediye aldığı iki bikinisini de bavula koymayı ihmal etmedi. Antalya otobüsüne atladık.
Tatil yapacağımız otelde odamıza yerleşip deniz kenarına gittik. Ben uzun paçalı şort mayo giymiştim. Karım da üstü üçgen, sadece memesinin ucunu ve halkalarını örten bikinisini giydi.
Bikinisinin altının önü de çok aşağıda, amının hemen üstündeydi, arkası ise normal külot gibi götünü kapatıyordu. Otelin plajında, bembeyaz güneş görmemiş teniyle karım hemen ilgi çekmişti. Yüzme bilmediğimiz için sadece şezlonglarda güneşlendik.
Öğlen yemeğinden sonra çok iri yapılı, vücüt geliştirme yapmış gibi kaslı bir genç yanımıza geldi. Animasyon denen eğlence takımından olduğunu söyleyip, dart yarışmasına davet etti bizi. Kabul ettik. Küçük oklarla hedefe atılan bir oyun olduğunu TV’de görmüştük, ama hiç oynamamıştık.
Yarışmada karımla beraber birkaç kez denedik ama olmadı. Diğer müşteriler de oynuyordu aynı oyunu, otelde bolca da Rus turist vardı. Animatör kaslı genç, adı Doruk imiş,
“Ben öğreteyim size!” deyip karıma yardım etmek için arkas
ına geçti.Ben heyecanlandım, çünkü Doruk denen genç tam katalog mankeni gibiydi. Mide kasları baklava gibiydi ve uzun boyluydu. Karımın arkasına geçip kolunu tutup hedefe nişan aldırıyor, ama bir yandan da karımın poposuna sürtünüyordu.
Arada bana bakınca, benim tahrik olmuş halimi görüp gülümseyip bundan cesaret alarak, iyice arkasına geçip önünü karımın poposuna bastırmaya başladı, yardım etme bahanesiyle…
Utangaç olmamasına rağmen karım bile gülüp yüzünü kapatıyordu eliyle. Doruk’un karıma arkadan değdirmesine Rus turistler de gülüyordu. Dart yarışması bitince hepimiz ter içinde kalmıştık. Antalya havası çok sıcak ve nemliydi, bizim orası gibi değildi. Bunaldığımızı anlayan Doruk,
“Akşam yemekten sonra bizim bungalowa gelin, deniz kenarında, havası güzel oluyor!” dedi.
Yemek saati gelince, karım külotsuz olarak aynı kırmızı mini eteğini ve üzerine de sutyensiz bembeyaz bir atlet giydi. Yemek salonunda bir bakan bir daha bakıyordu karıma.
“Güzelliğin büyülüyor aşkım!” dedim. “Etrafımızdaki bütün erkekler sana bakıyor, bacaklarına, memelerine… Sikecek gibi bakıyorlar hepsi de…” Karım da,
“O senin şerefsizliğin aşkım!” deyip gülerek bana ilt
ifat etti.Yemekten sonra tarif edilen bungalowa gittik. Doruk kapıyı açtı ve alçak sesle,
“Aaa, davet etmiştim ama, gelmenizi beklemiyordum! Çoğu evli çift gelmez!” dedi.
“Biz modern insanlarız Doruk! Neden gelmeyelim ki, ne sakınca olabilir?” dedim ve içeri girdik.
Odanın birinde çırılçıplak sarışın bir kız uyuyordu. Aynı yatakta 40 yaşlarında, yine manken gibi bir adam yatıyordu. Doruk söyledi, o adam Animatör ekibinin lideri Mert beymiş. Çıplak yatan kızın adı Natasha ve Rus imiş. Onları uyandırmamak için Doruk bizi terasa götürdü.
Hava güzeldi, ama sıcak esiyordu. Doruk bize birer bardak viski verdi. Hiç viski içmemiştik, nasıl içildiğini de bilmiyorduk ve çabucak bitiriyorduk bardağı… Bardaklarımız boşaldıkça Doruk hemen viski dolduruyordu.
Üçer bardak viskiden sonra iyice sıcak basmıştı bizi. Biz yine ter içinde kalınca Doruk gayet rahat karımın yanına gelip atletini tuttuğu gibi çıkarttı. Sadece,
“Aaa… Doruuk…!” dedi karım utanarak ve gülerek yüzünü kapattı. Memeleri beyaz, ama bu sefer bikini dışında kalan kısımları güneşten yanmış kızarmıştı. Harika görünüyordu seksi karım… Doruk bana döndü,
“Sakıncası yok diye düşündüm abi, öyle değil mi? Modern bir çiftsiniz siz…” dedi.
“Yok tabi, iyi oldu, sıcaktan bunalmıştı karım…” diye yanıtladım yutkunarak…
Benden olumlu tepki alan Doruk son derece sakin karımla öpüşmeye başlayıp, eteğini de çıkarttı. Bu arada uyanmış olan Mert bey de terasa gelip yanıma oturdu. Bir yandan karımla sevişen elemanı seyrederken, benimle sohbet etmeye başladı. Ben köyden, hayvanlardan falan bahsedince, ilk kez böyle bir yere tatile geldiğimizi anladı tabii.
“İyi, iyi… Siz bu tatili unutamazsınız!” dedi. Bu arada Doruk ve karım çok ateşli öpüşüyorlardı, her yerini avuçluyordu karımın. Karım da Doruk’un sert sikini şortundan çıkartmış, eline almış oynuyor, arada taşaklarını avuçluyordu.
Ben Mert beyle sohbet ederken gözümün önünde Doruk karımın amına koyup sikmeye başladı. Karım bize aldırmadan,
“Offf erkeğimmm, boğammm!” diyerek ayaklarını Doruk’un beline dolamış, daha iyi soksun diye kendine çekiyordu. Ben de sikimle oynamak istiyordum, ama Mert beyden utandığım için yapamamıştım, sadece yüzüm kıpkırmızı izliyordum. Mert bey bana gülümseyerek,
“Bizim işimiz bu dostum, müşterileri memnun ederiz, kocalarından almadıkları zevki veririz. Merak etme, burada yaşanan burada kalır!” dedi.
Doruk darbeli matkap gibi karımın amını sikerken, karım, “Ayyyy!” deyip kasılmaya başladı. Karım Doruk’un sikiyle orgazm olmuştu, ama Doruk çok sakindi. Karımın sakinleşmesini bekledi bir süre…
Sonra yavaşça karımı domalttı ve arkadan tekrar sikini amına soktu. Aynı şekilde sert ve hızlı hızlı sikmeye başlayınca, her köklemesinde karım, “Ah, ah, ah!” demeye başladı. Çok kişi sikmişti karımı, ama gerçekten, bu şekilde kimse sikmemişti.
Biz karımın sikilmesini izlerken, Natasha da çıplak olarak terasa geldi. Hiç şaşırmış gibi değildi. O da bir kadeh viski alıp yaklaştı karıma… Rusça birşeyler söyledi, ama biz anlamadık tabii.
Domalmış halde sikilen karımın önüne geçip amını karımın yüzüne sürtmeye başladı. Karım şaşırdı, ama hem viskiden kafası iyi olduğundan, hem de sikilmekten aldığı zevk yüzünden kendinde değildi, “Ah, ah, ah!” diye bağırıyordu on dakikadır.
Natasha karımı saçlarından tutup karımın yüzünü amına yapıştırınca, karım kadının amını yalamaya başladı. Benim karıma yaptığım gibi, karım da aynı şekilde Natasha’nın amının üstünü, bızırını yalıyordu. Natasha Rusça birşeyler söylemeye devam etti. Mert beye sordum,
“Ne diyor?” diye.
“Önemli bir şey değil, “Suka” diyor, yani orospu diyor karına!” dedi. Karımın domalmış göt yanaklarından şak şak sesler geliyordu Doruk pompalarken…
Natasha yüzünde gülümseme ile hafif hafif titreyip amını karımın ağzına bastırarak orgazm oldu. Sonra da eğilip karımı ateşli bir şekilde dudaklarından öptü. Karım bu kadar heyecana dayanamayıp ikinci kez baldırları titreyerek orgazm olmaya başlayınca, Doruk iyice hırsla kökleyerek,
“Nereye boşalayım?” diye sordu. Karım cevap veremedi. Ben de bakakaldım. Kendi sikime dokunsam boşalacak kadar heyecanlanmıştım. Doruk sikini karımın amından çıkartttı. Saçlarını tutup karımın yüzünü sikine yaklaştırdı ve ses çıkartmadan yüzüne boşalmaya başladı.
İlk kez birisi karımın yüzüne boşalıyordu. Karım hevesle yüzüne fışkıran döllerden yakalayabildiğini ağzıyla yakalayıp yutuyordu. Karımın yüzü o kadar güzel olmuştu ki… Doruk’un dölleri alnında, yanaklarında, burnunda ve çenesindeydi.
Doruk sikinin ucunu sıkıp son kalan dölleri de karımın yüzüne silkeleyip akıttıktan sonra sikini karımın saçlarına silip içeri gitti bir şey demeden. Natasha da kadehini alıp gitti içeriye…
Karım nefes nefeseydi ve halen baldırları hafiften titriyordu. Mert bey bana,
“Hoşuna gitti mi dostum?” dedi.
“Çok güzeldi!” dedim.
“Senin canın çekmiyor mu karını?”
“Çekiyor da, çok fenayım!” dedim utanarak. Mert bey de,
“Normal, iyi biliyorum, sizin gibi zavallı kocalar karılarını başkası siktikçe, kendi sikmiş gibi oluyor. Yardımcı olayım sana!” dedi.
Şortundan sikini çıkartıp karımın yanına gitti. Karımın döllü yanaklarından okşayıp sikini karımın ağzına soktu. Siki ince fakat uzundu, bana,
“Sen de gel buyur!” dedi. Bana lütfeder gibi ikram etti kendi karımı. Ben de sikimi çıkartıp yanlarına gittim. Karım yerde dizlerinin üstünde çömelmiş olarak otururken Mert beyin sikini yalamaya başladı, bir yandan da bana bakıp göz kırpıyordu.
Karıma parmağımla (Sus!) işareti yaptım. Çünkü bana Mert beyin yanında, gavat, şerefsiz, pezevenk gibi şeyler söylemesini istemedim. Karım başıyla onaylayıp bu sefer benim sikimi yalayıp emmeye başladı.
Karım yine bizim için ilkleri yaşamış ve yaşatmış, Natasha’nın amını yalayıp orgazm etmiş, Doruk’u da yüzüne boşalttırmıştı. Ben de bunları görmüş olmanın heyecanıyla bir dakika içinde karımın yüzüne boşalmaya başladım.
Sanırım viskinin etkisiyle çok boşaldım, hiç böyle çok olmazdı, ama dizleri üzerinde olan karımın yüzüne boşalmak çok çok zevkliydi. Daha önce hiç yaşamadığım bir üstünlük hissi vermişti bana…
Ben çekilip Mert bey tek kalınca, karımı döllü yanaklarından iki eliyle tutarak sikinin tamamını karımın boğazına sokmaya başladı. Siki ince ama uzun olduğu için bazen karımın gırtlağına kadar giriyor, karım da öğürüyordu o anlarda. Mert bey bana dönüp,
“Alışır zamanla dostum!” dedi. Yaklaşık on dakika karımı gırtlağına kadar siktikten sonra ağzının içine boşalmaya başladı Mert bey, bir yandan da gülüyordu. Karım eliyle ağzındaki siki çıkartmaya çalışsa da Mert beyin karımın başını tutması buna engel oluyordu. Sonuçta Mert beyin tüm dölleri karımın gırtlağından geçerek midesine indi. Mert bey sırıtarak,
“Afiyet olsun güzelim!” dedi. Karımın amı az önce Doruk tarafından bolca sikilmiş halde, gözleri yaşlı, yüzü döl içinde, kısık sesle,
“Teşekkür ederim!” dedi. Sonrasında daha fazla konuşmadan karımla giyindik ve Mert beyin getirip verdiği havluyla temizlendik. Bungalowdan çıkarak oteldeki odamıza yürüdük. Odamızda aldığımız duştan sonra her ikimiz de ilk günün yorgunluğu ve güzelce boşalmış olmanın verdiği tatminle uyuduk… Sabah uyandığımızda karım,
“Bu şehirli modern insanlar çok güzel hayat yaşıyorlar, değil mi kocacığım? Köyde olsak hemen orospu derler, namussuz derler. Halbuki senin gibilerin karısını birileri sikecek, değil mi bir tanem?” dedi.
“Haklısın aşkım, hiçbir kadının yaşatamayacağı hayatı yaşatıyorsun bana!” diyerek karımı övdüm.
Sabah kahvaltısına geç kaldık, ama geç kahvaltı diye bir şey varmış. Biz kahvaltımızı yaparken dün gece bungalowda olan Natasha’yı gördük. O da kendi Rus turist arkadaşlarıyla kahvaltı yapıyordu.
Bize selam verip yanımıza geldi, karımı dudağından öptü ve birşeyler söyledi. İngilizce konuştu, ama biz anlamadık. Natasha etrafa bakıp garsonun birini çağırdı, garson da bize tercüme etti. Bugün tekne turu varmış Akvaryum denen yere, Natasha bizi davet ediyormuş.
“Nasıl bir şey o dediğin tur?” diye sordum garsona.
“Abi, tekneyle geziliyor, teknede öğlen yemeği yenir, denize girilir, akşam geri gelinir. Sadece kendi gruplarına özel bir gezi. Ama bunlar Rus dedi, bunların ahlak anlayışı farklı, bence gitmeyin!” dedi. Karım da,
“Sana ne milletin ahlak anlayışından? Çıkın bu kafadan, mal mısınız oğlum? Teşekkür ettiğimizi ve katılacağımızı söyle sen!” dedi. Garson biraz utanarak,
“Tamam!” deyip söyledi. Garsona,
“Yanımıza ne alacağız?” deyince,
“Deniz kıyafeti yeterli abi!” dedi.
Kahvaltıdan sonra karım yine memelerini ve göbeğini amına kadar açıkta bırakan bikinisini, ben de paçalı şort mayomu giyerek tekneye gittik. Küçük bir tekneydi. Natasha haricinde üç evli çift Rus vardı. Natasha bekarmış sadece.
Teknede bir kaptan ve sadece bir çalışan genç vardı. Karımla ilk kez böyle bir lüksü yaşamanın heyecanıyla bindik tekneye. Ruslarla merhabalaştık birbirimizi anlamadan. Kaptan biraz Rusça bildiği için tercüme etti.
Bu arada kaptandan öğrendik, Natasha da animatör ekibindenmiş, teknedeki Rus turistleri Natasha gezdiriyormuş. Rus turistler kırklı yaşlardaydı. Kadınlardan biri hamileydi. Adamların hepsi sarışın, kele yakın az saçlı ve şişman, iri yarı insanlardı.
Tekne hareket edip açılınca, evli Rus kadınlar teknenin önüne geçip güneşe karşı yattılar. Hamile olan da dahil hepsi bikini üstünü çıkarttı. Natasha ise teknenin arkasında uyuklamaya başladı.
Biz de karımla ön tarafa geçtik, ortama ayak uydurmak için karım da bikini üstünü çıkarttı. Hem Rus kocalar, hem eşleri karımın yusyuvarlak dolgun ve diri memelerine bakakalmıştı. Kaptan yanımıza gelip,
“Ya zorunlu değil bikini çıkartmak, bunlara uymanıza gerek yok!” dediyse de, karım umursamazca,
“Ben böyle iyiyim. Sen soğuk bira gönder de çocuk getirsin!” dedi kaptana. Karımın kendine olan güveni çok hoşuma gitti. Yavaş yavaş biralar içildi. Rus kadınlarla gülüşüyorduk, arada teknede çalışan çocuk tercüme ediyordu. Kadınlar, karıma,
“Memelerin silikon mu?” diye sorunca, karım kendi memelerini avuçlayıp,
“Yooo!” dedi. Kadınlar gülüşerek sırayla karımın memelerini avuçlayarak muayene eder gibi incelediler. Bütün gün böyle şakalaşarak geçti, biz denize girmedik, ama gün boyu da karım bikinisinin üstünü giymedi…
Dönüş güzergahında kaptan müzik açtı, zaten hem içtiğimiz biralardan, hem denizde sallanmaktan başımız dönüyordu. Hep beraber bazen yabancı müzikle, bazen oryantal müzikle dans ettik. Kaptan da katılıyordu ara sıra bu eğlenceye. Dümeni bir ara karıma gösterip,
“Sen sür tekneyi ben oynarken!” dedi. Karım heyecanla dümene geçti, ama tabii hiç bilmediği şeylerdi. Karım dümene geçince tekne hafif sallandı. O zaman kaptan karımın arkasından yaklaşıp,
“Böyle tutacaksın, buraya bakacaksın…” diye birşeyler anlattı karıma. Arkasında olduğu için, tekne de dalgalarla sallandığı için kaptan önünü karımın poposuna sürtüyordu. Karım poposuna sürten yarağın sertleştiğini fark edince,
“Ooo, ne olmuş o öyle!” dedi gülerek. Kaptan da,
“Bitirdin herkesi, teknede kadın erkek herkes sana deli oldu!” dedi. Karım da şimarıkça,
“Bana neee?” diyerek kaptanı itip gitti, Rus kadınlarla dansa devam etti…
Tekne karaya yanaşırken Natasha da uyanmıştı. Tekneden indiğimizde bastığımız yer sallanıyor gibiydi. Ruslarla aynı minibüse binip otele doğru yola çıktık. Ama ben dahil herkesin aklı karımda kalmıştı.
Tatilimiz çok güzel geçiyordu
Tekne turu çok eğlenceli geçmiş, Rus turistlerle birbirimizi anlamadan kaynaşmıştık. Otele girdiğimizde, birlikte tekne turu yaptığımız Rus turistler animatör Doruk’u görünce bize tercüme etmesi için rica ettiler.
Doruk’la beraber bizi kaldıkları villaya davet ediyorlardı. Ayrıca çok yorgun oldukları için yemeği de villada yiyeceklermiş, bizim de olmamızı istemişler. Üç Rus çift aynı villada kalıyormuş.
Biz otelin ana binasında bulunan normal odaların birinde kalıyorduk. Otelin arazisinde personelin kullandığı Bungalowlar haricinde ayrıca zengin turistler için özel villalar da varmış. Doruk’a sorduk,
‘”Gidelim mi?” diye. Doruk sırıtarak, “Sizin için değişiklik olur!” dedi. “Nasıl yani?” deyince, Doruk bir eliyle yuvarlak yapıp diğer elinin işaret parmağını yuvarlağa sokup çıkartarak tekrar sırıttı. Anlamıştık, sikiş olacaktı. Gün boyu karım da ben de çok azmıştık, hemen kabul ettik tabii…
Rus çiftlerin kaldığı Villaya varınca da Doruk bize tercümanlık yapmaya devam etti. Önce yemek söylendi, yemek yedik. Yemekten sonra Türkiye’deki yaşantımızı sordular, Doruk aracılığıyla anlattık. Bir yandan da içiyorduk, Ruslar Votka içerken, Doruk, karım ve ben Bira içiyorduk…
Rus kadınlar karımın vücudunu çok beğendiklerini, yüzünün güzelliğinin hiç kendi ülkelerinde olmadığını söyleyip karımı bol bol övdüler. Karım da bu ilgi ve övgüden çok memnundu.
Kadınlar aralarında gülüşüp karımı kolundan yavaşça tutup odanın birine geçtiler. Doruk ve ben kocalarıyla kaldık. Adamların her üçü de şişman, uzun boylu, iri yarı adamlardı. Adamlar Doruk’a birşeyler söylediler. Ben ne diyorlar gibisinden bakınca, Doruk ayağa kalkıp,
“Ben gideyim dostum. Senin karının sekse çok meraklı olduğunu Natasha bunlara anlatmış. Bunlar da hiç Türk aile kadını ile beraber olmamışlar, yani uygun görürsen sikmek istiyorlar karını. Siz artık bakarsınız duruma!” deyip ayrıldı villadan.
Benim şaşkınlığım geçmeden karımla kadınlar yanımıza geldiler. Kadınlar karıma makyaj yapmışlar, çok aşırı parlak kırmızı ruj ve oje sürmüşler, yanağında da pespembe allık vardı. Çok ağır makyajı ben pek beğenmedim, ama adamlar hep beraber ıslıklayıp alkışladı karımı.
Kıyafetini de değiştirmişler, kadınların birine ait askılı üzeri parıl parıl parlayan taşlarla dolu kısacık bir elbise giydirmişler karıma. Ne sutyeni ne külodu vardı içinde. Gerçi Rus kadınlar da üstelik evli olmalarına rağmen külot giymiyordu, çünkü oturup kalktıkça amları görünüyordu.
Karıma kıyafetini veren Rus kadın, el işaretlerinden anladığımız kadarıyla elbiseyi hediye ettiğini anlattı ve karımı dudaklarından öptü. Bir yandan da slow müzik açılmış ve diğer iki çift dans etmeye başlamıştı.
Elbiseyi hediye eden kadınla da karım dansa başladılar. Kadın iri yarıydı ve dans ederken karımın boynunu, kulağının arkasını yalıyordu. Karım rahatsız olduğunu hafif belli ediyordu. Bunun üzerine kadının kocası karımı kollarına aldı ve karımla dans etmeye başladı.
Villada klima çalıştığı halde hava sıcaktı. Adam karımla yakın dans ederken terlemişti, az sonra tişörtünü çıkardı. Çok geniş omuzlu, çok kalın kolları olan bir adamdı. Eski sporcu ya da güreşçi gibiydi.
Karım adamın tüysüz göğsüne başını koydu dans ederken, adam da bana bakıp karımın götünü acuçlayıp göz kırparak (İzin var mı?) der gibi başıyla sordu. Ben de onaylarcasına başımı salladım. Ama karımı o kocaman adamın kollarında görmek beni hem tedirgin ediyor, hem de tahrik ediyordu.
Adam karımla dans ederken nazikçe elbise altından çıplak götünü avuçluyor, karımı belinden kendine çekip sikini karımın göbeğine yaslıyordu. Adamın siki, şortunu yırtacak kadar kalkmıştı.
Karım da gözleri kapalı kendini adama bırakmış, bir yandan da kollarını adamın boynuna dolamıştı, benimle hiç göz göze gelmiyordu. Adamın karısı da yanımda oturuyor, gülerek başıyla kocasını ve karımı işaret ediyordu.
Karımla dans eden adam, bir eliyle şortundan yavaşça sikini çıkardı, ama açı denk gelmediği için tam göremedim. Salonda diğer iki çift de dans ettiği için anlaşılmıyordu. Ama yüzleri bana doğru döndüğünde, adam dizlerini hafif kırıp ayakta karımın bacakları arasında hafif yerleşti.
Karım gözlerini kıstı. Tam anlayamadım ama yüz yüze olmalarına rağmen adam sikini karımın amına sokmuştu. Elbise detaylı görmeme engel oluyordu. Karım bir eliyle adamın pazularını çok kuvvetli sıkarken gözleri halen kapalıydı. Dans eden diğer iki çift de karıma bakıp duraksadılar ve gülüşerek kenara çekildiler.
Adam gerçekten karımı ayakta sikiyordu. Salonda duran yüksek televizyon sehpasına kadar geri geri gittiler ve adam karımı mobilyaya yasladı. Karımın bacakları hafif iki yana açık, adam da göbeğini ileri geri yaparak karımın amını sikiyor, bir yandan da zevkle gülümsüyordu.
Karım halen sessizdi, ama nefes nefeseydi, ayakta temposunu zorlukla ayarlıyordu. Adam karımın üzerindeki elbiseyi tutup tek seferde omuzlarından çıkartınca sikinin taşaklarına kadar karımın amında olduğunu hepimiz gördük.
Nilgün adamın dev gibi pazusunu yalamaya başlayınca adam da sert sert köklemeye başladı. Adam sanırım yüz kilo olduğundan her köklemesinde karım çok sarsılıyordu. Kısa sürede karım fısıldar gibi,
“Ahhh!” sesiyle adamın pazusunu ısırmaya başladı. Adam Rusça birşey bağırarak karımı belinden tutup kendine yapıştırdı ve sarsılarak karımın amının içine boşaldı. Karım çok tuhaf olmuştu, tam orgazm olmaya yaklaşmışken adam boşalıp döllerini akıtmıştı içine.
Çok da çabuk sikini çıkarıp karımın önünden çekilince, karım dayanamayıp yere hızla oturdu ve yerde baldırları titremeye, memeleri sallanmaya başladı. Yerdeyken o anda orgazm olmuştu karım. Gözleri kapalı, yüzü kıpkırmızıydı, “Ahhhh, ahhhh!” diyordu bir yandan.
Hepimiz karımı şaşkınlıkla izliyorduk. Karımı siken koca Rus adam karşımdaydı. O an fark ettim, adamın siki at yarrağı gibi, çok kalın ve uzundu. Bu yüzden ayakta sikebilmişti karımı. Ayakta olmasalar yatakta olsa zaten karım alamazdı adamın sikini amına…
Karım oturduğu yerde orgazm olduktan sonra toparlanmaya çalışırken, karımı siken Rus adamın karısı yanımdan kalkıp karımın yanına gitti, karımın yanaklarını okşadı. Sonra da eteğini kaldırıp amını karımın yüzüne yaklaştırdı, gülümseyerek birşeyler söyledi.
Sanırım amını yalatmak istiyordu karıma ve sanırım Natasha anlatmıştı karıma amını yalattığını. Ama karım oralı olmadı, kadının elini nazikçe itti. Nedense bu kadından tiksinir gibiydi.
Kadın bozuntuya vermeden amını karımın yüzüne çok yakın tutarak bızırını okşamaya başladı. Belli ki o kadın da kocasının benim karımı sikmiş olmasından çok heyecanlanmıştı, hemen orgazm oldu.
Orgazm olurken amından az da olsa işer gibi sıvı fışkırdı karımın yüzüne. Ben böyle bir şeyi ilk kez gördüm. İşemiş gibiydi, ama sidik de değildi karımın yüzüne gelenler.
Karım eliyle yüzünü temizleyip ayağa kalktı. Gelip yanıma oturdu ve
“Çok utandım, herkesin içinde yerde o hale gelince!” dedi.
“Neden ki? Hoşuna gitmedi mi? Çok güzel orgazm oldun!” dedim.
“Sende utanma yok biliyorum, ama benim gururum amımın tatmin olmasından daha önemli!” dedi. İlk kez karımla fikir ayrılığına düşmüştük.
Biz konuşurken diğer adam yanımıza geldi, karıma nazikçe elini uzattı. Karımı ayağa kaldırdı, saçlarını okşadı, yanaklarını sevdi, şefkat gösterdi. Karım zaten çırıl çıpaktı, amı, götü, memeleri, güneş yanığı teni ile yıldız gibi parlıyordu.
Salonun ışıklarını kapattılar bu arada. Ortam loş olmuştu. Karımın elini tutup kaldıran adam hızlı bir hareketle karımı belinden kavrayıp ayakta hızlıca kucağına aldı. 60 kiloluk karımı kolayca havaya kaldırmıştı adam. Karım düşmemek için bacaklarını adamın beline sarmıştı bile…
Adam bana bir şey söyleyip başıyla kendi şortunu işaret etti. O an anladım, adamın şortunu indirmemi istemişti. Karıma baktım, ne yapayım der gibi. Karım da,
“Olan oldu, hadi!” deyince ben de adamın şortunu indirdim. Siki kalkmış, taş gibiydi, çok iri insanlar olduğu için vücutlarına göre sikleri normal görünüyordu, ama bana göre çok kalın ve uzundu.
Adam elleri karımın belinde ve ayaktayken karım kucağında olduğu için ellerini kullanamıyordu. O pozisyonda sikini karımın amına sokmayı denedi, ama beceremedi. Karım bana,
“Yerleştir hadi!” dedi. Hiç başkasının sikini ellememiştim ve bunu yapmak da istemiyordum. Adamın sikinin ucunda hortum ucu gibi sünmüş deri vardı, sünnetsizdi.
Adamın sünnetsiz sikini görünce, aklıma domuz eti ile ilgili konular geldi. Gerçi az önce siken Rus da sünnetsizdi, ama nedense bir sünnetsizle daha sikişmesini istemedim karımın…
Adam halen belini ve dizlerini kırarak sikini karımın amına yaklaştırıyor ama sokamıyordu. Karım bana,
“Hadisene!” dedi kızarak. Adam da bana bakıp sertçe birşeyler söyledi.
Bu insanlar sonuçta tanımadığımız insanlardı, alkol etkisiyle agresifleşmişlerdi. Bir kavga çıksa hiç şansım olmazdı. Karım ve benim iyiliğimiz için, adamları kızdırmamak için hafifçe eğilip adamın ateş gibi sıcak kalın sikini tuttum. Ben siki tutunca bizi izleyen kadınlar gülüştüler.
Çok aşağılanmış hissettim kendini, ama bu his herzamanki gibi beni çok tahrik eti. Karımı sikilirken ne kadar çok görmüş olsam da, elimle karımın amına başka yarak yerleştirme, hele de sünnetsiz yarak yerleştirme fikri deli gibi heyecanlandırmıştı beni.
Adamın sikini elimle kılavuzlayıp karımın amına yerleştirdim. Çok kolay oldu, ilk siken adam karımın amını epeyce açmıştı çünkü…
Karım amının içinde koca yarağı hisseder etmez adamın kucağında beline doladığı bacaklarıyla hoplaya hoplaya kendini siktirmeye başladı. Adam da karımı belinden kaldırıp kaldırıp yarağını sertçe köklüyordu.
Adam gerçekten çok güçlüydü, o pozisyonda hiç yorulmadan dakikalarca karımı ayakta sikti ve en son iyice yapıştırıp o da döllerini karımın amının içine akıttı. Karım bu sefer orgazm olmamıştı, yüzünde zevk almış gibi bir ifade de yoktu.
Karım adamın kucağından yere inip banyoya doğru yürürken amından akan döller bacağından süzülüyordu. Ben de karımın peşinden gittim. Sikim zonkluyordu ve dayanacak halim kalmamıştı. Karım tuvalete oturunca dudaklarından öptüm ve
“Yine harikaydın aşkım!” dedim. Şortumu indirip sikimi ağzına uzattım, emmesi için. Karım başını kaldırıp,
“Saçmalama! Neyin güzel neyin iğrenç olduğunu anlamıyorsun, bana verdiğin değer bu mu?” dedi. Çok şaşırdım, neydi ki karımı üzen acaba diye düşündüm.
Biz banyodayken son adam geldi yanımıza. Benim sikimi karımın ağzının önünde görünce, ağzına verdiğimi sanmış olmalı ki, o da yanıma gelip sikini çıkarttı ve karımın yanağına sürtmeye başladı. Bu adamın da siki sünnetsizdi. Karım adamın sikini görünce,
“Ayy bu ne?” dedi. Ben de,
“Az önce seni siken adamlar da sünnetsizdi aşkım!” dedim. Karım,
“Aşkım deme bana orospu çocuğu!” diye kızdı, sonra da adamın sünnetsiz sikini eline alıp incelemeye başladı.
Ucundaki deriyi geri doğru itince yarağın kafası ortaya çıktı. Beyaz renkli, üst kısmı kırmızı, çirkin bir yaraktı, ama büyüktü. Adam artık sikinin incelenmesinden sıkılmış olacak ki, karımı ensesinden tutup karımın başını çekerek taşaklarını karımın ağzına yapıştırdı. Bir yandan eliyle kendi sikini sıvazlıyordu.
Karımın ağzında ve burnunda adamın taşakları varken adam kendi sikine 31 çekmeyi hızlandırdı. Karımın başını da taşaklarının altına itiyordu bir yandan…
Karımın başı adamın bacakları arasındayken ben de zaten gece boyu çok tahrik olduğum için, kendimi tutamadım ve boşalmaya başladım. Aslında karımın yüzüne boşalmak istiyordum, ama karım adamın taşaklarını yalamakla meşguldü, ben de sikimi yana çevirip yere boşaldım.
Adam da çok geçmeden boşalmaya başlarken bir yandan da ensesinden tuttuğu karımın yüzünü sikine yaklaştırıp tüm döllerini karımın alnına ve yanaklarına akıttı.
Karım biraz sinirli halde hızlıca adamı itip havlu alıp yüzünü temizledi. Adam da aynı havluyla sikini temizleyip benden makas alıp birşeyler söyleyip içeri gitti. Karım bana,
“Git içerden eşyalarımı getir, giyineyim de gidelim. Kalırsak bunlar tekrar kaldırır, sabaha kadar üstümden geçerler, acele et!” dedi.
Haklıydı, içeri gidip karımın eteğini ve tişörtünü getirdim, zaten iç çamaşır giymemişti gelirken. Toparlanıp villadan çıkarken hepsi sırayla bize sarılıp öptü, kendi dillerinde teşekkür ettiler. İçlerinden biri bir tomar Euro çıkartıp bana verdi. Ayrıca o parlak taşlı gece elbisesini de poşete koyup karıma verdiler.
Oteldeki odamıza dönerken adamın verdiği Eurolar biraz olsun bizi teselli etmişti. Karım da memnun kalmıştı elimize para geçti diye,
“Emeğimin karşılığını aldın pezevenk kocam. Boynuzlu, piç kocam benim!” diye bana övgüler yağdırdı. Bu sözler bazılarına hakaret gibi gelebilir, ama modern çağın insanları olmaya çalışıyorduk sonuçta.
Odamıza gelince banyoya girdik hemen. Karım yıkanırken fark ettim ki, amının dudakları sağa sola doğru açılmıştı. Normalde ince çizgi gibi olan amının dudakları yarık şekildeydi. O at yarrağına benzeyen siki olan adam çok fena açmıştı karımın amını. İçimden,
(Artık ben siksem benim sikimi hiç hissetmez!) diye düşündüm. Duş aldıktan sonra yattık uyuduk.
Ertesi gün akşama doğru anca uyananabildik. Karım yataktan kalkarken baktım, amı normale dönmüştü, amının dudakları yine çizgi gibiydi. Akşam yemeğine gittiğimizde, animatör gençler yanımıza gelip,
“Bu akşam disko var, katılmak isterseniz size ücretsiz!” dediler. Normalde paralıymış, ama Mert bey bizden ücret alınmasın demiş. Bedava olunca kabul ettik tabii… Yemekten sonra minibüsle bizi ve katılan diğer turistleri diskoya götürdüler.
Disko denen yer hafif loş, kırmızı yeşil ışıkların yandığı, çok yüksek ses olan kapalı bir alandı. Herkes ayaktaydı, bir de uzun bir bar vardı. Doruk’u gördük. Bize viski ikram etti ve
“Dün Ruslar sizden çok hoşlanmışlar. Bana da harçlık verdiler tercüme ettiğim için!” dedi. Karım diskoya gelirken Rus kadının hediye ettiği parlak taşlı mini elbiseyi giymişti,
“Bize de bunu hediye ettiler!” dedi. Tabii para aldığımızı söylemedik. Yabancı müzik çalıyordu, çok bağırtılı ve hızlıydı. Doruk,
“Gelin dans edelim!” dedi. Pistte üçümüz sallanıp birşeyler yapmaya başladık. Doruk karıma arkadan yaklaşıp sarılarak dans ediyor, önünü karımın poposuna yaslıyordu.
Bizimle diskoya gelen turistler otelimizde kalan Türklerdi. Tam sayamadım ama sanırım 12-13 kişilerdi. Bizim otelden diskoya gelen tek çift bizdik, gerisi bekar gençlerdi.
Doruk karımla dans ederken arada mini elbisesinin eteğini yukarı sıyırıp külotsuz çıplak götüne hafif şaplaklar atıyordu. Bütün turist gençlerin gözü ikisindeydi…
Yarım saat dans etmekten ter içinde kaldık. Dışarı kapı önüne çıkıp biraz hava alırken, Doruk yanımıza gelip,
“Bu gece de heyecan isterseniz, turist gençler ilgilenebilir sizinle!” dedi. Ben karıma bakıp (Olabilir) demek üzereyken, karım,
“Yok istemem. Hem ağrı var azıcık karnımda, hem de yiyecek gibi bakan bu gençlerle uğraşamam. Zaten başımda var bir tane heyecanlı!” dedi gülüp beni göstererek. Doruk hiç ısrar etmedi. Karım Doruk’a,
“Ama istersen sen gel bu gece bizim odada kal!” deyip Doruk’un pantolonunun önünü avuçladı. Doruk,
“Yok, o bir kerelikti!” deyip karımı redetti. Disko çıkışında aynı minibüsle otelimize döndük. Odamıza çıkınca karım yine yorgunluktan hemen uyudu… Önceki gece amından yediği kol gibi yarrağın acısı ancak geçmişti.
Ertesi sabah son günümüzdü, öğlen otelden ayrılmamız gerekiyordu, ama hiç istemiyorduk.
“Bari bir gün daha kalıp, bu lüksten, bu güzel hayattan faydalanabilsek!” dedim karıma, karım da aynı fikirdeydi.
Tatil güzel şeydi, yemekler hep açık büfe, odamız her gün temizleniyor, toparlanıyordu, temiz havlular konuyordu. Biz sadece yiyip içip, güneşlenip, sikişiyorduk. Daha doğrusu karım sikişiyordu.
Öğleye doğru Mert beyi bulduk, bir gün daha kalmak istediğimizi, ama verecek paramız olmadığını söyledik. Ruslardan aldığımız Eurolar bizde kalsın istiyordum. Mert bey,
“Anladım. Şeref misafiri etmek isterim sizi, ama o işe resepsiyon müdürü Kemal bey bakıyor. Çok piç, çok fırlama bir arkadaştır, ben konuşayım!” dedi. Ben de,
z”Bu konuyu çözebilirseniz, gece misafir edelim sizi odamızda!” dedim. Karım da,
“Tabii ki, çok isteriz!” deyip Mert beyin kolunu sıkıca tuttu. Mert bey,
“Gerek yok, ben iyiyim. Sizi sevdik hepimiz, Anadolulu, köylü, ama çok açık görüşlü aile insanlarısınız. Siz iki dakika bekleyin, ben sizin durumu anlatayım Kemal beye!” deyip adamın resepsiyonun arkasındaki odasına gitti. Biz banko önünde bekledik. Mert bey gerçekten iki dakika içinde çıktı,
“Tamam, bir oda boş varmış, kayıttan silecekler, kimse anlamadan bir gün daha kalacaksınız, işlemler için Kemal bey içerde bekliyor!” deyip göz kırptı gülümseyerek. İşlemler diye ima ettiği şey karımın sikilmesiydi, ama bu lüks otelde bir gün daha bedava kalmaya çoktan değerdi. Karım da,
“Tamam biz içeri girelim o zaman!” dedi. Kemal beyin odasına girince, Kemal bey,
“Hoşgeldiniz. Size beleş oda vermek için işimi riske ediyorum!” dedi. Teşekkür ettik. O da, “Umarım buna değer!” dedi. Kemal bey ellili yaşlardaydı. Karım eteğini yukarı sıyırarak külotsuz amını gösterip,
“Değmesi için elimden geleni yaparım!” dedi. Ben kızardım karım bu kadar rahat amını açınca, ama tahrik de oldum yine. Kemal bey karıma bakıp ayağa kalktı,
“Animatörlere vermişsin, Ruslara da vurdurmuşsun. Ama Mert’in dediğine göre aile insanlarıymışsınız. Namuslu gibi görünüp böyle sikişen kaltak zor bulunur!” dedi.
Bunları söylerken karımın yanına gelip karımın tişörtünü ve eteğini çıkartmıştı bile. Karım çırıl çıplak halde, Kemal beye bakıyordu. Ben de diyecek bir şey bulamadan öylece kala kalmıştım. Kemal bey acele etmeden, kendinden çok emin bir şekilde odanın kapısını kiltlemeye gitti. Kilitlemeden önce bana da dönüp,
“Sen kalacak mısın?” dedi. Ben evet anlamında başımı sallayınca, “Daha iyi, hiç evli bir kadını kocasının önünde sikmemiştim!” dedi.
Karıma yaklaşıp karımın yüzünü masaya çevirdi, saçından tutup, masaya doğru domalttı. Karım, yüzü masanın üzerine yapışık, memeleri masada, sessizce duruyordu. Kemal bey karımın götünün yanaklarını ayırıp baktı ve
“Götten sikmek istiyorum!” dedi.
“Siz bilirsiniz!” dedim ben karımdan önce, daha önce kahveci Bekir abi karımı götten sikmiş, sorun olmamıştı. Kemal bey bana,
“Karının götünü şurada bir gün daha kalmak için siktiriyorsun yani?” dedi. Karım biraz stresle,
“Ne yapacaksanız yapın lütfen!” dedi. Karımda heyecan ve şehvet yoktu, ama ben çok tahrik olmuştum.
Sanırım biz odasına girmeden önce Kemal beye tepsiyle öğlen yemeği getirmişlerdi. Tepside yemeklerin yanında tuzluk, biberlik, küçük şişelerde sirke, limonsuyu ve zeytin yağı vardı.
Eline aldığı zeytin yağını önce karımın götünün yanaklarının arasına döktü. Sonra parmağıyla karımın göt deliğine masaj yaparak, tek parmağını yağlayıp soktu. Karımdan ses çıkmayınca,
“Götveren orospu seniii!” deyip bu sefer iki parmağını yağlayıp soktu karımın götüne. Bir yandan eğilip kontrol ediyordu karımın göt deliğini. Sonra üçüncü parmağını da soktu. Vıcık vıcık yağladığı için adamın parmakları çok rahat giriyordu.
Birkaç dakika boyunca hızlı hızlı parmaklarını karımın götüne sokup çıkartmaya başladı. Her sokup çıkarttığında bir öncekine göre karımın göt deliği tam kapanmıyor, hafif aralık kalıyordu. Karım ise gözleri kapalı, sessizce, tepkisiz duruyordu.
Kemal bey kendine göre hazırlığını bitirince pantolonunu indirip sikini çıkarttı. Kısa ama çok kalın, damarlı siki vardı. Elli yaşında olmasına rağmen siki sert ve kalkıktı. Karıma,
“Derin nefes al!” dedi ve kalın sikini bir kerede karımın yağlanmış göt deliğine soktu. Karım ses çıkartmadı, ama dudaklarını ısırdı. Acaba zevkten mi, acıdan mı anlayamadım. Kemal bey,
“Offf, harika! Göte bak!” deyip, karımın göt yanağına şaaap diye tokat attı. Karım yine ses çıkartmadı, ama vücudu sarsıldı götüne inen şaplağın etkisiyle… Kemal bey karımı belinden tutup deli gibi götünden sikerken,
“Söyledikleri kadar varmış karın! Kaltak, orospu, şuna bak tam götveren!” diyordu.
Karım ise ilk kez bu kadar sessizdi. Karımın o sessizliği Kemal beyi daha çok hırslandırıyor, en sert şekilde yarağını karımın götüne pompalıyordu, masa bile yavaşça ileri kayıyordu. Karımın götünün yanaklarını da şaplaklar atarak kıpıkırmızı yapmıştı. Sonra köklemelerinin şiddetini artırarak,
“Seni eşşek gibi anırtmaz mıyım, adi orospu!” dedi. Bu sözleri hoşuma gitmediği için,
“Lütfen kullandığınız kelimelere dikkat edin!” dedim. Kemal bey birden yarağı karımın götündeyken durup bana baktı ve
“Etmezsem ne olacak? Yarak kafalı, şerefsiz, pezevenk, boynuzlu gavat!” dedi. Karım o anda sessizliğini bozup güldü. Hatta çok güldü de ortam sakinleşti. Ben de ister istemez güldüm ve
“Haklısınız, siz devam edin!” dedim.
“Devam ederim ama lütfen karımın götünü sik diyeceksin!” dedi. Karım kahkahalarla gülüyordu. Ben de gülerek,
“Lütfen karımın götünü sikin Kemal bey!” dedim.
Kemal bey eline tekrar zeytin yağı şişesini aldı. Kalın sikini karımın götünden çıkartıp karımın götüne biraz daha döktü ve sikini tekrar soktu. Sonra bunu tekrarlamaya başladı.
Sikini hızlı hızlı karımın götüne tamamen sokup tamamen çıkartıyordu. Defalarca bunu yapınca karımın göt deliği kapanmaz oldu, büzüğün ortasında bir halka şeklinde delik oluştu. Kemal bey yine de aynı şekilde devam edince, karım kısık sesle,
“Yeter lütfen!” dedi. Kemal bey de,
“Ne oldu orospu, kendine çok güveniyordun hani? Bir de buna bak!” dedi. Sikini çıkartıp karımın kocaman olmuş göt deliğine dört parmağını soktu. Karım acıyla,
“Ahhhhh!” dedi. Dört parmağını da aynı şekilde götüne sokup çıkartınca karıcığımın götü artık hiç kapanmıyordu. Kemal bey karımın inlemesinden memnun kalmış bir halde,
“Şimdi benzedi bir şeye!” dedi ve tekrar kalın sikini soktu karımın götüne. “
Kadınlar kendilerini götten siken erkekleri bir ömür unutmazmış. Siz de namussuz evliliğiniz boyunca bu sikişi hatırlayacaksınız!” diyerek karımın götüne sikini kanırtarak sokup çıkartarak sikmeye devam etti. Sanki düşmanını siker gibiydi…
Karımın yüzünde acı vardı artık, şehvet hiç olmamıştı, eziyetin bitmesini istiyordu. Ben ise çaresizce izliyordum ve artık tahrik olmuyordum, hatta sikim inmişti iyice. Kemal bey yağlı elleriyle karımın saçlarından tutup başını masadan kaldırıp,
“Adi bir orospusun sen!” dedi ve iyice hırslanıp temposunu artırdı. Ve aniden götünden çıkıp, karımın götünün yanaklarını iki eliyle aralayıp bana gösterip, “İşte eserim!” dedi sırıtarak.
Gerçekten karımın göt deliği çok büyümüştü, Kemal bey iki elyle de götünün yanaklarını açınca delik daha da büyük görünüyordu.
“Amına koduğum diyebilmem için amına da koymam lazım, değil mi?” deyip sikini karımın amına soktu bu sefer.
“Götveren fahişe, amını götünü siktiğimin orospusu!” diye diye karımın amını bir süre sikip amının içine döllerini akıttı. Boşalması bitince bir süre içinde durdu. Sakinleşince yavaşça sikini çıkarıp tepsiden aldığı peçeteyle sikini temizledi. Hırsını atmıştı iyice. Karıma,
“Teşekkür ederim!” deyip birkaç peçete uzattı. Karım amından çıkan dölleri peçeteyle silerken cevap vermedi. Yeni odanın anahtarını uzatan Kemal bey,
“Yarın öğlen çıkın tesisten, bir gün dilediğinizi yapın, ama tekrarı olmaz bunun!” dedi.
“Teşekkür ederim Kemal bey!” dedim anahtarı aldım. Kemal bana bakıp gülümseyerek söylendi, ama ne dedi anlamadım. Karım toparlanınca Kemal beyin odasından çıktık.
Odamıza giderken karım çok yavaş yürüyor, bacaklarını kapatamıyordu, topallar gibiydi. Koluna girdim. Bacakları ayrık olarak yürümeye çalışıyordu. Lobide Mert bey bizi gördü ve
“Oooo, beleş odayı kapmışsınız!” dedi sırıtarak, karım zar zor yürüdüğü için durumu anlamıştı. Mert bey bana,
“Madem menfaat için siktiriyorsun karını, bari hırpalatma. Karını satarak kazan parayı ve burada parasını ödeyerek tatil yapın!” dedi.
Biz cevap veremeden zorlukla yürümeye devam ettik. Eski odadan eşyalarımızı alıp yeni odaya girince karım koltuğa oturdu, ama oturduğu gibi götünün acısıyla, “Ayyy!” deyip tekrar ayağa kalktı. Bana öfkeyle bakıp,
“Sen beni korumuyorsun, Ruslardan aldığımız Euroları verip parasıyla kalabilirdik burada. Bu iğrenç herif resmen işkence etti bana, sen de izledin!” dedi ve ağlamaya başladı. Siniri geçmemişti,
“Keşke beni değil de, seni o şekilde sikseydi anlardın o zaman! Gururun yok, erkekliğin yok, şerefin yok, namusun yok. Tamam, bunlar sorun değil, ama bana karşı sevgin de mi yok, orospu çocuğu!” diye kızdı bana.
“Haklısın aşkım, çok özür dilerim, affet beni!” dedim. Ama karım beni iterek duşa gitti.
İlk kez karımla aram bozulmuştu. Bir gece beleş tatil için karımın götünün hunharca sikilmesine değmemişti.
Karım duş aldıktan sonra yatağa yattı, ben de yanına yattım. Bana halen kızgındı. O kadar çok özür dilememe rağmen cevap bile vermeden arkasını dönüp uyudu. Ben de uyumayı denedim ama bir türlü uyuyamadım.
Karım öğleden sonraya kadar uyuyup kendini biraz toparladı. Yataktan kalkıp küçücük bikinisini giydi ve
“Ben plaja gidiyorum!” dedi.
“Tamam, ben de geliyorum!” dedim ama cevap vermedi.
Yavaş yavaş yürüyerek otelin plajına gittik. Bikinin alt parçasının önü çok aşağıda, amının hemen üzerinde olduğu için çok ilgi çekiyordu plajda karım. Yine benimle konuşmadan şezlonga uzanıp bikinisinin üzerini çıkardı. İlk kez toplum içinde memelerini açmıştı karım. Anında çok fena tahrik oldum, ama benimle konuşmadığı için bir şey söylemedim.
Plajda yabancı turistlerin de bazılarının bikini üstü yoktu, onların da memeleri çıplaktı, ama kimse onlara bakmazken bir çok kişinin gözü karımdaydı. Plajda gezen garsonlar,
“Bir şey ister misiniz, çay, kahve, meşrubat getireyim mi?” diye karımın etrafında pervane oluyordu. Karım da bu ilgiden mutluydu. Morali biraz düzelmişti… Otelin fotoğrafçısı genç yanımıza gelip,
“Merhaba, ben Kaan, fotoğraf ister misiniz?” dedi. Kaan gün içinde turistlerin fotoğraflarını çekiyor, akşam olunca da bilgisayardan gösterip, istenen pozları basıp parayla satıyormuş.
“Yok istemeyiz, para veremem!” dedim. Kaan,
“Para isteyen kim? Hediyemiz olsun!” dedi. Öyle deyince karım hemen,
“Çek bakalım o zaman!” dedi.
Karımı kaldırdı, ayakta ellerini beline koydurup pozlar verdirdi karıma. Çıplak memeleri ile nefis pozlar verdi karım.
“Biraz da değişik pozlar olsun!” dedi. Karımı kumsalda denizin başladığı yere yatırıp, vücudu ıslak vaziyette, teninde deniz suyu, damlalar parlarken fotoğraflar çekti.
Suyun vücuduna değmesinden veya heyecanlanmasından karımın meme uçları sertleşmiş, daha çok belirginleşmişti. Karımı dizlerinin üzerinde oturtuyor, çeşit çeşit pozlar verdiriyordu. Kaan biraz sonra bana dönüp,
“Siz de yanına geçin, ikinizi beraber çekeyim!” deyince, karım,
“Yok onu istemem!” dedi. Buna bozuldum ama belli etmedim. Bir saat kadar yüzlerce poz çekti Kaan. Bir ara dayanamadım sordum,
“Kaan, para da almıyorsun, neden bunu yapıyorsun?”
“Nilgün hanımı tüm tesis biliyor, herkes hayran ona… En azından ben de bu resimlere bakar zevklenirim!” dedi açık açık.
Bunu yüzüme söyleyince hem utandım, hem de tahrik olmaya devam ettim. Sikim küçüktü ama kalktığı şortumdan belli oluyordu. Karım da fark etti tahrik olduğumu,
“Yoruldum Kaan, ayrıca güneş çok geliyor gözüme, rahatsız oldum!” dedi. Kaan,
“Bizim stüdyoda devam edelim isterseniz?” deyince, karım,
“Tabii olur!” dedi. Bana da dönüp, “Sen bavulu hazırla, sabah yola çıkacağız, ben Kaan’la stüdyoya gideyim!” dedi.
Cevabımı beklemeden de beraber gittiler. Mecburen odaya gittim ben de. Bavulu ve eşyaları toparladım.
Akşam yemeği saatine yakın karım odaya geldi, elinde kocaman bir albüm vardı. Fotoğrafları basmışlar ve albüme koyup karıma hediye etmişler. Karım akşam yemeği için kısa ve üzeri taşlı tek parça elbiseyi giyerken, ben de fotoğraflara baktım.
Başta plajda çekilenler vardı. Sonra stüdyoda çekilmiş çıplak memeli pozları vardı. Sayfaları çevirince gözlerime inanamadım. Karım bikinisinin altını da çıkartmış, komple çıplak pozlar vermiş.
Karımın çıplak fotoğraflarını görünce çok hoşuma gitti. Filmlerdeki çıplak porno yıldızları gibiydi. En çok kanepede otururken bacaklarını ayırıp amını iyice açtığı poz etkiledi beni. Karıma sordum,
“Bu pozlardan sonra Kaan’la sikiştin mi?”
“Sikişecek halim mi kaldı? Aklın hep nerende! Güzel, eğlenceli, değişik bir şey yaptım, hepsi bu!” dedi.
Albüm sayfalarını çevirince, giyinik bir adamın kucağında pozu vardı çıplak karımın. Dizine oturmuştu adamın.
“Bu kim?” dedim.
«Stüdyo sahibi, adı Cemal.» Sonra başka bir adamın kucağında pozlarını gördüm, kim diye sormadım artık…Fotoğrafları çeken Kaan’ın kucağında da pozu vardı. Kucaktan kucağa gezmişti karım çırıl çıplak vaziyette…
Fotoğraflarda çok güzel görünüyordu karım. Çok şahane pozlar verip gülümsemişti. Dudakları ıslaktı, meme uçları harikaydı. Hakikaten porno film yıldızları gibiydi.
Bu arada akşam yemeği için hazırlanmıştı karım. Onu deliler gibi sikmek istiyordum, ama bana kızgın olduğu için teklif bile etmedim. Aşağıya inip yemeğe geçtik, açık büfeden yemeklerimizi aldık.
İkram olarak masamıza şampanya geldi. Hayatımızda ilk kez şampanya içtik, köpüklü alkollü gazoz gibi, çok güzeldi. Yemeğimizi yerken masamıza, bıyıklı, göbekli, karımı kucağına oturtup poz verdirmiş olan, stüdyo sahibi Cemal geldi.
“Afiyet olsun, oturabilir miyim?” deyip oturdu. Karıma, “Çok fotojeniksiniz, ne mankenler var ve sizin gibi profesyonel poz veremiyorlar. Çok doğal ve etkileyici fiziğiniz var, bakışlarınız da muhteşem!” dedi.
Karım, övüldükçe gülümseyip teşekkür ediyordu. Çok memnundu. Cemal,
“Eğer Antalya’da bir gün daha kalabilirseniz, yarın şehirdeki stüdyomuzda ücretli bir deneme çekimi yapabiliriz. Almanya’da bulunan amatör erotik içerik üreten bir şirkete yolluyoruz!” dedi. Ben hemen lafa atılıp,
“Nasıl erotik?” dedim.
“Siz karınızın fotoğraflarını gördüyseniz, onlara benzer şeyler… İzin verirseniz erkek model de oluyor çekimlerde. Örnek göstereyim…” deyip telefonunu çıkardı bir kaç poz gösterdi.
Çıplak kadınlar, yanlarında çıplak, dev gibi erkekler vardı. Hatta bir tanesinde kadının ağzında yarak vardı. Karım da baktı adamın telefonuna ve
“Para alacak mıyız bu çekimden?” dedi.
“Deneme için 500 dolar, eğer alman şirketi beğenip satın alırsa, satıştan yüzde 30 pay veririz, bunu kimseye vermiyoruz, ama siz özelsiniz!” dedi. Gerçekten iyi paraydı. Karım bana baktı önce, sonra da Cemal’e,
“Burada kimse görmeyecek bunları değil mi? Yani Türkiye’de yayınlanmayacak değil mi?&qu
ot; diye sordu. “Yok, zaten ülkemizde porno yayınlamak yasak!” dedi. Ben yine atıldım lafa,
“Aa, porno mu olacak?” diye sordum. Cemal,
“Ee, resimleri gördünüz. Hem eğlenip hem para kazanacaksınız, hakkınızda çok şey duydum!” dedi sırıtarak.
Teklif güzeldi, karımla bakışıp, tamam dedik. Almanlar görse ne olacak ki, burada yayınlanmayacak olduktan sonra sorun yok diye düşünüyordum. Sabah için randevulaştık ve Cemal gitti.
Akşam yemeğinden sonra hemen odamıza döndük, karım erkenden yatıp dinlenmek istiyordu. Odada karıma,
“Porno film yıldızı olunca artık bana bakmazsın!” diye takıldım.
“Normalde de bakmam artık!” diye sertçe yanıtladı. Halen çok kızgındı bana. Yatıp uyuduk.
Sabah olunca bavulumuzu alıp otelden çıkış yaptık. Resepsiyon müdürü Kemal bey bizi kapıya kadar geçirdi,
“Yine bekleriz!” dedi sırıtarak. Duymazdan geldik.
Kapıda bizi siyah bir VİP minibüs bekliyordu. Stüdyonun sahibi Cemal arabanın kapısını açıp, eliyle ‘Buyrun!’ işareti yaptı. Böyle bir araç hiç görmemiştik. Araç hareket edince soğuk içecek ikram ettiler.
Yarım saat sonra bir villaya geldik. Villaya girince üç genç vardı, bir de orta yaşlı bir kadın vardı. Kadın,
“Hoş geldiniz! Biz hazırlanalım!” deyip karımı üst kata götürdü. Ben, Cemal ve gençlerle villanın giriş katındaki salona geçtik. Cemal bana,
“Yatırımı olan masraflı bir iş bu. Bu çekim bana 1.000 dolara mal olacak. Umarım alman şirketi satın alır, hatta yenilerini ister de, hem ben, hem siz para kazanırsınız!” dedi.
500 dolar deneme çekimi ve yüzde 30 pay içeren sözleşmeyi çıkardı, karşılıklı imzaladık.
Az sonra karım da merdivenlerden inmeye başladı bize doğru. Üzerinde incecik, kırmızı renkli tül bir gecelik vardı. Sutyeni yoktu. Altında kırmızı ince çoraplar ve kırmızı jartiyeri vardı. Yüzüne hafif bir makyaj yapılmıştı.
Karımı hazırlayan kadın eline kalem gibi bir şey alıp karımın sırtında ve omuznda bulunan benleri ten rengine boyayarak yok etti. O üç genç de, Cemal de, ben de gözümüzü karımdan ayıramıyorduk. Cemal,
“Önce solo fotoğraflar çekelim!” dedi. Özel ışıklar açıldı tavandan. Çeşit çeşit pozlarda çekim yaptılar karıma. Sonra külodu ve geceliği çıkardılar, sadece çorapları kaldı. Domaltıp götünü, sırt üstü yatırıp amının resimlerini çektiler. Cemal çok memnundu,
“Çok satacak bu amcık!” diyordu gülümseyerek. Cemal gençlere dönüp, “Siz de hazırlanın!” der demez gençler anında soyundular.
Üçü de kocaman sikliydi. İkisinin siki kapkara ve çok uzundu. Diğeri ise çok kalındı, ama öyle böyle değil. Benim şaşırdığımı gören Cemal,
“Bu gençler seçme. Herkes işini iyi yapacak, almanlar detaycı hassas adamlar!” dedi. Karım son pozlarını verirken gençler sıvazlayarak siklerini kaldırıyordu. Karım da yarakları görmüş ve onlara bakıp gülümsüyordu. Cemal,
“Şimdi beraber fotoğraf çekelim!” dedi.
Karımı yere dizleri üzerine oturttu. Bir eline bir yarak diğer eline diğer yarağı aldı karım. Üçüncü genç de arkasından gelip yarağını karımın kafasına saçlarına koydu. Cemal de aynı benim gibi yüzü kırmızı olmuştu.
Fotoğraf çekimi, gençlerin teker teker karımı ağzına yaraklarını sokup yalatmasıyla devam etti.
Sonra gençlerden birini koltuğa oturttular, karımı da yarağının üzerine oturtup amına soktu. Upuzun yarak amına saplanınca karımın gözleri kapandı. Cemal,
“Çok güzel, hareket etmeyin!” deyip o pozisyonda pozlarını çekti. O gencin sadece kapkara taşakları dışarda, upuzun siki komple karımın amındaydı.
Bu kadar uzun siki kolayca nasıl alabilmişti karım, hem kıskandım, hem utandım, hem de kendimi çok yetersiz hissettim.
Aynı gençle karımı değişik pozisyonlarda sikişirken resimlerini çektiler. Domaltıp sikerken diğer genç karımın ağzına verdi, üçüncü genç de yanlarında oturup karımın memelerini avuçluyordu.
Harika pozisyonlardı gerçekten. Karım bu epey büyük yarakları amında çok rahat taşıyordu. Cemal, bana,
“Bu kadın doğal bir harika. Karından çok para kazanacağız!” dedi. “Sırada video çekimi var!”
Karım domalırken arkasında üç genç sırayla sikerlerken çektiler. O iki uzun yaraktan sonra kalın küt yaraklı genç sikerken karım anırır gibi sesler çıkartıyordu.
Yüzü pespembe olmuştu karımın, vücudu yay gibi gergindi. Kalın yaraklı genç amını sikerken, karım Cemal’e dönüp,
“Offf… Ben dayanamıyorum. Orgazm olmak üzereyim, çok zevk alıyorum!” dedi. Cemal,
“Dur, dur, hemen durun!” dedi. Siken genç de kalın sikini karımın amından hemen çıkardı.
“Orgazm olmana yakın dur Nilgün’cüğüm, orgazm oluşunu farklı yapacağız. Almanların sevdiği bir şekil var onu yapacağız. Sen şimdi sakinleş iki dakika, yatakta devam edeceğiz!”
Karım biraz sakinleşince yatağa geçtiler ve karım sırt üstü yatağa yattı. Gençler teker teker bacaklarının arasına girip karımı dakikalarca siktiler.
Cemal araya girip karımın bacaklarını kaldırıp iki yana açtı. Karımın amcığı kapanmıyor, ortasında pembe bir halka delik oluşmuş, içi görünüyordu. Yakın çekim yaptılar bu sahneye…
Sonra karıma pozisyon değiştirtip domalttılar. Cemal elinde bir şeylerle geldi, kaydırıcı yağ, kas gevşetici, bir de ağrı kesici getirmiş. Özenle karımın götüne sürdüler. Bu sefer karımın götünü sırayla sikmeye başladı gençler…
Özellikle kalın yaraklı genç karımı sikerken durdurup kocaman olmuş göt deliğini yakından çekiyorlardı. Neyse ki karımın canı hiç acımıyordu. Götünden çıkartıp ağzına vermeden önce de yaraklarını fısfıs sıkıp temizliyorlardı.
“Hijyen önemli!” dedi Cemal ben bakarken. “Şimdi DP deneyelim mi?” dedi.
“O ne?” dedim. Aynı anda bir yarak amında, bir yarak götünde demekmiş, yani benim tost yapmak olarak bildiğim şey imiş. Karım hemen,
“Aaa nasıl oluyor o?” dedi. Cemal,
“Kolay!” dedi. Hemen gençlerden birini yatağa sırt üstü yatırıp karımı üzerine çıkarttı ve amına soktu gencin yarağını. Diğer genç te arkadan karıma yaklaşıp kocaman olmuş göt deliğine sikini soktu. Karım,
“Ayyyy bu ne güzel şeymiş!” deyince hepimiz güldük.
Diğer genç de sikini karımın ağzına soktu. Üç genç erkeği aynı anda tüm delikleriyle idare ediyordu karım. Cemal bu arada pantolonunun fermuarını açmış, sikini çıkarmış, hem yapılan video kaydına dikkat ediyor, hem de sikini sıvazlıyordu.
Onu öyle görünce ben de fermuarımı açıp sikimle oynamaya başladım.
Karımın memeleri sallanıyor, götüne diğer genç yarrağını sapladıkça götünün yanakları dalgalanıyor, ağzına aldığı uzun yarak boğazına değdikçe de gözü yaşarıyor, makyajı akıyordu.
Orospu derdim ama orospu gibi görünmüyordu, değişik bir şeydi bu. Aslında hem bedenini hem ruhunu sikiyorlardı karımın. Karım zevkten kendinden geçiyordu, orgazm anı gelince sikişmeyi durduruyorlardı. Bir saati geçmişti video kayıt kısmı. Karımın vücudu titriyordu,
“Dayanamayacağım artık, geliyorum!” dedi. Cemal,
“Tamam haklısın, zaten ilk gün için çok bile ileri gittik!” dedi.
Cemal de ben de sikimiz dışarda izlemekten biz de fena olmuştuk. Karım ancak fark etti Cemal’in ve benim sikimizin açıkta olduğunu… Cemal dolaptan siyah renkli plastik yarak şeklinde bir şey çıkardı,
“Dildo deniyor buna!” dedi. Dildoyu iyice yağladı. Sırt üstü yatırdı karımı. Karıma da, “Bacaklarını iyice karnına dek çekip topla, ellerinle tut!” dedi.
Karımın kızarmış amı, amının pembe içi meydana çıktı. Çok sikmek istedim, ama zamanı değildi. O gençler çok şanslıydı, karımın her yerinin tadına bakmışlardı.
Cemal siyah büyük dildoyu yavaşça ve büyük ustalıkla karımın amına soktu, karımın gözleri kapandı. Yağlı olduğu için koca şey kolayca girmişti. Cemal bir eliyle karımın karnının altına baskı yaparak dildoyu hızlı hızlı hareket ettirmeye başladı.
Hareketleri sonra çok hızlandı, manasız çok hızlı amında hereket ettirip bir yandan da diğer eliyle karımın karnına basıyordu. Karım önce bağırmaya başladı, tüm kasları gerildi. Orgazm olacaktı, karımı iyi tanıyordum. Cemal de iyice roketlemişti, kendi de ter içindeydi…
Ve karım sarsılmaya başladı. Amından işer gibi sıvılar akmaya başladı, hatta bir kısmı hafif fışkırdı. Cemal’in kolları karımın am suyuyla iyice ıslanmıştı. Karım belki 30 saniye kasılarak tüm vücudu sarsıldı amından sıvı akıtarak.
Cemal keyifle güldü, önemli bir şey başarmış edasındaydı. Ben ilk kez karımın fışkırarak orgazm olduğunu görmüştüm. Karımın orgazmı bitince, “Offf!” deyip sırt üstü yatağa yığıldı. Cemal,
“İlk miydi?” dedi. Karım,
“Evet, çok acayip bir şeymiş!” dedi.
“Son sahne ile bitiriyoruz!” dedi. Karımı dizleri üzerinde oturttu. Gençler de karşısında ayakta 31 çekmeye başladılar. Cemal,
“Çocuklar, dikkatli yapıyoruz, sağa sola değil, yüzde ve saçlarda kalmasına özen gösterelim!” dedi. Karıma da,
“Sen de başını geriye doğru tut, kayıp akıp gitmesinler mümkün olduğunca. Ben tamam diyene kadar da yüzünü silme ve hep gülümse!” dedi. Gençlere de,
“Sırayla boşalacaksınız, boşalan kenara çekilecek!” dedi.
İlk genç aynı Cemal’in dediği gibi sikinin ucunu iyice sıktı boşalırken, böylece dölleri fışkırmadan yavaşça aktı karımın alnına, yanaklarına.
İkinci genç heyecandan sanırım daha ilki bitmeden boşalmaya başlamıştı. Karımın karşısına geçtiğinde son bir iki damla dölünü karımın dudaklarına akıtabildi. Cemal,
“Yapacağın işe sıçayım!” dedi.
Üçüncü genç de sırası gelince karıma bakarak 31 çekip boşlamaya çalıştı, ama beş dakika olmasına rağmen boşalamadı. Siki de inmeye başlayınca, Cemal yine sinirlenip,
“Ulan bir işi düzgün yapamıyorsunuz!” dedi. Bana dönüp, “Sen gel!” dedi.
O an ne kadar sevindiğimi anlatamam. Karımın karşısına geçmemle elimi sikime atar atmaz karımın yüzüne dikkatlice fışkırtmaya başladım döllerimi. Benimki diğerleri gibi beyaz akmıyor, su gibiydi. Cemal bana bakıp,
“Ne bu?” dedi.
“Bilmem ki, ben böyle boşalıyorum…” dedim.
“Hay sikeyim, mundar ettiniz kadını, son sahneyi de bok ediyorsunuz!” dedi. Karım gülüyordu, yüzü yukarda, döller suratında duruyordu. Cemal geçti bu sefer karımın karşısına, 31 çekerken,
“Harikasın sen!” demeye başladı. Boşalırken sikini karımın alnına yapıştırdı eliyle. Siki her kasıldığında Cemal’in dölleri yavaşça alnından burnuna, ağzına ve dudaklarına aktı karımın.
“Bekle öyle!” dedi Cemal, karımın yüzüne boşaldıktan sonra. Hem kamerayı, hem fotoğraf makinesini aldı, son sahneyi inceledi. Sonra,
“Biraz eksik var, bekle öyle, bozma!” dedi. Karımın karşısına geçip yüzüne eğildi ve suratına beş altı kez tükürdü. Ben buna hem içerledim hem de tahrik oldum. Müthiş farklı bir his idi karımın yüzüne birinin tükürmesi.
“Şimdi oldu!” deyip çekimlerini yaptı Cemal. Sonra da, “Tamam yeterli!” deyip karıma bornoz giydirip banyoya yolladı. Gençlere de biraz para verip gönderdi. Bana,
“Akşam yemekten sonra montajı yaparım, gece de online yollarım Almanya’ya işimizi. Çok ümitliyim. Talep yapacaklar devamı için, hem de yüksek fiyatla bence!” dedi. Ben de,
“Umarım öyle olur!” dedim.
“Karın kadar yarakla bu kadar rahat orospu hiç denk gelmedi. Sen de çok şanslısın ki bana denk geldin. Bu kadını boşuna hırpalatma. Otelde çok feci sikmişler karını, duydum. Burada sikişsin karın, hem zevk alsın hem para kazanın!” dedi.
Amatör porno yıldızları anlamına gelen almanca bir internet sitesiymiş video ve resimleri yollayacağı yer. Akşam olunca makyajcı kadın, karım, ben ve Cemal yemeğimizi yedik. Cemal heyecanlıydı,
“Yepyeni bir yüz ve yerli bir yıldızla karşı karşıyayız!” diyordu. Porno sektörü kadın oyuncuları genel olarak Rus imiş, “Bedenleri güzel ama onlarda ruh yok!” dedi.
Sonra laptopunu getirdi, bahsettiği alman sitesini açtı. Karıma ve bana aynı siteden videolar gösterdi kısa kısa. Evli kadınlarmış çoğu videolarda oynayan. Bir tanesi yirmiden fazla erkekle sikişiyordu. Karım,
“Ne var ki bunda? Bir saat sürdükten sonra ha bir kişi, ha yirmi kişi!” dedi. Cemal,
“Aferin Nilgüncüğüm, aynen haklısın, ben de hep bunu söylerim hep!” dedi. Başka bir videoda zenciler vardı.
“Bu beyaz tenli kadınlarla en çok tutan. Zenci pornosu çok beğeniliyor. Her zencinin de siki büyük değil, bakma öyleymiş diye boşa bir algı var!” dedi. Karım bakıp videoya,
“Zenci yok ki bizim buralarda!” dedi.
“Olmaz mı, pazarda satış yapan afrikalılar var, sen iste yeter ki!” dedi Cemal gülerek.
Diğer bir videoda orta yaşlı bir kadının amına aynı anda iki yarak sokmuşlardı, karım ilgiyle izliyordu. Cemal,
“Merak etme, zor değil senin için!” dedi.
Karımı porno yıldızı yapma planlarıyla yemeğimizi bitirdik.
Cemal’e parayı soracaktım, ama sabahı beklemeye karar verdim, beni paragöz pezevenk sanmasın diye…
Cemal üst kata bilgisayarın olduğu odaya, yaptığı kayıtları ve çekimleri düzenleyip montajlarını yapmaya çıkınca ben de karımla birlikte terasa çıktım. Villadaki makyajcı Nuran abla üçümüze de çay koydu. Çaylarımızı içerek manzarayı izledik. Nuran abla,
“Bu villada ayda bir çekim yapılır, çok sık olmaz. Aslında Cemal pek para da kazanamıyor. Ama Nilgün sen farklısın, çok doğalsın ve açıkçası ben o kadar uzun ve büyük yaraklarla başa çıkacağını tahmin etmiyordum. Vücudun da hafif kilolu ve gerçekten tam bir ev kadınısın. Hijyenik fısfısları mutlaka kullan, anal seksten sonra yarakları yıkamadan tekrar ağzına ya da amına alma sakın!” dedi. Ben hemen,
“Abla biz yarın dönüyoruz, gerek yok zaten!” dedim.
“Yok o belli olmaz, o şirket parayı hemen göndermiyor, Cemal zaten parasız. Parası lüks harcamalara gidiyor, hemen bitiyor. İki güne ancak gelir bankaya para Almanya’dan!” Karım bana umursamazca bakıp,
“Olsun, burası güzel. İlçeye dönüp ne yapacağız ki? Köye gitsek ne var ki, tarla ve hayvanlardan başka? İstersen sen dön!” dedi. Kırılıyordum bu sözlere,
“Seni bırakmam aşkım!” dedim. Karım,
“Aşkım deme bana orospu çocuğu!” deyince Nuran abla da şaşırdı, ben de cevap vermedim. Konuyu değiştirmek için,
“Bakalım Cemal ne yapıyor…” dedim. Karımla beraber yukarı çıktık.
Cemal, bilgisayar odasında karımın sikiş videolarını iki ekranda açmış, ileri geri sarıp durdurup birşeyler yapıyordu. Bizi görünce,
“Ooo hoşgeldiniz, bakın, ayrı sahneleri bir araya getiriyorum, gereksiz konuşmaları kesiyorum, editörlük yapıyorum!” dedi. Ama bunları yaparken oturduğu sandalyede kalkık sikini çıkarmış, arada sıvazlıyordu. Karım Cemal’in sikine gülerek,
“Peki bu ne?” dedi.
“Hayatım kolay değil ki, inanılmaz tahrik edici görüntüler var, işimden zevk alıyorum işte!” Karım Cemal’in yanındaki tekerlekli sandalyeye oturup,
“Sen devam et!” dedi ve eğilip Cemal’in sikini yalamaya başladı. Cemal istemeden karımın durduk yere bunu yapmasını biraz kıskandım, yani bir sebep yoktu, Cemal öyle çekici biri de değildi. Cemal,
“Vaayyy, böyle motivasyon da yok yani, harikasın Nilgüncüğüm!” deyip bir eliyle taşaklarını tutup karıma yalatmaya başladı. Bir yandan da oldukça dikkatli şekilde işine devam ediyordu. Ben de ortam yumuşadığı için yavaşça karıma yaklaşıp memelerini avuçladım. Karım ani hareketle bana dönüp,
“Elini çek, işimiz var burada. Senin pipini eğlendirecek değilim!” dedi.
Önceden olsa bu söz beni tahrik ederdi, ama böyle reddedilmek üzmüştü beni. Elimi memelerinden çekip boştaki koltuğa oturdum. Cemal bir yandan kayıtları düzenliyor bir yandan sikini yalattığı karımın saçlarını okşuyordu. Karım da çok sakin emip yalıyordu Cemal’in yarağını. Amacı onu boşaltmak değil de eğlenmek gibiydi… Yarım saate yakın bir zaman geçmişti ki, Cemal,
“Tamam, bitti, şimdi yükleyelim, cevap bekleyelim sabaha!” dedi.
“Ödeme ne olacak?” dedim ben de. Karım Cemal’in sikini ağzından çıkartıp beni işaret edip,
“Pezevenk merak ediyor parasını!” deyip güldü. Cemal de gülüp,
“İki güne gelir, burada kalırsınız. Ben sabah işe gideceğim, siz tatile devam edersiniz burada. Ön bahçede villanın havuzu var, keyfinize bakarsınız!” dedi. Bana da dönüp,
“Pezevenk dediğin paranın sırasını bilir, bu kızı üzme bir daha, bozuşuruz!” dedi azarlayarak… İşlem bittiğinde geç olmuştu, Cemal,
“Ben yatıyorum, size iyi geceler!” dedi. Karım, Cemal’e,
“Ben de geleyim mi?” dedi.
“Gel tabii yavrum, zaten ağzına alıp alıp kaldırdın iyice! Peki bu ne olacak?” dedi beni işaret ederek. Karım,
“O alt katta yatsın, bizden uzakta!” dedi. Beni kırmaya devam ediyordu. Ama neyse ki Cemal,
“Yok, öyle ayrılık olmaz. Bir iş yaptık, öyle ayrı gayrı olmaz. Kocan olmasa hiç bu yola çıkamazdık. Aranızda ne olduysa oldu ama barışmanız lazım. En iyi barışma sikiştir!” dedi sırıtarak.
Cemal sayesinde hem karımla aramı düzeltecek, hem de kendi karımı onun izniyle sikebilecektim. Karım,
“Öff, tamam gelsin bamya pipili pezevenk!” dedi. Cemal gülerek,
“Hadi hadi, yarın haber bekleyeceğiz, moralimizi bozmayalım!” deyip ikimizin de koluna girerek yatak odasına götürdü bizi.
Yatak iki kişilik ama oldukça büyüktü. Karım da Cemal de çırıl çıplak soyunup yatağa girdiler. Işığı kapatıp ben de soyunup yatğa girdim, çünkü küçük sikim çok görünüp konu edilsin istemedim.
Ama yine de loş ışıktan ya da benim tedirginliğimden Cemal hissettiklerimi anladı sanırım. Karım ortamızda kalcak şekilde yatmışık. Gün içindeki çekimlerden, alman şirketlerden, paradan, karımın başarısından filan övgülerle bahsetti Cemal… Sonra bir ara bana doğru,
“Bak oğlum, erkeklik, adamlık, yarak boyunda veya yatak becerisinde değildir. Bir kadın, koynunda, yatağında ona erkeklik yapacak adamı arar. Doğa kanunu bu, kadın sikilmek için, erkek sikmek için vardır. Kadın sadece amından değil, beyninden de sikilmek ister. Erkeğine zevk vermek o kadının aklında yatan ana hedeftir, kendisi de böyle böyle zevk alır. Kendine güveni olan adam gibi adama hayrandır kadınlar her zaman!” diyerek bir nevi ders verdi bana…
“Bak mesela!” deyip karımın bacaklarını ayırıp üstüne çıktı, aşağıdan eliyle sikini tutup karımın amına koydu. Karımın yüzünde gülümseme vardı. Cemal devam etti,
“Bugün gördün, koskocaman yaraklara bana mısın demedi Nilgün. Benimki öyle büyük değil ama tüm vücudumla altıma alıp eziyorum karını, bak!” deyip iyice ağırlığını karımın bedenine verdi.
Karımın dolgun yuvarlak memeleri Cemal’in göğsü ve vücudu altında ezilmişti iyice, halen gülümseyerek bakıyordu.
“Sırf amına sokmak değil, ona sormadan, amının, bedeninin sahibi olduğunu kadına hissettirmen lazım. Sahibisin çünkü altındaki kadının, nasıl köpeğe tasma takarsın sahibi olursun, yataktaki kadını da köpek gibi sikeceksin ki memnun olsun!” diye devam etti ve sikini amından çıkartıp, doğrulup karımın memeleri üstüne oturdu.
Karım biraz da hayranlıkla Cemal’i takip ediyordu. Cemal karımın başını ensesinden tutup, sikini yavaşça ağzına soktu.
“Ağzına verince bile kadın zevk alır, köpek gibi düşün işte. Ayrıca sikini yalatmak yeterli değildir!” deyip, sikini karımın ağzından çıkartıp, biraz yukarı çıkıp yatakta, taşaklarını ağzına ve yüzüne yapıştırdı karımın. Karımın dili Cemal’in taşaklarında geziyordu. Çok harikaydı, müthiş tahrik oluyordum.
“Bir kadına taşaklarını yalatmazsan köpek olduğunu anlamaz, seni kendine denk zanneder!” dedi. Sonra yatakta ayağa kalkıp,
“Bak!” dedi, bir ayağını karımın yanağına koydu. Karım şehvetli değil ama oldukça neşeliydi, yanağında duran Cemal’in ayağını yalamaya, ayak başparmağını emmeye başladı.
“Gördün mü kancık karını?” dedi gülerek. “Kendine güveneceksin, dirayetli olacaksın, kocası bile olsa yanında, rahatça namusunu sikeceksin kadının!” diye ekledi.
Tüm bunları izlerken sikim taş gibi olmuş, inanılmaz bir istekle Cemal’in karımı sikmesini bekliyordum. Karım da çok keyifli olarak Cemal’i dinliyordu. Cemal ayağını karıma yalatırken hırslanmaya başlamıştı, yüzünde manidar bir gülümseme vardı. Sonunda ayağını karımın ağzından çekip,
“Yeter!” dedi ve yatağa yan yatıp karımı da yan yatırıp arkasını kendisine, yüzünü bana çevirdi. “Şimdi sen karınla göz gözeyken amına koyacağım!” dedi.
Karımı belinden tutup kendine çekip arkasından iyice yapışıp sikini karıma soktu. Karım hafif gözlerini kapattı Cemal’in sikini amında hissedince. Ben de saçlarını yüzünü okşadım karımın,
“Bana dünyaları veren, beni mutlu eden karıcığım, seni çok seviyorum bir tanem!” dedim. Karım gözlerini açıp bana gülümseyerek iki parmağını ağzıma soktu. Cemal bunu görünce,
“İşte, sen ancak karının parmaklarını yalarsın, ben ise neresine istersem orasına sokarım sikimi!” deyip karımın arkasında hareketlendi. Eliyle sikini tutarak kılavuzladı ve karımın götüne soktu bu sefer…
Karım zaten bugün çok sikildiği için götünden, hiç zorlanmadı alırken.Sert sert karımın götünü sikerken, saçlarından tutup başını kendine çevirip yüzüne iki kez tükürerek,
“İşte, namusu olmayan, gururu olmayan gerçek bir kadın!” dedi.
Karım tekrar başını bana çevirince yanağında ve alnında Cemal’in tükürükleri duruyordu. Cemal’in konuşa konuşa karımı burnumun dibinde sikmesi hem karımı hem beni çok tahrik ediyordu. Karım parmaklarını tekrar ağzıma sokup diğer eliyle de benim sikimi tutunca dünyalar benim oldu.
Cemal, on dakika kadar karımın götünü siktikten sonra, karımı sırt üstü yatırıp tekrar altına alarak aynı anlattığı gibi tüm vücuduyla ezerken de bacaklarına arasına girip eliyle sikini karımın amına yerleştirdi.
Karım kısa kısa inliyordu. Sırt üstü yatınca bir elini Cemal’in boynuna doladı, diğer eliyle de benim sikime 31 çekmeye başladı. Cemal hırslanmış olduğu için karımın bacakları arasında neredeyse zıplayarak sikiyor, göbeğini karımın bedenine tüm gücüyle vuruyor, bir yandan da,
“Amına koduğumun orospusu seni!” diyordu. Karım da,
“Orospun değil köpeğinim senin!” deyip Cemal’in dudaklarına yapışıp ihtirasla öptü.
Karımın sıcak eli sikimde hızlanmıştı. Üzerinde ona söven Cemal sikini karımın amı içinde hızlandırırken ben de gözlerimi kapattım. Çok büyük bir heyecan ve şehvet içinde Cemal’in şakır şakır karımı sikmesini dinleyerek karımın eline boşaldım.
Karım eline akıttığım için gözlerini açıp bana öpücük yaptı, başı, gövdesi, memeleri Cemal’in sert darbeleriyle yukarı aşağı hızla hareket ediyordu. Cemal,
“Geliyorum, nereye boşalayım?” diye sorunca, karım,
“İçime boşal!” dedi. Cemal, “Offff!” diye bağırarak karımın amının içine döllerini akıttı.
Karım bana 31 çektirdiği elini ağzıma sokunca, ona olan aşkım ve sevgimle kendi döllerimi yalayarak karımın parmaklarını temizledim. Cemal rahatlamış olarak karımın üzerinden kalkınca benim yaladığım parmakları fark etti ve
“Ooo aferin sana, sen de karının köpeği olmuşsun. Gel karının amını da yala bakayım!” dedi.
Karım da hemen saçlarımdan tutup başımı amına doğru yönlendirdi. Taptaze sikilmiş amı çok güzel görünüyordu. Karım hafif kımıldayınca amından Cemal’in bembeyaz dölleri dışarı doğru aktı. Cemal,
“Hadi, döllediğim amı yala da nasıl köpeksin görelim!” dedi.
Büyük bir iştahla karımın amının üstünü yalamaya başladım, arada Cemal’in akmış olan dölleri çeneme geliyordu, ama karımın ıslaklığının tadını daha çok alıyordum. Karım bacaklarını kasarak orgazm oldu. Çok hızlı orgazm olmuştu, titremeleri de çok kısa sürmüştü. Cemal duş almaya banyoya giderken,
“Siz de duşunuzu alın, yarın önemli haber bekleyeceğiz, yatakta olan konuşmalar yatakta kalır, evli olan sizsiniz!” dedi. Cemal banyoya gidince karımı dudaklarından öpüp sarıldım,
“Seni çok seviyorum, affet lütfen beni!” dedim. Karım çeneme bulaşmış Cemal’in döllerini parmağıyla sıyırıp kendi ağzına alıp yuttuktan sonra,
“Sen benim küçük fino köpeğimsin, namusun şerefin yok ama ben seni böyle seviyorum. Fakat bir daha pısırık olma, beni korumasız bırakma!” dedi. Espri olsun diye başımı sallayıp,
“Hav hav!” dedim. Karım gülerek,
“Aferin sana amcık ağızlı kuçu kuçu!” dedi. Ben de,
“Canım benim!” deyip yatağa sırt üstü uzandım. Karım ise kalkıp duşa, Cemal”in yanına gitti. Karımı on dakika kadar bekledim, gelmeyince uyumuşum. Ama Cemal’in bana,
“Mustafa, koş aşağıdan kamerayı getir!” diye seslenmesiyle uyandım. Ne oldu diye bakmaya banyoya gittim. Karım küvetin içinde yere çömelmişti. Cemal,
“Git kamerayı getir!” diye yineledi. Tam anlamadım ama aşağı inip kamerayı getirdim. Ağzına mı verecekti karımın, ama daha yeni boşalmıştı. Cemal bir eline kamerayı alıp karımın yüzüne ayarladı, diğer eliyle de inik sikini tuttu. Bir kaç saniye içinde karımın memelerine işemeye başladı.
Karım küvetin içinde çömeldiği yerde geriye doğru yaslanıp yusyuvarlak dolgun memelerini gererek Cemal’in sidiğinin vücudunda yayılmasını sağladı. Cemal,
“Gülümse şimdi kameraya!” dedi. Karım üzerine işenirken mutlu ifade takınarak gülümsedi. Cemal işemesini bitirince,
“Çok güzel oldu, yüzüne de işerim ama yavaş yavaş bu işler, hemen yapmamak lazım!” dedi.
Cemal toparlanıp kamerasının ekranına baka baka duştan çıkınca karım tekrar suyu açıp duşa devam ettti. Ben de şampuanlı lifle karımı yıkadım güzelce ve
“Bu kadarına gerek var mıydı?” dedim.
“Aşkım sen adam olmadığın için anlamıyorsun, senin gibi finonun karısı olacağıma Cemal gibi adamın köpeği olmak çok daha güzel. Senin aklın ermez bunlara!”
Gerçekten tam anlamamıştım, bir yandan aramız düzeldiği için çok seviniyordum. Ama Antalya’ya geldiğimizden beri birçok kişi karımı sikmiş ben ise bir kez bile sikememiştim kendi karımı. Ayrıca defalarca götünden sikilmiş olan karım bana hiç götten vermemişti. Karıma,
“Fino köpeğin olabilirim ama bazı şeyleri benim de canım çekiyor!” dedim. Karım bana biraz acıyarak bakıp,
“Yüz buldun hemen şımardın, canımı sıkıyorsun. Seni yatağa aldığımıza dua edeceğine, pipini elimle boşalttığım için teşekkür edeceğine, erkek rolü takınıyorsun. Şimdi fikrim değişmeden git ve alt katta yat, yatağımıza da gelme!” diye tersledi beni. Karımı daha fazla kızdırmamak için,
“Tamam, kusura bakma, sen nasıl istersen, iyi geceler!” deyip omzuunu öpüp banyodan çıktım. Cemal yatakta çoktan horlayarak uyumuştu. Ben de alt kata indim. Nuran abla terasta çay ve sigara içiyordu. Yanına gidip bir çay da kendime koydum. Biraz yüzüm asıktı. Nuran abla,
“Duydum yukarda konuştuklarınızı. Üzülme, karın gerçek bir dişi. Kaplan gibi bir şey. Bir tabur asker gelse hepsini amında sallar. Bakma Cemal’e sen, sanki o tek başına kalsa karını doyurabilir mi? Yapamaz!” dedi.
Nuran ablanın konuşması biraz teselli etmişti beni. Sandalyesini yanıma çekip, başımı tutup kendi omuzuna koydu ve
“Hormon meselesi bunlar, senin erkekliğin zayıf, zaten ufacık vücudun var, dün boşalırken de gördüm seni, spermlerin su gibi, sanırım dölsüzsün de… Ama kalbin iyi senin, merak etme Nilgün de hormonları sakinleyince kimlerin üzerinden geçip içine kaç kişinin dölünü döktüğünü unutacak ve sen yanında olduğun için sana daha çok bağlanacak. Boşuna şeref gurur namus meselesi yapma!” deyip alnımı öptü. Sonra da,
“Hem olmayan şeyin derdi mi olur?” dedi. Nuran abla içimi çok rahatlatmıştı, kendimi hafiflemiş hissettim.
“Bu dönem geçene kadar sen de erkekmiş gibi hareket etme. Öyle yaparsan sırtındaki yük ağırlaşır, erkeklik yapmaya çalışıp bocalarsın. Zorlayıp da üzme kendini!” diye ekledi.
Haklıydı, karıma zevk aldırmaya çalışmak benim için çok yorucuydu, onu zaten herkesin canı çekiyordu. Ben ise hayatımda karımdan başka kadınla birlikte olmamıştım. Aslında karım beni, ben de karımı çok seviyordum. Karımın içinde ateş gibi yanan seks arzusu bir zaman sonra normale dönecekti elbette.
Huzur bulmuştum Nuran ablanın omzunda. Nuran abla,
“Gel seni sana başka açıdan gösterelim!” diyerek kolumdan tutup kaldırdı, çekim malzemelerinin olduğu dolabın ve aynanın karşısına götürdü.
Şortumu çıkarttı. Dolaptan aldığı berber makinesi gibi bir traş makinesiyle önce sikimin üzerindeki, sonra da göğsümde olan kılları iyice traşladı.
“Bak parladın!” dedi. Sonra bir ruj alıp dudağıma sürdü.
“Abla ne yapıyorsun?” dedim.
“Sakin ol bekle!” dedi.
Bu sefer siyah bir göz kalemi alıp gözlerime makyaj yaptı, yanağıma allık sürdü. Yeni boşaldığım için küçük olan sikim inikti. Nuran abla sikimi tutup,
“Bu zaten işe yaramıyor!” deyip bantla sikimi aşağı doğru bantladı. “Bak şimdi aynada kendine, erkek miymişsin!” dedi.
Aynadan bakınca bacak aramda sikim yeni traşlanmış kadın amı gibi duruyordu. Yüzümdeki makyaj da güzel değildi, aynada hiç ben gibi görünmüyordum, ama o halimle hakikaten erkeğe de benzemiyordum.
“İşte bunu kabul ettiğin zaman sıkıntılar biter. Şimdi yan odaya geç ve erkek olduğunu unut, genç bir kız gibi yat uyu!”
Dediğini yapıp yatağa yattım makyajlı olarak. Çok yorulmuştum tüm gün, ama imkansız olanla boğuşmak yerine erkek gibi olmamak en azından erkek gibi görünmemek bana huzur vermişti ve kız Mustafa olarak rahatça uykuya daldım.
Sabah olunca mutfaktan gelen seslerle uyandım. Kalktım, yatağı toplayıp odadan çıktım, mutfağa doğru ilerledim. Mutfakta karım ve Cemal masada oturmuş, Nuran abla da yumurtaları hazırlıyordu.
“Günaydın herkese!” dedim. Karım bana bakıp kahkahayı patlattı,
“Ayy ne yaptın sen kendine, ne bu hal?” dedi. Yüzümdeki makyajları unutmuş, öylece çıkmıştım. Cemal de sandalyede sallana sallana güldü. Nuran abla,
“Uğraşmayın Mustafayla, kendini bulacak işte!” dedi. Karım,
“Evet, böyle daha uygun olmuş, çok yakışmış kocacığım. Seni öperdim ama makyajın bozulmasın, amcık ağızlı kocam benim!” dedi sırıtarak. Sonra da, “Ama eksik var, o şort ve tişört ne?”
“Anlamadım?”
“Anlarsın gel!”
Elimi tutup çekim yapılan odaya götürdü. Dolaptan minicik bir etek çıkardı, bir de sırtı açık, göğsü açık bluz çıkardı. Her ikisi de pembe renkliydi.
“Giy canım, bunlar yakışacak sana!” dedi. Ben kısık sesle,
“Bana etek mi giydireceksin?” dedim karıma.
“E yakışır sana!” dedi. Eteği ve bluzu elime sıkıştırıp, “Hadi acele et, kahvaltı yapacağız, sonra da işimiz var, zamanımız az!”
“Neden?”
“Cemal bu sabah otele gidecek, ben de onunla gideceğim, akşam Almanya’dan haber gelene dek otelde beni tanıştırmak istediği biri varmış, onunla buluşacağız!” dedi.
Karım konuşurken ben de etek ve bluzu giydim. Bluzun üstü filan bol gelmişti, kadınların memesi olduğu için bana uygun değildi. Ama etek giymek hoşuma gitti, çok rahatmış bacak arasının boş olması. Karım bana şöyle bir bakıp süzerek,
“Gerçekten yakıştı!” dedi. Pembe mini eteğim ve pembe bluzumla karımla beraber mutfağa geri döndük. Cemal gülmeye devam etti ve
“Ulan Nilgün, kocanı köpek yaptığın yetmedi, ibne de yapmışsın. Ama, hiç de güzel görünmüyor!” dedi. Nuran abla lafa girip,
“O bacaklarla etek olmaz tabii, neyse kahvaltıdan sonra düzeltiriz, şimdi oturun sofraya!” dedi.
Karımın üzerinde dar bir kot pantolon, üzerinde de dar bir tişört, içinde de sutyen yoktu. Kıyafetleri çekim odasındaki dolaptan almış olmalıydı, çünkü bizim değildi. Ben biraz şaşkın ve sessizdim, ama karım ve Cemal çok neşeli, çok da heveslilerdi, karımın önünde güzel bir kariyer olduğunu filan anlatıyordu Cemal. O ara telefonu çaldı. Açtı,
“Tabii abi geleceğiz… Bir saate ordayız!” dedi. Kısa bir süre sessiz dinleyip, “Tabii abi, aynı anlattığım gibi… Elbette abi, sadece götünü değil istersen sülalesini bile sikersin!” dedi, karıma göz kırptı. Karıma,
“Ne oluyor?” dedim. Karım (Şşşt!) yaptı, sustum ben de. Cemal telefonu kapatınca,
“Tamam, Mehmet bey bekliyor bizi, fotoğrafları görünce dibi düşmüş!” dedi. Anlaşılan karımın dün çektiği fotoğraflarını o adama göndermişti.
“Anlamadım, ne olacak Mehmet beyle?” dedim. Cemal de,
“Ya gün boş geçmesin, iki kuruş para alalım. Hep sen mi pezevenk olacaksın, bir de ben satayım orospu karını!” dedi yanağımdan makas alarak. Karıma baktım, o da pek memnun değildi,
“Hani sadece tanışacaktık?” dedi karım.
“Nilgüncüğüm tanışınca ne olacak sanıyorsun? Tıp, siyaset, politika, futbol mu konuşacaksın adamla? Senin ağzın neye yarar biliyoruz, vücudun da domalırken güzel. Yanlış anlama, bu boy ve kilo ile mankenlik yapacak değilsin herhalde!” Karım biraz üzgün, ama çok da belli etmeden,
“Para alacak mıyız?” dedi. Cemal,
“Evet, elbette evet! Gün boşa geçmemiş olur işte. Ne olacak sanki eskiyecek misin?” dedi.
Kahvaltı bitince Cemal aceleyle VİP minibüsü aradı, çabucak karımı yanına alıp çıktılar villadan. Nuran abla bana bakıp, sessiz ve hoşnutsuz olduğumu da fark ederek,
“Bunlar güzel değil tabii, para için yapmayın bu işi, zevk işi zevk olarak kalsın. Ayrıca bu işlerde ödenen para büyüdükçe beklenti artar, çok hırpalarlar karıcığını. Sen artık karının kocası gibi davranmaktan vaz geçip onun kız arkadaşı, kankası gibi samimi ol, anlat ona bunları, seni dinler o zaman. Gel, seni bir toparlayalım!” dedi.
Nuran abla bu arada su kaynatmıştı, sıcak suyu da alıp banyoya gittik. Bir kaba bir miktar toz döküp üzerine suyu koyup karıştırdı ve bir parça macun gibi çamur çıkarttı kaptan.
“Otur, bacaklarını uzat!” dedi. Ayak bileklerime macunu yapıştırdı. Sonra da hızla çekti.
Ağdaymış bu yaptığı. Aslında epey acıtan bir şey, ama bunu tekrarlayarak tüm bacaklarımdaki tüyleri aldı. Işık vurdukça tüysüz bacaklarım kadın bacağı gibi parlıyordu.
“Ayağa kalk, arkanı dön, götünde de kalmasın!” diyerek götümdeki tüyleri aldı Nuran abla.
“Şimdi aynada bak kendine!” dedi. Gerçekten de hiç ben gibi durmuyordum, ama kadın gibi de değildim.
“Sen şimdi güzel bir duş yap gel, ben içerdeyim, hazırlanacağım!” dedi.
“Neye abla?” dedim,
“Sen duşunu yap gel, genç kızlar soru sormaz!” dedi Nuran abla. Ben duşa girerken Nuran ablanın telefonu çaldı. Açtı,
“Tamam… tamam… tamam!” dedi telefonda. Sonra kapıya gelip bana dışardan seslendi, “Hayırlı olsun, Cemal’e telefon gelmiş, alman şirketi denemeyi beğenmiş, parayı da yollamışlar, bir de yeni iş teklif etmişler!” dedi.
Para konusu hoşuma gitti, ama yeni iş filan artık hoşuma gitmiyordu, karımın porno yıldızı olması fikrini beğenmiyordum. Duştan sonra banyodan çıkıp salona gidince
Nuran abla üzerindekileri çıkartmış, tüm vucudunu ve bacaklarını saran siyah file bir kıyafet giymişti, ağ kısmında kocaman açıklık vardı. Arkası dönük, hafif öne eğilmiş, beline kemer gibi bir şey takmakla meşguldü.
“Nuran abla, alman şirketi ne çabuk onaylamış, yeni iş filan neymiş?” dedim.
“Bilmiyorum kızım!” dedi. Bana kızım demesine şaşırıp güldüm. “Ha şöyle, rahatla biraz, kızlığını alacağız birazdan, kendini bulacaksın!” dedi.
Nuran abla bunu söyleyip bana doğru dönünce önünde takma sike benzeyen plastik bir dildonun sallandığını gördüm. Kemerle onu beline bağlamıştı.
“Abla o ne?” dedim.
“Ne olduğunu anlarsın birazdan orospu!” dedi
Nuran abla, kollarımdan tutup kanepeye yüz üstü yatırdı beni. Sonra da eline aldığı, dün karıma da sürdüğü yağları götüme sürmeye başladı. Yağlarken bir yandan da parmaklarını götüme sokuyordu.
Parmakları her götüme girdiğinde sikim kalkıyordu. Bu otomatik bir şeydi, çok tahrik olduğumdan değil, sikim kendi kendine kalkıyordu.
“Gördün mü, bedenin nasıl istiyor sikilmeyi!” dedi. Yüz üstü yattığım yerde popomu hafif yukarı kaldırıp Nuran ablanın parmakları götüme daha rahat girsin diye popomu hareket ettiriyordum.
Bunlar hep kendiliğinden oluyor gibiydi, bir yandan korkuyordum da. Nuran ablanın beline bağladığı o dildoyu karımın amına sokmuşlardı, ama ben hiç götümden sikilmemiştim hayatımda… Parmaklama işi bitince yavaşça arkama geçip eliyle dildoyu tutup kafasını yavaşça götüme soktu.
“Daracaksın kızım, offf!” dedi, zevk alıyordu Nuran abla.
Göt deliğimdeki genişleme hafif acıttı, ama çok az, sanırım o sürdüğü losyonlar acıyı hissetmeme engel oluyordu. Nuran abla sonra yavaş yavaş kendini bana doğru iterek dildoyu tamamen soktu götüme. Götümdeki hafif sızı pek hoşuma gitmedi, aslında zevk almadım, ama sikim taş gibi olmuştu.
“Orospu seni, fahişe seni, göt oğlanı seni!” diye bana küfürler ediyor, beline bağlı dildoyla götümü hızlı hızlı ve sertçe sikiyordu.
“Abla yavaş, canımı acıtıyorsun!” dedim. Nuran abla çok hırslıydı, götümü iyice sert kökleyerek sikerken saçlarımdan çekiştirince,
“Abla yeter!” dedim bağırarak. Sikim boşalacak gibiydi, ama götümden sikilirken boşalmak da hiç istemedim. Nuran abla durup,
“Ulan adam değilsin, koca değilsin, erkek değilsin, kadın değilsin, ibne değilsin, nesin ulan şerefsiz?” dedi.
“Abla öyle deme!”
“Bırak ya. Seni nasıl arzuluyorum görmüyor musun, sana sahip olmak bana nasıl zevk verdi görmüyor musun?”
“Abla gel amını yalayayım, iyi yaparım gerçekten o işi!”
“Öff tamam, yarım kalmaktan iyidir!” deyip dildoyu önce götümden çıkartıp belindeki kemeri de çözdü, dildoyu kenara attı.
Beni sırt üstü yatırıp yüzüme oturdu. Nuran ablanın amı kapkaraydı, karımınki gibi güzel değildi. Amının dudakları kalındı, içi kuyu gibiydi. Yine de onu sakinleştirmek için amını yalamaya başladım. Ben yalarken,
“Köpeksin sen, işini biliyorsun!” deyip biraz neşelendi. Ben amını yalarken o da parmaklarıyla amının üstüyle oynuyordu. Beş dakika kadar yaladıktan sonra, Nuran abla ağzıma iyice oturarak orgazm oldu.
“Hiç yoktan iyidir!” diye mırıldandı önce, sonra, “Kalk, seni de halledelim, şu haline bak, dokunsan boşalacaksın!” dedi. Beraber banyoya gittik. Beni yere yatırıp üzerimde bacaklarını ayırıp ayakta durdu ve
“Hadi, 31 çek!” dedi. Nuran ablanın uzun file çoraplı bacakları çok hoştu. Yattığım yerden amına bakarak sikimi oğuşturmaya başladım. Nuran abla ayağını yüzüme sürtüp arada yalatıyordu bana. Birden,
“Şimdi bu anı ömür boyu hatırlayacaksın!” deyip, dizlerini hafif kırıp amını eliyle oynayarak önce hafifçe sonra şiddetle üzerime işemeye başladı.
Göğsüme, yüzüme, ağzıma, saçlarıma işiyordu. Benim de dayanacak halim kalmamıştı, elimdeki sikimle kendi üzerime boşaldım. Nuran ablanın işemesi bitince ben de hızlıca kalkıp duşa girdim, kendimi çok pis hissettim. Duşta çok uzun kaldım. Sonra gidip odamda yattım, odamdan çıkasım gelmiyordu. Yaşadıklarımı düşünerek
uyudum…
Akşama doğru villanın önüne VİP minibüsün gelmesiyle uyandım. Karım ve Cemal gelmişlerdi. Yanlarında da zayıf, uzun boylu, kötü görünen bir zenci vardı. Giyinip salona geçtim. Cemal tanıştırdı,
“Habeş bu!” dedi. Habeş biraz mahcup, eski kıyafetleri olan, genç bir zenciydi. “Çekimlerde model olacak Habeş!” dedi. Karıma baktım, yüzü kızarmıştı, pek mutlu görünmüyordu.
“Ne oldu?” dedim karıma. Karım,
“Hiç!” dedi ve mutfağa gidip Nuran ablayla bir şeyler yedi, bir
az gözleri yaşlıydı.Yanına gidip tekrar sordum,
“Ne oldu?” diye.
“Bu Mehmet denen adam tam sapık. Bak!” dedi. Kolları morarmıştı karımın, ensesinde de morluklar vardı.
“Yüzüne ne oldu?” dedim.
“Adam manyak, kadınları dövmekten zevk alıyor. Ne kadar bağırdıysam da kimse yardım etmedi. Şu son çekimi yapıp paramızı alıp çıkıp gidelim buradan!” dedi. Çok kızmıştım karıma yapılanlara, Cemal’in yanına gidip bağırarak,
“Sen ne yapıyorsun? Böyle saçmalık olur mu!” dedim.
Cemal bana göre şişman ve iri olduğu için kolumdan tutup duvara yasladı, yumruğunu sıkıp yüzüme doğru yaklaştırıp,
“Seni burada sikerim göt oğlanı!” dedi. Nuran abla umursamazca bakıp,
“Ben o işi yaptım zaten!” dedi. Cemal sırıtarak,
“Boşa mı götürdüm kahpe karını Mehmet beye?” dedi. Cebinden bir miktar dolar çıkartıp, “Bak bu size düşen kısmı!” dedi.
Beni de sertçe yakamdan tutup yüzümü duvara yaslayıp, şortumu indirdi. Çok güçlü olduğu için kımıldayamadım, hem de korktum beni dövecek diye… Cemal elinde tuttuğu paraları iyice dürüp götüme soktu ve
“Al paranı kapa çeneni!” dedi. Bağırışmalarımıza karım geldi içerden,
“Tamam Cemal bırak, benim hatırım için. Şu çekimi de yapalım biz gideceğiz zaten!” dedi.
Alman şirketi zencili çekim istemiş, ayrıca karım Almanya’ya gelirse orada tam zamanlı porno işi vereceğiz diye yazmışlar. Neyse ki Almanya’ya gitme şansımız yoktu da porno işi bitecekti. Cemal yakamı bırakıp,
“Hadi Habeş, soyun içeri geç!” dedi.
“Duş alacak ben?” diye aksanlı olarak sordu Habeş. Cemal,
“Yok, ne duşu, hadi, sikeceksin işte orospuyu!” dedi. Karıma da, “Orospu sen de soyun!” dedi. Karım sakince üstündekileri çıkartınca sırtında ince kırmızı uzun çizgiler gördüm. Karıma,
“Bunlar ne?” dedim.
“Dedim ya, adam sapık, kamçıyla vurdu sırtıma!” diye yanıtladı. Cemal,
“Ya amma uzattınız, hadi hadi!” diyerek kameralarını çıkardı.
Habeş soyununca çıplak bedenini gördüm. Benden zayıftı, ama uzun boyluydu, ter kokuyordu. Siki yumuşak ve inikti, ama upuzun sallanıyordu. Burada çok büyük sikler görmüştüm, ama bu bambaşkaydı, herhalde kalkınca bir yirmi santim olacaktı.
Karım yere oturup Habeş’in önce taşaklarını yaladı, sonra sikinin kafasında diliyle yuvarlaklar çizdi. Sonra da sikinin kafasını ağzına alıp emmeye başladı. Habeş gülüyor, güldüğünde simsiyah yüzünde beyaz dişleri görünüyordu. Cemal de Habeş’e ve karıma komutlar veriyordu, şöyle böyle yapın diye.
Habeş’in siki iyice sertleşip kalkınca upuzun olmuştu. Tam tahmin ettiğim gibi, 20 santimden bile uzundu. Cop gibi tutup sikini karımın yanaklarına vurarak dövdü bir süre. Sonra Cemal Habeş’in arkasını çevirdi karıma,
“Götünü öp yala, götüyle seviş!” dedi. Karım cevap vermeden Habeş’in göt yanaklarını öptü, göt deliğini yaladı. Habeş’in çok hoşuna gittiği belliydi, öne eğilip götünü daha çok açıyordu karıma.
Cemal karımın başını tutup Habeş’in göt yanakları arasına iyice itip kayıt yapmaya devam etti. Karımın dili girebildiği kadar Habeş’in göt deliğinin içindeydi. Cemal,
“Tamam, aferin!” deyip karımın başını geri çekip saçlarından kavrayıp üç dört kez yüzüne tükürdü, “Silme bunları kalsın, domal!” dedi. Nuran abla geçenki losyonları getirmişti. Cemal,
“Bunlara gerek yok, doğal çekim yapacağız, yüz ifadeleri önemli!” dedi. Ben hemen,
“Olmaz öyle. Canı acır!” dedim ve losyonlara uzandım. Karım domalmış halde bakıyordu bana. Cemal kamerayı bırakıp yanıma geldi, aniden yüzüme tokat atıp, bir kolumu tutup kıvırmaya başladı. Canım çok yandı.
“Sen ne karışıyorsun lan dümbük, parasıyla değil mi, sen onları kendi götüne sür ibne!” dedi. Nuran abla,
“Yavaş ol Cemal, kolu kırılacak!” dedi. Kolum çok acıyordu, gözümden yaş geldi. Cemal kolumu bırakıp, yüzüme sert bir tokat daha attı. O tokatla kanepeye düştüm ağlayarak. Karım domaldığı yerden bana bakıp parmağıyla (Sus!) işareti yaptı. Cemal söylene söylene,
“Hadi devam!” dedi. Habeş karımın sırtına bastırıp iyice domaltarak götünü yukarı kaldırdı, sikini karımın amına sürtmeye başladı. Cemal,
“Yok, amdan değil, götten sikeceksin!” dedi. Habeş,
“Tamam abi!” deyip kırık Türkçesiyle sikini karımın götüne dayadı. Karım gözleri kapalı bekliyordu götüne girecek yarrağı.
Habeş iti sikini sokmaya başladı karımın götüne. Yarısı kadar girince karım,
“Acıyooor!” dedi. Cemal,
“Çok güzel!” dedi ve kamerayı karımın yüzüne odakladı. Habeş soktukça karım can acısıyla yüzünü buruşturuyordu, Cemal de,
“Çok güzel, çok güzel!” diyerek kayıt yapıyordu. Habeş sonunda sikinin tamamını karımın götüne soktu ve Cemal’e dönüp,
“Abi çok dar!” dedi. İlk kez biri karımın götüne dar demişti. Cemalin komutlarıyla Habeş devam etti karımın götüne pompalamaya…
Beş dakika bu pozisyonda siktikten sonra pozisyon değiştirdiler. Habeş sırt üstü yatıp karımı kucağına yüzü bize dönük olacak şekilde alıp uzun sikini karımın götüne soktu.
Karım, “Aayyyy!” diye inledi. Cemal yine, “Çok güzel!” demeye devam ediyordu. Karım kocaman yarrak götünde, sürekli hopluyordu.
Habeş’in siki karımın götünde olmasına rağmen amı boru gibi açılmıştı. Hiç amından sikilmemesine rağmen kocaman olmuştu amı. Nuran ablayla banyoda boşaldığım için sikim kalkmamıştı, ama aslında bu görüntü çok tahrik etmişti beni.
Sonra değişik pozisyonlarda Habeş karımın götünü sikmeye devam etti. Karım artık kalın bir ses çıkartarak inliyordu. Karımı nadiren böyle anırtan olmuştu. Cemal,
“Tamam!” deyip yakın çekime geçti. Bana, karımın götünün yanaklarını iki yana ayırmamı söyledi, ben de ayırdım. Karımın göt deliği de amı gibi yarılarak açılmış, içi görünüyordu. Ama kıpkırmızıydı, çok tahriş olmuştu. Habeş boşalmamış olmasına rağmen karımın götü ıslaktı.
Yakın çekim sonrası havluyla sildim karımın götünü, havlu hafif kırmızı oldu, hafif kanama vardı. Karım neredeyse bayılacak gibiydi. Karımı sırt üstü yere yatırdılar. Kamerayı Nuran abla aldı, Cemal ve Habeş karımın yüzüne yaklaşıp 31 çekerek boşaldılar. Cemal bana dönüp,
“Sen de boşalmak ister misin karının yüzüne?” dedi.
“Yok!” dedim. Cemal sırıtarak,
“Sen bilirsin, ben ekleme yapayım!” deyip bolca tükürdü karımın yüzüne ve kamerayla kayıt yaparak bitirdi sahneyi.
Hızlıca karımın koluna girip kaldırdım, banyoya götürüp yıkadım. Külodunu giydirdim. Külot hafif kan olmuştu, kanama devam ediyordu. Banyodan çıkıp tamamen giydirdim karımı. Eşyalarımızı topladık. Cemal’e,
“Almanlardan gelen para ne olacak?” dedim.
“Gel!” dedi Cemal, yanına gittim. “Eğil!” dedi, ensemi sıkıca tutup başımı aşağı iterek şortumu sıyırdı. Paraları dürüp götüme soktu. Sonra da,
“Şimdi siktir olup gidin, evinize dönün, Almanya işi olursa ben ararım sizi!” dedi. Cemal’in soktuğu paraları götümden çıkartıp cebime koyudum, karımı da koluma alarak villadan çıktık.
İlk gelen taksiyle otogara gidip ilk otobüsle yola çıktık. Karım yolculuk boyunca yan oturdu götü acıdığı için. Antalya tatili güzel başlamış, ama kötü bitmişti. Yine de epey para kazanmıştık.
Gece otobüste karım acıyla inleyerek uyuklarken, ben de geleceğimizi düşündüm. Bu güzel hayatları gördükten sonra ilçedeki yaşantımız, köydeki hayvanlar ve tarla çok kötü gelmişti bana.
Tamam, ilçede, köyde ve günübirlik gittiğimiz şehirde sikmişlerdi karımı ve zevkliydi. Ama tarlayı ve hayvanları satıp büyük bir şehirde yaşamak, orada iş bulmak daha mantıklı olurdu artık bizim için!
Evimize vardıktan sonra karım yorgunluktan ve götünün acısından bir hafta kadar kolay oturamadı. Uyurken bile sırt üstü yatmakta zorlanıyordu. Antalya tatili boyunca karımı defalarca amından götünden sikip ağzına yüzüne boşalmışlardı.
Karımın sikilmesini izlemek bana çok zevk veriyordu. Karım da bende olmayan erkekliği başka erkeklerde buluyor, sikilmenin zevkini yaşıyordu. Ancak Cemal’in çirkin tutumu ve Habeş’e karımı yağsız olarak götten siktirmesi hiç hoş olmamıştı.
Ayrıca Mehmet denen sapık adama karımı satmış, o şerefsiz de kırbaçlayıp, şiddet kullanarak sikmişti karımı. Yine de benim son gün Cemal’e karşı karımı savunmam, karımı savunmaya çalışırken tokat yemem karımın gözünde değerimi artırmıştı. Karım,
“Sen elinden geleni yaptın benim için, sağol!” diye teşekkür bile etmişti bana.
Bir hafta kadar köye gidip geldim, tarla ve hayvanlarla uğraştım. Bu arada karımla imam nikahı kıyan Muhittin bey de olan bitenden habersiz karımı bekliyordu.
Her akşam ben köyden gelince karımla konuşuyorduk. Şehirlilerin hayatı, lüks Antalya tatili, modern yaşantı bizim ilçe ve köy hayatımızdan bin kat güzeldi. Karım,
“Sen beni başkası sikerken izlemekten hoşlanıyorsun, ben de başka yarakların tadına bakıyorum. Bu çok güzel, ama köyde kahvehanede kahveciyle falan veya eniştenle burada sikişme fikri artık hoş gelmiyor bana, buralardan gidelim!” diyordu.
Elimizde Cemal’den aldığımız dolarlar, Ruslardan aldığımız eurolar vardı. Tarla ve hayvanları da satmaya karar verdik. Ancak büyük şehirde yaşam hem pahalıydı, hem de hazırda işim yoktu. Ablam ve eniştemle de konuştuk bu konuyu. Eniştem,
“Siz bilirsiniz, ama orada iş bulana kadar en azından bir yıllık kiranız hazır olsun ki sıkıntıya düşmeyin!” dedi. İstanbul’daki akrabaları aradım. Ama,
“Hem iş yok, hem de İstanbul’da kiralar çok pahalı, gelmeyin boşuna!” dediler. Ankara’da yaşayan asker arkadaşım Hakan’ı aradım. O da Maltepe’de bir eğlence mekanında çalışıyormuş. Onun söylediği kiralar İstanbul’a göre çok daha azdı. Hakan,
“Büyük siteler var, biraz şehir dışı, ama burada yol çok uzun sürmüyor. İş için de patronlarla konuşurum, bir şeyler buluruz!” dedi.
Karımla artık buralardan gitmeyi iyice kafaya koymuştuk. Ankara bizim için güzel olacak dedik. Tarlayı ve hayvanları acilen ucuza sattım. Ancak bir yıllık kirayı tam hazırlayamadık. Karım,
“Ben Muhittin beye gideyim, ailem için borç isteyeyim!” dedi.
“Adam seni ikinci karısı biliyor, haftalardır ortada yoksun, seni gördüğü an yatırır siker!”
“Siksin, hem sanki daha önce hiç sikmedi mi?” dedi.
Artık böyle terbiyesiz konuşmalar tekrar hoşumuza gitmeye başlamıştı. Karım Muhittin beyi aradı ve
“Sabah eve dönüyorum!” dedi. Sabah olunca da hazırlandı, pardesü giyip başını örttü, “İki üç gün kalıp parayı alınca dönerim!” dedi. Dedi ama kendini siktireceği için heyecanlanmıştım. Karıma,
“Gel karıcım, çok zaman oldu, önce seni ben bir sikeyim!” dedim. Karım,
“Acelem var!” dedi, ama yüzü de güldü teklifime. Uzun pardesüsünü ve eteğini yukarı sıyırıp külodunu çıkardı,
“Hadi sik madem, zaten hemen bitiyor!” dedi sırıtarak… Elimi karımın çıplak bacak arasına attım heyecanla. Amı kıllıydı. Şaşırarak,
“Bu ne?” diye sordum. Karım da,
“Kaç haftadır traş etmiyorum, Muhittin bey amcığını kıllı bırak, daha güzel olur, hoşuma gidiyor demişti!” dedi.
Karımın başkası için amını hazırlaması çok tahrik etti beni… Adamdan para alabilmek için onu her şekilde tahrik edecekti. Koridorda ayakkabılığın önünde karımı hemen yere yatırıp bacaklarını araladım.
Çıplak olsa güzel vücudu daha çok etkilerdi beni, ama böyle giyinikken sikme fikri de çok güzeldi. Hiç oyalanmadan karımın bacakları arasına yerleşip sikimi bir kerede amına soktum. Karım amına giren sikimden hiç etkilenmedi, ama şefkatle saçlarımı okşadı,
“Kocam benim. Sik beni bir tanem. Çok ihmal ettim seni. Senin bamya kadar pipinin kıymetini bilemedim, bak ne kadar zararsız, minnacık!” dedi.
Uzun süreden sonra karımla gözgöze, sikim amının içinde onunla konuşmak çok iyi geldi bana. Fazla hareket etmedim ki hemen boşalmayayım. Karım beni azdırmak için,
“Aşkım, birazdan Muhittin’e gideceğim. Biliyorsun, senin bu içimde kaybolan pipinden daha büyük onun siki… O koca sikiyle beni defalarca sikecek!” dedi.
“Siksin. Zaten herkesin orospusu oldun!” dedim. Ben de karımla artık böyle terbiyesiz konuşmak istiyordum, hem de hırslanıyordum.
“Sen de pezevenk oldun o zaman, gurursuz kocam benim!” diye dudaklarımdan öptü. Çok hoşuma gidiyordu karımın bana hakaret etmesi. Küçük ama taş gibi sikimle, bütün gücümle abanıp sertçe sikmeye başladım karımı. Karım,
“Bu kadar mııı?” deyip gülüyor, “Zıpla istersen, belki olur!” diye dalga geçiyordu.
Sonra birden götüme tokat attı. Canım acıdı ama güzel bir acıydı, beni daha çok hırslandırdı. Dediğini yapıp karımın üzerinde zıplayarak amına geçirmeye başladım.
Nefes nefese kalmıştım. Karım da götüme şaplaklar atmaya devam ederek,
“Antalya’da hoşuna gitti mi Nuran ablanın seni sikmesi? Ben de sikeyim mi seni takma yaraklarla?” dedi. Gözüm dönmüştü,
“Sik aşkım, nasıl istersen sik, canım benim!” diye mırıldandım. Karım, “Götoğlanı kocam benim!” diye hem şaplak atıyor, hem de arada tüysüz göt deliğime parmağını sokuyordu.
Zaten götümle oynanması beni otomatik olarak tahrik ediyordu, dayanamadım akıtmaya başladım karıcığımın amının içine… Nefes nefeseydim, kalbim ağzımdan çıkacaktı, yığıldım karımın üstüne… Karım,
“Sakin ol, sakin ol!” diyerek saçlarımı okşadı ve “Benden zevk almana bayılıyorum, iyi ki evlenmişiz. Kaç kişi geçti üzerimden… Kaç kişinin sikini yaladım, kaç kişi içime akıttı. Ama senin kadar aşk ile siken kimse olmadı canımmm!” dedi. Karıma olan aşkımla dudaklarını öperek ayağa kaldırdım ve
“Yıkama amcığını. Muhittin beye içinde benim döllerimle git!” dedim gülerek. Karım da,
“İntikam alma isteği mi gelmiş benim pezevenk kocama?” deyip gülerek sarıldı bana. Sonra külodunu giyip, “Hoşça kal orospu çocuğu!” deyip evden çıktı gitti.
Ben de gün boyu evde hesap kitap yaptım, biriktirdiğimiz paraları tekrar saydım. Sonra da Ankara’daki asker arkadaşım Hakan’la konuştum,
“Kısa zamanda geleceğiz, kiralık ev bak bize!” dedim. İş için de ara
ştırmasını söyledim.Sabah olunca telefonum çaldı, karım arıyordu.
“Muhittin çok özlemiş beni, ama evi bok götürüyordu, sürekli temizlik yaptım!” dedi. Ben tabii hemen,
“Sikti mi seni?” dedim biraz da kıskanarak.
“Yok ya, bütün gün amele gibi ev işi yaptım. Sikmek istedi ama vermedim!” dedi karım. Biraz daha konuşup kapattık telefonu. Ben o gün köye ablamlara gittim, yeğenlerimi sevdim. Eniştem karımı sordu. Muhittin beyin evine gittiğini söyledim. Ablam da enişteme,
“Çocuklara destek ol!” dedi. Eniştem,
“Tatile yolladım ama…” diye söylenerek biraz para verdi. Ertesi sabah karım tekrar aradı, annesinin ameliyat olacağı yalanını uydurup Muhittin beyden para istemiş.
“Ee, inandı mı?” dedim. Karım da,
“Kıllı amımı görünce aklı başından gitti salağın. Nasıl olsa soracaksın, sen sormadan söyleyeyim, evet beni sikti. Sikini amımdan çıkartıp çıkartıp kıllarıma sürttü ve öyle boşaldı. Bu akşam parayı getirecek!” dedi.
“Aferin orospu karıma!” dedim.
“Tamam yarın görüşürüz gavat kocam!” deyip kapattı. Karımı Muhittin beyin altında sikilirken hayal edip 31 çekip boşaldım. Güzel oldu. O gece karım beklenmedik şekilde eve geldi. Karıma,
“Ne oldu, niye geldin?” dedim.
“Muhittin denen şerefsiz beklediğim paradan daha azını getirip verdi. Ben de kızıp trip yaptım, bana verdiğin değer bu mu dedim, çarptım kapıyı çıktım!” Gerçekten az vermişti Muhittin şerefsizi.
“Aslında topladığımız para bir yıllık kiramız için yeterli, ama daha bilet parası ve yolda yeme içme masrafımız da olacak. Ne yapsak acaba?” dedim. Karım biraz düşünüp,
“Aklıma bir şey geldi. Hani minibüsçü Bayram abi vardı. Beni orospu, seni pezevengim sanmıştı…” dedi. Ben de gülerek,
“Öyle değil miyiz zaten? Bayram abi telefon numaramı almıştı, ama hiç aramadı. Keşke ben de onun numarasını alsaydım!” dedim.
“Numarasını duraktan alırız. Bir arayıp soralım bakalım, sikmek ister mi, adam yalnız yaşıyor hatırlarsan!”
“Ama adam sadece günlük kazancını veriyor, o para bilet masrafımıza yetmez ki!”
“Bir arkadaşı varsa onu da çağırsın o zaman! İki kat para kazanırım.” dedi. Biraz şaşırmıştım,
“İkisiyle de mi sikişeceksin?”
“Alınma ama Bayram abi çok güzel sikiyor, parasız bile sikişirim onunla. Diğerine de iş gözüyle bakarız, yeter ki şu hayattan kurtulalım!”
“Fedakar karım benim!” deyip minibüs durağına Bayram abinin numarasını almaya gittim. Eve gelince de aradım. Bayram abi hemen hatırladı beni ve
“İyi ki aradın. Ya telefonum bozuldu ve tamirden sonra bütün numaraları kaybettim. Çok bakındım duraklarda, ama sizi göremedim!” dedi. Ben hemen,
“Abi Pazar günü karımı yine ormana götürmek ister misin, aynı paraya?” dedim.
“İsterim tabii, ama pazar günü duraktan arkadaşlarla piknik yapacağız!” Tam da aradığımız şeydi.
“E tamam, ödeme yaparlarsa onlar da sikerler işte!”
“Aileleriyle geliyorlar ama, nasıl olacak? Tamam, siz durağa gelin pazar günü, gideriz beraber, bir yolunu buluruz!” dedi. Kapattık telefonu. Karım sevindi,
“Piknik çok güzel olur, ben de yaprak sararım, götürürüz. Sen yaprakları, ben de yarrakları yerim!” deyince deliler gibi güldük.
Pazar günü sabahtan evden durağa doğru çıktık. Karım, Antalya’da Cemal’in verdiği kot pantolonu giydi, üzerine de kazak ve içine de sutyen giydi. Pantolon daracıktı, hafif balık eti bacakları, poposu daracık kottan tahrik edici duruyordu. Durakta Bayram abi,
“Hoş geldiniz!” dedi, etrafa bakıp kontrol edip kimse görmeden karımın poposunu avuçladı ve
“Mini etekle geleceksin diye korktum. Çünkü üç aile gelecek, çocuklar filan var. Ama helal olsun size, namuslu bir aile gibi görünüyorsunuz bu halinizle!” dedi.
Ormana piknik alanına vardığımızda diğer aileler oradaydı. Üç minibüsçü adam, karıları ve çocukları vardı. Yere halılar serilmiş, kadınlar getirdikleri yemekleri koyuyordu sofraya, hamak kurulmuş, çocuklar top oynuyordu.
Bayram abi minibüsçü arkadaşlarına (Orospu gelecek, sikersiniz!) demiş olmalı ki, tepeden tırnağa karımı süzdüler. Karıları olaydan habersiz,
“Hoşgeldiniz!” dediler, karımın getirdiği yaprak sarmaları sofraya koydular.
Adamlar ben yaşlarda, şöför olarak çalışıyorlarmış. Karıları da onlar gibi genç, çocuklar da küçüktü. Ben iyi top oynarım, çocuklarla top oynarken babaları da katıldı. Karıları uzun etekli elbiseler giymişti, ama öyle seksi şeyler değildi. Yere oturulduğu için etekler bacaklarını tamamen örtüyor, hiçbir yerleri görünmüyordu, zaten birbirlerinin aile dostlarıydı.
Bir ara top kaçınca az kalsın çaydanlığı devirecekti. Kadınlardan esmer olan topu almak için arkasını dönüp dizleri üstüne doğrulunca eteği yerdeki ota takıldı, baldırları arkadan açıldı.
Kadın çok düzgün bacaklı, müthiş formunda, manken gibiydi. Topu alıp attı çocuklara, tekrar önünü dönüp otururken eteği bu sefer yandan poposuna kadar açıldı. Şahane poposu vardı, yusyuvarlak ve kaymak gibi pürüzsüzdü teni.
Önce külot yok sandım, ama beline doğru ince siyah ip vardı, tanga giymişti. Tabii bol ve uzun etekten içinde ne olduğunu kimse anlayamazdı. Herkes topla, oyunla, kadınlar yemeklerle ilgilendikleri için kimse fark etmedi.
Kadın önünü dönüp eteğini hafif kaldırıp tekrar bacaklarını örterken, önden bacak arasına kadar bir saniye kadar gördüm kalem gibi düzgün bacaklarını. Adı Gül imiş.
Gül toparlanırken gözgöze gelince, kendisine baktığımı anladı. Utanarak bakışlarımı kaçırdım. Gül ise çok hafif gülümsedi. Karıma baktım, o da sofrayla ilgilendiği için olanları görmemişti. Kadınlardan biri,
“Sofra birazdan hazır olur!” diye seslendi erkeklere. Bayram abi,
“Bu yaşta terlettiniz beni yahu… Az ilerde orman içinde su kaynağı var, gidip serinleyeyim, öyle yerim!” dedi. Karım bana bakarak,
“Ben de susadım, gel biz de doğal kaynaktan içelim. Bakalım tadı nasıl!” dedi.
Üçümüz ormana doğru yürüdük. Piknik yerinden iyice uzaklaşınca, Bayram abi karımı durdurup kendine çekti, öpmeye başladı. Karım bir eliyle Bayram abinin sikini pantolon üstünden avuçlarken bana da göz kırpıyordu.
Bayram abinin sikini daha önce görmüştüm, at yarrağı gibiydi. Karım da hevesliydi, bir an önce Bayram abiye siktirmek istiyordu.
Bayram abi karımın pantolonunun düğmelerini açıp iyice aşağıya sıyırdı, tangasını da dizine kadar indirdi. Kendi sikini ise sadece pantolonun fermuarından çıkardı. Yine su hortumu gibiydi. Karım,
“Bir dakika abi, keyfini yapayım şunun!” deyip çömeldi, Bayram abinin sikini öpüp yalamaya başladı, aynı zamanda taşaklarını da pantolonundan çıkardı. Sonra da bana,
“Damızlık aygır gibi kocacım, şuna baksana!” dedi.
Bayram abi taşaklarını karıma yalattıkça siki iyice kalktı. Adam zaten hazırdı. Karım ayağa kalkıp, ağaca doğru yüzünü dönüp hafif domaldı. Bayram abi zaten karımın götüne ve kıllı amına siki havada bakarken kendinden geçmişti.
Cebini kurcalayıp ne kadar para varsa bana verdi. Geçen seferkinden çoktu, hoşuma gitmişti. Karım çoktan poposu dışa çıkık şekilde ağaca tutunarak ayakta domalmış, sikilmeyi bekliyordu. Bayram abi eline tükürüp sikine sürdü,
“Acıtmasın!” dedi ve koca sikini ite ite karımın amına koymaya başladı. Yarak amına girdikçe karım gözlerini kapatıyor,
“Çok güzellll!” diyordu. Bayram abi iyice amına girince tempolu şekilde sikmeye başladı. Ben de çok tahrik oldum. Eski günlerdeki gibi karımın zevk alarak yarak yemesini görmek deli gibi mutlu etti beni…
Sikim kalkmıştı, ama sikimi okşamadım, o an boşalmak istemedim… Birkaç dakika sonra Bayram abi kökleye kökleye hızlanınca, karım,
“Aynen böyle devam et!” dedi. Gergin olmuştu vücudu, orgazm öncesi hep böyle olurdu. Bayram abi,
“Yanıyorsun orospu, nasıl amcık bu böyle? Amına koyayım, beni de getireceksin!” dedi. Karım artık orgazm olacaktı, parmaklarını ağzına götürüp ısırdı, bağırıp duyulsun istemedi haklı olarak…
Bayram abi sert ama yavaşça şaklatarak iki kez kökleyince karımın amına, karımın bacakları titremeye başladı, gözlerini kıstı, ısırdığı parmakları bembeyaz oldu.
Hiç bir zaman benimle böyle zevk almazdı, ama onu öyle görmek bana hem zevk hem gurur verdi. Modern yaşantımızla karım da ben de mutluyduk.
Karım orgazm olurken Bayram abi de, “Oohhh!” diye kasılarak akıtmaya başlayınca karımın amının içine, ben de karıma bu zevki yaşattığım için kendimi takdir ettim.
Bayram abi boşalması bitip çekilince, karımın amından şelale gibi döl aktı yere. Karımın yüzü pespembeydi, bana,
“Kotumun arka cebinde kağıt mendil var!” dedi. Cebinden kağıt mendil paketini alıp karımın amını silip temizledim. Karım toparlanıp ağaçtan uzaklaşınca Bayram abi yere akmış döllerin üzerine işedi. Sonra da bana,
“Gel biz geri dönelim, karın manzara seyrediyor gibi burada kalsın!” dedi.
Karımı orada bırakıp biz piknik alanına döndük. Diğer şoförlerden ikisi tavla oynuyor, kadınlar tabaklara servis yapıyordu. Gül’ün kocası olan üçüncü şöför de, adı Şevket imiş, mangalı yakmaya çalışıyordu. Bayram abi mangalın yanına gidip Şevket’e bir şeyler söyledi. Şevket de,
“Ben çıra toplayayım, böyle yanmayacak!” dedi sesli olarak. Şevket ormana doğru yürüyünce anladım karımı sikmeye gittiğini. Ben de,
“Yardıma ihtiyacın var mı?” deyip Şevket’in yanına yaklaşınca,
“Yok arkadaş, sağol, gerek yok, ben hallederim!” deyip çaktırmadan cebime para koydu. Ben paraya bakmaya çalışırken Şevket yoluna devam etti. Ben de dikkat çekmemek için çaresiz piknik alanına geri döndüm ve kadınlara,
“Size yardım edeyim bari!” dedim. Gül,
“Minibüste damacana su var, gel yardım et de, birlikte getirelim!” dedi. Kalbim küt küt atmaya başladı Gül’ün bu sözüyle… Karım dışında hayatımda hiçbir etekli kadının bacaklarını ve külodunu görmemiştim az önceki gibi.
Gül ile birlikte kocası Şevket’e ait olan minibüsün yanına gitmek için kalktık. Gül beni o kadar etkilemişti ki, yan yana yürüken pantolonumun içinde sikim sertleşmişti.
Gül minibüsün basamağına çıkıp kapıyı açtı. Ben de minibüse gireceğiz diye basamağa adım atmak istedim. Aniden durunca küçük bir çarpışma oldu, arkadan Gül’ün poposuna yaslandım. Gül poposuna değen sert sikimi hissedince kafasını çevirip bana baktı. Ben utanıp,
“Özür dilerim!” dedim. Gülümsedi ve
“Benim hatam, damacana bagajda, o yüzden durdum!” dedi. Şaşkınlıkla kalakalmıştım. Gül basamaktan inmek için yönünü bana dönünce burun buruna geldik.
Harika kokuyordu kadın, boynu, ensesi çok güzeldi. Gül de hareketsiz durup gözlerime baktı. Bakışları içimden geçmişti. Bir kaç saniye sonra kendime gelip,
“Kusura bakmayın Gül hanım!” deyip kenara çekildim.
“Hanıma gerek yok, sadece Gül de!” dedi. Sonra da, “Damacana burada!” diyerek bagajı gösterdi. Ben damacanayı bagajdan çıkarıp omzuma aldım ve döndük. Piknik alanına varınca, Gül,
“Karın daha gelmemiş?” dedi.
“Ağacın altına oturmuş manzara seyrediyordu. Dünden uykusuz, uyuya kalmış olmasın, gidip bakayım!” dedim ve damacanayı bırakıp ayrıldım.
Daha fazla Gül’ün yanında kalmak istemedim, çünkü ne yapacağımı bilmiyordum. Kadın evliydi ve kocası Şevket az ileride karımı sikiyordu, ama kadının haberi yoktu. Karışık bir durumdu.
Ormana doğru yürüyüp, az önceki yere yaklaştım. Karım giyinik halde yere çömelmişti ve Şevket de pantolonu ve donu biraz inik halde karımın önünde ayaktaydı. Karımın sakso çektiğini anladım.
Şevket karımın yanına gideli nerdeyse on dakika olmuştu, ama daha sikişe başlamamışlardı. Şevket’in siki karımın bir elinde ve ağzındaydı. Karım beni görünce diğer eliyle bana (Git, git!) diye işaret etti.
Onlara daha fazla yaklaşmadan yandaki ağacın arkasına geçip izlemeye başladım. Bu açıdan bakınca Şevket’in sikinin inik olduğunu gördüm. Karım tüm sakso hünerlerini sergiliyor, ama Şevket’in siki bir türlü kalkmıyordu.
Şevket morali bozuk bir halde birşey söyledi, ama ne dediğini anlayamadım. Karım da ağzından siki çıkarıp Şevket’e birşeyler söyledi. Şevket’in şaşırarak,
“Ciddi misin?” dediğini duydum. Karım onaylayınca Şevket eğilip karımın yüzüne tükürdü bir kaç kere… Karım Antalya’dan alışkındı yüzüne tükürülmesine, ama bu Şevket’in çok hoşuna gitmişti. Karım yüzündeki tükürüklerden birazını eline sürüp orta parmağını Şevket’in götüne soktu.
Karım parmağıyla, bana yaptığından çok daha hızlı şekilde Şevket’in götünü sikiyordu. Gerçekten aynı bendeki gibi işe yaramıştı, Şevket’in yumuşak ve bir türlü kalkmayan siki kısa sürede kazık gibi sertleşmişti. Karım parmaklamaya devam ederken,
“Ağzıma boşal, döllerini yutmak istiyorum!” diyerek Şevket’in sikini ağzına aldı. Kısa süre içerisinde Şevket inleyerek kasılıp kaldı, karımın ağzına boşalıyordu. Karım da dölleri yutup direkt midesine indiriyordu.
Şevket boşalması bitince hemen toparlanıp, donunu ve pantolonunu çekti. Karımı ayağa kaldırıp,
“Harikasın, çok teşekkür ederim. Keşke karım da böyle yetenekli olsaydı!” deyip cebinden bir miktar para çıkardı, “Bu da muamelen için!” deyip karıma bahşiş olarak verdi. Karımı boynundan öpüp,
“Birlikte dönmeyelim, karım şüphelenmesin, hem ben daha çıra toplayacağım!” diyerek hızlıca gitti. Ben de gizlendiğim yerden çıkıp karımın yanına vardım. Karım aldığı bahşişi bana verip,
“Gördün değil mi herifi? Götünü parmaklatmadan siki kalkmıyor. O değil de karısına üzüldüm şimdi. Ama karısı çok güzel ve çekici bir kadın, yaraksız duracağını hiç sanmıyorum, kesin başkalarıyla sikişiyordur!” dedi. Ben de,
“Bilemem!” dedim ve geri döndük piknik alanına. Karım hemen oturdu,
“Çok açım!” deyip yemeğe başladı. Bizden az sonra da Şevket elinde birkaç çalı çırpıyla geldi. Elindekilerini mangalın yanına bıraktı,
“Açık hava çarptı beni, minibüse geçip kestireceğim!” dedi. Bayram abi,
“Yani mangal işi bana kaldı!” deyip etleri aldı. Tavla oynayan şöförler durumu tahmin ederek gülüştüler…
Gül arada bana bakıyor, ben de ona bakıyordum. Sikim yine kazık gibi olmuştu, ama sikim küçük olduğu için dışardan anlaşılmıyordu. Gül bana doğru kasten bacaklarını açıyor gibiydi, gözümü harika vücudundan alamıyordum.
Diğer iki kadın çocuklarla top oynamak için karımı da götürünce sofrada Gül ile başbaşa kaldık. Gül,
“Ben biraz ormanda yürüyüş yapayım!” deyip kalktı. Cesaretimi toplayıp,
“Ben de geleyim!” dedim. Gül cevap vermeden bekledi, ben de kalkıp yanına gittim, beraberce ağaçların arasına doğru yürüdük.
Hayatımda ilk kez karımdan başka bir kadınla yan yana yürüyüş yapıyordum. Üstelik siyah tangasına kadar poposunu ve bacaklarını az önce görmüştüm. Yeni tanışan iki sevgili gibi havadan sudan sohbet ettik.
Gül bana karımı ve evliliğimizi falan sordu. O da kendi kocasından bahsetti uzun uzun. Yeterince ilgi görmediğini, böyle hep arkadaşlarıyla takıldığını, çok da alkol aldığını, hep uyuduğunu söyledi ve
“Gece yatakta da hemen arkasını döner uyur!” dedi. Gül’ün parfüm kokusu burnuma geldikçe ve kocasının onu doyuramadığını anlattıkça tahrik oluyordum. Biraz daha yürüyünce,
“Yoruldum, oturalım!” dedi. Bir ağacın altına yan yana oturduk. Bir şey söylemeden Gül başını omzuma koydu. Kimse görmesin diye benim etrafa endişeli olarak baktığımı anlayınca,
“Meraklanma, herkes yorgun, kimse gelmez!” dedi. Başı omzumda olduğu için kalbimin hızlı hızlı attığını fark emişti sanırım,
“Heyecanlısın!” dedi. Yalan söylemedim,
“Evet, çok etkilendim senden Gül!” dedim.
“Beğeniyor musun beni?”
“Evet!” dedim. Tekrar görüşmek için telefon numaralarımızı aldık. Ben Ankara’ya taşınacağımızı söyledim. Konuşacak bir şey kalmayınca bir sessizlik oldu ve Gül elini pantolonumun önüne koydu. Sikim küçüktü, ama kalkıktı ve taş gibiydi. Sakin sakin,
“Ne güzel! Kocamınki hiç böyle sert olmaz!” dedi. Diyemedim ki (Biliyorum, az önce karım kocanın sikini yalayarak kaldıramadı bir türlü!) diye… Onun yerine,
“İstersen çok dokunma Gül… Çünkü çok fenayım, hemen boşalırım!” dedim. Gül,
“Hemen olur mu gerçekten?” deyip fermuarımı açıp sikimi dışarı çıkardı.
Bir şey diyemedim, ama sikimi tutunca çok hoşuma gitti. Elinin yumuşaklığını ve sıcaklığını sikimde hisetmek çok güzel oldu. Gül sikimin küçük oluşuna bir şey demedi, aksine,
“Ne güzel taş gibi olmuş. Doğru söyle, bana mı kaldırdın sikini?” dedi.
“Evet, ilk gördüğümden beri kalkıyor sana!” dedim, artık utanmama gerek yoktu. Gül sıvazlamaya başladı taş gibi sikimi. Sünnet olduğum yere de başparmağıyla baskı yaparak sikime masaj yapıyordu. Hiç karımın yaptığı gibi değil, çok güzel yapıyordu.
“Dur, boşalırım bak!” dedim.
“Boşal canımın içi!” dedi. O kadar güzel 31 çekiyordu ki bana, Gül’ün eline vermek, karımı sikmekten çok çok daha zevkliydi. Bir dakika olmadan Gül hareketlerini hızlandırınca eline boşaldım. Tabii eli battı. Eteğinin iç kısmına elindeki döllerimi sildi. Sonra da,
“Tekrar görüşelim mutlaka canım!” dedi.
Kalktık, toparlanıp piknik alanına geri döndük. Mangalda etler pişmiş, rakılar konmuştu. Diğer şöförler tavla ve rakı ile eğlenmiş, karıma bakmaz olmuşlardı. Bayram abi karımı siktiği için mutluydu. Şevket de karımın ağzına boşaldığı için mutlu olmuştu. Yani erkeklerin hepsi halinden memnundu.
Akşam piknik olayı bitince minibüsle evimize bıraktılar bizi.
Bugün piknikte karımın sikilmesi ve saksosu sayesinde Ankara’ya bilet paramız da bedavadan çıkmış oldu.
Karımı bu zamana kadar çok kişi sikmişti, ama ben yine de karımdan korktuğumdan Gül ile yaşadıklarımı karıma söyleyememiştim. Aklımda yer etmişti Gül. Birbirimizin telefon numarasını da almıştık.
Pazartesi Ankara’daki arkadaşım Hakan’ı aradık, evi kiralamak için ev sahibi ile konuşmasını, eşyaları toparlayıp hafta sonu taşınacağımızı söyledik. Karım küçük ev eşyalarımızı toplayıp paketliyor, ben de mobilyaları söküp istifliyordum. Köylülükten kurtulup hak ettiğimiz modern yaşantıya geçmek için günler kalmıştı.
Salı günü öğlen telefonum çaldı. Arayan Gül’dü. Karıma çaktırmadan eniştemmiş gibi konuştum. Benimle buluşmak istiyordu. Karım beni erkek yerine koymadığı için hiç şüphelenmedi, ben de rahatça evden heyecan içinde Gül ile buluşmak için çıktım. Gül’ün tarif ettiği kafeteryanın önüne gelince etrafa bakındım ama yoktu. Gül’ü aradım,
“Neredesin, seni göremiyorum?”
“Kafeteryanın karşısındaki binada, ikinci kattayım!”
“Eve mi geleyim?” dedim şaşırarak.
“Dışarda buluşmamız doğru olmaz!” dedi.
Haklıydı, Gül evliydi ve çevresinde karım gibi orospu yerine konmayan şerefli bir kadındı. Hemen karşı binaya geçip ikinci kata çıktım. Gül etrafı kolaçan edip sessizce eve aldı beni.
“Kocan yok galiba?” dedim.
“Durakta, gün boyu çalışacak, korkmana gerek yok!” dedi. Gül’ün üzerinde ev içinde giydiği gündelik pamuklu tek parça uzun etekli elbise vardı.
Seksi bir kıyafet değildi, ancak bana yakın boyu vardı ve vücudu neredeyse bir manken gibiydi. Daha önce bacaklarını ve yuvarlak poposunu da görmüştüm, moda dergilerinde rol alacak kadar formda bir kadındı.
Ayakkabılarımı çıkartırken Gül bana sarıldı. Kokusu burnumdan beynimin içine kadar girdi. Göz gözeyken hiçbir şey söylemeden dudaklarımdan öptü. Karşılık verdim ben de, başım bile dönüyordu.
Öpüşürken ağzımda Gül’ün dilini hissettim. Karım beni hiç böyle ateşli öpmemişti. Ben de dilimi Gül’ün diline değdirerek öpüştüm. İlk kez hayatımda böyle öpüştüm bir kadınla. Sıcak dili, dudaklarının ıslaklığı, harika kokusu sikimi hemen kaldırdı. Öpüşürken bedenlerimiz de birbirine değdiği için Gül sikimin
sertliğini hissetti.
“Yine bana mı kaldırdın?” dedi gülerek.
“Elimde değil!” dedim.
“Ne güzel, hiç bunları yaşamadım ben. Dört yıldır evliyiz, ayda bir ancak sevişir kocam benimle, o da yalandan. Böyle sertleşmez, yarı sert zar zor girer içime ve hemen boşalır!” dedi. Ben biraz şaşkındım. Bunları konuşarak salona geçtik.
“Sakın yanlış anlama, kocamı bu yüzden şikayet etmiyorum. Esas kötü olan evimizin rızkını bazen orospularla yiyor, anlamıyorum sanıyor!” dedi. Orospu dediklerinden biri de benim karımdı, ama tabii bilmezden gelip,
“Aaa öyle mi? Bence çok yanlış yapıyor kocan… Evde senin gibi seksi bir kadın varken orospuya para vermek de neymiş!” dedim. Gül çayları koyup salona geldi karşıma oturdu. Uzun etekli elbisesini çıkartıp, siyah renkli dantel şeffaf bir sutyen ve siyah incecik ipli tanga külotla gelmişti yanıma…
“Hoşuna gidiyor mu?” dedi.
“Gitmez mi, muhteşem bir kadınsın gerçekten!” dedim.
Sutyen tamamen dantel ve şeffaf olduğu için meme uçlarının etrafındaki pembe halkaları rahatça görünüyordu. İncecik beli, iki yana ayrık çok diri memeleri, pürüzsüz bacakları ve daracık yuvarlak poposu vardı.Gül kendisini beğenmemden çok memnundu, karşımda oturuyordu, kalkıp yanına geçecektim, ancak,
“Dur, soyun tamamen!” dedi. Küçük sikimi göstermek istemedim önce, ama zaten piknikte eline aldığında anlamıştı küçük olduğunu. Biraz da utanarak çırıl çıplak soyundum. Gül iyice süzdü beni.
“Çok zayıfsın, ufak tefeksin. Sikin de biraz küçük!” dedi.
“Evet, biliyorum!” dedim. “Hayattaki en büyük derdim de bu… Sikimin küçük olması…!”
Ama Gül bunları utandırmak için değil, beni incelediği için söylüyordu. Onunla kendimi, karımla hissettiğimden daha rahat hissetmiştim. Neredeyse Gül’e aşık oluyor gibiydim.
“En azından kocam gibi iktidarsız değilsin. Sikin sertleşiyor. Başka erkekler gibi hayvanca davranmıyorsun. Karınla yatağınız nasıl, memnun mu senden?”
“Pek değil!”
“Kimse elindekinden memnun değil. Piknikte Bayram abiyle ormana gittiniz, Bayram abi herkese asılır. Bana da çok asıldı ama ihtiyar şerefsize yüz vermedim. Karına da asılıyor mu?”
Gül’ün sohbeti o kadar samimiydi ve beni de öyle rahatlatmıştı ki, doğruyu söyleyiverdim,
“Ya aslında… Bayram abi karımı daha önce becermişti, o gün piknikte de sikti!” dedim. Ama parayla yapıyor filan demedim. Gül pek şaşırmadan,
“Yapar o şerefsiz. Karın da senin gibi kocayı bulmuş, yine de başka birinin altına yatıyor. Sana yaptığı haksızlık!”
“Ama benden almadığı zevki Bayram abiden aldı. Ben de karımın mutluluğu için ses çıkartmadım!” Gül biraz da hayranlıkla,
“Keşke benim kocam da senin gibi geniş olabilse, ben de kadınlığımı yaşayabilseydim. Ama doğrusu ben Bayram abi gibi yaşlı biriyle yapmazdım!” dedi.
“Karım için erkeğin yaşı fark etmiyor. Sikinin büyük ve sert olması yeterli onun için…” Gül konuşurken sikime bakıyordu.
“Bu hiç inmez mi?”
“Dokunup ellemezsek inmez. Ama heyecanım çok yüksek, kurcalarsak hemen boşalırım!”
“Olsun, erkek değil misin, boşalacaksın tabii!” dedi. Elimden tutup yatak odalarına götürdü beni ve kendi de tamamen soyunup,
“Burada sevişelim. Kocamın yatağında, onun yapamadıklarını yap, canın ne istiyorsa onu yap bir tanem!” dedi. Dedi ama çok çabuk boşalacağıma emindim, bu yüzden hemen sikmek istemedim Gül’ü.
Yatakta yatıp dillerimizi değdirerek öpüştük, nefis memelerini avuçlayıp sıktım, poposunu elledim, parmaklarımı ateş gibi sıcak ve ıslak amına soktum.
Gül yanıyordu gerçekten. Karım gibi sikilmek için çok arzuluydu. Ama bilmiyordu ki küçük sikimle ve iki dakikalık sikişle tatmin olmayacaktı. Yavaş yavaş aşağı doğru kayıp Gül’ün amına doğru yaklaştırdım yüzümü…
“Ne yapıyorsun?” dedi Gül şaşkınca gülümseyerek.
“Bekle görürsün!” dedim. Dilimi amının üstüne değdirmemle Gül yatakta zıpladı.
“Kocam hiç yapmadı böyle, alışkın değilim. Utanıyorum!”
“Utanacak bir şey yok, çok güzel amın var!”
Hakikaten, karımın amı sikile sikile genişlemiş, amının dudakları kapanmaz olmuşken Gül’ün amı daracıktı. Kocası adamakıllı sikmediği gibi, başka şeylerle tatmin etmesini de beceremiyordu anlaşılan…
Harika sulu amcığının üzerini yalayıp, dilimle bastırdıkça Gül kıvrandı. Arada dilimi o güzel amının içine sokabildiğim kadar sokup tadını aldım. Gül bu arada elleriyle çarşafı kavramış çekiştiriyordu.
Amının üst kısmını, dişlerime değdirmeden dudaklarımla kavrayıp emmeye başlayınca Gül çok kalın bir ses çıkardı. Karım gibi (Ayyy!) filan demedi, ama anırma sesi çıkartarak sırtı yataktan kesilecek kadar yukarı doğru zıpladı.
Bacaklarını kasıp sıkmasından orgazm olduğunu anladım. Amının üstü çok hassastı, çok kolay orgazm olmuştu. Orgazm olunca da amının deliğinden su gibi hafif akıntı geldi. Gül sakinleşince beni kollarımın altından tutup yukarı çekti,
“Sen neymişsin öyle! Bunu ilk kez yaşattın bana erkeğim!” dedi.
Gururum öyle okşandı ki, karım hep ne kadar zavallı bir erkek olduğumu söyleyip öyle tahrik ederdi beni. Ama bir kadın tarafından övülmek çok daha güzel geldi bana. Göz göze birbirimize hayranlık içinde bakıyorduk. Bacaklarını iki yana açıp sert sikimi Gül’ün amına soktum. Hemen hiç zorlanmadan girdi küçük sikim. Gül,
“Ateş gibi, çok sıcak, çok sert!” dedi.
Gül’ün amında gidip gelmeye, yavaş hareket etmeye ve boşalmamaya çalışarak sikmeye başladım. Başkasının karısını sikmek ne kadar zevkliymiş onu anladım. Hem de para vermeden altıma almıştım Şevket’in namusunu… Gül, sikimden zevk alıyor, ama kıpkırmızı olan yüzü beklenti içinde,
“Geleceğim tekrar!” diye fısıldıyordu. Derin nefesler alıp Gül’ün gözlerine bakmamaya çalıştım, aklıma seks dışında şeyler, taşınma işini filan getirip çabuk boşalmaya engel olmak istiyordum.
İşe yaradı da, on dakika kadar siktim. Ama Gül beni kendine doğru çekip bacaklarını iki yana kocaman açıyor, daha derine itmek istiyordu beni. Biliyordum ki onun istediği şekilde, sikim içindeyken orgazm olamayacaktı.
Sikimi çıkartıp tekrar amına doğru aşağı indim. Dilimle amını biraz sikip, sonra amının üstüne dilimle kuvvetlice bastırdım. Karım sayesinde am yalama konusunda uzman olmuştum, zaten karım bana (Amcık ağızlı kocam!) derdi hep…
Gül ikinci kez aynı kasılmalarla orgazm oldu, bir yandan neşeyle gülümsüyordu.
“Bunu saatlerce yapabilirsin, bu ne güzel bir zevk, sen ne harika bir erkeksin!” dedi.
Gül’ün içinde aynı karımdaki gibi doymayan seks iştahı vardı. Bu çok hoşuma gitmedi, çünkü onu tatmin edebilecek kadar güçlü erkekliğim yoktu. Yine de altımda başkasının karısı vardı, o an Gül benim orospumdu. Hızlıca doğruldum ve
“Bakalım neşen ne kadar devam edecek!” deyip Gül’ü hızlıca yüz üstü çevirdim.
Gül’ün yuvarlak göt yanaklarını iki elimle ayırıp ufacık göt deliğini de yalamaya başladım. Belli ki hayatında hiç götü sikilmemişti. Ufacık pembe göt deliği vardı. Dilledikçe açıldı götünün deliği. Gül,
“Ohhh, ahhh!” diye sesler çıkartıp poposunu havaya kaldırıp ağzı
ma dayıyordu götünü.Biraz yaladıktan sonra yukarı çıkıp, Gül yüz üstü yatarken sikimi göt deliğine bastırdım. Ama sikim kısa olduğu için kafası göt deliğine biraz girip kalmıştı. Götünün yanakları daha çok girmeme engel oluyordu.
Gül de bunu anladı ve iki elini arkaya atıp götünün yanaklarını iki yana ayırdı. Sertçe ittirince sikim Gül’ün götüne hemen girdi. Hayatımda ilk kez göt sikiyordum. Karımı götünden sikenler olmuştu, ama bana hiç götten vermemişti.
Gül’ün göt deliği sanki sıkı bir paket lastiği gibiydi. Sikimin tamamını sokunca sikimin kökünde lastik var gibi oldu. Hareket etmeden durunca o sıkılık boşalmama engel oluyordu.
Bu durum çok hoşuma gitti. Götten sikmenin böyle bir avantajı varmış meğer. İstemsizce boşalmıyor insan. Gül yattığı yerden başını yan çevirip,
“Acır sanmıştım, ama sen erkeğin kralısın, bir kadın ne ister çok iyi biliyorsun, hayatımda ilk kez götten sikiliyorum ve çok güzel!” dedi.
Sikimi içinde oynatmadan ince belli sırtını yalıyordum Gül’ün. Aslında sikimi götüne sokup sokup çıkartmayı düşündüm, iyice açmak için, ama yapmadım, boşalırım ve tılsım bozulur diye. Onun yerine elimi Gül’ün göbeğinin altından geçirip amını buldum. Sikim götünün içindeyken amıyla oynamaya başladım.
Gül zaten çoktan hazırdı, sikim götündeyken hemen kasılıp üçüncü kez orgazm oldu. Yine o kalın sesi çıkardı. Bu sefer orgazm olurken kasılmaları götünün içinde olunca, ne kadar sabit durmaya çalışsam da sikim ileri geri oynamaya başladı.
Zaten dayanma rekoru kırmıştım, neredeyse yirmi dakikadır sevişiyorduk. Kendimi bıraktım ve bir kaç kez pompalayıp, sikimi götüne saplayarak içine akıttım. Ama bu olay çok hırslandırmıştı beni,
“Göt veren orospu, namusunu sikeyim senin!” diye küfürler de ettim boşalırken. Gül ben boşaldıktan sonra sessiz kaldı. Götünden çıkıp yatağa sırt üstü yattım ve
“Çok güzeldi, harika bir kadınsın!” dedim. Gül de dönüp sırt üstü yatarak,
“Götveren demen tamam da, neden orospu dedin bana?” dedi.
“Bilmem, içimden öyle demek geldi. Üzdüysem özür dilerim! Seninle ilgili değil. Pis konuşmak tahrik ediyor sikişirken…”
“Yok üzülmedim!” deyip yataktan kalktı. Banyoda amını götünü yıkayıp mutfaktan da iki şişe meşrubat getirip tekrar yatağa yattı. Böyle çıplak, sikiş sonrası utanmadan rahat rahat bir kadınla sohbet etmek çok güzeldi. Karımın bana yaşatmadığı şeylerdi.
Mutluydum. Karımı sadece Bayram abinin değil, birçok kişinin siktiğini anlattım Gül’e. Karımın seks arzusunu modern insanlar gibi tatmin ederken benim de çok zevk aldığımı söyledim. Gül dikkatlice dinledikten sonra,
“Peki, beni de başkasına siktirir miydin?” dedi.
“Bilmem, sen istersen olur ancak, ayrıca kocan ben değilim!”
“Kocam yatakta kocalık yapmaz ki. Hem ona böyle şeyleri hayatta söylemem!” dedi.
“Sen bilirsin, çok istersen karım anlamadan bir şeyler yapmaya çalışırım!” dedim.
Ben öyle deyince Gül’ün yüzü pembeleşmişti, yanmaya başlamıştı, tahrik olduğu anlaşılıyordu. Ki hiç konuşmadan yatakta dizleri üzerine kalkıp, sürüklenerek amını yüzüme kadar çıkartıp ağzıma oturdu.
Bacak arası öyle hoştu ki. Amı o kadar güzeldi ki, halen minicik deliği vardı. Hemen tüm bildiklerimle yalamaya ve emmeye başladım amını. Gül de bir yandan,
“Beni de orospu yap!” diye mırıldanıyor, bir yandan da belini hareket ettirerek amının üstünü yüzüme sürtüyordu.
“Yaparım sevgilim!” diyordum ağzım boşta kaldıkça, “Seni buraların en onursuz orospusu, kocanı da en büyük boynuzlusu yaparım!” diyordum. Bu sözlerimle Gül dördüncü kez yine bağırarak orgazm oldu.
İkimiz de ter içinde kalmıştık ve çok mutluyduk. Kalkıp beraber duşa girdik. Gül güzelce yıkadı beni. O anlarda, Nilgün yerine keşke Gül benim karım olsaydı di
ye içimden geçirdim.Duştan çıkıp sohbet ederek giyinmeye başladık. Giyinirken, Gül,
“Tekrar sikmek ister misin beni?” dedi. Sikim inikti,
“Boşalınca tekrar kalkması çok uzun sürüyor!” dedim. Aslında yapabilseydim tekrar sikmeyi çok isterdim. Gül,
“Ben de deneyeyim mi?” diyerek külodumu indirip yumuşak sikimi ağzına aldı. İnik sikin yalanıp emilmesi de çok zevkliymiş aslında. Hem bu sayede sikimin kılları ağzına burnuna girene kadar sikimi Gül’ün ağzının içinde gezdiriyordum.
Başkasının karısının ağzına vermek ne güzelmiş. Karımı sikenler hep bu zevki yaşamışlar diye düşündüm. Gül iştahla emdi sikimi, yaladı, taşaklarıma masaj yaptı, ağzıyla vakumlayıp çekti taşaklarımı. Bir ara sikimi ağzından çıkarıp,
“İlk kez sik yalıyorum, kocama hiç yapmadım!” dedi ve tekrar aldı ağzına.
“Merak etme, kamuya açtık seni, artık çok yarak yalarsın!” dedim gülerek. Gül de ağzında sikim varken homurdanarak güldü.
“Ağzın doluyken konuşma orospu!” dedim. Yine gülüştük. Gül hiç sıkılmadan 15 dakika sikimi yalayıp emip taşaklarımla oynadı. Gerçekten sonunda yarı yumuşak oldu sikim. Gül,
“Bu kadarla sikiyor kocam beni, onunki en çok bu kadar sert oluyor. Siksene beni!” dedi. İstiyordum ben de, ama gerçekten bu haliyle sikim Gül’ün daracık amına girmezdi.
Gül sikimin kökünü kuvvetlice sıktı. Sikim mosmor oldu, aynı sönük balon gibi aslında, kökünden sıkınca kan ön tarafa gidiyor, biraz daha sert oluyor sikin ucu.
Hiç sikimi bırakmadan sırt üstü yatıp beni üzerine çekti, eliyle yarı yumuşak sikimi amının içine soktu. Amının içi yine vıcık vıcık ıslaktı, çok azmıştı yine Gül. Bana,
“Deminki gibi pis konuş!” dedi.
“Orospusun sen, pis bir fahişesin, hem de karımdan betersin, seni satacağım, inşaatlarda siktireceğim, kerhanelerde çalıştıracağım. Adi bir sürtüksün sen!” diye konuşmaya başladım. Ama bunları söyledikçe kendim de hırslanıyordum, başkasının karısını aşağılamak çok keyifliydi.
“Namusun sikimin ucunda, götveren karı seni. Fahişeler gibi giydirip başka yarakların altında sikilirken izleyeceğim seni. Gurursuz orospu!” diye saydırdıkça sikim sertleşti Gül’ün amının içinde. Gül de havaya girmiş,
“O orospu karını bırak, beni sat, benim pezevengim ol!” diyordu.
Artık diyecek bir şey kalmayınca sikim inmeye başlamadan hemen boşalmak için Gül’ün daracık ama ıslak kaygan amında gidip gelmeye başladım.
Gül başını kaldırıp benim memelerimi yalamaya başlayınca, hem sikimle hem memelerimle farklı ama aynı anda uyarılma hissi yaşayarak boşalacakken, sikimi amından çıkartıp Gül’ün yüzüne yaklaştırdım, az da olsa fışkıran döllerimi yüzüne, alnına ve yanaklarına boşalttım. Gül neşe içinde,
“Woawww!” deyip, sikimi çekiştirerek son kalan dölleri dudaklarına getiriyodu.
“Offf, bitirdin beni!” dedim.
“Çok azdırdın beni!” deyip başımı zorla amına sürükledi tekrar. Sönmeyen ateşini bir kez daha dindirmek için Gül’ün amını yalamaya başladım. Ama artık dilim bile tahriş oldu am yalamaktan.
Gül de aynı karımın bana yaptığı gibi saçlarımdan çeke çeke başımı amı üzerine kılavuzluyordu. Sağa sola, yukarı aşağı, her şekilde yaladım, ama bir türlü orgazm edemedim bu sefer. Gül ise vazgeçmeden,
“Hadi, hadi, hadi!” diyordu.
Amının üstünü yalayıp aynı anda iki parmağımı amının içine soktum ben de. “Ohhh!” dedi. Amı çok sıkıydı, ama çok ıslaktı. Üçüncü parmağımı da soktum ben de. Hem yalayıp hem parmaklarımı ileri geri yapıyordum.
Gül orgazm olacak gibiydi. Amının gerilerek dolması hoşuna gitmişti. Karşı koyacak hali de yoktu. Ben de elimi kürek yapıp dört parmağımı zorlaya zorlaya minicik deliğinden geçirip amına soktum.
Daracık amı genişletmek çok zevkliydi. Gül’de hiç acı ifadesi yoktu. Başparmağımı da sokup tüm elimi sokmaya çalışırken Gül acıyla karışık bir çığlık atarak orgazm oldu. Beşinci olmuştu bu.
İkimiz de bitkin halde doğrulduk, öpüştük. Konuşmadan toparlanıp giyindik.
“Artık gitmem lazım!” dedim. Gül sırıtarak,
“Gitmen gerekmeseydi kova gibi yapacaktın amımı!” dedi.
“Merak etme, artık başkaları döl kovası yapacak senin amını!” dedim, gülüştük. Son kez öpüşüp, “Tekrar görüşelim!” deyip evinden usulca çıktım.
Kendi evimize döndüm. Karım kendisini aldatmış olmam ihtimalini hiç görmediğinden,
“Enişten nasıl?” dedi.
“İyi, selamı var!” dedim ve eşyaları toplamaya devam ettik. Hafta sonu için Ankara’ya taşınmaya hazırdık artık.
Gül’ü tekrar göremeyecek olduğum için de üzgündüm. Eşyaları taşıyacak kamyonu ayarlamıştım, fakat daha otobüs biletlerimizi ayırtmamıştım. Karım,
“Şöför yalnızsa otobüse boşuna para vermeyelim, önde kamyonla gidelim!” deyince kafama yattı.
Pazar günü sabah erkenden kamyon ve hamallar geldi. Eşyaları yüklemeye başladık. Karım yukarda evin içindeki eşyaları kontrol ediyordu, ben aşağıda kamyonun yanında gelen eşyalara göz kulak oluyordum. Hamallar sürekli eşya indiriyordu. İki saat sonra eşya indirme ve kamyonu yükleme işi bitti.
Karımla birlikte anahtarı ev sahibine teslim etmek ve vedalaşmak için tekrar binaya girerken, karım cebinden bir miktar para çıkarıp bana verdi ve gülerek,
“Hamallara ödediğin paranın yarısını geri kazandım!” dedi. Karım kaşla göz arasında orospuluk yapmış, para karşılığında hamalın birine kendini siktirmiş, diğerlerine de sakso çekmişti.
Vedalaşma faslından sonra karımla beraber şöförün yanına oturup yola çıktık. Ben ortaya oturdum, çünkü karımı kamyoncuyla yanyana oturtmak istemedim. Eşyaları yüklerken karımın dar kotundan belli olan götüne çok bakmıştı şöför. Yolda karımın yeni bir orospuluk yapmasını istemedim…
Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra nihayet Ankara’ya vardık. Kiralayacağımız dairenin olduğu binanın önünde arkadaşım Hakan karşıladı bizi. Hakan hamalları da ayarlamıştı.
Kiralayacağımız daireye çıktığımızda ev sahibi de elinde kontratla hazır bekliyordu. Daireye şöyle bir bakıp, kontratı imzaladık, anlaştığımız üzere bir yıllık kira parasını peşin ödedik. Hamallar eşyaları evin içine taşıyıp gittiler.
Hakan’la birlikte eşyaları yerleştirdik, yine de tam olmadı. Hakan sağolsun çok uğraştı, çok emek verdi. Teşekkür ettik ve gitti. Gece yeni evimizde yattık, çok yorgunduk hemen uyumuşuz…
Sabah kapının ziline uyandık. Ben gidip kapıyı açtım. Hakan bakkaldan peynir, zeytin, reçel, yağ, ekmek, domates biber falan almış,
“Hadi kahvaltımızı yapıp ev işine devam!” dedi.
O sırada karım da yatak odasından çıktı, ama geceliği ile çıktı. Şeffaf beyaz geceliği içinde sutyeni yoktu, memeleri uçları belirgin şekilde sallanıyordu. Altındaki kırmızı tanga külodu da belli oluyordu.
Hakan tepeden saçından tırnağına şöyle bir süzdü karımı… Ardından yüzünde beğeni dolu bir gülümseme ile,
“Günaydın yenge!” dedi. Karım da Hakan’ı yanaklarından öpüp,
“Hakancığım sağol, sen çok iyi arkadaşsın, ne kadar teşekkür etsek az!” dedi.
Ben biraz bocaladım, ama karımı bunca kişi sikmişken en iyi arkadaşım Hakan’dan esirgeyecek değildim. Karım pek sikilme havasında değildi, ama Hakan’a her yerini göstermişti şimdiden…
Hakan’la salondaki masaya geçtik, karım da çayları getirdi. Tepsiyi eğilerek bize tuttukça, Hakan karımın çıplak memelerini geceliğin içinden görüyor, keyifle gülümsüyordu. Bana,
“Devrem çok şanslısın, ben bekar kaldım, sen dünya güzeli yenge yapmışsın!” dedi. Karım da gülümseyerek,
“İltifat ediyorsun!” dedi.
“İltifat değil canım!” diye söze karıştım ben de… “Çocuk doğru söylüyor, hem güzel, hem seksi bir karım var benim…” Karım da güldü. Gözleri Hakan’ın dar tişörtünün gerdiği geniş omuzlu üçgen vücudunda dolaşıyordu gülümserken…
Kahvaltımızı yapıp ev işine devam ettik. Akşama doğru Hakan,
“Benim işe gitmem lazım!” dedi.
“Ne işi oğlum bu saatte?” dedim. Bana telefonda eğlence yerinde çalışıyorum dediği meğer pavyonda kapıda güvenlikmiş, bu yüzden geceleri çalışıyormuş.
“Peki, hayırlı işler, güle güle!” dedik. Hakan gidince, karım,
“Yakışıklı hergele!” dedi.
“Hem yakışıklı, hem de boşuna mı badigard olmuş herif? Herkül gibi kas yapmış ben görmeyeli… Nasıl siker seni, bi hayal etsene…”
Gülüştük. Bulmuştuk karımın yiyeceği yarrağı…
Ankara’daki ilk haftamızda etrafı gezdik, marketlerin, durakların yerlerini öğrendik. İlçedeki gibi değildi Ankara, her yer temiz ve çamursuzdu. Sabahları köye gidip tarlaya ve hayvanlarına bakmak zorunda değildim.
Modern şehir hayatı karıma da bana da çok iyi gelmişti. Evde fiber internet bile vardı, asker arkadaşım Hakan da eski laptopunu bize vermişti, diziler, filmler izliyorduk karımla. Hakan gece çalıştığı için, biz de gündüzleri dışarıda olduğumuz için ilk hafta görüşemedik pek, ama telefonla hep konuştuk.
Metro, tren vs. için aylık kart satın alma konusunda bilgi aldık. Yaşadığımız yer Ankara’nın şehir merkezine biraz uzak, sessiz ama site denen yapılaşma içinde oturuyorduk. Sitenin neredeyse bizim köy kadar nüfusu vardı. Hafta sonu olunca Hakan’ı çağırdık,
“Mesai sonrası gel kahvaltı yapalım!” dedik. Sabah 9 gibi Hakan geldi. Hakan’a,
“Devrem çok zor değil mi çalıştığın saatler?” dedim. Pavyonda güvenlikte çalıştığı için sabah 4-5 gibi çıkış oluyormuş.
“Çok zor değil aslında!” dedi. Hakan zaten askerdeyken bizim bölüğe usta birliğinden komando olarak gelmiş, paşanın yakın korumasıydı. Epey iri yarı, 1.90 civarında boyu vardı, o yapısına karşın hep çok nazik ve kibardı.
Hakan sabah çok erken geldiği için biz yataktan uyanıp çıkmıştık. Karım yine şeffaf geceliği ile sutyensizdi. Hakan daha önce de karımı öyle görmüştü, ama gözlerini yine de alamadı karımın memelerinden ve güzel bacaklarından.
Karım salondaki masaya kahvaltıyı hazırlarken ben Hakan’la sohbet ettim. İş aramaya başlayacağımı söyledim. Hakan,
“Ben de sorayım patronlara. Güvenilir, düzgün insan olmak, ağzı kapalı olmak önemli bizim işte, bence seni işe alır!” dedi.
Bu arada da karım sofrayı kurarken pencereden gelen gün ışığına denk geldikçe geceliğinin içindeki kırmızı külodu belirginleşiyor, yuvarlak götünün hatları görünür oluyordu. Hakan yüzünde neşe ile hem karıma zevkle bakıyor, hem de benimle sohbet ediyordu.
Bugüne dek karımı altına alanlar karımın seks açlığından ve benim zayıf erkekliğimden faydalanmışlardı. Fakat Hakan’la karım ve ben dostça, arkadaşça, çok güzel anlaşıyorduk.
Karım vücudunu Hakan’a sergilemekten çekinmiyordu. Hiç fütursuzca transparan geceliğiyle ortalıkta dolaşıyor, ben de karımı hiç kıskanmıyordum. Kahvaltıdan sonra Hakan salonda kanepeye kıvrıldı ve
“Ben biraz kestireyim!” dedi. Gece çalıştığından gözleri kapanıyordu çocuğun… Karım,
“Hakan’ım, sen orada rahat edemezsin, geç bizim yatakta yat. Biz sofrayı toplarız!” dedi. Hakan,
“Sağol yenge!” deyip yatak odamıza gitti. Hakan içeri gidince karım,
“Arkadaşın Hakan gerçek bir dost. Bu yeni hayatı biraz da ona borçluyuz. Sen de ne kadar düzgün bir insansın ki aşkım, böyle gerçek bir dostun olmuş!” dedi.
Karım beni nadiren övdüğü için bu sözleri hoşuma gitti. Vücudunu Hakan’a sergilemesi de tahrik etmişti zaten beni. Dudaklarından öptüm, götünü avuçladım. Elimi sonra ön taraftan amına attım. Karımın amı ıslaktı, küloduna kadar geçmişti ıslaklığı.
“Canın mı çekiyor aşkım?” dedim, heveslendim sikmek için karımı. Karım ise,
“Hakan hem çok düzgün fizikli, upuzun boylu, hem de çok kibar bir erkek… Doğrusu, etkilendim biraz!” dedi. Meğer beni değil Hakan’ı istemişti canı karımın,
“Ya, demek Hakan’dan etkilenmiş benim karım… Amcığın ondan mı sulandı bu kadar?” Kıskandım arkadaşımı o an, öpmeyi bıraktım.
“Etkilendim dediğime bakma sen… 0nunla sevişmem aranızı bozacaksa yatmam altına arkadaşının, merak etme!”
“Zamana bırakalım aşkım. Hakan’la dostluğumuz çok güzel… Eğer bir şey yaşayacaksak ona güvenebiliriz. Seni sikip hem sana hem bana zevk verecek ondan daha iyi bir erkek bulamayız, eminim!” dedim. Karım,
“Canım benim… Benim anlayışlı, geniş, boynuzlu kocam!” diye kıkırdadı.
Sofrayı toparladık. Karım şimdiden akşam yemeğini yapıp hazırlamak istiyordu. O mutfakta fasulye ayıklarken ben de banyoya geçip, Hakan’a temiz havlu filan çıkartayım dedim. Banyoya geçerken, yatak odamızın kapısı yarım açıktı, kapıya dokunmadan sessizce içeriye baktım.
Hakan yattığı yerde, karımın iç çamaşırlarını koyduğu çekmeceyi dolaptan çıkarmış, yan yatmış vaziyette, karımın külotlarını eline almış inceliyordu. Üzerinde sadece siyah bir baksır külot vardı. Vücudunda hiç yağ yok, acayip kaslıydı Hakan. Giyinikken bu kadar kaslı olduğu belli olmuyordu.
Hakan baktığı külodu tekrar düzgünce katlayıp çekmeceye koyuyor, sonra diğerini çıkartıyordu. Çekmecenin altından karımın Antalya’da giydiği bikiniyi bulup çıkarınca, bikininin küçük alt parçasını daha bir ilgiyle alıp bakıp kokladı ve kendi külodunun içine soktu.
Benim en iyi arkadaşım yatağımıza uzanmış, karımın bikini altını yarrağına sürtüyordu. Baksırı küçük olmamasına rağmen sikinin ucu dışardaydı. Uzun boylu olduğu için sanırım, siki de uzundu asker arkadaşımın…
Karım mutfaktan, “Mustafaaaa?” diye bana seslenince, Hakan kapıya doğru başını çevirdi. Benim onu gördüğümü anlayıp toparlandı biraz,
“Kanka kusura bakma, çok özür dilerim!” dedi. Ben de odaya girip,
“Hakancığım, inan önemli değil. Sen de netice olarak bir erkeksin. Karımın senin yanında gecelikle gezmesinden etkilendin doğal olarak, çok normal. Bak kardeşim, biz modern insanlarız. İçinden nasıl geliyorsa öyle hareket et, rahat ol!” dedim.
Hakan yine de mahçup bir şekilde hemen bikiniyi külodunun içinden çıkartıp çekmeceye koydu ve çekmeceyi de yerine taktı. Bu arada sikinin kafası halen baksırının önünden görünüyordu, eliyle bir yandan sikini kapatıyordu.
“Rahat ol kanka… Hem yengen de seni seviyor, beğeniyor. İnan takmaz böyle şeyleri, olgun insanlarız üçümüz de!” dedim. Hakan biraz şaşkın, ama sevinerek,
“Yengem kızmasın da… Siz de benim ailem gibisiniz, aramız bozulsun istemem!” dedi.
“Bozulmaz bir şey, merak etme sen… Sana söyledim, yengen beğeniyor seni… İçinizden nasıl geliyorsa öyle yapın. Ben senden iyi yatak arkadaşı mı bulacağım!” dedim. Ben böyle söyleyince Hakan elini külodun üzerinde hareket ettirmeye başladı.
“Kanka yengemi görmek bile beni çok fena yapıyor!”
“Sen yatıp dinlen, düşünme bunları!” deyip çıktım. Mutfağa gittim, karım mutfakta yemeği yapmaya devam ediyordu.
“İstersen giyin artık, öğlen olacak, gecelikle kalma!” dedim.
“Hayatım, giyinmek için yatak odasına gitmem lazım. Hakan odada değil mi?”
“Olsun, o bizim arkadaşımız. Hatta kardeşimiz sayılır, zaten uyuyor!” dedim.
“Sen yine de kardeşimiz deme istersen…” dedi karım gülerek… “Belki lazım olur.”
“Orospu seni! Gözüne kestirdin değil mi çam yarması gibi herifi… Kendini siktirmeden bırakmazsın artık…”
Karımla beraber giyinmek için odamıza gittiğimizde Hakan yüz üstü yatmış uyuyordu, ya da uyuyor numarası yapıyordu.
Hakan’ın uzun zayıf bacakları, kaslı sırtı ve düzgün fiziği karımın ilgisini çekti hemen. Başıyla Hakan’ı bana gösterip eliyle (Harika!) işareti yaptı. Sonra geceliğini sıyırdı. Hakan’ın tarafına geçip üstündeki tek giysi olan minicik külodunu da çıkardı.
Ne bana, ne de yatakta külotla yatan arkadaşıma aldırmadan çırılçıplak gardrobu açtı, kıyafet bakmaya başladı. Aslında çok iyi biliyordum ki, karım elbise bakar gibi numara yapıyordu.
Orospu, Hakan odada varken çırılçıplak durmak hoşuna gidiyordu. Hakan da gözünü açmış, hem bana, hem çaktırmadan karıma bakıyordu. Ben de gülümsedim. Karım,
“Ben giyinmekten vaz geçtim. Çok erken kalktık, biraz uyuyalım, zaten hafta sonu, uykumuzu alalım sonra giyiniriz!” deyip yatağa yattı. Ben de,
“İyi fikir!” dedim ve yatmak için karımın yanına iliştim. Karım ortamızda olduğu için az kaykılıp Hakan’a yaklaştı. Hakan halen uyuyor numarası yaparak sırt üstü döndü. Karın kasları çok sıkıydı, siki baksırın içinde halen kalkık duruyor, kabarıklığı göze batıyordu. Karım fısıldayarak,
“Offf şuna bak! Sanki külodun içinde patlıcan var.” dedi. Ben de,
“Şşş, sessiz ol!” dedim gülümseyerek… “Uyuyor adam… Sen arkadaşımın patlıcanına değil, kocanın bamyasına bak biraz, bununla ilgilen.”
Karım sırt üstü yatarak, sol elini benim küloduma attı. Sikim taş gibiydi. Yavaşça elini külodumun altına doğru getirip taşaklarımı avuçladı.
“Ohh! Parmakların ateş gibi kız…” diyerek zevkle inledim. Kikirdedi,
“Bakıyorum senin bamya büyümüş!” dedi kısık sesle…
“Yatağımızda, yanımızda çıplak erkek olunca hoşuna gitti bamyanın! Zevk aldı biraz…”
Karım elini külodun içine sokup benim ufaklığı biraz okşadıktan sonra başını çevirip yanımızda uyuyan Hakan’a baktı.
“Patlıcan da hoşlanır mı dersin? Onu da okşasam mı?”
“Hoşlanır mı ne demek? Çocuk bekar, hoşlanmayı bırak, bayram yapar.”
Benim cevap vermemi beklemedi zaten, ben cümleye başlarken sağ elini Hakan’ın baksırının içine yavaşça soktu. Karım gözlerini kapatmıştı. Hakan’ın yarağını elinde hissetmek asıl ona zevkli gelmişti.
Elini daha aşağılara daldırıp sanırım Hakan’ın taşaklarını da avuçladı. Hakan yavaşça gözlerini açıp,
“Yenge??? Mustafa???” dedi. Ben de gülümseyerek,
“Yok bir şey… Sen dinlenmene bak kanka!” dedim. Karım da gülümseyerek,
“Hakan harika vücudun var, şu elimdeki de ateş ediyor!” diye şaka yapınca, Hakan,
“Aman yenge dikkat et, patlar!” dedi, üçümüz de gülüştük. Artık aramızda gizli saklı kalmamıştı.
Hakan yan dönüp karımın memelerini kocaman güçlü elleriyle avuçlayıp, memesinin birinin ucunu ağzına alıp emmeye başladı. Karım da benim sikimi bırakmış, Hakan’ın sikine 31 çekiyordu o esnada…
“Siz harika arkadaşlarsınız, kendimi hiç böyle rahat hissetmemiştim!” dedi Hakan.
“Artık arkadaşlık olayını geçtik. Daha samimi olmanın zamanı geldi. Eğer istersen benim karımı senin karın yapabilirsin kanka!” dedim sesim titreyerek.
Karım sessizce ve gözleri kapalı, zevk içinde bir eliyle Hakan’ın sikini, diğer eliyle de saçlarını okşuyordu. Hakan bana,
“Yaparım tabii ki kanka, ikimizin karısı olur yengem!” dedi.
Ben tabii daha önce çok yarak yediğini, çok kişinin karısı olduğunu filan söylemedim.
Hakan karımın dolgun memelerini kuvvetlice sıkıp yalamaya devam ediyor, arada elini karımın amına atıyordu. Karım ise Hakan’ın ellerinin vücudunda gezmesinden çok hoşlanıyordu. Ben de en yakın arkadaşımın karımın tadına bakmasını heyecanla ve tahrik olarak izliyordum. Karım,
“Hakancığım şunu çıkartalım!” diyerek doğrulup Hakan’ın külodunu bacaklarından çıkarttı. Sonra da eğilip kankamın sikinin başını yalamaya başladı. Hakan,
“Offf yengeee, esas senin dilin ateş ediyor!” dedi. Karım Hakan’ın sikini arada ağzından çıkartıp yanağına sürtüyor,
“Odun gibi olmuş, bununla adam dövülür yaa!” diye şakalar yapıyordu.
“Yenge, kız arkadaşım filan yok. Çok afedersin, param olunca ayda bir orospulara gidiyorum. Anlayacağın, seks hayatım pek renkli değil, ondan böyle!” dedi. Ben de gülerek,
“Buldun kanka yeni orospunu… Yengen para da istemez senden… Bedava…” dedim.
Hakan epeyce kalın, uzun, damarları patlayacak gibi görünen, düzgün şekilli siki karımın ağzındayken bir yandan benimle konuşuyor, bir yandan da karıma iltifatlar yağdırıyordu. Karım diliyle masaj yaptığı yarağı eliyle tutup,
“Bu patlayacak birazdan, gel gir içime!” dedi ve yan yatıp sırtını Hakan’a döndü. Hakan,
“Alışkın değilim, patlayacak gerçekten!” deyip, karımı kendine çekip arkasından sikini amına yavaşça soktu. Karımın yüzü bana dönüktü, bana gülümseyerek,
“Ohhh özlemişim gerçek erkeği!” dedi. Hakan da,
“Yengem benim, Mustafa’nın yetişemediği yerde ben varım. Artık aç bırakmam seni merak etme!” dedi.
Karım hem poposunu Hakan’a itiyor, hem de bir eliyle sikimle oynuyordu bana gülümseyerek… Hakan biraz daha karımın amını sikip durdu ve
“İki dakika soluklanalım. Susadım, mutfaktan su alayım!” deyip ayağa kalktı. Benden taraftaki komodinin üzerinde küçük pet şişede su vardı,
“Kanka burada var!” deyip ben de kalktım, suyu verdim. İkimiz ayakta yan yanayken karım bize bakıp,
“Kocalarıma bak, aslan gibiler!” dedi. Yatakta oturarak önümüzde gelip bir eline benimkini, diğer eline Hakan’ın uzun sikini aldı.
Hakan’ın siki benimkine göre çok uzundu, neredeyse iki katıydı. Yan yana çok komik olmuştu, karım kıyaslar gibi yapınca hep beraber gülüştük. Hakan gülümseyerek,
“Adamlık bacak arasında değil, bak kankama namusunu altıma yatırıyor, işte gerçek adam!” dedi. Karım da,
“Minik Mustafam!” deyip sikimin ucunu öptü.
Böyle arkadaşça dostça karımı siktirmek ilk kez nasip olmuştu. Aşağılanmadan seksten zevk almak çok güzel bir histi. Karım sırt üstü yatıp bacaklarını iki yana açtı ve Hakan’a,
“Gel bak, asker arkadaşının namusu nasılmış!” dedi.
Hakan’ın yüzündeki gülümseme gitmiş, hayvani bir ifade gelmişti. Hızla karımın bacakları arasına girip sert ve hızlıca iterek uzun sikini karımın amına soktu. Sert ama yavaş tempoyla sikiyordu. Karım da,
“Erkeğim, kocam, aşkım!” diyor Hakan’ın kaslı pazularını sıkıyordu. Hakan uzun sikini sertçe karıma geçirirken vücudu karımın göbeğine şak şak diye çarpıyordu. Ben de yanlarında yat yatmış izleyip 31 çekiyordum.
Hakan’ın sikme şekli çok farklıydı, hiç hızlanmıyordu, sert kökleyip, belini dairesel hareket ettirip sikini karımın amının içinde çalkalıyordu.
Karım da sanırım Hakan’ın siki amının duvarlarını doldurup içinde farklı yerlere temas ettikçe zevkten inliyordu. Ben de çok azmıştım, ama elime boşalmak istemiyordum. Karıma,
“Benden iyi mi sikiyor aşkım?” dedim. Karım inlemelerinin arasında,
“İyi de laf mı kocacım? Hem de çooooookkkkk çok iyi! Harikaa…” dedi.
Hakan’ın yüzü kıpkırmıızydı, ama tutuyordu kendini karım orgazm olmadan önce boşalmamak için. Gerçek bir erkek, gerçek bir centilmendi karımın bacakları arasındaki kankam. Hakan’ın taktiksel sikişi karımı iyice azdırmıştı,
“Gelmek üzereyim, sen de içime boşal, çıkma nolur!” dedi Hakan’a. Hakan karımın bu sözleriyle yarağını karımın amında iyice sağ sol yaparak sikmeye başladı. Karım gözlerini kısıp, tırnaklarını da Hakan’ın sırtına geçirip sertçe batırarak,
“Acıma, sert sik!” diye bağırdı. Hakan sırtının acısı ve karımın sözüyle temposunu yükseltip kuvvetli ve hızlıca sikerek, “Offfff!” diye boşalmaya başladı.
Hakan boşalırken karım da gerilerek ve dev gibi Hakan’ı üzerinden yatakta kaldırıp, “Ayyyy!” diye çok yüksek sesle çığlık attı.
Karım hep bağırır orgazm olurken, artık alışmıştım. Ama avazı çıktığı kadar ilk kez bağırmıştı. İkisi aynı anda gelmişti, nadir çiftlerin yaşayabildiği uyumu yaşamışlardı. Hakan sikini karımın amından çıkartmadan, gözlerine bakıp,
“Karım yaptım seni yenge!” dedi ve dudaklarından öptü karımı. Karım da,
“İyi ki tanımışım seni aşkım!” dedi Hakan’a. Birbirlerine sevgi dolu karşılıklı iltifatları bitince Hakan karımın üzerinden kalktı ve
“İkinize de çok teşekkür ederim!” dedi. Karım nefes nefeseydi,
“Erkeklerim benim!” dedi. Bana bakıp, kalkmış sikimi işaret edip, “Gel senin de keyfini yapalım, kalma öyle!” dedi.
Karım sikildikten sonra ilk kez kendini bana sunuyordu. Çok hoşlandım bu durumdan. Gerçekten de karımı yakın arkadaşıma siktirmek güzel bağlar kurmuştu aramızda. Bu güzel teklifle ben de karımın bacakları arasına geçtim.
Sikimi karımın amına sokmamla büyük bir ıslaklık hissettim sikimde ve taşaklarımda. Hakan’ın dölleri akmıştı karımın amından. Hakan’a,
“Kanka, içerisi göl olmuş!” dedim. Hakan da gülümseyerek,
“Devrem, yengem muslukları sonuna kadar açtı!” dedi. Karım ise şaşkın şaşkın gülüyordu bu konuşmalarımıza,
“Ay aşkım, sen girdin mi içime?” dedi. O an anladım ki karım benim sert ama küçük sikimi içinde hissetmemişti. Hakan, uzun ve odun gibi yarağıyla hem de sağ sol yapa yapa karımın amını kocaman genişletmişti. Karım,
“Ay hayatım, sikin hiç yok gibi ya!” deyince çok utandım, ama çok da tahrik oldum.
Hakan da yan yatmış eli sikinde karımla bana bakıp gülüyordu. Aslında ben de Hakan’ın taktiğiyle yavaş yavaş sağ sol daire çizerek sikmek istiyordum karımı, ama karımın amı kova gibi olmuştu, hem de döllü kova.
Erkeklik yarıştırmayı kafamdan atıp karımın ıslak folloş amında gidip gelmeye başladım. Ben sikerken, karım, Hakan’a,
“Çalıştığın yerde işler nasıl peki, kazancın nasıl?” diye sorular sorup sohbet ediyordu. Benim ise sikim karımın amının içinde kayboluyor, neredeyse bir boşluğu sikiyormuşum gibi oluyordu.Sobbetleri sırasında, Hakan,
“Devreme de iş bulacağım, hafta başı patronla konuşacağım!” dedi karıma. Ben duraksayınca karım bana bakıp,
“Sen devam et, zevkine bak canım!” dedi.
Sanki tek başımaymışım gibi karımın döl dolu sikilmiş amına hızlı hızlı pompalayarak boşaldım. Boşalırken ses çıkartmadım, çünkü benden başka seks düşünen yoktu o anda… Hareketlerim durunca, karım tekrar bana bakıp,
“Bitti mi miniğim? Boşaldın mı?” dedi. İçine boşaldığımı bile anlamamıştı.
“Bitti canım, seni çok seviyorum!” dedim. Karım,
“Ben de seni aşkım…” derken Hakan yatakta doğrulup yumuşak sikini karımın ağzına verdi. Karımın sözü yarım kalınca, Hakan,
“Ya pardon, ne diyordun yenge?” dedi. Karım Hakan’ın yarağını ağzından çıkartıp,
“Önemli değil!” deyip beni dudaklarımdan öptü.
Bu güzel sikişten sonra üçümüz yatakta yatıp sohbet ettik. Karım yine ortamızda, bir eliyle benim diğer eliyle Hakan’ın taşaklarıyla oynamaya devam etti konuşurken. Karım, Hakan’a,
“Aslan gibi adamsın, bir gün evlensen bile bizim yatağımız her zaman sana açık!” dedi. Hakan da,
“Elbette yenge, siz isteyin, benim ailem oldunuz artık!” diye yanıtladı. Karım,
“Ben duş alıp yemek hazırlamaya devam edeyim!” deyip gidince, ben de asker arkadaşımla sohbet ettim bol bol.
Sikiş muhabbetini bırakmıştık, Ankara’dan, şehir hayatından bahsediyorduk. Karımı orospu yerine koymadan çok güzel eğlenceli ve düzgün seks yaşamıştık. Modern şehirliler gibi olmuştuk. Hakan’a,
“Kanka sen uykusuzsun, akşam yemeğine kadar uyu!” deyip odadan çıktım. Ben de duş alıp karıma yardım ettim yemek hazırlamasına… Akşam olunca sofrayı kurup Hakan’ı uyandırdım,
“Hadi duş al da yemek yiyelim!” dedim. Hakan,
“Çok açım, duşu yemekten sonra alayım!” dedi ve sadece baksır giyip sofraya geldi. Yemeğimizi yedik. Yemekten sonra Hakan duşunu aldı, karım da havluyla güzelce kuruladı. Kurularken de,
“Şu kaslara şu vücuda bak, işe gitmeyecek olsan bir posta daha sikişirdik!” dedi karım. Hakan’ın siki kalkmıştı, ama,
“Yenge bütün gece ayakta oluyorum, işe yorgun gitmeyeyim, beni bağışla. Yarın sabah tekrar gelirim eğer isterseniz!” dedi. Ben de,
“Ayıp ettin kanka, ev senin, yatak senin, yengen senin, hep gel!” deyip, yedek anahtarı da vererek Hakan’ı işe uğurladık.
Gece laptopta dizi izledik karımla. Karım, Hakan’ın ne kadar beyefendi bir insan olduğunu, erkekliğinin de ne kadar güzel olduğunu anlattı hep. Başka zaman olsa bozulurdum, ama ilk kez gururum kırılmadan karımı siktirmek beni çok mutlu etmişti. Dizi bitince yatağımıza yatıp biraz daha konuşup uyuya kaldık…
İkimiz de dün akşamki seksten çok zevk almış olduğumuz için öyle derin uyumuşuz ki, ben sabaha karşı üzerimizdeki örtünün açıldığını yatak aniden hareket edince anladım. Perdenin yanından ışık süzülüyordu, Hakan yatağın kenarına oturmuş, pantolonunu çıkartıyordu. Doğrulup,
“Günaydın kanka, hoşgeldin!” dedim. Hakan başını çevirip,
“Günaydın devrem!” dedi, külodunu da çıkartıp çırılçıplak yatağa yattı. Yine aramızda kalmış karım halen uyuyordu.
Ben, ne olacak diye bakarken, Hakan karıma sarılıp gözlerini kapatır kapatmaz uyudu. Ben uyuyamadım, bir iki saat kadar yatakta döndüm durdum…
Sabah sekize doğru kalktım, kahvaltıyı hazırlamak için. Yumurtaları çıkardım, çayı koydum. Sofrayı hazırlarken yatak odamızdan şak şak şak sesler gelmeye başladı.
Odaya bakmaya gittiğimde, karım yatakta domalmış, Hakan arkasında uzun sikini yine aynı yavaş ama sert tempoyla karımın amına saplıyordu.
“Uyanmışsınız!” dedim, ama ikisi de cevap vermedi. “Günaydın karıcığım!” dedim. Karım,
“Iımmhhh!” diye mırıldandı. Karım domalmış sikilirken, Hakan kökledikçe karımın yuvarlak bembeyaz kocaman memeleri sallanıyor, götünün yanakları her darbede dalgalanıyordu. Hakan’ın yüzünde yine hayvani bir ifade vardı, bana bakıp,
“Kanka, sen yengemi sikmiyor musun hiç, daracık kalmış amı!” dedi.
Bir şey diyemedim, bana bol gelen karımın amı Hakan’a dar geliyordu. Yanlarına yaklaşınca Hakan’ın sırtının yara içinde olduğunu gördüm, dün karım tırnaklarıyla çok fena çizmişti. Hakan yine bana bakarak önünde domalmış olan karımın saçlarını kavrayıp eline doladı. Karım,
“Offf erkeğimmm, devam et!” dedi. Karımın kafası yukarı kalkınca beni gördü ve “Konsantre olamıyorum, biraz içeri gider misin!” dedi. Hakan da eliyle git anlamında işaret edip,
“Yengemi mutlu edelim, sen git kanka!” dedi. Kıskanarak da olsa ikisini kırmamak için mutfağa geri döndüm. İki dakika geçmedi, karım,
“Hayvansın Hakan!” diye bağırdı. Ne oldu acaba diye sessizce odanın kapısına yaklaşınca, Hakan aynı pozisyonda sikini karımın götüne sokmuştu. Karım hırslı hırslı konuşuyor,
“Sik götümü hayvan, acımadan sik, arkadaşının karısının götünü sik!” diyordu.
Karımın içindeki azgın fahişe geri gelmişti. Hakan ise sessizce götünü sikiyordu karımın, ben de kapıdan izliyordum götünün sikilmesini… Karım bir ara,
“Dizlerim tutmuyor!” deyip sırt üstü yatttı, bacaklarını elleriyle tutarak iyice havaya kaldırdı ve “Aynı yerden devam et!” dedi.
Hakan da ite ite tekrar uzun siki kaybolana dek karımın götüne soktu. Ben de çok heyecanlanmıştım, sikimi pijamamdan çıkartıp okşamaya başladım. Okşarken de hafif inleyince beni kapıda fark ettiler. Karım bana,
“Dayanamadın di mi pezevenk kocam, bekleyemedin değil mi? Bunun zevki çok başka, rahat olmak için seni mutfağa yollamıştım!” dedi.
Hakan da bana bakıp, elleriyle (Ne yapayım, kusura bakma) der gibi işaret yaptı. Bir yandan da karımın götüne saplamaya devam etti sikini. Karım bana,
“Hakan’ın siki yanıyor ateş gibi içimde, çok güzel ama orgazm olamıyorum, yardım eder misin?” dedi. Anladım, amını yalamamı istiyordu. Götünde en yakın arkadaşımın yarağı varken karım amını yalatacaktı bana. Hakan,
“Hadi kanka gel! Karımızı beraber sikelim.” dedi.
Aslında bunda kırılacak bir şey olmadığını, seksten hep birlikte zevk aldığımızı ve bunu gururumu kırmadan yaptığımızı düşündüm. Karıma yaklaşıp eğildim, klitorisini ağzıma alıp dilimle bastırmaya başladım. Hakan da çok hoşlanmıştı bu yaptığımdan.
“Kanka sen işini biliyorsun!” diyerek karımın bacaklarını iki eliyle geri bastırıp götünü iyice açıp yarağını derin derin sokarak sikmeye devam etti. Karım zaten zevkten kıvranıyordu,
“İçim kaşınıyor, çişim geldi gibi, çok fena yaptınız beni erkeklerim!” diye inliyordu.
Beni de erkeği olarak görmesi gururumu okşamıştı. Hakanın siki burnumun dibindeyken karımın amının üstünü yalamak ayrı bir heyecandı.
Karım iki taraflı aldığı zevkle elleriyle başımı tutup saçlarımı çeke çeke vücudu kasılarak orgazm olmaya başladı. Kasılmaları belki bir dakika sürdü. Orgazmının bu kadar uzun sürdüğünü hiç görmemiştim. Karımın orgazmı bitince Hakan sakince sikini karımın götünden çıkarttı,
“İyi misin yenge?” dedi. Karımın göt deliği kocaman açık, bacakları havada,
“Bundan iyi olamazdım!” dedi. Hakan,
“İyi, ben işeyip geleyim!” dedi, banyoya gitti.
Bu arada ben ayaktaydım ve benim sikim de kazık gibi olmuştu. Karım doğrulup beni yanına çekiştirdi ve sikimi yalamaya başladı. Hakan banyoda işemiş, sikini de yıkayıp gelmişti. Karım ikimizi yanyana ayakta durdurup sırayla siklerimizi yalamaya başladı.
“Aslan kocalarım, erkeklerim benim!” diye övdü bizi. Hakan da bana çak yaptı.
Karım benimkini ağzına alınca tamamı ağzında kayboluyor, ama Hakan’ınkinin yarısı ancak giriyordu. Karım bir ara Hakan’ın sikini ağzından çıkarıp,
“Önce kim geliyor?” dedi gülerek. Hakan,
“Ben bittim yenge, dayanamam artık!” deyip fışkırtmaya başladı döllerini.
Siki her kasıldığında basınçla dölü karımın yüzüne saçlarına geliyordu. Sanırım dokuz kez bu şeklide kasıldı. Dokuzuncuda karımın artık dölle kaplı yüzüne bakmaya ben de dayanamayıp karımın ağzına verip boşaldım.
Ağzından çıkartmadım boşalırken. Am sikmekten daha zevkliymiş karımın ağzına boşalmak. Karım sikimin ucunu emdikçe daha zevkle akıtıyordum ağzının içine.
Boşalmam bitince sikimi çektim. Karım bana bakıp yutkundu, tüm döllerimi yutmuştu. İkimizin de sikinin ucuna birer öpücük kondurdu. Hakan da bu görüntüden çok memnun olmuştu. Karımı kolundan tutup kaldırdı,
“Seni yıkayayım yenge!” diyerek kucağına alıp banyoya götürdü. Ben de çayları koymaya mutfağa gittim.
Ben çayları koyarken banyoda kankam karımın amına bir kez daha koydu. Yirmi dakika kadar sonra bornozlarla geldiler. Aç kurtlar gibi kahvaltımızı yaptıktan sonra Hakan odaya gidip yattı, uyudu…
Akşam Hakan işe giderken,
“Patronla konuşacağım iş meselesi için!” dedi.
Ankara’ya taşınmıştık, kirayı bir yıllık ödemiştik, karımın yiyeceği yarağı bulmuştuk, ben de artık karımı sikiyordum, tek eksik benim iş konusu kalmıştı
Bir yanıt yazın