Zıpkın Delikanlı MeteGoogle Icon

Ben 22 yaşında, uzun boylu, yıllardır spor yapan, taşı sıksa suyunu çıkarır dedikleri, zıpkın gibi bir delikanlı dedikleri bir gencim. Askerlik görevimi komando olarak yapıp eve geleli daha birkaç gün olmuştu.

Ben askerdeyken annemler başka bir semte taşınmış, o semtte de büyük bir sitenin kapıcılık işini almışlardı. Ben de iş bulana kadar onlara yardımcı olacaktım. Pazar sabahı çöpleri toplama işini bitirmiştim ki, önce,

“Mete oğlum, gel kahvaltı hazır!” diye bir ses duydum. Sonra sitenin oyun alanında oynayan beş altı yaşlarındaki küçük bir oğlan çocuğu,

“Geliyorum anne!” diye bağırıp koşmaya başladı. Ama binaya yaklaşınca ayağı takılıp düştü ve ağlamaya başladı.

Hemen yanına koşup kaldırdım. Önemli bir şeyi yoktu, dizi biraz sıyrılmıştı ve kanıyordu. Haline acıdığım için çocuğu kucakladım ve hangi katta oturduklarını sorup evlerine çıkardım.

Dairelerinin kapısına vardığımızda çocuğu zile yaklaştırdım, o da zile basıp,

“Anneeee!” diye bağırdı. Hemen kapı açıldı. Annesi yirmili yaşlarda, uzun kumral saçlı, kahverengi gözleriyle, meraklı, biraz da şaşkın bir halde kapıda dikilmiş bize bakıyordu.

Garip bir durum olmuştu, sanki baba oğul marketten gelmiştik de sevgili karım bizi karşılıyordu. Şaşkınlığını üzerinden atan güzel kadın hemen oğlunu benim kucağımdan kendi kucağına aldı ve

“Mete oğlum dizine ne oldu? Bu abi kim?” dedi bana bakarak… Mete’den önce ben lafa girdim ve

“Ben Erkin, kapıcının oğluyum!” deyip olanları anlattım.

Kadın gülümseyerek teşekkür etti ve oğlunu yere indirdi. Kapının yanındaki portmantoya uzandı, çekmecesinden bir yara bandı kutusu alıp oğlunun önünde diz çöktü. Yumurcak sık sık böyle kazalar yaşatıyordu demek ki, yara bandı hazır duruyormuş.

Gözüm kadının üzerindeki şeffaf geceliğin sergilediği güzelliklere takıldı. Ben çocukla beraber giriverince hazırlıksız yakalanmıştı. Gerçi yakalanmak denemezdi buna, çünkü o şeffaf gecelikle güzelliklerini sergilemekten çekinmiyordu hiç…

Güzellikler diyorum… Poposunun hemen üzerinde biten siyah renkteki şeffaf gecelikle teninin beyazlığı çok güzel bir kontrast oluşturuyordu. Kadın yere çömelip Mete’nin dizine yara bandını yapıştırırken sutyensiz, iri göğüsleri gecelikten taşacak gibiydi.

Sonunda oğlunun iyi olduğuna kanaat getirince ayağa kalktı ve göz göze geldik. O esnada göğüslerine baktığımı da fark etti tabii… Beni tepeden tırnağa alıcı gözle süzüp,

“Ay pardon Erkinciğim, kendimi tanıtmadım, ben Büşra!” dedi ve elini uzattı.

Memnun olduğumu söyleyip tokalaştım. Eli sıcacıktı ve kadın sanki tüm vücudunun ateşini bana aktarıyordu tokalaşırken. Tokalaşmamız bitince Büşra gülümseyerek,

“Telefon numaranı verir misin? Bir şeye ihtiyacım olduğunda direkt seni arayım!” dedi. Verdim, kaydetti. Tam arkamı dönüp gidecekken, oğlu,

“Anneeee, Erkin abi de bizimle kahvaltı etsin miii?” diye annesine sordu.

“Tabi ki oğlum, neden olmasın? Hadi Erkin, gel mutfakta beraber kahvaltı yapalım.” dedi gözlerimin içine bakarak…

Ben bir kaç kere yok mok desem de, Büşra da ısrar edince kabul ettim. Onlar anne oğul şakalaşarak benim önümde mutfağa doğru gidiyorlar, ben de arkalarından takip ediyordum. Şeffaf geceliği içinde Büşra’nın dolgun kalçalarını titreterek çalkalaması beni fena azdırmış, sikim kalkmaya başlamıştı.

Güzel bir kahvaltı sofrası hazırlamıştı Büşra, bir kuş sütü eksikti. Biz masaya geçerken o da üzerine ince saten bir sabahlık geçirdi geldi. Önünü kapatmadan tam karşıma oturdu. Hem kahvaltımızı yapıyor, hem de konuşuyorduk.

Sekiz yıldır evliymiş. Kocasının yurtdışı merkezli bir şirkette üst düzey bir yetkili olduğunu ve sürekli yurt dışı seyahatlerine çıktığını ve bunun aylar sürdüğünü anlatıyordu. Bir türlü aklım almıyordu, hangi sağlıklı bir erkek böyle taş gibi bir kadını bırakıp giderdi ki?

Büşra sıcakkanlı ve samimi bir şekilde bunları anlatırken, benimse aklım o güzel poposu ve tam önümde duran uçları kabarmış büyük göğüslerindeydi. O da durumun farkındaydı ve sinsice gülümsüyor, bu durum onun da hoşuna gidiyor gibiydi.

Zıpkın Delikanlı, resim №2

Ben de ona askerden yeni geldiğimi, komando olarak zor şartlarda askerlik yaptığımı filan anlattım. Çay fincanı dudaklarında gözleri parlayarak, benim üstümde, tişörtümü geren göğüs kaslarımda, pazularımda dolaştı bakışları,

“Komando olduğun belli oluyor zaten, o zor şartlarda harika vücut yapmışsın. Kasların baya gelişmiş.” dedi şuh bir sesle…

Ben de onu süzdüm baştan aşağıya… Dimdik, iri memelerine, şeffaf gecelikten belli olan kabarmış meme uçlarına, dümdüz karnına baktım sırayla…

“Senin bir şey yapmana gerek yokmuş, zaten her şeyinle harikasın…” dedim. Yanımızda oturup kahvaltısını yapan oğlanın bıcırdamalarını duymuyorduk bile… Gözlerimizle sevişiyorduk karşılıklı…

“Öyle mi diyosun? Güzel miyim sence?” Öyle şuh bir sesi vardı ki, insanı eritiyordu sesiyle… Sikimi taş gibi yapmıştı o bakışlar, o ses…

“Güzel de laf mı? Tanrıça gibisin şu anda… Tapmak istiyorum.”

“Arzular karşılıklıymış. O kolların göründüğü kadar sert mi, merak ediyorum şu anda…”

Çocuk annesinden nutella isteyince o seksi bakışmaya ara vermek zorunda kaldık. Sohbet ederek kahvaltımızı yapıyorduk. Büşra bacak bacak üstüne atarken istemsizce ayağı ayağıma çarptı ve

“Ay pardon Erkinciğim!” dedi, ama ayağının temasını da kesmedi. Ayağıyla pantolonumun paçasından tenime temas etmeye ve okşamaya başladı. Kırmızı ojeli ayak parmakları bacağımı okşayarak yavaşça yukarıya çıkıyordu.

Ben de boştaki elimle ayağını yakalayıp kucağıma, tam kalkık sikimin üzerine koydum ve ayağını okşamaya başladım. Ok yaydan çıkmıştı artık ve çocuğun hiçbir şeyden haberi yoktu, güle oynaya kahvaltısına devam ediyordu.

Bir ara Büşra çayları tazelemek için kalktı. Demliği alıp çaylarımızı koydu ve bu sefer karşıma değil, yanıma oturdu. Mete karşımızda kalmıştı şimdi. Aceleyle elimi bacak arasına daldırdım. Külodu sırılsıklamdı, zevk suyundan amcığı göl gibi olmuştu.

“Iıhhh…” diye inledi yavaşça… Oğluna belli etmemek için kendini sıkıyor, dudaklarını ısırıyordu.

“Yapma Erkin… Kocam iki aydır yok. Çok kötü durumdayım. Beni baştan çıkarma…”

“Ben ne yapayım Büşra?” diye fısıldadım. “Aylardır kışlada, dağlardaydım. İnan kadın yüzü görmedim. Ben senden daha kötüyüm.”

Elimi külodunun içine sokup amının dudaklarını ve klitorisini okşuyor onu deli ediyordum. Parmaklarım hareket ettikçe oturduğu yerde kıvranıyor, bacaklarını sıkıştırıp engel olmaya çalışıyordu. Büşra sonunda dayanamadı ve

“Oğlum kahvaltın bittiyse hadi odanda bilgisayarınla oyun oyna! Kulaklığını tak, kapını da kapat!” deyip çocuğu odasına gönderdi. Mete giderken,

“Erkin abi de gelsiiiin, ona da göstereyim oyunlarımı!” dedi.

“Tamam oğlum kahvaltısı bitsin, gösterirsin!” Ben de,

“Gelirim birazdan Meteciğim!” deyip onu odasına uğurladık.

Kapısının kapanma sesini duyar duymaz dudaklarımız birleşti. Dediğim gibi, askerden yeni geldiğim için uzun zamandır sikişmiyordum ve azgınlığım had safhadaydı. Gerçi Büşra’nın da benden kalır yanı yoktu, dudaklarımı kemirircesine ısırıyordu. Zorla aralanan dudaklarıyla,

“Odama gidelim! Kapıyı açar gelir şimdi, rahat edemeyiz burada…” dedi. Sarmaş dolaş odasının yolunu tuttuk. Büşra’nın yatak odası Mete’nin odasının hemen yanındaki odaymış.

Odaya girer girmez soyunmaya başladım. Büşra hemencecik kurtulmuştu hırkasından, geceliğinden ve külodundan. İnanılmaz güzel bir fiziği vardı. Amı kabarmış, kaymak gibiydi, zevk sularıyla ıslak ve pürüzsüzdü.

Ben de çabucak soyundum, bir an evvel Büşra’yı sikmek istiyordum. Yatağa sırt üstü yatırdım. Büşra, çekmecede prezervatif olduğunu söyleyerek kullanmamı istedi. Aceleyle bir tane prezervatif alıp kazık gibi olmuş sikime geçirdim.

Bacaklarını araladım ve amının kapısına dayandım. Amının küçük deliği benim hatırı sayılır büyüklükteki sikimi almakta zorlanıyordu. Yavaş yavaş santim santim ileriyordum içinde… Bir taraftan da o güzel göğüslerini öpüyor, okşuyordum. Büşra ise derin iniltiler çıkarıyor, bazen minik çığlıklar kaçırıyordu ağzından…

“Yavaşş! Yavaş canım… Erkeğim, nolur yavaş biraz… Çok büyük sikin var… Çok kalınsın… Kocamın siki bu kadar değil… İkiye ayrılmak üzereyim… Ohhh…”

“Uhh! Belli oluyor aşkım… Kocan açamamış amcığını… Çok darsın… Sikimi sımsıkı sarıyor vajinan, ateş gibi yanıyorsun.”

Sonunda sikimi dibine kadar soktuğumda ihtiraslı ve uzun öpücük kondurdum dudaklarına, zafer kazanmışım edasıyla… Büşra’nın göğüsleri altımda inip kalkıyordu.

“Çok… Çok irisin! Altında eziliyorum sanki, nefesim kesiliyor.” Dirseklerime dayanıp ağırlığımı azalttım biraz,

“Özür dilerim, kendimi kaybettim azgınlıktan…” Kesik kesik güldü,

“Deli..! Şikayet için söylemedim. Hoşuma gitti. Ağırlığının altında ezilmek çok hoş… Çok zevkli…” Elleri, parmakları kollarımda, pazularımda okşayarak dolanıyor, göğsümü okşuyordu sürekli…

Biraz öyle bekledikten sonra amında yavaş yavaş gidip gelmeye başladım. Büşra ise ellerini ve bacaklarını sırtıma dolamış, bir ahtapot gibi sarılmıştı bana. Ağzından boğuk boğuk inlemeler kaçıyor,

“Ohh… Çok özlemişim bunu… Öyle çok özledim ki sevişmeyi, orgazm olmayı, inan bilemezsin canım… Çok güzelll, durma, durma!” diye histerik halde sayıklıyordu. Ben de ritmimi gittikçe artırıyor, bütün gücümle yükleniyordum. Her köklediğimde kasıklarımız çarpışıyor, alkış sesine benzer bir ses yükseliyordu.

Büşra çok istekliydi, iki eliyle beni kendine bastırıyor, beni içine hapsetmek istiyor gibiydi. Kaymış gözleriyle ve dağılmış saçlarıyla altımda zevkten kıvranıyordu. İniltileri iyiden iyiye yükselmiş, durmaksızın,

“Oohhh, aahhh, ımmmm!” sesleri çıkarıyordu. Sonunda büyük bir çığlık koparıp kasılmaya başladı. Amı bir mengene gibi sikimi sağıyor, kendi de elektriğe çarpılmış gibi titreyerek orgazm oluyordu. Bense dibine kadar geçirmiştim ve küçük bedenini tamamen altıma almış, anın zevkini çıkarıyordum.

Bir süre sonra Büşra duruldu. Sakince dudaklarımız birleşti, uzun uzun öpüştük. Elimden geldiğince sevişmeyi uzatıyor, hemen boşalmak istemiyordum. Sanırım geciktiriciliydi prezervatif, yoksa bu kadar uzun dayanamazdım, hele ki Büşra gibi istekli kadına karşı…

“Neden boşalmadın benimle beraber?” dedi dudaklarımı kemirirken…

“Günde üç posta otuzbir çekiyorum, ondandır belki de… Sanırım prezervatif geciktirmeli, onun da etkisi var.”

Doğrulup amından çıktım ve yatağa sırt üstü uzandım. Biliyordum ki kadınların en çok zevk aldığı pozisyon onların üstte olduğu, kontrolün kendinlerinde olduğu pozisyondu.

Damarları prezervatiften bile belli olan kızarmış sikim bir direk gibi her kadının iştahını kabartacak şekilde duruyordu. Doğrulan Büşra’nın elinden tutup kucağıma çıkmasına yardımcı oldum. Diğer eliyle amına hizaladığı sikimin üzerine kendini yavaş yavaş bırakırken dudaklarını ısırıyordu.

Biraz sonra gururla tamamını aldığı koca sikimin üzerinde dans ediyordu. İleri geri yapıyor, poposunu indirip kaldırıyor ve gönlünce kendini bana siktiriyordu.

Büşra karşı konulmaz bir kadındı, iri portakal büyüklüğündeki beyaz göğüslerini avuçluyor, her yerini öpüyordum. Bir süre sonra onu kendime doğru çekip alttan sertçe pompalamaya başladım. Büşra yine çığlıklar atıyor, kendini bana yapıştırıyor, göğsüme öpücükler konduruyordu.

Birkaç dakika sonra duruldum ve onu da serbest bıraktım. Büşra gözlerini gözlerime dikerek sikimi amından çıkardı. Bir eliyle sikimi tutup diğer eliyle yarıya kadar gelmiş prezervatifin ucundan tutup çekmeye başladı.

Hipnoz olmuş gibiydi. Sonunda başarılı olmuş ve prezervatiften kurtulmuştu. Yeniden amının girişine hizaladığı sikimi büyük bir zevkle içine aldı. Tam o anda benden istemsizce naraya benzeyen derin bir homurtu çıkıverdi.

Amının o tazeliğini, ıslaklığını ve sıcaklığını iliklerime kadar hissediyordum. Amından süzülüp taşaklarıma kadar ulaşan amının suyunu hissediyordum.

Büşra koca sikimin üzerinde ileri geri yaparak adeta kanırta kanırta kendini siktirmeye başladı. Bazen o kadar ucuna kadar çıkarıyordu ki sikimi, birkaç kez tamamen çıkmıştı ve hiç vakit kaybetmeden yeniden ait olduğu yere girmesini sağlamıştı.

Elimi uzatıp dağılmış saçlarını topladım. Sonra o dolgun yumuşak poposuna ellerimi attım. Götünün yanaklarını iki elimle eziyor, yoğuruyordum ve onunla ritim tutuyordum. İkimiz de artık sona yaklaşıyorduk. Dudağıma güçlü bir öpücük kondurup,

“Beni kucağına al, ayakta sik beni!” diyerek sikimin üzerinde zıplamaya devam etti. Onu kucağıma tamamen alıp dibine kadar geçirdim sikimi ve içinden hiç çıkarmadan yataktan inip ayakta amına pompalamaya başladım.

Büşra boynuma sarılmış, ardı arkası kesilmeyen çığlıklar atıyordu. Yine orgazm olmaya yaklaşıyordu ve bu sefer benim de bu davete karşı koyacak gücüm yoktu. Şlap şlap sesleri, benim homurtularım ve onun çığlıkları evin her yerinde yankılanır olmuştu.

“Uuufff.. Erkeğim… Yine geliyorum.. Ooooh… Iımm… Devam et!” diyerek bacaklarını ve kollarını sıkıca bana dolayıp son köklemelerimi karşılamaya çalışıyordu. Beraber yatağa devrildik. Ben altta, o vahşi atını sürmeye çalışan bir jokey gibi üstümde, deli gibi sikişiyorduk.

Sonunda Büşra’nın o titreme ve kasılmaları yine başladı. Hiç olmadığı kadar büyük bir çığlık attı, büyük ihtimalle yan dairelerin bile duyacağı bir çığlıktı. Benim de frenim patlamış, homurtular ve naralar eşliğinde amının derinlerine boşalıyordum.

Tam o anda kapı aralandı ve Mete’nin,

“Anneee, ne yapıyorsunuz?” diyen sesi bizim zevk feryatlarımızın arasından yükseldi.

O kadar kendimizi kaybetmiştik ki, ne olduğunu anlamayan Mete’ye birkaç saniye ikimiz de bir cevap veremedik. İlk kendine gelen ben oldum ve çarşafı Büşra’nın kalçalarına çekip görüntüyü kapatmaya çalıştım.

“Bir şey yok Meteciğim, annenin beli, kalçaları ağrıyormuş da…!” dedim. Mete,

“Niye çıplaksınız?” diyerek şaşkın şaşkın bize bakıyordu.

Büşra’nın sırtı kapıya dönüktü, halen kucağımdaydı ve amının kasılmaları ara ara devam ediyordu. Ben de Büşra’dan farksız değildim, amına son döl damlalarımı boşaltmaya devam ediyordum.

“Şey, masaj… Annenin beli ağrıyormuş Mete, beline masaj yapıyorum, bak…”

Ellerimi annesinin belini kavrayıp parmaklarımı batırırcasına sıktım iki yandan… Bütün gücümle aşağı bastırıp yarrağı köküne kadar gömdüm son spermlerimi de yolladım vajinasına…

“Ayyy…” diye inledi Büşra… Hala bize bakan oğlana seslendi sonra, “Çok ağrıyor annemm… Ama Erkin abin ovalayınca iyi geldi.”

Büşra’nın orgazm kasılmaları, kalçalarının bacak kaslarının haz dolu titreyişleri giderek sönümlenmiş, tamamen olmasa da bitmişti bu arada… Biraz kendine gelince yatağın kenarındaki sabahlığı alıp sırtına geçirdi sikim içindeyken…

Çocuğa çıplaklığını göstermemeye çalışarak kucağımdan indi. İnerken çarşafı çıplak kasıklarıma çekmeyi, hala kalkık duran sikimi örtmeyi de ihmal etmedi bu arada… Yüzünde mutlu bir tebessümle oğlunun yanağını okşadı,

“İyiyim ben anneciğim… Erkin abin masaj yapıyordu annene… Sağ olsun, bütün ağrılarımı geçirdi.” Bana bakıp şeytanca bir göz kırptı, “Ama çok güzel geçirdi Erkin abin… Sen bilgisayarında oyun oynarken kulaklığını takmadın mı bebeğim?” dedi.

“Canım meyve suyu istedi annecim, onun için oyuna ara verdim.”

“Tamam, sen odana geç… Ben Erkin abine teşekkür edip getiriyorum meyve suyunu!” dedi.

Birlikte el sallayarak odasına uğurladık Mete’yi… Yataktan zıpkın gibi fırladım hemen… Dal taşak, odasının kapısını kapattım. Büşra’nın üstündeki sabahlığı omuzlarından sıyırıp yere bıraktım. İkimiz de çırılçıplaktık yine…

Ayakta yeniden birleşti dudaklarımız, dillerimiz birbiriyle dans etti. Biraz daha öpüşüp yiyiştikten sonra zorla ayrıldık birbirimizden… Ben banyoya geçerken Büşra da amından bacaklarına süzülen dölleriyle üzerine geçirdiği gecelikle mutfağa gitti.

Ben daha işememi bitirip suyun altına girdiğimde Büşra meyve suyunu oğluna verip banyonun kapısında belirmişti bile… Sabahlığını sıyırıp duşakabinin kapısını açtı, ince uzun bacaklarıyla küvetin içine daldı. Tepemizden yağmur gibi akan ılık suyun altında sımsıkı sarıldı bana… Yarım saat uzun uzun sevişerek banyomuzu yaptık.

Birer kez de banyoda, duşakabinin içinde sikiştik ses çıkarmamaya çalışarak… Küvetin içinde domaltmış amına köklerken acı acı inliyordu Büşra… Orgazm anında feryadı duyulmasın diye parmağını ısırıyordu bir yandan…

İstemeye istemeye sikişmeye son verdik. Üzerimizi giyinip Mete’nin odasına gittik. Ben birkaç dakika oynadığı oyun hakkında sorular sordum, biraz beraber oynadık. Çocuk çok sevindi. Daire kapısının önünde vedalaşırken, Mete şımarıkça kucağıma tırmandı, boynuma sarıldı.

“Erkin abi akşama yine gelir misin? Oyun oynarız. Hep beraber çizgi film seyrederiz!” dedi. Ben Büşra’ya baktım. Büşra da Mete’ye,

“Tamam bebeğim, ama bu aramızda sır olarak kalmalı… Tamam mı? Eğer babana birşey anlatmazsan… Üçümüzün oyun oynadığını, Erkin abinin bana masaj yapmasını… O zaman akşama da gelebilir. Kapım ona her zaman, arkasına kadar açık!” deyip bana gülümseyerek göz kırptı.

Bunları söylerken oğlunun yanağından öpmek için yaklaştı yanımıza, oğlanı öperken elini önüme atıp pantolonun üstünden sikimi avuçladı.

“Tamam anneciğim, söz… Kimseye söylemem, babama bile… Yeter ki Erkin abi ile çizgi film izleyelim, benimle oyun oynasın. Hem ben uyuduktan sonra sana da masaj yapar yine…”

“Yaparsın değil mi Erkin abisi? Oğluşumla oyun oynarsın, bana da o güzel masajından yaparsın değil mi? Çok iyi geldi valla… Harika masaj yapıyor senin Erkin abin…”

Parmakları sikimin üstünde kasılıp gevşiyor, asıl masajı o yapıyordu bana…

Tabii akşam yine onlardaydım, hep beraber çizgi film izlemek için. Filmden sonra Mete’yi uyutup biz sikişmeye başladık. Ertesi sabah da uğrayıp Büşra’yı siktim. Akşam yine siktim. Sonraki günlerde de siktim.

Büşra ile sikişmelerimiz ardı arkası kesilmeden devam ediyordu. Genelde akşam yemeğinden sonra gidip sabaha kadar onlarda kalıyordum. Sabah da erkenden çıkıp bütün çöpleri topluyor, marketten eksikleri alıp birlikte kahvaltı yapıyorduk. Kahvaltıdan sonra Mete’yi kreşe uğurladıktan sonra ise deliler gibi sikişiyorduk.

Büşra halinden çok memnundu, her fırsatta altıma yatıyor, iliklerimi kurutuyordu. Ben amındayken, ya da boşaldıktan sonra sarmaş dolaş yatarken kocasıyla telefonda konuşuyordu.

Günler haftalar böyle geçerken kocası geleceğini haber ettiğinde ikimiz de bir burukluk yaşadık. Tabii Mete’yi de sıkı sıkı tembihledik, babasına birşey anlatmasın diye…

Kocası gelince Büşra’yla iki gün hiç konuşamadık, mesajlaşmadık. Üçüncü gün Büşra’dan herşeyin yolunda olduğunu, bir aksilik olmadığını ve beni çok özlediği mesajını aldım. İçim kıpır kıpır olmuştu ve biran evvel kocasının gideceği günü bekliyordum.

Aradan bir hafta kadar geçmişti ki, Büşra aradı ve kocasının evde olmadığını söyleyip beni eve çağırdı. Koşarak gittim tabii. Kapıyı açtığında saçı başı dağınıktı, üzerinde kırmızı bir sabahlık vardı, siyah külotlu çorap, abartı bir makyaj da yapmıştı.

Öpülmekten, emilmekten kızarmış dudakları ile çok seksi duruyordu. Yatak odasına geçtiğimizde yatak da dağınıktı. Belli ki kocası sabah gitmeden sikmişti
Büşra’yı.

– “Bu hal ne?” dediğimde,

– “Doymadım, tadı damağımda kaldı!” deyip dudağıma yapıştı.

Günlerdir bu anı bekliyordum, bir çırpıda soyundum. Büşra da sabahlığını çıkardı. O zaman daha net belli oldu kocasıyla biraz önce yaptıkları seksin izleri… Boynu, boğazı ve göğüsleri emilmekten morarmış vaziyetteydi. Amının dudaklarında ve bacaklarında yer yer kurumaya yüz tutmuş döller vardı.

Çok azdırıcı bir manzaraydı. Sikim kazık gibi olmuş, sızlamaya başlamıştı. Çabuk boşalmak istemiyordum, çekmeceden geciktiricili prezervatifi alıp sikime taktım ve Büşra’yı yatırıp üzerine atladım. Dudaklarıma iştahla bir öpücük kondurup,

– “Seni seviyorum aşkım!” dedi. Elini sikime atıp beni üzerine doğru çekti. Bacaklarını katlayıp onu tamamıyla altıma aldım ve sertçe kökledim. Büşra,

– “Aaaaah, yavaasşş!” dedi ama durmaya niyetim yoktu. Hırsla sikiyordum, Büşra altımda debeleniyor, çığlıklar atıyordu, hiç oralı olmuyordum.

Kısa sürede ter içinde kalmıştı, yüzü kıpkırmızı olmuş, amı daha önce hiç görmediğim kadar sulanmıştı. Bu kadın sert sikilmekten zevk alıyordu.

Biraz misyoner pozisyonunda siktikten sonra doğrulup Büşra’yı domalttım. Başını yastığa gömüp poposunu tam dik pozisyona getirip amını sikmeye başladım. Bu pozisyonda daha önce hiç inmediğim kadar derinlerine ulaştığımı hissediyordum.

Büşra’nın sesi soluğu kesilmiş, yarı baygın haldeydi. Amını sikerken gözüm göt deliğine kaydı. Göt deliği de biraz hırpalanmış haldeydi, anlaşılan kocası götten de sikmişti.

Aniden sikimi amından çıkarıp o küçük göt deliğine dayadım ve bütün gücümle yüklendim. Büşra acı bir çığlık attı, ama dibine kadar almıştı bile…

İçinde hareketsiz bekleyip küçük götünün kalın sikime alışmasını bekledim. Sonra yavaş bir tempoyla pompalamaya başladım. Büşra’dan yeniden zevk iniltileri yükselince hızlanmaya başladım.

Götünü sikerken bir elimi de amına atınca Büşra daha fazla dayanamadı ve çığlık çığlığa titreyerek orgazm olmaya başladı. Sikimi götüne taşaklarıma kadar sokup tamamen yüz üstü uzamasına ve rahat rahat kasılıp orgazmın zevkine varmasını sağladım.

İşte tam o esnada kapının aralandığını fark edip kapıya baktım.

Ve kapı aralığından bizi izleyen kocasıyla göz göze geldim.

Korku ve telaşla sikimin götünün içinde küçüldüğünü ve sessizliğimi fark eden Büşra da kapıya baktı ve gülmeye başladı. İçimden (Ne oluyoruz ya?) deyip tam Büşra’nın üstünden kalkacaktım ki, kocası çırılçıplak ve siki kalkmış halde odaya girdi, gülümseyerek,

– “Kolay gelsin ortak. Devam et!” diyerek yanımıza geldi.

O anda benim jeton düştü, herşeyi planlamışlardı. Korkum ve telaşım kaybolmuş, yerini tarifsiz bir heyecan almıştı. Olayın tahrikiyle de inmekte olan sikim Büşra’nın götünde yeniden canlanmıştı.

Sonradan öğrendim, meğerse bizim ufaklık Mete ağzından kaçırmış. Zaten karı koca da uzun zamandır bu konuda konuşuyorlarmış. Karısını bir kaç ay boyunca yalnız bırakan kocası kendini suçlu hissettiğinden kendisi teklif etmiş önce…

Uzun uzun tartışmışlar, olayı pişirmişler. Sonuçta karı koca aralarına kocasının yokluğunu aratmayacak, güvenilir, Büşra’nın beğeneceği bir erkek alma konusunda anlaşmışlar. Büşra benden emin olana kadar ve bana sürpriz yapmak istediği için bu konudan hiç bahsetmemiş.

Baktım, adam karısını aşığıyla basan koca tipi yok. Tam tersine, siki kazık gibi olmuş sıvazlayıp duruyor, gözleri parlayarak bize bakıyor. Bunu görünce,

– “Sağol ortak!” deyip tekrar karısının götünü sikmeye başladım. Kocası iyice yanıma gelmiş, belimi sıvazlayıp,

– “Beline kuvvet ortak!” diyerek beni gazlıyordu. Büşra ise gayet relax bir haldeydi, götüne girip çıkan sikimin keyfini çıkarıyor,

– “Ohhhh! Ahhhh! Immmm! Tam hayalimdeki gibi… Çok güzel!” diye inleyerek başını sağa sola sallıyordu.

Heyecandan dudaklarım kurumuştu. Yutkundum, ağzımın içinde toparlayabildiğim bir iki damla tükürüğü yukarıdan sikimin üstüne bıraktım. Kocası ise belimi sıvazlamayı bırakıp taşaklarıma elini attı. İncitmekten korkar bir şekilde taşaklarımı okşuyordu. Rahatlamamı ve daha çok zevk almamı sağlamak isteyen bir hali vardı.

Doğrulup sikimi Büşra’nın götünden çıkardım. Olayın heyecanı ve kocasının taşaklarımı okşamaları sikimi hiç olmadığı kadar irileştirmişti. Büşra’yı yeniden sırt üstü yatırdım ve amcığına tekrar geçirdim.

Büşra’nın sevdiği gibi sikimi ileri geri sağa sola doğru daire yapa yapa altımda eze eze sikiyordum. Adeta kocasına erkekliğimi kanıtlamak, kadın nasıl sikilir göstermek istiyordum. Kocası pür dikkat izlerken, Büşra darbelerimle,

– “Aaahhhh! Yardın beni! Çok güzel!” diyerek hoşnutluğunu belli ediyordu. Büşra’ya,

– “Off, yordun beni güzel orospum benim!” deyip bacaklarını belime dolayıp sikimi amından çıkarmadan yuvarlandım yatakta. Büşrayı da üstüme çektim.

Büşra kalın sikimin üstünde yaylanmaya başladı. Ellerini geniş göğsüme dayamış vaziyette poposunu yavaş hareketlerle indirip kaldırıyor, kalın sikim amında bir görünüp bir kayboluyor, her kaybolduğunda Büşra’dan bir inleme sesidir yükseliyor,

– “Ohhh! Çok güzellll!” diye mırıldanıyordu arada…

Bu kez Büşra’nın beline sımsıkı sarıldım, boynunu ve memelerini hırsla emip öperken, üstten sabitlediğim Büşra’nın amına alttan hızlı hızlı pompalıyordum şimdi… Büşra’nın gözleri kaydı zevkten, inlemeleri sıklaştı, zevk çığlıkları yükselmeye başladı.

Bunca zamandır siktiğim kadını tanıyordum, iyice yükselmiş, orgazmın eşiğindeydi. Ben de dayanacak noktayı geçmiştim, Büşra’yı yeniden altıma alıp, sikimdeki prezervatifi çıkarıp kenara attım ve misyoner pozisyonunda sikmeye devam ettim.

Büşra, göz kapakları yarıda, dudakları titreyerek, portakal irisi memeleri inip kalkarak nefes almaya çalışıyordu. İki eli iki yanında çarşafı avuçluyor, ben amına kökledikçe bacakları kukla gibi iki yanda istemsizce sallanıp duruyordu.

Zevkimi katlamak için kocasına deminki gibi taşaklarımı okşamasını söyledim. Kocası hemen arkama geçti ve taşaklarımı okşamaya başladı. Bense olanca kuvvetimle sikiyor, karısının zevkini katlamaya çalışıyordum.

Derken sallanan taşaklarımda bir sıcaklık hisettim. Büşra’nın kocası büyük bir iştahla terden sırılsıklam olmuş taşaklarımı sırayla ağzına alıyordu.

O andan itibaren kendimi kaybettim, kulaklarımda uğultular yankılanıyordu. Zaman ve mekan kavramını yitirdim. Büşra’yı yatağa çivilemek istercesine sikiyordum…

Bütün vücudum titremeye, kaslarım kasılmaya başladı. Böyle bir zevk olamazdı. Bütün bunlar yetmezmiş gibi Büşra da yine o bilindik orgazm feryatlarından birini atarak kasılıp, amıyla sikimi bir mengene gibi sarıp sarmaladı ve beni içine hapsetti.

Gözüm kararmaya başladı, homurtular çıkarıp bir nara atarak dibine kadar geçirdiğim Büşra’nın amına döllerimi boşaltmaya başladım. Kocası halen iştahla taşaklarımı somuruyordu. Hiç bu kadar uzun ve çok boşalmamıştım.

Büşra ile durulduğumuzda sevgili kocası halen taşaklarımı yalıyordu. O kadar güzel bir histi ki, hiç bitmesin istedim. Sikim küçülüp kendiliğinden Büşra’nın amından çıkana kadar hiç kimse yerinden kıpırdamadı.

İlk önce ben yana devrildim. Kocasının yüzü sırılsıklamdı, dudaklarının kenarında ve yanaklarında benim ve karısının zevk sıvılarıyla döllerimin karışımı vardı. Kocasıyla anlamsızca birbirimize bakıp kahkahayı koyverdik.

Böyle bir şeyi planladıkları için ikisine de teşekkür ettim. Kocası da bunun daha başlangıç olduğunu söyleyip,

– “Hadi duşunuzu alıp gelin yaramazlar!” diyerek Büşra ile beni banyoya uğurladı 🙂

Büşra ile sıcak suyun altında dakikalarca kaldık. Öpüşüp, birbirimizi okşamalarla yıkanırken vaktin nasıl geçtiğini anlamamıştık. Sevgili kocası banyo kapısından bize,

“Kahvaltı hazır!” diye seslenince ben bornozu giyip çıktım. Büşra da küçük bir havluyu beline dolayıp arkamdan çıktı ve mutfağa geçtik. Kocasının da üzerinde sadece boxeri vardı. Güzel bir kahvaltı sofrası hazırlamıştı. Hep birlikte masaya geçtik.

Büşra oturmak için sandalye yerine benim kucağımı tercih etmişti. Kocası ise hemen yanımızdaki sandalyedeydi. Büşra çikolata sürdüğü kızarmış ekmeği bir kendi ısırıyor bir bana yediriyordu. Kocası ise çaylarımızı dolduruyor, şen şakrak kahvaltı yapıyorduk.

Boştaki elimle Büşra’nın göğüslerini ve amını okşuyor onu yeniden kıvama getirmeye çalışıyordum. Amı yeniden ıslanmaya başlamıştı bile. Üzerindeki fazlalık olan havlusunu bir çırpıda çekip yere bıraktım ve göğüslerini öpüp emmeye başladım. Kocası ise,

“Erkinciğim bir de böyle dene!” diyerek çikolata kavanozunu eline alıp karısının göğüslerine sürmüştü bile…

Göğüslerindeki çikolatayı büyük bir zevkle yalayıp temizledim. Ödül olarak Büşra ağzına bir kaşık bal alıp benim dudaklarıma kapandı. Dilinin üzerindeki balı benim ağzıma aktarırken dillerimiz birbirini okşuyordu. Balın tamamen bittiğinden emin olmak için dilini emerken ben zevkten kendimden geçiyordum.

Sikim eski heybetini kazanmış, Büşra’nın götünün yanakları arasından yükselip ıslanmış amına sürtünüyordu. Ağır ağır bir ritim tutturmuştum ve Büşra’nın amını fırçalıyordum. Kocası,

“Eveeet, yalama sırası Büşra’da!” deyince, Büşra ayağa kalktı ve beni de ellerimden tutup ayağa kaldırdı. Kocası elinde çikolata kavanozuyla duruyordu,

“Sakıncası var mı Erkin?” diyerek kazık gibi olmuş ve karısının şeftalisinin suyuna bulanmış parlayan sikimi gösteriyordu. Ne yapmak istediğini anlamıştım. Sırıtarak,

“Ne sakıncası olacak canım? Seve seve!” diyerek başımı sallayarak onay verdim.

Kocası iki parmağını kavanozun içine daldırıp biraz çikolata aldı. Büşra iki eliyle dibinden sikime sıkıca sarıldı, kocası sikimin kafasından başlayarak her santimine sürdü. Sanki çikolata sürmüyor, sikimi okşuyordu parmaklarıyla. Tekrar tekrar kavanozdan çikolata alıp bolca sürüyordu sikime…

Daha fazla beklemek istemeyen Büşra tuttuğu sikimi bırakıp beni yatak odasına doğru sürükledi. Beni yatağın kenarına oturup çikolatalı sikimi yalamaya, emmeye başladı.

Zevkten gözlerim kaymış, Büşra’nın saçlarını okşuyor, sikimi boğazına kadar sokmaya çalışıyordum. Kocası da hemen yanıbaşımızda yerini almış, benimle beraber karısının çikolatalı sakso servisini zevkle izliyordu.

Büşra dakikalarca yaladı sikimi, çikolatayı yalaya yalaya bitirene kadar, benim zevkten deli gibi kıvranmama rağmen sikimi tertemiz yapana kadar bırakmadı. Büşra’nın yalama işi bittiğinde ise sikim inanılmayacak kadar büyük ve kalın görünüyordu.

Büşra’nın yüzünü, yatakta oturmakta ve bize bakarak sikini sıvazlamakta olan kocasının kucağına doğru çevirip domalttım. Hemen kocasının sikini ağzına aldı Büşra. O kocaman sikimin başını amının dudaklarına değdirdiğim anda Büşra’nın tüm vücudu sarsıldı.

İki elimle Büşra’yı incecik belinden kavramıştım. Sonra sert bir şekilde sikimi amına bastırdım ve Büşra’nın tüm vücudu kocasına kaydı. Bu hareketim kocasının sikinin neredeyse tümüyle ağzına girmesine neden olmuştu.

Sonra ritmik bir şekilde Büşra’yı sikmeye başladım. Sikimi hızla sokuyor, çıkarıyor, tekrar sokuyordum. Her dibine kadar geçirişimde Büşra’nın tüm vücudu kocasına doğru kayıyor ve bu kocasının sikinin biraz daha ağzına girmesine neden
oluyordu.

Zevkten uçmuş gibiydik. Büşra kendini kaybetmişti. Kocasının sikini bazen ağzından çıkararak,

“Ohhhh sikiyor beni sevgilim… Ahhhh çok güzel… Müthiş sevgilim… Siki aklımı başımdan alıyor biliyor musun? Ohhhh, çok güzel… Ohhhhh!” diye inliyordu.

Üçümüz de kendimizden geçmiş gibiydik. Ağzımdan hırıltılar ve homurtular eksik olmuyordu. Yandaki elbise dolabının aynasından kendime baktığımda yüzümde hayvani bir ifade vardı.

Her kökleyişimde Büşra’nın vücudu ileri doğru kayıyor, memeleri sallanıyordu. Yüzü, her kökleyişimle kocasının bacak arasına daha bir gömülüyordu. Deli edici bir manzaraydı.

Köklemelerimi gittikçe sertleştiriyor, bütün gücümle Büşra’nın amına yükleniyor, adeta onu kocasının bacak arasına çivilemek istiyordum. Bu köklemelerim, daha fazla dayanamayan Büşra’yı çılgına çevirmiş gibiydi. Tüm vücudu titriyor, dalga dalga sarsılıyordu. Ağzı bir mengene gibi kocasının sikine yapışmış halde orgazm oluyordu.

Kocası da kendini daha fazla tutamadı ve küçük bir inilti kaçırdı ağzından, o da boşalıyordu. Ben de bir daha dipleyip sikimin ucunda can çekişen Büşra’yı izledim durulana kadar…

Kasılmaları bittikten sonra Büşra’nın yatağa sırt üstü uzamasını sağlayıp altıma aldım. Kocasının mahmur bir yüzle bizi izlediğini gördüm. Kocasına bakarken Büşra’nın bacaklarını iki elimle dizlerinin arka kısımlarından kavrayıp kaldırdım. Büşra’yı adeta ikiye katlamıştım.

Yeniden amına geçirip inanılmaz bir hırsla tekrar sikmeye başladım. Koskocaman, kıllı azman sikim bir piston gibi girip çıkıyordu Büşra’nın amına… Küçük amı kocaman bir ağız gibi açılmıştı şimdi…

Sikimin çevresini sımsıkı yapışan şişmiş am dudaklarının görüntüsü müthişti. Kocaman sikimin am suları ile ıslandığı için pırıl pırıl parlayan görüntüsü de müthişti doğrusu…

Ama beni belki de en çok etkileyen, Büşra’nın yüzüydü. Zevkten çarpılmış, gözleri kaymış, duakları aralanmıştı. İnanılmaz tahrik edici bir manzaraydı bu… Sikimi büyük bir hırsla her kökleyişimde ağzından küçük inlemeler kaçıyor,

“Ahhhhh… Immmmhhh… Ohhhhhh… Sik beni… Ohhhh sik beni… Sik beni…” diyordu. Zaten sikiyordum. Kocasının yanında altıma almış, gaddarca sikiyordum.

Bakışlarım sonsuzda sabitleşmiş gibiydi. Sikim Büşra’nın artık bir göle dönmüş, vıcık vıcık amına girip çıkarken şakırtılı sesler çıkarıyordu. Üstelik giderek daha hızlı sikmeye, sikimi daha büyük bir hırsla köklemeye başlamıştım.

Büşra yine peşpeşe kasılmaya başlamıştı. Vücudu iki büklüm altımda, dalga dalga, kıpır kıpırdı. Götünün yanakları kıvrılıp bükülüyor, sağa sola, yukarı aşağı oynuyordu. Sanki dans ediyor gibiydi altımda…

İnlemeleri artık küçük çığlıklara dönüşmüştü. Zevkten çırpınıyordu. Gözüm yeniden kocasına takıldı, yeni yeni sertleşen sikiyle oynuyor, parlayan hayran gözlerle altımdaki karısına bakıyordu.

O anda aklıma müthiş birşey geldi. Kafamla kocasına Büşra’nın yanını işaret ettim. Kocası hemen sevinçle uzandı. Yarı baygın haldeki Büşra da durulmuş, kedi gibi mırıltılar çıkarıyordu.

Doğruldum, sikimi amından usulca çekip çıkardım. Sikilmekten kızarmış am dudakları gerilmiş, amı, içi gözüken sulu bir hal almıştı. Yavaşça kapandı o açıklık. Terden su içindeydik.

Büşra, amından çıkan o kocaman, kapkalın ve kıllı sikimi yine büyük bir hayranlıkla seyrediyordu. Bakışları sikime odaklanmış, içinden çıkmamdan pek memnun olmamıştı.

Ben ise gerçekten iyi dayanmıştım, biraz evvel boşaldığım için… Ama kendimi kastığım için taşaklarım da ağrımaya başlamıştı, artık boşalıp rahatlamam gerekiyordu.

Büşra’nın ellerinden tutup arkası dönük bir şekilde kocasının üzerine doğru ittim. Ne yapmak istediğimi anlamıştı Büşra. Bir elini bacaklarının arasına sokup kocasının sikini tutmuştu bu arada. Götünün deliğine hizaladı kocasının sikinin başını…

Terlerimizden ve am sularıyla vıcık vıcık ıslanmıştı göt deliği. Sikin başı değdiği anda birden açılıverdi göt deliği ve adeta içine çekti kocasının sikini. Büşra kendini kocasının kucağına bırakıverdi birden… Yağ gibi kayarak girdi sik Büşra’nın götüne…

Kocasının taşaklarının amının dudaklarına yapıştığını hissettiği anda da irkildi. Susamış bir ağız gibi am dudakları titriyordu. Am dudakları sanki spazma tutulmuş gibi bir sıkışıyor, bir gevşiyor, manzara beni mahvediyordu.

Bu davete daha fazla karşı koyacak gücüm yoktu. Ki Büşra elini uzatıp beni çağırdı. Yavaş yavaş Büşra’ya sokulurken, sikimin her geçen an biraz daha kalktığını görebiliyordum.

Büşra elini uzatıp sikimden yakaladı bir anda. Parmakları bir pençe gibi kavramıştı sikimi. Sonra iyice çekerek, daha da çok sokulmamı sağladı. Biraz öne eğildi ve sikimi ağzına aldı. Poposu da hareketlenmişti şimdi. Küçük hareketlerle kocasının sikinin üstüne oturup kalkıyor, götünü siktiriyordu ona da…

Zevkten uçmak üzereydim. Hiç birşey yapmadan öylece duruyordum ve güzel ağzının sikime yaptıklarının zevkini çıkarıyordum yalnızca. Fazla uzun yalamasına izin vermedim, çünkü amına boşalmak, o sıcaklığı hissetmek ve gerilen kaslarının verdiği hazzı yeniden yaşamak istiyordum.

Geri çekildim, oyuncağı elinden alınan bir çocuk gibi olmuştu.

“Hadi Büşra, o amına koymak istiyorum. Kocan götünü sikerken amına geçirmek istiyorum!” dedim.

Benden aldığı emirle ilk önce sırtını kocasının göğsüne yaslayarak, vücudunun üst kısmını geriye verdi. Peşinden de dizlerinden büktüğü bacaklarını karnına çekip, ayaklarını, kocasının bacaklarının iki yanından, yatağa bastı.

Gözlerimin önündeki manzara müthişti kocasının götündeki siki ıslanmış, taşaklarının hemen üstündeyse benim eserim olan sikilmekten kızarmış ve zevk sıvılarıyla parlayan istekle açıp kapanan am vardı. Sikmeden önce amını yalamak istedim. Eğilip dudaklarımı o kaymak gibi amına gömdüm.

“Immmm!” diye inledi Büşra, “Çok güzelll!”

Dilim klitorisinde çalışıyor, arada aşağılara kadar iniyor, sonra amının dudaklarını içlerini yalayarak tekrar yukarıya çıkıyordum. Elimden geldiğince bu faslı uzatıp onlarla birlikte boşalmak istiyordum. Büşra fazla dayanamadı ve

“Gel hadi, sen de sok bana.. Amıma sok sen de… Hadi!” diye mırıldandı.

Vücudumdaki tüm sinirler, tel tel gerilmişti. Sonunda, her şeyin tepe noktası olan o müthiş an gelip çatmıştı işte. Hiç acele etmeden sokuldum. Dizlerimi kocasının iki yanında sağlamca basmıştım yatağa…

Biraz daha sokuldum ve bir elimle dibinden kavradığım sikimi aşağı büküp, o kocaman bir mantara benzeyen başını, Büşra’nın amının susamış bir ağız gibi açık duran dudaklarının arasına soktum.

Bu temas, Büşra’nın tüm vücudunun titremesine neden olmuştu. Sonra birden ve tek bir harekette, dibine kadar geçiriverdim. Yine aynısı olmuş, kendimi kaybetmiştim, sanki beynim uyuşmuştu.

Kocasının dibine kadar karısının götüne gömülü olan sikinin benim altımda ezildiğini hissediyordum. Tanrım, müthiş bir şeydi bu. Taşaklarımız birbirine yapışmıştı. Büşra ise tümüyle delirmiş gibiydi. Titriyor, sarsılıyor, çırpınıyor, çığlıklar atıyordu.

Dakikalarca sürdü bu. Sonra Büşra’yı sikmeye, sikimi amına sokup çıkarmaya başladım. O kadar çok şiddetli sikiyordum ki, kocası kıpırdayamıyordu bile. Kocasının siki öylece, köküne kadar gömülü duruyordu karısının götünün içinde…

Ben sokup çıkardıkça, sikim, onunla beni birbirimizden ayıran incecik et duvarın üstünden sikine sürtünüyor ve aklımı başımdan alıyordu. Büşra ise çıldırmış gibi çırpınıyordu aramızda…

“Ohhhhh sevgilim…” diye bağırdı birden, “Ohhhh, zevkten deliriyorum sevgilim… Müthiş bir şey bu… İçim sik doldu sevgilim… Ohhhh sikin beni!” diye devam etti.

Ben de giderek artan bir hırsla sürdürüyordum onu sikmeyi. O koskocaman sikim, yine akıl almaz bir hızla girip çıkıyordu karısının amına. Her geri çekilişimde, en ucuna kadar çıkarıyor, sonra da tek ve uzun bir hareketle dibine kadar geçiriyordum.

Kocası da daha fazla hareketsiz kalmaya dayanamadı ve elinden geldiğince sikmeye başladı Büşra’nın götünü. Pozisyonumuz fazla hareket etmesine izin vermediği için benim kadar hareketli değildi. Siklerimiz sanki birbirine karışmış gibiydi…

Boşalmaya yakın olduğumu hissediyor ve tüm gücümle kendimi tutup, kocasını beklemeye çalışıyordum. Ama bu sefer iyi dayanıyordu kocası. Sikiş uzadıkça da ben hayvani bir hisle daha da hızlanıyordum, daha da sertleşiyordu hareketlerim…

Artık öyle bir hırsla sokuyordum ki sikimi Büşra’nın amına, her seferinde ikisini birden yatağa çiviliyordum sanki…

Sonra müthiş bir şekilde bütün kaslarım kasılmaya, vücudum karıncalanmaya başladı. Sanki her hücrem uyuşmuş, kendini kaybetmişti. İstemsizce, sokaktan geçenlerin bile duyacağı bir homurtu yükseldi benden…

Son bir kez dibine kadar geçirdim sikimi Büşra’nın amına. Kocasının siki de taşaklarına kadar girmişti Büşra’nın götüne. Sikimin birden kabardığını hissettim. Boşalıyordum. Sikim bir nabız gibi atıyor, Büşra’nın amının içine döllerimi
dolduruyordum.

Birden kocasının siki de bir nabız gibi atmaya başladı. O da patlayıvermişti. Benimse halen hiç bitmeyecekmiş gibi döllerim çıkıyordu sikimden. Büşra zaten tümüyle çıldırmıştı. O kadar yüksek çığlık atıyordu ki, susması için dudaklarına yapıştım.

Sonra dünya karardı. Büyük bir zevk denizinin içinde yüzüyordum adeta. Birbirine yapışık vücutlarımız zevkten kasılıyordu. Üçümüz de yüklerimizi son damlasına kadar boşaltmakla meşguldük.

Kocasının küçülen sikini ince et duvara rağmen hissedebiliyordum. Büşra’nın bir mengene gibi açılıp kapanan delikleri ise son döl damlalarımızı bile sağıyor
du…

Birkaç dakika sonra doğrulacak gücü kendimde anca bulabildim. Üçümüz de zevk sarhoşuyduk resmen. Gözüm direkt Büşra’nın amına kaydı, amının etrafı bir göl olmuştu resmen. Sertliğini yitirmiş sikimi usulca çekip çıkardım amından.

Kadının amı benim döllerim ve amının suyuyla beyaza bürünmüş vaziyetteydi. Doldurup taşırmıştım resmen amını. Sadece sikim değil, taşaklarım bile köpüklü beyaz sıvıya bulanmıştı. Büşra’nın hali ise daha da beterdi, amından süzülen döllerim önce kocasının sikine akıyor, ordan da taşaklarına süzülüyordu.

Aptal aptal bu manzarayı seyrettim uzunca bir süre, hipnoz ediciydi resmen. Bir süre sonra onlar da kendine geldi. Büşra kocasının üzerinden kalkıp, zevkle gerinerek,

“Oooffff bee, ne siktiniz beni!” diyerek kocasıyla bana öpücükler verdi. Kocası da sebebsiz sebebsiz sırıtıyor, halen kendine gelmeye çalışıyordu, ki,

“Ne dersiniz gençler, bu sikişin ödülü olarak hep birlikte bir tatili hak ettik mi?” diyerek mutluluğunu belirtti.

Kocası bunu söylerken Büşra çoktan boynuma atlamış, birlikte banyonun yolunu tutmuştuk bile 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir