Sevgilimin Annesiyle
Lisenin son senesinde sevgilimle gerçekten güzel bir ilişkimiz vardı. Yaşına göre oldukça olgundu sevgilim, ben de öyle bir yapıya sahip olduğum için ilişkimiz çok güzel gidiyordu.
Üniversite sınavları açıklandığında, sevgilim yaşadığımız şehirde kalmış, ben İzmir’in yolunu tutmuştum. Tek başıma ev tuttum İzmir’de. Üniversite hayatıma alışmaya çalışıyordum, ama çok tanıdığım yoktu. Üstelik yalnız yaşamaktan sıkılıyordum.
Sevgilim geliyordu İzmir’e, bir gece bende kalıp ertesi gün dönüyordu geri. Bazen ben gidiyordum, görüşüyorduk sevgilimle. Ancak, uzun mesafe ilişkileri yürümez diyen ailem haklı çıkmıştı. Telefonda bitmek tükenmek bilmeyen kavgalarımız sonucu, bir gün ayrılık kararı aldık.
Günlerim derslere girmekle geçiyordu. Okul ve ev arasında gidip geliyordum. Gerçekten etkilemişti ayrılık beni. Bir süre sonra, yavaş yavaş ister istemez arkadaş edinmeye başladım. Davet edildiğim bir arkadaş ortamında Ekin’le tanıştım.
Ekin’de sanki ayrıldığım sevgilimi buluyordum, inanılmaz derecede olan benzerliği yüzünden beni kendine çekmişti. Aynı esmer yüz, aynı boy, gören kardeş sanırdı Ekin’le eski sevgilimi.
Ekin’le flört etmeye başladık, bir süre sonra artık elele geziyorduk her yerde. Çıkma teklifine gerek bile kalmadan sevgili olduğumuzu bir arkadaş ortamında öpüştüğümüzde anlamıştım. O günün devamında Ekin bende kaldı. O gece çok ateşli bir sevişme yaşadık. Ama sanki seks yaptığım kız Ekin değil, eski sevgilimdi.
Okulum yaz tatiline girdiğinde ben İzmir’de kalmaya karar vermiştim. Ekin’le ilişkimiz (en azından onun açısından) gayet güzel gidiyordu. Yavaş yavaş Ekin’le vakit geçirmekten zevk almaya başlamıştım.
Evet Ekin’le iyi anlaşıyorduk, gülüyorduk, eğleniyorduk ve yatakta harika zamanlar geçiyorduk. Ekin’in, her erkeğin hastası olduğu fantazileri vardı. Benim fantazim ise anal seks, inanılmaz derecede tahrik edici buluyorum anal seksi.
Ekin’den zevk almamın sebebi sanırım oydu, anal seksi çok severek ve isteyerek yapıyordu. Enteresan bir şekilde, anal seksle bağlanmıştım kıza. Benim evde bol bol götten sikiyordum Ekin’i.
Ancak kiranın, öğrenci bütçemi sarsmasından dolayı, yanıma mecburen bir ev arkadaşı aldım. Ev arkadaşım evde olunca, Ekin’le çok sık seks yapamaz olduk. Ben rahatsız oluyordum ve Ekin de çekiniyordu. Sonuçta ne kadar rahat sikişebilirsiniz ki, yan odanızda ev arkadaşınız otururken?
Hikayemin asıl ilginç tarafı, Ekin’in beni annesiyle tanıştırmasıyla başladı. Ev arkadaşım evde uzun süreler geçirmeye başladığından, Ekin beni evine davet ediyordu, annesi evde olmadığı zamanlarda doyasıya seks yapıyorduk.
Bir gün, öğlen vakti, Ekin’in evinde buluştuk. Yaklaşık 3 saatlik seksimizden sonra, üzerimizi giyinmiş halde televizyon izlerken, annesi gelmişti. Böylece annesiyle tanışmış oldum.
Annesi Şennur Hanım, kırklı yaşlarda bir kadındı. Ekin’e inanılmaz benziyordu, dolayısıyla eski sevgilime de. Çok hoş sohbet bir kadındı. O gün gece 23:00’e kadar oturduk, sohbet ettik.
Eşinden boşanmıştı. O konulara fazla girmesek de, o gün çok güzel sohbet ettik. Eve gitmek istediğimde, annesi orda kalmamı teklif etti. Her ne kadar ben bunu istemesem de, o gece onlarda kalmama karar verildi.
Misafir odasına yattım, uyumaya çalışıyordum. Ekin de odasına gitmiş yatmıştı. İçeride annesi halen televizyon izliyordu. Derken televizyonun sesi kapandı, annesinin karşımdaki yatak odasına girdiğini gördüm. Yaklaşık on dakika sonra Ekin ayaklarının ucunda yürüyerek odama girdi.
Çok şaşırmıştım, ama neden geldiği belliydi. Hemen kucağıma oturup, dudaklarıma yapıştı, yatakta hızlı bir sevişmeye başlamıştık. Boynunu öpüyor, sonra tekrar dudaklarına dönüyordum. Ekin’in iri göğüslerini emmeye başladığımda kısık sesle inlemeye başlamıştı bile.
Sertleşen sikimi eşofmandan çıkardı, kendi eşofmanını ve külodunu indirdi ve bir hamlede yarağımı amının içine aldı. Yavaş yavaş zıplıyordu sikimin üstünde, çok kısık bir şekilde inleyerek…
Hırkasını ve içindeki tişörtü iyice yukarı sıyırmıştı, göğüsleri sallanıyordu. Kafasını geriye atmış, amının içindeki sikin zevkini çıkarıyordu. Zıplamaları arttı Ekin’in, ben de oluruna bırakıp, gözlerimi kapatmış, sevişmeye başlamıştım.
Yaklaşık yirmi dakikadır kucağımda sikişiyorduk, artık zirveye geliyordum. Ben kendimi kaybetmiş bir şekilde alttan amına pompalarken, Ekin titremeye başlamıştı. İkimiz aynı anda boşalacaktık. Ekin,
“Sakın içime boşalma ne olur!” diye inliyordu, ama ben boşalmaya başlamıştım. Kendimi durdurmaya çalışıyordum, ancak döllerimle çoktan Ekin’in amının içini doldurmuştum.
Gözlerimi açtığımda, kapıda dikilen annesinin bakışlarıyla karşılaştım. Ekin’in sırtı kapıya dönük olduğundan farkında değildi. Annesi bir şey demeden, gölge gibi sessizce uzaklaştı.
Ekin’e bu durumdan bahsetmedim. İçimde çok büyük bir korku oluşmuştu. Ekin’in titremeleri geçince, aceleyle üstümden kalktı, külodunu ve eşofmanını çekti, iri memelerini tişörtüne yerleştirdi ve yavaşça odamdan çıkıp, tuvalete girdi.
Büyük bir ihtimalle içindeki döllerimi çıkartmaya gitmişti. İlk sevişmemizden beri hep korunuyorduk. Ve ilk korunmasız ilişkimizde içine boşalmıştım Ekin’in…
Ama her şeyden önemlisi, annesi beni Ekin’i sikerken görmüştü, “İçime boşalma!” diye inleyen Ekin’i de…
Utancımdan ve suçluluk duygusuyla, sabaha karşı, kimse uyanmadan sessizce çıktım evlerinden. Eve kadar yürüyerek gittim, yolda hep o anı düşündüm. Yaklaşık bir saat sonra evdeydim.
Eve girince hemen elimi yüzümü yıkadım, yetmedi, duşa girdim. Duştan sonra bir sigara içip, yatağa uzandım. Olanları düşünürken uyuyakalmışım.
Uyandığımda öğlendi. Kalktım, bir şeyler yedim. O sırada telefonum çaldı. Ekin evden arıyordu. İçimde büyük bir korkuyla açtım, ama telefondaki Şennur Hanımdı.
Konuşurken sesim titreyerek çıkıyordu. Cüzdanımı orada unutmuşum. Eve yürüyerek geldiğim için cüzdandan da haberim yoktu tabi. Gidip almam gerekiyordu, yapacak bir şeyim yoktu.
Evlerine gittiğimde, Şennur Hanım kapıyı açtı,
“Hoşgeldin canım, cüzdanını unutmuşsun!” diyerek beni içeri davet etti.
“Yok girmeyeyim, gitmem lazım…” gibi cümlelerim işe yaramadı tabii. Şennur hanım, yeni demlenmiş çayı olduğunu, bir bardak içip öyle gitmemde ısrar edince, mecburen içeri girdim, oturdum kanepeye. Ekin yoktu ortalarda,
“Ekin uyuyor mu?” diye sordum.
“Hayır canım, bir işi varmış arkadaşlarıyla, oraya gitti.” dedi. O gün Ekin’in bir kampanya için okula gideceğini unutmuştum,
“Hatırladım…” dedim. Şennur Hanım birer bardak çay doldurup getirdi, karşılıklı oturup çaylarımızı içmeye koyulduk. Utancımdan sesim soluğum çıkmıyordu.
Sessizliği Şennur Hanım bozdu, havadan sudan konuşmaya başladık. Biraz gevşemiştim. Annesi o konuyu açmayınca, (Belki bizi görmedi, belki bana öyle geldi?) diye düşündüm bir an.
Ama emindim, kadın resmen kapının aralığından bakıyordu bize ve tam Ekin’in içine boşaldığım anda görmüştü. Çayımı aceleyle içip, bardağımı mutfağa götürdüm ve gitmek için müsaade istedim. Kendisi de dışarı çıkacakmış,
“Nereye gidiyorsan bırakayım! İki dakika bekle, hemen hazırlanırım!” dedi. Cevabımı beklemeden, hazırlanmak için içeri gitti.
On dakika boyunca koridorda bekledim kadını… Gelmeyince meraklanmıştım,
“Şennur Hanım?” diye seslendim.
“Geliyorum, bir dakika!” diye cevap geldi, ama bir beş dakika daha geçti.
Odasına doğru yürüdüm, kapının önüne geldim, ses yoktu. İçimden kapı deliğinden bakmak geçti. Eğilip baktığımda, Şennur Hanım yatağın kenarında oturuyordu.
Ne yapıyor bu kadın diye düşündüm, çünkü üstünde sadece bir külotla öylece oturuyordu. Biraz sonra ayağa kalktı, külodunu çıkardı. Çırılçıplaktı şimdi. Uzun kıllarla kaplı bir amı vardı.
Aynadan kalçalarına baktı, sıktı kalçalarını. Gözlerime inanamıyordum, müthiş tahrik olmuştum, ama anlam veremiyordum tabi ki. Sonra gardrobun alt çekmecesinde bulunan külotlarından birini almak için domalınca, kısa bir süreliğine de olsa, arka deliğini de görmüş oldum.
Çekmeceden pembe bir külot aldı, giydi. Sütyenini taktıktan sonra, üzerine elbisesini giyinirken, ben de oradan uzaklaşıp koridora gittim, önümdeki kabarıklığı indirmeye çalışarak. Az sonra odadan çıktı,
“Hazırım, çıkabiliriz!” dedi.
Kadının gözlerine bakamıyordum. Birlikte evden çıktık. Arabasına atladık. Nereye gideceğimi sordu, adresi tarif etmemi istedi. Eve gideceğimi söyleyip, yolu tarif ettim.
Eve dönerken aklımda tek bir soru vardı, neden yatakta öylece oturuyordu?
Beni evimin önünde indirdikten sonra, kendisi gideceği yere devam etti. Evde sürekli Şennur Hanım’ı düşünüyordum, kadınla aramda enteresan bir çekim olmaya başlamıştı, üstelik tanışalı daha bir gün olmasına rağmen.
Sevgilim dediğim bir kızın annesinin bu kadar özeline girmiş olmak beni utandırıyordu, aynı zamanda çok heyecanlandırıyordu. Ama anlamadığım tek bir şey vardı, kadın yatakta o kadar dakika oturup ne yapmıştı? Bir şeylerle mi uğraşmıştı?
Yoksa… Evet, beni beklediği ihtimalini de düşünüyordum, ama neden yapsın ki böyle bir şeyi? Sonuçta daha bir gün olmuştu tanışalı. Ama bu sürede, görülmemesi gereken her şeyi görmüştü.
Ekin’i merak etmiştim, evlerinden apar topar ayrılmıştım. Ekin’i aradım.
“Efendim aşkım?” diye her zamanki ses tonuyla açtı.
“Seni merak ettim canım…” dedim.
“Ertesi gün hapı kullandım, sorun yok, ama bir dahakine dikkat et! Sen nerdesin, görüşelim!” dedi.
“Evdeyim…” dedim, ama şu anda onu görmek istemiyordum nedense. “Hastayım…” diye bir bahane uydurdum, belki görüşmekten vazgeçer diye.
Ama umduğum gibi olmadı ve akşam bana bakmaya geldi. Ekin’e biraz soğuk davranıyordum, aslında ondan da utanıyordum. Bana çorba yaptı. Biraz kaldıktan sonra evine gitti.
Görünüşe göre, Şennur Hanım kızına o konudan bahsetmemişti…
İlerleyen günlerde okullar açılmıştı yeniden, derslerime gidiyordum. Arada sırada da Ekin’le gece gezmelerine çıkıyorduk. O gecelerin birinde annesi evde yoktu, Ekin’le annesinin yatağında sikişmiştik.
Annesinin çift kişilik yatağında uzanmış orgazm sonrası sigarası içiyordum. Ekin de arada sırada bir tane alır yakardı. Göğsüme uzanmış, sigaralarımızı içerken, Ekin’e annesinin nerede olduğunu sordum.
“Ankara’ya gitti, görüşmesi varmış.” dedi.
“Ne görüşmesi?” diye sordum.
“Annem sigorta işi yapıyor, çalıştığı şirketin merkezi Ankara’da.” diye cevap verdi, sonra başladı annesini anlatmaya.
Annesi 43 yaşındaymış. Gençken evlenmiş, ama şiddetli geçimsizlik sonucu ayrılmışlar.
“Peki annenin hayatında kimse yok mu?” diye sordum.
“Hayır yok, uzun zamandır yok!” dedi. Aslında annesiyle o konuda birbirimize benziyorduk, ikimiz de eski sevgililerimizi, eşlerimizi unutamamıştık. Daha çok annesini düşünmeye başlamıştım artık.
Bu yatakta bir süre önce annesini dikizlemiştim. Bunu hatırladıkça halen heyecanlanıyordum. Ekin de annesine çok benziyordu. İster istemez annesi aklıma gelmiş ve sikimde kımıldanmalar başlamıştı. Annesinin o gün giydiği pembe külot geldi aklıma. Ekin’e,
“Pembe külodun var mı?” diye sordum.
“Bende yok, ama annemde olacak birkaç tane. Niye ki?” dedi,
“Hiiç. Pembe sana çok yakışırdı, anneninkilerden birini giysene!” dedim.
Kalktı, annesi gibi gardroba domalarak, annesinin pembe külodunu çıkardı, giydi. Annesinin kopyası gibiydi.
“Yakıştı mı?” diye sorunca,
“Harika oldun. Şimdi şu yatağın kenarına otursana!” dedim, oturdu. Ben de elim kalkmış sikimde odadan çıkarken,
“Nereye?” dedi.
“Geliyorum hemen!” deyip çıktım ve kapıyı kapadım. Sanki o anı tekrar yaşamak istiyordum.
Biraz kapının önünde oyalandım, sonra elim sikimde girdim içeri. Ekin yatağın köşesinde oturuyor ve neden böyle bir şey yaptığımı soran bakışlarla bana bakıyordu.
Bir şey demeden yanına oturdum, dudaklarını öpmeye başladım. İri ve dolgun dudaklarını öperken elimle belinden tuttum. Sanki Şennur Hanım’la öpüşüyordum. Ekin yavaşça bacaklarını belime doladı, kucağıma oturdu ve öpüşmeye başladık.
Bir hamlede Ekin’i altıma aldım, külodunu indirip ama tam olarak çıkartmadan, irileşmiş sikimi Ekin’in sürekli ıslak olan amına soktum. Dudaklarım dudaklarında, yavaşça ileri geri yapmaya başladım.
Dillerimiz birbirine dolaşmıştı. Yatağın gevşeyen yayları gacur gucur sesler çıkarırken, benim dilim Ekin’in, iri ve kahverengi göğüs uçlarını bulmuş, sikim de amının derinliklerini dövmeye başlamıştı. Ben amına soktukça, Ekin inliyor, saçlarımdan asılarak başımı göğüslerine daha çok bastırıyordu.
Amından çıktım, tekrar memelerini yalamaya başladım. Ben yaladıkça Ekin’in göğüs uçları daha da sertleşiyordu. Yarağımla amına fırça çekmeye başladım, sokar gibi yapıp Ekin’i delirtiyordum.
Sonra göbeğini, amının üstünde belirginleşmeye başlamış olan sık kıllarını yalamaya başladım. Amına gelince, amının dudaklarını parmaklarımla ikiye ayırdım, pespembe olan içini ve yanındaki kabarık dudaklarını yalamaya koyuldum.
Ekin altımda bir yılan gibi kıvranıyordu, adımı sayıklayarak çığlık çığlığa amını yalatıyordu bana. Amının içine dilimi soktum, sağlı sollu darbeler atarak onu mutlu etmeye çalışıyordum.
Klitorisini dilimle uyarmaya başladım, aynı zamanda iki parmağım da amının deliğinden içeri kayıyordu. Parmaklarımın bir boğumunu büküp, G noktasını uyarmaya başladığımda, Ekin’in artık gözleri kaymıştı, başını sağa sola atıyor, anlamsız sesler çıkarıyor ve titriyordu.
En sonunda orgazm olmuş, amının tüm sıvıları çıkmıştı dışarıya. Yaklaşık birkaç dakika boyunca kasıldı tüm vücudu, ileri geri titremelerle. Kudurtmuştum kızı.
Sonra domalmasını söyledim, aynı işlemi göt deliğine de yapacaktım. Dört ayak pozisyonuna geldi. Önce amından aldığım sıvıları göt deliğinin kenarlarına yaydım ve dudaklarımı hafif kıllı göt deliğine koydum.
Delirmiş gibi götünün her yerine dil darbeleri atıyordum, kalçalarının yanlarını yalıyordum, götünü ısırıyor, uçuruyordum Ekin’i. En sevdiğim şey, bir kızın delirmiş gibi inlemelerini duymak.
Sikim artık zonklamaya başlamıştı, sikimin başına okkalı bir tükürük atıp, göt deliğine bir hamlede soktum. Ekin’den, “Ohhhh!” diye bir inleme çıktı.
Sertçe göt deliğine kaymaya başladım. Ben pompaladıkça, Ekin daha çok bağırıyordu, artık komşuların duymaması için ağzına yastığı tıkmıştı. Ama bazen engel olamıyor,
“Sik beni aşkım, sik götümü, daha hızlı pompala!” diye bağırıyordu.
Benim aklımda ise o an Şennur Hanım vardı, o bağırıyordu sanki. Ben siktikçe Ekin elleriyle daha çok ayırıyordu kalçalarını. Sikimi götünden tamamen çıkarıp, hızlıca giriyordum içine. Biraz sert olmaya başlamıştım, poposuna tokatlar atarak, saçını çekerek Ekin’in götünü sikiyordum ve yavaş yavaş zirveye gelmiştim.
Ekin boşalacağımı hissettiğinde, elini amına attı ve klitorisini okşamaya başladı. Az sonra ikimiz de resmen anırarak, ben Ekin’in götüne, Ekin de eli amında, aynı anda boşalmaya başladık.
Götünden çıktığımda, çarşafın ortası Ekin’in amının sıvıları, döllerim ve tükürükle ıslanmıştı.
Resmen yığılarak yattım Ekin’in yanına. Ekin halen nefes nefese bir şekilde kasılıyordu. Ekin dudağıma bir öpücük kondurarak,
“Seni çok seviyorum, biliyorsun değil mi?” dedi. Ben de öpücüğüne öpücükle karşılık verdim.
Ekin seviştikten sonra kirli durmaya dayanamazdı. Hemen yataktan kalktı, duşa girdi. Ben yatakta uzanmış bir sigara daha içerken, aklıma annesinin garbrobunu karıştırmak geldi.
Kalktım, açtım gardrobu… Şennur Hanım’ın kıyafetleri, iç çamaşırları, sütyenleri, her şeyi karşımdaydı. Öyle çok iddialı kıyafetler, iç çamaşırları yoktu. İç çamaşırlarının bir çoğu pamuklu ve dantelliydi.
Birkaç tane tanga vardı, bir tanesini aldım kokladım. Sabun kokuyordu, belki onun kokusu vardır, küloduna sinmiştir diye ümitlenmiştim. Annesinin külotunu koklarken, Ekin’in sertçe,
“Napıyorsun?” diyen sesiyle irkildim. Elimdeki külotu fırlatmaya kadar varan bu korku, Ekin’in yatağa havluyla uzanmasıyla azaldı. Benden açıklama bekleyen bakışları vardı.
“Senin külotlarının nasıl koktuğunu merak etmiştim!” diye saçmaladım.
“Külotlarımın orada olmadığını biliyorsun şapşal sevgilim benim!”
“Ne bileyim, annelerle kızları genelde aynı gardroptan giyinirler diye düşündüm…”
Kendimce haklı bulduğum bir bahane sunmuştum, Ekin de, saf kız, inanmıştı. Ekin havlusunu açıp, amını göstererek,
“Aşkım, gerçek kokum burada zaten! Ergenler gibi külotlarda aramana gerek yok” dedi.
“Sen nereden biliyorsun bakayım ergenlerin öyle yaptığını?”
“Bir iki kere ben de muzurluk yaptım, komşuya misafirliğe gittiğimizde, banyolarına girip kirli sepetini karıştırmıştım, yakışıklı kocasının külodunu bulabilir miyim diye!” deyince, ben gülmeye başladım
“Bari bir şey bulabildin mi?”
“Evet, karısının külodunda dölleri vardı!” Gülerek,
“Naptın, yaladın mı onları?”
“İğrençsin, hayvan!” deyip güldü. Daha sonra ben de duşa girmeye karar verdim. Ben duşa yürürken, arkamdan Ekin,
“Kirlilerde iki üç tane külodum olacak, ergenliğin tutarsa al kokla birini!” diye benimle dalga geçiyordu.
Acaba annesinin külotları da var mıdır diye aklımdan geçirdim. İçimdeki şeytana uydum, açtım kirli sepetini. Silme çamaşırdı sepetin içi. Biraz karıştırdıktan sonra, klasik tipte bir külot buldum. Ten rengi, biraz genişçe bir külottu bu.
Aldım, koklamaya başladım. Biraz ter kokuyordu, ağında tek bir tane am kılı vardı. Ekin’in amının kılları bu kadar uzun değildi, bulmuştum aradığım şeyi. Annesinin külodunu koklayarak, sikime sararak 31 çektim.
İçine boşaldığım külodu yine kirli sepetine, ilk bulduğum gibi biraz derinlere koydum. Sonra duşumu alıp, belimde havlu ile odaya girdim.
Saat gecenin üçüne geliyordu. Ekin götünü dönmüş, çoktan uyumuştu, havlusu sıyrılmıştı. Ekin’e arkadan sarıldım, annesini düşünerek ben de uyudum.
Sevgilimin Annesiyle (2), resim №2
Sabah birlikte kahvaltı yaptıktan sonra, okullarımıza gittik. İkimiz de uykusuz ve yorgun olduğumuzdan, o gün bir daha görüşmedik. Ertesi günü çalan telefonla uyandım. Ekin arıyordu. Telefonu açar açmaz, bana,
“Geri zekalı!” diye bir küfür savurdu. Ben daha ne oluyor demeye kalmadan, Ekin taramalı tüfek gibi hakaret ediyordu.
“Ekin sakin ol! Ne oluyor, söyler misin?” dedim.
“Sen biliyorsun ne olduğunu! Ben yetmiyor muyum sana da, banyoda kirli külotlara 31 çekiyorsun! Bundan sonra boklu, sidikli külotları sana yollarım, bir daha da nah sikersin beni, gerizekalı! Ayrıca 31 çektiğin külot da benim değil, annemin! Mal herif!” deyip kapattı.
Muhtemelen kirlileri çamaşır makinesine atarken, annesinin içini döllediğim külodunu görmüştü.
Ekin’le bir hafta falan görüşmedik. Bir akşam beş kez aradığım halde telefonlarıma çıkmayınca, ben de evlerine gittim. Şennur Hanım üstünde pijamayla açtı kapıyı,
“Ekin içerde, odasında!” dedi, manalı manalı bakarak… Ekin’in odasına gittim, bilgisayarda bir şeylere bakıyordu. Ben gelince hiç istifini bozmadı, hala bilgisayarla ilgileniyordu. Bir sigara yaktığımda,
“İçme şunu odamda, git balkonda iç!” dedi. Odasına girdiğimden beri kurduğu tek cümle buydu.
Kalktım balkona gittim. Balkonda Şennur Hanım da sigara içiyordu. Benim geldiğimi görünce terlik verdi. Balkonda birlikte sigara içmeye başladık. İkimiz de konuşmuyorduk, birbirimizin yüzüne de bakmıyorduk.
Sigarası bittiğinde, ikincisini aynı hızla yakınca, Şennur Hanım’a,
“Canınınz sıkkın galiba?” dedim.
“İnsan canı sıkkın olunca peşpeşe yakıyor!” dedi.
“Anlatmak isterseniz, dinlerim!” dedim.
“Neyi anlatacakmışım Ertunç?” dedi ve sigarasını balkonun korkuluklarında söndürdü, başka da bir şey demeden içeri gitti.
Sigaram bitene kadar ne demek istediğini düşündüm, ama bir sonuca varamadım. Sonra Ekin’in odasına gittim, yeniden konuşmayı denedim.
Ama Ekin, Nuh diyor Peygamber demiyordu. Sanki bir şeylerin farkındaydı kız. Vakit geç olmuştu, Şennur Hanım da yatmıştı. Ekin’le saatlerdir konuşuyorduk, ama bir yere varamıyorduk. Bir ara kendimi affettirmek için Ekin’e sarıldım, ama karşılık vermeyince, ben de sarılmayı bıraktım.
“Vakit geç oldu, uykum geldi, yatacağım! Bu gece burada kalmak istersen salonda yatabilirsin!” diyerek, elime bir yastıkla battaniye tutuşturdu ve beni resmen odasından kovarcasına çıkardı, kapısını kilitledi.
Yastıkla battaniyeyi salondaki kanepenin üstüne atıp, balkonda bir sigara daha içmek istedim. Bu aralar çok içiyordum sigarayı. Balkona giderken, mutfakta Şennur Hanım’la karşılaştım, su içmeye gelmişti.
Geceliğinden belli olan iri göğüsleri dışarı taşacakmış gibi duruyordu. Yaklaşıp tam önünde durdum, birkaç saniye bakıştık, dayanamayıp dudaklarına yapıştım. Üst dudağını öpmeye başladım.
Şennur Hanım benden çok daha hızlı ve istekli öpüşüyordu. O anda hiçbir şey umurumda değildi, elinden tutarak balkona çıkardım. Ellerini boynuma atmıştı, balkonun korkuluklarına dayanmış öpüşüyorduk.
Elimi geceliğinin eteğinden içeri daldırıp, amına attım. İnanılmaz ıslanmıştı külodu… Külodunu hafif aşağı sıyırıp, amını okşamaya başladım. Boynunu öpmeye, emmeye başladım.
Bir yandan amını okşarken, bir yandan da kulak memelerini ve boynunu emiyordum. Diğer elimle tüm vücudunu dolaşıyordum. Sertleşmiş meme uçlarını geceliğinden çıkarıp ısırmaya başladım.
Sonra elimi arkasına attım. Kalçasını ayırıp, orta parmağımla, her kadında müptelası olduğum arka deliği zorlamaya başladım. Götünü bir süre parmakladım. Şennur Hanım,
“Yeter, yeter, Ekin görecek, bırak!” deyince bıraktım.
Hemen külodunu düzeltti, memelerini geceliğine yerleştirdi ve banyoya doğru yöneldi. Peşinden gittim, ben de girmek istedim, ama eliyle ‘Hayır!’ dercesine bir hareket yaptı, kapattı banyonun kapısını…
Sevgilimin Annesiyle (2), resim №3
Kapının önünde kalakaldım. İşeme sesi kesilip, sifonu çektikten sonra banyodan çıktı. Sarılıp öpmek istedim, ama beni itip, direkt odasına gitti ve kapısını kilitledi.
Önümde çadırla kalakalmıştım. İnanılmaz da tahrik olmuştum. Parmaklarımda hala amının sıvıları duruyordu, parmaklarımı koklayıp yaladım. Kalbim hiç olmadığı kadar hızlı atıyordu. Mecburen 31 çekerek indirecektim kalkmış yarrağımı… Masturbasyon yapmak için banyoya girdim.
Tanrım, bilerek mi yapıyordu bu kadın bunu? Az önce kıçındaki külodu çıkarıp, duşakabinin camına asmıştı. Külodun içindeki am kokusunu koklayarak 31 çektim ve boşaldım. Külodu geri yerine asıp, evlerini terk ettim.
Eve vardığımda sabah saat 06:00 olmuştu. Hemen telefonumu aldım elime, Ekin’e mesaj yazdım,
“İlişkimize ara verelim, bu ikimize de iyi gelecek!” diye ve yolladım. Yatağa yattım ve zor bela da olsa uyuyabildim.
Sevgilimin Annesiyle (2), resim №4
Ertesi sabah Ekin’den mesaj geldi,
“Bence tamamen bitirsek daha iyi olacak!” yazıyordu. Ekin’den ayrılmıştım böylece…
Ev arkadaşım sevgilisiyle kahvaltı yaparken kalktım,
“Ekin’le ayrıldık!” dedim. Ev arkadaşımın sevgilisi Seda çok üzüldüğümü zannedip, beni teselli ediyordu. Ev arkadaşım Cenk ise birçok şeyin farkında olduğu için susuyordu.
Eda oldukça kısa boylu, iri göğüslü ve dışarı çıkık kalçaları olan, sarı saçlı, mavi gözlü, çok güzel bir kız. Ev arkadaşım Cenk de uzun boylu ve oldukça yakışıklı bir çocuk.
Kahvaltıdan sonra dışarı çıktım, akşama kadar gezdim dolaştım. Aklımdan Şennur hanım çıkmıyordu. Akşama kadar onunla ilgili fanteziler kurup durdum.
Gece eve geldiğimde Eda ve Cenk salonda televizyon seyrediyorlardı. Birkaç dakika muhabbet edip odama geçtim, yattım. Bir süre sonra onlar da televizyonu kapatıp odalarına çekildiler.
Ben hala Şennur hanımı düşünerek uyumaya çalışırken, Cenk’in odasından yatak gıcırtıları gelmeye başladı. Sikişiyorlardı. Eda sessizce inliyor, buna karşılık Cenk,
“Sus, Ertunç duyacak!” diye Eda’yı susturmaya çalışıyordu.
Bunu duyunca kendi kendime güldüm. Sonra aklıma ne estiyse kalktım, kapılarına gittim ve anahtar deliğinden baktım. Eda’nın yüzü kapıya dönük, Cenk’in sikinin üstünde zıplıyordu.
Aslında Eda önceleri benimle ilgileniyordu, ama Ekin varken ben yüz vermeyince Cenk’le çıkmaya başlamıştı. Halen de ilgileniyordu benimle. Açıkçası onlar da benim Ekin’le yaptığım gibi sadece seks için çıkıyorlardı. İkisi de ciddi değillerdi, evlilik falan düşünmüyorlardı.
Eda göğüslerini tutarak Cenk’in sikinin üstünde zıplıyordu. Onları sikişirken görünce moralim bozulmuştu, bir sigara içmek için balkona geçtim. Balkondan Eda’nın yanı sıra Cenk’in inlemeleri de duyuluyordu.
Bir süre sonra sesler kesildi. Eda salona çıktı, pantolonunu giymişti, gömleğinin düğmelerini ilikliyordu. Siyah sütyeni oldukça güzel gösteriyordu memelerini…
Sevgilimin Annesiyle (2), resim №5
Balkonda kapının önünde durmuş onu izliyordum. Beni görünce şaşırdı, yüzü kızarır gibi oldu,
“Ertunç? Sen burada mıydın? Kusura bakma yaa… Rezil olduk!” dedi.
“Önemli değil canım…!” diyerek arkamı döndüm.
Eda evden çıktığında, Cenk yanıma balkona geldi, bir sigara da o yaktı. Cenk’e gülerek,
“Oğlum ne siktin kızı lan!” dedim.
“Ya Ertunç, seninle bir şey konuşmam lazım. Ama aramızda kalacak, tamam mı?” dedi, ama tam anlatmaya başlayacakken benim telefonum çaldı. Arayan Şennur hanımdı, telefonu açtığımda bana,
“Ertunç, konuşmamız lazım!” dedi. Elim ayağım birbirine dolaşmıştı.
“Tamam, konuşalım.” dedim, bir yerde sözleştik.
“Kanka nereye?” diyen Cenk’e,
“Kusura bakma, acil gitmem lazım!” deyip hemen çıktım dışarı, aceleyle sözleştiğimiz yere gittim. Şennur hanım çoktan oturmuş, birasını içiyordu.
“Erken başlamışsın içmeye?” dedim, ben de bir bira söyledim. Şennur hanım gözlerime baktı,
“Yaptığımız çok yanlış ve vicdan azabı çekiyorum! Ama senin bilmediğin şeyler var!” dedi.
“Neymiş o bilmediğim şeyler?” dedim. O sırada benim de biram gelmişti.
“Ben Ekin’in annesi değilim!” dediğinde şaşıp kalmıştım.
“Nasıl yani?” dedim.
“Evet, annesi değilim, hatta ben Ekin’in babasıyla evli bile değilim!” dedi.
“Peki neden bana yalan söyledin? Ya Ekin’le evlenseydim, o zaman ne olacaktı?” dedim.
“Dur anlatıyorum.” diye başladı, uzun uzun anlattı. Kısacası babasıyla sevgiliyken babası evi terk etmiş. Annesiz babasız ve korumasız ortada kalan Ekin’le, gidecek yeri olmayan Şennur hanım anne kız gibi beraber yaşamaya başlamışlar. Şennur hanım devam etti,
“Ekin, senin onunla sadece seks için çıktığını zaten biliyordu. Ama seni çok seviyordu. Seni bırakmak istemiyordu. Onun için bu ilişkiye devam etti. Ama sonradan seninle bir geleceğinin olmayacağını anladı!” deyince, gerçekten olayların karıştığını anlamıştım. Çok da üzülmüştüm…
Bu arada biraları yuvarlıyorduk. Ben sesimi çıkarmaya kalkınca, Şennur hanım,
“Sus, dinle beni! Ekin’le o sırada problemleriniz yoktu, ama Ekin onu kullandığını anladığında başka biriyle çıkmaya başladı. Yani seni aldattı Ertunç. Senin haberin yoktu, ama o çoktan başkasıyla sevgiliydi. Son olayın nedeni aslında bu…” deyince, bir de aldatıldığımı öğrendim.
Ekin’in artık orospu olduğunu düşünmeye başlamıştım. Ben kara kara düşünürken, Şennur hanım,
“Senden çok hoşlanıyorum, bu doğru. Aramızdaki yaş farkı umurumda değil. Uzun zamandır kimseyle beraber değilim. Eğer istersen, Ekin’in haberi olmadan, sevgilin olabilirim. Başka kimse bilmez bunu!” diye resmen bana teklif etti.
Şennur hanımdan çok hoşlanıyordum, gizli ilişki yaşamak çok heyecanlı geliyordu bana. Üstelik Ekin’den de bu şekilde bir tür intikam alabilirdim. Ekin’i zaten sevmiyordum, hatta şu anda iğreniyordum ondan. Şennur hanıma,
“Tamam Şennur, benim için de iyi olur, iki sevgili oluruz!“ deyince, gülümsedi. Devam ettim, “Ama lütfen, sana bağlanmamı bekleme benden. Daha çok gencim ben, önümde dolu dolu yaşamak istediğim uzun seneler var.”
“Yani?”
“Yani, seni aldatırsam kırılma, üzülme. Belki de ilerde evleneceğim. Tamam, istediğin gibi gezeriz, tozarız, sevişiriz, ama evlenemeyiz! Üstelik Ekin sorunu da var!” dedim.
“Biliyorum canım, bilmez miyim! Ama olduğu kadar artık, seni mutlu da ederim ben. Belki hiç evlenmezsin, kim bilir. Başka bir kızla yattığın zaman da, bu benim için sorun olmaz. Gençsin, bunu anlıyorum…” dediğinde, en azından ilişkimizin temelleri ortaya çıkmıştı. Yani sadece sikiş arkadaşı olacaktık Şennur hanımla.
Dörder biradan sonra, kalktık oturduğumuz yerden. En azından hoşlandığım kadın şimdi benim sevgilimdi. Hayatımın dönüm noktası o gün olmuştu. Artık hiçbir şey için üzülmeyecektim. Üstelik, hayatı dolu dolu yaşayabilecektim. Evine kadar bıraktım onu. Kapıda bana,
“Ekin yok evde, arkadaşında kalıyor bu gece, içeri gel istersen!” dedi. Hemen atlamamak için,
“Başka bir zaman!” dedim. Ben öyle deyince üzüldü, başını öne eğdi. Çenesinden tutup başını kaldırdım, dudaklarına öpücük kondurdum ve
“Başka bir zaman bakarım tadına!” dedim. Şennur hanım,
“Fazla bekletme!” deyip girdi içeri. Ben de evime gittim.
Eve geldiğimde, Cenk salonda laptopunu açmış internette geziniyordu.
“Naber kanka?” deyip ensesine vurdum ve “Ne konuşacaktın lan bugün? Telefon gelince acil çıktım, kusura bakma…” dedim. Cenk laptopu kapattı ve
“Eda ile ilgili konuşacaktım kanka…”
“Ne olmuş Eda’ya? Aranızda sorun filan mı var?”
“Sence Eda nasıl bir kız?” dedi.
“Ulan manitanı tanımıyor musun amına koyum?” dedim.
“Yok oğlum, o anlamda değil. Yani tipi, vücudu falan nasıl? Onu beğeniyor musun, bunu soruyorum sana…” diye sordu. Anlamsızca bakıyordum,
“Abi, iyi güzel, hoş kız yani!” dedim. “De… Benim beğenip beğenmemem önemli değil ki, sen beğeniyorsun işte…”
“Peki, sen hiç Eda’yla… Şeyy… Eda’yla düşündün mü?”
“Neyi düşündüm mü?” dedim.
“Neyi olacak lan, Eda’yla sevişmeyi!” dedi.
“Haydaa… Kanka, kankamın siktiği kızdan bana ne? O senin sevgilin oğlum! Ne diyorsun sen?” Cenk biraz geveledikten sonra sonunda ağzındaki baklayı çıkardı,
“Oğlum, açık konuşacağım. Uzun zamandır Eda’yla seks yaparken değişik fantaziler kuruyoruz.”
“Eeee? Sakın…?”
“Yani… Bunların arasında üçlü seks olayı da var. Biliyorsun, ciddi takılmıyoruz biz… O da, ben de birbirimizi seks için kullanıyoruz. Eda’nın fantezisinde sen varsın hep, bazen benle sikişirken Ertunç diye böğürüyor kız!”
“Hassiktir… Gerçekten mi?”
“Valla kanka… Her seviştiğimizde seni katıyor olaya… İşte, Ertunç da okşasın beni… Cenk sen beni sikerken Ertunç memelerimi emsin… İkiniz beraber sikiyorsunuz beni… Böyle şeyler işte…”
“Peki sen ne düşünüyorsun? Kızı sikerken benden bahsetmesi seni germiyor mu?”
“Kanka… Açıkçası benim de fantezim, Eda’nın bir başkası tarafından sikilmesini izlemek! Azgın kancık beni de kendine benzetti. İkimiz de daha çok azıyoruz, bu hayallerle kendimizden geçiyoruz, bitiriyor bizi…”
“Arkadaş, siz sadece seks için berabersiniz, bunu biliyordum. Ama yine de bana ters gelen bir şeyler var. Yani en yakın arkadaşımın karşısında nasıl çıplak durayım ben? Peki, sen bize bakarken ben nasıl Eda’yı sikeyim?”
“Kanka, benim de hiç tecrübem yok bu konuda… Pornolarda görüyoruz işte… Millet üçü beşi bırak, toplu orji yapıyorlar, kim kime dum duma… Herkes tuttuğunu sikiyor. Biz alt tarafı üç kişiyiz şunun şurasında…”
“Doğru diyorsun da…”
“Ne olacak amına koyum, ben de senin karşında çıplak olacağım! Olmazsa karanlıkta yaparız bu işi! Ne diyorsun? Tamam mı? Eğer istiyorsan, Eda yarım saate kadar buraya gelecek!” dedi.
Bir gün içinde ikinci şoktu bu benim için. Eğer ilişkileri ciddi olsaydı ve Cenk buna rağmen gelip sırf kendi fantezisi için bunları bana söyleseydi, herhalde Cenk’i orda bir güzel döverdim.
Ama zaten amaçları belliydi, gerçek anlamda sevgili bile değillerdi. Sadece seks fantezilerini uygulamak istiyorlardı. Ben de,
“Tamam anasını sikeyim!” dedim. “Üç günlük dünyada biz de keyfimize bakalım.” Cenk güldü cevabımı duyunca,
“Anasını sikmene gerek yok kanka… Eda’yı sik yeter…”
Sevgilimin Annesiyle (3), resim №2
Yarım saat sonra Eda kapıdan içeri girdi. Yurtta kalıyordu, ama bizim evin anahtarı vardı kendisinde… Cenk yanımda oturuyordu. Önümüzdeki sehpada votka, kırmızı şarap şişesi ve kadehler, bir iki meyve filan… Çilingir sofrası kurmuş, o gelmeden biz ikişer duble sallamıştık bile…
Eda salona girince Cenk’le bakıştılar. Cenk başını ‘Tamam!’ der gibi sallayınca, Eda yanıma geldi, koltukta diğer yanıma oturdu. Onun sevdiği kırmızı şaraptan almıştı Cenk, bir kadeh doldurup uzattı, bize de birer votka koydu,
“Haydi arkadaşlar, sağlığımıza…” diyerek kadehini kaldırdı. Kadehleri tokuşturduk. Kafaya dikip fondip yaptık biz erkekler, Eda da okkalı bir yudum aldı şarabından… Kadehimi doldurması için Cenk’e uzattım,
“İçelim kanka…” Eda da dikti kadehini, o da kendine şarap doldurdu,
“İçelim Ertunç… Sevgiliden ayrılık acısını iyi söker bu meret…” dedi gözlerimin içine bakarak dudaklarına götürdü kadehi… Bir yudum aldı tekrar kocaman… Etli dolgun dudaklarıyla kadehin kenarını okşayarak bakıyordu bana…
“Yok be Eda…” dedim. “Acı yok… Sizin gibi fuckbody idik biz de… Herkes yoluna anasını satayım. Daha güzel böyle, acı yok, üzüntü yok…”
Eğildim sonra, dudaklarına bir öpücük kondurdum. Dönüp Cenk’e baktı, sonra da bana… Gülümsedi. Elindeki kadehi sehpaya bırakıp kollarını boynuma doladı, içine çekerek dudaklarımı öpmeye koyuldu,
“Evet canım… Böyle daha güzel… Keyfini çıkaralım biz de…”
Üçümüzden de çıt çıkmıyordu. Ben akışına bırakmıştım olayı. Dudaklarımız birbirine kavuştu Eda’yla. Dudaklarını vantuz gibi emerek öpüşmeye başladık. Dillerimiz birbirine girdi, ben iyice döndüm Eda’ya doğru…
Arkamda da Cenk vardı. Ne yaptığını bilmiyordum. Cenk bir süre sonra kalkıp içeri gitti. Eda’yla daha rahat öpüşüyordum böylece. Üstündeki tişörtü çıkardım. Mor sütyeninin içinde göğüsleri oldukça çekici görünüyordu.
Eda kucağıma çıktı, oturdu. Artık kot pantolonum iyice sertleşen sikimi rahatsız ediyordu. Bunu anlayınca kalktı ve fermuarımı açtı, indirdi kotumu. Sonra kendi kot pantolonunu çıkardı. İnce, tanga külodundan amının bir kısmı görünüyordu, sulanmıştı.
Tekrar kucağıma oturdu, boynumu emmeye başladı. Mosmor etmişti boynumu… Boynumu emerken elimi sütyeninin kopçasına attım, çözdüm ve memelerini ortaya çıkardım.
Meme uçları kabarmıştı kızın… Ekin’inkiler oldukça iri göğüs ucu halkaları varken, Eda’da oldukça küçüktü, üstelik meme ucu pespembeydi. Elimi göğüslerine atıp onları yoğurmaya başladım. Dilim de meme uçlarında geziniyordu.
Zevk alıyor, bütün vücudu kasılıyordu Eda’nın… Yavaş yavaş emiyordum memelerinin uçlarını, tadını çıkara çıkara… Bu süre zarfında sesimiz bile çıkmıyordu, sanki sevişmeye programlanmıştık kendimizi. Meme uçlarını emiyordum halen. Eda saçlarımı okşuyordu.
Kucağıma aldım, kaldırıp Cenk’in yatak odasına götürdüm. Cenk yatakta uzanmış, sikini okşuyordu. Bizi görünce, kalktı ve sandalyeye geçti, biz de onun yerine yatağa uzandık. Cenk umurumda değildi artık, beni çıplak görmesini umursamıyordum bile…
Tişörtümü çıkardım, Eda’nın üstüne çıktım. Göbeğini yalayarak, artık sırılsıklam olmuş külodunu çıkardım. Kılsız, tamamen pürüzsüz amcığına hemen dilimi attım. Dilimle birkaç kez amının dudaklarını yalar yalamaz boşaldı Eda…
Bütün sıvılarını emdim, Eda kasılmaya devam ediyordu. Sesimiz çıkmıyordu, sadece duyulan tek ses Eda’nın çığlıklarıydı. Hatta bu çığlıklar o kadar güçlü çığlıklardı ki, çalan kapının sesini bile duyamamıştık.
Ancak Cenk de kalkıp Eda’nın ağzına sikini sokunca, Eda’nın sesi kesilmişti ve kapının çaldığını öyle duyabildik. Cenk’le birbirimize şöyle bir baktık, ben kalkıp bakmaya gittim, gelen kim diye…
Kapının dürbününden baktığımda, Şennur hanım kapıdaydı.
Donup kalmıştım. O halde kapıyı açamazdım, çırılçıplak ve sikim kalkık bir halde… Hadi açsam bile, içerideki manzarayı nasıl açıklayacaktım. Tamam, seks konusunda güvence almıştım ondan, ama daha ilk günden onu aldatmam üzebilirdi.
Ben tereddüt ederken kapıyı çalmaya devam etti kadın… Yine sesimi çıkarmayacaktım ama, yavaş sesle konuşmaya başladı,
“İçerdesin Ertunç… Kapı dürbününde hareketini gördüm. Oradasın, biliyorum. Lütfen kapıyı aç bana…”
Sonunda dayanamadım, açtım kapıyı… Şennur kapının önünde, üzerinde dekolte bir bluz, mini bir etek, güzel bir makyaj, gülümseyerek kapının önünde bana bakıyordu. Çıplak olduğumu görünce gözleri hayretle açıldı,
“Gördüğün gibi müsait değilim Şennur…” dedim.
Kapının arkasında biraz inmeye yüz tutan erkekliğim onu görünce yine şahlanmıştı. Kıvrık bir yay gibi bacaklarımın arasında havaya kalkmış, irice başıyla Şennur’a doğru uzanıyordu sikim… Gözleri oraya dikildi kadının, dudaklarını diliyle yalayıp ıslattı,
“Görüyorum canım…” dedi. “Aslında tam benim istediğim gibisin ama…”
“Ekin’le ayrıldık diye arkadaşımın sevgilisi teselli ediyor beni… İçeride yatakta bekliyor. Sikişmemiz yarıda kaldı da… Seni sonra arasam olur mu?”
Gözlerini zorlukla sikimden ayırdı, yüzüme baktı. Elini uzatıp dudaklarıma bulaşan Eda’nın kırmızı rujunu işaret parmağıyla sildi. Kırmızı rujlu parmak ucunu dudaklarını aralayıp ağzına soktu, emerken,
“Peki canım… Zaten senin bu yaramazlığını seviyorum ben… Anlaştığımız gibi öyleyse… Sen ne zaman istersen…” diyerek arkasını döndü, kalçalarını kıvıra kıvıra uzaklaştı.
Kayboluncaya kadar kapı aralığından değirmen gibi çalkaladığı kalçalarına baktım, kalkan sikimi okşadım. İlk fırsatta bu götü sikmem lazımdı. Harika görünüyordu kadının kalçaları…
Bir an arkasından gidip Şennur’u çağırsam, onu da aramıza alsam, siksem mi diye düşündüm. Sonra çıplaklığım aklıma geldi, vazgeçtim. Kapıyı kapatıp içeriye döndüm.
Cenk odada yoktu, banyoya girmiş olmalıydı. Eda amcığını ovalıyordu. Ağzının kenarında parlayan döller dikkatimi çekti. Sanırım Eda’nın amını benim yaladığımı görmek Cenk’i heyecanlandırmıştı, patlatmıştı döllerini kızın ağzına… Beni görünce elini amcığından çekti,
“Nerede kaldın Ertunç?” dedi. “Sen gelene kadar Cenk işini bitirdi bile…”
“Geldim canım, geldim… Nerde kalmıştık bakalım?” deyince, gülümseyerek bacaklarını iyice ayırdı.
Elime tükürdüm, az önce Şennur’un kalçalarına bakarak kalkmış sikimi iyice ıslattım. Eda’nın kasıklarının arasına yanaştım ve kılsız, kaygan, pespembe amının deliğine bir hamlede soktum.
Ben kalın sikimle yararak dibine kadar amına girince Eda aniden nefesini tuttu. Sonra da hızlı hızlı nefes almaya başladı. Ben soktukça Eda kendinden geçiyordu.
Ben Eda’yı sikerken, içeri Cenk girdi. Geçti, yatağın kenarına oturdu ve bizi izlemeye başladı. Eda gözlerini kapatmış, içindeki sert yarağın zevkiyle başını sağa sola doğru atarken, ben pompalamamı hızlandırmıştım. Vurdukça pelte gibi titreyen diri göğüslerine de başımı gömmüş, sert sert sikiyordum Eda’yı.
Elini götüme attı, beni kendine doğru çekti, sonra sırtıma tırnaklarını geçirmeye başladı. Yaklaşık yirmi dakikadır bu pozisyonda tempolu bir şekilde sikiyordum Eda’yı… Aldığım zevki anlatmak çok zor, boşalmak aklıma bile gelmiyordu.
İçinden son iki darbeyle çıktım. Eda’yı yan yatırıp, arkasına geçtim ve arkasından amına sokmaya başladım. Bir ayağını kaldırıp, daha hızlı girip çıkmak için bacağını havaya diktim.
Eda arada başını döndürüp benim yüzüme bakıyor, zevkle inliyordu. Bu pozisyonda, benim kulak memelerini yalamamın da etkisiyle kasılarak boşalmaya başladı. Ben sikimi içinden çıkarınca, amından tazyikli bir şekilde am suları fışkırdı. Yatak sırılsıklam olmuştu.
Yaklaşık yarım saattir seks yapmamıza rağmen ben boşalmak istemiyordum, üstelik boşalmamak için kendimi motive ediyordum. Cenk ise halen bizi izliyor, bir yandan da sikini okşuyordu.
Yatağa uzandım, elimle sikimin dibine bastırıp, iyice uzunlaştırdım sikimi. Eda elini yaladı, amının dudaklarını ıslattı, sonra yüzü bana dönük şekilde sikimin üstünde çömeldi.
Sikimi amına hizalıyordu, ama kayganlıktan girmiyordu. Sikimi tuttum ve Eda’nın bir anda üstüne oturmasına olanak tanıdım. O kadar seksi görünüyordu ki bu pozisyonda. Ve işini çok iyi yapıyordu. Bana sadece, ellerimi yana atıp, bu seks tanrıçasını izlemek kalıyordu.
Keşke diyordum içimden, keşke bu kızla çıksaymışım. Eda içindeki yarakla kendinden geçiyordu. Dibine kadar içine alıp, belini döndürerek durması beni kendimden geçiriyordu.
Sonra ben kontrolü aldım, Eda’ya alttan alttan pompalamaya başladım. Eda her darbede daha çok çığlık atıyordu.
Cenk buna nasıl dayanıyordu, anlamakta güçlük çekiyordum, gözünün önünde bir saatten fazladır seks yapıyorduk, insan hiç mi azmazdı? Sadece izliyordu bizi… Cenk’in sikinin de hatırı sayılır uzunluğu vardı. Adam en azından gelir kızın ağzına verirdi, ama Cenk kendini tatmin etmeyi tercih ediyordu.
Bu sırada ben pompalıyordum alttan. Eda beşinci orgazmını olurken, amcığından çıkan sular benim vücuduma dökülüyordu.
Artık ben de sona geliyordum. İnlemelerim artmıştı. Eda boşalacağımı anladığında,
“İçime, içime boşal!” diye bağırdı. Ben boşalmaya başlayınca, Eda dibine kadar oturdu, benim boşalmam bitene kadar bekledi. Bir süre böyle durdu, sonra dudaklarıma öpücük kondurup,
“Harikasın!” dedi ve indi üstümden. Sikim yarım ereksiyonda, kalp gibi atıyordu. Sikim, döllerim ve Eda’nın sıvılarından dolayı parlıyordu. Eda kalktı, banyoya girdi. Cenk de peşinden gitti…
Kalkıp aynaya baktım. Vücudum, yanaklarım, boynum ruj rekeleri içindeydi, üstelik mosmordu boynum. Diş izleri de belli oluyordu. Yatakta sigara içmeye başladım.
Sevgilimin Annesiyle (3), resim №3
Eda ve Cenk yaklaşık yarım saat kadar banyoda kaldılar. İnlemeler, zevk feryatları yükselmeye başladı. Herhalde nemfomanyak karı banyoda Cenk’in de ifadesini alıyordu. Sonunda inlemeler bitti, su sesi gelmeye başladı.
Daha sonra Eda salonda çıkardığım sütyeni ve külodunu giyip ıslak saçlarıyla yanıma geldi, ardından Cenk… Oğlan çırılçıplaktı. Oturup sigara içmeye başladık. Hiç birimiz konuşmuyorduk. Yaşadığımız olayın yorgunluğu vardı üzerimizde…
Ben kalkıp baksır külodumu ayağıma geçirdim. Sigaralarımızı içerken, Eda yanıma uzandı. Tek kişilik yatakta halvet olmuştuk, Eda bir bacağını üstüme atmıştı.
“Şahane bir kızsın sen!” dedim. Eda dudağıma öpücük kondurup,
“Sen de aşkım!” dedi. ‘Aşkım’ kelimesini öyle ateşli söylemişti ki, keşke gerçekten Eda ile birbirimizin aşkı olsaydık diye geçirdim aklımdan…
Vücudumdaki ruj lekelerini çıkarmak için duşa girdim. Banyodan çıktığımda belimde sadece bir havlu vardı. Yanlarına gittiğimde, Cenk yatakta oturuyor, Eda domalmış bir şekilde onun sikini yalıyordu, iki deliği de ortadaydı.
Bol bol salya kullanıyordu Cenk’in sikini yalarken… İki elinin parmakları arasındaki alet meydana çıktıkça ıslak sikin başıyla kızın dudakları arasında tükürükten köprüler oluşuyordu.
Manzarayı görünce sikim kazık gibi oldu. Eda’nın arkasına yanaştım ve ıslattığım sikimi kaygan amına soktum. Eda ağzında geveleyip durduğu, vantuz gibi emdiği sikten dolayı sadece,
“Imhhh! Imhhh!” seslerini çıkarırken, Cenk Eda’nın saçlarını arkaya atıyor, sikinin yalanmasından duyduğu zevkle kendinden geçmiş, kızın saçlarını okşuyordu.
Bu pozisyonda sikmeye başladım Eda’nın amını, hızlı hızlı gidip geliyor, şaklata şaklata kalçalarını pençeleyerek sikiyordum. Eda ağzındaki siki çıkardı, tükürdü yarağa, sonra hızlı hızlı sıvazlamaya başladı. Bir yandan da zevkle inliyordu. Amında bir yarak, ağzında bir yarak, kendinden geçiyordu mutluluktan…
Ben bir ara başparmağımı, pembe renkli tazecik göt deliğine sokunca, Eda irkildi,
“Çek parmağını lütfen…!” dedi. Eda’nın kulağına eğildim,
“Orospumuz galiba götten yemedi hiç?” dedim. Benim Orospumuz lafını duyunca Cenk’in sikini hızlıca yalamaya başladı.
“Offf…” diye inledi Cenk sikinin artan bir tempoyla emilmesinden zevke gelmişti. “Kanka, sanırım her yerinden yemek istiyor! Bütün deliklerinden sik şunu…”
“Bu gece uzun, daha saatlerce sikeceğiz orospumuzu!” dedim.
“Evet… İstiyorum… Sikin beni… Oohhh!” diye inledi Eda…
Telefonum çalmaya başladı, ama umurumda bile değildi, Eda’yı sikmeye devam ettim. Eda’nın beli ağrımıştı, yaklaşık yirmi dakikadır domalmış vaziyette sikimi içine alıyordu. Bir iki yarak darbesinden sonra çıktım Eda’nın amından…
Pozisyon değiştirdik, Cenk yattı yatağa, iyice ayırdı bacaklarını. Eda üstüne çıkıp sikinin üstünde tepinmeye başladı. Ben de ayakta durup Eda’nın ağzına verdim sikimi.
Eda bugün ilk kez sikimi ağzına alıyordu. Vantuz gibi emiyordu yarağımı. Arada sırada çıkarıp, okşuyordu sonra tekrar ağzına alıyordu. Yarağım ağzının içindeyken, başına dil darbeleri atıyordu. Cenk’in sikinin üstünde zıplarken, bazen sikim kendiliğinden ağzından çıkıyor, yanaklarına vuruyordu.
Eda tempoyu düşürdü, biraz havada kalacak şekilde durdu ve Cenk alttan amına pompalamaya başladı. Cenk’in taşakları Eda’nın amcığının paket kısmına çarptıkça çıkan sesler beni daha da tahrik ediyordu.
Sevgilimin Annesiyle (3), resim №4
Bu pozisyonda Eda çok daha rahat yalıyordu sikimi. Şimdi Eda’nın telefonu çalıyordu komodinin üstünde. Aldım baktım, ‘Evşen’ diye bir numara arıyordu. Eda’ya,
“Evşen arıyor, açacak mısın?” deyince, Eda Cenk’in sikine tamamen oturdu, telefonu aldı, açtı,
“Efendim şekerim?” dedi. İnce bir sesi vardı Evşen denen kızın, Eda’nın bu gece yurda gelip gelmeyeceğini soruyordu. Eda da,
“Bu gece gelmeyeceğim, benim yerime de imza at. Tamam mı canım?” dedi. Evşen ise, Eda’nın nefes nefese konuşmasından olsa gerek,
“Nerdesin?” diye sordu. Eda,
“Yürüyorum canım, onun için. Nefes.. Nefeseyim…” deyince, Evşen de,
“Haaa… Yavaş yürü, düşme sakın, dikkat et kendine!” diye espri yapıp telefonu kapattı.
Eda telefonu fırlattı, Cenk’in sikinde zıplamaya devam etti. Kızda bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji vardı. Eda bir kez daha orgazm olurken, sikimi ağzına öyle bir sıkıştırdı ki, sanki mengeneyle sıkıştırmışlar gibiydi. Kız harika sikişiyordu, güzel de sakso çekiyordu, sadece zıplarken ister istemez değiyordu dişleri…
Cenk dayanamayıp, bağırarak içine boşaldı Eda’nın. Eda Cenk’in üstünden kalktı, yatağın kenarına doğru sırtüstü yattı, sikimi kendine çekti ve bacaklarını omzuma atarak sikimi içine kaydırdı. Amının kenarlarından Cenk’in dölleri akıyordu.
Cenk yan dönerek, temizlemesi için Eda’nın ağzına verdi sikini. Eda Cenk’in sikini yalarken, ben Eda’nın amcığına pompalıyordum. Eda’nın sallanan memelerini tutup ağzıma aldım. Bu pozisyona daha fazla dayanamadı Eda, son orgazmını oldu. Bana da,
“Artık boşal… Ne olur Aşkım boşal içime!” diye bağırdı. Ben tempomu hızlandırdım ve içine boşaldım. Şimdi içindeki iki erkeğin dölleri karışmış, am sularıyla beraber amından akarak göt deliğine doğru süzülüyordu. Sikimi amından çıkarıp hemen kendimi yatağa attım…
Eda da Cenk’in sikini yalama temposunu düşürmüştü. Şöyle bir baktığımda, Eda sanki genelev orospusu gibi olmuştu, her yerinde salya, tükürük, morluk, döl vardı. Cenk’in sikini yalamayı bırakmış,
“Bitirdiniz beni!” diye sayıklıyordu. Sonra kalkıp, paytak paytak adımlarla yürüyerek banyoya girdi.
Saat dörde geliyordu. Ben de kalktım, salona geçtim, bir sigara daha yaktım. Cenk yatakta yatıyordu. Ben salonda oturmuş sigara içerken, Eda belinde havluyla geldi yanıma. Gözlerime gülümseyerek bakıyordu,
“Çok yoruldum yaa!” deyip dizlerime yattı. Saçlarını okşuyordum,
“Güzel miydi?” diye sordum.
“Tanıştığımızdan beri hayal ettiğim tek şeyi yaşadım bugün… Müthişti!” dedi sessizce…
“Neyi hayal ediyordun?” dedim.
“Seni, sikini içimde hayal ediyordum. Seviştiğimizi… Keşke çok önceden yaşasaydık bunu!” dedi.
Ben sessizce bir sigara daha yaktım, bir sigara da Eda’nın ağzına koydum.
Bir yanıt yazın