Üvey kızımın salatalık fantazisi
Banyodaki çöp sepetini boşaltmak için kapağını açıp poşeti yukarıya kaldırdığımda birden gözlerim fal taşı gibi açılıverdi.
Şeffaf çöp poşetindeki atık tuvalet kağıtlarının arasında, üzerine prezervatif geçirilmiş irice bir salatalık vardı.
İki parmağımla poşetin içinden çıkardım, evire çevire inceledim. Karımla kullandığımız tırtıklı prezervatiflerdendi. Prezervatifin dokularındaki ıslaklık, henüz yeni kullanıldığını gösteriyordu. Burnuma götürüp kokladım. O nefis am kokusu üstündeydi daha…
Az önce banyodan çıkan Tülin kullanmıştı bunu, başka bir açıklaması yoktu. Üvey kızım Tülin…
Aylardır yapmak istediğim şeyi yapabilmek, üvey kızımla ilgili kurduğum erotik hayallerimi gerçekleştirebilmek için bulunmaz bir fırsattı bu… Hemen salatalığı alıp Tülin’in odasına gittim.
Karım üç yıl önce vefat etmişti. Üç sene dul kaldıktan sonra, bir kaç ay önce tek çocuklu dul bir hanımla evlendim. Yeni eşimin lise son sınıfa giden bir kızı var ve o da bizimle yaşıyor.
Geçenlerde kayınvalidem rahatsızlanıp hastaneye kaldırılınca, eşim bir süreliğine annesine bakmaya gitti. Evde üvey kızım Tülin’le yalnız kaldık. Tülin yeni serpilmiş çok seksi bir kızdı. Bana daha ilk günden sıcak davranıyor, her gördüğünde boynuma sarılıyordu.
Ben de ona karşı iyi davranıyor ve gerçekten seviyordum. Tabi, ev içerisinde giydiği kısacık etekleri, yaşına göre haddinden fazla gelişmiş yuvarlak hatlarını görmezden gelmeye, bana sarıldığında uçlarının kabardığını rahatça görebildiğim irice memelerini dikkate almamaya çalışıyordum. Bunun dışında gayet mutlu bir aile yaşantımız vardı.
Eşim Konya’ya gideli iki gün olmuştu. O gece Tülin banyo yapmaya girmiş ve banyoda uzun süre kalmıştı. Tülin banyodan çıktıktan sonra tuvaleti kullanmak için hemen arkasından ben de banyoya girdim. Ve olan oldu.
Şimdi elimde prezervatifli bir salatalıkla üvey kızımın odasına, hesap sormaya gidiyordum.
Üvey Kızım, resim №2
Tülin vücuduna sardığı biraz kısa bir havluyla aynanın karşısında saçlarını tarıyordu. Havlu kısaydı evet, o diri göğüslerinin neredeyse uçlarını zor kapatan havlu, incecik belini sarıyor, taş gibi kalçalarının hemen altında bitiyordu. Uzun ceylan bacakları pırıl pırıl meydandaydı.
Başını bana çevirip soran bakışlarla baktığında elimdeki salatalığı gördü, yüzü değişti. Gereksiz bir soruydu ama yine de sordum,
“Tülin, bunu sen mi kullandın yavrum?”
Tülin önce inkar etti. Gülümseyerek inanmadığımı belli ettim. Evde bizden başka kimse yoktu ve ben de kullanmadığıma göre tek seçenek Tülin’di. Sonunda inkar etmenin yararı olmadığını görüp itiraf etti. Ağlayarak,
“Evet baba, ben kullandım! Ne olur anneme söyleme, yoksa beni öldürür!” dedi ve boynuma sarıldı. Neden bilmiyorum ama Tülin’e kızamadım ve
“Tamam kızım, söylemem!” deyip sakinleştirdim. Elimdeki salatalıkla kalakalmıştım. Bir kıza baktım, bir elimdeki bir hayli uzunca salatalığa… Elimde tutup salladım,
“Peki, bunu kullanabiliyor musun? Bakire değilsin o zaman…” Gülümsedi, biraz utanarak, yanakları kızararak, biraz benim saflığımla eğlenircesine,
“Aman babaa… Kızlar nasıl kullanacağını bilirler. Bir gün anlatırım sana…” dedi
“Ne diyeyim kızım…” dedim babacan bir tavırla… “Annenle bir konuş bence…Kendine dikkat etmelisin, pek sağlıklı değil böyle şeyler…”
Aynanın önündeki pufa oturmuş iri gözleriyle bana bakıyor, dinliyordu. Kısa havlu biraz sıyrılmıştı. Her zaman pek dikkat etmeden oturduğundan aralanan bacaklarının arasındaki amının beyazlığını gördüm. Ortasındaki çizgi açılmış biraz, içinin ıslak pembeliği bile meydanda… Kurabiye gibi…
Üvey de olsa kızımdı. Bakmamam gerekiyordu biliyorum ama, istemeden de olsa gözüm kayıverdi işte… Sikim bir anda isyan etmeye başladı. Offf… İlik gibi, taş gibi kız… Üzerinde sadece bir havlu, yarı çıplak… Bacakları aralık, amcığının göründüğünden habersiz…
Koca evde ikimiz baş başayız. Şeytan diyor ki… Kucakla şu küçük orospuyu, yatağa yatır, gerçek yarak neymiş görsün, tadına baksın. Salatalıklarla uğraşmasın kızcağız… Kurabiye amcığının tadına bakmak, suyunu içmek için her şeyi verebilirdim o anda… Salatalığı neresine sokuyorsa yarrağı da o deliğine sokmak istedim deli gibi…
Ama, allah kahretsin benim namus anlayışımı… Evet odasına onunla sevişme hayallerimi gerçekleştirmek için gitmiştim. Evet, onu sikmeyi, bilerek ya da bilmeyerek bana sergilediği o kurabiye amcığına sikimi geçirmek için deli oluyordum. Ama yapamadım bir türlü… Yapmamalıydım. Bana yakışmazdı bu…
Bu düşüncelerle, olur da şeytana uymamak için vaazı kısa kestim. Nereye baktığımı gören şeytan kız da önümdeki kabarıklığa bakmaya başlamıştı. Biraz daha kalırsam korkarım kötü şeyler yaşanacaktı. İstemeye istemeye elimdeki salatalığı yavaş hareketlerle yatağının yanındaki etajere bıraktım, sonra da odasından çıktım.
Değişik düşüncelerle ve kafam karmakarışık bir şekilde yatak odama yatmaya gittim…
Tam soyundum, üzerimde bir baksır külotla yatağa girmiştim ki, Tülin havluya sarılı bir şekilde girdi yatak odama… Yanıma gelip,
“Kızmadığın için teşekkür ederim yakışıklı babam benim! Anneme söylemeyeceksin değil mi babacığım?” diyerek yanağımdan öptü. Mis gibi şampuan kokuyordu.
“Söylemeyeceğim dedim ya kızım, aramızda sır kalacak! Az önce şaşkınlıkla sıhhatler olsun demeyi unuttum…” deyip ben de Tülin’i yanağından öptüm ve “Sıhhatler olsun bebeğim!” dedim.
Tülin de benim iki yanağımdan öptü o etli pembecik dudaklarıyla… Hem de dudağımın kenarından neredeyse… Sonra da,
“Babacığım, odamda yalnız yatmaya korkuyorum. Bu gece seninle yatabilir miyim?” dedi ve cevabımı beklemeden üzerimdeki pikeyi kaldırıp yanıma uzandı.
Sol kolumun üstüne yatmış, kolunu çıplak bedenime sarmıştı. O bakmaktan bile kaçındığım dolgun yuvarlak hatlarıyla yaslanmıştı bana…
Kendimle savaşmaktan dişlerim birbirine geçmişti. Aklım onun üvey kızım olduğunu söylüyordu, sıcak çıplak bedenin temasıyla taş gibi sertleşen aletim onun fıstık gibi bir lolita olduğunu…
“Böyle uyursan hasta olursun kızım, Pijama falan giyseydin!” dedim.
“Kurudu zaten, hava sıcak!” dedi.
“Peki, sen bilirsin!” dedim.
Tamamen sarılmıştı bana. Üzerindeki havlu kaymış, sağ memesi ortaya çıkmıştı. Mermi gibi pembecik meme ucunu görünce içim gitti. Yine de babacan bir edayla havlusunu yukarı çekerek açılan memesini kapadım.
Tüm bedenini bana yaslamıştı. Bacakları baksırın üzerinden kalkmış sikime değiyordu ve sertliği hissetmemesi imkansızdı. Özellikle baskı yapıyordu kahpe…
“”Babaaammm benim… Çok anlayışlısın. Seni öyle seviyorum ki!” dedi.
“Ben de seni seviyorum kızım!”
“Ama ben seni daha çok seviyorum baba… Hatta babadan daha ileri…”
“Nasıl yani? Ne demek istiyorsun?” Göğsüme koyduğu başını kaldırıp gözlerimin içine baktı,
“Sana sırrımı söylemek istiyorum. Aramızda kalacak ama, ölümü gör anneme söylersen…”
“Tabi ki canım…”
“Babacım, ben sana hayranım. Hatta aşığım ve senden başka erkek tanımak istemiyorum!” dedi.
“Tülin yavrum, ben senin üvey de olsa babanım, sen de benim kızımsın. Böyle bir duygu imkansız!” dedim.
“Neden baba? Neden imkansız? Çok mu ayıp? Çok mu günah? Gerçek babam değilsin ki… Olsun varsın, ne çıkar?” diyerek üzerime doğru uzandı.
Üzerindeki havlu beline kadar inmiş, üst kısmı tamamen çıplak kalmıştı. Çıplak memelerini kıllı göğsüme dayamıştı, kasıklarını kasıklarımın üstüne koymuş, sağa sola sallanıyordu. Çenemi, burnumu, yanağımı öpüyordu durmadan…
Sonra dilini dudaklarımın üstünde gezdirmeye başladı. Başımı ellerinin arasına almış, diliyle dudaklarımı ıslatıyordu. Yarağım müthiş sertleşmişti ve baksırımı zorluyordu. Tülin de kasıklarını inadına sikimin üstüne bastırıyordu.
“İmkansız diyorsun ama… Bak, o duyguyu şu anda kasıklarımda hissediyorum babacığım!” diyerek dudaklarımı öpmeye başladı.
Artık ben tamamen çileden çıkmıştım. Dilini ağzıma sokmuş, üst dudağımı ısıra ısıra öpüyordu… Artık tabu, yasak, ayıp, günah kavramları anlamlarını yitirdi, hormonlarımın emrine girmiştim.
Küçük orospunun üzerindeki havluyu çekip aldığımda artık çırılçıplaktı. Ellerimi uzatıp kalçalarından tuttum. Amını külodumun üzerinden yarağıma sıkı sıkı bastırıyordu. Bir an gözlerime baktı ve
“İçime girmeni istiyorum!” dedi.
“Tülin kızım, sen ne diyorsun?” dedim.
“Babammmm! Aşkım benim! Gir içime! Lütfenn… Senden tek istediğim bu… Çok istiyorum.” dedi.
“Tülin, kızım yapma, sen bakiresin!” dedim. Tülin de,
“Bakire olup olmadığıma emin değilim. Belki salatalıkla bozmuş olabilirim, bilmiyorum. Boş ver sen, bekaretimi sonra düşünürüz.”
“Tülin, iyi düşün kızım… Geri dönüşü yok bunun…”
“Olsun. Bak, şu anda çırılçıplak kollarındayım. Bak ellerin kalçalarımı sıkıyor. Bak dudak dudağa öpüşüyoruz. Sence bunların anlamı ne?” diyerek dudaklarını boynumdan göğsüme, meme uçlarına doğru indirdi. Hafif hafif ısırıyordu.
“Bana düşün diyorsun ama…” Elini sikime attı, külodu zorlayan, zonklayan sikimi minik avucunun içinde sıkıp bıraktı. “Sen de istiyorsun babacık… Beni istiyorsun. Bırak artık kendini… Zevk almaya bak sen de…”
Aniden soluma sırtüstü yatıp beni üstüne çekti ve
“Hadi sevgilim öp beni, öpp!” diyerek dudaklarını uzattı.
Sol kolumun üstüne dayanıp dudaklarını aldım ağzıma. Çılgınca öpüşüyordu benimle… Sağ elimle memesini yoğuruyor, o diriliği oldukça derinden hissediyordum.
Uzun süre dudaklarımız ayrılmadı. Daha sonra santim santim aşağılara inmeye başladım. Uzun boynunda, geniş omuzlarında, diri memelerinde gezindim dudaklarımla… Uçları nasıl da kabarmıştı.
“Ohhhh, aşkkıımm, emm, emmm hadiii!” diyerek memesinin tamamını ağzıma verdi.
Büyük bir hırs ve zevkle emiyordum. Parmakları saçlarımın arasında, uzun bacakları kalçamın üzerinde dolaşıyordu…
Sonra daha aşağılara, göbeğine indim. Tülin heyecandan tir tir titriyordu. Göbeğinin deliğinde dilimle oldukça uzun daireler çizerek oyalandım. Biraz daha aşağıya indiğimde, kasıklarını dudaklarıma doğru itmeye çalışıyordu.
Kafamı kaldırıp baktığımda, amı bir kayısı halinde gözlerimin önüne serilmişti. Bacağının amıyla birleştiği yerden öpmeye, yalamaya başladım.
Amında tek tüy yoktu, kaymak gibiydi. Sanırım banyoya girdiğinde halletmişti. Bu yüzden uzun kalmıştı banyoda. Dilimle amının dudaklarına dokunduğumda derinden bir
“Ohhhhhh!” çekti ve “Evett, eveet devam ett, hadiii!” dedi. Sıkı sıkı kapalı am dudaklarının arasına dilimi soktuğumda, iki eliyle saçlarımdan kavrayıp bastırdı ve
“Oohhh, eveeettt orasıı, orası aşkıımmm, işte orası, devam ettt! Ohhh, Simge böyle yalayamıyor!” dedi.
Klitorisi kabarmıştı, önce dilimle oynadım, sonra dişlerimin arasına aldığımda Tülin kasılmaya başlamıştı.
“Ooohhh babammm, canıımmm, erkeğiimmm, ooohhh, uçur beniii!” diye inliyordu.
O kadar ıslanmıştı ki amı, dilim yapış yapış olmuştu. Bacaklarını sırtıma vuruyordu bilinçsizce… Sonra yavaş yavaş kasılmaları azaldı, sakinleşti. Orgazm olmuştu. Dilimi yeniden amının içinde gezdirdiğimde,
“Aaayyyy, yapmaaa, ohhhh, hiç böyle olmadım. Sen Simge’den daha iyi yalıyorsun!” diye inliyordu.
Sonra beni üzerine çekip kollarını boynuma doladı. Yarağım baksırın üst kısmından çıkmış Tülin’in göbeğine doğru uzanmıştı. Tülin,
“Aramızda artık en küçük bir sır kalmadı yakışıklı babam benim, birbirimizi tam anlamıyla gördük di mi?” diye gülüyor, yanaklarımı dudaklarımı nereme rastlarsa oramı öpüyor, kasıklarını da kasıklarıma doğru bastırmayı ihmal etmiyordu. Elini kalçalarıma uzatıp baksırımı çıkarmaya çalışırken,
“İçime girmeni istiyorum baba!” dedi.
“Tülin kızım, belki halen bakiresin, bakireliğine dokunamam, buna hakkım yok!”
“Sen babamsın, her şeye hakkın var! Babamsın, erkeğim de olmanı istiyorum!” diyerek külodumu ayağımdan çıkarmayı başarmıştı. Elini uzatıp yarağımı tuttu ve
“İşte bunu istiyorum amıma ben!” dedi.
“Tülin yavrum, bakire olup olmadığından emin değilsin, onun için yapmak istemiyorum!” dedim.
Tülin aldırmadı bile sözlerime… Doğrulup iki eliyle tuttuğu yarağımı ağzına aldı. Büyük bir iştahla emiyordu. Yarağım çok sertleşmişti…
Üvey Kızım, resim №3
Yarağımı bir süre yalayıp emdikten sonra durdu ve
“O zaman arkamdan girrr! Hadi aşkkıımmm, götümü sik!” dedi. Ben de,
“Bak işte o olur!” deyince, sevinçle yataktan kalkıp koşarak odasına gitti.
Döndüğünde elinde krem kavanozu vardı. Yatağa oturdu, göğsümden iterek beni sırtüstü yatırdı. Büyük bir dikkatle yarağımın her tarafını kremledi.
Yumuşacık, sıcak, uzun parmaklı minik elleriyle sikime dokunuşları bitiriyordu zevkten… Taşaklarıma kadar her yerim krem olmuştu. Sonra kremi etajerin üzerine koyup yanıma yüzüstü uzandı ve
“Hadi gir arkama, sik götümü!” dedi.
“Seni küçük fahişe seni… Azgın orospu… Her şeyi de bilirsin.” diyerek isteğini yerine getirmek üzere doğruldum.
Ensesinden başlayarak aşağılara doğru öpmeye, yalamaya başlamıştım. Düzgün, pürüzsüz sırtı, incecik beli, çıkık kalçalarıyla bir Tanrıça gibiydi.
Dakikalarca öpüp yaladım Tülin’i. Kalçalarının arasına geldiğimde inliyordu. Götünü hafifçe kaldırıp dudaklarımı kalçalarının arasına gömdüğümde kendisini bana doğru bastırmıştı. Dilimle götünün o küçük deliğini yalamaya başladım.
Sonra parmağımı yavaşça içeri sokmaya çalıştım, ama götü öyle sıkıydı ki girmiyordu. Parmağımı ağzımda ıslatıp deliğe dayadım ve hafifçe bastırdım. İrkilir gibi oldu, zorlanıyordu. Kavanozu alıp orta ve işaret parmağımı kremledim, sonra deliğe bastırdığımda ilk boğuma kadar girivermişti.
“Oohhh babacığım harika, devam ett, devam ett!” diye inliyordu.
Parmaklarımı biraz daha soktum, sonra biraz daha. Sonra tamamı girmişti iki parmağımın. Bir parmağımı daha soktuğumda, canı biraz yanar gibi olmasına rağmen devam etmemi istiyordu…
Parmaklarımı götünde ileri geri oynatırken, o da kalçalarını bana doğru itip parmaklarımı içine almaya çalışıyordu. Sırtını ensesini öperek parmaklarımı götüne sokup çıkarıyordum.
Birden dönerek sırtüstü yatıp, beni üstüne çekti. Eliyle kremlediği yarağımı tutup götünün deliğine dayadı. Aşağı yukarı oynattıktan sonra belime doladığı bacaklarını kendine doğru çekerek,
“Haydi aşkım şimdi!” dedi. Hafifçe bastırdığımda kremli yarağımın başı kertiğine kadar götünün içine girivermişti.
“Aahhh çok acıdııııı!” diyerek dudaklarını ısırıyordu. Durdum ve
“Canım kızım, çok mu acıyor, çıkarayım mı?” diye sordum.
“Hayıırrrrr, hayııırrr çıkarma baba, içimde kal ne olur, geçer şimdi!” dedi.
Bir süre daha bekledim, sonra yeniden yüklendim. Santim santim giriyordum götüne.
“Kendini gevşek bırak canım kızım, gevşe biraz, gevşe!” dedim. “Ohh babasının güzel götlü kızı… Oh babasının küçük orospusu… Deliğin öyle dar ki… Ohhhh…”
Kollarını sıkı sıkı sarmıştı boynuma… Dudaklarını ağzıma aldım, ne olacaksa olmalıydı artık, kalçalarının altından kavrayıp kasıklarımı basıverdim. Tülin’den ne dediği anlaşılmayan bir inleme çıktı. Tamamını sokmuştum artık, yirmi santimlik koca yarak taşaklara kadar Tülin’in götüne saplanmıştı…
Dudaklarımı ısırıyordu. Acı çekiyordu. Uzun süre kasılmaları geçmedi. Neden sonra gevşemeye başladı ve hareketsiz kaldı altımda. Bacakları halen kalçalarımın üzerindeydi. Ben hiç hareket etmiyordum. Acısı biraz hafiflediğinde,
“Ölüyorum sandım bir an, bu nasıl bir şey, adeta bağırsaklarıma sopa girmiş gibi, içimi doldurdun!” dedi.
“Tülin canım, tamam, geçti, şimdi ağır ağır çıkacağım içinden!” dedim.
“Hayıırrrr, hayııırrr, sakın çıkma, böyle kal aşkımm!” dedi.
“Ama canın çok yandı kızım!” dedim.
“Evett, hem de çok, ama şimdi böyle iyi!” dedi. Kasıklarımı iki cm kadar geri çekip yeniden bastırdığımda, kısa bir ‘Aahhh!’ geldi.
“Hala acıyor mu yavrum?” dedim.
“Pek sayılmaz babacığım, ne olur devam et, acısa da çok zevkli!” dedi. Biraz daha çekip bir daha bastırdım. Bu sefer,
“Ohhhhh babacığım, harika bu!” dedi. Yarıya kadar çekip bu kez daha sertçe bastırdım yarağımı.
“Ohhh, sevgilim, aşkım, babam, şimdi sen bana ne yapıyorsun?” diyerek bacaklarını sıkıca sarmıştı belime, kendine çekiyordu beni.
“Sence ne yapıyorum kızım? Bilmiyor musun?” dedim.
“Biliyorum, ama sen söyle bana, senden duymak istiyorum!” dedi.
“Seni sikiyorum yavrum benim, seni sikiyorum canım kızım!” dedim.
“Ooohhhhh, neremden sikiyorsun erkeğimm, söyle neremden sikiyorsunn?” dedi.
“Götünden sikiyorum kızım, bebeğimmm benim!” dedim.
“Sik babam, sik, sok köküne kadar yarağını götüme, artık o senin, her yerim senin, canımı yak, parçala her tarafımı, ohhhh!” diye inliyordu Tülin.
Sımsıkı sarılmıştı bana kolları ve bacaklarıyla. Dudaklarımı kemiriyordu. Tüylerimin diken diken olduğunu hissetmişti,
“Yarağın nabız gibi atıyor içimde erkeğimm, biliyorum patlayacaksın, hadi patla, hadii içime dol, akıt döllerini, hadiiii!” dedi.
“Kızımmm, canııımmm, ooohhhh, Tülinimmm geliyoruumm!” dedim. Tülin de,
“Bana karım dee, kızım de, ne dersen de, sik beni, sok bana, hadiii patlat içimde, tohumlarını saç götüme!” diye inleyince, oluk oluk boşalmaya başlamıştım. Götünün kaslarını sıkıp sıkıp adeta sağıyordu yarağımı.
“Erkeğimmm, sevgiliiimmm, doldur içimii, doldur götümü kocaaammm!” diyerek.
İlk kez kocam diyordu bana. Ne kadar zaman geçti farkında değildim, üzerine yığılıp kalmıştım. Saçlarımı okşuyordu, boynumu öpüyor, derin derin soluyordu. Yarağım halen götündeydi, sertliği pek kaybolmamıştı.
“Yoruldun mu kocacığım?”
“Yavrum bana böyle deme lütfen, utanıyorum!”
“Utanacak ne var ki baba, bak ben utanıyor muyum? Hem, götümden de olsa içime girdin, kocam sayılırsın artık!” dedi.
“Yavrum, içine girdim ama kocan olmak başka bir şey!”
“Nasıl başka şey? Haaa.. biliyorum! Ama ben kocam olmanı istiyorum artık, babam olmandan daha çok istiyorum bunu ve mutlaka karın olacağım, mutlaka!”
“Yavrum, canım benim, ama ileride bu duyguların değişir, o zaman pişman olursun!”
“Seninle yaşadığım, yaşayacağım hiç bir şeye asla pişman olmayacağım baba, daha yeni başlıyorum erkeğimmm!” diyerek kalçalarını yarağıma doğru basıyor, ileri geri oynatıyordu.
Aslında amını götünün içindeki yarağımın üst kısmına sürtüyordu. Sanırım canının yanmasından sonra uyarılmıştı, memelerinin uçları fındık gibi olmuştu. Dudaklarımı dudaklarının arasına almış, dilini yeniden ağzıma vermişti. Hafif hafif basıyordum. Kalçalarını sağa sola sallıyor, götündeki yarağımı daha net hissetmeye çalışıyordu.
“Hayrola kızım? Yine azdın sanırım?” dedim.
“Ooohhh evet erkeğimm, içimde sertleşiyorsun yine, ooohhhh, hadi sok bana yeniden noluurr!” diye yalvarmaya başladı.
Ben de yarağımı götünden çıkarmadan birden sırt üstü dönüp, kollarımın arasındaki bedenini üzerime aldım. Üzerimde oturur duruma geldi.
Hafifçe kalkıp götüne saplanmış yarağıma baktı, kırmızı gece lambasının ışığında adeta sopa gibi saplanmış duruyordu yarağım. Tekrar oturdu üstüne, arkaya doğru yaslandı, parmağını uzatıp klitorisini okşamaya başladı…
Bu arada yarağımın üzerinde kalçalarını ileri geri oynatıyordu. Başını geriye atmış, gözlerini kapamıştı. Solukları hızlanmıştı.
“Murat, kocammm, aşkkkııımmm, babamm, hadiiiii, hadiiiii sok karınaaa, oohhh haddii!” diyerek oturup kalkıyordu.
Elimi amına uzatıp, orta parmağımla oldukça ıslanmış amının dudaklarını aralayıp klitorisine ulaştım. Bu arada yarağım yine kütük gibi olmuş, götüne girip çıkıyordu. Klitorisiyle oynarken,
“Ooohhh, geliiiiyoooor, aşşkkıımmm, geliyooor, sik beniii, sokk götüme, ooohhh, ayyy!” diye inleyerek yarağımın üstünde hızlı hızlı hopluyordu.
Dayanacak halim kalmamıştı, kalçalarından sıkı sıkı kavrayıp bütün gücümle kasıklarımı kaldırarak yarağımı götünün derinliklerine dayadım. Tülin,
“Siikkk götümmüüüü, sookk banaaa babammm, erkeğğiimmm, aaayyy!” diye bağırırken ben yine boşalıyordum.
Bu defaki çok daha şiddetliydi. Kalbim sıkışıyordu. Tülin ise kasılıp kalmıştı, götünü bütün gücüyle yarağıma bastırmış, öylece kalmıştı. Üzerime uzandığında nefes nefeseydi. Sonraları sakinledi ve hareketsiz kaldı…
“Tülin? Kızım? İyi misin?” dediğimde sesi çıkmıyordu. Sadece derin derin soluyordu.
Sanırım çok yorulmuş, sonunda uyuyakalmıştı. Yarağım halen götündeydi. Yavaşça üzerimden yanıma aldım. Götünden çıkmıştım ama yarağım halen sertliğini koruyordu.
Tülin’i kolumun üstüne yatırıp, sol yanına döndürdüğümde kalçaları kasıklarımdaydı. Karımla da uyurken 66 pozisyonunda, yani kaşık pozisyonunda, yarağımı arkadan bacak arasına sokup amına değdirerek uyumayı severdim.
Sağ bacağını hafif kaldırdım, yarağımı amının dudaklarına değecek şekilde bacak arasına soktum ve arkasından sarıldım. Tülin uyku sersemliği içinde kalçalarını oynatarak amının dudaklarını yarağıma sürtmeye başladı.
Güya ben o pozisyonda uyuyacaktım, ama Tülin’in uykusunda yarağıma yaptığı fırça badana sayesinde amının suları akmaya ve yarağımı kayganlaştırmaya başlayınca, aldığım müthiş zevkten, ben de kasıklarımı hafif hafif oynatmaya ve yarağımı ileri geri yapmaya başladım…
Tülin’in amı vıcık vıcık sulanmıştı ve yarağımın başı arada sırada rotayı şaşırıp amının deliğine denk geliyordu. Amına sokmamak için kendimi zor zaptediyordum. Yine amının deliğine denk geldiğinde Tülin aniden uyandı ve
“Evet orası! Lütfen baba, gir oraya! Amımı sik!” diye yalvarmaya ve amını yarağıma bastırmaya başladı.
O saniye artık hiçbir şeyi düşünecek durumda değildim, şeytana yenildim ve Tülin’in suları akan tazecik amına yavaş yavaş girmeye başladım. Girdiğim her santimde,
“Ohhhh babam benim, sik beni, sik amımı!” diye inliyordu.
Bir kaç dakika sonra artık yarağımın tamamı o tazecik amındaydı. Sıcacık ve daracık amı yarağımı kavuruyordu resmen. Biraz içinde bekletip pompalamaya başladım. Daha sonra onu sırtüstü çevirip, bacaklarını omuzuma attım ve amına girip çıkmaya başladım.
Yaklaşık onbeş dakika sonra ikimiz birden bağırarak boşaldık. Yarağım amında, Tülin altımda iki büklüm inlerken, amından döllerim dışarı akıyordu…
Bir süre öpüşüp, birbirimize sarıldık ve kucak kucağa uyuduk
Bir yanıt yazın