Yaşlı Komşumuzun Genç Karısı
Adım Koray. Benim hikayem yaşlı komşumuzun genç karısını röntgenlememle ilgili. Babamla annem boşandıktan sonra babamla birlikte köydeki evimizde yaşıyorduk.
Komşumuz olan Mehmet amca birkaç sene önce kendisinden yaşça küçük, 34 yaşındaki Esra isminde dul bir kadınla evlendi. Esra abla çok güzel bir kadındı. Beyaz tenli, normalden biraz zayıf kilosuyla çıtı pıtı bir kadındı. Ama götü ve göğüsleri oldukça dolgun, her erkeği baştan çıkaracak güzellikteydi.
Evlerimiz aynı bahçe içerisinde geniş bir arazide bulunuyordu. Esra abla beni çok sever, sürekli evlerine kahvaltıya yemeğe çağırır, galiba çocuk özlemini benimle giderirdi. Benim de hayallerimin kadınıydı Esra abla. Elma yanaklı, bal dudaklı, güzelce, tipik Anadolu kadınıydı. Her zaman kapalı tesettürlü bir kadındı. Fakat kapalı olmasına rağmen yine de seksi bir kadındı.
Babam da tatil günlerinde bize katılır, hep birlikte yemekler yerdik. Bu yemeklerde babamın Esra ablaya olan kaçamak bakışları olurdu. Ne de olsa kadınsız bir adamdı ve yaşları birbirine yakındı.
Esra abla babamın bakışlarının farkında mıydı bilmiyorum, ama o da mutfağa giderken götünü sanki daha çok kıvırırdı, geldiğinde yüzü kızarmış olurdu. Mehmet amcaysa ellilerin sonunda, hastalıklarla uğraşmaktan hiçbir şeyin farkında değildi. Esra abla yana yakıla bir çocuk istiyordu, ama günler geçtikçe değişen bir şey olmuyordu.
O yaz okulu bitirmiştim, evde aylak aylak telefonla oynayarak vakit geçiriyordum. Yine cumartesi gecesi babam ve Mehmet amca mükellef bir sofra hazırlayıp demleniyorlardı.
Esra abla da yanlarında onlara hizmet ediyordu. Başında pembe renkli bir eşarp vardı, üst tarafında göğüslerini sıkıca saran ince badi tarzı bir şey ve altında da oldukça dar, ayak bileğinin bir karış üzerinde biten bir etek vardı.
Eteğine rağmen içindeki külotu belli oluyordu. Ergenliğe yeni girmiş bir genç erkek olarak mutfağa her gidişinde sallanan o götüne bakmadan edemiyordum.
Babam ve Mehmet amca da iyice çakır keyif olmuşlardı. Tıpkı benim gibi babam da gözünü Esra abladan ayıramıyordu. Yemekler yenildi, hepimiz salondaki kanepelere geçtik, onlar içmeye devam ediyordu.
Esra abla öyle bir oturdu ki, uzun eteği diz kapağına kadar toplandı. Güneş görmemiş bembeyaz tenini görmek sikimi kazık gibi yapmıştı. Tertemizdi bacakları, kaymak gibi. Genelde benimle konuşuyor, ama babama da laf yetiştirmeyi eksik etmiyor, arada sırada da şuh bir kahkaha patlatıyordu.
Bir süre sonra babam ayağa kalktı ve sızmak üzere olan Mehmet amcaya yüksek sesle,
“Ben bir lavaboya gideyim!” diyerek çıktı salondan. Hemen ardından da Esra abla masadaki boşalan tabakalardan birkaçını alıp mutfağa gitti.
Aradan dakikalar geçmiş, ama gelen giden yoktu. Merakla kalkıp sessiz adımlarla mutfağa doğru yöneldim. Babam tezgahın önünde Esra ablayı kıstırmış, her yerine öpücükler konduruyordu. Esra abla da ona karşılık veriyor, çılgınlar gibi yiyişiyorlardı. Neden sonra aklına biz geldik, Esra abla geriye çekilip arzudan boğuklaşan sesiyle,
“Oğlanı gönder, benimki zaten sızdı!” dedi fısıldayarak…
Kalbim yerinden fırlayacak gibiydi hemen yerime döndüm. Mehmet amca çoktan horlamaya başlamıştı. Önce babam geldi, önü kabarmış, siki pantolonu zorluyordu. Bana,
“Hadi oğlum sen eve geç… Ben de Mehmet amcanı odasına çıkarayım gelirim!” dedi.
Bunu söylerken Esra abla da geldi, dudakları kızarmış, eşarbı dağılmış, saçları dağınık eşarbın kenarlarından görünüyordu. İkisinin de kendilerini zor tutuğu her hallerinden belliydi, gözümün içine bakıp duruyorlardı gideyim diye…
“Tamam baba!” deyip kapıya yöneldim. Kapıyı sertçe açıp kapayarak portmantonun arkasına sindim. Babam Esra ablaya,
“Kocan uyanmaz değil mi?” dedi. Esra abla da gülerek,
“Merak etme canım… Top patlatsan uyanmaz!” dedi. Babam da,
“Desene o zaman sabaha kadar karısının amında top patlayacak!” diyerek Esra ablayı kucakladı.
İkisi de gülüşüyordu, salonun ışığını kapatıp yatak odasına geçtiler. Ben de hemen arkalarından yatak odasının kapı eşiğine geldim. Bizimki gibi bu evin kapıları da tahta ve eski olduğu için şişme yapar, tam kapanmazdı. Hep kızdığım şey bugün çok işime yaramıştı. Babamın Esra ablayı sikişini canlı canlı izleyecektim.
Şimdi yatak odasında tek vücut olmuş iki beden vardı. Esra ablanın eteği tamamen toplanmış, bacakları babamın beline dolanmış vaziyetteydi. Babam güçlü kalıplı bir adamdı. Eteği iyice yukarı toplamış, Esra ablanın o beyaz götününün yanaklarını yoğuruyor, bir taraftan da şapırtılı seslerle adeta birbirlerini yiyorlardı.
Ben de pantolonumu indirip onları izleyerek sikimi sıvazlamaya başladım. Üzerlerindeki fazlalıklardan bir çırpıda kurtuldular. Esra ablanın sadece başında eşarbı kalmıştı.
Bir içim suydu gerçekten kadın… Pembecik, kabarmış meme uçları, tertemiz, kılsız tüysüz, kaymak gibi vücudu vardı. Sadece amının üzerinde küçük sarı kıllar vardı, ki bunları da özenle, şekilli bıraktığı belli oluyordu.
Babam elini kalın sikine atmış, hayran hayran biraz sonra tadına bakacağı kadını izlerken sikini okşuyordu.
“Çok kalın senin şeyin, bunu nasıl alacağım ben?” dedi Esra abla… Babam gururlandı,
“Alırsın yavrum, alırsın, bağıra bağıra, zevkten inleye inleye alırsın!” diyerek sokuldu ona doğru… Omuzlarına basarak yatağa oturttu ve
“Hadi canım, dokun ona! Isırmaz, korkma! Öp onu!” dedi.
Esra abla titreyen ellerini uzattı babamın sikine dokundu. İnce uzun parmaklarıyla okşadı boydan boya… İncitmekten korkar gibi, yeni gelinin yarak tuttuğu gibi tutuyordu babamın sikini… Babam,
“Ohhh! Elin sıcacık Esra’m. Alev alev yanıyorsun kadınım!” dedi.
Bu sözler Esra ablanın da hoşuna gitmiş olmalıydı, hamarat bir çalışmaya girişti. Bembeyaz pamuk gibi elleri babamın sikini okşuyor, sıvazlayıp duruyordu…
Sonra ağzına aldı. Sikin başı minik ağzına zor sığıyordu. Zevkten iniltiler kaçırıyordu. Babam kalın sikini Esra ablanın ağzına kökledikçe duyulan boğuk sesler, nefessiz kalmaları, çırpınmaları beni daha da heyecanlandırıyordu. Babam resmen Esra ablanın ağzını sikiyordu.
Sonra geri çekilip ellerinden tutarak ayağa kaldırdı Esra ablayı… Eğilip büyüleyici güzellikteki memelerine yumuldu. Esra ablanın dudakları ıslanmış, nefesi sıkılaşmış, göğüsleri heyecanla inip kalkıyordu.
Yavaşça yatağa itti babam. Sırt üstü uzanan Esra ablayı bekleyen mutlu sona yaklaşmıştı. O bileği kalınlığındaki canavarı amının derinliklerine girecekti. Babam bunu yapmadı. Hemen amına koymadı o koca sikini… Birden bacaklarının arasına eğilip Esra ablanın amımı yalamaya başladı.
Offff, babamın böyle bir şey yapacağını hiç tahmin etmemiştim. Benim gibi Esra abla da tahmin etmemiş olacak ki büyük bir iştahla amına yumulan babamı hayret ve zevk içinde izliyordu. Şimdi zevk iniltileri Esra abladan çıkıyordu.
Babam Esra ablanın zevk sularını içine çeke çeke, içe içe yalıyordu amcığını. Esra ablaysa yatakta kıvranıyor, başını sağa sola çeviriyor, sürekli inliyordu amı yalanırken… Babam,
“Offf, Esra, kaymak gibi amcığın var bebeğim. İnan çok tatlı. İçinden suların akıyor. Zevk suları bunlar… Offf, içerim ben bu suyu kadınımm!” diyerek Esra ablayı çiftleşmeye hazırlıyordu.
Öyle şeyler konuşuyorlardı ki, kapının arkasında kendimden geçmiş, delicesine tahrik olmuştum. Tam anlamıyla canlı canlı porno film izler gibiydim.
Neden sonra babam doğruldu, Esra ablanın üzerine boylu boyunca uzandı. Şimdi Esra ablayı tamamen altına almış, dudaklarına, boynuna, her yerine öpücükler konduruyor, elleri sabırsızca omuzlarında, kollarında, göğsünde dolaşıyordu.
“Sikim çok zonkluyor Esra, amına girmek için, minik deliğine girmek için zonkluyor, Esram… Kadınım!” diyordu babam.
Siki taş gibi olmuş, Esra ablanın amına sürtünüp duruyordu hareket ettikçe. Esra’nın etli dudaklarını öpmüyor, adeta yiyor, somururcasına emiyordu. Dillerinin birbirini okşadığını bile görebiliyordum nefes alabilmek için ağızları aralandığında…
“Hadi!” diye tısladığını duydum Esra ablanın, “Gir içime artık! İçimde istiyorum onu, onun dermanı bende!” dedi.
Babam Esra ablanın dizlerinden tutup bacaklarını ikiye ayırdı, gözlerini bacak arasına dikti. Esra abla götünü oynatıp duruyordu yattığı yerde, belini yukarıya kaldırıyor, babamın sikine temas etmeye çalışıyordu. Bu kez inledi yalvarırcasına,
“Hadi artık!”
Yavaş yavaş alçalmaya başladı babam. “Ahhhh!” diye bir çığlık kopardı Esra abla. Babamın boynuna sarılınca dileğinin gerçekleştiğini anladım. Babam sikini Esra ablanın amcığına sokmuştu.
“Iıhhh, amcığın daracık yavrum!” diye inledi babam. Esra ablanın yüzü gerilmişti,
“Ahhh, dur biraz, bekle, alışsın biraz, senin şeyin çok büyük, sikin, çok kalın, bekle ne olur!” diye dil döküyor, babamın altında kıvranıyordu. Babam da,
“Beklerim canım. Aşkım. Güzel amcıklım benim. Dar amcıklı orospum benim. Beklerim!” dedi.
Esra ablanın dudakları titriyor, elleriyle babamın canavarını amına köklemesini engellemeye çalışıyordu. Bu hali sanki babamı daha da azdırıyor ve sabrını tüketiyordu. Yavaşça belini oynatmaya, ileri geri yapmaya başladı.
Kol gibi yarak biricik Esra ablanın amında ilerliyordu, milim milim. Zevkten gözleri kaymış, babamın belini tutan elleri kasılmış vaziyetteydi. Dudaklarını ısırarak içine giren yarağa dayanmaya çalışıyordu. Sonunda babamdan,
“Dayanamıyorum artık!” diye bir nara yükseldi ve tek hamlede yarağını kökleyiverdi Esra ablanın amına. Esra abla bir çığlık kopardı,
“Aaaahhh!” diye, bir hayvan ciyaklamasına benzer bir ses bütün evde yankılandı. Mehmet amcanın uykusu gerçekten ağırmış. Babam da dediği gibi topu değil belki, ama Esra ablanın amını patlatmıştı.
O koca yarağın altında acı acı inlemesi beni doruk noktaya çıkarıyordu. Gözlerim karardı, vücudum karıncalandı, döllerim oluk oluk parmaklarımın arasından akmaya başladı.
Kendime tekrar gelmemi içerden yükselen Esra ablanın feryatları, inlemeleri sağladı. Yeniden içeriye baktığımda, babam ağır ağır tempolu bir şekilde Esra ablanın bacak arasında inip kalkıyor, o koca sikini sonuna kadar sokup çıkarıyordu.
Esra ablaysa bacaklarını açabildiği kadar ikiye ayırmış, vücudu kasılmış, sürekli inliyor, minik çığlıklar atıyordu.
“Ohhhh… Ahhh, yavaş. Yavaş sik ne olur. Ohhh, bitirdin beni. İkiye ayrıldım sanki. Amım vıcık vıcık. Amım su içinde. Sikin bitiriyor beni. Ohhhh…” diye söyleniyordu.
Dakikalarca sürdü bu. İkisi de hırsla, sonsuz şehvetle, istekle sikişiyordu. Esra abla bacaklarını babamın beline sarmıştı şimdi. ikisi de soluk soluğa kalmıştı.
Babam yana devrildi. Ben boşaldı sandım, ama koca siki halen dimdik duruyordu. Esra abla amının boş kalmasından rahatsız olmuştu, önce elini babamın sikine sarıp bir güzel okşadı.
Sonra da doğrulup ata biner gibi amını o hizaladı, o kalın sikin üstünde yaylanmaya başladı. Ellerini babamın geniş göğsüne dayamış vaziyette götünü indirip kaldırıyordu yavaş hareketlerle…
Babamın kalın siki bir görünüp bir kayboluyor, her kaybolduğunda Esra abladan bir inleme sesidir yükseliyordu. Artık başlarda zorlanan amı iyice alışmış, zevk denizinde yüzüyordu.
“Ohhh! Çok güzell!” diye mırıldanıyordu arada.
Babamsa altta boş durmuyor, o iri göğüslerini öpüyor, iki eliyle yoğuruyordu. İkisi de o kadar zevk alıyordu ki, ben bile bu sahne hiç bitmesin istiyordum, bir taraftan da Esra ablayı böyle coşturan erkeğin babam olması göğsümü kabartıyordu.
Babam üzerine çekti Esra ablayı, sıkıca sardı kollarıyla ve yeniden hiç olmadığı kadar hızlı hızlı köklemeye başladı.
Esra abla kendini tamamen kaybetti, feryadı, inlemeleri iyice sıklaştı, yeniden zevk çığlıkları yükselmeye başladı evin tüm odalarında. Sanırım orgazm olmaya yaklaşıyordu Esra abla.
Babam o koca aleti içinden hiç çıkarmadan bir hamlede yeniden altına aldı. Var gücüyle pompalamaya devam ediyordu. Esra abla transa girmiş gibiydi. O kadar seksiydi ki, yüzünden şehvet akıyordu.
Gözleri kaymış, başındaki eşarbı boynuna düşmüş, dudakları kızarmış, iri memeleri inip kalkarak zorlanarak nefes almaya çalışıyordu. İki eli üzerinde hırsla gidip gelen erkeğinin sırtını tırnaklıyor, babam amına kökledikçe bacakları yanda istemsizce sallanıp duruyordu…
“Aaahhh!” diye bir çığlık kopardı Esra abla, bağırarak, “Dayanamıyorummm… Geliyorumm!” diye kıvrandı ve hemen ardından bütün vücudu sarsılmaya başladı.
Babamın altında zangır zangır titriyordu. Amının şişmiş ve kızarmış dudakları açılıp kapanıyor, içindeki yarağı sağıyor, kadınlık özünü veriyordu. Bu davete babam da daha fazla dayanamadı,
“Ohhh, Esra, senin bu tatlı amcığına döllerimi boşaltacağım! Aaahhh!” deyip son bir kez daha amına var gücüyle yüklendi ve boşalmaya başladı.
Sarsılmalar, kasılmalar, inlemeler beni de tekrar kendimden geçirmiş, ben de onlarla birlikte tekrar boşalmıştım.
Gitmeden son bir kez içeriye baktığımda ikisinin de suratında sarhoş bir gülümseme vardı. Birbirlerine sarılmış vaziyetteydiler. Esra ablanın am dudakları iyice açılmıştı. Babamın kalın sikini vurdura vurdura cildini kızarttığı kaymak gibi amının dudakları fena halde hırpalanmış görünüyordu. O aralık dudakların arasından döller süzülmeye başlamıştı.
Tutkuyla öpüştüler. Babamın canavarı şimdi gevşek ve boşalmasına rağmen hortum gibi bacak arası boyunca uzanıyordu.
Sessizce çıkıp evimize gittim, odama geçtim. Uyumaya yakın da babam geldi eve… Komşusunun gencecik karısını siktiği için mutluydu, buna emindim.
Ertesi gün ikisinin de yüzünde güller açıyor, birbirlerine anlamlı bakışmalar atarak sürekli gülüşüyorlardı. Esra abla bana daha bir sevecen, cana yakın davranıyordu. Anlaşılan babamın aşısı onu hiç olmadığı kadar mutlu etmişti. Gelecek cumartesiyi iple çekmeye başladım. Tabii benimle birlikte onların da iple çektiğinden emindim.
Bir haftada Esra abla babamı azdıracak türlü oruspulukları ihmal etmiyordu. Sütyensiz kıyafetler, çay kahve dağıtırken bilerek babamın önüne daha fazla eğilip göğüslerini seyrettirmeler, darmadağınık oturup eteğini bacaklarına kadar açıp zavallı babamı delirtmeler falan.
Babam eminim cumartesiyi hiç bu kadar özlemle aşkla beklememişti. Ama bir yandan da ben bu yaşımda bu kadar şeyi fark ederken Mehmet amcanın lay lay lom olması garipti gerçekten…
Sonunda cumartesi günü gelip çattı. Yine mükellef bir sofra kuruldu. Esra abla köy yeri için oldukça kısa sayılan dizlerin de biten bir etek, altına da siyah jartiyer çorap giymişti.
Üzerinde içini gösteren incelikte siyah uzun kollu bir bluz vardı. Dikkatli bakınca pembe meme uçları belli oluyordu. Başında bone tarzı renkli bir şey vardı, bütün boynu ve saçları olduğu gibi parlıyordu.
Anlaşılan Esra abla da cumartesiyi zor beklemişti. Ve her şeyiyle bu geceye hazırlandığı öylesine belli oluyordu ki… Kadın seks için yaratılmış, seks için yaşıyor gibiydi. Yaşlı ihtiyar Mehmet amcanın yatağında heba olup gidiyordu zavallı, içim acıdı bir an…
Yine her zamanki gibi yemekler yenildi, kafalar çekildi. Ben babamın yanına oturmuştum ve karşımızda Esra ablayla Mehmet amca oturuyordu.
Herkes Mehmet amcanın sarhoş olup kendinden geçmesini bekliyor, vakit geçtikçe sabırlar tükeniyordu. Özellikle Esra abla her mutfağa gidip geldiğinde daha bir sere serpe oturuyor, siyah jartiyer çorabının dantellerine kadar görebiliyordum.
Yaraksızlık başına vurmuştu resmen, ne beni takıyordu ne de kocasını… Varsa da yoksa da babam… Güzelliklerini, hazinelerini ona sergilemek için yapmadığı numara kalmadı bütün akşam…
Sonunda öyle bir oturdu ki, babama ve dolayısıyla babamın yanında oturduğum için bana amını göstermeyi başardı. Azgın kahpe ya kıçına külot giymemiş, donsuz dolaşıyordu, ya da babamı etkilemek kalbinden vurmak için külodunu çıkarmış olmalıydı.
Nitekim sabahtan beri zaten rahatsız olan babam bu hareketle ağzından istemsiz bir homurtu kaçırıverdi. Benim bile nutkum tutulmuştu. Eteğinin altında parıldayan kaymak gibi beyaz amcığı beni de mest etmişti. Biliyordum ki babam bunun intikamını alacaktı ve ben de yine röntgenleyecektim onları…
Mehmet amca esnemeye ve kelimeleri karıştırmaya başlayınca herkes bir mutlu olmuştu. Kötü emellerine ulaşabilmek için zavallı adamı iyice sarhoş etmişler, sızma derecesine gelmişti ihtiyar… Babam bana,
“Hadi oğlum sen eve git!” dediğinde vaktin geldiğini anlamıştım.
Ben salondan çıkarken Mehmet amca çoktan horlamaya başlamıştı. Yine aynı şekilde sertçe kapıyı açıp kapadım ve portmantonun arkasına saklandım. Fazla beklemek zorunda kalmadım zaten… Bir iki kere Mehmet amcaya seslenen babam uyuduğundan emin olduktan sonra,
“Gel bakalım oruspu!” diyerek Esra ablayı şapurtular eşliğinde yatak odasına götürdü.
Ben de bu sefer ne olacağını bilmenin rahatlığıyla pantolonumu ve külodumu çıkarıp, sessiz adımlarla yatak odasının kapısına vardım. Hem rahattım hem de beni fark etmeyeceklerinden emindim. Sikişe dalınca dünyalarını unutuyordu azgınlar…
Eski kapı yine tam kapanmamıştı. İçerde çoktan Esra ablayı altına almış babamın hırıltılarıyla Esra ablanın zevk çığlıkları birbirine karışmıştı.
İkisi de giyinik sayılırdı. Anlaşılan Esra abla babamı gerçekten delirtmeyi başarmıştı. Eteği beline kadar toplanmıştı, babamsa sadece pantolonu ve baksırı ayak bileklerine indirmiş, bütün bir hafta onu deli eden kadını hırsla sikiyordu.
“Ohhh Esram, deli ettin beni bütün hafta, ohhh!” diye inliyordu. Esra ablaysa,
“Erkeğim ben de çok özledim o koca yarağını… Iııhhhh, sik beni, yar beni, hadiii!” diye gazlıyordu sürekli babamı.
O sırada salondan bir kıpırtı duyar gibi oldum, ama kendimi yatak odasında dönen sikişe o kadar kaptırmıştım ki, gidip salona bakmak yerine Mehmet amca kanepede dönüyordur diye düşündüm. Babam var gücüyle pompalamaya devam ediyordu. Beş on dakika kadar siktikten sonra,
“Geliyorum Esram, yavruummm!” diye hırlayarak boşalmaya başladı. Esra abla da yine bilindik zevk feryatları ile titreye kasıla orgazm oldu.
Bütün hafta azan babam, bütün akşam kendini teşhir eden kadının seksiliğine daha fazla dayanamamıştı. Ayağa kalktı, koca siki flop diye ses çıkardı Esra ablanın amından çıkarken… Siki sırılsıklamdı, Esra ablanın zevk sıvıları ve babamın dölleriyle parlıyordu. Halen arada kasılıyor, ucundan döl damlaları süzülmeye devam ediyordu.
Esra ablaysa doymadığını belli etmek için zevkten kaymış gözlerini zor aralayarak elini uzattı. Sertliğinden hiç bir şey kaybetmemiş babamın kalın sikini tuttu. Seksi bir bakış ve şehvetli bir ses tonuyla babamı yatağa tekrar çekiştiriyordu.
“Hadi gel aşkım! Gel… Bir daha sik beni… Doymuyorum sikini yemeye…”
Böyle bir kadına kimse karşı koyamazdı. Babam da bir çırpıda soyunarak yanına uzandı. Yatağa çağıran Esra abla olmasına rağmen babamın dudaklarına tutkulu bir öpücük kondurup,
“Hemen geliyorum aşkım!” dedi ve doğrulmaya başladı. Eyvah, banyoya gidip temizlenecekti herhalde… Amcığı babamın dölleriyle doluydu, bacak arasından süzülüyordu spermler… Kadın ikinci seansa hazırlayacaktı kendini… Ve bunun için benim yanımdan geçmesi gerekiyordu, kaçmam lazımdı hemen…
Ben aceleyle kaçmak için arkamı döndüğümde, arkamda benimle birlikte içeriyi izleyen Mehmet amcayı fark ettim. İhtiyarla burun buruna gelince korkuyla donup kaldım. Mehmet amca ‘Sus!’ işareti yaptı.
Neyse ki babam doğrulan Esra ablayı tutup dudaklarına bir daha yumulmuştu. Bu da bize zaman kazandırmış, salona dönmemiz için fırsat vermişti. İki röntgenci kendimizi salona attık bir telaşla…
Ben korkuyla dönüp Mehmet amcaya baktım. O zaman fark ettim ki onun da altında pantolonu ve külodu yoktu. Ve boyu ancak benimki kadar olan yarı sert siki önünde sallanıyordu. Salonda iki yarı çıplak erkek, kulağımız yatak odasından gelen seslerde, hiç konuşmadan birbirimize baktık bir süre…
Bu sırada Esra abla yatak odasından çıkıp önce banyoya geçti. Herhalde kendini temizledi. Ardından da mutfaktan içecek birşeyler alıp tekrar yatak odasına gitti. Mehmet amca kulağıma eğilip,
“Korkma evlat, sonra konuşuruz olanları… Hadi vakit kaybetmeyelim şimdi… Gidip içerdekileri izlemeye devam edelim! İkisi de çok fena, kaçırmak istemiyorum.” dedi.
Onun bu sözüyle korkum yerini şehvete bırakmış, sertliğini kaybetmiş sikim yeniden canlanmıştı. Anlaşılan Mehmet amca da karısının sikilmesinden en az benim kadar haz almıştı.
Normal şartlarda içeriye dalıp iki azgını bıçaklaması, öldürmesi lazımdı bir erkek, bir koca olarak… Hatta karısı babamla sikişirken ronta yattım diye beni de hesaba katması, ölüm listesine yazması lazımdı. Akşam haberlerinde bütün memleket namusunu temizleyen kelepçeli Mehmet amcayı izlerdi.
Ama tam tersi… İhtiyar namusunu temizlemek şöyle dursun, benim gibi dal taşak soyunmuş, içerideki porno seansını izliyordu canlı canlı…
“Tamam Mehmet amca!” diyerek usul adımlarla, parmak uçlarımıza basarak sessizce çıktık salondan, tekrar mevzilerimize gittik.
Yatak odasının kapısında yerimizi aldığımızda içerdekiler yeniden yiyişmeye başlamış, birbirlerine kenetlenmişlerdi. İkisi de soyunmuş, Esra abla sadece jartiyeriyle kalmıştı.
Kafam allak bullak olmuş bir şekilde bir Mehmet amcaya, bir de içerdeki şehvetle sevişen iki insana bakıyordum. Neyse ki bu kararsızlık babamın heybetli yarağını Esra ablanın amcığına gömmesiyle son bulmuş, vücudumu sonsuz bir haz dalgası sarmıştı.
Mehmet amca da elini sikine atmış, odadaki zevk iniltileri çıkararak sikilen karısını izleyerek otuzbir çekiyordu. Ona baktığımı fark etti. Başıyla içerde sikişen çifti gösterip eliyle mükemmel işareti yaptı. Benim gibi o da karısının sikilmesine, kendisinin belki zorlukla girebildiği, belki de hiç giremediği, sikemediği amcığına kol gibi yarağın basılmasına hayran kalmış vaziyetteydi.
“Ohhh, ne güzel geçirdin!” diye inledi Esra abla o sırada, “Ohhh, erkeğim, ne güzel soktun! Hadi sik beni ne olursun! Ohhhh, hadi sik beni!” diyordu.
Babamın morarmış sikinin başı bir görünüp bir kayboluyordu, iki eliyle Esra ablayı belinden kavramış hırsla sikiyordu. Esra ablanın inlemeleri giderek küçük çığlıklara dönüşmeye başlamıştı. Zevkten uçmuş gibiydi.
Bir süre sonra da kıvranmaları çırpınma halini aldı. An meselesiydi zevkin doruğuna çıkması… Birden derin bir inleme çıktı ağzından… Götü hırsla geriye gitti. Orgazm oluyordu. Babam geriye çekilip yediği yaraktan şaftı kaymış Esra ablayı izledi bir süre… Zıpkın yemiş bir balık gibi yarağın ucunda çırpınıyordu Esra abla…
Biraz durulunca tekrar üstüne uzanıverdi babam… Koca siki bir anda Esra ablanın amına dalmıştı bile.
“Ohhh, erkeğimm… Yine geçirdin bana!” diye mırıldandı Esra abla, kolları babamın boynuna dolanırken, “Hadi sik beni yine! Sok sikini içime, hadi! Ohhh, hadi sik beni!” diye yalvarıyordu.
Babam ellerini iki yandan götürüp Esra ablanın götünün altına sokmuş, o tazecik yuvarlakları avuçlamıştı. Bir süre sonra da, ağzı Esra ablanın aralık dudaklarının üstüne kapandı.
Şimdi yavaş yavaş, acele etmeden Mehmet amcanın karısını sikiyor, bir yandan da kadının dolgun etli dudaklarını kemiriyordu. Esra abla da, jartiyerli bacaklarını onunkilere dolamış, belinin aşağı yukarı hareketleriyle babamın her amcığına vuruşuna, her hamlesine karşılık veriyordu.
Birbirleriyle boğuşmakta olan dillerinin çıkardığı sesleri, şapırtıları duyuyorduk ikimiz de… Yani gerçekten, tam anlamıyla hakkını vererek sikişiyorlardı.
Kapının önünde ellerimizde sıvazladığımız kazık gibi olmuş sikimizle onları izliyorduk. Mehmet amcanın siki yaşından olsa gerek halen biraz yumuşak duruyordu, ama o da heyecanla içeriyi seyrediyor, aldığı zevk gözlerinden okunuyordu.
Yakalanma korkumuz yoktu, çünkü içerdekiler birbirlerinin içinde kaybolmuş vaziyettelerdi, dünyayı görecek halleri yoktu. Hani Mehmet amca içeriye dalıp namusunun sikilişinin hesabını sormaya kalksa siktir git diyecek vaziyettelerdi, o derece…
Bir müddet sonra babam durup, biraz doğruldu. Elleri Esra ablanın bacaklarını diz altlarından yakalayıp yukarı kaldırarak, karnına doğru bastırdı. Daha da doğruldu. Şimdi Esra abla altında ikiye katlanmış gibiydi.
Tabak gibi açılmış amına önce canavarını ileri geri yaptı ve bir hamlede sertçe girdi. Esra abla yeni bir zevk dalgasının içine girmişti. Babam onu altına almış eze eze sikiyordu. Sanki yatağa çivilemek istermiş gibi, hırsla, kökleye kökleye sikiyordu.
Esra abla iyice dağılmıştı artık. Babam yarrağını her dibine kadar amına geçirdiğinde ağzından yeni bir çığlık kaçıyordu. Başını yataktan kaldırmış, içine girip çıkan siki seyretmeye çalışıyordu. Kelimenin tam anlamıyla zevkten uçmuştu.
Babamsa altındaki kadını sikiyor, sikiyor, sikiyordu. Sanki hiç durmayacakmış gibi, sanki hiç yorulmamış gibi hırsla sikiyordu. Bütün haftanın acısını çıkarıyordu gerçekten, Esra ablanın yaptığı orospulukların hesabını sorarcasına yükleniyordu.
Hiç boşalmayacak gibiydi babam, ya da bana öyle geliyordu. Bu yüzden de, birden kasılıp inlediğinde biraz şaşırdım. Sonra tekrar dibine kadar soktu Esra ablanın amcığına. Esra ablanın bacakları gibi götünün yanakları da titriyor, açılıp kapanıyordu.
Babam döllerini boşaltıyordu içine… Esra ablanın o güzelim amının en dibine fışkırtıyordu. Bu da onun yeniden çıldırmasına neden olmuştu. İçindeki sikin patlayıp döllerini fışkırtmaya başlamasıyla aynı anda, Esra abla da gelmeye başlamıştı. Zangır zangır titriyordu.
Öylece üst üste, yığılıp kaldılar. Biz de kendimize geldiğimizde ikimiz de çoktan boşalmış ve rahatlamıştık. Hiç bir şey demeden uzaklaştık kapının önünden. Ben portmantonun oradan pantolonumu ve baksırımı alıp salona geçtim, sessizce kıyafetlerimizi giydik. Pantolonun kemerini bağlarken Mehmet amca da donunu pantolonunu giyiyordu. Bana,
“Nasıldı? Felaket değil mi?” diye sordu sanki kendisi aynı fikirde değilmiş gibi… Sanki biricik seksi genç karısının dibine kadar sikilişi onun da hoşuna gitmemiş gibi…
“Hem de nasıl Mehmet amca…” diyebildim.
“Hangisi daha iyi bilemedim. Karım mı, senin baban mı? Acayip sikiştiler doğrusu… Neyse… Hadi git şimdi, yarın konuşuruz. Sakın babana hiç bir şey söyleme, tamam mı? Aramızda bu olan bitenler…”
Sessizce dış kapıyı açıp beni gönderdi. Evime gidip garip düşünceler içinde yatağa girdim. Gözümün önünden gitmiyordu koca yaraklı sikici babamla komşumuzun azgın karısının sikişme sahneleri… Boşalmış olmamın verdiği rahatlıkla güzel bir uykuya dalmışım.
Sabah uyandığımda babam beni çağırdı. Esra ablanın meşhur pazar kahvaltısının hazır olduğunu söylüyordu. Onlara gidip mükellef masaya oturduğumda herkes çok mutluydu. Esra abla kahkahalar atıyor, Mehmet amca ve babam şakalar yapıyordu, ben de onlara katıldım. Güzel bir kahvaltı yaptık. Ama benim aklımı kemiren şey, Mehmet amcanın olanlara niçin ses etmediğiydi.
Kahvaltıdan sonra babam şehre gitmek için yanımızdan ayrıldı. Esra abla da ortalığı toplarken, Mehmet amca bana,
“Hadi seninle biraz gezelim Koray!” dedi ve dışarı çıkıp evin etrafında dolaşmaya başladık. Sanki sormamı bekliyordu, ama ben cesaret edemiyordum. Daha fazla beni bekletmedi Mehmet amca ve söze girdi.
“Daha küçüksün oğlum, ama büyüyünce anlarsın. Kadınların ihtiyaçları vardır. Esra ablan çok güzel, çok şehvetli bir kadın, sen de görüyorsun. Ama ben onun isteklerini karşılayacak yaşta değilim. Öyle değil mi? Senin baban gibi beceremem ki ben karımı…”
“Şey… Doğru söylüyorsun aslında Mehmet amca…” diyebildim. Başka ne söyleyebilirdim ki… Gece sikişirlerken basıp rezalet çıkarmasından iyiydi tabi böyle düşünmesi…
“Bilerek onlara yakınlaşmaları için fırsat tanıdım. Hiç tanımadığım, başka bir yabancı olacağına babanın olması daha iyi oldu. Bak, bütün bunlar aramızda kalsın, olur mu?” dedi. Sonra da başımı okşadı ve
“Bakarsın sana kardeş de gelir!” dedi.
O yaz hep böyle geçti. Gayrıresmi cici annem Esra abla ile babam dibine kadar sikiştiler. Biz iki sapık suç ortağı onları dikizledik, otuzbir çektik onlar sikişirlerken…
Yazın sonunda Mehmet amcanın dediği gibi Esra abla kardeşime hamile kalmıştı. Babam iş için bir iki haftalığına şehre gitmişti. Yalnız kalan ve hamileliğin başında iyice güzelleşen, libidosu fena halde artan Esra ablayı bir gece yine sikememiş Mehmet amca… Orta boy sikini kaldırıp sokamamış.
Esra abla da sinirden her şeyi itiraf etmiş. Babamla aylardır birlikte olduğunu, karnındaki çocuğun babasının da Mehmet amca değil, babam olduğunu söylemiş.
Bunları bana daha sonra Mehmet amca anlattı, ikimiz sırdaş olmuştuk. Mehmet amca Esra ablaya bu durumu bir şartla kabul edeceğini söylemiş.
Bu şarta göre Mehmet amcanın bildiğinden babamın haberi olmayacaktı. Esra abla da seve seve kabul etmiş.
Sonunda üvey kardeşim doğdu, gözlerinin rengi tıpkı babamınkine benziyordu. Doğumdan birkaç ay sonra babam yurtdışına kaçak olarak gitmeye karar verdi. İşsizdi ve köyde yapacak bir iş yoktu.
Ben de bir süre Mehmet amcalarda kalacaktım, sonra beni de yanına alacaktı. Tabii bu duruma en çok Esra abla bozulmuştu. Erkeğini, çocuğunun babasını, sikicisini kaybediyordu.
Babam yurt dışına giderken evimizi köyün öğretmeni olan Sadık öğretmene kiraya vermişti. Sadık öğretmen iyi bir adamdı, beni de severdi. Kirayı da getirip Mehmet amcaya verir, Mehmet amca birazını harçlık olarak bana verir, kalanını da benim adıma biriktirirdi.
Günler böyle geçerken Sadık öğretmen ile iyice samimi olduk. Tıpkı babamın olduğu zamanlardaki gibi beraber kahvaltılar yapıyor, yemekler yiyorduk. Tabii zaman geçtikçe Esra abla babamı unutmuş ve Sadık öğretmene kapılmıştı.
Mehmet amca da fark etmişti bunu, ama elinden bir şey gelmiyordu işte, zaten sağlığı da pek iyi değildi. Sadık öğretmen ona çok yardımcı oluyor, sürekli doktora götürüp getiriyordu.
Sonunda Esra abla, Mehmet amcaya artık dayanamadığını ve kendisini Sadık öğretmene siktireceğini söylemiş. Mehmet amca da bunu bana söyledi. Sonra da direkt olarak,
“Keşke sen bir baksaydın Koray… Maşallah senin alet de babanı aratmaz. Gençsin, dalyan gibisin, yakışıklısın. Esra ablan sana hayır demezdi.” demez mi?
Aslında bunu ben de düşünüyordum. Otuzbirlerimin kahramanıydı gencecik, azgın kısrak gibi karısı… Onun babamla nasıl sikiştiğini az izlememiştik kocasıyla, az otuzbir çekmemiştik yan yana…
“Nasıl yapayım Mehmet amca yaa…” diyerek çaresizce baktım adama… “Her gece rüyalarıma giriyor Esra abla… Çok seksi, çok ateşli, bayılıyorum ona… Ama yapamam. Babam sikti onu… Onun siktiği deliğe ben nasıl sokayım yarrağı, garip geliyor bana…”
“Sen de haklısın koçum… Baban çok sikti karımı, bir de sana gel Koray, karımı sen de sik diye tutturamam. Ne yapalım, elin adamı siksin bari… Azgın karımı doyursun. Biraz da öğretmen yarrağı yesin.”
“Yesin Mehmet amca… Üzülüyorum Esra abla için biliyor musun? Bırak istediğini yapsın, hocaya siktirsin kendini, doyursun bari…”
“Ama bak Koray, bir gün canın Esra’yı sikmek isterse ölümü gör, bana söyle… Elimden geleni yaparım karımı sikmen için… Hatta bana söylemene bile gerek yok. Punduna getir, istediğini ver karıma, bas yarrağı gitsin. Hiç sorun değil koçum…”
Aslında biraz sinirime dokunmuştu bu istek, Sadık öğretmeni kıskanmıştım biraz da… Kolay değil, cici annemi sikecekti herif ben dururken… Ama, Esra ablanın o yarak yediği günlerdeki güler yüzünü, mutluluktan kuş gibi cıvıldamasını özlemiştim. Babam gitti gideli adeta kuruyan bir çiçek gibiydi kadıncağız…
Mehmet amca bana söylediği gibi karısının sikiş isteğini kıramadı ve Sadık öğretmeni hafta sonu içmeye davet etti. Ama üçümüz de biliyorduk ki Sadık öğretmen Esra ablayı sikmeye geliyordu. Gerisi Esra ablaya kalmıştı.
Gerçi Esra abla adam geldi geleli ilgisini belli ediyordu, ama bakalım akşam ne yapacaktı. Bütün günü banyoda kendini yeni sikicisine hazırlayarak geçirdi. Son olarak yemeği ve mezeleri de hazırladıktan sonra odasına giyinmeye çıktı.
Tam Sadık öğretmen geldiğinde o da odasından çıkmıştı. Altına daracık beyaz bir tayt, üzerindeyse ince olduğu gibi göğüslerini gösteren şeffaf sayılabilecek bluz vardı. Küçük dilimi yutacaktım resmen, dar beyaz tayt külotsuz amını yumruk gibi meydana çıkarmıştı.
Tek dilini yutan ben değildim tabii, diğer iki erkek de neye uğradığını şaşırmıştı. Gelip Sadık öğretmeni karşılayan Esra abla,
“Kusura bakmayın hocam, ev hali, siz yabancı sayılmazsınız…” dedi. Hafif rujlu dudakları ve başındaki kırmızı ipek şal, seksiliğini iyice arttırıyordu. Yaşamıştı bizim Sadık öğretmen.
Masaya geçtik. Esra abla zamanında babama yaptığı şovu ustalıkla tekrarlamaya başladı. Mutfağa gidip geldikçe çalkalanan ve insanı azdıran götü, gelirken ise yumruk gibi kabarmış haldeki amı ve sütyensiz aşağı yukarı sallanan göğüsleriyle bütün ilgiyi üzerine toplamayı başarıyordu.
Sadık öğretmenin gözü sürekli Esra abladaydı. O da köy yerinde bekar bir adamdı neticede, böyle ateşli bir kadın çölde bir vaha gibi gelmişti ona… Esra abla saat ilerledikçe işi ilerletiyor, o histerik gülüşleri evin içinde yankılanıyordu.
Sadık öğretmen hipnoz olmuş gibi bütün dikkatini Esra ablaya vermiş, tahtın üzerinden bir yumru gibi duran hedefine kilitlenmişti. Mehmet amcanın esnemesiyle işareti aldım ve odama geçmek için izin isteyip kalktım.
Biraz sonra sesler tamamen kesildi. Odamdan çıkmadan kapıma kulağımı dayadım. Fısıltı halinde sevişme sesini duyuyordum. Benim uyumamış olma ihtimaline karşı dikkat ediyorlardı.
Yine içim içimi yiyerek daha fazla dayanamadım. Üzerimde sadece baksır külotla odamdan süzüldüm. Eğer beni görürlerse su almaya kalktım diyecektim. Sesler yine yatak odasından geliyordu sanırım.
Mehmet amca da salonda gerçekten uyumuştu, zaten rahatsızdı bu aralar… Yatak odası kapısının önüne geldiğimde Esra abla eğilmişti ve adamın sikini büyük bir iştahla yalıyordu.
Adamın siki kocamandı, zenci yarağı gibi koyu renkte, büyüklüğü ve kalınlığı da aynı bir porno oyuncularınınki gibiydi. Babamın siki bunun yanında çerez kalırdı. Dibinden kıllı taşakları sallanıyordu. Esra abla sonunda aradığını bulmuştu ve büyük bir iştahla yalıyordu.
Ama Sadık öğretmen sanırım sabırsızdı ve beklemeye mecali yoktu, bir çırpıda tamamen soyundular ve Esra ablanın amına yerleştirdi koca sikini. Bir iki yüklendi, ama zaten kaç aydır yarak yemeyen am iyice daralmış olacak ki, giremedi. Esra abla,
“Biraz yala aşkım!” diyerek adamı aşağıya doğru itti.
Onu kıramayan Sadık öğretmen sevgili Esra ablanın amına yumuldu ve iştahla yalamaya başladı. Kabarmış amının dudaklarına arada öpücükler konduruyordu. Esra ablanın elleri de adamın başındaydı, sürekli çekiştiriyor, kısık kısık inliyordu.
“Ohhhh, çok güzel, durma devam et!” diye hırlıyordu. Giderek şapırtı sesi yükselirken Esra ablanın amı vıcık vıcık olmuş, gece lambasının ışığında parlıyordu.
“Hadi artık sik beni!” diyerek hazır olduğunun sinyalini verdi. Sadık öğretmen doğrulup yanına uzandı. Am suyuyla ıslanmış dudaklarıyla Esra ablanın dudaklarına yumuldu.
Ardından kendi yan dönüp Esra ablayı da kendisine sırtını döndürdü. Kaşık pozisyonu veya 66 dedikleri pozisyondalardı. İlkin üstteki bacağını kaldırıp haşmetli yarağını Esra ablanın götünün yanakları arasında gezdirdi. Sonra da bir ağız gibi açılıp kapanan kasılan amcığın ağzına dayadı. Yavaş yavaş yüklenmeye başladı. Bu sefer girmeyi başardı.
Seri bir şekilde gidip gelmeye başladı. Sanki her girişinde yarak biraz daha ilerliyordu amın içinde. Esra ablaysa acı ve zevk karışımı çığlıklar atıyor, uzun zamandır özlemini çektiği yarağı anca yarısına kadar içine alabiliyordu.
Bu pozisyonda on dakika kadar sikmişti Esra ablayı, ama henüz yarısını sokabilmişti. Sadık öğretmen doğrulup Esra ablayı sırt üstü yatırdı. Bacaklarının arasına yanaştı.
Esra abla bacaklarını iki yana ayırmış, kendini erkeğine sunmuştu. Sadık öğretmen tekrardan yavaşça girdi amına. Yine yarısına gelince birkaç git gel yaptıktan sonra Esra ablanın hiç beklemediği bir anda üzerine abanıp bütün gücüyle yüklendi.
Esra abladan hiç duymadığım kadar yüksek bir çığlık çıktı. Eminim bahçeden bile duyulmuştu. Sadık öğretmen hemen dudaklarına yapışıp susturmaya çalıştı.
Esra abla adamın altında çırpınıyor, iki eliyle çarşafı avuçluyordu. Zorlansa da köküne kadar alabilmişti. Biraz hareketsiz bekleyince sakinleşti Esra abla ve Sadık öğretmen de kaldığı yerden pompalamaya devam etti.
Giderek hızını artırıyor, sikini bir vantuz gibi saran am dudakları bir açılıp bir kapanıyordu. Esra abla,
“Çok güzel sikiyorsun… Sikin çok büyük… Ohhhh…” diyor, zevk çığlıkları atıyordu. Sadık öğretmen de,
“Sabaha kadar sikeceğim seni orospum!” diyerek homurtular eşliğinde hırsla sikiyordu.
Neredeyse yarım saat olacaktı. Esra abla artık kendinden geçmiş, zevk çığlıkları ciyaklamaya dönmüştü. Koca sik her dibine kadar girdiğinde bir ciyaklama sesi çıkıyordu. Teni kızarmış, kasları seyirmeye başlamıştı.
Çok iyi bildiğim bir şeydi bu, Esra ablanın zirveye yaklaştığının habercisiydi. Birazdan şiddetle titremeye başladı erkeğinin altında. Amı içindeki siki sıkıyor, götünün yanakları titriyordu.
Babam bu davete asla karşı koyamazdı, ama Sadık öğretmende hiç tık yoktu. Bir görev gibi sürekli dibine kadar sokuyor, sokuyor, sokuyordu…
Neden sonra doğruldu biraz, Esra ablayı izledi. Gözleri zevkten kaymış, bütün vücudu ter içindeki kendi eseri olan kadına baktı bir süre. Sonra da sikini çıkarıp Esra ablayı kucağına aldı.
Esra abla bacaklarını beline ve ellerini de erkeğinin boynuna doladı. İstekle öpüşüyorlardı. Yarağını bir eliyle hizalayıp yavaşça Esra ablanın amcığına yerleştirdi. Esra abla artık alışmıştı ve rahat almıştı. Ayakta sikiyordu Esra ablayı.
“Offff, daha derinime gidiyor sanki, ohhhh…!” diye zevkle inliyordu Esra abla. Duvarlarda şap şap sesleri yankılanıyordu…
Biraz yorulunca Esra ablayı duvara dayadı ve o şekilde sikmeye devam etti. Yatak odasının her yerinde sikiyordu Esra ablayı. Yaklaşık bir saattir aralıksız sikişiyorlardı.
Sonunda kucağından indirip yatağa domalttı Esra ablayı. Arkasına geçip amına geçirdi ve pompalamaya başladı. Adam makina gibiydi, sanki hiç boşalacak gibi değildi. Esra abla da yorulmuştu.
“Boşal erkeğim, hadiii, ver bana tohumlarını, dölle kadınını!” diyordu. Sadık öğretmen iki ayağının üzerinde yatağa çıkıp Esra ablayı tamamen altına aldı ve amını hırsla sikmeye devam etti…
“Bu götünü de sikeceğim orospu!” dediğinde, Esra abla korkuyla,
“Olmaz! Daha önce hiç vermedim ordan!” dedi. Bunu söylerken yine orgazm olmaya yaklaşıyordu Esra ablam. Sadık öğretmen,
“Acıtmam yavrum, çok zevk alırsın, müptelası olursun!” diyerek ikna etmeye çalışıyordu. Sonunda Esra abla,
“Tamam, ama haftaya çarşamba oğlan annemde olacak, kocam da doktora gidecek, o zaman sik götümü!” dedi.
Bu sözü Sadık öğretmenin keyfini artırmıştı. Ellerini Esra ablanın dolgun memelerine atıp daha da şiddetli sikmeye başladı. Ondan da yüksek sesle homurtular gelmeye başladı, sanırım boşalacaktı. Sonunda
“İçine mi boşalayım sevgilim? Korunuyor musun?” diye dişlerini sıkarak sordu. Altında zevkten kendinden geçmiş Esra abla belli belirsiz,
“Boşal erkeğim, hadiii!” diye inleyerek titremeye ve daha önce hiç görmediğim kadar şiddetli bir orgazm yaşamaya başladı.
Kendini kasan Sadık öğretmen aldığı cevapla birlikte kendini tamamen Esra ablanın üzerine bırakıp boşalmaya başladı. İkisinin de vücutlarındaki bütün kaslar elektrik çarpmış gibi seğiriyordu.
Az sonra sakinleştiler. Sadık öğretmen gerçekten iyi bir sikiciydi, babamdan bile daha iyiydi. Nitekim ben bitti sanıp odama geçmeme rağmen biraz sonra yeniden sikmeye başlamıştı Esra ablayı. Dediği gibi, sabaha kadar da dinlene dinlene sikti. Sabaha karşı giderken gün ağrıyordu.
“Nasıldı gece? İzleyebildin mi?” diye sordu Mehmet amca… İkimiz kahvaltı yapıyorduk.
“İzledim Mehmet amca… Uff… Çok fenaydı… Hoca babamdan daha fena sikti Esra ablayı… Sabahlara kadar geçirdi.” diyerek bütün ayrıntılarıyla anlattım geceyi… Nasıl sikiştiler, neler yaptılar, Esra abla nasıl orgazm oldu… Gülümseyerek beni dinledi kocası, karısının nasıl sikildiğini iyice öğrendi.
Rahat rahat her şeyi anlatıyordum ikili kahvaltıda, çünkü yalnızdık. O gün Esra abla yataktan çıkamadı. Kendine gelmesi birkaç günü buldu. Tabii çarşamba günü okulu asıp Esra ablanın götünün kızlığını kaybedişini de canlı canlı izledim. Eminin civar evler de çığlıklarını duymuştur…
Yaz geldiğinde babamdan haber gelmiş, beni yanına çağırıyordu. Okullar kapanırken Esra abla yine hamileydi.
Üvey kardeşimin üvey kardeşi olacaktı 🙂
O yaz babam beni de kaçak yolla yanına aldırdı. Fakat oradaki koşulları görünce hayal kırıklığına uğramıştım. Yurt dışında kaçak olarak yaşamanın hiçbir cazip tarafı yoktu benim için.
Kaçak olduğunuz için her an yakalanıp sınır dışı edilme korkusuyla yaşıyor, çok kötü koşullarda barınıyor, ne iş verirlerse yapıyordunuz. İş derken de, genelde tarlalarda yakıcı güneşin altında sebze toplama ve inşaatlarda amelelik yapmaktan bahsediyorum…
Aradan yaklaşık bir sene geçmişti ki, babam yurt dışında da yapamayacağını anlayıp tekrar memlekete dönmemize karar verdi. Tabii bunda biricik sevgilisi Esra ablanın da büyük payı vardı, bence onun o kaymak gibi vücudunu her erkek özlerdi…
Türkiye’ye döndüğümüzde temmuz başıydı. Okullar kapanmış, yaz tatilinde Sadık öğretmen memleketine gitmişti. Biz de tekrar evimize yerleştik. Esra abla ve Mehmet amca bizi büyük bir sevinçle karşılamışlardı.
Biz yurt dışındayken Esra abla ikinci çocuğunu da çoktan doğurmuştu. Babam bu çocuğun babasını da Mehmet amca sanıyordu. Ama gerçek başkaydı, biricik kaçamağı Esra abla babama da boynuzu takmıştı. Ama şimdi ortada Sadık öğretmen falan yoktu.
Esra abla kızgınlık dönemi gelmiş dişiler gibi yine babama kur yapıyor, adamcağızı delirtiyordu. Esra abla artık Mehmet amcayı hiç takmaz olmuştu. Öyle ki artık bizim yanımızda başını kapatmıyor,
“Onlar yabancı mı canım!” deyip kestirip atıyordu. Eteklerin boyu da diz üstüne kadar kısalıyordu, tabii göğüs dekolteli bluzlar da işin son noktasıydı. Esra abla artık yurt dışındaki kadınlar gibiydi… Açık saçık dekolteli ve ölümüne seksi…
Sikişmek için yine içkili hafta sonu gecesini beklerler diye düşünüyordum. Ama daha geldiğimizin ikinci gecesi sikiştiler. O gece geç saatte odamda telefonumda oyun oynarken bizim evin kapısının açıldığını duydum. Ardından da Esra ablanın sesi geldi, yaraksızlığa dayanamamıştı anlaşılan.
Direkt babamın yatak odasına girdiklerini duydum. Ben odamda biraz bekleyip sessizce çıktım, babamın yatak odası kapısının önünde yerimi aldım. Ben de özlemiştim Esra ablanın o güzel vücudunu, sikildikçe kızaran tenini, zevkten titreyen kaslarını, zevk çığlıklarını…
Anahtar deliğinden baktığımda ikisi de giyinikti daha. Babam aceleyle pantolonu diz kapağına kadar indirmiş ve Esra ablanın ağzına vermişti yarağını. Şapurtu sesleri, babamın yarağına öpücükler, inleme sesleri…
Esra abla sanırım gerçekten özlemişti babamın yarağını. Daha önce hiç yapmadığı şekilde babamın taşaklarını yalıyor, sakso çekerken de ağzını bir am gibi kullanıyordu.
Anlaşılan Sadık öğretmen Esra ablayı kendi özel orospusu yapmış, ona seks konusunda hayal edemeyeceği deneyimler yaşatmıştı. Tabii babamın da keyfi yerindeydi, zevk hırıltılarıyla birlikte Esra ablanın ağzını sikiyordu.
Babamın boşalmak üzere olduğunu anlayan Esra abla saksoya son verip ayağa kalktı. Ayakta dudakları birleşti, Esra abla çok ateşli öpüşüyordu, babamın dudaklarını vantuz gibi emiyor, ısırıyor, babamı çileden çıkarıyordu. Güçlükle dudaklarını kurtaran babam,
“Yavrum böyle sakso çekmeyi, böyle öpüşmeyi nerden öğrendin?” dedi. Esra abla o bilindik orospu kahkahasını atıp,
“Eee, sen beni bir başıma bırak git, yanı başıma da insan azmanı Sadık öğretmeni koy, sonra dayan dayanabilirsen Esra!” dedi. Babam da,
“Vay oruspu vay!” diye hırladı ve “Bizim Sadık öğretmene bak sen! Yoksa ikinci bebek ondan mı?” diye sordu. Esra abla pis bir gülüş attı ve
“Hadi sik beni erkeğim, hadiii!” diye gazladı babamı. Babam duyduklarından dolayı daha da azgınlaşmıştı, bir çırpıda üzerindeki elbiselerden kurtuldu. Esra ablanın üzerindekileri de adeta yırtarak çıkardı ve onu altına alıp hayvan gibi sikmeye başladı. Esra abla,
“Ooooh, çok özlemişim içimin yarılmasını, oooh, sok, daha hızlı aşkım, hadi!” diye inliyordu. Babamsa yurt dışına gitmeden önce yarağını zar zor alan kadının şimdi, “Daha hızlı!” diye feryat etmesine kayıtsız kalmayıp,
“Ooof, orospu, demek Sadığa siktirdin kendini ha? Söyle, büyük müydü siki? İyi sikiyor muydu?” diye naralar atıp hırsla köklüyordu. Esra ablanın zevkten gözleri kaymış, babam amına her köklediğinde sadece, “Ohhhh!” diye inliyordu. Babam köklemeyi bırakıp sorduğu soruları tekrarladı. Esra abla da,
“Büyüktü aşkım, çok büyüktü! Nasıl siktiğini tarif edemem, kendi gözlerinle görmen lazım!” dedi ve babamın boynuna sarılıp, “Hadi aşkım beni kucağına al, ayakta sik beni!” dedi.
Zavallı babam seksin kontrolünü kaybetmişti, Esra ablanın dediğini yapıp kucağına aldı, onu ayakta sikmeye başladı…
Esra abla bu pozisyonda adeta kendini kaybetmiş, ahtapot gibi babama sarılıp zevk çığlıkları atıyordu. Teni sikilmekten kızarmış ve terlemişti. Babamın koca yarağı amına her girdiğinde,
“Oooh, uuuvv, sik aşkım!” diye söyleniyordu. Bu pozisyonda sikilmek amını iyice sulandırmış olmalı ki, şakırtı sesleri odanın içinde yankılanıyordu. Babam da çok zevk alıyordu kucağındaki sekse aç kadını sikmekten… Babam sikerken bir ara,
“Söyle yavrum, ben mi iyi sikiyorum, Sadık mı?” deyince, Esra abla,
“Madem Sadığın nasıl siktiğini bu kadar çok merak ediyorsun, ilk fırsatta siktireyim de izle bari!” dedi. Babam da,
“Demek benim yanımda Sadığa siktirmek istiyorsun? Oldu olacak seni Sadık’la birlikte sikelim, orospu!” dedi. Esra abla anlaşılan zevkin doruklarına ulaşıyordu,
“Sikin beni, ikiniz birlikte sikin beni… Sizi piçler sizi, yaraksız bırakmayın bir daha… o Oooohhh geliyorum erkeğim…” deyip ince bir çığlık attı ve babama daha da sıkı bir şekilde sarılıp kasılmaya başladı.
Babam da kucağında elektrik çarpmış gibi kasılan dişisine homurtular çıkararak eşlik etti ve son bir kez dibine köklediği amına boşalmaya başladı…
Babam daha fazla ayakta duramayıp Esra ablayla birlikte yatağa düştüler. Halen kasılıyorlardı. Babam içinden çıkmamış, kalan son damla dölü bile ziyan etmemek için iyice bastırarak Esra ablanın amına boşalıyordu.
Bir süre sonra duruldular. Babamın altında nefessiz kalan Esra abla güçlükle kendini kurtarıp derin bir nefes aldı ve
“Bebeler uyanmadan gideyim!” diyerek giyinmeye başladı. Ben tabii hemen sessizce odama tüydüm. Onları izlerken iki kere küloduma boşalmış ve rahatlamıştım, kendimi güzel bir uykunun kollarına bıraktım.
İlerleyen günlerde Esra ablayla babam her fırsatta sikiştiler. Tabii Esra ablanın o şen şakrak hali geri gelmişti, hepimiz mutluyduk…
Yazın sonuna doğru Mehmet amcanın azan romatizmaları için doktoru onun bir kaplıcaya gitmesinin iyi olacağını söyledi. Sadık öğretmenin memleketi kaplıcalarıyla ünlüydü, sürekli anlatırdı bizimle kaldığı zamanlar.
Mehmet amca telefon açıp durumu anlatınca Sadık öğretmen sevinçle kabul etti. Eminim asıl sevinci Esra’sına tekrar kavuşacak olmasıydı. Ama sürpriz olarak ben ve babam da gidiyorduk, Mehmet amcanın otobüse inip binmesine yardımcı olmak için ve gerekirse bebeklerle ilgilenmek için…
Çok merak ediyordum, Esra ablanın iki sikicisi karşılaşınca aralarında nasıl bir muhabbet olacaktı diye. Neyse ki iki erkek hiç tahmin etmediğim kadar iyi anlaştı, sonuçta ikisi de aynı amı tohumlamıştı. Bu benim içimi rahatlatmıştı ve ikisinin birlikte Esra ablayı sikeceği günü merakla beklemeye, kafamda hayaller kurmaya başlamıştım…
Sadık öğretmenin güzel bir evi vardı, iki katlı dubleks. Önceden annesi ile yaşarmış, ama annesi vefat edince tek başına kalmış. Üst katı bize ayırmıştı ve akşam için mükellef bir sofra hazırlamak için bütün alışverişi yapmıştı. Anlaşılan o da bir an evvel Esra ablayı sikmenin derdindeydi.
Esra abla götünü sıkıca saran beyaz ince bir etek ve dar bir penye giymişti, başında da gri beyaz ince çizgileri olan bir eşarp vardı, yine bütün sexyliği üzerindeydi. Evi hemen kendi evi gibi benimsemiş, erkeklerine mükellef bir sofra hazırlamıştı. Tabii bu arada şovunu yapmış, o dolgun götünü hepimize sergilemişti…
Sadık öğretmenin Esra ablaya yardım bahanesiyle birkaç kez mutfağa girip çıkması, fısıldaşıp konuşmaları ve elleşmeleri gözümden kaçmamıştı. Anladığım kadarıyla Esra abla üçlü sikişme isteğini anlatmıştı ve Sadık öğretmen bu durumdan memnundu.
Babam da halinden memnundu, önündeki çadır bunu belli ediyordu. Yemekler yendi, içkiler içildi, yine kafalar güzelleşti. Esra abla çocukları uyutup geldiğinde artık herşey hazırdı. Yarın erkenden kaplıcaya gitmek için sözleşildi.
Mehmet amca ve ben yukarıdaki yatak odalarına çıkarken, aşağıda kalan herkesin bir bahanesi vardı. Esra abla ortalığı toplayacaktı, babam ona yardım edecekti ve Sadık öğretmenin odası zaten aşağıdaydı. Ama Mehmet amcayla adımız gibi biliyorduk ki, iki erkek de sabaha kadar Esra ablayı evire çevire sikecekti…
Mehmet amcanın yatağa girmesine yardımcı oldum. Sonra merdivenlerin olduğu koridorun ışığını açmadan sessizce tekrar alt kata doğru indim. Merdiven sahanlığına geldiğimde aşağıdaki manzara inanılmazdı!
Babam oturduğu koltukta pantolonunun önünü açmış, sikini sıvazlayarak Esra ablayla Sadık öğretmeni izliyordu. Sadık öğretmen Esra ablanın oturduğu koltuğun önünde yere diz çökmüş, Esra ablanın bacağının iç taraflarını okşuyordu.
Esra ablanın eteği beline kadar toplanmıştı. Altında külot yoktu. Bacaklarını iyice birbirinden ayırdığında, Esra abla koltukta biraz daha öne kayıp, götünü iyice kenara getirdi. Sadık öğretmenin yüzü Esra ablanın amına gömülüverdi.
“Ohhhhh!” diye inledi Esra abla, ayaklarının yerden kesildiğini ve havalanıp Sadık öğretmenin omuzlarına yerleştiğini gördüm. Daha iyi yalanmak için kendini tabak gibi açmıştı şimdi…
Esra abla bir elini uzatıp parmaklarını erkeğinin saçları arasına geçirirken, öbür eli de memelerini okşamaya başlamıştı. Az sonra Esra abla çırpınmaya başlamıştı. Sadık öğretmen dilini çok ustaca kullanıyor olmalıydı.
Sonra Sadık öğretmenin durduğunu ve yüzünü Esra ablanın bacakları arasından çıkardığını gördüm. Birden ayağa kalktı ve pantolonunu çözmeye başladı. Akıl almayacak kadar kısa bir süre sonra belden aşağısı çıplak kalmıştı.
Yine tüm ihtişamıyla yarağı kendini sergiliyordu. Tıpkı sahibinin bacakları gibi, koca yarağın da neredeyse her tarafı kıllarla kaplıydı. Esra ablanın gözleri de o noktada kilitlenip kalmıştı sanki.
Yeniden Esra ablaya sokuldu ve bacaklarını dizlerinin arkalarından tutarak kaldırdı, sonra da göğsüne doğru bastırıp, onu adeta ikiye katladı. Kendi de dizlerini biraz büküp iyice sokuldu ona.
Yarağı, az sonra içine gireceği o güzelim amın dudaklarına sürtünmeye başlamıştı bile. Birden Esra ablanın elini uzattığını ve parmaklarını haşmetli yarağın çevresine doladığını gördüm.
“Hadi sok artık ne olursun!” dedi Esra abla yalvaran bir sesle, “Sok hadi!” diye inledi. Sadık öğretmen,
“Sikilmek mi istiyorsun?” dedi. Esra abla,
“Evet, sikilmek istiyorum! Hadi sok ne olursun!” deyince, birden dibine kadar geçirdi Sadık öğretmen. Koltukta neredeyse ikiye katladığı Esra ablanın üstüne çökmüş, onu altına alıp ezmişti.
Sonra pompalamaya başladı. Tam bir fırlamaydı doğrusu. Sadık öğretmenin o kocaman sikinin Esra ablanın daracık amına girip çıkışını en ince ayrıntısına kadar görüyordum.
Esra ablanın amının dudakları içindeki sikin çevresine sımsıkı sarılmıştı. Uzun ve sert hareketle sikiyordu Sadık öğretmen. Geri çekildiğinde siki neredeyse ucuna kadar çıkıyor, sonra bir hamlede dibine kadar geçiriyor ve taşakları Esra ablanın o güzelim götüne yapışıyordu. Hızını giderek artırıyor, Esra ablayı vahşice sikiyordu. Anlaşılan epey bir özlemini çekmişti Esra ablanın…
Esra ablanın yüzü iyice çarpılmıştı artık, duyduğu zevk onu kendinden geçirmişti sanki. İki eliyle Sadık öğretmenin bacaklarını göğsüne doğru bastıran ellerini bileklerinden kavramıştı. Beli kıvranıyor, içine girip çıkan sikin altında adeta dans ediyordu. İnlemeleri artık küçük birer çığlığa dönüşmüştü.
Esra ablanın orgazm olmak üzere olduğunu, Sadık öğretmenin de boşalmak üzere olduğunu görebiliyordum. Aylardır kadınsızlıktan kuduran Sadık öğretmen daha fazla dayanamadı, önce ağzından ulumaya benzer bir ses çıktı, bir anda dibine kadar geçirdi ve boşalmaya başladı…
Boşalırken titrediğini görüyordum. Bu titremeler tıpkı bir elektrik akımı gibi Esra ablaya da geçiverdi. O ikiye katlanmış haliyle Esra abla da koltukta çırpınıyordu. Eli yüzü ter içinde, zevkten kızarmış teni, başına toplanmış eşarbıyla çok seksi gözüküyordu.
İkisi de aynı anda gelmişti. Ben de onlara eşlik etmiş, küloduma boşalmıştım. Babamsa köşedeki koltukta, sıvazlamaktan kıpkırmızı olmuş sikiyle halen onları izliyordu…
Boşalması bitince Sadık öğretmen geri çekildi ve Esra ablanın amından döller süzülmeye başladı. Bu manzaraya daha fazla dayanamayan babam da hemen Sadık öğretmenden boşalan yere geçip yeni döllenmiş amın içinde gidip gelmeye başladı.
Babam şakırtılar eşliğinde hırsla sikerken, Esra ablanın amının etrafından halen biraz önce boşalan Sadık öğretmenin dölleri süzülüyordu. Nitekim babam da çok uzun süre dayanamadı ve o da homurtular eşliğinde Esra ablanın amının içine boşaldı…
Ben tabii merdiven sahanlığında yakalanmamak için hemen sessizce yukarıya çıktım. Arada sırada sesszice tekrar merdiven sahanlığına gelip bakıyordum. İlerleyen saatlerde iki erkek türlü pozisyonda siktiler Esra ablayı.
Daha önce Esra ablanın götünü hiç sikmeyen babam o gece doya doya Esra ablayı götünden sikti. Esra ablaysa sabaha kadar bazen tost olup iki erkeğin arasında kaldı, bazen de sırayla erkeklerini mutlu etti…
Sabah kahvaltıda babam gibi Sadık öğretmen de çok yorgundu, sanki hasta olan Mehmet amca değil, onlardı. Nitekim Esra abla geçirdiği zevk dolu gecenin sabahında yine şen şakrak yüzünde güller açıyordu.
Yorgunluktan kendine gelemeyen babam ve Sadık öğretmen evde kalıp çocuklara bakma görevini üstlendiler. Esra abla, ben ve Mehmet amca gidecektik kaplıcaya…
Taksiyle kaplıcaya vardığımızda saat 10’a geliyordu. Kapıdaki görevli, erkekler ve bayanlar karışık ve sadece bayanlara özel iki bölüm olduğunu söyledi. Mecburen Esra abla da Mehmet amcaya yardım için karışık bölüme girecekti.
Görevli, elbiseyle girmenin yasak olduğunu, mayo veya bikiniyle girildiğini söyledi. Esra abla utana sıkıla altında mayo veya bikinisinin olmadığını söyledi. Bunun üzerine görevli böyle durumlar için ellerinde bikini bulunduğunu söyledi. Esra abla Mehmet amcaya soran gözlerle bakarak,
“İstersen dönelim, yarın erkeklerle gelirsin?” dedi.
Mehmet amcanın çok da umrunda değildi doğrusu, ne de olsa karısı daha dün gece iki erkeğin koynunda sabahlamıştı. Biz kaplıcaya geçerken Esra abla görevlinin verdiği bikini ile kabinin yolunu tutmuştu…
Kaplıca çok büyüktü, saunalar, iki tane olimpik havuz, bir tane küçük havuz, üç tane de çamur havuzu vardı. İçerisi erkek deryasıydı resmen, sadece birkaç tane yaşlı kadın vardı. Biraz sonra taze vücuduyla Esra abla kapıda gözüktüğünde bir an hepimiz dona kaldık, koca havuzda sessizlik oluştu.
Kırmızı bir bikini takımı giymişti Esra abla. Beyaz vücuduna dar gelmiş, götünün yanakları arasına girmişti bikini altı. Amının dudaklarını zar zor kapatıyor, her adımında amının ayrıntıları daha da görünür hale geliyordu.
Göğüsleri de bikini üstünün etrafından taşmış, sik kaldırıcı muhteşem bir manzara vardı karşımızda… Biz şoku atlatamadan yanımıza geldi ve sessizce,
“Başka beden de yokmuş, sadece bu daracık şey varmış!” dedi etrafa bakarak.
Herkesin gözü Esra abladaydı, şortlarının önü çoktan çadır kurmaya başlamış, hatta bazıları havuzun içinde sikini sıvazlıyordu.
Başlarda biraz utanan Esra abla zamanla alıştı. Mehmet amcanın suya girip çıkmasına yardım ediyorduk. Arada biz de yüzüyorduk. Tabii bazı erkekler kazara olmuş gibi Esra ablayı elliyor veya sürtünüyordu.
Havuzun içinde vakit geçirirken dört kişilik bir erkek grubu yanımıza yaklaşıp Mehmet amcayla sohbet etmeye başladılar. Dördü de kamyon şoförü adamlarmış, otuzlu yaşlarda gösteriyorlardı.
Heriflerin gözü hep Esra abladaydı. Bir müddet sonra Esra ablayı da kafalayıp sohbete çekmişlerdi. İkisi bizi lafa tutup oyalıyor, diğer ikisi de Esra ablanın ellenmedik yerini bırakmıyordu.
Bunu anlamamak için öküz olmak gerekirdi. Esra ablaysa halinden memnundu, etrafında pervane olmuş erkekler onun da keyfini yerine getirmişti. Şakalaşıyor, o bilindik sik kaldırıcı şuh kahkahalarını atıyordu.
Bir süre sonra işler artık öyle bir noktaya geldi ki, herifler nerdeyse Esra ablayı yanımızda sikecekti. Bir tanesi tam arkasına geçmiş, Esra ablaya arkadan sürtünüyordu.
Derken Esra ablayla o sürtünen adam biraz uzaklaştılar bizden, ama yan gözle onlara bakıyordum.
Adam halen arkasındaydı ve eli suyun içinde hareket ediyordu, galiba sikini Esra ablanın amına veya götüne sokmaya çalışıyordu. Esra abladan kısık bir, “Iıhhh!” gelince adamın başardığını anladım. Herif arkasında sürekli hareket halindeydi.
Mehmet amca sıcak suyun içinde kendinden geçmiş, resmen uyukluyordu. Şimdi Esra abla sikilirken dudaklarını ısırarak bana bakıyordu. Ben de Esra ablaya, onun şehvetle kasılan yüzüne bakarak elimi şortumun içine sokmuş, kalkmış sikimi sıvazlıyordum.
Biraz sonra arkasındaki herif ağzından küçük bir inilti kaçırıp Esra ablayı tamamen kucakladı ve sarsılmaya başladı. Herif Esra ablayı havuzun içinde kaşla göz arasında sikmişti.
Adam boşalması bitip çekilince diğer eleman Esra ablayı arkadan kucaklamaya çalıştı.
Ama Esra abla kurtuldu ve onunla birşeyler konuşup yüzerek yanımıza doğru geldi. Ben tabii hiçbir şeyin farkında değilmişim gibi davranıyordum. Esra abla Mehmet amcayı dürterek uyandırdı ve
“Hadi seni çamurlu yere alalım, sana daha iyi gelir orası!” dedi. O dört herifle birlikte Mehmet amcayı çamur havuzuna taşıdık…
Çamur havuzunda biraz kaldıktan sonra Esra abla Mehmet amcaya çok daraldığını söyledi ve
“Burda bir de sauna varmış, ben gidip oraya bakayım, hem sauna sana da iyi gelir mi sorarım!” dedi. Mehmet amca da kafasıyla onayladı.
Esra abla beni Mehmet amcaya göz kulak olmam için sıkı sıkı tembihledikten sonra alelacele gitti saunaya. Hemen ardından dörtlü arkadaş grubu da gözden kayboldu…
Ben de biraz sonra tuvalete gitme bahanesiyle sauna tarafına geçtim. Sauna dedikleri yer, kapalı odaların olduğu bir yerdi, altı tane karşılıklı oda vardı.
Kapılara yaklaşıp sırayla dinledim. Birinden derin iniltiler, şapurtu sesleri geliyordu. Kapıyı yavaşça araladım.
Normal bir oda büyüklüğünde idi saunalar, fakat sauna kısmından önce, havlu falan koymak için küçük bir odacık vardı. İçeri süzüldüm, kendimi havlu odacığına attım. Oradan sauna kısmını olduğu gibi görebiliyordum.
Esra ablayı bir tanesi kucağına almış, alttan amına pompalayarak hırsla sikiyordu. Esra abla onun kucağında kıvranırken diğeri de arkasına geçip götünden sikmeye başladı. Bir diğeri ağzına dayadı sikini Esra ablanın. Sonuncusu ise Esra ablanın göğüslerini ovuşturup sırasını bekliyordu.
Hepsi de bir zevk dalgasına kapılmıştı. Müthiş manzaraydı. Esra abla azgınlığının zirvesindeydi, ağzındaki yarağı çıkarıp zevk çığlıkları atıyor, sürekli daha hızlı sikmelerini söylüyor, sonra tekrar yarağı ağzına alıp iştahla yalıyordu.
Adamlar da öyle bir sikiyorlardı ki, amını ve götünü sikerlerken taşakları birbirine değiyordu.. Biraz sonra Esra abla zangır zangır titremeye ve orgazm olmaya başladı.
Saunanın sıcaklığından bedenleri sırılsıklam olmuştu. İlk önce amındaki erkek kasılıp beline sarıldı ve Esra ablayı yarağının üzerine sabitleyip alttan var gücüyle dipledi. Hemen ardından götünü siken herif de,
“Geliyorummm!” diye bağırıp var gücüyle yüklendi. Esra abla derin bir çığlık attı ve kendini erkeklerinin kollarına bıraktı. Ağzına veren ve memeleriyle oynayan diğer iki erkek de aradan çekilmek zorunda kaldı…
Boşalan adamlar durulup çekildiklerinde Esra ablanın amından ve götünden taze döller sızıyordu. Hemen diğer ikisi yanaştı Esra ablaya ve yine aynı sahneler tekrarlandı.
Zevk alan bedenler, seyiren, kasılan vücutlar, inlemeler, çığlıklar, homurdanmalar. Esra abla yine tost olup onları da boşalttıktan sonra ben sessizce ordan çıkıp Mehmet amcanın yanına gittim.
Biraz sonra da dağılmış haldeki Esra abla yanımıza geldi. Dört kişi tarafından, hem de tost olup sikilmekten öyle bir perişan olmuştu ki, konuşacak hali bile yoktu.
“Sauna… mahvetti…” diyebildi sadece. Kaplıcada bir süre daha kalıp eve gitmeye karara verdik. Taksiye binip hiç konuşmadan evin yolunu tuttuk.
Takside konuşmuyorduk, ama Esra ablayla devamlı bakışıyorduk ve bana sanki artık daha farklı bir gözle bakıyordu.
Acaba havuzda sikildiğini anladığımı mı anlamıştı, yoksa sikilmesini izlerken sikimi sıvazladığımı mı fark etmişti?
Sadık öğretmenin evinde bir hafta daha misafir kaldık. Ama Esra abla Mehmet amcayı kaplıcaya götürmeye bir daha gelmedi, çocukları bahane edip evde kaldı. Sadık öğretmenle babam da gün aşırı dönüşümlü olarak Esra ablayla evde kaldı.
Tabii gündüzleri evde hangisiyle kaldıysa sikiştiklerinden emindim. Geceleri ise birlikte siktiler Esra ablayı ve ben de her seferinde yine merdiven sahanlığından izledim sikişmelerini. Sanırım Esra abla izlediğimi fark etti, ama hiç istifini bozmadan sikişmeye devam etti ve bu konuyu hiç açmadı.
Nihayetinde köye döndük. Döndükten bir ay kadar sonra babam Konya merkezde işe girmiş, eski düzen yeniden kurulmuştu. Babam bu girdiği işte lojmanda kalıyor, sadece pazar günleri köye gelebiliyordu. Geldiğinde de çok yorgun oluyordu ve Esra ablayı sikmeye bile hali kalmıyordu.
Tabii bu durum Esra ablayı sinir küpü ediyor, yine çekilmez bir kadın oluyordu. Mehmet amcaysa kaplıcadan döndükten sonra daha da kötüleşmiş, yürüyemez olmuştu, bütün gün odasındaki yatakta yatıyordu.
Hastanedeyken Esra ablaya evde bakım aylığı alabileceğini söylemişler. Bu haber Esra ablayı sevindirmişti, hiç değilse eli biraz rahatlayacaktı. Ama dediklerine göre önce eve gelip hem hastayı görüp hem de maddi durumu inceleyeceklermiş. Şartlar uygunsa maaş bağlanacakmış. Esra abla müracaat etmiş, incelemeye gelecekleri günü sabırsızlıkla bekliyordu.
Gelecekleri o gün sabah kahvaltıyı Esra abla ve bebekleriyle birlikte yaptık. Mehmet amca odasındaydı hep.
Kahvaltımızı bitirmiş otururken Esra abla birden memesini çıkarıp babası Sadık öğretmen olan küçük bebeğini emzirmeye başladı. Pempe ucu olan iri memesi çok güzel görünüyordu. Ben şaşkınlıkla bakarken, bana gülümseyip,
“Senin zaten görmediğin şey değil!” dedi. Ne diyeceğimi bilemedim, utançla kafamı öne eğdim. Çenemden tutup başımı kaldırdı ve
“Beni izlemekten zevk mi alıyorsun kerata?” deyip sırıttı.
Sonra uzun uzun konuştuk. Sadık öğretmenin evinde onları dikizlediğimi görmüştü. Ben, belki ben de Esra ablayı sikebilirim diye düşünüyordum.
Ama Esra abla beni pek erkek yerine koymuyor, daha çocuk olarak görüyordu. Ama onu izlemem de hoşuna gitmişe benziyordu. Ortalığı topladıktan sonra,
“Ben hazırlanayım!” deyip bebeleri yanıma bırakıp içeri geçti. Önce banyonun yolunu tuttu, ardından odasına geçti. Odadan çıktığında küçük dilimi yutacaktım.
Üzerinde siyah ipek bir elbise, ip şeklindeki askıları omuzlarını ve memelerinin yarısını örtüyordu anca. O kadar inceydi ki kumaşı, sütyensiz dik memeleri ve altındaki varla yok arası tanga külot belli oluyordu.
Elbise dümdüz karnından inip aşağıda, yuvarlak poposunun bir karış altında bitiyordu. Bacaklarına parlak incecik siyah jartiyer çoraplarını giymişti.
Bu giydiklerini babam şehirden alıp getiriyordu, geceleri giydiriyor, oruspu gibi evin içinde dolaşmasından aşırı tahrik oluyordu. Bana çaktırmamaya çalışarak avuçluyor, elliyor, bir punduna getirip sikiveriyordu Esra ablayı. Zaten ikisi de beni çok takmıyor, dediğim gibi daha çocuk olarak görüyorlardı. Mehmet amcaysa odasında herşeyden habersizdi.
Esra abla yanıma oturup bacak bacak üstüne attı. Güzel bir makyaj da yapmıştı, kırmızı rujlu dudakları ile tam bir afet olmuştu.
“Birazdan gelmeleri lazım. Geçen hastanede kadının biri dedi, iki tane erkekmiş gelenler, biraz ikna edici olmam lazım!” deyip güldü ve hemen sonra da,
“Babana söyleme sakın, aramızda kalsın, söz sana dondurma alırım!” dedi.
Ne yalan söyleyeyim benim canıma minnetti doğrusu, böyle yarı çıplak evin içinde gezen seksi bir kadının olması…
O gün akşama kadar bekledik ama gelen olmadı. Esra ablanın da canı sıkılmıştı, o kadar hazırlık boşa gidecekti. Güneş batmaya yakın büyük bahçe kapısı sert biçimde çalındı.
Koşup bahçe kapısını açtığımda, kapının önünde çekici üstünde bir arabayla yanında üç adam dikiliyordu. İkisi hastaneden gönderdikleri adamlardı, diğeri de çekicinin şöförü. Üçünün de üstleri başları toz toprak içindeydi. Biraz sonra Esra abla çıktı evin kapısına,
“Geldiler mi?” diyerek…
Yorgun argın duran adamlar avını gören kaplan gibi gözlerini Esra ablaya diktiler. Köy yerinde böyle bir kadınla karşılaşmak gerçekten beklemedikleri birşey olsa gerekti.
Esra abla, kapıda donup kalan adamları o cilveli sesiyle kendine getirdi ve hepsini içeri buyur etti.
Meğerse adamlar gelirken köye az bir mesafe kala arabaları bozulmuş. Çekici beklerken gecikmişler. Çekici gelince de, köye bu kadar yaklaşmışken işi halledip öyle dönelim demişler. Yani piyangodan üçüncü bir adam daha çıkmıştı.
Çekicinin şöförü insan azmanı gibiydi, iki metreye yakın boyu ve geniş kaslı kolları vardı. Adı Arif’miş. İncelemeye gelenlerden biri biraz kısa boylu, ama geniş vücutlu, yapılı bir adamdı. Onun adı da Suat idi. Diğeri ise ince ve orta boyluydu, onun adı da Okan imiş.
Esra abla adamları öyle görünce banyo yapmaları için ısrar etti. Adamlar da sırayla banyoya girdi. Adamlar halen olayın şaşkınlığında, önleri kabarmış bir şekilde emredilenleri yapıyorlardı.
Sonuçta Mehmet amcaya ve evin durumuna bakıp onay verdiler. Bu arada Esra abla akşam yemeği için o güzelim vücudunu adamlara sergileyerek güzel bir sofra hazırladı. Yemeğin yanında da ikişer duble rakı atan adamlar tam çakır keyif olmuştu.
Adamlar yemekten sonra gitmek için müsaade istediler, ama Esra abla ısrarla bir kahve içmeleri için ikna etti onları…
Elinde kahve dolu cezve ile boş fincanların olduğu tepsiyle geldi. Tepsiyi salonun ortasındaki alçacık sehpanın üzerine bırakıp tekli koltuğun ucuna ilişti.
Sonra doldurduğu ilk fincanı karşıdaki kanepenin sağ başında oturan Arif’e uzattı. Bunu yaparken, aradaki mesafe nedeniyle iyice uzanmak zorunda kalmıştı. Birden adamların gözlerinin alev alev yanmakta olduğunu farkettim.
Esra ablanın zaten kısacık olan elbisesinin eteği, kahve vermek için uzanıp eğilince iyice sıyrılmıştı, bacakları aralıktı ve bacaklarının arası minicik küloduna kadar görünüyordu.
Ki, o minicik külodun da amınının dudakları arasında kaybolduğunu ben bile görebiliyordum. Yani külot yok farzedilebilirdi.
Esra abla adamların bakışlarını üzerinde hissettikçe bacaklarını biraz daha aralıyordu. Sonra da, pozisyonunu değiştirmeden, diğer fincanlara da kahve doldurmaya başladı. İnadına ağırdan alıyordu, sanki adamları kudurtmak istiyor gibiydi.
Sonunda fincanları onlara uzatmaya başladığında, birden daha da heyecanlandı. Üçünün de pantolonlarının önünde çadırlar kurulmuştu. Esra abla o güzel memelerini adamlara uzun uzun sergileyerek kahveleri dağıtıp yerine oturdu.
Sere serpe oturmuştu. Sadece adamlar değil, Esra abla da son derece tahrik olmuş, vücudunu güçlü bir sikilme isteği kaplamıştı. Adamlara sanki (Beni kucağınıza alın, sikilmek için yanan amımı sikin, her yerimi okşayın!) der gibi yalvarır gözlerle bakıyordu.
Esra abla kahvesini bitirip, fincanı sehpadaki tepsinin içine koydu ve yeniden arkasına yaslandı. Artık bacak bacak üstüne atmaktan vazgeçmişti. Onun yerine, bacakları hafifçe aralık oturuyordu adamların karşısında.
Yine üçünün de gözü üzerindeydi ve Esra ablanın bundan tanımlanamaz bir haz aldığı belliydi. Ama sanki kontrolünü elinden kaçırmış gibiydi, adamların bakışlarından tahrik oldukça bacakları biraz daha aralanıyordu.
Sonunda, yine küçük külotlu amını göstermeye başladı adamlara. Üstelik şimdi şişmiş ve sulanmıştı da amı…
Adamların fısıldayarak aralarında konuştuğunu duyuyordum, ama konunun Esra abla olabileceğinden başka bir tahmin yürütemiyordum. Esra ablanın ise artık yalnızca ayak parmaklarının uçları değiyordu yere. Dizleri, elinde değilmiş gibi hareket etmeye, ritmik hareketlerle hafif hafif açılıp kapanmaya başlamıştı.
İşin sonunun nereye varacağı belli olmuştu, bunu düşünmek de kafamda o ezbere bildiğim sahnelerin dönmesini sağlıyordu. Bu durumdan ben de zevk alıyordum ve bundan şikayetçi değildim.
Ama benim orada olmam adamları mahvetmişti. İçlerinde en kötü durumda olan, sol başta oturan Suat idi. Pantolonun önünü saklayabilmek için sürekli çaba harcıyor, öne doğru eğilip, dirseklerini dizlerine dayıyordu. Diğerlerinin durumu da pek farklı değildi. Bütün bunları görmek de ayrıca tahrik edici geliyordu bana…
Esra ablanın durumu da iyi değildi, ateş basmış bir hali vardı. Memelerinin uçları da sertleşmiş, ince kumaşın altından birer zeytin tanesi gibi görünmeye başlamışlardı.
Esra abla kendini olup bitenlere öylesine kaptırmıştı ki, içeride uyuyan bebenin ağlamasıyla kendine zar zor geldi. Yerinden kalkarken elbisesinin eteğini biraz daha açmaya dikkat etti. Sonra kendisini dikkatle süzen gözleri üstünde hissederek, ince ipek elbisenin eteklerini uçura uçura, götünü kıvırta kıvırta, içeriye bebeğinin yanına gitti.
O gidince ortam biraz sakinleşmişti. Adamlar bana Esra ablanın neyi olduğumu falan sordular. Hepsinin de aklında Esra ablayı evire çevire sikmek olduğundan emindim.
Ben de işleri biraz hızlandırmak adına, uykumun geldiğini söyleyip müsaade istedim ve kalktım. Esra ablanın yanına uğradım, yatağa uzanmış halde bebeğini emziriyordu. Eliyle yanına çağırıp, yalvaran gözlerle,
“Burda kalıp bebelere bakar mısın?” dedi. Aslında bunu sormakla, adamlarla sikişmek istediğini ifade ediyordu resmen. Kabul ettim. Sıkı sıkı tembihledi,
“Eğer uyanırsa küçük olan, ağzına emziğini ver. Büyüğü sabaha kadar uyur zaten!” deyip seke seke salonun yolunu tuttu.
Bebeler uyuyordu. Ben de biraz sonra onları gizlice izlemek için koridorda yerimi aldım. Kafamı salona uzattığımda, Arif denen adamın önünde domalmış olan Esra ablayı gördüm. Arif pençe gibi elleriyle Esra ablanın götünün yuvarlaklarını avuçluyordu.
Az sonra Arif sikini çıkarıp amının dudaklarına değdirdiğinde Esra abla bu temasla zevkten titredi. Sonra götünü biraz daha havaya kaldırıp iyice öne eğildi ve beklemeye başladı.
Arif tek bir hareketle Esra ablanın külodunu tutup kopardı ve heyecanla, titreye titreye bekleyen amına sikini dibine kadar bir anda soktu. Esra abla neredeyse çığlığa benzeyen bir inlemeyle koyverdi kendini. Amı bir anda dolmuştu. Arif’in taşakları o kadar büyüktü ki, siki de kocaman bir şey olmalıydı.
Esra abla gözlerini kapatıp kendini artık amına girip çıkmaya başlayan sike bıraktı. Arif ise var gücüyle yükleniyordu Esra ablaya, elleri beline kaymış, sikini ucuna kadar çıkarıp tekrar sertçe dipliyordu. Taşaklarının Esra ablanın amına çarpınca çıkardığı sesler yankılanıyordu salonda…
Diğer ikisi ise şimdilik sadece çıkardıkları siklerini okşayıp izliyordu. Bu zevk darbelerine daha fazla direnemeyen Esra abla titreyip kasılmaya başladı.
Arif hiç oralı olmadan daha da hızlı gidip gelmeye başlamıştı. Torba gibi sarkan, hareket ettikçe sallanan ve her geçirişinde kaymak gibi amına yapışan kocaman taşakları vardı.
Esra abla birden elini arkaya uzatıp adamın taşaklarını avuçladı. O anda Arif’in vücudu birden kasılıverdi ve son kez dibine kadar sokup dölleri fışkırtmaya başladı. Esra abla şimdi daha yoğun titriyor, zevk feryatlarıyla homurtular çıkaran Arif’e eşlik ediyordu. Arif Esra ablanın üstüne yığılıp kaldı.
Biraz sonra yavaş yavaş kendine geldiklerinde, Suat ve Okan da ayaklanıp Esra ablanın yanına geldiler. Arif kendini koltuğa zevk sarhoşluğu içinde bıraktı.
Diğer ikisiyse çoktan çırılçıplak soyunmuş, Esra ablanın memelerini ve götünü okşuyor, dudaklarına öpücükler konduruyorlardı. Bu arada Suat, Esra ablanın üstündeki tek giysiyi tuttuğu gibi yırtarcasına çıkarttı. Artık hepsi de çırılçıplaktı.
İki erkeğin birden her yerini mıncıklamasına kendini bırakmıştı Esra abla. Okan sırım gibi, kaslı bir erkekti. Siki de epeyce uzun ve tüm vücudu gibi koyu renkteydi. Siki, bir yay gibi, göbeğine doğru kıvrılmış duruyordu. Sikinin başı kocamandı.
Suat’ın siki de en az Okan’ınki kadar uzundu, üstelik çok daha kalındı. Esra abla ellerini iki yanına uzatıp, sikleri sımsıkı kavradı. Suat memelerini yalamaya başlamış, Okan da kocaman açtığı ağzını Esra ablanın dudaklarına yapıştırıp emmeye girişmişti.
Sağ memesi Suat’ın bir vantuz gibi emen ağzının içinde neredeyse kaybolmuştu. Dudakları, Okan’ın ağzının içine hapsolmuştu ve deli gibi öpüşüyorlardı. Aynı anda da iki elindeki sikleri okşuyordu.
Okan daha fazla dayanamadı, Esra ablayı önünde domaltıp amının dibine kadar geçiriverdi. Esra abla buna zevk iniltisiyle karşılık verdi. O güzel götünü adama daha da ittirip bir dansöz gibi kıvırıyor, amındaki sikin keyfini çıkarıyordu.
Suat da ön tarafa dikildi ve önünde sallanan koca sikini Esra ablanın dudaklarına değdirdi. Esra abla ağzını açıp hırsla emmeye başladı.
Arkasındaki Okan ise sikini seri bir şekilde sokup çıkarmaya başlamıştı. Önceleri yavaştı hareketleri, ama giderek hızlanmış, sonunda tıpkı bir piston gibi sikmeye başlamıştı. Suat da neredeyse aynı hırsla Esra ablayı ağzından sikiyordu şimdi…
İki sikin arasında mahvolmuştu Esra abla. Sikilmenin zevkini iliklerine kadar hissediyor, evin içinde zevk feryatları yankılanıyordu. Okan bir elini Esra ablanın belinden çekip parmağını göt deliğine bastırarak,
“Oohh, oruspu, senin bu götünü de sikeceğim!” diyerek amını hızla sikmeye devam ediyordu. Ağzını sikmekte olan Suat’ın hareketleri daha da hızlanmış, ağzından zevk iniltileri çıkarır olmuştu, sanırım boşalmaya yakındı.
Okan’ın hali de ondan farklı değildi, boşalmamak için kendini kastığı, bütün kaslarının gerildiği belli oluyordu. Var gücüyle Esra ablanın amına yükleniyor, amının dibine ulaşmaya çalışıyordu.
Okan daha fazla dayanamadı ve büyük bir homurtuyla son bir kez dibine kadar geçirdi ve titreyerek döllerini Esra ablanın amına akıtmaya başladı. Aynı anda Esra abla da kasılıp orgazm olmaya başladı. Suat ise sikini gırtlağına kadar sokmuş ve o da boşalıyordu.
Müthiş bir manzaraydı gerçekten. Zevkten seyiren, terlemiş, kızarmış bedenleri insanı çileden çıkarıyordu. Esra abla o zevk sarhoşluğu ile ağzındaki sike bir vantuz gibi yapışmış, iştahla emiyor, Suat’ın döllerini yutuyordu. Yarı baygın yığılıp kalana kadar da emdi, emdi, emdi.
Şimdi Arif hariç hepsi halının üstünde sere serpe uzanmıştı. Herkes çıplaktı. Acaba gidecekler miydi artık?
Bunun cevabı için çok beklememe gerek kalmadı. Esra abla uzun zamandır doğru dürüst sikilmemişti ve anlaşılan bu sikiş yeterli gelmemişti, elini amına atıp okşamaya başladı. Kelimenin tam anlamıyla vıcık vıcıktı amı. Adamların dölleri kendi am sularına karışmış ve sadece amını değil, tüm bacak arasını sırılsıklam ve kaygan bir hale getirmişti.
Esra abla, yanında uzanan Suat’ın sikini tuttuğunda yeni bir ateşi yakmıştı. Parmaklarını sikin çevresine dolayıp sıvazladı birkaç kez. Çok geçmeden de yine o eski halini almıştı elindeki sik.
Onları izleyen Arif’le Okan’ın da sikleri kazık gibi olmuştu tekrar, kocaman, kapkara ve kalın iki sik. Esra ablanın parmakları Suat’ın sikinde durmadan hareket ediyor, en dibinden şişmiş başına kadar her yerinde geziniyordu.
Suat birden Esra ablayı sırtı kendine gelecek şekilde kucağına çekti. Esra abla da ayaklarını Suat’ın bacaklarının iki yanında yere dayayıp kendini dengelemeye çalıştı. O uzun sik yarıya kadar içine kaymıştı bile.
Ama Esra abla zorlanıyordu, yüzü gerilmişti. Çok geçmeden sebebini anladım, Suat o koca siki Esra ablanın götüne sokuyordu. Ama yarısını anca sokabilmişti. Esra abla gözlerini kapayıp başını öne eğdi, ellerini Suat’ın dizlerine dayadı ve yavaş yavaş sikin üstüne oturmaya başladı. Suat’ın haşmetli siki ağır ağır gözden kaybolurken Esra abla acele ediyor, bir an önce o koca sikin tamamını götüne almaya çabalıyordu.
Sonunda götü Suat’ın sikini tamamen aldı ve ağzından küçük zevk çığlığı kaçırarak zaferini kutladı Esra abla. Biraz hareketsiz kaldıktan sonra götü hareketlendi. Şimdi Esra abla götündeki sikin üstünde çılgın bir dansa başlamıştı sanki. Götü yukarı aşağı, sağa sola, ileri geri, her yöne hareket ediyordu.
Götü Suat’ın sikini sımsıkı kavramış, adeta sağıyordu. Gözleri halen kapalıydı, zevkten kendini kaybetmişti sanki. Götünü her yukarı kaldırışında, o upuzun sik nededeyse ucuna kadar çıkıyordu götünden, sonra hırsla geri oturuyor, yeniden köküne kadar içine alıyordu…
Daha fazla dayanamayan Arif ve Suat iki yandan gelip Esra ablanın önünde ayakta durdular. Kapkara, koskocaman sikleri neredeyse birbirine değiyordu. Esra abla ağzını aralayıp dilini dışarıya çıkardı ve siklerin o mantar gibi şişip morarmış başlarını yaladı. Sonra da değiştire değiştire emmeye başladı sikleri…
Arif Esra ablayı omuzlarından tutup hafifçe geriye doğru itti. Esra ablanın elleri şimdi arkasında, Suat’in omuzları hizasında yere dayanmıştı. Bacakları alabildiğine açık, Suat’ın siki dibine kadar götündeydi. Esra ablanın sikilmekten kızarmış amı, açık bir ağız gibi duruyordu. Zevkten buğulanmıştı Esra ablanın gözleri…
Arif, Esra ablanın bacaklarının arasına yerleşti. O kocaman sik amının dudakları arasına girdiğinde, elektrik çarpmış gibi titredi Esra ablanın tüm vücudu. Sonra tek bir harekette dibine kadar soktu Arif…
Neredeyse aynı anda Okan da yandan sokulup Esra ablanın başını çevirmiş ve sikini ağzına sokuvermişti bir anda. Şimdi adamların üçü birden hareket halindeydiler. Üçü birden sikiyordu Esra ablayı. Aynı anda amından, götünden ve ağzından sikiliyordu Esra abla. Üç koca sikli adamın arasında vahşice sikiliyordu.
Suat ve Arif birlikte bir ritim tutturmuşlar ve Esra ablanın amını ve götünü sırayla sikiyorlardı. Ağzındaki sikten dolayı boğuk iniltiler çıkaran Esra ablaysa yarı baygın ve bulutların üzerinde gibi bir haldeydi.
Ben onları izlerken zaman algımı yitirmiştim, benimle birlikte onlar da dünyayla bağını koparmış, hırsla sikişiyorlardı. Derken Esra abla daha önce hiç görmediğim bir kasılmayla büyük bir çığlık attı. Amını sikmekte olan Arif’e sıkıca sarıldı. Vücudu kasılıyor, elektrik çarpmış gibi titriyordu. Amı eminin Arif’in sikini içinde sağıyordu.
Haksız olmadığımı, bu duruma daha fazla dayanamayan Arif’in Esra ablanın üzerine kapanıp boşalmaya başladığında anladım. Adeta böğürerek birbiri ardında salvolarla boşalıyordu. Bu durum, Esra ablanın götünü sikmekte olan Suat’ın da patlayıp döllerini Esra ablanın minik götüne akıtmasına yetmişti.
O anda 31 çekmekte olan Okan ise tek vücut olmuş bu üç kişinin üzerine akıtmaya başlamıştı döllerini. Gerçekten inanılmaz bir manzaraydı.
Tam o sırada içeriden bebeğin ağlama sesi yükseldi. Ben hemen sessiz adımlarla odaya geçip Esra ablanın tembihlediği gibi emziğini verdim. Bebek susup tekrar uyumaya başladı. Biraz sonra da çırılçıplak halde Esra abla bebeğe bakmaya geldi.
Sikilmekten kızarmış vücudunun her yeri ter ve zevk sıvılarıyla doluydu, amından ve götünden erkeklerinin dölleri süzülüyordu, yüzü ve vücudu yumuşamış, yüzünde anlamsız bir tebessüm vardı. Kısık sesle,
“Uyudu mu tekrar?” diye sordu. Başımla onayladım ve ben de kısık sesle,
“Gittiler mi?” diye sordum. Çok absürt bir durumdu gerçekten, Esra abla karşımda çırılçıplaktı ve az önce üç erkek tarafından vahşice sikilmişti, ben de izlemiştim. Gözlerini kaydırarak,
“Banyoya girdiler, ben de yanlarına gidiyorum şimdi!” dedi ve suratında yine o anlamsız tebessümle başımı okşadı.
Saçlarımdan tutup hırpalanmış öpülmekten şişmiş etli dudaklarıyla dudağımdan öptü beni, öpüştük. Sonra da güzel götünü kıvırta kıvırta erkeklerinin yanına gitti.
Bir süre sonra banyodan Esra ablanın zevk feryatları ve erkeklerin homurtuları yükselmeye başladı. Onların sikiş seslerini dinlerken, acaba bir gün ben de Esra ablayı sikebilir miyim düşünceleri içerisinde otuzbir çekerek uyudum.
Sabah erkenden uyandığımda evin içinde büyük bir sessizlik hakimdi. Usul adımlarla gidip salona baktım, ama kimse yoktu. Yavaşça Esra ablanın yatak odasının kapısını araladığımda aradığımı bulmuştum.
Esra abla ve üç erkek çırılçıplak halde birbirlerine sarılmış vaziyette mışıl mışıl uyuyorlardı. Odada buram buram seks kokusu vardı, demek ki banyodan sonra yatak odasında devam etmişlerdi.
Herkes uyandığında, adamlar kahvaltı falan yapmadan gittiler. Ama Esra abla, akşam mesaiden sonra tekrar geleceklerini söyledi. Nitekim geldiler de… Babam gelene kadar o haftayı sikişerek tamamladılar.
Esra abla o gece benim de durumdan haberdar olduğumu anlatıp erkeklerinin tamamen rahat etmelerini sağlamıştı. Esra abla artık o üç gece boyunca evde ince şeffaf bir sabahlıktan başka birşey giymez olmuştu. Erkeklerse sadece boxer ile dolaşıyordu.
Ne zaman yanlarına gitsem, Esra ablayı evin farklı yerlerinde domaltılmış sikilirken, bir erkek bedeninin altında inim inim inlerken, duvara dayanmış amına pompalanırken, ya da birisinin kucağında, mutfakta veya banyoda, iki ya da üç erkekle sikişir bulabiliyordum.
Gece boyunca zevk feryatları bütün evi kaplıyordu. Adamları tekrar giyinik görmek için pazar sabahına kadar beklemem gerekti.
Esra abla babam gelesiye kadar kadınlığını doyasıya yaşamıştı. Ben ise artık sevgili Esra ablanın sırdaşı olmuştum 🙂
Evde bakım başladıktan iki ay sonra Mehmet amca yeniden ayaklanmıştı. Tabii bu durum Esra ablanın sikicilerinin ayaklarının kesilmesini sağlamıştı.
Hasta kontrolü adı altında sürekli Esra ablayı sikmeye gelen sikicileri artık gelemez olmuş, Sadık öğretmenin ise tayini çıkınca uzak bir şehre gitmişti. Babamsa işten güçten köye çok nadir uğrar olmuştu. Dediklerine göre babam kumar oynamaya da başlamıştı.
Ben ise Esra ablanın o güzel vücudundan asla gözümü alamıyordum. Bir punduna getirip Esra ablayı sikmek, o amının tadına ben de bakmak istiyordum. Ama Esra abla beni hiç umursamıyordu.
Babam ise borçlarından dolayı bizim evi yine kiraya vermeyi kafaya koymuştu, ama kimseyi bulamadı. Sonunda çok da istemeyerek köye gelen sezonluk inşaat işçilerine kiraya verdi. Mehmet amca bu duruma başta biraz itiraz etse de, işçiler yaz boyunca boş kaldıkça evin çatısını ücretsiz olarak onarmayı teklif edince kabul etmişti.
Üç kişilerdi. Boran abi ve Fikret abi yirmili yaşların ortasında idiler. Usta ise Fazlı amcaydı ve kırklı yaşlardaydı. Üçü de yıllarca inşaatlarda çalışmaktan sırım gibi gibiydiler, kaslı ve geniş vücutları vardı. Akşamları işten gelince yemekten sonra Mehmet amcanın çatısını söküyorlardı.
Zamanla samimi oldular bizimkilerle… Önce beraber çay içerken, artık akşam yemeğini de birlikte yemeye başlamıştık. Esra abla ise ciğer görmüş kedi gibiydi. Yine o orospuluk halleri üzerindeydi.
Sesli ve uzun kahkahalar atıyor, gidip geldikçe dar eteğinin altında çalkalanan götü, başında toplu duran eşarbının kapatmadığı boynundan eğildikçe gözüken o büyük göğüsleri adamları deli ediyordu.
Ama adamlarda günlerdir bir hareket olmamıştı, sanırım Mehmet amcadan çekiniyorlardı. Mehmet amcaysa Esra ablayı sıkı sıkı tembihliyor, adamların başımıza bela olabileceğini söylüyordu. Ama Esra abla kocasının öğütlerini dinlemek şöyle dursun, adamların ilgisini çekemedikçe daha da deliriyordu.
Nihayet Esra ablanın dört gözle beklediği gün, yani Mehmet amcanın rutin kontrol için hastaneye yatma vakti gelmişti. Şehirdeyken babam göz kulak olacaktı Mehmet amcaya… Ben Esra abla ve çocuklarla kalacaktım.
Mehmet amca olacakları bilerek istemeye istemeye mecburen orospu karısını adamların içinde bırakıp gidecekti. Gitmeden de beni göz kulak olmam için sıkı sıkı tembihledi, sanki Esra ablanın sikilmesine mani olabilecekmişim gibi.
Sabah Mehmet amcayı uğurlarken Esra ablanın yüzünde güller açıyordu. Mehmet amcayı gönderir göndermez çocukları bana bırakıp kendini akşam için sikicilerine hazırlamaya başlamıştı bile…
Önce güzel bir banyo yaptı, saatlerce banyoda kalmıştı. Artık beni hiç umursadığı yoktu ki, banyodan çırılçıplak çıktı. Sadece saçlarını kurulamak için elinde küçük bir havlu vardı. Sikim kazık gibi olmuştu.
Çıplak vücudu parlıyordu adeta, amındaki ve koltuk altlarındaki bütün kılları yok etmiş, her yerini kaymak gibi yapmıştı. Saçlarını kuruladıktan sonra eline gül kokulu vücut losyonu gibi birşey aldı, memelerine sürdü, çok güzel kokuyordu.
Onu hayran gözlerle izlediğimi fark edince beni yanına çağırdı ve vücut losyonunu bana verip sırtını döndü. Omuzlarına, sırtına ve beline o güzel kokulu losyonu sürüyordum. Esra ablanın bu akşam için sikicilerine hazırlanmasına yardım ediyordum resmen…
Akşam işçiler geldiğinde Esra abla bir içim su olmuştu. Hafif bir makyaj ve ince, içi gözüken bir tayt giymişti, üzerine de beyaz, göğüs bölgesi bol bir penye giymişti. Altında sütyen de yoktu, külot da yoktu. Boncuk boncuk duran meme uçları ve etli am dudakları ile kabarmış amı kabak gibi belli oluyordu. Başında ise evdeyken giydiği renkli bonelerden vardı.
Esra abla artık o alıştığım ve her sikicisine yaptığı, adeta çiftleşme dönemi gelmiş dişi bir hayvan gibi, işçilere her yerini sergileye sergileye güzel bir akşam yemeği masası hazırladı. Yemekten sonra işçiler Mehmet amcanın çatısında çalışmak için müsade isteyince, Esra abla kırıtarak,
“Fazlı abi bugün boşverin çalışmayı, salona geçin oturun, ben size güzel bir çilingir sofrası hazırlayayım!” dedi.
Onların zaten canına minnetti, Boran abiyle Fikret abi de bu teklife epey sevinmişti.
Biraz sonra Esra abla birbirinden güzel mezeler ve Mehmet amcanın yerini bile unuttuğu rakısıyla donatmıştı sofrayı…
Alkol adamların üzerinde Esra ablanın istediği etkiyi sağlamıştı. Önlerindeki çadırları her geçen dakika daha da belirginleşiyordu, gözleri sürekli Esra ablanın üzerindeydi.
Esra ablaysa sürekli bir bahane bulup götünü kıvırta kıvırta mutfağa gidiyor, adamlara güzel bir şov sunuyordu. Geri gelince ise kah adamların önlerinde eğilip iri göğüslerini uçlarına kadar izletiyor, kah dizlerini bükmeden domalıp ince taytın altındaki istekle kabarmış külotsuz amını sergiliyordu.
Tayt o kadar inceydi ki, sanki külotlu çorap giymiş izlenimi veriyordu, amının en ince kıvrımlarına kadar çok rahat bir şekilde belli oluyordu. Bu durum adamları daha da azdırıyor, ara sıra ağızlarından istemsiz iniltiler kaçıyordu.
Vakit ilerledikçe odadaki şehvet yüklü koku herkesi ele geçirmiş, adamların gözleri sinirden kızarmış, yerlerinde duramaz olmuşlardı. Pantolonları artık onları rahatsız ediyor, siklerini özgürlüğe kavuşturmak ister bir halleri vardı.
Esra abla da ipin ucunu çoktan kaçırmıştı, eminim amı sırılsıklam olmuştu. Kolumdan tutup beni bir köşeye çekti ve uyuklayan çocukları da alıp odaya gitmemi söyledi. Dediğini yapıp çocukları odaya götürdüm ve yatırdım. Sonra kapı eşiğindeki yerimi aldım.
O babamla başlayıp birçok erkekle devam eden ve başrolde sevgili Esra ablanın olduğu, benim de zevkin doruklarına çıkmamı sağlayan hoyratça sikişme sahnelerini özlemiştim. Ama içeriye bakabildiğimde, adamların,
“Yenge biz kalkalım artık!” dediğini duydum. Esra abla hemen olaya el atıp,
“Aaaa, hiç bir yere bırakmam, daha tatlımdan ikram edeceğim size, hele bir tatlımın tadına bakın, müptelası olacaksınız!” diyerek adamları yerlerine
oturttu…
Biraz sonra çikolatalı puding türünde tatlıları sırasıyla adamlara kırıta kırıta dağıttı. Boran abi iştahla tatlıyı yerken Esra ablanın hünerlerine methiyeler diziyordu ki, birden,
“Tüh ya! Görüyor musun, üzerime döküldü!” dedi. Tam da pantolonun önüne, sikinin kurduğu çadırın üzerine dökülmüştü. Esra abla,
“Bir şey olmaz, ben silerim şimdi!” diyerek kıvırta kıvırta gidip mutfaktan ıslak bez alıp geldi. Boran abinin tam önüne eğilip çadırının üzerine dökülmüş çikolatayı parmağıyla alıp, yanda oturan Fikret abinin gözünün içine baka baka parmağını yaladı. Ardından kabarmış çadırı bezle silip,
“Ay temiz olmadı bu, sen pantolonu çıkar, ben yıkarım hemen!” dedi. Boran abi sinsi bir tebessümle birden ayağa kalkıp pantolonu çıkardı. Kalkmış siki boxeri yırtacak gibi duruyordu. Esra abla dudaklarını ısırarak,
“Küloduna da geçmiş leke, istersen onu da çıkar!” diye mırıldandı. Boran abi bir çırpıda onu da çıkarınca özgürlüğüne kavuşan heybetli siki tüm ihtişamıyla Esra ablanın burnunun dibinde dikildi.
Esra abla yutkunarak elini yavaşça uzatıp kavradı siki. Biraz sıvazladıktan sonra dudaklarını yaklaştırıp bir öpücük kondurdu sikin mantarı andıran başına ve film orda koptu, sikin başını ağzına alıp emmeye başladı.
Boran abi gözlerini kapatıp Esra ablanın başına attığı eli ile kafasını daha da bastırdı. Esra abla iştahla yalıyor, şapurtu sesleri geliyordu sürekli. Arada taşaklarını da yokluyor, sırayla öpücükler konduruyordu taşaklarına.
Boran abi daha fazla dayanamadı ve koltuğa oturup Esra ablayı da elinden tutup kucağına çekti. Esra abla adamın dudaklarına iştahla yapıştı ve çok istekli öpüşmeye başladılar. Şapurtu sesleri salonda yankılanıyordu.
Biraz sonra Boran abi kendi üzerindeki tek kıyafet olan tişörtünü de çıkarıp tamamen çıplak kaldı. Ardından bir çırpıda Esra ablayı ayağa kaldırıp onun üzerindekileri de çıkardı.
Esra abla da çırılçıplak kalmıştı. Amından bacaklarına sızmış sular salonun ışığında parlıyordu. Boran abinin siki baya büyük ve heybetli duruyordu, morarmış sikinin başında beliren minik zevk sıvıları vardı.
Esra ablayı yere halının üzerine sırt üstü uzatıp altına aldı ve amına hizaladığı yarağıyla var gücüyle abandı. Esra abladan bir çığlık yükseldi,
“Yavaş, yavaş!” diye yalvarıyordu adamın altında. Boran abiyse hiç umursamıyor, koca yarağın kalan kısmını da amına yerleştirmeye çabalıyordu.O sırada çocukların odasından ses gelir gibi oldu ve ben kontrol etmek için odaya girdim. Büyük çocuk annesinin çığlık sesine uyanmıştı,
“Annem niye bağırıyor?” diye sordu. Ben de,
“Birşey yok, annenin beli ağrımış da ondan bağırdı, yat uyu hadi!” dedim. Halen Esra ablanın kesik kesik inleme sesleri geliyordu. Neyse ki çocuk geri hemen uyudu.
Ben de yerime döndüğümde Boran abi Esra ablanın bacaklarını omzuna almış, altında iki büklüm olmuş Esra ablaya o koca yarağı köküne kadar sokup çıkarıyordu. Esra ablaysa kendinden geçmiş gibiydi, inlemekten sesi kısılmış vaziyetteydi ve gözleri kaymıştı.
Diğer ikisi ise olaya hiç karışmıyor, sanki aralarında anlaşmışlar gibi çıkardıkları siklerini sıvazlayarak sıralarını bekliyordu. Boran abi Esra ablayı domaltıp arkadan yeniden amını sikmeye başladı.
Esra ablaysa yarak her geri çekildiğinde götünü arkaya veriyor, yarağı geri amının içine istiyordu. Çıkan ‘Şlap, şalap, şlap!’ sesleriyle birlikte Esra ablanın feryatları yine yükselmeye başlamıştı. Boran abi ise,
“Iııhh, ooohhh!” haricinde başka birşey demiyor, Esra ablanın amına makine gibi girip çıkmaya devam ediyordu…
Bir süre sonra Boran abi birden Esra ablanın amından çıkıverdi. İkisi de nefes nefeseydi. Boran abinin kalın esmer siki Esra ablanın am sularıyla ıslanmış, parlıyor, etrafındaki damarlar belli oluyordu, başı işe mosmor olmuştu.
Esra ablayı tekrar sırt üstü yatırdı ve yarağını amına tek hamlede dibine kadar geçirdi. Esra abladan yine derin bir inleme sesi yükseldi. Esra abla da adım adım orgazm olmaya yaklaşıyordu, vücudu yine terden ve sikilmekten kızarmıştı. Boran abi hiç olmadığı kadar hızlanmış, ağzından küçük homurtular kaçırıyordu.
Esra abla daha fazla dayanamadı ve bütün vücudunu elektrik çarpmış gibi titreyip kasılmaya başladı. Üzerinde gidip gelmekte olan Boran abiye var gücüyle sarılıp onu içine hapsetmeye çalışıyordu.
Zaten kendini kasarak boşalmasını geciktirmeye çabalayan Boran abi de daha fazla dayanamadı ve son bir kez dibine kadar geçirip sarsılmaya, naralar eşliğinde Esra ablanın amının derinliklerine döllerini boşaltmaya başladı. Esra abla kolları ve bacaklarıyla sarıp sarmaladığı adamın altında zevkle inliyor, amının içindeki yarağı resmen sağıyordu.
Boran abi bir iki dakika boyunca kasılıp homurdanarak tüm döllerini Esra ablanın amının derinlerine bıraktı. Biraz öylece bekledikten sonra Boran abi doğrulup yumuşamaya başlamış sikini Esra ablanın kenarlarından döllerinin süzüldüğü amından ‘Flop!’ diye çekip çıkardı. Esra ablanın vücudu halen kesik kesik seyiriyordu…
Bu arada Fazlı amca ve Fikret abi de çoktan soyunmuş ve Esra ablanın etrafını sarmışlardı. Fikret abinin sikinin etrafı kıllarla kaplıydı, taşakları kıldan gözükmüyordu.
Gerçi üçünün siki de kıllıydı, ama Fikret abinin kılları özenle bıraktığı belliydi. Koca sik, ormandaki bodur otların arasından fırlayan kalın bir ağaca benziyordu.
Boran abiden boşalan yeri Fikret abi hızlıca aldı. Sikilmekten vıcık vıcık olmuş Esra ablanın amının etrafında yarağını gezdiriyor, dışarıya taşmış dölleri önce bir güzel sikine buluyor, sonra da bütün apış arasına yayıyordu.
Biraz sonra hedefini bulmuş, yarağının başını amının girişine hizalamıştı. Belini yavaşça indirerek yarağını milim milim Esra ablanın amını gere gere yerleştirdi ve ritmik bir şekilde sokup çıkarmaya başladı.
Odadaki sessizlik yerini yeniden Esra ablanın zevk çığlıklarına ve Fikret abinin iniltilerine bırakmıştı. Fazlı amca da Esra ablanın baş ucuna gelmiş, dizlerinin üstünde doğrulmuştu. Hatırı sayılır büyüklükteki sikini dibinden tutmuş, Esra ablanın yüzünün önünde sallıyor, sikiyle zaman zaman gözlerine, burnuna, yanaklarına hafif hafif vuruyordu.
Esra abla ise ağzını açmış ağzına almayı bekliyordu. Fazlı amca sikinin başını dudaklarının arasına soktuğunda da Esra abla hırsla emmeye başladı. Bu kadın her erkeği mutlu etmeyi biliyordu. Fazlı amca gözleri kısık bir halde kendini Esra ablanın hamarat ağzına ve diline bırakmıştı.
Fikret abinin vücudu ise ter içindeydi, amını sikerken Esra ablanın göğüslerini okşuyor, göğüs uçlarına öpücükler konduruyordu. Kasıkları ise bir bataklığa dönmüştü.
Boran abinin dölleri, Esra ablanın ve Fikret abinin zevk sıvıları ve teriyle birleşmiş, ‘Şlap, şlap, şlap!’ sesler geliyordu. Kıllı taşakları tamamen su içinde kalmıştı, her geriye çekilişinde birkaç damla etrafa yayılıyordu.
Fikret abi her seferinde hırsla dibine kadar geçirip bir iki saniye duruyor, sonra yeniden hızla çekip bütün gücüyle yükleniyordu.
Esra abla yine zirveye ulaşmak üzereydi, ağzındaki Fazlı amcanın sikini bir mengene gibi kapmıştı, boğuklaşan iniltileri sıklaşmıştı. Siki emerken taşaklarını da avuçlaması, Fazlı amcanın derin bir iniltiyle birlikte döllerini Esra ablanın ağzına boşaltmasına sebep oldu.
Büyük bir iştahla bütün dölleri midesine indirdi Esra abla. Fazlı amca son kez inmeye başlayan, ama halen heybetli duran sikiyle Esra ablanın kızarmış yanağına bir şaplak attı ve mutlu bir yüz ifadesiyle geri cekildi.
Bunu fırsat bilen Fikret abiyse Esra ablanın bacaklarını omzuna aldı, Esra ablayı tamamen altına alıp hızlı hızlı sikmeye başladı.
Sikilmekten ve terden kıpkırmızı olmuştu Esra ablanın amı ve bu ritme daha fazla dayanamadı, büyük bir çığlık atarak daha önce hiç görmediğim şekilde kasıldı. Bacakları titriyordu. Fikret abiyi de hışımla üzerinden itti.
Müthiş bir manzaraydı, zevkten kendinden geçmiş, bütün vücudu zangır zangır titriyordu.
Büyük bir ihtişamla orgazm olan Esra abla ve onu sikmekten nefes nefese kalmış, sinirden kızarmış teni ve gözleriyle onu izleyen Fikret abi. Pornolara taş çıkartır bir manzaraydı.
Müthiş bir manzaraydı. Esra abla zevkten kendinden geçmiş, bütün vücudu zangır zangır titriyordu.
Büyük bir ihtişamla orgazm olan Esra abla ve onu sikmekten nefes nefese kalmış, sinirden kızarmış teni ve gözleriyle onu izleyen Fikret abi. Pornolara taş çıkartır bir manzaraydı.
Biraz sonra Esra abla sakinleşmişti. Fikret abi ellerinden tutup kendi üzerine çekti ve bir kule gibi dikilmiş sikinin üzerine oturttu Esra ablayı. Hiç zorlanmadan dibine kadar almıştı Esra abla…
Fikret abi iyice gerilen kasları ve artık kasıklarına ağrı veren döl yükü sebebiyle, alttan hırsla amına pompalıyor ve belini sıkıca tuttup sabitlediği Esra ablanın hareket etmesine izin vermiyordu.
Koca sik köküne kadar amına girip çıkıyor, kıllarla kaplı taşakları Esra ablanın götünün küçük deliğine değiyordu. Bu durum Esra ablayı sanki daha bir tahrik ediyordu. Kısık bir sesle,
“Dayan lütfen, seninle birlikte tekrar gelmek istiyorum. Ooooh… Aaaah….” diyerek Fikret abiyi gazlıyordu. Fikret abi de,
“Orospuuu! Fındık gibi amcığını döl ile dolduracağım!” diyerek karşılık verdi. Üzerinden kaldırdı ve karnının altına kanepenin yastıklarını koyup Esra ablayı üzerine domalttı. Bu pozisyonda kabak gibi açılmıştı amı…
Fikret abi yaklaşıp koca sikinin başıyla biraz ileri geri yaptı ve zevkten istekle açılıp kapanan amının girişine hizalayıp yeniden yüklendi. Kendisini de Esra ablanın üzerine bırakarak, yavaş ve ritimli bir şekilde girip çıkıyordu. Sanırım fikret abi Esra ablanın isteğini yerine getirip onunla birlikte boşalmak istiyordu.
Kaslı erkek bedeninin altında zevk sarhoşu olmuş Esra ablaysa yavaş ritimle ezile ezile sikiliyor, amına girip çıkan sikin tadını çıkarıyordu. Esra abla bazen kafasını yana döndürüp, yanağına ve omzuna öpücükler konduran Fikret abiyle ateşli bir şekilde öpüşüyordu.
Nerdeyse yarım saattir sikiyordu Fikret abi Esra ablayı… Yeniden artan bir ritme kendilerini kaptırmaya başladılar. Fikret abi gittikçe hızlanıyordu. Amının her dibine geçirişinde Esra ablanın götünün yanaklarını ezip hamur yoğuruyor gibi sağa sola gezdiriyordu vücudunu…
Bu sayede hem boşalmasını geciktiriyor, hem de Esra ablayı delirtiyordu. Nitekim bu zevk fırtınasına daha fazla dayanamayan Esra abla Fikret abiden güçlükle kurtardığı dudaklarıyla,
“Geliyorum, oooh, geliyorum erkeğimmmm!” diye inledi. Adeta freni patlamış kamyona dönüşen Fikret abi bütün gece beklediği ana ulaşmıştı. Hiç olmadığı kadar hızlanmış, deli gibi sikiyordu Esra ablanın amını. Çıkan sesler bahçeden bile duyulacak kadar yüksekti.
Esra abla da bütün kontrolünü kaybetmişti. Fikret abi yarağı amına gömdükçe Esra abladan yükselen feryatlar, zevk inlemeleri bütün evi dolaşıyordu. Nitekim vücudu şiddetle sarsılmaya başladı Esra ablanın, büyük bir çığlık attı sonunda.
Fikret abi de ayı gibi homurtular çıkarmaya başladı. Altında zevkten çırpınan kadına kenetlenmiş ve amının derinliklerine döllerini bırakıyordu artık. Alışık olduğumdan çok daha uzun sürdü bu manzara, Fikret abi dakikalarca kasılmış, daha önce hiç görmediğim kadar çok boşalmıştı.
Az sonra sakinleşip geri çekildiğinde taşaklarındaki kılların Esra ablanın amından taşan döllerle beyaza bulandığını fark ettim. Esra ablanın orgazm zevkinden titreyen amından halen Fikret abinin dölleri süzülüyordu.
Fikret abinin yüzü yumuşamış, rahatlamıştı, kendini geriye atıp sakinleşmeye çalışıyordu. Siki de yumuşamış, arada zevk titremeleri devam ediyor, kalan birkaç damla döl süzülüyordu.
Tam o sırada odadan küçük çocuğun ağlama sesi duyuldu. Onlar da duymuştu. Ben aceleyle odaya girdim ve çocuğun yeniden uyumasını sağladım. Ama Esra abla çocuğa bakmaya gelmemişti.
Az sonra dış kapının açılıp kapanma sesini duydum. Biraz bekleyip tekrar içeriye baktığımda, Esra abla halının üzerinde yalnız başına sırt üstü yattığını gördüm, gözleri kapalıydı. Banyodan da ses gelmiyordu, anlaşılan adamlar gitmişti.
Fırsat bu fırsat diyerek çırılçıplak soyundum ve kazık gibi olmuş sikimle yarı baygın yatan Esra ablanın yanına sokuldum. Oh, inanamıyordum. İlk kez bu şekilde yalnız kalıyorduk. İkimiz de çırılçıplak… Benim alet taş gibi sertleşmiş, o ise sikilmiş amcığı kızarmış, hırpalanmış.
Elimi uzatıp parmaklarımı çıplak bedeninde, meme uçlarında gezdirdim. Memelerini avuçladım. Spermle kaplı amcığında, klitorisinde gezindiğimde uyarıldı sanırım, gözlerini açtı. Beni ve çıplaklığımı fark edince gülümsedi. Sonra da amının üstünde duran elimi okşayarak,
“Beni sikmek mi istiyorsun sen de?” dedi. Üç tane erkeğin akıttığı döllerle vıcık vıcık olmuş amıyla oynuyordu bunu sorarken… Heyecanla
“Evet! Evet Esra abla… Hem de çok istiyorum…” dedim. Gülümseyerek,
“Bunu biliyorum zaten röntgenci piç…” dedi. Elini sikime götürüp sertliğimi okşadı, taşaklarımı tarttı. “Saklandığını görüyorum, beni sikişirken izlediğini… Ama önemli değil, hoşuma gidiyordu çünkü, daha çok tahrik oluyorum sen seyrederken…”
“Ohhh… Esra abla… Çok zevk alıyorum… Senin bütün erkeklerini seni sikerlerken seyrettim. Babamı, öğretmeni, evde bakımcıları, işçileri, hepsini… Ne olur, bir kerecik de ben sikeyim seni… Dayanamıyorum artık…” diye yalvardım kadına…
“Her sikiştiğimde beni izliyorsun değil mi? Sen de otuzbir çekiyorsun beni sikerlerken, her seferinde sen de boşalıyorsun… Baban sikerken bile röntgenledin bizi pezevenk çocuk… Tamam bebeğim… Artık işkence çektirmeyelim sana da… Hadi gel, sen de sik beni…”
Konuşurken hala amcığını okşuyordu. Elini yukarıya kaldırdı, parmaklarındaki ıslaklığı gösterip,
“Ama önce amcığımı yalayıp temizlemen lazım!” dedi ve bacaklarını ayırdı. “Dilinle yalayıp tertemiz yapacaksın amımı… Bunu yaparsan sikebilirsin beni, yoksa asla…”
Bu benim için gurur kırıcı bir şarttı. Gece boyu onu siken üç erkeğin boşalttığı döllerini yalatmak istiyordu bana… Ama kendimi kaybetmiştim, ne dese yapacaktım. Hiç itiraz edemedim ve saatlerdir sikilmekten vıcık vıcık olmuş, iki erkeğin dölleriyle dolu amına dudaklarımı dayadım ve yavaş yavaş yalamaya başladım.
Önce çekiniyor, midemin bulanmasından korkuyordum. Ama öyle olmadı. Hafif tuzlu, garip bir tat vardı, ama beklediğim kadar kötü değildi. Uzaktan gördüğümden de beter boşalmıştı Fikret abi… Biraz sonra kısık iniltiler çıkaran Esra abla,
“Dilini içime sok çocuk! Yala beni… Daha çok yala… Ohhh…” diye komut verdi. Dediğini yine ikiletmedim ve amının içine dilimi sokup çıkarmaya başladım. İçindeki döllerden dolayı ağzım, dilim, burnum, çenem ve yanaklarım ıslanmıştı.
Esra abla da iyiden iyiye havaya girmiş, bacaklarıyla başımı sıkıştırıyor, amına daha da bastırıyordu.
Sonunda sabırsızlanıp saçımdan tutarak üzerine çekti. Eliyle tuttuğu sikimi amına yerleştirdi. Hayatımda ilk defa am sikecektim. Hırsla yüklendim, var gücümle sikmeye başladım. Fakat amı o kadar bol ve kaygandı ki, fazla dayanamayıp çabucak boşaldım ve üzerinden kalktım. Esra ablanın hayal kırıklığıyla,
“Bu kadarcık mıydı?” demesi moralimi bozmuştu. Ayrıca onu siken erkeklerin dölleriyle dolu amını bana yalattırmış olması da gururumu kırmıştı, ama belli etmedim ve birşey söylemeden gidip uyudum.
Esra abla ertesi sabah erkenden yanıma gelip beni uyandırdı, ilçeye gidip eczaneden ‘Ertesi gün hapı’ almam için bana dil dökmeye başladı. İşte intikamımı alma fırsatı çıkmıştı.
“Tamam!” deyip dolmuşla ilçeye gittim. Ama eczaneye bile uğramadım, parkta gezdim dolaştım, öğleye doğru da köye geri döndüm. Eve geldiğimde çocukların bahçede oynadığını gördüm. Esra ablayı sorduğumda, Fazlı amcayla içeride çok önemli birşey konuştuklarını, içeri girmemelerini sıkı sıkı tembihlediğini söyledi büyük çocuk…
Bu kadın gerçekten tam bir orospuydu. Anlaşılan Fazlı amca da dün akşam sikemediği Esra ablanın hasretine daha fazla dayanamayıp işi diğerlerine bırakıp sikmeye gelmişti.
Çocuklara çaktırmadan evin arkasında bulunan ve genelde açık olan mutfak penceresinden içeri süzüldüm. Salonda kimse yoktu. Sessiz adımlarla Esra ablanın yatak odasına yanaştım. İçerden inleme sesleri geliyordu. Oda kapıları zaten eski olduğu için tam kapanmıyordu.
İçeriye baktığımda Esra ablayı yatağın kenarına domalmış halde sikilirken gördüm. Uzun eteği beline kadar toplanmış, kırmızı külotuysa diz kapaklarına inmişti. Üzerindeki gömleğin düğmeleri açılmış, Fazlı amca her yüklendiğinde göğüsleri sallanıyordu. İkisi de nefes nefeseydi. Seksi kadın,
“Ohhh… Fazlı… Harika…” diyerek inliyor, başını sağa sola çevirip dudaklarını ısırıyordu. Şehvet dolu, göz kapakları yarıya inmiş buğulu gözleriyle zevki iliklerine kadar yaşadığı anlaşılıyordu.
Fazlı amca arkadan kenetlendiği Esra ablanın iri memelerini koca elleriyle avuçlayıp yoğurmaya başladı. Bir yandan da koca gövdesinin ağırlığıyla yüklenerek gidip geliyordu bunu yaparken… Biraz ileri geri, biraz sağa sola çeviriyordu belini…
Kalın yarak Esra ablanın am dudakları arasında bir görünüyor, bir kayboluyordu. Her gömülüp çıkışında da Esra ablanın amından salgılanan zevk suları ihtiyar aygırın koca yarağını ve kıllı taşaklarını ıslatıyordu.
Esra abla sürekli kasılıyor, derin iniltiler kaçırıyordu ağzından. Narin bacakları Fazlı amcanın zevk yüklü salvolarına daha fazla dayanamadı ve kendini yüz üstü yatağa bıraktı.
Tabii Fazlı amca da onunla birlikte bıraktı kendini… İkisi de boylu boyunca üst üste uzanmış, Fazlı amca ağır tempoyla Esra ablanın amını sikerken dolgun göt yanaklarını da eziyor, altında kıvrım kıvrım kıvrandırıyor, inim inim inletiyordu…
Dakikalarca sürdü bu. Sonunda Fazlı amca,
“Geliyorum Esra… Boşalmak üzereyim. Çıkayım mı içinden?” dedi hırlayarak. Esra abla,
“Hayır… Sakın… Ben de geliyorum. Erkeğim… Ohh… Beni de getir son defa… Aaahhh… İçime boşal… Bırakma… Lütfen… Ne olur…” diye yalvardı.
Fazlı amca doğruldu ve Esra ablanın belinden tutup yeniden domalttı. Başı halen yatakta olan Esra ablanın bu pozisyonda amı kabak gibi açıktaydı, sulanmış ve sikilmekten kızarmış amı baştan çıkarıcı duruyordu.
Fazlı amca yatağın üzerine çıkıp, ayaktayken bir eliyle yatağın başlığından tutarak diğer eliyle damarları belirginleşmiş yarağın şişmiş başını Esra ablanın amına hizalayıp birden alçaldı ve hızla gidip gelmeye başladı.
Bu pozisyonda daha derinlerine ulaşıyordu. Sanki taşaklarını da sokmak istercesine köklüyor, zevk hırıltıları çıkarıyordu. Fazlı amca son bir kez kökledi yarağını. Dibine kadar köklemişti. Esra ablanın gözleri kaydı bir anda ve
“Aaahhhh…” diye bir feryat kopardı. Dişleri birbirine kenetlenmiş, dudakları bir çizgi halini almış, inme inmiş gibi kaldı Esra abla. Sadece bacaklarının içleri seyiriyordu. Bütün kaslarının kasıldığını görebiliyordum.
Fazlı amca ne kadar dölü varsa Esra ablanın kaymak gibi tertemiz traşlı amının diplerine boşaltıyordu. Ikınarak, kaktırarak, amını delip geçmek istercesine bastırarak boşalıyordu. İkisi de nefes nefese kalmış, ter içindeki vücutları parlıyordu.
Sonunda sikini Esra ablanın amından çıkardı Fazlı amca. Sadece biraz inmişti sertliği, halen benimkinden büyük ve kalın görünüyordu boşalmış haliyle bile. Ucundan halen birkaç damla döl sızıyordu.
Fazlı amca yataktan indi ve Esra ablayı da ellerinden tutarak doğrulamasına yardım etti. Minnettar bir yüz ifadesiyle,
“Daha önce hiç bu kadar güzel bir am sikmemiştim!” deyip öpücükler kondurdu yanağına. Esra abla utangaç bir genç kız gibi,
“Ben de sana teşekkür ederim Fazlı!” dedi. Erkeğine baktı, o sikilmiş, hırpalanmış yüz ifadesiyle…
Darmadağın olmuş eşarbından sarkan saçlarıyla sarıldı sımsıkı, dudaklarına yapıştı. Fazlı amca da Esra ablanın dudaklarına yumulmuş, vantuz gibi emiyordu. Ben tam bitti diye düşünürken, üzerlerindeki birkaç parça kıyafetten de tamamen kurtulup çırıl çıplak sarmaş dolaş yatağa uzandılar. Fazlı amca Esra ablanın memelerini yoğuruyor, kabarmış meme uçlarını iştahla emiyordu.
Esra ablaysa yavaş yavaş yeniden eski heybetini kazanan yarağı sıkı sıkı avuçlamış ileri geri yapıyordu. Tam o anda evin kapısı çaldı ve büyük çocuk dışardan seslendi, susamış, su istiyordu.
İkisinin de keyfi kaçmıştı. Esra abla istemeye istemeye kapıya bakmak için üzerine şeffaf sabahlığı geçirdiği anda ben de geldiğim gibi mutfak penceresinden kaçtım. Bir saat sonra Fazlı amca evden giderken ben bahçede çocuklarla oynuyordum. Esra abla yanıma gelip hapı sordu. Ben de,
“Bütün eczanelere sordum, yokmuş. Sipariş verilirse bir haftada anca gelirmiş!” dedim. Esra ablanın morali bozulmuştu,
“Tüh yaa!” dedi, ama yapacağı bir şey yoktu…
O günden sonra işçiler Esra ablanın amını hiç boş bırakmadı. Tabii adamlar sikip yatmaya gidince bir de ben sikiyordum Esra ablayı. Ama önce sikilmiş ve içi döl dolu amını yalatıyordu bana, başka türlü sikmeme izin vermiyordu.
İlk başlarda çok onur kırıcı bulduysam da zamanla alıştım bu duruma. Ayrıca artık sikerken daha uzun süre dayanabiliyordum.
Mehmet amca gelene kadar adamların çatıya hiç dokunma fırsatları olmadı. Mehmet amca geldikten sonra da bir süre durulsalar da, orospu Esra abla yine durmadı ve ne yapıp edip her fırsatta adamların altına yatmaya devam etti.
Yaz sezonu biterken çatının işi halen bitmemişti. Yarı sökülmüş çatının üzerine bir branda gerip seneye sözleşip memleketlerine gittiler.
Esra abla da yükünü almış, karnı şişmeye başlamıştı
Bir yanıt yazın