Kayınçom UyurkenGoogle Icon

Yaz tatili için karımı ve iki çocuğumu her sene olduğu gibi bu sene de Türkiye’ye ailemin yanına yollamıştım. Karım ve çocuklarım gideli on gün kadar olmuştu ki, kayınçom beni bir cumartesi akşamı evlerine yemeğe çağırdı. Ben de lokantam olduğu halde, sırf kayınçonun karısını görmek için bu teklifi büyük bir memnuniyetle kabul ettim.

Kayınçom Remzi 37, karısı Aysun da 30 yaşında, ama mükemmel bir vücuda sahip, çok seksi bir kadın. Onların da iki çocukları var ve o gün çocukları kayınpeder havuza götürmüş. Çocuklar hafta sonunda da kayınpederlerde kalacaklarmış.

Akşam evlerine gittim. Kapıyı Aysun açtı. Her zamanki gibi yine muhteşem görünüyordu. Altında siyah etek ve üzerinde de kolları kısa, kırmızı bir penye vardı.

Ama her şeyden önemlisi yine etek de, penye de çok dardı, o sikilesi muhteşem götü ve emilesi memeleri, bütün hatlarıyla belli oluyordu. Ne zaman onlarla görüşsem, gözlerimi Aysun’dan alamıyor ve kayınçoma yakalanmaktan çok korkuyordum.

İçeri geçip biraz sohbet falan ederken, Aysun da masayı hazırlamıştı. Yemeklerimizi yedikten sonra çay kahve içerek sohbet etmeye başlamıştık. Saat onbir olmuştu, ben istemeyerek de olsa izin istedim. Ama Aysun,

“Daha erken, ne güzel muhabbet ediyoruz, eve gidip ne yapacaksın? Çoluk çocuk da yok.” Kayınço da atıldı hemen,

“Tabi ya, bu saatte eve gidip tavuk gibi erkenden yatacak mısın Emin?” diye destekledi karısını…

“Hem birazdan Remzi’nin uykusu gelir yatar. Ben de her zamanki gibi tek başıma televizyon seyretmek zorunda kalırım. Sen olursan sohbet ederiz!” dedi.

Bu teklifi beklercesine, içimde büyük bir sevinçle, hayallerimin kadınının teklifini kabul ettim. Remzi de,

“Madem gitmiyorsun, o zaman birer duble içeriz, değil mi?” diyerek dolaptan bir şişe viski ve iki bardak getirdi. O birer duble oldu tabii üçer duble. Saat onikiye doğru Remzi uykusunun geldiğini, kusura bakmamamı söyleyerek kalktı. Aysun’a,

“Bu saatten sonra bırakma, eve gitmesin aşkım. Buraya yatak aç da bu gece burda yatsın. Hem sabah kahvaltıyı da birlikte yaparız.” dedi. Ben yarım ağızla,

“Yok olmaz, bir de yatak telaşesi çıkmasın size, gideyim ben!” dedim, ama kabul etmediler. Remzi yatmak için üst kattaki yatak odalarına çıktı. Hayallerimin kadını ile baş başa kalmıştım, sohbete devam ettik. Biraz zaman geçmişti ki, Aysun,

“İstersen Remzi’nin şortlarından getireyim de rahatça otur. Sabahtan beri bu elbiseler içinde sıkıntı basmıştır.” dedi.

“Valla çok iyi olur.” dedim.

“Tamam, sana şort getireyim öyleyse… Ben de rahat bir şeyler giyeyim diyordum.” diyerek gitti. Yaklaşık beş dakika sonra elinde benim için bir şort ile geldi. Ama ne geliş!

Üzerini değiştirmişti, onun da üzerinde pembe bir şort vardı. Fakat giymiş olduğu şort yumuşak pamuklu streç kumaştan bir şorttu. Altında külot yoktu, amının şişkin dudakları deve dudağı gibi belli oluyordu.

Üstüne ise ince bir beyaz tişört giymiş. İçinde sütyen giymediği, meme uçları ve uçların etrafının koyuluğundan belli oluyordu. Aklım başımdan gitmek üzereydi. Kadına saldırmamak için kendimi zor tutuyordum.

Benim giymem için getirdiği şortu verip, mutfaktan meyve hazırlayıp getirmek için salondan tekrar çıktı. Bu arada ben üstümü değiştirip onu beklemeye başladım.

Ondaki rahatlığı görünce bu gece kesin bir şeyler olacağı beklentisiyle heyecanlanmaya başlamıştım. Aysun elinde meyve tabağı ile ekstradan bir bardakla geldi ve

“Bugün felekten bir gece olsun benim için, ben de içeceğim. Şimdiye kadar pek içmedim, çabuk sarhoş oluyorum çünkü… Ama senin bana bir kötülük yapmayacağından eminim!” dedi. Ben de güldüm,

“Aslında senin gibi bir kadına bir şeyler yapmak istemeyecek erkek yoktur bu dünyada…!” diyerek sözde şaka yaptım. Gülüştük, oturup içmeye ve sohbete başladık. Aysun bana,

“Gerçekten beni öyle mi görüyorsun?” dedi. Sohbetin arasında bunu sorduğu için şaşırdım önce,

“Nasıl yani?” dedim şaşkınlıkla…

“Canım, az önce söyledin ya… Beni her erkeğin isteyeceği bir kadın olarak mı görüyorsun, yoksa iltifat olsun diye mi söyledin?” diye sordu tekrar…

İçten içe hayallerinin kadınına bu sefer ulaşacağımı düşünmeye başlamıştım. Onun hoşuna gidecek, kadınlık duygularını kabartacak şekilde söze girdim,

“İltifat olur mu hiç Aysun? İnan öylesin. Her erkeğin isteyeceği bir kadınsın. Çok seksisin, güzelsin. Kocanın yerinde ben olsam asla bu saatte uyumazdım aslında… İkimiz yatakta olurduk şu anda…”

“Hadi canım abartma sen de…” dedi gülerek, ama belli oluyordu, çok hoşuna gitmişti söylediklerim…

Aradan bir saat falan geçmişti. Ben nerdeyse şişeyi bitirmek üzereydim, ama Aysun halen ikinci bardağındaydı,

“Neden içmiyorsun? Yoksa bu söylediklerimden sonra sana bir şeyler yaparım diye mi korkuyorsun?” dedim. Gülerek,

“Neden olmasın? Madem her erkeğin arzulayacağı tipte bir kadınım… Hem sen de on gündür bekarsın. Ne olur ne olmaz, ben yine de fazla içmeyim!” dedi.

Ben artık kendimi tutamaz haldeydim, hayallerimin kadını ile bir odada baş başa içki içiyordum ve o kadının seksi vücudunun yarısından fazlası açıktı.

İçkinin de vermiş olduğu cesaret ile Aysun hakkında düşüncelerimi bir anda söyleyiverdim.

“Bekarlıkla ilgisi yok Aysun… Az önce de söyledim. Her erkek seni arzular. Ama inan ben seni her erkekten daha çok beğeniyorum. Hayranım sana…”

Aysun’da hiç bir şaşkınlık belirtisi yoktu. Ve söylediklerime bir itiraz, bir tepki de gelmemişti.

“Biliyorum canım…” dedi, gözlerini gözlerime dikmişti. “Bana nasıl baktığını görüyorum. Beni beğendiğini zaten biliyorum.”

“Evet seni çok beğeniyorum kesinlikle… Rüyalarıma giriyorsun Aysun. Hem de en erotik rüyalar… Seni ne kadar arzuladığımı imkan yok bilemezsin.”

“Yaa kocamı çok seviyorum aslında… Ama ne bileyim… Ben de seni beğeniyorum. Yakışıklısın, aslan gibi adamsın, hoşuma gidiyorsun. Aslında ben de değişiklik istiyorum.”

“Nasıl değişiklik Aysun?”

“Kocamın bir iki mesajını yakaladım, bazen geç geliyor eve, dışarıda yemekler filan…Eminim ki kocam da bazen değişiklik yapıyor! Başka kadınlarla beraber oluyor. O yapıyorsa ben neden yapmayayım?”

Sözlerini bitirdi, göz göze geldik. Heyecandan etli dudakları titriyordu. İçki kadehini sehpaya bıraktım. Ağır çekim hareketlerle elini tuttum. Çekmedi elini, aksine parmaklarıyla elimi sıktı. Yaklaştım iyice, bir anda dudaklarına yapıştım. Önce,

“Dur yapma! Kocam gelebilir…” diyerek beni itmeye çalıştı.

“Gelmez, horlaması buradan duyuluyor.” diyerek öpmeye devam ettim. Sonunda Aysun’un da bana katılıp karşılık vermesiyle müthiş bir şekilde öpüşmeye başladık. Adeta birbirimizin dudaklarını koparacakmış gibi saldırıyorduk.

Yaklaşık on dakika kadar öpüştükten sonra, boynundan yalamaya başlayarak gerdanına indim. Tişörtünü yukarı sıyırdım ve sütyensiz göğüslerini öpüp yalamayla, uçlarını emmeyle devam ettim.

Elimi şortunun önünden içeriye soktuğumda Aysun’un sıcacık ve nemli amı iyice sulanmaya başladı. Dakikalarca Aysun’un amını okşayıp parmakladım. Hırsla dudaklarımı kemiriyor, parmaklarımın rahat çalışması için bacaklarını aralıyordu.

“Ohh… Çok güzel… Çok zevk alıyorum…” diye inledi dudaklarımın içinde.. “Geliyorum… Ohhh…”

Bacaklarını kasarak parmaklarımı amına hapsetti. Dudaklarını ısırarak minik kasılmalar yaşıyor, orgazm fırtınası ile sarsılıyordu.

Biraz durulduktan sonra şortunu çıkarıp bacaklarını ayırdım ve başımı kasıklarına gömdüm. Vıcık vıcık olmuş amını yalamaya başladım. Aradan bir on dakika geçmişti ki Aysun müthiş bir titremeyle bir kez daha orgazm olup ağzıma boşaldı.

Senelerdir hayal ettiğim kadının ağzıma işer gibi boşalmasına aldırış etmeden amını ve amının sularını yalamaya devam ediyordum. Aysun sakinleştikten sonra,

“Yalama sırası bende şimdi…” dedi.

Beni koltuğa oturtup şortumu çıkardı ve önümde diz çöktü. Kazık gibi olmuş yarağımın zonklayan başını ağzına alarak yalamaya ve emmeye başladı. Yarağımı kudurmuş gibi emiyordu. Aysun’un ağzına boşalmamak için kendimi zor tutuyordum. On dakika kadar yaladıktan sonra bıraktı ve

“Hadi sok şunu içime… Kocamdan sonra senin de kadının olayım artık!” dedi. Koltuğa sırt üstü yatarak bacaklarını ayırdı, eline tükürüp amına yedirdikten sonra,

“Hadi canım gel, gir içime!” dedi…

Aysun’un bacakları arasında yerimi aldım ve yarrağımı kökünden kavrayarak başını senelerdir sikme hayalleri kurduğum amcığa yerleştirip, yavaş yavaş soktum. Dibini bulduğumda gidip gelmeye başlayacaktım ki, Aysun

“Yavaş sik beni, tadını çıkarmak istiyorum!” dedi. Ben de aynen onun dediği gibi yavaş yavaş pompalamaya başladım.

Ama maalesef, her zaman uzun süreli sikiştiğim halde, heyecandan mıdır nedir, daha beş dakika geçmeden büyük bir titremeyle amının içine boşaldım. Çok erken boşalmıştım, ama hiç bu kadar zevkli bir boşalmam olmamıştı.

Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu, Aysun’un üstüne yığılıp kalmıştım. On dakika kadar onu öperek kendime gelmeye çalıştım. Biraz dinlendikten sonra benim yarrak yeniden canlanmaya başladı.

Tekrar onun her tarafını yalayarak, özellikle de o muhteşem götünü yalayıp, Aysun’u domaltıp arkasında yerimi aldım. Arkadan amına geçirip sikmeye başladım. Ve bu sefer çok daha uzun süren bir sikişten sonra yine amına boşaldım.

O gece Aysun’u sabahın altısına kadar üç defa daha siktim. Aysun bitkin bir şekilde kocasının yanına yatmaya giderken, ben de bitkin bir şekilde zor attım kendimi yatağıma…

Sabah bir elin sikimin üstünde dolaştığını hissederek uyandığımda, Aysun bütün güzelliği ile karşımda bana bakıyordu,

“Günaydın erkeğim!” diyerek beni öptükten sonra yarağıma sarıldı. Saate baktım, saat onu geçiyordu,

“Remzi nerede? Yakalanmayalım!” dedim.

“Şimdi çıktı. Ekmek almaya şehir merkezine gitti, yarım saatten erken gelmez. Kim bilir böyle bir fırsatı bir daha ne zaman buluruz!” diyerek üzerindeki geceliğin eteklerini yukarıya, beline kadar sıyırdı. Külot yoktu altında, amcığı yine ıslak, yine istekliydi. Aceleyle yarağımın üstüne oturdu.

Kocası gelmeden bir posta da sabah sikişi yaptık. Ellerini göğsüme dayamış, destek alarak üstümde jokey gibi oturup kalktı dakikalarca… Dudaklarını ısırarak, zevkten inleyerek, büyük bir hazla sevişiyordu benimle…

Ben de memelerini mıncıklayarak, uçlarını sıkarak aldığı zevki arttırdım. Arada elimi aramıza sokuyor, kemik gibi olmuş klitorisini okşuyordum.

Ondan önce boşalmamak için akla karayı seçiyordum. Ben de en az onun kadar zevk alıyordum çünkü, vajinasının darlığı ve sıcaklığı beni kendimden geçiriyordu.

“Ahh… Geliyorumm… Geliyorum…” diyerek hızını arttırdı, kasıklarımız çarpışarak, o üstten, ben alttan kalçalarımı kaldırarak birbirimize girdik.

Aysun’un orgazm kasılmaları sikimi sağmaya başladığında ben de kendimi tutamadım artık, döllerimi içine fışkırtmaya başladım.

Kocası elinde ekmekler ve kahvaltılıklarla, neşeyle dış kapıyı açtığında Aysun elini amına kapatmış, banyoya koşuyordu. Çarşafı üstüme örtüp giyinmek için kayınçomun mutfağa gitmesini bekledim.

Gerçekten de o günden sonra çok az fırsat oldu. Daha sonra ilerleyen günlerde kayınçomun karısıyla ancak iki defa daha sevişebildik.

Neredeyse bir aydır fırsat çıkıp sikemiyorum ve bu da beni deli ediyor. Karım da daha Türkiye’de tatilde…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir