Yengemle BarıştıkGoogle Icon

Evliyim ve karımla normal seks hayatımız var. Mutlu ve huzurlu yaşantımızı elimizden geldiğince devam ettiriyoruz. Abim benden beş yaş büyük 36 yaşında… Abimin karısı yengem de 31 yaşında, balık etli, esmer, alımlı bir kadındır.

Abim sürekli alkol alır ve yengemi döver, olmadık hakaretlerde bulunur. Bize göre abimle yengem hiç mutlu değillerdi. Bu olaylara bazen ben de tanık olduğum için, birkaç kere aralarını yapmak istedim diye, abimle küsmüştük.

Karımla da yengem hiç geçinmezler, genelde küs olurlar. Ve ben mecburen karımın tarafını tutmak zorunda kaldığım için, yengemle ben de altı aydır konuşmuyordum. Yani kısaca, birbirimize gelip gitmiyorduk.

Benim ev müstakil, büyük bir bahçesi var ve ağaçlık. Bahçede ayrıca kiler gibi kullandığımız geniş bir odadan ibaret müştemilat var. Oraya genelde evde kullanmadığımız eşyaları, kanepe, halıları filan koyarız.

Bir gece karım yatmış uyumuş, ben ise uyuyamamış, yaz olduğu için de pencereyi açıp, pencere önünde sigara keyfi yapıyordum. Evin ışıkları da sönüktü. Saat gece yarısını geçmişti ki, bahçede bir hışırtı duydum. Tüm dikkatimi oraya vermiştim ve etrafı gözetliyordum, fakat kimseyi de göremiyordum.

Acaba mahallenin yaramaz çocukları meyve ağacına mı dalıyorlardı? Gelip isteseler gönülden verirdim, bahçeye girip ağaçları kırmalarına gönlüm razı olmuyor. Ama çocuk işte, böylesi daha zevkli oluyor herhalde diye içimden geçirdim. Uykum iyice kaçmıştı.

Çocukları döveceğimden değil de, emniyetim olsun diye elime bir odun alıp, sessizce bahçeye çıktım. Üzerimde eşofman, askılı atlet ve terlik vardı. Etrafa bakındım, kimse yoktu. Geri geldim, biraz kapının önünde dikilip etrafa bakınıyordum.

Bahçe duvarının orada, güllerin arasından bir hışırtı geldi, o tarafa yöneldim. Çalıların arasında bir hareketlenme vardı. Biraz daha yaklaşınca üzerinde beyaz giysi olan birisi vardı. Kendimi güvenceye alarak,

“Kim var orada?” diye seslendim. Cevap gelmeyince tekrar seslendim. Birisi sessizce,

“Benim!” dedi. Tanıyamadım,

“Kimsin? Çık oradan!” deyince de, yine sessizce,

“Ben Fatmayım!” dedi.

“Hangi Fatma?”

“Yengen Fatma ya, uzatma artık!” Ben şok olmuştum, yengemin ne işi vardı bu saatte, hem benim bahçemde, hem de küs idik, konuşmuyorduk birbirimizle… Yanına yaklaştım,

“Yenge? Ne yapıyorsun burada?” dedim.

“Sus da yanıma çök!” dedi. Yanına çöktüm,

“Yenge ne arıyorsun bizim bahçede?” diye sorunca,

“Abinden saklanıyorum!” deyip ağlamaya başladı. Dayanamadım,

“Yaa kalk eve girelim, böyle olmaz!” dedim.

“Yok, kesinlikle gelmem, yarın karın başıma kakar, bak yine kul oldu bana falan der!” diye hayıflandı.

“Peki ne olacak, burada bahçede mi kalacaksın?”

“Bilmiyorum…”

“Sen hele bir anlat bakayım, ne oldu?”

“O şerefsiz abin eve sarhoş geldi, bana yapmadığını bırakmadı, canımı zor kurtardım, dışarı kendimi zor attım, aklıma ilk gelen yer burası oldu, buraya sığındım. Gece yarısı sokaklarda bu halimle nasıl gezebilirdim, iti var kopuğu var!” diye anlatıyor, için için de ağlıyordu.

“Yenge ama burada olmaz ki, hadi kalk içeri gidelim!” diye ısrar ettim, fakat yengem gelmemekte kararlıydı…

“Yenge o zaman seni evine götüreyim!” dedim.

“Yok olmaz, abin çok sarhoş, seni de görünce iyice delirir! Yatsın uyusun, birazdan giderim!”

“O zaman kalk şu bahçedeki odaya gidelim, orada bekleyelim, sen de biraz sakinleş!”

“Ama ışığı yakma, karanlıkta biraz oturup giderim!”

“Olur, sen burada bekle, ben anahtarı getireyim!”

Yengem olduğu yerde beklerken, ben sessizce eve gidip anahtarı aldım, karımı da kontrol ettim, mışıl mışıl uyuyordu. Tekrar yengemin yanına gidip,

“Hadi kalk, gel!” diye sessizce çağırdım. Yengem kalkarken sendeledi, düşmesin diye hemen kolundan tuttum. Ayağa kalkınca üzerinde basma çiçekli gecelik olduğunu gördüm. Yengemin elini tutup, bir elimle de omuzundan tuttum,

“Ne olursun sessiz olalım, karının beni bu vaziyette görmesini istemiyorum!” dedi.

“Tamam, hadi!” dedim. O vaziyette müştemilata gittik. Kapıyı açtım, odaya girdik. Lambayı açmadım, zaten ay ışığının loşluğu içeriyi tam aydınlatmasa da yetiyordu. Hemen kanepenin üzerini boşaltıp,

“Otur şuraya!” dedim. Yengem oturdu,

“Ya Kamil, su var mı, içim yandı?” dedi.

“Getireyim!” dedim, sürahiyi alıp bahçedeki çeşmeden doldurup getirdim. Fakat bardak bulamadım, “Sürahiden iç!” dedim.

Yengem de sürahiden içerken suyun bir kısmı üzerine döküldü. Göğsü ıslanmış, geceliği memelerine yapışmıştı. O anda fark ettim ki, yengem sütyen takmamıştı. Biraz dikkat edince sudan ıslanıp sertleşen meme uçlarının siyahlığı belli oluyordu.

Ben heyecanlandım, içimde bir şeyler kıpırdamaya başladı. Gözümü yengemin memelerinden kaçıramıyordum ve baktıkça da yarağım hareketlenmeye başlamıştı. Kendi kendime,

(Yaa ne oluyorum?) dedim. Ulan evde karım var. Şimdi gitsem uykuda olsa bile uyandırır, içimde yanmaya başlayan ateşi söndürürdüm. Ama o anda gidip karımı sikmeyi de hiç istemiyordum. Düşüncelerimi dağıtmak için,

“Şimdi anlat bakayım yenge, tam olarak ne oldu?” dedim. Yengem anlatmaya başladı,

“Ben yatıyordum, abin sarhoş geldi, bana suçsuz yere bir sürü hakaret, küfürler etti, Sen orospusun! Herkesle sikişiyorsun! diyerek tekme tokat dövmeye başladı. Ben de bir fırsat bulup kaçtım evden!” dedi.

“Ulan şu abimin yaptığına bak ya! Olur mu öyle hakaret!”

“Gidip onla bunla sikişsem, orospuluk yapsam, o zaman laf söylemez pezevenk abin!”

“Yenge ayıp oluyor, biraz usluplu konuş!”

“Ama Kamil yemin ederim ki daha abinden başkasının eli elime değmedi! Hani gerçekten bir kocalık yapsa, gam yemem. Kocamdır döver de, sever de, deyip sineme çekerim! Ama sadece dayak atmasını biliyor şerefsiz, öbür işe geldi mi tık yok! Bir gün olsun bana kadınlığımı yaşatmadı!”

Yengemin konuşmalarından ben şok olmuştum. Yengem meğer alev alev yanan bir volkanmış, haberim yokmuş. Ne diyeceğimi bilemediğim için yutkundum,

“Karı koca arasında olabilir böyle şeyler…” diyebildim sadece…

“Ama sen abin gibi değilsin Kamil… Senin karın çok şanslı!”

“Tabii öyle değilim yenge, hiç olur mu öyle şey, insan karısına öyle hakaret küfür eder mi?” deyince, yengem kafasını omuzuma yaslayıp ağlamaya başladı.

“Tamam, sus ağlama, çaresine bakarız…” dedim. Yengem ağlamayı kesti, tekrar suyu istedi. Sürahiyi verdim. İçerken suyu yine üzerine döktü,

“Ooof ya, bak ne yaptım, sinirden elim ayağım titriyor!” deyip ayağa kalktı, geceliğine dökülen suyu çırparken eğildi. Alttan içine giydiği siyah külodu belli oluyordu. Geceliğin suyunu sıkarken öyle domaldı ki, götünün yanakları geceliğini yırtarcasına zorluyordu. Kendi kendime,

“Olur mu lan, şu kadına yapılır mı bunlar!” diye hayıflanırken, yengem dönüp, “Ne oldu?” dedi. Ben de,

“Yok birşey, abime kızıyorum!” dedim. Yengemin o domalmış vaziyette görünce benim yarak iyiden iyiye kalkıp, eşofmanımın önünü zorluyordu, ama içerisi loş olduğu için yengem fark edemez diyerek kendimi teselli ediyordum. Yengem geceliğinin eteğini sıktıktan sonra, kanepeye oturmadı.

“Belim ağrıdı…” diyerek, odanın bir ucundan öbür ucuna yürüyor, kendi kendine konuşuyordu. Ben de yengem yürürken ister istemez yürürken çalkalanan götüne gözüm takılıyordu. Kalçalarını nasıl kıvırdığını gördükçe deliriyordum.

Yarağım öyle bir oldu ki, artık sabrım kalmamış, ya burada yengemi sikeceğim, ya da çıkıp gitsin de, ben de gidip karımı uyandırıp sikeyim diye içimden geçiriyordum. Neyse ki şeytana uymadım ve daha fazla azmamak için,

“Yenge öyle dolaşma, gel otur şuraya!” dedim. En azından kıvırta kıvırta yürümez, ben de daha fazla tahrik olmam diye düşündüm. Fakat yengem,

“Oturunca belim ağrıyor!” dedi ve odanın içinde volta atmaya devam etti. Biraz sonra önümde durdu, “Off… Kamil ya, çok ağrıyor be… Biraz belimi kütletsen belki iyi gelir!” dedi ve ellerini kafasının üstünde kenetleyip sırtını bana döndü.

Ben de ayağa kalkıp, yengemin arkasından yaklaşıp, dirseklerinden iki elimle kavrayıp, yengemi yukarı kaldırıp silkelemeye başladım. Yarağım yengemin götünün arasına girince, dizlerimin bağı sanki çözüldü. Yengemin götünün sıcaklığı yarağımı daha feci etkilemişti.

Yengemi aşağı indirince yarağım yengemin götünün arasından çıktı, ama bu sefer de yengemin geceliğinin arkası yarağımın da baskısıyla götünün arasına girmişti ve daha feci azmıştım. Yengem ıhılayarak,

“Offf be!” deyince sordum,

“Nasıl, iyi geldi mi yenge?” dedim.

“Evet, belimin kütürtüsünü duymadın mı?” dedi döndü ve “Ama şeyy…” dedi.

“Evet, ama ne yenge?” dedim. Yengem önüme bakıyordu, yanıma yaklaşıp yarağımı işaret ederek,

“Bu ne lan?” dedi. Ben de artık çekinmeden,

“Ne olacak, yarak!” dedim. Yengem sertçe,

“Benim için mi böyle kalktı bu?” dedi. Ben ne yapacağımı şaşırdım, işin açıkçası bağırıp çağırmaya başlarsa çıkacak rezaleti düşündüm. Ama bağırmadı, gayet sakince,

“Bak ya şunun haline!” dedi.

“Ne olmuş halime yaa?”

“Lan neredeyse yengen falan demeyip yatırıp sikeceksin beni burda!”

“Yaaa yenge…”

“Sikersin, sikersin!”

“Sus yaa yenge!”

“Susmasam ne yaparsın lan?”

“Tövbe tövbe, başıma belayı satın aldım!” diye hayıflandım.

“Ne belasıymış, söyle bakayım!”

“Yok birşey yenge, erkek değil miyim, ne yapayım, kalktı işte!”

“Lan keserim o sikini!” diye tehdit savurdu. Harbiden belayı satın almıştım, olaya bak yaa, tamam desem de kadın habire üzerime geliyordu. Çıldırmak işten bile değildi. Sonunda dayanamadım,

“Yeter artık yenge yaa, valla sikeceğim şimdi!” diye ağzımdan kaçmış oldu. Yengem de yanıma iyice sokuldu, yarağım tam yengemin göbeğine baskı yapıyordu. Yengem atletimden tutarak,

“Sik de göreyim!” dedi. Artık iş iyice çığrından çıkmıştı,

“Yeter lan!” dedim ve ayağa kalktım. Yengem elini yarağıma atarak, yarağımı öyle bir tuttu ki, koparacak sandım.

“Bu ne lan? Kazık gibi olmuş! Bunu mu sokacaksın bana?”

“Evet onu sana köküne kadar sokacağım!”

“Hadi soksana!” deyip dudaklarıma yapıştı yengem…

Artık ok yaydan çıkmıştı, karşılıklı olarak birbirimizin dudaklarını emiyorduk. Ellerimiz de boş durmuyor, yengem eşofmanımın üstünden yarağımı eline almış, sıvazlıyor, sıkıp sıkıp bırakıyordu, ben de yengemin götünü okşuyor, avuçluyor, sıkıyordum.

“Abinin dediğini sen gerçek yap, sik beni bari de, bundan sonra abinin bana orospu demesi zoruma gitmesin!”

“Sen yeter ki iste yenge, ben seni sikerim!” Yengem ateşli ateşli öpüşürken,

“Sik koçum! Orospun yap beni!” diye inliyordu. Eşofmanımın içine elini soktu ve yarağımı dışarı çıkardı,

“Oooo ne kadar da kalın yarağın varmış, karın ne kadar şanslı, bununla karını her gün sikiyor musun?” dedi inleyerek…

“Evet her gün sikiyorum karımı, bundan sonra sen de karımsın, orospumsun, bu yarak senin de artık, istediğin zaman senle de sikişiriz!” dedim ve geceliğini kafasından çıkarıp kenara attım.

Yengem de eşofmanımı donumla birlikte aşağı indirdi, beni kanepeye doğru iteledi, ayağımdan çıkardı onları. Sonra önümde durup kendi külotunu çıkarıp kanepenin üzerine fırlattı ve bacak arama yaklaştı iyice…

Yengemin göbeğini öpüp, yalayıp emiyor, memelerini okşuyordum. Kanepeden inip, yengemin önünde çöktüm ve amına yumuldum. Yengemin amı hafif kıllıydı, sanırım bir iki hafta önce traş etmiş olmalıydı. Amına dilimi değdirince, yengem,

“Ooohhh, aahhh!” diye inlemeye başladı. Sonra benim kanepeye uzanmamı istedi. Ben uzandım, yengem de yüzüme oturdu, amını ağzıma öyle bastırıp emdiriyordu ki… Parmaklarıyla amının dudaklarını ayırıp bızırını yalatıyordu.

Birden saçlarımı çekip kafamı amına bastırıp, titremeye başladı. Yengem orgazm oluyordu. Ağzım yüzüm am suyu olmuştu, ağzıma akanları yaladım içtim. Yengem halen amını ağzıma bastırıyordu, ben de götünü avuçlayıp, parmağımla göt deliğini okşuyordum. Parmağımı götüne sokunca,

“Ooohhhhh, hayat bu işte!” dedi. Parmağımı götünden çıkarmadan aşağı kaydı ve dudağımdan öpmeye başladı. Öpüşürken, eliyle elimi tutuyor, parmağımı götünden çıkarmamı istemiyordu.

Biraz öpüştükten sonra yengem parmağımı götünden çıkartıp, aşağıya yere indi, önümde diz çöktü, yarağıma öpücükler kondurup,

“Bundan sonra benim de bunda hakkım var, bana da sokacaksın bunu, değil mi Kamilim?” diyordu.

“Tabii ki yenge, seni öyle sikeceğim ki, yarağa doyacaksın!”

“Doyur koçum beni! Doyur yengeni! Doyur orospunu!” diye inlerken, yarağımı ağzına almaya çalışıyordu. Fakat yarağım ağzına sığmıyordu. Yengemi kolundan tutup yukarı kaldırdım, dudağından uzun uzun öptüm ve

“Gel kucağıma!” dedim.

Yengem uysal bir şekilde kalkıp bacaklarını ayırdı, bacaklarımı bacaklarının arasına aldı, ben de biraz ileri kaydım. Yarağım elindeydi, eline sığmıyordu, yarağımın kafası kıpkırmızı olmuştu.

Yarağımı amına sürtmeye başladı, amını fırçalıyor, sonra da göt deliğine sürtüyor, tekrar amına sürtüyordu. Yarağımın kafasını amına soktu, o şekilde götünü kıvıra kıvıra, yavaş yavaş amına sokuyordu. Yarıya kadar girmişti ki durdu,

“Çok kalın, daha yarısı girdi!” diyerek öne eğildi, dudaklarımı öpüp tekrar doğruldu, götünü kıvırıyordu.

Yengemin kalçalarından tuttum, kendimi yukarı kaldırıp, onu da aşağı bastırınca, yarağımın tamamı girdi. Yengem acıyla,

“Aaahhh, yaktın içimi!” diye sızlandı. Ben kalçalarını sağa sola oynatınca, yavaş yavaş alışıyordu.

Yengemin amı o kadar dardı ki, am değil sanki sikilmemiş göt deliği gibi sıkıyordu yarağımı. Alttan amına hafif hafif ileri geri yaparken, memelerini emiyor, götünün yanaklarını okşuyordum. Yengem,

“Çok kalın yarağın var, sanki kızlığımı yeni bozdun!” dedi.

“Yeni bozdum diye farz et!” dedim.

“Boz Kamilim, boz bir tanem, geçir amcığıma, sik yengeni!” diyor, “Aaahhh, oooffff!” diye inleyerek oturup kalkıyordu. Ben de alttan hızlı hızlı pompalıyordum. Yengem,

“Yoruldum Kamilim… Dermanım kalmadı erkeğim…!” deyince, üstümden kaldırıp, kanepeye ellerini koyup domalttım, arkasına geçtim. Tam amına sokacaktım ki, elini arkaya uzatıp yarağımı eline aldı, bacaklarının arasına soktu,

“Biraz böyle sik!” dedi. Başta niye öyle istedi diye şaşırmıştım, ama sonra anladım ki, ben ileri geri yaparken yarağımın amının dudakları arasında gidip gelmesinden ve bızırına fırça atmasından çok zevk alıyordu.

Yengemi biraz öyle ‘Bacak arası’ siktikten sonra, kendisi eliyle amına yarağımı götürdü, amının deliğine yarağımın kafasını soktu ve

“Hadi!” dedi. “Devam et… Sik beni…”

Ben de yavaş yavaş, ileri geri yaparak, santim santim daha da derinliklere sokuyordum. Hızlanmıştım, olabildiğince hızlı pompalyordum. Göt yanaklarını iki elimle iyice ayırdım, amının daha da derinlerine girmeye çalışıyordum.

“Daha hızlı, daha hızlı sik, sert sik, koy amıma!” diye inliyordu. Daha da hızlandım ve yengem titreye titreye ve böğürerek orgazm oldu. Ben de gelmek üzereydim, iyice yorulmuştum, son bir köklemeyle yengemin amına döllerimi attırmaya başladım.

İkimiz de bitmiştik. Yengem domalmış halde kalırken, ben de üzerine abandım, sikim amında biraz öyle bekledik. Sonra kalktık ve toparlandık. Saat gecenin üçü olmuştu. Yengem,

“Ben artık gideyim!” dedi.

“Nasıl gideceksin bu halde?”

“Bir şey olmaz, aralardan giderim!”

“Eve kadar ben de geleyim!”

“Olur, ama abin seni görmesin!”

“Tamam! Sen merak etme!” dedim.

Karanlığın içinde sessizce ilerledik. Bahçelerimizin sınır duvarına yaklaşınca,

“Canım, beni artık sık sık sikersin, değil mi Kamilim?” dedi.

“Sikmek isterim yenge de, nasıl olacak bu iş?”

“Abinle barış, gerisini bana bırak!” diyerek dudağıma yapıştı. Öpüşürken yengemin götünü avuçladım,

“O zaman bir dahakine burayı da sikeceğim!”

“Götten mi sikeceksin?”

“Evet, götünü sikeceğim!” Hiç itiraz filan etmedi,

“Bakarız çaresine!” dedi. Bizim bahçeden çıktık, sessizce onların bahçesinden içeri girdik. Eve yaklaşınca dudağından öptüm, yengem,

“Dur gören olur!” dedi. Götünü tekrar avuçlayarak, kulağına,

“Burayı ne zaman sikeceğim?” dedim. Yengem de,

“En kısa zamanda, sen yeter ki abinle barış!” dedi. Pencere açıktı, ordan içeri girdi…
İkinci sikişmemizde yengemi götten de sikeceğim için sabırsızlanıyorum!

Yengemle ilk sikişerek barıştığımız o gecenin üstünden bir hafta falan geçmişti, telefonum çaldı. Baktım gizli numara. Açtım telefonu, bir kadın boğuk bir sesle,

“Hadi kocacığım benim… O taş gibi yarağını sok bana… Sik beni, kökle!” diye inliyordu. İniltili olduğu ve kısık sesle konuştuğu için kadını tanıyamadım. O anda iş yerinde olduğum için de konuşamadım ve telefonu kapattım. Aradan iki gün geçmişti yengem aradı,

“Ne oldu, abinle barışmayacak mısın?” dedi.

“Fırsat bulunca barışacağım yenge!” dedim.

“Ya ne fırsatı bekliyorsun? Bir an önce git bul abini ve barış!”

“Tamam yenge!” deyip kapattım.

Aradan bir hafta daha geçti, ben yine ben iş yerindeyken o sapık karı aradı, kısık kısık,

“Hadi amımı yala, dilini sok amıma, yerim yarağını, amım yanıyor!” gibi şeyler söyleyerek inliyordu.

Şehvet dolu boğuk sesi beni de baştan çıkardı anasını siktiğimin karısı… Bu sefer telefonu kapatmadan dinleyerek tuvalete gittim. Tuvalete girince kim olduğunu falan sordum, ama karı sorularıma cevap vermiyor,

“Şu anda amıma salatalık sokuyorum!” diyerek inliyor ve şap şup salatalığın amına giriş çıkış sesini dinletiyor,

“Yarağını sok, sik beni!” diyordu. Ben de azmıştım, ben de telefonda ona karşılık veriyor, bir yandan da otuzbir çekiyordum, adeta telefonda sikişiyorduk.

Ben tam boşalamadan karı telefonu kapattı. Kendi kendime lan sırası mıydı kapatmanın, amına koduğumun orospusu diye küfür ederek çıktım, işimin başına döndüm.

Karı nerdeyse her gün aramaya başladı, birkaç sefer böyle telefon seksi yaptık. Artık ben de zevk almaya başlamış, sabırsızlıkla aramasını bekliyordum. Ama çok kısık sesle konuşuyordu ve sesini bir türlü tanıyamıyordum.

Bir gün yine iş yerimin tuvaletinde o karıyla telefon seksi yaptıktan hemen sonra yengem aradı,

“On dakikadır telefonun meşgulde, kimle konuşuyordun? Ne oldu, abinle barışmadın mı daha?” dedi.

“Daha abimi göremedim… Herhalde çok azdın, çok mu istiyorsun?”

“Ya abinle barış da, isteyip istemediğimi görürsün!” Ben damardan girmeye çalışıyor, yengemle telefonda sevişmek istiyordum,

“Nasıl, beğendin mi o gece?” dedim.

“Beğenmesem arar mıyım şerefsiz!”

“Senin amına korum orospu!”

“Koy, bak amım koymanı bekliyor! Ama anlaşılan sende iş yok!”

“Baksana yenge, telefonda beni boşaltsana!”

“Ya gerçeği varken neden hayali yapıyorsun?”

“Yarrağım kazık gibi oldu, şu anda elimde!”

“Sen neredesin?”

“İş yerindeyim!”

“Gel eve! Canlı canlı sik beni… Sevişelim…”

“Olmaz, tuvaletteyim, hadi götten ver de hayal ederek boşalayım!”

“Hay senin canına tüküreyim!”

“Bak amını yalıyorum yenge! Dilimi amının içine sokuyorum, amının suları akıyor!” deyince, yengem inlemeye başladı,

“Ben de senin yarağını emiyorum!”

“Hadi domal!”

“Domaldım!”

“Yarağımı götüne sokuyorum!”

“Sooooook, oooohhh!” deyip inleyince sesi tanıdım. O gizli numaradan arayan sapık karı yengemdi. Ama bozuntuya vermedim, devam ettik. Yengem inleyerek,

“Sik aşkım, geçir götüme, kökle!” dedikçe, ben otuzbir çekerek boşaldım. Yengem de amını ovuşturarak orgazm olmuştu. Telefonu kapattık. Yarağımı yıkadım, elimi yüzümü yıkadım çıktım, işimin başına döndüm.

Aradan üç gün geçmişti, akşam ben marketten geliyordum, abimle karşılaştım. Abim az içmişti, beni görmezden gelince, gidip koluna girdim, kendisinden özür diledikten falan sonra abim yumuşamıştı. Abime,

“Hadi bize gidelim abi, mangal yakalım!” dedim. Abim,

“Yok, olmaz! Yengen bekler…” falan dediyse de, sonunda razı ettim. Karımı aradım, geleceğimizi bildirdim. Sonra da abime,

“Yengemi de çağıralım!” dedim.

“Onun geleceğini hiç sanmıyorum, yine de telefonla arayıp şansımızı deneyelim.” dedi ve yengemi aradı. Yengem de gelmeyeceğini söyleyip telefonu kapayınca, abim, “

“Neyse, gelmezse gelmesin, biz rakımızı da alıp gidelim, mangal yakılıp da rakı içilmez mi?” dedi ve markete yöneldi.

“Ya abi…” dememe kalmadı,

“Ne o karından mı korkuyorsun? Tamam ben gelmiyorum!” dedi. Ben de,

“Tamam, tamam!” deyip girdik markete, ben bir tane yetmişlik rakı aldım. Abim sigara da alırken, ben yengeme telefon açtım,

“Tamam, abimle barıştık, bizim bahçede mangal yakacağız, hadi sen de gel!” dedim.

“Gelirim, ama gelince karın mırın kırın yapıp da moralimi bozmasın!”

“Sen onu bana bırak yenge!” dedim kapattım. Rakının ve sigaranın parasını ödedim ve abimle bizim bahçeye geldik. Karım bizi kapıda karşıladı,

“Hoş geldin abi!” deyip, abimin elini öptü ve bunlar barışmış oldu. Karım içeri gidince ben de arkasından gidip,

“Yengem de gelecek, gelince sakın ters davranma, yanlış kelime kullanma!” dedim.

“O kadar cahil miyim, evime gelene ne diye ters davranayım?” dedi.

Oooh be, o iş te hallolmuştu. Ben mangalı yakarken, karım da diğer malzemeleri hazırladı. Abim ise rakıyı açmış, içmeye başlamıştı bile.

“Abi önce altlık yap, bir şeyler ye de öyle iç!” dediysem de oralı olmadı.

Az sonra yengem bahçe kapısında belirdi. Üzerinde V yaka beyaz tişort, göğüslerinin üstü görünüyordu, altında da kalçadan pileli, diz üstü etek vardı, çorap giymemişti. Ben hemen koştum karşıladım,

“Hoş geldin yenge!” deyince, yengem bana öyle sarıldı ki, vücutlarımız bütün oldu. Kulağıma hafifçe, “Ooohhh!” dedi. Ben hemen yengemden ayrıldım.

“Çok seksi görünüyorsun, sikimi kaldıracaksın.” diye fısıldadım dişlerimin arasından… Güldü.

Yengemle masaya gittik. Karım da geldi, yengemle hoş beşten sonra onlar da barışmış oldular. Hep birlikte oturup sohbet ediyor, gelmişten geçmişten konuşuyor, mangalda pişenleri yiyorduk. Abim habire rakıyı fondip içerken, ben az içiyordum, çünkü çabuk sarhoş oluyordum.

Geç saatlere kadar oturduk, yedik içtik, sohbet ettik ve gitme vakitleri gelmişti. Kalktıklarında,

“Abi sarhoş oldun, ben sizi götüreyim!” dedim. Abim dili dolanarak,

“Yok yaa… Ben sarhoş değilim…” falan dediyse de, ben evlerine kadar eşlik ettim. Ama abim evine girmedi, ön bahçesindeki sandalyelerden birine oturdu ve bana bira içmek istediğini söyledi.

Ben hemen markete gidip dört tane bira alıp geldim. Üçümüz de bahçeye oturduk, abimle biraları içiyorduk. Bir ara işemek için tuvaletlerine gittim. Tuvaletten çıkınca yengemi karşımda gördüm,

“Amma da işedin ha!” dedi.

“Çok sıkışmıştım!” dedim. Yengem hemen,

“Abinle barıştığın iyi oldu!” deyip dudağımdan öptü.

“Dur ya, ne yapıyorsun yenge?” dedim. Fakat yengem,

“Yarağına bir bakayım!” dedi.

“Yenge ya, sen deli misin? Olmaz!”

“Bakmak istiyorum, hadi!”

“Ya yenge dur, abime yakalanacağız şimdi!” diyerek çıktım gittim abimin yanına oturdum.

Yengem de elinde iki tabak çerezle gelip karşıma oturdu. Biraz sohbetten sonra, bu sefer abim kalktı tuvalete gitti. Yengem abime bakar gibi yapıp yana eğildi ve bacaklarını yana açarak, bana bacak arasını gösterdi.

Yengemin çıplak bacakları beni daha da tahrik ediyordu. Amcığı beyaz külodun içinde yumruk gibi şişmişti. Abim tuvaletten çıkınca, yengem hemen toparlandı. Ama benim yarak iyice kalkmıştı. Bir müddet sonra abime,

“Abi ya şu birayı ne diye içirdin ki? Şimdi ikide bir tuvalete gitmem gerekiyor!” deyip kalktım. Tuvalete gidip yarağımı çıkardım, kapıyı da aralık bıraktım ve yarağımı sıvazlayarak yengemi beklemeye başladım.

Biliyordum, yengem dayanamaz gelirdi. Ve tahmin ettiğim gibi, boş bira şişelerini mutfağa bırakmak bahanesiyle geldi ve bıraktı. Tuvaletin kapısına gelip yarağımı sıvazladığımı görünce,

“Otuzbir mi çekiyorsun lan?” dedi gülümseyerek.

“Yok, senin ağzına vereceğim!” deyip, yengemi kolundan tuvalete çektim. Bu sefer yengem,

“Ya şimdi olmaz, abin aniden gelir falan!” dedi.

“Yarrağımı görmek istemiyor muydun orospu?” deyip ensesinden çekip aşağı bastırdım ve ağzına verdim. Yengem ağzını çekip,

“Bari sen dışarıya bak… Ben işimi yaparken sen abini kolla!” dedi ve yarağımı emmeye başladı. Öyle hızlı emiyordu ki, sanki iliğimi kurutacak gibiydi.

Bir kaç saniye içinde yengemin ağzına patladım. Döllerim ağzından taştı, yengem hemen banyoya koşunca, ben de yarağımı yıkadım, elimi yüzümü yıkayıp abimin yanına gittim.

“Abi ben gideyim artık, geç oldu…” dedim.

“Ne o lan, sarhoş mu oldun?”

“Biraz…” dedim. Abim yengeme bağırarak,

“Kız Fatmaaaa! Kamil gidiyor!” dedi, yengem de geldi. Abimin elini öptüm, yengem de yanaklarımı öptü, ayrıldım ordan. Eve gelince karım da yatmak üzereydi, hemen karımın üzerine atılıp yatağa yatırdım, güzelce siktim, ateşimi söndürdüm.

Beş gün sonra yengem beni aradı, hal hatırdan sonra,

“Kamil bu gün gelsene!” dedi.

“İzin alabilirsem gelirim!” dedim, kapattım. İş yerinden izin aldım, yengemi aradım, “Geliyorum!” dedim. Yengem sevinçle,

“Tamam canım, bekliyorum!” deyip kapattı. Ben taksiye binip yengemim evinin biraz uzağında indim. Arka taraftan bahçeye atladım, çünkü gören olabilirdi. Antreye girip zile bastım. Yengem kısa zamanda kapıyı açtı.

Üzerinde ince gömlek, sütyen takmamış, meme uçları belli oluyordu. Altında da aynı etek vardı. Hemen içeri girdim. Yengem kapıyı kilitler kilitlemez boynuma sarılıp dudaklarıma yapıştı. Birbirimizin dudaklarını kemiriyorduk resmen.

Elimi götüne götürdüm, okşuyor, sıkıyordum. Eteğinin altına elimi soktuğumda çıplak götüne temas etti parmaklarım. Önceden hazırlık yapmış, altına külot giymemişti. Gömleğini yırtarcasına çıkardım, memeleri füze gibi dışarı fırladı. Uçlarını emiyor, ısırıyordum. Yengem de pantolonumun üzerinden yarağımı okşuyor, sıkıp bırakıyordu.

Öpüşerek yatak odasına gittik. Yengem pantolonumu bir çırpıda çıkartıp attı, önümde diz çöküp yarağımı yalamaya emmeye başladı. Ben de tişörtümü çıkarıp attım.

Yengemi ayağa kaldırıp eteğini çıkardım ve yengemi yatağa bacakları kenarda sarkık vaziyette yatırdım. Dudaklarından başlayıp tüm vücudnu öpüyor, yalıyor, emiyordum. Amına inince, yengem,

“Ooohhh, em aşkım, sikicim benim!” diye inlemeye başladı. Kafasını sağa sola sallıyor, “Dilini sok ne olur!” diye yalvarıyordu.

Bacaklarını iki tarafa açıp yukarı kaldırdı, ben de orta parmağımı amına sokup ileri geri yapıyor, dilliyordum. Yengem sarsılmaya başladı, orgazm oluyordu. Amının suyunu emip içtim. Elim am suyuyla ıslanmış, ama ben bırakmıyor yine amını emiyor, dilimi sokuyordum. Yengem,

“Ooohhh, çok güzel, çok zevkli!” diye inliyordu. İşaret parmağımı göt deliğine yavaş yavaş sokmaya başladım, parmağım götünde kaybolmuştu, parmağımla götünü sikiyordum. Yengemin inlemesi artmış,

“Hadi getir artık şu yarağını, içimde hissetmek istiyorum, kaç gündür onun özlemiyle yanıp tutuşuyorum, ne olur sok, sok yarağını!” diye inliyordu.

Ben doğrulup, ayağa kalktım, yengem bacaklarını ayırdı. Yarağımla amını biraz fırçaladıktan sonra, aniden köküne kadar soktum. Yengem,

“Ooohhh, işte yarak bu, mideme kadar geldi, ohhhhh, yerim yarağını, sik beni, iyice sok, sert sert sok!” diyordu.

Ben de söylediklerine uyuyor, sert sert sokuyor, arada durup yarağımla amının içini karıştırıyordum. Karıştırdıkça inliyor, kalçalarımı tutup daha da içine girmem icin kendine çekiyordu. Bırakınca tekrar pompalıyordum. Bu tempoda yirmi dakika siktim yengemin amını. Sonunda,

“Geliyorum yenge!” deyince,

“Gel erkeğim, içime boşal, doldur bellerinle amcığımı, ben de geliyorum!” dedi. Ve ikimiz de aynı anda boşalmaya başladık.

Üzerine yığılıp kaldım. Biraz dinlendikten sonra yarağım içinden çıktı, yatağa yan yana uzandık. Konuşuyorduk. Yengem,

“Kamil, biliyor musun, telefondaki bendim!” dedi.

“İlk aramalarında anlayamamıştım ama sonuncuda jeton düştü. Biliyorum! Neden yapıyordun yenge?”

“Ne yapayım, o günden beri yarağın aklımdan çıkmadı, hayal edip kendimi tatmin ediyordum. Sonra aklıma telefonda yapmak geldi, anlarsa anlasın, sikmedi mi sanki deyip telefonda sesini duyarak kendimi tatmin ediyordum!”

“Vay orospu vay!”

“Senin orospunum, sen sikiyorsun!” dedi ve dudağına yumuldu. Biraz öpüştükten sonra 69 olduk. İkimiz de havalarda uçuyor, kuduruyorduk. Sonra beni sırtüstü yatırıp, ata biner gibi yarağımın üstüne oturdu. Bir müddet öyle sikiştik.

Ardından kendiliğinden domaldı, ben de arkasına geçip amına soktum, sikmeye devam ettim. Göt deliğini de okşuyordum.

“Ooohhh sikicim benim, çok güzel sikiyorsun, kurban olurum yarağına, sok canım!” diye inliyordu.

Yengem orgazm olduktan sonra yarağımı amından çıkarınca, sıranın götüne geldiğini anlamış olacak ki, hemen kalkıp koşarak gitti. Arkasından bağırdım,

“Nereye gidiyorsun, gel buraya!” diye.

“Bekle!” dedi, mutfağa girdi. Pamuğa zeytinyağı dökmüş geldi. Önce yarağımı ağzına alıp emdi, sonra yarağımı yağlayıp önümde domaldı, pamuğu bana verdi,

“Sen de benim götüme sür!” dedi. Pamuğu alıp göt deliğini yağladım, sonra pamuğu attım. Yengem alttan elini uzatıp yarağımı tuttu, biraz sıvazladıktan sonra göt deliğine götürdü,

“Hadi canım, yavaş yavaş itele!” dedi. Ben de itelemeye çalıştım, fakat girmiyordu, göt deliği o kadar küçüktü ki, yarağımın kafasının altında kayboluyordu. Tekrar parmağımı soktum götüne, biraz ileri geri yaptım,

“Kendini sıkma, rahat bırak!” dedim.

“Tamam!” dedi, kafasını yastığa iyice gömüp, götünü yukarı kaldırınca, ben aniden götüne kökledim. Sonuna kadar girmişti.

“Aaaaahhh, yandım anammm!” diye çığlık attı.

“Sus kız orospu, duyan olur!”

“Yanıyor götümün ağzı! Kımıldama!”

“Alışır şimdi!” dedim, biraz bekledim. Az sonra,

“Hadi, ama yavaş yavaş sik!” deyince, ben ileri geri yapmaya başladım. Yengem halen kısık kısık bağırıyordu.

“Yenge sen abime hiç götten vermedin mi?”

“Abin sanki amımı adam gibi sikti becerdi de, sıra götümü sikmeye mi geldi!”

“Demek ki götün de bana kısmetmiş!”

“Evet sikicim, amım da senin, götüm de senin, istediğin gibi sik!” dedi.

Yarım saat kadar pompaladım yengemin göte… Yengem alışmış, götten zevk almaya başlamıştı. Kendi kendine memelerini okşuyor, amını parmaklıyordu. Az sonra,

“Hadi hızlan, ben geliyorum! Hadi sen de götümün içine attır!” deyince, son hamleyle götünün içine boşalmaya başladım.

İkimiz de bitmiştik 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir