Kocam ve JigolomGoogle Icon

Evleneli iki yıl oldu. Çalıştığım işyerinde patronuma aşık olmuştum. Evliydi tanıştığımızda… Onu öyle sevdim, öyle istedim ki… Zaten eşiyle pek mutlu değildi.

Yaşadığı kararsızlık dönemini ise benim sayemde atlattı. Giydiğim dekolteler, miniler, şuh hareketler, ufaktan göstermeler, kaçmalar kovalamalar… Sonunda istediğimi aldım. Esirim oldu, sonra da karısından boşandı, evlendik.

Evlendikten sonra çalışmadım. Ev kadınlığı ilk anda hoşuma gitse de sıkmaya başladı. Murat çalışmama izin vermiyordu.

Fakat işini büyütmeye çalışan kocamın işleri ters gitmeye başladı. Gecelere, sabahlara kadar işte vakit geçiriyor, eve çok seyrek geliyordu. Geldiğinde de flört dönemindeki, yeni evli dönemindeki Murat değildi artık…

Benimle ilgilenmiyor, arkasını dönüp yatıyordu. Bense sabahlara kadar uyumadığımız sevişmelerimizi arar olmuştum. Yorgunluk, stres sürekli bahanesiydi.

Günde iki olan o çılgın sevişmelerimiz artık ayda bire düşmüştü. O da benim zorlamamla ve üstünkörü başlayıp biten sevişmelerdi. Başka kadınlarla beraber olduğundan şüpheleniyordum. İlk karısını benimle aldattığı gibi, şimdi bir başkası mı vardı hayatında?

Karşıma alıp konuştum, açık açık sordum. Olmadığına dair yemin etti. İtiraf da etti, eski isteği bitmişti artık, yapamıyor, yapmak istemiyordu.

“İnan aşkım, içimden gelmiyor. Senden kaynaklanmıyor. İş yüzünden sadece… Doktor falan da istemiyorum, ilgilenmiyorum…”

“Peki ben ne olacağım Murat? Gencecik kadınım, benim de isteklerim var, ne yapmamı istiyorsun?” Çaresizlikle ellerini iki yana açtı…

“Bilmiyorum tatlım… Ne istersen yap, serbestsin… İstersen ayrılalım, başının çaresine bak. İstersen benim yanımda kal. İsteklerini istediğin gibi hallet… Her kararında yanındayım…”

“Nasıl yani?” dedim şaşkınlıkla… “İsteklerimi nasıl halledeceğim? Ne demek istiyorsun?” Uzandı, yanağımdan öptü kardeş gibi,

“Anladın işte… Senin ne kadar istekli, sevişmeden duramayan bir dişi olduğunu biliyorum. Benden ayrılmanı istemiyorum aslında… Ama ben de istediğini veremediğime göre… Sen bir şekilde çözüm bul… Neyi nasıl istersen… Kendin hallet aşkım…”

Kulaklarıma inanamıyordum. Kocam beni istediğimi yapmakta serbest bırakıyordu. Düşündüm. Sürdürdüğüm lüks yaşamı bırakamazdım bir kere… Ayrılmam söz konusu değildi.

“Kıskanmayacak mısın peki? Her şeye izin verecek misin?”

“Dedim ya, her kararını onaylıyorum. Seviyorum seni… Ne istersen yapabilirsin… Kıskanmak yok.”

Sarılıp öptüm. Teşekkür ettim. Sonra da sürekli konuştuk. Ne yapabilirdim? Sokağa çıkıp orospu gibi kendimi becertecek halim yoktu. Tamam seks için ölüyordum. Ama bunu yapamazdım. Sonra kocamın aklına geldi,

“Neden jigolo olayını düşünmüyorsun?” dedi birden… “Profesyonel insanlar… Parasını verirsin, sevişirsin, gider. Ne sorun çıkarır, ne de olayı abartır…”

Aklıma yattı. İnternetten bir ön araştırma yaptık beraber… Bir kaç site, resimler, bilgiler… O güne kadar hiç ilgimi çekmeyen bu konuda bir sürü şey öğrendim. Sonunda gelişigüzel bir telefon numarasında karar kıldık, aradık.

Alper’in hem açıklamaları, hem siteye koyduğu yakışıklı resmi, çıplak güzel vücudu ilgimi çekmişti. Telefonda anlaştık, o fiyatını söyledi, ben adresi…

“Yakınsınız. Yarım saate kadar gelebilirim.” dedi karşımdaki.

“Bekliyorum.” dedim, telefonu kapadım heyecanla… Kocam gülümseyerek bana bakıyordu.

“Ben gideyim, seni yalnız bırakayım.” dedi. Elini tuttum,

“Lütfen beni yalnız bırakma…” dedim. “Tanımadığım bir erkek… Ne olur, ne olmaz, yanımda kal…”

Aceleyle hazırlandım. Kokulu şampuanla bir duş, özenli acele bir temizlik, parfümler, makyaj, dantel seksi bir tanga külot, jartiyer, vücudumu saran siyah mini etekli bir elbise… Kapı çalındığında hazırdım. Kocam açtı kapıyı, Alper geldi. Tanıştık.

Resminden daha yakışıklıydı. Geniş omuzları, dar kalçaları vardı. Bronzlaşmış teni; kaliteli, yakası göğsüne kadar açık beyaz gömleğiyle harika bir görüntü yaratmıştı. Konuşması düzgün, uzun boylu, mavi gözlü, sarı uzun saçlı, kısacası her kadının görünce iç geçireceği türden bir erkek vardı karşımda…

Murat içki ikram etti. Viskilerimizi yudumlarken birbirimizi süzüyorduk. Tamamdı, buydu. Heyecandan ellerim, sesim titriyordu. İkinci kadehlerimizi içtikten sonra konuya girmeye, kocamın yardımıyla derdimizi anlatmaya çalıştık. Kendinden emin bir tavırla,

“Lütfen…” dedi. “Bugüne kadar öyle şeylerle karşılaştım ki… Benimle rahat olabilirsiniz. İsterseniz ikimiz, isterseniz üçümüz… Gizlilik en önemli şey benim için… Burada olan burada kalır. Asla dışarı çıkmaz. Emin olun…” Murat’la birbirimize baktık, üçümüz mü? Alper’e döndüm,

“Üçümüz değil de… Kocam sadece bizi izleyebilir mi? Yanımda olmasını istiyorum. İlk defa böyle bir şey yaşamak üzereyim ve çok heyecanlıyım gördüğün gibi…” Titreyen ellerimi gösterdim ona… Ellerimi tuttu…

“Elbette… Siz nasıl isterseniz… Hadi bir müzik koyun, dans edelim, ortamı ısıtalım biraz…” dedi.

Kocam kalkıp ışığı azalttı, müzik setine bir cd koydu, romantik bir slow müzik sesi yayıldı evin içine… Alper ellerimden tutup kaldırdı beni… Sımsıkı sarıldı, dönmeye başladık. Kollarında uçar gibiydim. Viskinin de etkisi vardı elbette ama, heyecandan da dönüyordu başım…

Kollarımı boynuna doladım, o da belime sarıldı. Maviş gözleri gözlerimden ayrılmıyordu. İçim ürperiyordu onun bakışlarıyla… Kocamsa elinde viski kadehi, bacak bacak üstüne atıp oturduğu koltukta bizi izliyordu ses çıkarmadan…

Alper eğildi, etli dudaklarıyla benim kıpkırmızı rujlu dudaklarıma bir öpücük kondurdu. Titriyordum. Dudaklarım, ellerim, dizlerim… Tekrar öptü. Hoşuma gidiyordu öpücükleri…

Kalçalarımda duran elleri beni kendine çekti, kasıklarına yapıştım. Pantolonun önündeki sertlik göbeğimin altına baskı yapıyordu. Kalçamdaki eli yavaş yavaş okşarcasına hareket ediyordu. Kulağıma eğildi, kulak mememe dudaklarını değdirerek fısıldadı,

“Rahat ol… İçinden geldiği gibi davran… Dokun bana… Okşa… Anın tadını çıkar sevgilim…”

Başımı omuzuna yaslayıp bir elimi koluna koydum. Parmaklarımın altında hareket ettikçe dalgalanan pazılarını gömleğinin üstünden hissedebiliyordum. Diğer elimi de boynundan gömleğinin içine soktum. Omuzlarını, kaslarını okşadım. Kalçamı okşayan elleri elbisemin eteğini kaldırıp altına girmişti. Çoraplı bacaklarımı okşuyordu.

Sütyensiz göğüslerim onun göğsüne yaslanmıştı. Duyduğum zevkten kabaran meme uçlarım elbisenin üzerinden belli oluyordu. Dizlerim beni taşımıyordu artık… Dönmüyor, olduğum yerde salınıp duruyordum. Bana sarılan kolları olmasa düşebilirdim.

Kalçalarımı okşayan eli belimi, sırtımı okşayarak yukarıya kadar çıktı. Sırtımın dekoltesini okşadı. Çıplak tenimde sıcak parmaklarını hissettim, ürperdim. Elbisemin fermuarını buldu parmaklar… Yavaş yavaş aşağıya indirmeye başladı. Fermuar tamamen açılana kadar da durmadı.

Hiç acele etmiyordu. Sırtımı uzun uzun okşadı. Arkası açılan elbisemi sadece omuz askıları tutuyordu. Eğilip omuzlarımı öperken eliyle o askıları tutup aşağıya indirdi. Kollarımı iki yanıma saldım.

İpek elbise kayarak aşağıya indi, kalçalarımın yuvarlaklarına takıldı. Açığa çıkan memelerime hayranlıkla baktı. Armut biçimindeki memelerim arzuyla kabarmış, uçları üzüm gibi olmuştu.

“Çok güzelsin…” diye fısıldadı…

Olduğum yerde kıpırdamadan duruyor, her adımda ortaya çıkan çıplak bedenimi onun beğenisine sunuyordum. Kalçamda duran elbisemi iki eliyle tuttu, aşağıya indirmeye çalıştı. Kalçalarımı kıvırarak yardımcı oldum. Kalça engelini aşan elbise aşağıya, ayaklarımın dibine düştü.

Şimdi hem kocamın, hem de Alper’in, erkek fahişemin gözleri önünde, üzerimde bir tanga külot, bir jartiyer çorabı ve yüksek topuklu iskarpinlerimle kalmıştım. Bir de ince belime taktığım incecik altın zincir…

Külodumun ıslandığını hissediyordum. Utanmak falan yoktu duygularımın arasında… Şehvet vardı, arzu vardı, sikilme isteği vardı… Hem de bir an önce…

Selim doya doya beni seyrettikten sonra eğilerek külodumu da iki yanından tutup yavaşça indirdi. Sadece çoraplarımla kaldım. Memelerimden sonra, biçimli bıraktığım kasık tüylerim ve dudakları kabarmış ıslak kadınlık organım gözlerine meze olmuştu şimdi… İki erkeğim de ellerindeki viskileri yudumluyorlar, nefes almadan beni izliyorlardı.

Alper çıplak vücuduma sarıldı, devam eden müzikle dansımızı sürdürdü. Uzun boylu, iri yapılı, hala giyinik erkeğin kollarının arasında çıplaklığım beni deli gibi tahrik ediyordu. Arzuyla sertleşen memelerim her hareketimizde onun gömleğine sürtündükçe içim titriyordu. Beni kendine bastırdıkça kadınlığım onun altındaki kotun sertliğine sürtünüyordu. Sularımın aktığını hissediyordum.

Dans ederek geniş koltuğun önüne götürdü beni…. Yavaşça, ağır çekim hareketlerle boylu boyunca yumuşak deri koltuğun üzerine uzattı… Yattığım yerde sırtımda deri koltuk döşemesinin serinliğiyle ürperiyor, şehvetle kıvranıyor, erkeğimin gelmesini bekliyordum.

Kocam ve Jigolom, resim №2
Alper beni bırakıp ayakta durdu. Yine çok yavaşça, müziğin ritmine uygun slow hareketlerle soyunmaya başladı. Striptiz yapıyordu bize… Gömleğinin düğmelerini teker teker açtı. Manşet düğmelerini de açıp gömleği üzerinden sıyırdı.

Sıra pantolonundaydı. Kemerini açtı, fermuarını indirdi, pantolonu sıyırdı. Ancak önündeki şişliği kapatabilecek incelikte bir slip vardı altında… O da kabaran erkekliğini zaptetmekte zorlanıyordu. Hiç eğilmeden, ayaklarıyla aşağı düşen pantolonu çıkarıp fırlattı. Çorapsız ayakkabıları da bir tarafa gitti.

Yattığım yerde onu izlerken nefesim kesilmişti. Geniş omuzları, ince beli, daracık kalçalarıyla üçgen, kılsız, tertemiz bir vücudu vardı. Mutlaka bir spor salonuna aboneydi, çünkü kasları her hareketinde dalgalanıyordu. Bir gram fazlalık yoktu üzerinde… Karın kaslarıyla özel çalışmıştı sanırım.

Ya erkekliği…? Sadece minik bir tutam kıl bıraktığı kasıklarının arasında dimdik, upuzundu penisi… Damarlarının kabardığını loş ışıkta bile görebiliyordum. Şapkası, düzgün, kalın gövdesi, altındaki koç yumurtası benzeri torbalarıyla bir abide gibiydi.

İster istemez elimi önüme götürdüm. İstekle kabaran klitorisim, am dudaklarım sızlamaya başlamıştı çünkü… Okşayarak rahatlatmaya çalıştım.

Yanıma geldi, kımıldanarak yer açtım, yanıma oturdu,

“Seni sikmek istiyorum bebeğim…” dedi. “İzin verir misin?” Çılgınlıktı bu… Yaşadıklarıma inanamıyordum. Kekeledim,

“”Sik… Sikmek mi?” Aptal şey diye geçirdim içimden… Sanki istediğim başka bir şey olabilecekmiş gibi… “Ohhh… Evet… Tek istediğim bu zaten… Sik… İzin veriyorum…” Başını gözlerini kırpmadan film izler gibi bizi izlemekte olan kocama çevirdi,

“Ya sen Murat?” Kocam heyecanla bakıyordu ona, arkasından ne gelecek diye merak içindeydi sanırım…

“Güzel karını becermeyi çok istiyorum. Karını sikebilir miyim? İzin verir misin?” Başını salladı kocam, bana baktı bir an… İkimiz de heyecandan ölmek üzereydik… Belli oluyordu… O da kekeleyerek,

“E… Evet… İzin veriyorum… Sikebilirsin… Karımı sikebilirsin… Ohhh… Evet… Sik karımı… Benim sikemediğim karımı sik… Doyur karımı…”

İkimizden de izin alan Alper, bacaklarımı aralayıp arasına girdi. Şimdi bacaklarımın arasında, kalkmış erkekliğiyle, kaslarıyla bir heykel vardı. Amım istekle yanıyordu adeta… Eğildi, başını kasıklarıma gömdü bir anda… Dudaklarıyla öptü, uzun uzun amımla öpüştü.

Zevkten inliyordum. Bacaklarımı açabildiğim kadar açmıştım. Sonra dilinin ucuyla klitorisime dokundu, şimşek çarpmış gibi oldum. Ben sarsılınca dilini çekti.

Kalçamı kaldırıp diline ulaşmaya çalıştım. Tekrar dokundu, tekrar çekti. Çıldırmak üzereydim. O kaçtıkça ben belimle köprü kurar vaziyete geliyordum neredeyse…

“Ohhh… Alpeerr… Yapma… Oynama benimle… Yala şunu… Dilini istiyorum… Yala beni… Amımı yala… Klitorisimi yala…” diye yalvarıyordum. Başını kaldırıp bana baktı,

“Merak etme canım…” dedi. “Yalamaktan daha iyisini yapıcam şimdi… Seni sikicem…” dedi.

Kalktı, dizlerinin üzerinde bacaklarımın arasına yerleşti. Dizlerimden tutup bacaklarımı ikiye ayırdı. Göğüslerim körük gibi inip kalkıyor, bekliyordum. Sonra vazgeçti sanki, dizlerimi kapadı… Hayal kırıklığıyla baktım, doğrulup göğüslerimin üzerine çöktü.

Erkeklik organı upuzun, hemen önümdeydi. Elimle tutup okşamak istedim, elimin üzerine vurdu. Dokunmamı istemiyordu. Kendi eliyle tutup yüzüme sürdü, dudaklarımda şapkasını gezdirdi.

Dilimi uzattım, tadını almaya çalıştım. Ağzıma soktu başını… Dudaklarımla kavradım, ağzımın içinde şeker emer gibi başını emdim.

Çıkardı, yalamamı bekledi, ben de yaladım. Boydan boya yaladım. Gözlerimi gözlerine dikerek, ne hissettiğini görerek yaladım sikini…

Zevk alıyordu yalamamdan, dilimden, kısılmış gözlerinden anlayabiliyordum bunu… Dilimin her hareketinde kasılıp gevşeyen karın kaslarından, boğum boğum şişmiş sikinin damarlarından anlıyordum…

Tekrar kalktı, tekrar bacaklarımın arasına girdi. Dayanamıyordum artık, kıvranarak yalvardım,

“Hadii… Sok şunu… Yanıyorum… Yeter artık çektirdiğin… Sikeceksen sik beni…”

Gülümseyerek sikini eliyle tuttu, amıma sürtmeye başladı. Erkekliğinin irice başı, şapkasının kenarları klitorisime sürtündükçe adeta yerimden zıplar gibi oluyordum.

Dakikalarca adeta boya yapar gibi, fırçalar gibi sürdü sikini… Kalçalarını ileri geri oynatıyor, sanki amımın içindeymiş gibi dudakların arasında boydan boya amımı okşuyordu.

İlk boşalmamı o anda yaşadım. Klitorisime sürtünen siki beni delirtmişti zevkten, orgazm yaşatmıştı daha içime girmeden… Kasılmalarım bitti, sikinin başını girişime dayadı. İtmeye başladı.

Klasik sözdür bu, ama gerçekten kocamın sikinden bir hayli büyüktü erkekliği… Zaten bu mesleği yapan erkeğin özelliği olmalıydı müşteri kazanması için…

Ve Alper’in erkekliği de gerçekten özellikliydi. Başı yumruğum kadardı, kalınlığı narin bileğim kadardı. Az önce orgazm sırasında ağlayan kadınlık organımdan süzülen sular girişi ıslattığı gibi aşağıya, göt deliğimden yatağa kadar inmiş, altımda ıslak bir göl oluşturmuştu. Öyle olduğu halde yine de zorlanıyordum almakta…

Am dudaklarımı gere gere yavaşça içime girmeye başladı. Başı zorlukla girdi içeriye… Sonra santim santim battı amımda… Bacak aramda hissettiğim gerginlik, kalın aletin verdiği dolgunluk hissi beni bitiriyordu, zevkten öleceğim zannediyordum. Başımı sağa sola atıyor, zevk çığlıkları atıyordum. Nefesim kesilecekmiş gibi oluyordu.

Alper yavaş yavaş, milim milim, alıştıra alıştıra amıma soktu koca sikini… Üzerimde koca bir kas yığını vardı. Ama sadece içimdeki erkekliği temas ediyordu sanki… İki yanımdan yatağa dayadığı ellerinden destek alarak üzerimde şınav çeker gibi kalçalarını indirip kaldırıyor, beni zevkten delirtiyordu.

Sonra tüm ağırlığını vererek üstüme kapandı. Nefes alamadım bir an… Göğüslerim göğsünün altında, gövdesinin ağırlığıyla eziliyor, nefes almakta zorluk çekiyordum. Biraz kendini çekince ciğerlerimi havayla doldurdum. Amımın içinden çıkan siki de ayrıca kasıklarımı rahatlatmıştı.

Fakat duraklamadan tekrar gömdü içime, ağırlığını da vererek… Bir sikinin ucuna kadar kendini geriye çekiyor, rahatlatıyor, nefes aldırıyor, bir amıma dipliyor, tüm ağırlığıyla üstüme çöküyor, nefessiz bırakıyordu.

Defalarca tekrarladı bunu… Defalarca… Gidip geliyor, inip kalkıyor, beni kendimden geçiriyordu.

Altında kaçıncı kez orgazm oldum bilmiyordum… Sürekli bir şehvet kasırgasının içindeydim. Kedi fare gibi oynuyordu benimle… Tempoyu bir hızlandırıyor, yükseltiyor, bir düşürüyor, çıldırtıyordu.

İçimden çıktı bir süre sonra… Tam kendimi sırt üstü atıp rahatladım diye sevinirken belimden tutup kucakladı, kuş gibi ayağa kaldırdı. Sevişmekten, sikilmekten yorgun düşmüştüm. Kukla gibiydim kucağında…

Beni sürükleyerek tekli koltukta oturup karısının sevişmesini izlemekte olan kocamın önüne götürdü. Merak ediyordum ne yapacağını ama, soracak halim bile yoktu artık…

Belimden tutup başımı öne eğdi. Düşmemek için ellerimle koltuğun kollarına tutunmak zorunda kaldım. Kocam Murat’la yüz yüze, domalmış durumdaydım şimdi…

Benim seks makinesi de arkamdaydı, belimi iki eliyle kavramış, sikini bacaklarımın arasından amıma sokmak üzereydi. Başını amımda hissetmemle içime itmesi bir oldu. Kaygan vajinamda ilerleyen kalın siki bir anda dibime dayandı.

“Ahhh…” diye inleyerek dudaklarımı ısırdım. Bu açıyla ve hızla amıma girmesi canımı yakmıştı.

Kocam iki eliyle başımı tuttu, acımı dindirmek istermişçesine dudaklarımdan öptü. Ben canımın acısıyla kocamın dudaklarını hırsla emmeye, Alper de arkamda gidip gelmeye başlamıştı.

Dizlerim titriyordu artık, halim kalmamıştı. Kocam olsa şimdiye kadar on kez boşalmıştı diyordum içimden… Dudaklarımı kocamın dudaklarından kurtarıp,

“Yeter artık…” diye yalvardım sikicime… “Lütfen… Boşal artık… Dayanamıyorum… Bu kaçıncı orgazm… Bittim ben… Alışık değilim buna… Amım yanıyor artık… Bitirdin beni…”

Oysa hala gidip geliyordu arkamda… Kah belimi tutup sikini sokup çıkarıyor, kah eğilip alttan klitorisimi parmaklarının arasında eziyor, beni zevkten delirtiyordu. Sürekli inliyor, feryat ediyordum.

Kocamla burun burunaydık. Gözleri parlıyordu. Benim aldığım zevki sanki kendisi alıyor gibi memnundu hayatından…

Gözüm önüne ilişti. Pantolonunu sıyırmıştı kocam ve o kalkmayan sikinin eskisi gibi sertleştiğini gördüm. Eliyle sikini sıvazlıyordu.

Alper arkamdan eğilerek sordu,

“Boşalıyorum… Dışarıya mı, içine mi? Nasıl istersin?” diye sordu sakin bir şekilde…

“Sakın çıkarayım deme… İçime boşal… İçime istiyorum döllerini…” dedim haykırarak…

Alper yine arkadan klitorisimi parmaklarken, kocam alttan, boştaki elini uzatıp göğsümü avuçladığı anda ben yine sarsılmaya başladım. Alper de kasıklarını kalçalarıma, taşaklarını amıma vurdura vurdura gidip gelirken boşalmaya başladı… Sikinin içimde devleştiğini hissedebiliyordum tüm o orgazm heyecanının içerisinde…

Son bir kez belimi tutup kendine çekti, dibime kadar kökledi, spermlerini içime fışkırtmaya başladı… Sıcak sıcak dölleri içimi yakıyordu.

Öylece hareketsiz kaldık bir an… Fırtınanın dinmesini bekledik. Sonra içimden çıkardı sikini… Kendine çekip kucakladı, ayakta sımsıkı arkamdan sarıldı. Bıraksa oracıkta düşecek, yere yığılacaktım.

Kocam ve Jigolom, resim №3
Bırakmadı, götürüp kocamın yanındaki koltuğa oturttu. Kendisi de karşımıza oturdu.

Baygın gibiydim. Halsiz ve yorgun… Kocam yandan elini uzatıp elimi tuttu, sıktı. Ben de gülümseyerek elini sıktım. Fısıldayarak,

“Teşekkür ederim aşkım…” dedim. “Bana bunu yaşattığın için çok teşekkür ederim…. Benim sevgili kocam, anlayışlı kocam…”

Alper biraz dinlendikten sonra kalktı, sessizce giyindi. Kocam önceden hazırladığı zarfı uzattı ona… Vedalaştık, çıktı gitti. Sanırım son olmayacaktı bu sevişmemiz…

Bu kez kocam kucakladı beni, sevgiyle… Örselenmiş, yorulmuş, yıpranmış bedenimi yatak odamıza götürdü, yatağa yatırdı.

Gözlerimi mutlulukla kapattım, huzur içinde uykuya daldım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir