Komşunun Sıska KocasıGoogle Icon

Kırk yaşında, evli ve iki çocuklu bir kadınım. Eşimle severek evlendik. İlk evlendiğimizde seks hayatımız fena değildi. Ama zamanla iyice azaldı ve son yıllarda da kocamın isteksizliğinden dolayı neredeyse tamamen bitti.

Biz kadınlar aramızda kocalarımızdan bahsederken, konu sekse geldiğinde ben hep susuyordum. Komşum ve yakın arkadaşım Esra, kocasının iri siki ile onu her gece en az iki kez sikip haşat ettiğini, kendisi yeter demese kocasının sabaha kadar sikmek istediğini ballandıra ballandıra anlatıp, adeta hepimize nispet yapıyordu.

Hayret ettiğim şey ise, kocası Ali’nin aslında kısa boylu ve sıska biri olmasıydı. Böyle bir adamın o şekilde sikebileceğine hiç ihtimal veremiyordum.

Bir akşam Esra’lar bizi çay içmeye çağırdı. Yedik içtik sohbet ettik, ama benim aklım başka yerdeydi. Çaktırmadan sürekli Ali’nin önüne bakıyordum. Doğrusu Esra’nın o iri dediği sikiyle Ali’yi bağdaştıramıyordum. Biz Esra ile çayları tazelemek için mutfağa geçtik. Kendimi tutamadım ve

“Esra, gerçekten Ali’nin aleti anlattığın kadar büyük mü?” diye sordum. O da,

“Evet canım, nah, şu bileğim kadar kalın yarağı… Sen neden sordun ki şimdi?” dedi.

“Hiç belli olmuyor da ondan! Kocana bakıyorum da… Zayıf ve çelimsiz kocanda öyle bir alet olduğuna inanamıyorum ne yalan söyleyeyim.” dedim ve gülüştük. Ama Esra her zamanki patavatsızlığı ile,

“Çok merak ediyorsan bir yolunu bulup sana gösterebilirim!” diye takılınca utancımdan nar gibi kızardım.

“Aman Esra, utandırma beni… Valla hiç de lafını sakınmıyorsun sen de…” diyebildim. Konu orda kapandı.

Ertesi gün kahvaltıdan sonra kocam işe gidince, Esra’dan bir mesaj geldi. Mesajı açtığımda şok oldum. Esra,

“Merak ediyordun, al sana Ali’nin aleti! Daha bu sabah sikti beni, ben de resmini çektim. Dediğim kadar var mıymış?“ diye yazıp, bir yarak resmi göndermişti.

Çocuklarım evdeydi, telaşla hemen kapattım mesajı. Ama yalan yok, aklım resimde kalmıştı. Çocukları oynamaları için aşağıya, sitenin bahçesindeki oyun parkına gönderdim. Çocuklar evden çıkar çıkmaz telefonumu aldım ve resmi incelemeye başladım.

Hakikaten de iri kalın bir yaraktı ve kocamınki ile karşılaştırmak gerekirse kocamın erkekliği, siki bırakın, bunun yanında neredeyse çocuk çükü gibi kalıyordu. Ben resme, kocasının sikinin detaylarına bakarken Esra’dan bir mesaj daha geldi,

“Cevap vermedin, ne oldu? Ali’nin aletini görünce dilini mi yuttun? Aman dikkat et, dudakların uçuklamasın. Yoksa resme bakıp küçük Halide’yi tokatlamaya mı başladın?” diye yazmıştı. Yine patavatsızlığı üstündeydi. Ben de,

“Çocuklar evdeydi kahpecik, anca indiler aşağıya oynamak için!” diye yazdım. Esra,

“Ee, Ali’nin aleti nasıl ama? Abartmamışım değil mi?”

“Alet müthiş, ama Ali’nin olduğunu nerden bileyim, internetten indirmediğin ne malum? Doğrusu hala inanmıyorum sana…” diye yazdım.

Çok geçmeden Esra yeni bir resim gönderdi. Yine şok olmuştum. Bu resimde Esra’nın da Ali’nin de yüzü görünüyordu. Ali sırtüstü yatmışken Esra onun yarağını ağzına almıştı. Ağzına almış dediğim, sadece yarağın kafası anca sığıyordu ağzına. Ben resme hayretle bakarken,

“Şimdi inandın mı?“ diye yazdı. Ben de artık onun gibi patavatsızlaşmıştım,

“İnandım inandım! Ama daha ağzına sığmıyor, amına nasıl alabiliyorsun? Eminim yarısı anca giriyordur!” diye yazdım.

“Bu göndereceğim resme iyi bak!“ yazıp bir resim daha gönderdiğinde şaşkınlığım daha da arttı. Orospu o koca yarağı köküne kadar almıştı.

“Valla helal olsun sana! Kocanın baltasını ne güzel almışsın amına…” diye yazdım. Şaşkınlığım geçmeden,

“Bu da bir şey mi!” diyerek bir resim daha gönderdi. Bu sefer de yarağı köküne kadar götüne almıştı. Esra’yı gıcık etmek için,

“İyi güzel de, gönderdiğin resimlerin fotomontaj olmadığını nerden bileyim?” diye yazdım. Bunu üzerine Esra,

“Bu videoya da inanmazsan, biz sikişirken gel başımızda dur! Kocamın yarağını tutup sen sokarsın amcığıma…” yazıp bir video göndermişti. Galiba Esra’yı iyi kızdırmıştım.

Videoyu oynattım, ama ağzım açık seyrediyordum. O sıska dediğim Ali resmen Esra’yı inlete inlete sikiyor, o koca yarak köküne kadar Esra’nın amına girip çıkıyordu. Sadece sikişmeleri değil, sikişirken argo konuşmaları da ilginçti. Kocası,

“Siktiğimin orospusu… Azgın karı… Al sana yarak… Amına koyduğumun…” diyordu.

“Ahh… Orospu çocuğu…” diye feryat ediyordu Esra… “Yavaş sik ibne… Amıma koydun zaten, canımı yakıyorsun. Yavaş biraz…”

“Kıpırdama ulan… Videoya çekiyorum sen yarrağımı yerken… Ben yokken bakarsın, amcığını parmaklarsın azgın karı…”

Videoyu sonuna kadar tam seyredemeden Esra bir video daha gönderdi. İki azgının kudurmuş gibi sikişmesini seyrederken epey heyecanlanmıştım. Bacaklarımı sıkıştırıp kızışan amcığımı sakinleştirmeye çalıştım. Büyük bir merakla hemen ilk videoyu kapatıp yeni geleni açtım. Bunda da Ali Esra’yı götten sikiyordu.

Hem de ne sikme! Domaltmış, bitmez tükenmez bir enerjiyle ve şaklata şaklata sikiyordu! Böyle bir yarakla sikilmeye ne am dayanırdı, ne göt! Aynen Esra’nın dediği gibi, resmen haşatını çıkarıyordu! Kadın bize kocasından yakınmakta o kadar haklıymış ki…

Ağzım açık videoyu seyrederken, elim de külodumun içine girmiş, deli gibi mastürbasyon yapıyordum. Esra mastürbasyon yaptığımı tahmin etmiş olmalıydı ki,

“Fazla tokatlayıp parmaklama küçük Halide’yi, hadi sana kolay gelsin! Bye! :)” diye yazdı. İnkar edecek bir durumda değildim, sadece,

“Teşekkür ederim özelini benimle paylaştığın için…” yazıp yolladım ve videoya bakarak mastürbasyonuma devam ettim. Ali’nin karısından sonra o şekilde beni de siktiğini hayal ederek de müthiş bir orgazm yaşadım.

O günden sonra Esra ile bu konu bir daha açılmadı, ama ben her vakit bulduğumda o resim ve videolara bakıp mastürbasyon yapıyordum. Hatta kafamda kendimi Ali’ye siktirme düşüncesi bile oluşmaya başlamıştı.

Ama ya Ali istemezse? O zaman bırak sadece Ali’ye rezil olmayı, bunu Esra’ya anlatması halinde tüm apartmana rezil olurdum. En kötüsü de, bir daha ne kocamın yüzüne bakabilirdim, ne de Esra’nın… Bunu yapacaksam, Ali’nin de beni sikmek istediğinden emin olmam gerekiyordu.

Ali’nin kendi işyeri vardı, ayakkabı satışı ve tamir işi yapıyordu. Yeni modeller geldiğinde Esra bana hep söylerdi, “Git bir bak!“ diye. Bir gün yine dükkana yeni modeller geldiğini söyleyince,

“Tamam, bugün bir ara gider bakarım, ayakkabıya ihtiyacım vardı zaten!“ dedim.

Hazırlanıp gittim. Ali’nin nabzını yoklayacaktım. Altıma diz hizasında bir etek, içime de özellikle amımı gösteren şeffaf tülden bir tanga külot giymiştim. Üstümde yakası cömertçe açık, incecik kumaştan bir gömlek vardı. Karşıdan baktığında iri memelerimin üst kısmını ve gömleğimin altındaki sütyenimin dantel detaylarını görebilirdi.

Dükkana girdiğimde Ali ilgilendiği müşterileri bırakıp benim yanıma geldi. Hoşgeldin Hoşbulduk muhabbetinden sonra, yeni modellere bakmaya geldiğimi söyledim. Beni orta sıradaki rafların oraya götürdü.

“Bunlar yeni geldi!” deyip, bana küçük bir tabure ve bir ayakkabı çekeceği verdi. Ayaklı aynayı da yaklaştırıp, “Sen baka dur, ben şu müşterilerle ilgileneyim!” diyerek gitti.

Müşteriler gitmiş, dükkanda yalnız kalmıştık. Ben taburede oturmuş bir halde ayakkabıları denerken göğüslerimi sergilemek için özellikle eğilip doğruluyordum. Arada sırada da çaktırmadan Ali’nin önüne bakıyordum.

Komşunun Sıska Kocası, resim №2
Nitekim az sonra Ali’nin önü kabarmaya başladı. Her denediğim ayakkabıdan sonra Ali’nin yarak sanki biraz daha irileşiyordu. Sonunda, belli olmasın diye Ali bir elini cebine sokmuştu.

Bir başka çift ayakkabı daha denedim. Ayakkabıları giydikten sonra ayağa kalkıp, aynanın karşısında bir sağa bir sola dönüp, yandan önden arkadan nasıl görünüyor diye bakıyordum.

Ama aynı zamanda da aynadan Ali’nin önüne kaçamak bakışlar atıyordum. Evet, Ali’nin cebindeki eli hareket ediyordu. Güya bana belli etmeden yarağıyla oynuyordu.
Tekrar tabureye oturup, bir ayağımı Ali’ye doğru kaldırdım ve

“Bu modeli beğendim, ama sanki biraz büyük geldi, ne dersin?” dedim. Ali hemen,

“Bakayım!” deyip önüme çöktü. Ayağımı eline alıp, ayakkabıyı birkaç kez ayağımdan çıkarıp tekrar giydirdi. Ayağımı yere koyup,

“Bu iyi, öteki ayağını uzatır mısın?” dedi. Öteki ayağımı kaldırırken bacaklarımı biraz araladım.

Ali sanki ayağımdaki ayakkabıya bakıyormuş gibi yapıp, ayakkabı hakkında bir şeyler anlatırken sürekli küloduma bakıyordu. Gördüğü manzara hoşuna gitmiş olmalıydı ki, ayağımdaki ayakkabıyla oyalandıkça oyalanıyordu. Sonra ne olduysa, aynı modelin bir numara küçüğünü verip,

“Al bir de bunları dene, için rahat etsin. Benim az bir işim var!” deyip arkaya gitti. Ayağa kalkıp nereye gittiğine baktığımda tuvalete girdiğini gördüm. Yoksa tahmin ettiğim şeyi mi yapacaktı?

Emin olmak için sessizce tuvaletin önüne gittim. İçeriden garip sesler geliyordu. Anahtar deliğinde anahtar takılı olduğundan bir şey göremedim. Ama yanılmamıştım, çıkan seslerden öyle belliydi ki ne olduğu… Ali tuvalette kendini tatmin ediyordu.

Yakalanmamak için geri gidip tabureye oturdum. Biraz sonra Ali de yanıma geri geldiğinde önündeki kabarıklık kaybolmuştu. Bir önceki denediğim ayakkabıları satın alıp dükkandan ayrıldım. İçimden küfür edip duruyordum Ali’ye…

“Ulan ne biçim erkeksin? Şeffaf külodumun içindeki ıslak amcığımı gösterdim sana, memelerimi yarıya kadar gördün. Hemen orada siksene beni… İçimdeki yangını söndürsene…”

Ama sonra ona da hak verdim. Hem işyeriydi, hem de gelen giden çok olduğundan bir şeye kalkışsak bile rahat edemezdik. İstediğim gibi sikemezdi beni…

Bir sonraki hafta sonu kocam İstanbul dışına gitti. Kocam iş sebebi ile bazen şehir dışında olduğundan, market alışverişlerine genellikle Esra ile giderdik. O gün de yine Esra ile markete gittik.

Alışveriş yapıp eve dönecekken Ali gelip bizi arabası ile alıp eve getirdi. Hatta benim poşetleri mutfağa kadar da taşıdı. Giderken de,

“Herhangi bir şeye ihtiyacın olursa, çekinme ara!” dedi. Teşekkür edip yolladım, ama aklım yine bu sıska adamın yarağına takılmıştı. O gün yine Ali’nin Esra’yı siktiği videoyu izleyerek mastürbasyon yaparken aklıma bir fikir geldi.

Ertesi gün Ali’yi arayıp, ayakkabı dolabını temizlerken birkaç ayakkabının boyaya ve topuk değişimine ihtiyacı olduğunu söyledim. Ali,

“Tabi canım, ne demek… Ne gerekiyorsa yaparım! Esra bugün annesine gidecek, Esra’yı annesine bıraktıktan sonra uğrarım!” dedi.

Hemen çocukları giydirip, oynamaları için sitenin oyun bahçesine gönderdim. Ben de üzerimdeki eşofmanları çıkarıp, üzerime sadece arkası ipli bir tanga ve üstüne de kısa bir gecelik giyip beklemeye başladım. Aynada kendime baktığımda uçları kabarmış koyu renkteki meme uçlarımı görebiliyordum.

Nihayet aşağıda Ali’nin arabası göründü. Kalbim heyecandan güp güp atmaya başladı. Az sonra da kapının zili çaldı. Dürbünden baktım, Ali idi. Yüksek sesle,

“Eşşek sıpaları, yine ne oldu? Bir rahat bırakmadınız.” diye bağırarak kapıyı açtım.

Ali beni o halde görünce donup kalmıştı. Ben de numaradan donup kalmış gibi yaptım. Geceliğimin önünün açık olduğunu sonradan fark etmişim gibi memelerimi örtmeye çalışarak biraz kendime çeki düzen verip,

“Ayy… Kıyafetim için kusura bakma Ali’ciğim, senin bu kadar erken uğrayacağını tahmin edemedim. Ben benim çocuklar geldi sanmıştım! Gel buyur içeri geç!” dedim. Ali kekeleyerek,

“Önemli değil canım, ev hali!” deyip içeri geçti, ama şokta gibiydi.

“Ev hali tabi ama, sen de her yerimi gördün. Neyse, olan oldu, bari ayakkabıları vereyim sana hemen…”

Kapıyı kapatıp, portmantoya döndüm. Alttaki kapağı açtım ve adeta Ali’nin önüne domalırcasına eğilip, dolaptan iki çift ayakkabı çıkarıp yere koydum.

“Bir iki tane daha olacaktı…” deyip o pozisyonda ayakkabı arıyormuşum gibi oyalanıyordum.

Arkamda duran Ali’nin hiç sesi çıkmıyordu, o anda götüme odaklandığından adım gibi emindim. Ben de hiç istifimi bozmadan,

“Altta değilmiş, üst dolapta herhalde…” diyerek doğruldum, üst dolabın kapağını açıp ayaklarımın üstüne yükselerek aramaya başladım.

Yukarıya uzanınca geceliğim de yukarı toplanmış, götüm kabak gibi meydana çıkmıştı. Ali birden kolumu tutup,

“Yeter lan kahpe! Önce dükkanda delirttin her yerini göstere göstere, şimdi de burada! Dükkanda bir şey yapamadım ama şimdi affetmem seni…” dedi büyük bir hırsla… Beni kendine döndürdü ve dudaklarıma yumuldu. İstediğime kavuşmak üzereydim.

Yalandan biraz karşı koysam da, fazla uzatmadım ve Ali’ye karşılık verdim. Beni kendine yapıştırdı. Elleri götümün yanaklarını yoğururken, dudaklarımı, boynumu, boğazımı deli gibi öpüyordu.

“Affetme zaten…” dedim bir ara dudaklarımı ondan kurtarıp… “Ne istersen yap bana… Karın seni anlata anlata azdırdı iyice… Beni sikmeden kurtulamazsın Ali…” diyerek tekrar yumuldum.

“Sizi azgın karılar sizi… Demek benim yarağın reklamını yaptı sana ha? Dur sen, senin istediğini vereyim şimdi, gece de o kaltağın amına koyarım.”

Koridorda biraz yiyiştikten sonra beni kucakladığı gibi yatak odama götürdü. Geceliğimi çıkarıp beni yatağa uzattı, göğüslerimi emmeye başladı. Bir elini de tangamın içine daldırmış, çoktan sulanmış amımı parmaklıyordu.

Sonra birden tangamı çıkarıp, kocamın hiç yapmadığı bir şey yaptı. Amımı deli gibi yalıyor, klitorisimi ağzına alıp emiyordu. Ben artık kopmuştum ve daha beni sikmeden ilk orgazmımı olmuştum.

Çabuk olmalıydık, çocuklar gelebilirdi. Ali’yi itip, kemerini açtım, pantolonunu indirdim. Önü çadır kurmuş baksır külodunu zorlukla aşağıya sıyırdığımda o meşhur aletiyle tanıştım. Gerçeği, resim ve videodaki görüntüsünden daha heybetliydi. Yalayıp, ağzıma alabildiğim kadarını emmeye başladım. İyice kudurtmuştum Ali’yi,

“Yeter lan orospu!” diyerek beni yatırdı. Bacaklarımı ayırıp, tek hamlede içime daldırdı o koca yarrağını…

Esra haklıymış, amımı yara yara girmişti içime. İki çocuk doğurmama rağmen yakmıştı içimi, sanki ilk defa kızlığım bozulmuş gibiydi. Git gel yapa yapa iyice açtı amımı. Sonra da pozisyondan pozisyon soka soka ve inlete inlete yarım saat sikip yeniden orgazm etti beni.

“Hadi, boşal artık, çocuklar gelir şimdi!” demesem sikmeye devam edecekti. Sonunda böğüre böğüre boşaldı ve pelte gibi döllerini doldurdu içime. Yarağını içimden çıkarmadan dudaklarımı öpüp, göğüslerimi yoğuruyordu.

“Ali n’olursun git artık… Valla şimdi çocuklar gelir, acıkmışlardır!” dediğimde içimden çıktı. Tam o sırada da kapının zili çaldı.

“Hiç sesini çıkarma Ali, ben çocukların karnını doyurup göndereyim. Sen de giyinip gitmeye hazırlan!” deyip, külodumla geceliğimi giyip yatak odasından çıktım.

Giderken kapıyı Ali’nin üstüne kilitledim, bazen çocuklar yatak odasına dalıveriyorlar diye. Çocukları mutfağa alıp, birer sandviç hazırladım. Ellerine de birer meyve suyu verip, oynamaya devam etmeleri için tekrar aşağıya gönderdim.

Pencereden bakıp çocukların aşağıya indiğini görünce rahatlamıştım. Ali’yi de göndermek için yatak odasının kapısını açtım.

Ama Ali yatakta çırılçıplak yatıyordu. Yarağını yeniden kaldırmış ve bana sırıtarak sıvazlıyordu 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir