Kocam için
Adım Gül. Yeşil gözlü, sarışın, balık etli, evli, çocuksuz bir kadınım… Ben bir bankada çalışıyorum. Eşim de özel bir şirkette… Mutluyuz genelde, her çalışan çift gibi normal bir yaşantımız var. Eşim, bir hafta sonu patronunun villasında vereceği partiye davetli olduğumuzu söyleyene kadar…
O günün sabahı kahvaltı masasında haberi verdi, gideceğimiz parti için çok şık giyinmemi istedi.
“Sanki pejmürde giyiniyorum. Bankacı olduğumu unuttun galiba…” dedim sinirlenerek… Kendini affettirmek için sarıldı, boynumu öptü.
“Biliyorum hayatım. Ben sadece bankaya giydiğin gibi giyinme demek istedim. Biraz daha şık, biraz daha cesur bir şeyler istiyorum senden…”
“Neden? Ne özelliği var ki bu davetin?” dedim merakla… Bir yandan da kocamın okşamalarıyla azmış durumdaydım. Kocama sarmaşık gibi sarılmış, gömleğinin düğmelerini çözüp göğsünü öpüyor, pantolonun önünden sertleşmiş sikine ulaşmaya çalışıyordum.
“Patron bu partiden sonraki hafta içinde terfileri açıklayacak. Benim de müdür olma durumum var biliyorsun. Hani diyorum, biraz şık şıkırdım olursan…”
“Anladım aşkım. Merak etme, gereğini yaparım. Hadi sen de şimdi gereğini yap. Azdırdın beni yine…”
“Sen zaten azgın orospunun tekisin karıcım. Benim azdırmama gerek yok.” diyerek daldı bana kocam, üzerimde ne varsa yırta söke bir anda çırılçıplak bırakıp içime girdi.
Yarım saat sonra darmadağın olmuş vaziyette yerde yatıyorduk. Sabahın köründe kıran kırana sevişmiş, nefis bir orgazm yaşamıştık birlikte… O sabah işe zor yetiştim.
Partinin yapılacağı gün hazırlıklarımı yaptım. Kocamın istediği gibi, dekolte bir bluz ve altıma da mini eteğimi giydim. Saç, makyaj derken, iri memelerim, yuvarlak kalçalarımla her görenin dönüp bir daha baktığı afet bir kadın olup çıktım.
Kocam için…, resim №2
Patronun villası şehir dışında, geniş bir arazinin içindeydi. Çok büyük bir salonu vardı ve gerçekten muhteşemdi. İçerisi tanınmış çok şık davetliler ve şirketin üst kademe personeliyle dolmuştu. Eşimin patronu Selim bey ve güzel eşi İnci hanım bize çok yakınlık gösterdiler.
Selim bey kendi elindeki kokteyl bardağını uzatıp henüz içmediğini söyleyerek bana verdi. Pek içkiyle aram iyi değildi. Bir iki kadehte başım dönmeye, saçmalamaya başlardım. Yardım isteyen gözlerle kocama baktım ama, o da gözleriyle işaret edip içmemi istedi.
Dördümüz konuşa konuşa içkilerimizi yudumladık. Kokteyl hoşuma gitmişti. Kısa sürede bitince İnci hanım yanımızdan geçen garsona işaret edip içkilerimizi yeniledi. İşte o ikinci bardağın sonlarına doğru anlayamadığım bir şekilde, içim kavrulmaya, yanmaya başlamıştı. Patron ve karısı diğer davetlilerle ilgileniyorlardı. Kocama,
“Aşkım, başım… Hafif başım dönüyor. Keşke içki içmeseydim.” dedim.
“Patronu geri çevirmen çok ayıp olurdu bir tanem… Bundan sonra içmezsin. Gel şuraya oturalım, kendine gel” diyerek kenardaki koltuğa oturttu beni…
Bir yandan konuşuyor, bir yandan da diğer davetlileri izliyor, dedikodu yapıyorduk. Eşim bir ara kendisini çağıran arkadaşlarının grubuna katılıp yanımdan ayrıldı. Koltukta tek başıma oturuyordum. Hoş bir dans müziği yayılıyor, davetlilerin bir kısmı salonun ortasında dans ediyorlardı.
Selim bey yanıma gelip beni dansa kaldırdı. Elbette kabul etmeme gibi bir şansım yoktu. Kıramadım, yerimden kalktım, patronla dans etmeye başladık. Baş dönmem hafiflemesine rağmen devam ediyordu.
Bir de dans esnasında Selim bey’in bana sürekli iltifatları, döne döne dans ederken vücuduma temas eden kaslı vücudu, sürdüğü hoş parfüm kokusu içkinin baş dönmesine eklenince içim bir hoş oluyor, adeta kendimden geçer gibi oluyordum.
Beni kendine çekerek sımsıkı sarıldı. Tek vücut olmuştuk. Elleri sırtımda, kalçamda dolaşmaya başladı. İlk anda ürperdim, etrafıma bakındım. Herkes kendi aleminde gibi görünüyordu. Kocamsa hiç meydanda yoktu. Önüne geçilemez bir biçimde, istemsizce içimde bir kıpırdanma, bir ateş, bir sevişme isteği yükseliyordu.
Belki de içimdeki o sevişme isteğini uyandıran şey, patronun belimden sarılıp kendine çekmesiyle karnımda onun sertleşmiş penisini hissetmemdi. Taş gibi sürtünüp duruyordu aleti, önüme baskı yaptığını hissedebiliyordum. Başımı omuzuna yasladım,
“Mmm… Başım dönüyor, kendimi iyi hissetmiyorum Selim bey” dedim yavaş bir sesle…
“Ah, öyleyse eşim seni yukarıya çıkarsın Gül…” dedi. “Biraz istirahat edersen kendine gelirsin” derken karısı İnci hanım bir anda yanımızda bitmişti. Selim bey beni ona devretti. Kadın nazikçe koluma girerek beni üst kata çıkardı, odalardan birine soktu.
Girdiğimiz oda lüks döşenmiş bir yatak odasıydı ve çok geniş, süslü bir yatak vardı içeride… İnci kolumu bırakmadan beni yatağa doğru götürdü ve uzanmamı sağladı. Gerçekten başım dönüyordu ve her tarafım, tüm bedenim uyuşmuş gibi geliyordu bana… Bir de aşağıda dans ederken başlayan o korkunç sevişme isteği…
Kasıklarımın yandığını, amımın sulandığını hissediyordum çaresizce… Evde yalnız olsaydım ne yapar yapar kocama siktirirdim kendimi…
En kötüsü mutlaka içime parmaklarımı, vibratörlerimden birini sokar, orgazm oluncaya kadar, doyana kadar kendimi tatmin ederdim. Buradaysa bunların hiç birini yapamıyordum. Hatta yanımda İnci var diye, elimi eteğimin altına sokup deli gibi kaşınıp duran, külodumun içinde kabarmış, ıslanmış amımı bile okşayıp rahatlatamıyordum.
İnci hanım yine aynı nazik hareketlerle yatağın kenarına oturdu, gayet ilgili bir şekilde yüksek topuklu ayakkabılarımı çıkardı ayağımdan… Üstüne üstlük ayakkabının içinden çıkan büzüşmüş ayak parmaklarımı, tabanlarımı ovalayarak biraz daha rahatlattı beni…
“Zahmet etmeseydiniz, çok iyi geldi” diye mırıldandım yarım ağızla..
İnci hanımsa gözlerini benden ayırmadan ayaklarımı bırakmış, üstümdeki bluzun düğmelerini çözmeye başlamıştı. Omuzlarımdan tutup hafif yukarı kaldırdı, bluzumu çıkarırken aynı anda sütyenimin kopçasını açıp üst tarafımı bir anda çıplak bırakıverdi.
Ben daha ne olup bittiğini anlamaya çalışırken altımdaki mini etek ve külot da aynı akibete uğrayıverdi. Şaşkınlık içindeydim ama mani olmak için de hiç bir şey yapamıyordum. Kendimi ona teslim etmiştim. Beni çırılçıplak bırakınca ayağa kalktı, kendi giysilerini ve çamaşırlarını çıkardı.
Şaşkınlıkla ne yaptığını anlamaya çalışıyordum. Güzelliğine kadın halimle hayran olduğum İnci hanım çıplak vaziyette harika görünüyordu. Ayağında dantelli jartiyer çorapları ve yüksek topuklu ayakkabılar kalmıştı sadece, yatağın yanında bana bakıyordu delici bakışlarla… Çıplaklığıma bakıyordu.
Sonunda üzerime geldi. Karnımdan başlayıp hızlı bir turla göğüslerimi geçip dudaklarımı çılgınca öpmeye başladı. Somurarak öpüyor, çılgınca yalıyordu. Bir yandan da,
“Ohhh… Çok tatlısın bebeğim… Harikasın.. Bayılıyorum sana… Bebek gibisin…” diye kulağıma fısıldayıp duruyordu dilinin ucuyla kulağımı yalarken…
Elleriyse vücudumun her yerinde dolaşıyor, okşuyor, sıkıyor, beni delirtiyordu. Avuçlayıp sıktığı memelerime inip meme uçlarımı öptü. Sıcak dudaklarını en hassas yerlerimde hissedince ben iyice kendimden geçip tahrik oldum. İnleyip duruyordum.
İnlemelerim artınca bırakıp yukarıya çıktı. Başımın iki yanına dizlerini koyup alçaldı. Kadınlığının dudakları aralanmış, pembe pembe iç dudaklarıyla içinden sular aka aka bir kaç santim üstümde duruyordu. Biraz daha alçalınca ıslak dudaklar benim dudaklarıma temas etti. Saçlarımı tutup hırsla,
“Yala onu bebeğim…” dedi.
Dediğini yaptım. İnci’nin şehvetle açılmış am dudaklarını, klitorisini yaladım, emdim. Başımı çekip kendi amına bastırıyor, sürekli
“Ohhh… Çok güzel… Yala… Yala…” diye inleyip çığlıklar atıyordu. Fazla sürmedi, bir müddet sonra orgazm oldu. Boşalıp yanıma uzandı.
“Teşekkür ederim hayatım…” diyerek dudaklarımdan bol bol öptü. “Çok güzeldi, çok memnun ettin beni…” diyordu sürekli…
Kendine gelince kalkıp giyinmeye başladı. Çantasını alıp içinden cep telefonunu çıkardı, kocasına telefon etti.
“Kocacım, yatak odasındayız. Gelebilirsin…” dedi kısaca… Kocasını neden çağırdığını anlamaya çalışırken o tuvalet aynasında rujunu tazeliyor, saçlarını düzeltiyordu. Daha ben soramadan kapı açıldı, kocası girdi içeriye… İnci hanım da kocasını öpüp dışarıya çıktı.
Ben Selim bey gelince ister istemez bir elimi önüme, diğer elimi göğüslerime götürüp kapatmaya çalıştım refleks olarak… Elini uzatıp,
“Lütfen Gül… Kapatma… Bakmak istiyorum onlara…” dedi gülümseyerek…
“Selim bey… Ne yapıyorsunuz? Kocam…” diyebildim.
“Kocan yok güzelim… İkimiz varız sadece… İçin yanıyor değil mi şu anda? Sevişmek istiyorsun… Amcığın kaşınıyor… Yanıyor… Sevişmek istiyorsun. Sikilmek istiyorsun. Hadi, çek ellerini, güzelliklerini göster bana yavrum…”
Başımı sallayarak çaresizce onayladım onu… Kahretsin, adam doğru söylüyordu. Sikilmek istiyordum, hem de bir an önce… Deli gibi… Ellerimi çektim. Her yerim tüm çıplaklığıyla onun gözlerinin önünde yatakta uzanıyordum.
Bir müddet hayranlıkla beni seyretti adam… Daha yeteri kadar ellenip hırpalanmamış bedenimi, tüysüz, yumruk gibi kabarmış ve ıslanmış kadınlığımı, yatar vaziyette olduğum halde dimdik piramit gibi duran kabarmış uçlarıyla memelerimi, uzun bacaklarımı, dümdüz hafif kaslı göbeğimi… Her yerimi…
Hiç bir şey konuşmadan bakıyordu sadece, en ince ayrıntılarımı beynine kazımak ister gibi… Ve yine hiç bir şey konuşmadan, elbisesini çıkardı, tamamen soyundu. Külodunu çıkardığında önünde kazık kesilmiş, bana göre dev ölçülerdeki yarağını gördüm ve korktum.
Yanıma uzandı, ellerini çıplak vücudumda tüy gibi, yavaş hareketlerle, nazikçe dolaştırdı. Sonra da çılgınca her tarafımı öpmeye, yalamaya, sıkmaya başladı. Güçlü kolları, elleri her tarafımda dolaşıyor ve beni hiç boş bırakmıyordu.
Çok tahrik olmuştum. Az önce karısı sevişmişti benimle… Kendisi orgazm olmuş, beni piç gibi bırakıp gitmişti. Şimdiyse kocası yumulmuştu bana… Delirtiyordu beni… Ne kocam, ne evliliğim aklımda idi. Sadece ve sadece sevişmek ve sikilmek istiyordum.
Aşağıda dans ederken başlayan yangın hafiflemediği gibi sürekli yükseliyor, sürekli içimi yakıp kavuruyordu. Ben sikilmeden, doyasıya sevişmeden de sönmeyecekti, buna emindim.
Vücudumu çevirdi, sırtımı öpüp yaladı, popomu, kalçalarımı, öptü, sıktı yaladı. Ellerini hoyratça kullanıyordu. Harika sevişiyordu. Bir süre sonra 69 yaptı ve yarağını ağzıma verdi.
“Yala onu yavrum. Ağzına sokup çıkar, em… Taşaklarımı okşa…” talimatını verirken kendisi de amcığımı aralayıp emmeye ve parmağını sokup çıkarmaya başlamıştı. Bir yandan yalıyor, bir yandan parmağının biriyle küçük deliğime baskı yapıyor, kaygan kaygan sokup çıkarıyordu. Bu hareketi beni bitirmişti. Artık dayanamıyordum,
“Lütfen… İçime gir… Sik beni…” diye fısıldayarak yalvardım.
Doğruldu, bacaklarımın arasına geçip ayaklarımı omuzuna kaldırdı ve dev yarağını amcığıma sürtmeye başladı. Beni çıldırtıyordu,
“Sok şunu… Yeterr… Sok artık…” diye yalvarıyordum sürekli…
Nihayet sertçe içime girdi. Canım öyle yandı ki istemeden bir feryat kopardım. Çığlıklarım odayı inletiyordu. Aldırmadı bile… O koca yarağıyla amımda gidip geliyordu. Girip çıktıkça acım hafiflemeye ve zevk almaya başladım. Bacaklarım ile vücudunu sarmalamıştım ve içimden hiç çıkmasın istiyordum.
Kısa sürede zevkin doruklarına çıktım. Başka seçeneğim de yoktu zaten… Kalın alet kol gibi içime girip çıktıkça zevk sularım fışkırıyordu. Nihayet bir müddet sonra, beraberce patlayıp boşaldık.
Zevkten öldürmüştü beni… Çok güzeldi. Çok zevk almıştım. Bunca yıllık kocamla bile hiç böyle sevişmemiştim, bu denli zevk almamıştım. Selim Bey gerçekten bir kadını mutlu etmesini, sikmesini çok iyi biliyordu.
İçimden çıktı ve yanıma uzandı. Birbirimize sıkı sıkı sarılmıştık. Bol bol öpüştük. Çok yorulmuştum ama çok da mutlu olmuştum. Havlu ile amcığımdaki sperm kalıntılarını ve yatağa süzülmekte olan zevk sularımı nazikçe sildi. Bir yandan silerken, bir yandan da eğilip kulağıma,
“Kocan artık şirketimizde müdür canım…” dedi. “Tebrik ederim şimdiden… İstersen kendisine de söyleyebilirsin… ” Gerinerek ağzım kulaklarımda yanıtladım patronu,
“Teşekkür ederiz Selim bey…” dedim. Mutluluktan uçuyordum. Ardından kafama takılan şeyi sordum,
“Neden şimdi söylüyorsunuz bunu… Sevişmemizin etkisi mi var kocamın terfisinde?”
“Eh, kısmen…” dedi. Gözleri çıplak vücudumdaydı. Elleriyle okşadı her yerimi… “Eşimle seni çok beğeniyorduk. Sen de anlamışsındır ya, karımın biseksüel eğilimleri var. İkimiz de sana sahip olmak istedik. Kocana da söyledik bunu… Pek itiraz etmedi kocan… Bize seni sundu, biz de onu mükafatlandırdık.”
“Kocam çok istiyordu terfi etmeyi…” dedim. “Bu geceyi de unutmayacağım. Çok hoşuma gitti” Sarılıp dudaklarımı öptü,
“Bu geceyle kalmayacak. Seninle hep birlikte olalım bundan sonra da, istemez misin?”
“Tabi ki isterim…” diyerek okşamalarına karşılık verdim. “Peki, bana verdiğiniz içki? O ilk kadehten sonra içimde yangın başladı birden… Çok kötü oldum.” Gülümsedi. Tüm bedeniyle bana yaslanırken,
“Ne olur yanlış anlama bebeğim… Olayı hızlandırmak istedim sadece… İçindeki kadını bir an önce ortaya çıkarmak için… Bir iki damla azdırıcı vardı içkide…“
Dudakları dudaklarımda, elleri göğüslerimde, tekrar sertleşen koca siki vücuduma batarken ben kendimden geçmeye başladım. Yeni bir sevişme seansını daha başlattı sertleşen siki… Yatağın üzerinde domaltıp bir kez daha sikti beni… Bir kez daha orgazma ulaştırdı.
Ben nefes nefese yatakta uzanmış yüzükoyun yatarken kulak mememi öpüp,
“Kocan evinize gitti. Sen bu gece burada, bizimle kalıyorsun. Kocanın da haberi var. Yat, dinlen bebeğim. Benim misafirlerle ilgilenmem gerek…”
O giyinip aşağıya inerken ben banyoya girip duş aldım, temizlenip kurulandım. Tekrar yatağa döndüm, çırılçıplak örtünün altına süzüldüm. O tatlı yorgunlukla güzel bir uyku çektim.
Sabaha karşı odanın kapısı açıldı. Işık yandı. Selim bey ve İnci hanım içeriye giriyorlardı. Ben de uyanıp onların soyunmalarını izledim. Çırılçıplak soyunup iki yanımdan yatağa girdiler. Beni aralarına aldılar. Sabaha kadar harika bir şekilde seviştik. Hayatımda ilk kez grup seks yapıyordum ve bayıldım buna…
Şimdi kocam şirkette müdür… Hayatından çok memnun…
Patron çağırdığı anda ben hazır kıta, kocamın koynundan, onun müsaadesiyle çıkıp patronun yanına gidiyorum. O güzel, harika yarağını tattırıyor bana…
Bir yanıt yazın