Yatalak Komşumun Karısı
Adım Ahmet, 38 yaşında, dul bir erkeğim. Eşim üç yıl önce vefat etti. Bir kızım var ve yeni evlendi, Almanya’ya gelin gitti. Üç katlı bir binada yapayalnız oturuyorum. Bütün yaşamım dükkanım ve ev arasında geçip gidiyor.
Alt komşum kamyoncu Cevher abi bir yıl önce kamyonla seferdeyken kaza yaparak boyundan aşağısı felç oldu, yataktan kalkamıyor. Eşi Zübeyde hanım ise 40 yaşında mutaassıp kapalı bir hanım. İki kızı var, büyük olan zaten evliydi, küçük kız da bu bahar evlenip evden gidince Zübeyde hanım evde felçli kocasıyla yalnız kalmıştı.
Küçük kızı evlenmeden önce evin bütün alışverişini falan yapardı. Yalnız kalan Zübeyde hanım arada bir bana telefon ederek akşam dönüşte ekmek çay ve sigara gibi şeyleri ısmarlar, ben de alır getiririm. Çoğu kez kapısını çalıp bir ihtiyacı olup olmadığını sorarım.
Böyle böyle, kapı önünde sipariş verme, para alışverişi derken iyice samimi olduk Zübeyde hanımla… Gece en olmadık rüyalarıma giriyordu kadın, sabah kamyonu devirmiş olarak uyanmaya başlamıştım, tövbe tövbe…
Yine böyle bir akşam ekmek ısmarlamıştı Akşam eve gelip siparişini götürdüğümde Zübeyde hanım kapıyı açtı ama bir değişiklik vardı. Kadının ilk defa başı kapalı değildi.
“Kusura bakma Ahmet bey, ev hali… ” deyip geçiştirdi. Uzun saçları, yüzünün güzelliği, üstündeki dar bluzun düğmeleri zorlanan görüntüsü… Para uzatırken elinin parmaklarıma teması… Eve gittiğimde kendimi banyoya attım, gece rüyasına bırakmadım işi…
Aramızdaki komşuluk ilişkisi bu düzeyde ilerliyordu ki… Bir pazar günü kapım çalındı Baktım Zübeyde hanım kapımda,
“Ahmet beyciğim, kusura bakma evde hiç bir şey kalmadı. Bakıyorum her pazar market alışverişi yapıyorsun. Mümkünse bu hafta senin araba ile ben de geleyim. Bari bir haftalık idare edecek bir şeyler alayım.” dediğinde tereddütsüz kabul ettim.
Zaten evde canım sıkılıyordu. Zübeyde hanımla beraber geçecek bir iki saatlik bir zaman dilimi de hoşuma gidecekti doğrusu… O aşağıya inerken ben de üzerime bir şeyler geçirip çıktım.
Evin önünde, arabanın yanında beni bekliyordu. Başını kapatmıştı her zamanki gibi, fakat bu kez altında diz hizasında, biraz dar bir etek vardı. Siyah çorapları bacaklarının uzunluğunu ve düzgünlüğünü belirginleştirmişti.
Market alışverişimiz güzel geçti. Daha doğrusu o alışveriş yaptı, ben etrafında dönüp kadının güzelliklerini, çoraplı bacaklarını kestim durdum. Biliyordum, yapmamam gerekiyordu, çok büyük günaha giriyordum. Evli, kocası hasta ve üstelik kapalı mazbut bir kadına karşı böyle şehevi duygular beslemekle yanlış yapıyordum.
Alışverişi bitti, arabaya bindik, dönerken bir şey fark ettim. Zübeyde hanım oturduğunda diz hizası eteği sıyrılmış, dizlerinin bir karış üzerine kadar çıkmıştı. Koltukta hafif kayarak kalçalarını iyice yerleştirdiğinde eteği biraz daha açıldı.
Gözüm ikide bir kadının bacaklarına kaymaya başlamıştı. Gerçekten güzel, her erkeği baştan çıkaracak seksilikte bacakları vardı. Zübeyde hanımla laflarken gözümün ister istemez bacaklarına takıldığını görmemesi olanaksızdı.
Trafik ışıklarında beklerken başımı çevirip havadan sudan konuşmalarımız sırasında elimde olmadan bakışlarım aşağıya kayıyor, mıknatıs gibi güzel bacaklarına yöneliyordu. Ben kızarıp bozardım önce, fakat kadın bakışlarımı görmesine rağmen hiç istifini bozmadı. Eteğini düzeltmek için hiç bir girişimde bulunmadı. Eve yaklaşırken,
“Ya Ahmet bey, markette imrenip bu kadar alışveriş yapıyorum. Ama eve gelince hevesim kaçıyor.” dedi.
“Zübeyde, şu hanım, bey hitaplarını kaldırsak artık… İki komşu değil de, iki yabancı gibi oluyoruz. Neden hevesin kaçıyor ki?” diye sordum yine yan gözle mini etek haline gelmiş eteğin altında sergilediği bacaklarına bakarak…
“Biliyorsun işte, kocam yataktan, odadan çıkamıyor. Ben de bütün gün tek başımayım koca evde… Sofra hazırlamak, kaldırmak o kadar zoruma gidiyor ki, anlatamam sana…”
“Ah, ah… Yaramı deştin şimdi… Bilmez miyim hiç… Ben de yalnız değil miyim? Ben de senin gibiyim Zübeyde, yalnızlık zor… Senin dediğin gibi aynen, benim de zoruma gidiyor.”
“Eh bu kadar alış veriş yaptık, bir sürü şey aldık. Sana da zahmet verdim, beni götürdün getiriyorsun. Bari bu akşam sana bir yemek yapayım. Teşekkürüm böyle olsun sana, ne dersin?”
Gözlerini bana dikmiş, gelmem için adeta yalvarır gibi bakıyordu bana… İçimde havai fişekler patlıyordu aslında… Şaşkındım bir yandan da… Ben günde bir iki onu görebilmek için taklalar atarken, bir ihtiyacı var mı bahanesiyle kapısını çalarken, kadın beni evine davet ediyordu.
“İyi olur vallahi Zübeyde… Erkek başıma iki lokma bir şeyler yapıyorum ama… Senin elinden yaptığın ev yemekleri ilaç gibi gelir bana…” diyerek teklifini kabul ettim. Yüzündeki sevinç ifadesi o kadar belirgindi ki…
“O halde akşam yemek saati bize in. Şöyle zevkle bir yemek yiyelim baş başa…”
“Tamam, anlaştık öyleyse…“ dedim. Arabadan indik, alışveriş torbalarını evine kadar çıkardım.
Zübeyde merdivenlerden çıkarken kapıyı açmak üzere önümden, bir iki basamak yukarıdan gidiyordu. Çantasından anahtar çıkarmaya dalmıştı. Alttan diz hizası eteğin içlerine kadar görebiliyordum bacaklarını… Biraz fazlasını görebilmek uğruna utanmasam yere eğilecektim.
Uzun ve seksi bacaklarının güzelliğinin yanı sıra kalçalarının ne kadar geniş ve diri olduğunu fark ettim. O kısacık merdiven çıkışında gördüğüm bacak şovu, basamaklarda adım atarken kalçalarının iki yana sallanışı beni mahvetti, ne yalan söyleyeyim. Hiç de iki çocuk büyütmüş bir kadına benzemiyordu vücut yapısı…
Eve gider gitmez hemen duşumu aldım, temizliğimi yaptım, traşımı oldum. Pırıl pırıl hazırlandım, traş losyonumdan hariç koku süründüm.
Akşam 8 gibi alt kata indim. Kapıyı tıklamama gerek kalmadan, kapı arkasında beni bekliyormuş olmalı ki, Zübeyde bana gülümseyerek kapıyı açtı. Yine başı açıktı, yine aynı tarz bir etek giymişti. Ama üzerindeki kısa kollu beyaz gömleğin iki düğmesi açıktı ve ilk defa yüzünde hafif bir makyaj vardı.
Üstelik balık etli vücuduna giymiş olduğu beyaz gömlek bayağı dar geldiğinden, içindeki dantelli siyah sütyeni olduğu gibi fark ediliyordu. Açılan gömlek düğmeleri göğüs çatalını ortaya çıkartmıştı. Bu ayrıntıları görür görmez bir anda tahrik oldum.
“Hoş geldin Ahmet… Gelmene çok sevindim inan…” derken gözlerinde gülücükler fışkırıyordu. İsmimi o güzel dudaklarından duymak bile güzeldi. Elini uzattı, tokalaştık. Off, sıcacıktı eli, parmaklarının teması içimi bir hoş yaptı.
“Hoş buldum Zübeyde…” dedim gözlerine bakarak… “Ben de beni davet ettiğin için sevindim. Karşılıklı duygularımız…”
Sanki o da benden farksızdı. İlk buluşmasına çıkan bir genç kız gibi heyecanlı olduğunu, hatta etli dudaklarının titrediğini görebiliyordum.
Beni içeri buyur etti. Geçtim salona, karşılıklı koltuklara oturduk. Bacak bacak üstüne atmıştı, bacaklarına geçirdiği ince siyah çorap gözümü aldı yine… Olgun bir kadın havasından çok, flörtüyle ilk kez buluşmaya gelmiş bir genç kız gibi heyecanlıydı.
Titreyen elini saklamaya çalışıyor, bacak bacak üzerine atıp indiriyor, bacak değiştiriyordu sürekli… Hoş geldin hoş bulduk muhabbeti yaptık biraz… Marketteki pahalı etiketler vesaire derken,
“Cevher abi nasıl oldu Zübeyde, bir gelişme var mı?” dedim. Aynı anda pişman oldum. Şu güzel ortamda hasta kocasını hatırlatmanın ne alemi var salak herif diye kızdım kendime…
“Amaan, nasıl olsun Ahmet… Her zamanki gibi işte, bitki gibi yatıyor. Yarım saat önce çorbasını içirdim, uyuyor şimdi…” Sinek kovalar gibi elini salladı, umarsızca, koca muhabbetinin açılmasından sıkılmış gibi…
“Senin için üzülüyorum.” dedim yine de, gönlünü kazanmak istiyordum. “Yalnız başına kaldın kızın gidince… Kocanın bakımı, evin gailesi, alışverişti, geçimdi…”
Gözleri bulutlanarak baktı bana… Ne kadar üzülüp sıkıldığı halinden öylesine belli oluyordu ki…
“Çekilecek çilem varmış Ahmet…” dedi. “Zaten kazadan önce de yalnız başımaydım aslında… Kocam sürekli dışarılardaydı, sürekli yalnızlık çekiyordum.”
Sürekli bana yalnız bir kadın olduğunu hatırlatıp durması… Bana anlatmak istediği bir şeyler vardı, biliyordum. Ama yine de ilk adımın ondan gelmesini beklemek gerektiğini de biliyordum. Sanırım çok zaman kalmamıştı o adımı atmasına…
“Dedim ya, seni düşündükçe içim acıyor. Bak, neye ihtiyacın varsa söyle bana… Yapılacak, benim yapabileceğim ne varsa…” diye sürdürdüm konuyu…
Yapabileceklerim arasında onunla sevişmek de vardı aslında, yalnızlığımızı gidermek vardı, seks yapmak vardı. Ama direkt konuya giremiyor tabi insan… Hayvan değiliz sonuçta, kadından yararlanmak gibi olurdu bu… Ama yine de nefis çekiyor işte… Minnet dolu gözlerle baktı bana,
“Teşekkür ederim Ahmet… Çok iyiliğini gördüm senin… Sen çok iyi kalpli bir insansın. Neyse, boş ver şimdi onu… Ben soframızı kurayım da, biz de karnımızı doyuralım.” dedi.
Mutfağa giderken arkasından alıcı gözle baktığımda kalçasının muhteşemliği beni deli etti. Biraz yüksek topuklu rugan ev terliğinin üzerinde yükselen siyah çoraplı bacakları, kalçasının hafif salıntısı beni yine baştan çıkardı. Oturduğum yerde sikim kazık gibi oldu. Beş dakika geçmemişti ki, mutfaktan bana seslendi,
“”Ahmeet, gelebilir misin biraz?”
Sesini duyunca eridim adeta, ismimin üzerine basarak, şurup gibi buğulu bir sesle çağırıyordu beni… Hemen fırladım, kalkan sikimi indirip saklamaya uğraşarak mutfağa gittim. Mutfak bankosuna eğilmiş yemekle uğraşıyordu. Başını yan çevirip baktı bana,
“Şu üst raftaki tepsiyi indirir misin zahmet olmazsa?” dedi.
Onların mutfak da benimki gibi dar ve uzundu. Tepsinin durduğu dolaba ulaşmak için Zübeyde’nin arkasından geçmem gerekiyordu. Geçerken istemezmişim, kazara olmuş gibi kalçasına sürtündüm.
“Pardon Zübeyde…” dedim. “Ne kadar dar yapıyorlar şu mutfakları değil mi?”
Yan gözle baktığımda dudaklarının kıvrıldığını, hafifçe gülümsediğini gördüm. Arabada bacaklarına baktığımı görmesine rağmen düzeltmediği gibi, şu anda da kalçalarına sürtünmeme gülümseyerek tepki veriyordu.
Of, sanırım bir şeyler yaşanmak üzereydi. Heyecan içindeydim. İkimiz evde yalnızdık, baş başaydık. Hasta yatağında dünyadan habersiz yatan kocasını saymıyordum elbette, evin mobilyası gibiydi adam… Tepsiyi indirip tekrar arkasından ve yine sürtünerek geçiyordum ki,
“Şu bardakları da verir misin Ahmetçiğim?” demesiyle olduğum yerde, tam arkasında kaldım.
İşte orada film koptu. Aslında bardaklar önündeki rafta ve kendisinin alacağı yükseklikteydi. Kadının ne istediğini anlamamak için salak olmak gerekirdi ve ben kesinlikle salak değildim.
O da benim gibi seks arzusuyla yanıyordu. Harekete geçmem, bir erkek olarak ona yanıt vermem gerekiyordu. Bu taş gibi kadının çağrısına koşmayacak erkek de erkek sayılmazdı herhalde…
Omuzunun hizasından iki kolumu rafa uzattım. Başının iki yanından uzanınca kollarımın arasında kalmış vaziyetteydi.
Bunu yaparken sikimi de Zübeyde hanımın kalçasına adamakıllı yasladım. Kazık gibi sertleşmiş olan sikim Zübeyde’nin kalçasının tam yarığına oturmuştu. Sikimin temasını hissedince,
“Ahhh…” diye zevkle inledi. Başını önüne eğip kalçasını da arkaya, kasıklarıma tamamen yasladı.
Tam anlamıyla kucağımdaydı. Ben de artık dayanamadım. Raftan aldığım bardakları bankonun üzerine bırakıp iki elimle belinden tuttum önce, sonra kollarımı sardım. Zübeyde’yi iyice kendime çekerek ensesine dudaklarımı yapıştırdım. Sıcak dudaklarımın temasını hissedince ürperdiğini hissettim.
O anda Zübeyde birden kollarımın arasında geriye döndü ve yanaklarımdan tutup kendine çekti. Burun burunaydık, dudak dudağa neredeyse… Hızlı hızlı nefes alıp veriyordu, yanakları kıpkırmızı, gözleri alev alev… İri göğüslerini göğsüme dayanmış vaziyette… Fısıldayarak,
“Ahmet…” dedi inlercesine… “Ben… Ben…” Elimi kaldırıp işaret parmağımla yarı aralık duran alt dudağını okşadım. Ben de onun gibi fısıldadım,
“Şşştt…” dedim. “Sadece içinden geleni yap. Ne yapmak istiyorsan, ben hazırım.”
Hırsla, büyük bir açlıkla dudaklarımı öpmeye başladı. Ellerimiz vücutlarımızın her yerini hoyratça okşarken dudaklarımız ve dillerimiz şehvetin fırtınasında birbirine girmişti.
Ok yaydan çıkmış, bedenlerimiz birbirine yapışmıştı. Göğüsleri göğsümde ezilirken taş kesilen sikim onun eteğinin üzerinden kasıklarına baskı yapıyordu. Öpüşmeyi bırakmadan beni yönlendirdi, mutfaktan çıktık. Kendimizi yandaki yatak odasında bulduk. Odada dudaklarımı emmeyi bıraktı, bir adım geri çekildi.
Nefes nefeseydik ikimiz de… Kısılmış gözlerinde şehvet dolu bir ifade vardı. Dudakları aralanmış. Emilmekten kızarıp şişmiş. Vahşi bakışlarla süzdük birbirimizi…
“İçinden geleni yap dedin ya bana az önce…? Ben hazırım dedin…”
“Evet…” dedim. “Seninle her şeye hazırım. Ne istiyorsan…”
“Seni istiyorum ben… Hem de çok istiyorum.” dedi.
“Ben de seni istiyorum Zübeyde. Hayranım sana… Geceleri rüyama giriyorsun. Hasta ediyorsun beni…”
“Yanlış anlama ne olur… Orospu değilim ben… Kocamı hiç aldatmadım. Ama sende ne var bilmiyorum, çok etkilendim. Seninle sevişmek istiyorum. Sev beni Ahmet…”
Sanki telepati yaptık o anda, titreyen ellerinin ince uzun parmaklarıyla önce yavaş hareketlerle gömleğinin düğmelerini çözmeye başladı.
Ben de aynı şeyleri yaptım. Tişörtü başımdan sıyırıverdim. Onun gömlek benim tişört bir kenara fırlatıldı. Siyah dantel sütyeninden taşacak gibi görünen iri beyaz göğüsleri meydana çıkmıştı, görüntü aklımı başımdan aldı. Karnı neredeyse dümdüz, beli ince, kalçalar geniş…
Sonra hareketlerimiz hızlandı. Kalçalarını telaşla kıvırarak eteğini aşağıya sıyırırken, ben de pantolonumu çıkarıyordum altımdan… Baksır külodun beline parmağımı taktığımda o da aynı şeyi yapıyordu. Külotlu çorabıyla beraber sıyırıyordu külodunu…
Elbiselerimizi, çamaşırlarımızı yırtarcasına çıkardığımızda çırılçıplak kaldık. Ayakta karşı karşıya birbirimizi süzdük. Çıplak memelerinin uçları kabarmış, etli dudakları aralanmış, şehvet içinde fokur fokur kaynıyordu adeta…
Ben de ondan farksızdım. İyice kan dolup sertleşmiş, havaya dikilmiş sikimi ona göstererek sıvazladım, rahatlatmaya çalıştım. Ne yaptığımı görünce bakışları taş kesilmiş sikime dikildi. Gözlerinde büyük bir açlık, beğeni vardı.
Zübeyde de elini kaymak gibi, tertemiz amcığına götürüp parmaklarıyla okşadı. İki eliyle amcığının dudaklarını ayırıp içinin pembeliğini, ıslaklığını gösterdi bana…
Kızışma dönemi gelmiş iki hayvan gibiydik.
Zübeyde yatalak kocasından sonra hiç seks yapmamıştı, bundan emindim. Yaşadığımız kapalı çevrede, herkesin birbirini tanıdığı toplumda, mutaassıp, örtülü bir kadın olarak bunu yapması neredeyse imkansızdı.
Bense karımın ölümünden sonra cinsel oruca girmiş gibiydim. Onun hatıraları varken başka bir kadınla aşk yaşamak içimden gelmiyordu. Zaten çevremiz hep kapalı kadınlar kızlarla çevriliydi, ayıplanmamak için başımı kaldıramıyordum.
Para verip fahişelerle seks yapmak da tersti bana… Evde yapayalnız, internetten porno izleyip otuzbir çekmekten başka seçenek bulamıyordum.
İkimiz de aynı durumdaydık anlayacağınız… Sekse aç, sevişmeye susamış, hatta gözü dönmüş iki insan… Çırılçıplak karşılıklı durup birbirimizi beğeniyle süzüyorduk. İkimiz de sevişmeye, seks yapmaya hazırdık.
Sonra birden sarıldık. Vücutlarımız kenetlenmiş gibiydi. Hemen yanımızdaki geniş yatağın üzerine devrildik. Sikim Zübeyde’nin bacaklarına dayanmış, dudaklarım dolgun göğüslerini emiyordu. Zübeyde ise elini sikime atmış sıvazlıyordu.
Ben birden ters dönüp Zübeyde’nin tertemiz amını emmeye başladım. Dilimi kaymak gibi şeftalisinden içeri kaydırdığımda Zübeyde’den inlemeyle karışık bir
“Ohhhh… Ahmett…” sesi yükseldi. Kocası bunu hiç denememişti anlaşılan… İki eliyle saçlarımdan tutmuş, başımı eliyle amına bastırıyordu. O anda benim taş kesilmiş sikim de Zübeyde’nin ağzına temas ediyordu. Elimle sikimi tutup dudaklarına sürttüm.
“Sen de beni yala canım…” dedim.
“Ahmet… Yapamam…” diye mızıklandığını duydum. Olamaz, oral seksten haberi bile yoktu kadının…
“Yap bebeğim. Ben seni nasıl yalıyorsam, sen de beni yala… Benim amına yaptığım gibi, sen de sikimi yala, ağzına alıp em…” diye hırladım.
Titreyen ellerini saçımdan çekti ve sikimi tutup biraz yaladı. Sıcak ve ıslak dilini sikimin kafasında hissettiğimde ben de zevkle inledim. Sertleşmiş klitorisini dudaklarımın arasına alıp emdim.
Ben klitorisini emip parmaklarımı amının dudaklarında dolaştırınca Zübeyde de şahlandı. Sikimi ağzına soktu. Kafasını emmeye başlamıştı. Çok geçmeden bir anda kasıldı ve amının suları içeriden süzülerek akmaya başladı. Kadınlığı vıcık vıcıktı, kasılarak, inleyerek orgazm oluyordu.
Onun bu isterik hareketleri, orgazm inlemeleri beni de delirtti. Artık ben de patlamak üzereydim. Zübeyde anlamış olmalı ki sikimi tam ağzından çıkardığında suratına ve göğüslerine fışkırmaya başladım. Her tarafı döl içinde kalmıştı.
Dönüp yanına uzandım. Çarşafla Zübeyde’nin yüzündeki, memelerindeki spermlerimi silerken elimi iki eliyle tuttu, öpücüklere boğdu.
“Ohhhh… Ahmet’im… Sevişmeyi ne kadar özlemişim, anlatamam sana…” dedi.
Yatağa devrildik, sırt üstü onbeş dakika kadar yan yana, çırılçıplak yatıp uzandık. Biraz kendimize geldikten sonra Zübeyde yan dönüp yeniden sikimi sıvazlamaya başlamıştı. Ben de onun göğüslerini emmeye başladım.
Bir elimle de amını klitorisini okşuyor, arada parmaklarımı amının deliğine sokup çıkarıyordum. Zübeyde doğrulup benimkini tekrar ağzına alıp emmeye başladığında sikim de yeniden sertleşti.
Ben Zübeyde’nin amını parmakladıkça Zübeyde de sikimi daha bir iştahla emiyordu. Sikim tekrar kazık gibi olduğunda hemen doğruldum. Bacaklarını açıp arasına girdim. Az önceki orgazm ve benim yalamalarımla iyice kayganlaşmış amının dudakları arasına sikimi sürterken aniden yüklendim.
“Ahh… Yavaş Ahmet…” diye inleyerek saçlarımdan tuttu.
“Dayanamıyorum Zübeydem. Çok tatlısın. Kendimi tutamıyorum.” diye inledim.
“Boş ver… Aldırma sen bana…” dedi, omuzlarını yükseltip başını yukarı kaldırarak dudaklarımı öptü. “Çok uzun zaman oldu içime bir şey girmeyeli… Biraz zorlandım. Ama alışırım, merak etme…”
Biraz zorlanarak da olsa sikim Zübeyde’nin amına tamamen girdiğinde öylece durup bekledim. Kasıklarımız birbirine yapışmıştı. Sikim köküne kadar amcığındaydı, zevk kasılmalarını hissediyordum. Dudakları yarı aralık, şehvet içindeydi. Derin bir,
“Ohhhhh…“ çekti. “İşte bu… İşte bunu özlemişim ben aşkımm…” Eğilip dudaklarını somurdum. O da bana katıldı, dudaklar, diller birbirine karıştı, uzun uzun öpüştük.
“Ben de çok özledim.” dedim. “Başka kadın olmadı hayatımda… Seni bekliyormuşum ben…” Sikim içindeydi, dudaklarını kemiriyordum, bir elimle iri göğüslerini okşuyordum. Meme uçları parmak gibiydi.
Birkaç saniye içinde hareketsiz beklettikten sonra Zübeyde kasıklarını oynatmaya başladı. Ben de ne istediğini anlayıp hareketlendim. Önce yavaş yavaş sokup çıkardım. Sikimi santim santim, başına kadar çıkarıp tekrar amcığına kökledim.
Her soktuğumda Zübeyde kısa kısa zevk nidalarıyla inliyordu. Beş dakika sonra hızlandım. Ben amını pompalarcasına sokup çıkarırken Zübeyde de altımda kalçalarını kıvırıyor, her hamlemi karşılamaya çalışıyordu.
Büyük bir açlıkla, kelimenin tam anlamıyla sikişiyorduk. Sonunda belime doladığı bacaklarıyla sımksıkı sarılarak
“Boşal… İçime boşal… İkimiz birlikte boşalalım. Hadiii…“ diye inleyince ben de son bir kere daha hırsla kökleyerek fışkırmaya başladım. Birbirimize kenetlenmiş bir halde ikimiz de aynı anda ve sarsıla sarsıla boşaldık.
“Harikaydı…” diye fısıldadı Zübeyde… “Hiç böyle bir şey yaşamamıştım. Kocam hasta olmadan önce bile… Sen… Sen bambaşkasın…”
Yan yana yatıyorduk yatakta çırılçıplak, sırtüstü… Elini tuttum,
“Benim için de öyle Zübeyde…” dedim. “Öyle uzun zaman oldu ki bunu yaşamayalı…”
“Sen gerçek bir erkeksin Ahmet. Öyle çok zevk verdin ki… İliklerime kadar boşaldım.”
“Dur canım, bu daha başlangıç… Bir kere boşalmayla benden hemen kurtulamazsın. Hadi bakalım, banyoya gidiyoruz. Yıkanıp temizlenelim, kendimize gelelim. Biraz da suyun içinde sevişelim.”
“Ne? Bir daha mı?” dedi yarı inanmaz, yarı gülümseyerek…
Elinden tutup banyoya götürdüm. Ilık suyun altında köpüklere bulayıp çıplak bedenine masaj yaparak, yoğurarak yıkadım onu… Sonra da küvetin içinde biriken suyun içinde oturup Zübeyde’yi de kucağıma oturttum.
Dudaklarını ısıra ısıra tekrar sertleşen erkekliğimi içine aldı. Suyun içinde, sikimin üstünde oturup kalkarken ben de köpükler içindeki bedenini okşuyor, memelerini mıncıklıyordum. Dudaklarımı kemirdi,
“Ohhh… Çok güzel Ahmet… Harika…” diye diye kendinden geçti. Dakikalarca seviştik, kucağımda inip kalktı. Ellerim her yerinde, memelerinde, kalçalarında, götünün deliğinde dolaşıyordu o hareket halindeyken…
Gözleri kaymaya başladığında yine boşalacağını anladım. Bu kez kendimi tuttum, onun orgazm kasılmalarını beklerken alttan alttan vurduruyordum. Sakinleştiğinde,
“Neden sen boşalmadın?” dedi başını boynuma gömüp… Hala kucağımda oturuyordu, yarı sert sikim vajinasının içindeydi, ara ara kasılıp duruyordu hala…
“Biraz biriksin.” dedim. “Yatakta bir posta daha sikeceğim seni…”
O günden sonra Zübeyde ile hemen her fırsatta sikişiyoruz. Bazen onun evinde, kocası yan odada yatarken kıyasıya sevişiyoruz. Gece beraber uyuyoruz. Bazen de benim evimde…
İkimiz de mutluyuz. Yılların acısını çıkarıyoruz.
Ama büyük kızı durumu anlamış nasıl olduysa… Bir gün dükkanıma geldi. Neredeyse annesinin kopyasıydı kız… Onun gibi yuvarlak seksi vücut hatları, iri iri gözleri, dudakları… Sadece annesinden daha genç, daha tazeydi. Direkt olarak,
“Ahmet abi, senin annemle olan ilişkinizi biliyorum.” dedi.
“Şeyy… Biz…” diye kekelerken uzanıp elimi tuttu.
“Sorun yok Ahmet abi…” dedi. “Aileden başka kimse bilmediği sürece sorun yok. Ben sadece sana teşekkür etmeye geldim. Senden önce annem ölü gibiydi. Hayattan ümidini kesmişti, hasta babamla beraber kendini mezara gömmüştü, mutsuzdu.”
Ciddi mi söylüyor diye yüzüne baktım. Minnet dolu bakışlarla bakıyordu bana… Hala elimi tutan eli sıcacıktı annesi gibi, yanıyordu.
“Annem adına, onu mutlu ettiğin için çok sevindim. Sana çok teşekkür ederim.”
Merhaba ben Metehan İstanbul’da yaşıyorum seyahat engelim yok yaş 37 boy 173 kilo 72 diksiyonu düzgün sempatik kadından ruhundan iyi anlayan seks konusunda deneyimli tanıdığınızda mutlaka memnun kalacağınız biriyim lütfen 20 yaş üzeri ve ne istediğini bilen gizlilige ve hijyene önem veren bayanlar arasın
Merhaba ben Metehan İstanbul’da yaşıyorum seyahat engelim yok yaş 37 boy 173 kilo 72 diksiyonu düzgün sempatik kadından ruhundan iyi anlayan seks konusunda deneyimli tanıdığınızda mutlaka memnun kalacağınız biriyim lütfen 20 yaş üzeri ve ne istediğini bilen gizlilige ve hijyene önem veren bayanlar arasın
istanbuldan yalnızlık çeken sırdaş arayan bayan arkadaşlar ve eşine masajla birlikte jest yapmak isteyen beyler watsap var saat sınırı yok her an yazın arayın
Am duskunuyum genç olgun yaş mature yaş şişman göbekli tombul memeli kocamemeli geniş kalçalı kadınlara çok düşkünüm tercubeli deneyimli dilim dudağım uzman am emip yaliyip bizik 👅 atıp 👅 ucumla halka yaparak gotden sikmeyi severim
Sır sırdaş biriyim gizlilik prensipimdir
Mutsuz tatminkar mest olmak istiyen evlilere sikicisi olurum
Çanakkale civarı
Bayanlardan mejas beklerim
Ecevit WhatsApp yazın meil Mjs beklerim
Gizlilik prensipimdir daima
Sikiciyim am got
Genç olgun yaş mature yaş yaşlı şişman geniskalcali balık etli göbekli tombul memeli kocamemeli kadınlara çok düşkünüm tercubeli deneyimli dilim dudağım uzman Ecevit
Karısını siktirmek isteyen beyler arasın İstanbul sıfır beşyüz eli beş yüz atmış iki otuz altı yermi beş